Rusya'da Seçim Mevsimi Sona Erdi: Bahar Gelecek Mi?

A- A A+

Bütün dünyanın merakla izlediği Rusya’daki başkanlık seçimlerinden beklenen sonuçlar çıktı. 2000-2008 yılları arasında iki dönem üst üste devlet başkanlığı yapan V.V. Putin %64,4 oy oranıyla ilk turda ipi göğüsledi. 96 bin seçim merkezinde sandığa giden 109 milyon seçmen yine Putin’i tercih etti.


Komünist Parti lideri Genadi Zyuganov %17,1, milyarder işadamı Mihail Prohorov %7, ulusalcı lider Vladimir Jirinovski %6,7 ve Adaletli Rusya Partisi lideri Sergey Mironov %3,73 oy aldı. 2008-2012 arası anayasal zorunluluktan dolayı Dmitriy Medvedev’i yerine aday göstererek bir dönem ara vermek zorunda kalan Putin, seçim sonuçları açıklandıktan sonra zaferini Manejnaya Meydanı’nda Medvedev ile birlikte çıktığı platformda gözyaşlarıyla kutladı. Rusya’da yeniden Putin dönemi başlıyor. Rusya’da yine “Putinizm” kazandı.(1) Üstelik bu sefer dört yıl değil artık altı yıllığına iktidarda.

 

Rusya, yakın tarihinde ilk defa bu kadar ciddi ve yoğun olarak seçimleri ve sonuçlarını tartıştı. Ülke son iki aydır parlamento seçimlerinin sonuçlarından memnun olmayanların protesto gösterilerine sahne oldu. Dün yapılan seçim sonuçları da bugünden tartışılmaya başlanacak. Önümüzdeki günlerde Rusya’dan daha çok protesto haberleri duyacağız. Son iki aydır protesto mitinglerini iktidar partisi Birleşik Rusya (Yedinaya Rossiya) ve Putin yanlılarının destek mitingleri takip ediyordu. Önce parlamento seçimlerinin sonuçlarına bir göz atalım: 450 koltuklu Duma’da iktidar partisi Birleşik Rusya Partisi 238, Komünist Parti 92, Adil Rusya Partisi 64, Liberal Demokrat Parti 56 milletvekilliği aldı. Bu sonuçlara göre Putin’in partisi Birleşik Rusya oyların %49,6'sını, Komünist Parti oyların %19,1’ini, Adil Rusya Partisi %13’ünü, Liberal Demokrat Parti ise % 11,6’sını alarak Duma’ya giren partiler oldular.

 


Katılım oranının %60 olarak gerçekleştiği bu seçimlerde iktidar partisi, koalisyonlara yol açmayacak şekilde en fazla oy alan parti olsa da, Birleşik Rusya’nın bir önceki seçimlere nazaran dikkati çeken bir oy kaybına uğradığı görülmekteydi. Daha önceki seçimlerde Putin’in partisi %64,4 oy almıştı. %64,4 oy oranından %49,6 oy oranına gerileme iktidar partisi açısından kazanılmış bir seçimde kaybetmek anlamına da geliyordu. Bu yüzden “Pirus Zaferi”(2) olarak adlandıranlar dahi çıktı. Seçimlere katılımın %60 olması ve iktidar partisinin de katılanların ancak yarısının oylarını alabilmesi gerilemenin gerçekten ciddi olduğunun göstergesi sayılabilirdi. Sonuçların hemen ardından Putin’in siyasi geleceği tartışılmaya başladı. Kimi Batılı basın-yayın organlarında Putin için kelime oyunu yapılarak “Put-out” şeklinde analizler yapıldı.


Seçimlerinin ardından AGİT seçimlerin adil yapılmadığını ve Birleşik Rusya Partisi'nin devlet ve medya imkanlarını kendi lehinde kullandığını, seçimlerde ciddi şekilde ihlaller yaşandığını, bazı seçim sandıklarına toplu oylar atıldığını iddia etti. Buna karşılık Medvedev “Birleşik Rusya tam alması gereken oyu aldı, ne fazla ne eksik. Demokratik bir seçim yapıldı” açıklamasında bulundu. Tartışmalara seçimleri dikkatle takip eden ABD cephesinden de katkı yapılması gecikmedi. Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenen AGİT dışişleri bakanları toplantısında seçimlerde gözlemcilik  yapan yetkilileri dinleyen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın seçimlerin hileli olduğunu, Rus seçmenlerin seçim yolsuzluğu ve manipülasyon konusunda geniş bir soruşturmayı hak ettiğini söyleyerek eleştirmesine, Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan ve ABD’deki seçim sistemine eleştiren sert bir açıklama ile cevap verildi. 


