Manas'ın Torunları

A- A A+

Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla dünya devletlerine on beş yeni üye ülke daha katılmış oldu.  Orta Asya’da Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan egemen bağımsızlıklarını ilan ettiler. Tarihi, dini ve etnik bağlarımızdan dolayı kardeş ülkelerin bağımsızlarını tanıyan ilk ülke olduk. Bu ülkelerle diplomatik ilişki kurulduktan sonra ekonomik, kültürel, sosyal, ticari, eğitim ve bütün sahalarda çok sayıda işbirliği anlaşması imzalandı. Geniş kapsamlı bu ortaklıklar vesilesiyle uzun yıllar ayrı kaldığımız kardeşlerimizle tekrar bir arada bulunma ve birbirimizi daha iyi tanıma şansımız oldu. Ticari sahaların yanı sıra eğitim ve kültürel alanlarda da ortak yatırımlar yaparak ilişkilerimizi pekiştirmeye başladık.


Devletimizin Orta Asya’da iki ortak üniversitesi mevcuttur. Kazakistan’ın Türkistan Şehrinde bulunan Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak-Türk Üniversitesi (1) ve Kırgızistan’ının başkenti Bişkek’te bulunan Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi.(2) Bunların yanı sıra Kırgızistan’ının Celal-abat şehrinde de Türk Dünyası İşletme Fakültesi(3) faaliyet göstermektedir. Bu seçkin eğitim kurumlarının üçünde de yönetici ve öğretim üyesi olarak görev yapma şansım oldu. Ayrıca dönem dönem o ülkelerin farklı üniversite ve bilimsel kuruluşlarında çalışma fırsatı buldum.(4) On bir yıldan fazla bir süre Orta Asya’da bulundum. Oralarla ilgili naçizane kitap ve makaleler yazdım. Yazdıklarımın çoğu ekonomik, toplumsal ve benzeri konularla ilgilidir. Bu yazımda ise tarih, siyaset, ekonomi ve benzeri konuların yerine yalın olarak Kırgızistan’ı ve Kırgızları Yani Manasın torunlarını yazmak istiyorum. Uzun yıllar Orta Asya’da bulunmaktan, oraları görmekten ve insanlarını tanımaktan dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum.


Bence Kırgızlar dünyanın en iyi, en dürüst, en onurlu, en gururlu, en uygar ve en mükemmel uluslarından biridirler. Bu üstün kişilik özelliklerini tarihsel geçmişlerine, zengin kültürlerine, egzotik örf, adet, gelenek, göreneklerine ve ülkelerinin müthiş tabiat özelliklerine borçlu olduklarını düşünüyorum. Toplumların tarihsel gelişim süreçleri toplumsal karakterin oluşumunda büyük rol oynamaktadır. Toplum bilimcileri, sosyologlar ve araştırmacılar bir ulusun uygarlık düzeyini ve medeniyet seviyesini tespit için pek çok deneysel ve bilimsel veriye ihtiyaç olacağını belirtiyorlar. Bu teori tabi ki doğrudur. Benim Kırgızlar hakkında vardığım kanaat ve oluşan fikirlerim uzun yıllara dayanan yakından gözlem ve deyim yerindeyse saha araştırmalarımdan kaynaklanmaktadır(5). Bişkek(6), Oş(7) ,Celal-Abat(8), Narın(9), Issıkgöl(10), Talas(11), Batken(12) olmak üzere bu güzel ülkenin her noktasında bulundum. Karayoluyla bütün ülkeyi baştanbaşa defalarca dolaştım. Köylerine gittim. Kolhoz (13) larını dolaştım. Ülkenin en üst kademe yöneticileri, sanatçıları, entelektüelleri, yazarları, esnafı, işadamı, köylüsü ve sade vatandaşlarıyla tanıştım ve bir arada bulundum. Dünyanın en misafirperver insanları olan Kırgızların evine misafir oldum, onlarla dostluk ve arkadaşlık kurdum. Saygı ve sevgiye dayalı aile düzenlerini gördüm. Yaşlılara Aksakal sıfatını vererek onurlandırdıklarına şahit oldum. Aile düzenlerinde yaşlılara atıf edilen bu konumun toplumsal münasebet ve ilişkileri çok olumlu yönde etkilediğini gördüm. Kırgız toplumunun şiddetten ve kavgadan uzak olmasının aile müessesesinin güçlü olmasından kaynaklandığına inanıyorum. Bişkek’te bir arkadaşımın bu konuda anlattığını hiç unutmadım. Demişti ki ben 10 yıldır burada içki servisi yapılan bir müessese işletiyorum, müşterilerimin hepsi genç kızlar ve erkeklerdir, gece yarılarına kadar hizmet veriyoruz, bunca sene de bir kez olsun bile fiziki kavgaya varacak bir tartışmaya şahit olmadım.


