AİGK/CICA, AGİT Benzeri Bir Teşkilatlanmaya Dönüşebilir Mi?

Aslıhan P. TURAN
18 Haziran 2010
A- A A+

Soğuk Savaş sonrası dönemin, uluslar arası konjonktür açısından en yoğun değişim geçiren kıtası Asya olmuştur. SSCB’nin dağılması kıtanın jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel özelliklerini ve ayrım hatlarını etkilemiştir. Bu durum küresel ölçekli stratejiler geliştirme kapasitesine sahip büyük güçlerin bu değişim sürecinde ortaya çıkan jeopolitik boşluk alanlarını doldurma çabalarında rekabet içine girmelerine yol açmıştır.

Bu temel stratejik değişim, Asya kıtasının uluslar arası ilişkiler içindeki ağırlığını önemli ölçüde etkilemiştir. Bu da küresel ölçekli güçler dışında kıtanın önemli güçlerini de yeni denge arayışlarına yöneltmiştir. Başta Rusya, Çin ve Japonya olmak üzere, Hindistan, Pakistan, İran ve Endonezya, ayrıca Kazakistan, Özbekistan gibi bölgesel güçlerin de devreye girmesiyle Asya diplomasisi karmaşık bir nitelik kazanmıştır. (1)


Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Asya kıtası etnik çatışmalara sahne olmuştur. Sınır anlaşmazlıkları, kaçakçılık, terörizm ve siyasi belirsizlikler kıtanın güvenlik sorunlarını oluştururken, Asya ülkeleri bu sorunların karmaşıklığı ve kıtanın büyüklüğü dolayısıyla çözüm sağlayacak bir örgütlenmeye gidememişlerdir. Asya siyasi, ekonomik, dini, etnik ve kültürel anlamda çok çeşitlilik gösteren bir kıtadır ve tarihsel çatışmalardan kaynaklanan güvensizlik ortamına sahiptir. Bu ortamı yumuşatmak ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in söylediği gibi “Avrasya kıtasında ortak bir güvenlik kuşağı kurmak” amacıyla AİGK (Asya İşbirliği ve Güvenlik Arttırıcı Önlemler Konferansı) için adım atılmıştır. Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD’nin Afganistan müdahalesiyle Asya kıtası devletleri terörizmden ilk kez bu kadar etkilenmiş ve güvenlik boyutuna öncelik veren bir işbirliği platformu önem kazanmıştır. (2) Yazının amacı AİGK’nin kuruluş amaçları ve prensipleri üzerine bilgi verdikten sonra, Asya’nın dünya güvenliğin için önemi ve AİGK’nin teşkilat yapısına kavuşma potansiyeli ile Türkiye’nin dönem başkanlığının olası katkıları üzerine inceleme yapmaktır.


AİGK’in kuruluşu ve temel belgeleri
AİGK oluşumu fikri 1992 yılında, BM Genel Kurul toplantısında Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev tarafından ortaya atılmıştır. Barış ve güvenlik eksenli bir örgüte sahip olmayan Asya için bu yeni oluşum Asyalı devletler tarafından da desteklenmiştir. 14 Eylül 1999’da Almaata’da toplanan ilk Dışişleri Bakanları toplantısında Declaration on the Principles Guiding Relations among the CICA Member States, 4 Haziran 2002’de yine Almaata’da düzenlenen ilk Zirve Toplantısı’nda ise Almaata Senedi kabul edilmiştir. AİGK’nin temel prensipleri eşit egemenlik, üye devletlerin iç işlerine karışmama ve ekonomik, sosyal ve kültürel işbirliğini geliştirmektir. (3)


