Enerji Kaynakları ve Orta Asya'nın Geleceği

Eren OKUR
20 Ağustos 2009
A- A A+

Enerji kaynakları dünya politikalarında geçtiğimiz yüzyıldan itibaren önemini her geçen dönem arttırmaktadır. 20. Yüzyılda Ortadoğu’nun durumunu şekillendiren enerji rekabeti petrol özelinde somutlaşırken, 21. Yüzyılın en önemli enerji kaynağı olacağı tahmin edilen doğalgazın Orta Asya coğrafyasını derinden etkileyeceği görülmektedir.

 


1.Ortadoğu; 20. Yüzyılın Küresel Güç Merkezi  
20. yüzyılın küresel güç mücadelelerine sahne olan Ortadoğu, geçtiğimiz yüzyılda uluslararası ilişkileri belirleyici roller oynamıştır. Bünyesinde barındırdığı farklı dini ve etnik grupların, yüzyılın başında var oldukları bölgelerde -Osmanlı şemsiyesinin yırtılmasıyla- üst kimlik konumuna getirilmesi Ortadoğu’da karmaşayı ve düzensizliği hakim kılmıştır. Ayrıca Ortadoğu’nun ilk sıralarda yer almasının en önemli sebebi çok zengin petrol yataklarına sahip olmasıdır. Birlikte hareket eden bir Ortadoğu, petrole ulaşma konusunda ciddi sorunlar çıkartabilecekken, uygulanan sömürge sistemi bu coğrafyada yer alan farklı unsurları birbirine rakip hale getirerek petrolün kazanımını kolaylaştırmıştır.

 


Soğuk Savaş döneminde Ortadoğu’da etkili olan olaylar bölgenin dikkatini kendi sorunlarına çekerken, petrolü ilgi alanına alan büyük güçler dikkatlerini bu noktaya vermişlerdir.

 


2. Ortadoğu’dan Orta Asya’ya Enerji Kaynakları ve Geleceği
Ortadoğu, sorunların ve kaynakların merkezi olurken, küresel güç stratejilerini belirleyici rolü ile de vazgeçilmez bir aktördür. 20. Yüzyıl dünyasının somut yansıması olan Ortadoğu coğrafyası 21. Yüzyıla girerken önemini korumakla birlikte güç merkezi durumunu paylaşma noktasına doğru ilerlemektedir. Çünkü uluslararası ilişkiler her geçen gün dinamik bir hal alırken, politikalar tek bir noktaya bağlı kalmamaktadır. Kaynakların alternatifleri ortaya çıkmakta, bölgesel ve küresel politikalar bu durumlara göre şekillenmektedir. Önümüzdeki elli yıllık zaman diliminde güncelliğini koruyacağı düşünülen petrolün yanı sıra son yıllarda önemi hızla artmakta olan doğalgaz da enerji politikalarını gündemin üst sıralarına taşımaktadır. Ortadoğu petrolleri rekabetin ana konusu olurken, 21. Yüzyılda Orta Asya enerji kaynakları petrole paralel bir durum alacaktır. Enerji kaynaklarının paylaşımı, kullanımı ve dağıtımı politikaların temel konuları olacaktır. Orta Asya’nın yanı sıra Asya kıtasında önemli stratejik noktalardan biri olan Afganistan da bu coğrafyanın geleceğinde söz konusu olacaktır. Ayrıca Çin, Hindistan ve Rusya bölgesel politikaları ile Asya’da güç mücadelesinin önemli aktörleri olacaktır.

 


3. Orta Asya’da Enerji Kaynakları
Günümüz dünyasında değişen ihtiyaçlar yeni alternatifleri ortaya çıkarmaktadır. Dünya enerji ve teknoloji sektöründeki hızlı ilerlemeler her dönem ihtiyaçları birçok çeşitle şekillendirirken, devletlerin politikalarını da etkilemektedir. Geçtiğimiz yüzyılın en önemli kaynağı olarak görünen petrol Ortadoğu’yu nüfuz mücadelesi alanına çevirirken, küresel çapta büyük bir güç olmanın da anahtarı konumunda olmuştur.