Rusya, tarihinde ilk defa bu kadar hararetli, renkli ve hareketli bir seçim dönemi yaşadı diyebiliriz. Tartışmalar sokaklara taştı. Parlamento seçimleri sonrasında Rusya birbiri ardına yaşanan mitinglere sahne oldu. Muhaliflerin ve iktidar yanlılarının peşi peşine yaptıkları mitingler, mitinglere katılanların sayısı, seçmenlerin ilginç yöntemleri ve devletin mitinglere yaklaşımı ilgiyle izlendi. Moskova ve St. Petersburg’da seçimleri protesto için izinsiz gösteri yapanlara polis göz açtırmadı. Yüzlerce gösterici gözaltına alındı. Parlamento seçimleri sırasında muhalif sitelere hacker saldırılarının yapıldığı ortaya çıktı. İlginç olan bu saldırıların yoğun olarak Türkiye üzerinden gerçekleştirildiğinin öne sürülmesi oldu.(3)


İktidar ve muhalefet partileri karşılıklı usulsüzlük iddialarını her fırsatta ileri sürdüler. Bir süre sonra, seçimlerde açık açık usulsüzlükler ve ihlaller yapıldığına dair görüntüler yayınlanmaya başladı. Merkez Seçim Komitesi Başkanı Vladimir Çurov, medyaya yansıyan ihlal videolarının sahte olduğunu ve seçim noktası şeklinde dekor edilen dairelerde çekildiğini ileri sürdü.(4) Duma seçimlerindeki hile iddialarının ardından Putin “Tüm seçim sandıklarına canlı yayın yapacak web kamera yerleştirelim” önerisi dahi getirdi. Putin,  protesto gösterilerini ABD’nin cesaretlendirdiğini savundu ve yapılanların belli bir senaryonun parçası olduğunu ileri sürdü.(5) Brüksel'de Rus meslektaşı Lavrov ile görüştükten sonra suçlamayı değerlendiren Clinton, “Biz haklı olduğunu düşündüğümüz endişelerimizi dile getirdik. Rus halkının hakları ve daha iyi bir gelecek için umutlarını destekliyoruz” açıklamasını yaptı. Rusya Anayasa Mahkemesi Başkanı Valeriy Zorkin “Miting düzenleyen muhalif liderlerin, NATO ülkelerinin özel timlerini, Rusya'da Libya örneğinde olduğu gibi yeni bir devlet yapısı oluşturmaya davet etmeye hazır olduklarından şüpheleniyorum" imasında bulundu.(6)


Moskova ve St. Petersburg kentlerinde yeni gösterilere engel olmak için güvenlik önlemleri artırılırken, askeri birlikler de şehir merkezinde görevlendirildi. İlginç başka önlemler de alındı. Mitinglere katılımı azaltabilmek için yerel hükümetin kararıyla Moskova’da lise öğrencileri tam da miting saatinde “Rusça Sınavı” için okullara çağrıldılar. Hatta Rusya Federal Halk Sağlığı Dairesi Başkanı Gennadi Onişçenko muhaliflere “Mitinge katılmanınızı hiç tavsiye etmem, ortada büyük bir grip salgını var, mikrop kaparsınız" diye uyarıda bile bulundu.(7) Moskova’nın Revolutsiya Meydanı’nda muhalefetin mitingden hemen önceki akşam belediye ekiplerince tamirat çalışmaları başlatıldı. Muhalifler bunun üzerine miting meydanı olarak Bolotnaya meydanını seçmek zorunda kaldılar. İktidar karşıtı protestolarda başı çeken “Avangard Kızıl Gençlik” hareketinin ve “Sol Cephe” grubun lideri muhalif eylemci Sergey Udaltsov, 4 Aralık’ta gözaltına alındıktan 25 gün sonra ancak serbest bırakıldı. Bir başka muhalif, internet blogunda yazdıkları ile Rusya’nın en aktif muhaliflerinden olan Aleksey Navalnıy, bir miting sırasında gözaltına alındıktan sonra 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. En popüler müzik kanalı MTV’de Rus şov dünyasının ünlü ismi Ksenia Sobçak’ın “Gosdep” adlı tartışma programı, çekimlere konuk olarak muhalif Aleksey Navalnıy’nın davet edilmesi üzerine, hiçbir sebep bildirilmeden aniden yayından kaldırıldı.(8)