1999 yılında kabul edilen Bildiri’de AİGK’nin amaçları çok taraflı politikalarla barış, güvenlik ve istikrarı geliştirmek amacıyla işbirliğini güçlendirmek, terörizmin bütün şekillerini ve sonuçlarını yok etmek, yasadışı uyuşturucu üretimini ve ticaretiyle mücadele etmek, Asya’da refah ve istikrar için ticari ve ekonomik işbirliğini ilerletmek, kitle imha silahlarını yayılmasını önlemek ve yok etmek, insani konular kapsamında yeni önlemler düzenlemek, ilişkilerde karşılıklı saygı, anlayış ve tolerans sağlamak, üye devletlerin güven arttırıcı önlemleri yürürlüğe sokmalarını kolaylaştırmak şeklinde sıralanmıştır. Aynı belgede forumun temel prensiplerinin egemenlik haklarına saygı, tehdit ve güç kullanımından kaçınmak, devletlerin toprak bütünlüğüne saygı, ihtilafların barışçıl çözümü, devletlerin içişlerine karışmama, silahsızlanma ve silahların kontrolü, ekonomik, sosyal ve kültürel işbirliği ve insan hakları ve temel özgürlüklerin güvence altına alınması olarak belirlenmiştir. (4)


Almaata Zirvesi’nde AİGK’ye Asya’da anlaşmazlıkları çözme yollarını arayan bir forum görevi de tanınmıştır. Güvenlik konseptine yeni bir yaklaşım getirilmiş, sosyo-ekonomi, ekoloji, demografi ve enerji konuları da güven arttırıcı önlemler çerçevesine dahil edilmiştir. AİGK, Asya’da barış, güvenlik ve istikrar sağlamak, işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulmuş çok uluslu bir forumdur. Forum, Asya’daki istikrarın dünyanın geri kalanının istikrarıyla yakından ilişki içinde olduğu algısı üzerine temellendirilmiştir. Üye devletler BM Şartı’na bağlılıklarını dile getirirken, Asya’da barış ve istikrarın ancak diyalog ve işbirliği yoluyla sağlanacağına inanmaktadırlar.  (5)


Üye devletler arasında güven ortamının tesis edilmesi AİGK için öncelikli amaçtır. Bu amacı gerçekleştirmek maksadıyla 2007 yılında AİGK Güven Arttırıcı Önlemler Kataloğu kabul edilmiş ve beş kategori oluşturulmuştur. Katalog’da Asya’da çeşitliliğe vurgu yapılarak her alanda geliştirilecek güven arttırıcı önlemlerin önem kazandığı belirtilmektedir. Devletler istedikleri önlemleri yürürlüğe sokmakta serbest bırakılmakta ve önlemlerin devletlerin güvenlik konusunda taraf oldukları antlaşmaların yükümlülükleriyle ters düşmeyeceği hatırlatılmaktadır. (6)


Güven arttırıcı önlemlerin ilk kategorisi olan askeri ve siyasi boyutta üyelerin bilgi paylaşımında bulunabileceği, askeri tatbikatlara diğer üyelerin davet edilebileceği, askeri yetkililerin karşılıklı ziyaretleri gibi düzenlemeler tavsiye edilmektedir. Yeni tehditlerle mücadele bölümünde üye devletlerin kendi iç hukuklarının izin verdiği ölçüde terörizmin her haliyle mücadele etmek için işbirliğinin geliştirilmesi öngörülmektedir. Organize suçlarla mücadele kapsamında bilgi paylaşımı ve mücadele mekanizmalarının geliştirilmesi de güven arttırıcı önlemler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Kara para aklama, uyuşturucu ve insan ticareti gibi suçlarla mücadele etmek için üye devletlerin yürürlüğe koydukları önlemleri diğer üyelerle paylaşmaları da güven arttırıcı önlemler arasında sayılmaktadır. Ekonomik, çevresel ve insani boyutta alınması gereken önlemler olarak ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmek için ortak veritabanı oluşturulması, ortak çevre koruma programlarının kabul edilip uygulanması, afet yönetimlerinde işbirliği yapılması, medeniyetler ve özellikle de dinler arasında diyalog geliştirilmesi üyelerin kabul edebilecekleri önlemler olarak sayılmaktadır.(7)