 


Petrol yerine getirmiş olduğu bu işlemden sonra yeni yüzyılda önemi gittikçe artan bir diğer enerji kaynağı da doğalgazdır. Orta Asya’da var olan doğalgaz hem Avrupa’nın hem de Asya’nın ihtiyaçlarına cevap verebilecek potansiyele sahip gözükmektedir. Özellikle Türkmenistan bölgesinde yer alan doğalgaz rezervi çok büyük bir orana ulaşmaktadır. Türkmenistan'ın 24,6 trilyon metreküp doğal gaz rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Doğalgaza sahip olmanın yanı sıra bir başka etkili araç da doğalgazın nakli konusu olmaktadır. Doğalgaz naklinde Türkmenistan Hazar Denizi’ne olan kıyısı ile projelerde etkili rol oynarken, bölgenin diğer önemli güçlerinden Kazakistan ve Özbekistan’ın denize çıkışı bulunmamaktadır. Bu sebeple doğalgaz nakil hatlarının geliştirilmesi gerekirken, Sovyetler Birliği döneminden kalan ve geliştirilmeye devam eden Rus nakil hatları önemli bir açılım yapmaktadır. Ayrıca bölgede etkili ve güçlü olabilmenin yolu da enerji kaynaklarını ve pazarlara ulaşımını sağlamaktan geçmektedir. Bu noktada Rusya bölgenin doğalgaz nakil hatları üzerinde söz sahibi olarak bölgede etkili bir güç olmaktadır. Güney Akım Projesi ile de Rusya bölge doğalgazını Karadeniz üzerinden Bulgaristan aracılığıyla Batı’ya taşımayı planlamaktadır.

 


Enerji politikalarında bir diğer önemli aktörde Çin olarak gözükmektedir. Çin, sınır güvenliği açısından ilgilendiği Orta Asya’ya son dönemde enerji konusunda da ilgisini yoğunlaştırmıştır. Bölge enerji kaynaklarının Çin’e ulaşımını sağlamak hususunda Çin, Rusya’nın nakil hatları üzerindeki etkisini kırmaya çalışmaktadır. Bu sebeple Çin, Orta Asya Doğalgaz Boru Hattı Projesi’ni geliştirmiştir. Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan’ın doğalgaz vereceği hattın kapasitesi 40 milyar metreküpü bulurken, Rusya’nın Rusya – Altay Doğalgaz Boru Hattı projesi askıya alınmıştır. Bu projenin gerçekleşmemesinde etkili olan unsur ise Rusya ve Çin’in doğalgaz fiyatında anlaşamaması olurken, Orta Asya Doğalgaz Boru Hattı Projesi ile Çin, Orta Asya doğalgazına Rusya’ya ihtiyaç duymadan ulaşabilme şansını yakalamış oldu.

 


Rusya – Çin rekabetinin dışında bölge doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak olan Nabucco Projesi’de Temmuz 2009’da Türkiye’de imzalanarak hayata geçirildi. Projenin amacı Rusya’nın uygulamış olduğu doğalgaz politikalarına alternatif oluşturmak olurken, projenin, doğalgaz ihtiyacının küçük bir kısmını karşılayacak olması, projeyi enerji politikasından çok siyasi bir politika görüntüsüne kavuşturmaktadır. Ayrıca bu noktada Nabucco Projesi Avrupa için bir jeneratör işlevi görecektir. Rusya’nın Avrupa’ya Ukrayna üzerinden ulaştırdığı doğalgazın kesilmesi halinde Nabucco Gazı devreye girerek, Avrupa’da doğalgaz krizini engelleyebilecektir. Fakat bu olumlu tablonun yanında önemli bir sorun da bulunmaktadır; Nabucco’ya kimin gaz temin edeceği henüz netleşmemiştir. Türkmenistan’ın gaz vereceğini açıklamasına rağmen, bu gazın yeterli olmayacağı düşünüldüğünde, İran gazına olan ihtiyaç artarken, İran üzerinde bulunan ABD ambargosu engel yaratmaktadır. Girilen yumuşama süreci olabilirliği arttırsa da İran, gazının Türkiye’de işlenip satılmasını değil kendi topraklarında değer kazanarak pazarlara ulaşımını istemektedir. Dolayısıyla Nabucco bölgeyi yakından ilgilendiren bir proje olsa da kendi içerisindeki sorunlar bölge geleceğinde şimdilik bulanık bir görüntü oluşturmaktadır.