Kırgızistan 199 bin kilometre yüz ölçümü, beş milyon nüfusu ve kişi başına 2000 dolar GSMH(14) ilk bakışta size çok önemli bir ülke olarak görünmeyebilir. Bildiğimiz gibi yer altı kaynakları bakımından da çok zengin bir ülke sayılmaz. Peki, bu ülkeyi ve insanlarını önemli kılan faktörler nelerdir. Bunun cevabı Kırgızların yüksek insani değerleri ve üstün kişilik özelliklerinde saklıdır. Şifresi Manas Destanında(15), Cengiz Aytmatov’un(16) romanlarındaki karakter, Yusuf Has Hacib’in(17), Kaşkarlı Mahmud’un(18) bu coğrafyadan olmasından ve sıradan Kırgız insanının ruhunun temizliğinde saklıdır. Manas destanı dünya destanlarının arasında müstesna bir konuma sahiptir. Bu şaheser Kırgız halkının kahramanlık ve tarihsel hamaset karakterinin ebedi yapıtıdır. Her Kırgız’ın Manas destanıyla gurur duyması doğaldır. Bir halk düşünün bin yıldır sözlü olarak ağızdan ağza dedelerinin karamanlıklarını, felsefi düşüncelerini, fikir ve değerler bütünlüğünü günümüze dek büyük bir bilinç ve toplumsal hafızayla ulaştırmışlardır. Bence nasıl ki Kazakları tanımak için büyük Kazak yazarı Muhtar Ayazov’un(19) başyapıtı Abay Yolu’nu(20) okumak gerekiyorsa Kırgızları tanımak içinde Manas destanının bilmek gerekiyor. Bu eserde Kırgız insanın tarih sahnesinde yaşam süvenini, duygusal yapısını ve onuruyla gururunu görüyoruz.


Bin yıl önce Manas Destanını yaratan bir medeniyet yirmi birinci yüzyılda da Cengiz Aytmatov’u dünya edebiyatına armağan etmesi çok doğal görünüyor. Hepimizin gençlik yılları bu büyük yazarın eserlerini durmaksızın bir solukta okumakla geçmiştir. Ta lise öğrencisiyken her sene Nobel(21) edebiyat ödüllerinin adaylar ve kazananları açıklanırken Aytmatov’un adının yer almamasına üzülürdüm ve jürinin taraflı davrandığını düşünürdüm. Bişkek’te iken çağımızın hatta yüz yılların en büyük yazarı C. Aytmatov’u yakından görmek ve onunla tanışma şerefine erişime mutluluğunu yaşadım. Vefat ettiği gün Bişkek’in ortasından geçen bir nehir kıyısı var, oraya gittim, uzun uzun yaşlı gözlerle etrafı izledim ve içimden Nobel edebiyat jürisine nefretimi haykırdım. Cenaze törenine katılmak için tören yerine geldim. Ünlü yazara yakışan ve büyük Kırgız halkının sükûnetinin, metanetinin ve uygarlığının göstergesi olarak muazzam bir cenaze töreni gerçekleştiriliyordu. Hüzünlü, üzgün, vakur ve yürekleri yanan on binlerce Kırgız sessiz ve sakin bir şekilde gönüllerinin sultanına son görevlerini yerine getirmek üzere vazifelerini yapıyorlardı. Kargaşa ve keşmekeşten eser yoktu. Zaten Kırgızların karakterinde ve yapılarında şiddet ve gürültüye yer yoktur. Kırgızların cenaze töreni ritüellerine göre cenaze yüzü açık olarak halkın saygı duruşu için bir masa üstüne konuyor. Sıraya girdim. Görevliler herkese taktıkları gibi benimde koluma kırmızı bir bant taktılar. İlerledim ve tam cenazenin karşısına geldiğimde naşının karşısında canlı gibi duran yüzüne baktığımda C. Aytmatov gözümün önünde büyüdükçe, büyüdü ve devleşti, Nobel jürisi ise zihnimde küçüldükçe, küçüldü ve yok oldu.