Seçim sonuçlarını kabul etmeyen ve hile yapıldığını savunan muhalif gruplar arabalarına, çantalarına, parmaklarına, pencerelerine protesto amaçlı “beyaz kurdele” takma eylemi başlattılar. 30 Ocak’ta beyaz kurdele takmış, iktidara göre 300 ama muhaliflere göre 3000 araba, Moskova sokaklarında protesto turları attı. Muhalefet, sosyal paylaşım sitelerini de aktif propaganda aracı olarak kullandı. Youtube’da ünlü isimler iktidar karşıtı gösterilere katılma sebeplerini anlattıkları görüntülerde boy gösterdiler. Putin’in seçimler için hazırlattığı web sitesi “www.putin2012.ru” açılır açılmaz, destekçilerle muhaliflerin mücadelesine sahne oldu. Seçmenlerin Putin’e önerilerini yazmak için açılan özel sayfa, muhaliflerin sert eleştirileri ile dolmaya başlayınca müdahale edilmek zorunda kalındı. Muhalefet, ardı ardına yaptığı mitinglerinden birisini özellikle 4 Şubat günü düzenlediler. Bilindiği gibi 4 Şubat 1990’da Moskova'da SSCB'nin yıkılmasına zemin hazırlayan en büyük miting yapılmış, “Milyonluk miting” diye anılan bu protestoya yüz binlerce insan katılmış ve çağdaş Rusya tarihinin en büyük mitingi olarak kayıtlara geçmişti. Bir anlamda muhalefet yaklaşan "4 Mart" seçimlerine "4 Şubat" ruhuyla karşı koymayı düşünüyordu. Moskova Belediyesi, 4 Şubat’taki gösteri için muhalefetin istediği güzergahı “güvenliğin sağlanamayacağı” gerekçesiyle kabul etmeyerek değiştirdi. Muhalifler son bir ümit dercesine 26 Şubat 2012’de “Adil seçim” sloganıyla, beyaz kurdeleleri simge yaparak sokağa çıktılar ve Moskova’nın merkezindeki “Sadovoye Kaltso” adı verilen 16 kilometrelik çember yolu el ele tutuşarak çevrelediler. Eyleme katılanların sayısını polis kaynakları 11 bin, eylemin organizatörleri ise 30 bin olarak açıkladı. Ancak, dün yapılan başkanlık seçimlerinin sonuçları Rusya halkının, azalsa bile hala Putin’e destek verdiğini ve onu ülkenin başında görmek istediğini tüm dünyaya da gösterdi.


Putin’in yeniden kazanması neye işaret ediyor? Putin Rus halkına neler vadediyor? Halkın Putin’den beklentileri neler? Muhalefet mitingleri Rusya’da bir “Rus Baharı”nın işaretçisi olabilir mi? Putin’in üçüncü dönemiyle birlikte Rusya’nın dış politikası nasıl bir yöne doğru gidebilir? Türk-Rus ilişkilerini yeni dönemde neler bekliyor? 


Genel olarak, parlamento seçimleri öncesinde ülkede yapılan anketlerde hiçbir şikayetim yok diyenlerin oranı yok denecek kadar az çıkmaktaydı. Yani halkın şikayetleri en üst seviyedeydi. Halkın şikayet ettiği konuların başında fiyatların artması, gelirin düşmesi, sosyal güvencenin olmaması, işsizlik, yolsuzluk ve güvenlik gibi sorunlar gelmekteydi. Aslında adaylığını açıkladığından beri yapılan anketlerde Putin’in oyları gittikçe azalma eğilimindeydi. Hatta seçimlerde gözlemci olarak görev yapacak genç hukukçularla sohbet eden Putin, seçimi kaybetmesi durumunda “Çalışmak istemiyorum ve çalışmam da. O zaman, ülkemizin yurttaşları Rusya’nın kaderini başka ellere verirse, demek ki başka insanlar çalışmalı, daha iyisini yapmalı. Bu insanlara da ülkenin önünde duran meseleleri halletmeleri için yardım etmeli. Ben de bunu yapacağım. Kimseye safra kusmayacağım” şeklinde bir açıklama dahi yapmıştı.(9) Sonra ibre yeniden Putin tarafına doğru kaymaya başladı. 4 Mart tarihine yaklaşıldıkça bu sefer Moskova'da “Putin'e evet, turuncu devrime hayır” mitingleri yapılmaya başladı. Bu mitinglerin en büyüğünde 140 bin kişinin toplanması Başbakan Putin’i hem çok mutlu etti, hem de şaşırttı.