 


Orta Asya enerji kaynaklarının önemi sürekli artmaya devam etmektedir. Doğalgaz dışında su da bu bölgede önemli bir aktördür. Kırgızistan ve Tacikistan’da bulunan su kaynakları bölge ülkelerinin dikkatini çekmektedir. Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistan, su kaynakları için ağırlıklarını koymaya çalışırken, doğalgaz ihtiyacı bir hayli fazla olan Kırgızistan ve Tacikistan’ın enerji ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla su kaynaklarına yönelmesi diğer devletlerde endişe yaratmaktadır. Amuderya ve Sırderya nehirleri üzerine kurulacak ve kurulu olan barajların su paylaşımı konusunda önemli olduğunu düşünen Özbekistan, Kırgızistan’ın oluşturmaya çalıştığı uzun vadeli su politikalarına karşı durmaktadır. Ayrıca bölgenin en önemli güçlerinden olan Rusya’nın Devlet Başkanı Medvedev de bölge ülkelerini bu konuda ortak hareket etmeye çağırmıştır. Böyle bir tabloda Orta Asya ülkeleri arasında yaşanabilecek ‘Su Sorunu’ bölge dengeleri açısından önemli rol oynamaktadır. Kırgızistan ve Tacikistan’ın enerji ihtiyaçlarını karşılamak için suya en çok ihtiyaç olan yaz aylarında barajlardan bölgeye ulaşan su kaynaklarını keserek enerji depolaması, bölgenin daha güçlü olan ülkelerini tedirgin etmektedir.

 


Ayrıca bu iki nehir suyunun Aral Gölü’ne aktığı düşünüldüğünde bölge için önemi daha da artmaktadır. Yılda 115 milyar metreküp suyun aktığı ve bunun 60 milyar metreküpünün Aral Gölü’ne akması gerektiği söylenmektedir. Aral Gölü’nde son yıllarda yaşanan ekolojik bozukluğunda bu kaynakların yanlış kullanımından dolayı oluştuğu belirtilmektedir. Bu durum Orta Asya için çok önemli bir kaynak olan suyun tehlikeli bir noktaya ilerlemesine sebep olabilecektir.

 


Görüldüğü gibi Orta Asya enerji kaynakları hem küresel enerji politikalarını hem de bölgesel güç mücadelelerini belirlerken, güç merkezi olan Ortadoğu’ya eklemlenme noktasında önemli bir nokta oluşturmaktadır. Bu potansiyeli sağlam politikalar ile yürütecek bir irade Orta Asya’yı küresel düzende önemli bir aktör haline getirecektir.

 


4. Afganistan, ABD ve Orta Asya
11 Eylül Saldırıları sonrasında ‘İslami terör’e karşı açmış olduğu savaşı Afganistan’da devam ettiren ABD bölgede gücü ile var olmaya çalışmaktadır. Orta Asya’nın geleceğinde söz sahibi olmak isteyen ABD, bölgede meşruiyet alanı ararken, terörizmle savaşını bu yönde kullanmaya çalışmıştır. Bölge ülkelerinden destek arayan ABD’ye Kırgızistan ve Kazakistan destek verse de mücadeleden beklenen sonucun alınamaması ABD’yi bölge ülkeleri nezdinde sorgulanır duruma düşürmüştür.

 


Son dönemde Başkan Obama’nın Irak’tan çekileceklerini ve Afganistan’a vereceklerini açıkladıkları söylemler Orta Asya’nın gelecek yüzyılda rekabet alanı olacağını göstermektedir. Rusya ve Çin’in enerji alanında ABD’nin ise askeri güçle bölgede bulunması önümüzdeki yıllarda önemli olayları gündeme getirecektir.

 


Bununla birlikte ABD’nin bölgede bulunmasının bir diğer sebebi de enerji ihtiyacıdır. Kanada ve Meksika’dan almış olduğu doğalgazın yeterli olmaması ABD’yi enerji alternatifi aramaya sevk ederken, Orta Asya’daki enerji mücadelesine katılmasını gerektirmiştir.

 


5. Sonuç
Gelecek yüzyılın en önemli enerji kaynağı doğalgaza sahip olan Orta Asya, 21. Asırda önemli bir güç merkezi olacaktır. Küresel rekabetin enerji de somutlaşması Orta Asya’nın önemini arttırırken, geleceğini de şekillendiren bir unsur olacaktır.

 


Orta Asya sahip olduğu potansiyel ile gelecek yüzyılda Ortadoğu’ya eklemlenecek ve dünya küresel güç rekabetinin en önemli alanını oluşturacaktır.

Back to Top