AiGK’nin üçüncü zirvesi olarak 7-9 Haziran 2010 tarihlerinde düzenlenen İstanbul Zirvesi’nin Sonuç Bildirisi’nde BM Şartı’na bağlılık ve uluslar arası hukukun prensip ve normlarının kabul edildiği açıklanmış ve kuruluş amaçları tekrar edilmiştir. Ayrıca Orta Doğu’daki mevcut düzenin barış, güvenlik ve istikrar içinde sonlandırılması için tüm taraflar BM kararlarını yürürlüğe sokmaları için davet edilmişlerdir. İsrail-Filistin sorununda BM kararlarına uygun olarak barış içinde birlikte yaşayan iki devletli bir çözümün desteklendiği belirtilmiştir. Afganistan için ise devletin bağımsızlığının, egemenliğinin, birliğinin ve toprak bütünlüğünün desteklendiği ve Afganistan’ın ekonomik olarak kendine yetebilen, terörden, şiddetten uzaklaşmış bir devlet olarak görmekten memnuniyet duyulacağı açıklanmıştır. (8)

 

AİGK bünyesinde kararlar konsensüsle alınmakta; uluslar arası ve bölgesel örgütlerle işbirliği yapılmaktadır. Bu kapsamda Ekonomik İşbirliği Örgütü, Avrasya Ekonomik Topluluğu ve Uluslar arası Göç Örgütü ile Memorandum imzalanmıştır. 2007 yılında BM tarafından AİGK’ye gözlemci statüsü tanınmıştır. (9) AİGK’ye üye devletler Afganistan, Azerbaycan, Çin, Mısır, Hindistan, Irak, İran, İsrail, Ürdün, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Pakistan, Filistin, Kore Cumhuriyeti, Rusya, Tacikistan, Vietnam, Tayland, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Özbekistan’dır. Endonezya, Japonya, Malezya, Katar, Ukrayna ve ABD gözlemci ülkeler, Birleşmiş Milletler, AGİT ve Arap Ligi de gözlemci örgütlerdir.


AİGK Asya için ne kadar önemli?
AİGK üyelerinin de kuruluş aşamasında belirttikleri gibi Asya’nın güvenliğinin sağlanması dünyanın geri kalanının güvenliği için de önemlidir. Öncelikle dünya nüfusunun neredeyse 2/3’ü bu coğrafyada yaşamaktadır. Dünyanın en zengin yer altı ve yer üstü kaynakları bu bölgededir. Nükleer silah kapasitesinin önemli bir kısmı burada yerleşmiştir. Asya kıtası küresel ve bölgesel rekabete sahne olan bir kıtadır. Dünyanın üretim ve tüketim kapasitesi de yine bu bölgeye doğru kaymaktadır. Böyle bir jeopolitika dâhilinde Asya kıtası güvenlik örgütlenmesine ihtiyaç duymaktadır. (10)


Asya’daki gerek bölgesel gerek küresel rekabetin en yoğun olarak yaşandığı sektör enerjidir. Hindistan ve Çin gibi yükselen ekonomik güçlerin, petrol ve doğal gaz kaynakları açısından zengin Rusya ve Orta Asya ülkelerinin de üye olduğu AİGK’nin tarihsel çatışmaların ve güncel rekabetlerin barışçıl yollardan çözülmesine hizmet etmesi beklenmektedir. Enerji üretimi ve enerji arzı güvenliğinin forumun amaçları arasına alınması, bu istikrarsız ortamın yeni enerji nakil hatlarının inşa edilmesini engellemesine ve enerji kurumlarının kurulmasını sağlanmasına yöneliktir.


AİGK bugüne kadar hem Dışişleri Bakanları toplantılarında hem de Zirvelerinde siyasi sorunların dışında kalmaya gayret göstermiştir. Siyasal konulara yer verilmek istenmemesinin en önemli nedeni forumun çok farklı ülkeleri bir araya getirmiş olması ve siyasal sorunların gündeme getirilmesi halinde örgüt içinde çatlamalara sebep olacağından endişe edilmesidir. (11) Ancak İstanbul Zirvesi’nin Sonuç Bildirisi’nde Afganistan’daki savaşın ve Filistin-İsrail sorunun çözümü ve bölgenin istikrara kavuşması için öneriler ve niyet belirtilmiştir. Her ne kadar üye devletler siyasal sorunların forum kapsamında bölünmelere sebep olacağı düşünülse de, bu sorunlar çözülmeden bölgede istikrar ve güvenliğin tam anlamıyla sağlanamayacağı da bir gerçektir.