 

İbrenin Putin tarafına kaymasının arkasındaki bazı sebeplere bakmak gerekir. İlk olarak, Putin seçim kampanyasını çok iyi ve planlı yürüttü. Peş peşe ülkenin önde gelen gazetelerinde yayınlattığı makalelerinde gelecek dönemde nasıl bir Rusya oluşturacağının ipuçlarını açıkladı. Bu makalelerinde yaptığı en önemli vurgu ekonomik alanda yapılacaklar hakkındaydı. Bu yazıların birisinde Medvedev'in kendi dönemi için en büyük hedef saydığı “sistemli yolsuzlukla mücadele” ve “yatırım iklimini iyileştirme” reformlarında başarısızlığına dikkat çekerek kendi döneminde bu iki konuya özellikle eğileceğini ifade etti.(10) “Demokrasi ve Devletin Kalitesi” başlıklı başka bir makalesinde “Gerçek demokrasi bir anda kurulmaz, dışarıdan kopya edilemez” diye yazdı. Yolsuzlukla mücadele önerilerini açıklarken  “Yolsuzluğa karşı canlı, özel mahkemeler kurulmalı… Oligarkları hallettik, yolsuzluğu da halledeceğiz” diye ekledi.(11)  


Rusya’da seçim öncesi yapılan bir çok anket halkın başlıca şikâyet konularının fiyat artışları, gelirlerde düşüş, sosyal güvenceden yoksunluk, işsizlik, yolsuzluk ve rüşvet gibi sorunlarda yoğunlaştığını ortaya koymaktaydı. Özellikle yolsuzluk ve rüşvet Rusya’nın hala üstesinden gelemediği en büyük sorun olmaya devam ediyor. Transparency International’ın (Uluslararası Şeffaflık Örgütü) 2011 yılı rüşvet ve yolsuzluk raporunda Rusya 182 ülke arasında 143. Sırada bulunuyor. Rusya’dan daha kötü durumda olan ülkeler ise çoğunlukla Afrika ve Asya’nın en az gelişmiş ülkeleri.(12) Seçmenlere yaptığı konuşmalarında Putin, Rusya'yı dünyanın en büyük beş ekonomisi arasına sokacaklarını, kişi başına düşen milli geliri artıracaklarını sık sık dile getirdi. Halkın çoğunluğunun şikayetçi olduğu bu konuda yapılan açıklamaları Putin’e destek olarak dönmeye başladı.


Putin’in bu açıklamalarından hareketle ülkemizde popüler hale gelen bir benzetmeyi kullanarak şöyle bir sonuca varabiliriz: Başkanlık görevine geldiği ilk dönemini “çıraklık” dönemi olarak sayarsak, bu dönemde Putin açısından esas olan merkezi yönetimi güçlendirmek ve Kremlin politikalarına burunlarını sokan ultra-zengin işadamları oligarkları hizaya getirmekti. Başardı da. “Kalfalık” dönemi olan ikinci Başkanlık döneminde ise içte istikrarı sağlamış bir ülkenin güçlü lideri olarak dış politika konularıyla yakından ilgilenerek ülkesini yeniden eski saygın günlerine döndürebildi. Ancak, bu iki dönemde petrol ve doğalgaz satışlarıyla kazanılan milyarlarca dolar bir türlü sıradan halka yansıtılamadı. Ekonominin enerji hammaddelerine bağımlılığı, yolsuzluk, rüşvet, düşük maaşlar ve fakirlik bir türlü önlenemedi. Putin, seçim kampanyasına üçüncü döneminin, yani “ustalık” döneminin ekonomiye ağırlık verilecek bir dönem olduğunu ifade ederek sıradan seçmene iyi bir mesaj verdi.


