Avrupa'da Füze Krizi Derinleşiyor

A- A A+

ABD oluşturmayı planladığı “Füze Kalkanı” Projesi kapsamında Polonya ve Çek Cumhuriyeti ile anlaştı. Anlaşma kapsamında bu ülkelere radar ve balistik füzeleri imha edebilme kabiliyetine antibalistik füze sistemleri yerleştirmeyi planlıyor. Polonya ile yapılan anlaşma hem ABD hem de Polonya parlamentolarında onaylanmayı bekliyor. Anlaşmaya göre; ABD Baltık kıyılarındaki bir askeri üsse 10 füze yerleştirilecek, bunun karşılığında Polonya ordusunun modernizasyonuna yardım edecek, Polonya’nın hava savunmasını güçlendirmek için bu ülkeye Patriot füzeleri konuşlandıracak ve Polonya’ya bir saldırı olması durumunda bu ülkeye yardım edecek.
 

Rusya ise bu projeden son derece rahatsız. Rus yetkililer projenin Rusya’yı hedef aldığını ve ulusal güvenliklerini tehdit ettiğini belirterek bu hareketin cezasız kalmayacağını açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, gerekmesi halinde Avrupa’da füzesavar sistemi kurulacaklarını ve Moskova’nın batısında daha önce geri çekeceklerini açıkladıkları füze üssündeki birliklerin görevlerine devam edeceğini bildirdi. Bu kararı almak zorunda kaldıklarını, çünkü Rusya’nın askeri üslerle kuşatıldığını ve NATO’nun genişlemeyi sürdürdüğü bir dönemde ülkenin birçok tehdit ve zorlukla karşı karşıya olduğunu belirterek, Rusya’nın silah yarışına girmeyeceğini ancak vatandaşlarının güvenliğini korumaya devam edeceğini kaydetti.

 

Ayrıca BDT içinde de füze saldırılarına karşı bir kalkan kurulması için çalışmalara başlandı. Belarus ile ortak füze kalkanı kurulması anlaşması imzalandı. Avrupa’ya kurulacak antibalistik sistemi etkisizleştirmek için Kaliningrad şehrine 500 Km. menzilli İskender füzeleri yerleştirileceği açıklandı. Bu girişimlerin ABD’nin Polonya ile imzaladığı anlaşmaya bir cevap niteliği taşıdığı söylendi.

 

ABD ise Avrupa’da füze kalkanı planlarının şer ekseni olarak saydığı İran ve Kuzey Kore’nin yanı sıra El Kaide gibi örgütlerden gelebilecek tehditlere karşı yapıldığını belirtiyor. Ancak bu açıklamaları Rusya tarafından inandırıcı bulunmuyor. Balistik füzeler ve bu füzeleri imha edecek sistemlerin özellikleri incelendiğinde Rusya’nın haksız olmadığı görülüyor.

 

Balistik füzeler öncelikle atmosferde yükselirler ve yükselmelerini tamamladıktan sonra uçuşlarının büyük kısmını atmosfer dışında yaparlar. Müteakiben tekrar atmosfere girerler ve hedeflerine yönelirler. Atmosfere giren genelde sadece harp başlığını taşıyan kısım olur. Bu da iki sebeple önlemeyi son derece güçleştirir. İlk olarak atmosfere giriş aşamasında muazzam hızlara ulaşılır. Bu da tespit, takip ve önlemeyi çok zorlaştırır. Aynı zamanda reaksiyon süresini kısaltır. Ayrıca atmosferden içeri giren, sadece harp başlığını taşıyan görece küçük bir gövde bloğudur, bunun da radarda tespit edilmesi çok zordur. Bu tür uzun menzilli balistik füzelerin tespiti ve imhası ancak atış anı civarında mümkün olur.

 

Dolayısıyla Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne yerleştirilecek Anti balistik füze sistemleri bu bölgede bu sistemlere sahip ülkelere yönelik olarak kurulmaktadır. Bu ülkeler ise Rusya ve Belarus’tur. İran’a yönelik böyle bir sitemin kurulmasına en uygun bölge Kafkaslar ve Türkiye’dir. Bu konuda İran tehdidinin artması durumunda bu sistemlerin Türkiye’ye konuşlandırılması talepleri söz konusu olabilir.

 

Polonya’ya yönelik Rus tehditlerinin artması pazarlıkta Polonya’nın elini güçlendirmiş ve ABD’den istediği güvenceleri ve yadımları sağlayabilmiştir. Şimdi menfi tutumunu yumuşatması için Rusya’ya bazı güvenceler verilmesi öngörülmektedir. Bu güvenceler ne olursa olsun Rusya’nın bu projeye olur vermesi mümkün değildir. Çünkü böyle bir durumda ABD Rus balistik füzelerine karşı tedbir getirirken, Rusya böyle bir imkana sahip olamayacaktır. Bu da ABD’ye satranç tahtasında önemli bir avantaj ve savunma güvencesi sağlayacaktır.

 

ABD de Rusya’nın bütün tehditlerine rağmen böyle bir projeden vazgeçmesi mümkün görülmemektedir. Çünkü ABD ana karasına yönelik iki önemli tehdit olduğuna inanmaktadır. Birincisi terörizm diğeri Uzun menzilli balistik füze ve nükleer silah tehdididir. Önceliği bu iki tehdide karşı önlem almaya vermiştir. Obama’nın başkanlığa gelmesi ABD’nin dış politikasında üslupta bir yumuşama yaratabilir, ancak dış politika hedeflerinde ve özellikle güvenlik stratejilerinde bir değişim meydana getirmesi mümkün görülmemektedir.

 

Sonuç olarak Avrupa’da her geçen gün daha fazla hissedilen füze krizi derinleşme ve büyüme eğilimi göstermektedir. Yaşanmakta olan ekonomik kriz bu süreci belki biraz öteleyebilir.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top