 


AGİT’le benzeşen yönleri-Asya için bir güvenlik teşkilatı olabilir mi?
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK) ismiyle, 1975’te Helsinki Nihai Senedi ile batı - doğu arasında çok taraflı diyalog başlatmak için kurulmuştur. Askeri-siyasi konular, ekonomi, çevre ve insan hakları, konferansın başlıca görüşme konuları olarak belirlenmiştir. Konferans 1990’da Paris Şartı imzalanana kadar zirveler ve toplantılar yoluyla üyelerin işbirliği konularında iç hukuklarında yürürlüğe koydukları önlemleri takip etmiştir. Paris Şartı ile Teşkilata dönüştürülen oluşum operasyonel kabiliyetlerle donatılmış ve günümüzdeki kurumlarına kavuşmuştur. Silahların denetlenmesi, terörle mücadele, sınırların güvenliği, çatışmaların önlenmesi, ekonomik refahın sağlanması, çevrenin korunması, demokrasinin gelişmesi, insan haklarına saygı gibi pek çok konudaki düzenlemelerin üye devletler tarafından uygulanması istenen önlemlerdir.


ABD ve NATO tarafından reddedilen Avrupa ölçekli bir güvenlik ve işbirliği konferansının toplanması fikrinin hayata geçirilmesi SSCB ile Avrupa ülkelerinin o dönemdeki stratejik konumlarının uzlaşmasının bir ürünü olmuştur.(12) Amaç ve prensipler açısından AİGK’nin AGİT’ten oldukça etkilendiği ve benzer konuları ele aldığı görülmektedir. AİGK’nin AGİT gibi teşkilata dönüşüp dönüşmeyeceğini bölgesel sorunlarda oynadığı rol tarafından belirlenecektir. Sorunlara çözüm bulduğu ölçüde etkinliğini arttıracak olan AİGK kuruluş amaç ve prensiplerine uygun işbirliği ortamı tesis ederek hem Asya kıtası hem de uluslar arası istikrar için önemli bir unsur olacaktır.


AGİT Avrupa kıtasında pek çok ülkede barışı sağlama ve yeniden yapılanma operasyonlarında yer almaktadır. Balkanlar’da BM, AB gibi örgütlerle işbirliği içinde sıcak çatışmanın sona ermesine ve devletlerin demokratikleşme süreçlerine destek vermektedir. AİGK genç bir oluşum olarak henüz kriz bölgelerine müdahale etme gibi aktif girişimlerde bulunamamaktadır, ancak üyeler bu yönde niyetlerini bildirmektedir. Tüm üyeler Asya kıtasında istikrarın ekonomik, ticari gelişimlerine hizmet edeceğinin bilicindedirler. AİGK’nin AGİT’ten en önemli farkı güvenli yerine güven arttırıcı önlemler sözcükleri kullanıyor olmasıdır. AİGK’de doğrudan güvenlik ile ilgili mekanizmalar yerine önce devletlerarası ilişkilerde güveni sağlayacak olan birtakım yapılar oluşturma yönünde çabalar olduğu görülmektedir. (13)

 

Türkiye’nin Başkanlık Döneminden Neler Beklenebilir?
Asya’nın taşıdığı önem ve AB ile yaşanan sıkıntılar Türkiye’yi Asya’ya yönelik dış politika araçlarını yeniden tanımlamaya ve yeni dış politika araçları oluşturmaya yöneltmiştir. 2002 yılından beri başkanlığı yürüten Kazakistan, Haziran 2010’da bu görevi iki yıllık bir süre için Türkiye’ye devredecektir. Türkiye’nin başkanlık dönemi boyunca güven arttırıcı önlemler konusunda yeni girişimlerde bulunabilir ve siyasi anlamda da AİGK’yi aktif hale getirebilirse Türkiye’nin üye ülkelerdeki konumu ve sorunların çözümü konusundaki imajı açısından çok önemli bir adım olacaktır. Türkiye’nin başkanlık döneminde güven arttırıcı önlemlerin daha işlevsel hale getirilmesi AİGK’in gelişimi ve Asya’da güven ortamının oluşması için önemli olacaktır. Ayrıca AİGK Asya’da güvenlikten sorumlu örgüt haline getirilebilirse, Türkiye Asya’da bir güvenlik kültürü oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. (14)