Muhalefet partileri alternatif projeler ortaya koyma yerine genellikle sözlü eleştirilerde bulundular. Bu da seçmeni ikna etmek için yeterli olmadı. Parça parça, her birinden farklı sesler yükselen ve aralarında birlik sağlayamamış muhalefetin sorumluluk alarak ülkeyi yönetme yetilerinin olmadığının anlaşıldığı ülkede Putin’in ve partisi Birleşik Rusya’nın alternatifinin hala olmadığı çok açıktı. Muhalefetin, mitinglerde seslendirdikleri “Putin olmasın da kim olursa olsun” düşüncesini ifade etmekten başka bir işe yaramayan “Putinsiz Rusya” sloganları halktan karşılık bulmadı. “Putinsiz Rusya” sloganı üzerinde yoğunlaşan liberal muhalifler, Putin’in bizzat oluşturduğu bugünkü siyasi elitin yerine geçecek bir alternatif elit veya ekip sunamadılar. Üstelik “Putin giderse hayat düzelecek mi?” sorusuna cevap vermemeyi tercih ettiler.(13) Ülkede herkesin birbirine sorduğu “Putin değilse kim?” sorusu havada cevapsız kalınca oylar Putin açısından artış eğilimine girdi. Putin’i eleştirenlerin önemli bir kısmı yerine bir alternatif öneremediler. Eleştirenlerin bir kısmı ise  “Putin kalsın ama değişsin” noktasındaydılar. Değişim isteğini dile getirenler yolsuzluk ve rüşvetin bitirilmesini, devlet ve bürokrasi karşısında bireyin daha özgür hale gelmesini talep ediyorlardı.  


Rusya’yı biraz yakından tanıyanlar ülkedeki havanın sadece Moskova’dan bakılarak değerlendirilmesinin yanlış olacağının farkındaydılar. Seçimlerin sonucu Putin’in büyük şehirlerdeki geliri ve eğitimi yüksek kesimden daha az destek almasına rağmen, genel olarak taşradaki popüleritesini koruduğunu ortaya çıkardı. Moskova gibi büyük şehirlerde yeni oluşmaya başlayan orta sınıf, liberal düşünceleri seslendirmeye devam etse de Rusya’nın geri kalanında hala demokrasiden daha fazla önemsenen bir konu vardı. Halkın yeni başkandan  bir numaralı beklentisi, Rusya’yı eskisi gibi büyük, saygı duyulan süper güç konumuna geri döndürmesi yönündeydi. SSCB dağılalı henüz 20 yıl olmuştu ve dağılmanın seçmen kitlesinin ezici çoğunluğunu oluşturanlarda meydana getirdiği travma hala geçmiş değildi. SSCB dağıldığında doğmuş olanlar ilk defa seçimlere gidiyorlar ve eskiyi hiç bilmiyorlardı. Ayrıca nüfusta yaşanan hızlı düşme genç seçmenlerin sayısını olumsuz etkilemişti. Bu yüzden Arap ülkelerindeki gibi meydanları dolduran gençleri görmek zorlaşıyordu. Rusya gibi muhalefetin sindirildiği, devletin basından ekonomiye, eğitimden spora kadar neredeyse her şeyi kontrol ettiği, üstelik bu durumdan çok az insanın şikayetçi olduğu bir ülkede, seçim mevsiminin sona ermesi bahar mevsiminin başlayacağı anlamına gelmiyor.


Putin’in bir başka başarılı politikası Rusya’da önemli bir nüfusa sahip olan Müslümanların desteğini de sağlamak oldu. Parlamento seçimlerinin Kafkasya açısından en ilginç sonucu, Çeçenistan’da seçmenlerin %94’ünün seçimlere katılması ve oyların yüzde %99,51’inin Birleşik Rusya’ya verildiğinin ortaya çıkması olmuştu. Bölgenin en yoksul cumhuriyeti Dağıstan’da da Birleşik Rusya'ya %90'ın üstünde oy çıktı. Kuzey Osetya'da bu oran %70, İnguşetya'da ise %90,9 olarak açıklandı. Parlamento seçimlerinden önce Rusya’ya bağlı Başkortistan Cumhuriyeti’nde Kurban ve Ramazan bayramlarının resmi tatil ilan edilmesinin ardından Yüksek Mahkeme, 23 Eylül 2011'de kararın anayasaya aykırı olduğuna hükmetmişti. Putin 15 Aralık 2011 tarihinde canlı yayında vatandaşlardan gelen soruları cevaplarken kendisine bu konu sorulduğunda, bu tür bayramların federatif birimlerde resmi tatil olarak ilan edilmesinin mahzurlu bulmadığını açıklamıştı.  Putin'e göre Rusya Federasyonu topraklarında hangi dine bağlı olursa olsun hiç kimse haklarının ihlal edildiği kanısına kapılmamalıydı. Rusya Yüksek Mahkemesi, Başkortistan’da Kurban ve Ramazan bayramlarının tatil olmasını “yasa dışı” ilan ettiği kararını 22 Aralık 2011 tarihinde geri çekti. Böylece ülkeye bağlı diğer Müslüman birimlerde de bu uygulamaya geçilmesinin önü açıldı.(14) Bu durumun Müslümanlar açısından psikolojik etkisi büyük oldu. 


Rusya’da devlet katında hüsnükabul gören “geleneksel dinler”in ruhani liderleri, 8 Şubatta Danilov Manastırı’nda Putin’le bir araya geldiler ve başkanlık seçimi için Putin’e “tam destek” verdiklerini açıkladılar. Putin, görüşmede devletin dini kurumlara daha fazla maddi destek sağlaması gerektiğini söyledi. Moskova’daki buluşma sırasında Putin sağına  Rusya Ortodoks Kilisesi’nin başı Patrik Kirill’i, soluna da Rusya Müslümanları Yüksek Müftüsü Talgat Tacuddin’i oturttu. Toplantıya katılan Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynutdin de, “Ülkemizin gücünü hissediyoruz. Bu istikrar korunmalı” açıklamasını yaptı. Rusya Yahudilerinin baş Rabbisi Berl Lazar ise, “Minnettarlık bizim için çok önemli. Size minnettarız ve istikrar için dua ediyoruz” diye konuştu. Putin toplantıda ayrıca dini okulların sayısının arttırılması için daha fazla kaynak ve devlet televizyonlarında daha fazla dini yayın zamanı sözü verdi. Putin, ibadethanelerin yenilenmesi ve din eğitimi veren okullar açılması için yaklaşık 118 milyon dolara tekabül eden bir kaynak ayrılacağını da söyledi.(15) Bütün bunlar hemen Putin’in oy hanesine kazanç olarak akmaya başladı.


Putin’in seçimlerde en büyük kazancı insanlarda “rakibinin olduğu” ama “alternatifinin olmadığı” düşüncesini canlı tutması oldu. Gerçekten de seçmenlerin önüne rakip olarak çıkan adayların hiçbirisi Putin ile kıyaslanacak adaylar değildi. Seçmenler Komünist Parti’nin lideri Zyuganov ile aşırı milliyetçi söylemleriyle bilinen Liberal Parti’nin başkanı Jirinovski’ye seçimlerin demirbaşları olarak artık çoktan alışmışlardı. Diğer aday olan oligark Prohorov’un ise Putin’in isteğiyle aday olduğuna dair söylentiler ortalıkta dolaşıyordu. Basında başkanlık seçimleri için son başvuru tarihi olan 15 Aralık günü Mihail Prohorov’un belgelerini teslim etmekte geciktiği, buna rağmen Merkez Seçim Komitesi'nin adaylığını kabul ettiği ileri sürüldü. Bunu Prohorov’un “Kremlin ile arasındaki anlaşmaya” bağlayanlar, “Başka biri olsa beklemezlerdi” diye yorumladılar.(16) Kimileri Prohorov’un Kremlin ile özel anlaşmaya vardığı iddiasını ortaya attılar. Başbakan Putin’in çevresindeki kaynaklara dayandığı öne sürülen haberlerde, “Önümüzdeki devlet başkanlığı seçim kampanyası tiyatro oyununu andıracak. Başrolde Putin olacak. Prohorov’a ise, memnuniyetsiz vatandaşların oylarını çekme ve seçim kampanyasına legal görünümü verme talimatında bulunuldu” ifadelerine yer verildi.(17)



Seçmenleri etkileyen ve Putin etrafına toplayan bir çok sebep daha sayılabilir. Ortadoğu’da yaşanan çalkantılar, Avrupa’yı etkisi altına alan Euro Bölgesi borç krizi, muhalif grupların sokak gösterilerinin 1990’ların istikrasız ilk yarısını hatırlatması ve ülkedeki gerginlik ortamı istikrar ve güven isteyenleri Putin’in etrafında topladı. Yani en başta söylediğimiz gibi Putinizm bir kez daha kazandı. Parlamento seçimleri sonrası muhalefetin gösterilerini baz alarak Putin için erken son öngörenler yanıldılar. Rusya’da halk parlamento seçimleri ile devlet başkanlığı seçimlerini her zaman farklı yaklaşır. Meseleye sübjektif olarak yaklaşılıp Rus halkının mantalitesi açısından bakıldığında ortada şaşılacak bir durum yok aslında. Rus halkının bilinçaltında iktidar, merkezin gücü ve uyguladığı baskıyla eşdeğer manaya geliyor. Bu yüzden psikolojik olarak Rusya’da halk merkezi idareye yani otoriteye, güce korkuyla karışık bir saygı duymaktadır. Rus tarihindeki ülkeye çağ atlatan dönüm noktalarına baktığımızda tamamının baskıcı ve otoriter liderlerin zamanında gerçekleştiğini görmekteyiz. Rus toplumu da en iyi bu yıllarda organize olmuştur. 