Türkiye’nin başkanlık döneminde izleyeceği politikanın açıklandığı 2010-2012 Vizyon Belgesi’nde Türkiye’nin stratejisi “Asya’da Geliştirilmiş siyasi ve güvenlik diyaloğu: Güvenlik yaklaşımlarında işbirliği hazırlıklarının anahtarı” şeklinde belirlenmiştir. Bu stratejiyi gerçekleştirmek için ortak anlayış sağlanmasının diyalogla mümkün olduğu açılanmaktadır. Asya’da ulusal özelliklerin, geleneklerin, kültürün ve değerlerin farklılığının, Asyalı devletler arasında ayrıştırıcı değil, ilişkilerde zenginleştirici unsur olduğu vurgulanmıştır. Karşılıklı anlayışı sağlamada, ortak hedeflere ulaşmada, barış, güvenlik, istikrar ve karşılıklı bağları güçlendirmede en önemli aracın diyalog olduğu belirtilmiştir.


Vizyon Belgesi’nde güvenliğin bölünemez bir kavram olduğu, dolayısıyla da bir devletin kendi güvenliğini, diğerinin güvenliğine zarar verme pahasına arttırma girişiminde bulunamayacağı açıklanmıştır. Bu kapsamda da güvenliğin askeri boyutu dışında ekonomik, insani ve çevresel boyutlarının da ele alınması gerektiği belirtilmiştir. 1999 Bildirisi’nde ve 2002 Almaata Senedi’nde de üye ülkelerin kabul ettiği gibi bir güvenlik alanı oluşturulması ancak diyalogla sağlanabilir ifadesine yer verilmiştir.


Zorlama yöntemlerin güvenlik kavramı kapsamında kullanılmaması gerektiğine değinilen Belge’de, güvenlik önlemlerinde uzlaşmaya ancak diyalogla ulaşılabileceği açıklanmaktadır. Güven arttırıcı önlemlerin şeffaflığı ve öngörüyü sağlayacağı, bu sayede de çatışmaların ve yanlış anlaşılmaların engelleneceği vurgulanmaktadır. Her devletin farklı güvenlik algıları olduğundan hareketle uzlaşı sağlamanın zor olduğunu söyleyen Belge, güvenlik kavramının bölünmezliği ve işbirliğiyle gerçekleşeceği kabul edilirse güvenlik bölgesi yaratmanın kolaylaşacağı açıklanmaktadır. (15)

 


Kaynaklar:
(1) Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik, Küre Yayınları, Istanbul, 2010, s 202-203
(2) Gülay Kılıç, CICA (AİGK): Güvenlik Değil, “Güven Arttırıcı Önlemler” Konferansı, http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=1360 , erişim tarihi 12 Haziran 2010
(3) AİGK resmi internet sitesi: http://www.s-cica.org/page.php?page_id=7&lang=1, erişim tarihi 10 Haziran 2010
(4) Declaration on the Principles Guiding Relations Between the CICA Member States, 14 Eylül 1999
(5) Gülay Kılıç, op. Cit.
(6) CICA Catalogue of Confidence Building Measures, 22 Ekim 2004
(7) İbid.
(8) Declaration of the Third Summit of the Conference on Interaction and Confidence Building Mesaures in Asia / Constructing cooperative approach to interaction and security in Asia, http://www.cicaistanbul.org/pages/dokumanlar_sayfa.html
(9) AİGK resmi internet sitesi: http://www.s-cica.org/page.php?page_id=7&lang=1, erişim tarihi 10 Haziran 2010
(10)  Sinan Oğan, AİGK/CICA İstanbul Zirvesi Asya’ya Barış Getirebilir Mi?, http://www.turksam.org/tr/a2066.html, 8 Haziran 2010
(11)  Kamer Kasım, Türkiye CICA Başkanlığı Sırasında Asya’da Güvenlik Kültürü Oluşturmaya Çalışmalıdır, 17 Şubat 2010, USAK Röportaj
(12)  Ahmet Davutoğlu, op. Cit., s 241
(13)  Kamer Kasım, op. Cit.
(14)  İbid.
(15) Concept Paper on the Vision of Turkish CICA Chairmanship 2010-2012, http://www.cicaistanbul.org/pages/documents_page.html

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top