Konuya objektif olarak yaklaşıldığında, Rus halkı için henüz çok yeni sayılabilecek 20 yıllık demokrasi döneminde siyasi tercihini gösterebileceği ve devlet idaresine katılabileceği tek yerin Devlet Başkanlığı seçimleri olduğunu söyleyebiliriz. 70 yıllık Sovyet sistemi tek parti ve tek adam sistemine insanları yatkın hale getirmiş ve sivil inisiyatifi tamamen ortadan kaldırmıştı. SSCB sonrasında ortaya onlarca parti çıkmasına rağmen Komünist Parti dışında hiçbir partinin halen toplumsal tabanı bulunmamaktadır. Kurulan partiler bu sebeple hep başarısız olmuşlar ve kaos devam etmiştir. Rus halkı için bir anlam ifade eden tek seçim vardır, o da Devlet Başkanlığı seçimidir. Putin gibi karizmatik bir kişinin bu makama geçmesiyle Rus halkı için sorun kendiliğinden hallolmuş sayılabilir.(18)


Liberal ve demokratik söylemlerle ilk zamanlarda dikkatleri üzerine çeken Medvedev aslında Rusya kendisi gibi bir lidere hazır olmadığı için hiç şansı yoktu. Vladimir Putin, devletçiliği, teşkilatçılığı, düzeni, istikrarı ve gücü temsil ederken; Medvedev liberal, demokrat, hukuk devletini savunan, uzlaştırıcı, özgürlükçü, moderniteden ve bireyden yana bir tablo ortaya koydu. Putin dış dünyaya Rusya’nın Avrasyacı yüzünü yansıtırken, Medvedev Batıcı yönünü daha çok ortaya koyan söylemler geliştirdi. Genel olarak bakıldığında, Medvedev’in iktidarı süresince Putin’in gölgesinde kaldığı hatta kontrolünde olduğu ileri sürülebilir. Seçim sürecinde yaşanan gelişmeler aslında bu durumdan Medvedev’in çok da rahatsız olmadığını gösterdi. Medvedev’e bir görev verişmişti ve o da iyi bir görev adamı olduğunu kanıtladı. 


Bundan sonra Putin yönetimindeki Rusya’nın önceki dönemlerde olduğu gibi yine sert politikalar izleyeceğini bekleyebiliriz. Putin dış politikada kesinlikle gerilemeye müsaade etmeyecek ve karakteristik pragmatist politikalarına devam edecektir. Ancak, kendisi de bu dönemde ekonomide başaracaklarının önümüzdeki altı yıl ve belki bir sonraki altı yıl daha Kremlin’in kapılarını kendisine açık tutacağının farkında. Bu yüzden ilk işi ekonomik vaatlerini gerçekleştirmek ama dış politikayı da ihmal etmemek olacaktır. Avrasya Birliği düşüncesini seçim kampanyasından önce açıklayarak ekonomi-politik eksenli bir yol izleyeceğinin işaretlerini aylar öncesinden zaten vermişti. 


Türkiye ile ilişkiler Putin’in üçüncü döneminde de gelişerek devam edecektir. Erdoğan ile Putin'in 2000’li yıllarda ticaret, turizm, inşaat ve enerji gibi stratejik alanlarda hızlandırdıkları ikili işbirliği önümüzdeki yıllarda da ilerlemesini sürdürecektir. Türk-Rus ilişkilerinin genel yapısı işbirliği ve rekabetin önümüzdeki yıllarda da ilişkilerin olmazsa olmazı olmaya devam edeceğine işaret etmektedir. İki ülke ilişkileri her iki ülkenin de çıkarlarına hizmet edecek pragmatist ilişkiler olmak zorundadır. Türkiye ve Rusya’nın günümüzde ulaştıkları çok boyutlu ortaklığının aynı zamanda tarihin kötü izlerini ve paylaşılan coğrafyanın zorluklarını da beraberinde taşıdığını unutmamak gerekmektedir. Suriye örneğinde açık bir şekilde gözlemlediğimiz ayrılık aslında iki ülkenin ne kadar hassas bir denge üzerinde durduğunu göstermektedir. Her iki ülkenin tarihsel ve kültürel olarak bağları olduğu ortak etki coğrafyalarında belirecek karışıklıklar ilişkileri hızlı bir şekilde geriye götürme potansiyeline de sahiptir. Böyle bir durumun ihtimal dâhilinde olduğunu bilerek önceden hazırlıklı, temkinli ve tetikte olmak çok önemlidir. Temkinli ve tetikte olmak çok yönlü ilişki ağını her zaman dikkatli bir şekilde koruma ve geliştirmeyi, sorun çıkması durumunda ise akılcı ve pragmatist çözümler ortaya koymayı gerektirmektedir.

 

 

 

Dipnotlar:

(1)Fatih Özbay. “Rossiya vıbirala Putinizm”. BİLGESAM, 06.02.2008. http://www.bilgesam.org/ru/index.php?option=com_content&view=article&id=234 (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(2) Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan zaferler için kullanılan bir tabirdir.
(3) Türkiye’den Zombiler Rusya’yı Çökertti. Hürriyet, 06.12.2011.
(4) Vedemosti, 08.12.2011.
(5) Putin mobilizuyetsya.
http://www.gazeta.ru/politics/elections2011/2012/02/27_a_4013261.shtml (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(6) Valeriy Zorkin. “Rossiya: dvijenie k pravu ili haosu? Sotsialno-gosudarstvenniy krizis i pravovaya sistema”.
Rossiyskaya Gazeta, 26.01.2012, Federalniy vipusk, No: 5668 (15)
http://www.rg.ru/2012/01/26/zorkin.html (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(7) Onişçenko preduperedil oppozitsiyu o riske zarazhenie grippom.
http://www.km.ru/v-rossii/2012/02/24/prezidentskie-vybory-2012-goda/onishchenko-predupredil-oppozitsiyu-o-riske-zaraz
(8) http://www.gazeta.ru/news/lenta/2012/02/14/n_2204553.shtml (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(9) http://www.turkrus.com/haber-hatti/25672-putinden-cekip-giderim-mesaji-
halk-destek-vermezse-safra-kusmayacagimq.html (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(10) Vladimir Putin. “Nam nujna novaya ekonomika”.
Vedemosti, 30.01.2012.
http://www.vedomosti.ru/politics/news/1488145/o_nashih_ekonomicheskih_zadachah (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(11) Vladimir Putin. “Demokratiya i kaçestvo gosudarstva”.
Kommersant, No: 20/P (4805), 06.02.2012.
http://www.kommersant.ru/doc/1866753 (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(12) Aynı raporda Türkiye 62. Sırada bulunuyor.
Bakınız: http://www.transparency.org/publications/publications/other/corruption_perceptions_index_2011
(13) Aleksey Muhin. “Rossiya – bez Putina: variant somnitelniy”.
Nezavisimaya Gazeta, 23.12.2011.  http://www.ng.ru/politics/2011-12-23/2_bez_putina.html
(14) Premier ne isklyuçil, shto musulmnaskie prazdniki stanut vikhodnimi.
http://www.vesti.ru/doc.html?id=661802&cid=5 (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(15) Stenogramma vstreçi predsedatelya Pravitelstva RF V.V. Putina SO
Cvyateyşim Patriarhom Kirllom i lederami traditsionnikh religioznikh obşin Rossii. 08.02.2012.
http://www.patriarchia.ru/db/text/2005767.html (Erişim Tarihi: 05.03.2012)
(16) Nezavisimaya Gazeta, 20.12.2011.
(17) İlya Barabanov, Olga Beşley. “Vtoroe Prişestvie Prokhorova”. The New Times, No:44-45 (229), 26.12.2011.
(18) Fatih Özbay. “Seçimler Rusya İçin Ne İfade Ediyor?”. BİLGESAM, 05.02.2008.
http://bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=1791%3Asecimler-rusya-icin-ne-ifade-ediyor&catid=176%3Aanalizler-rusya&Itemid=239 (Erişim Tarihi: 05.03.2012)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top