Biraz Bişkek’ten söz etmek istiyorum. Avrupa dahil birçok şehirler ve başkentler gördüm. Bişkek benim için görmüş olduğum şehirlerin içinde en güzeli, en harikası ve en unutulmazıdır. Kendine özgü bir kişiliği ve karakteri var. Düzgün, geniş ve cetvelle çizilmişçesine caddeleri var. Şehirde öylesine çok ağaç, park ve yeşil alan var ki, insan kendini yemyeşil bir ormanda hissediyor. Sovyetler Birliği’nin gücünün ve büyüklülüğünün sembolü olan büyük ve ihtişamlı binalar, anıtsal yapılar ve muazzam meydanlar şehre farklı bir karakter kazandırmaktadır. Alato(22) meydanında, Manas, Çu, İpek yolu veya başka caddelerinde dolaşabilirsiniz. Tarih(23), tabiat veya güzel sanatlar müzelerinden birini gezebilirsiniz. Başkanlık sarayı, opera, flarmonya, ulusal kütüphane ve sirk binalarını görebilirsiniz. Ressamlar çarşısında dolaşarak Kırgız ressamlarının çizdiği Issık Gölünü, Tanrı Dağlarını ve ya Egzotik Otağı(çadır) yaşamını gösteren bir resim satın alabilirsiniz. Bişkek’te pazara gitmek eğlenceli ve zevklidir. Yirmi binden fazla konteynerden oluşan Orta Asya’nın en büyük pazarlarından bir olan Dordoy pazarı(24) çok enteresan bir yerdir. Oş pazarı(25), Ortasay pazarı(26), Madine pazarı(27) ve başka pek çok pazar bana hep eğlenceli gelmiştir. Modern alışveriş merkezleri(28), lüks restoranlar, yerel lokantalar ve  zevkinize göre barlar ve kafeler sizi bekliyor.


Bu güzel şehirde bana en çok huzur veren yer Dordoy pazarına giderken şehrin tam ortasından geçen etrafı kocaman ağaçlarla çevrilmiş bir nehir kıyısıdır. Bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde bu nehir kıyısında bulduğum huzuru bulamadım. Gelecekte bu nehir kıyısı kentsel dönüşüm projeleri çerçevesinde çevre düzenlemeleri yapıldığında iyi bir dinlenme ve turistlik cazibe merkezi haline geleceğinden hiç şüphem yok. Şehre hakim bir manzara oluşturan Panorama tepesinde güneş batımında çok romantik bir ortam oluşur. Alarça şehre 30 kilometre uzaklıkta ormanlarla kaplı dağlık bir bölgedir. Dağlardan akan nehir yazın ortasında bile buz gibidir. Araşan şehrin 22 kilometre uzaklığında bambaşka yeşil bir cennet köşesidir. Alarçadan 8 saat yürüdükten sonra Tanrı dağlarının buzullarla kaplı tabiat harikalarına ulaşmanız mümkündür. Ata Beyit(29) tarih meraklılarına on iki şömine(30) ise mahalli yemekleri merak edenlere önerilir. Tokmak(31), Kant(32) ve Issıkgöl’ün özgün güzellikleri ve cazibeleri var. Tokmak’ta tarihi borana burcunu(33) ziyaret edip, Tanrı dağlarının eteklerinde gökyüzüne bakarak yemyeşil bitkilerin üzerine uzanarak bütün yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Issık Gölün üzerinde tekneyle tur atarken C.Aytmatov’un Ak Gemi romanındaki karakterlerin gözünüzün önüne gelmemesi mümkün değildir.


Bir gün yolunuz bu güzel ülkeye düşerse, Bişkek’ten Oş’a kara yoluyla gitmenizi öneririm. Bişkek’ten çıktıktan sonra 70 kilometre gidince Kara balta(34) kasabasına geliniyor. Buradan 50 kilometre boyunca git gide yükselen muazzam Tanrı dağlarına tırmanılıyor. Zirveye yaklaşınca manzara daha da güzelleşiyor. Sovyetler Birliği zamanında büyük bir çaba ve emekle yapılan ve birkaç yıl önce onarılan ihtişamlı tünelden geçilince karşınızda Susamuru vadisi kendini gösteriyor. Bu zirve yazın ortasında bile karlarla kaplıdır. Susamuru vadisi bahar ve güz mevsimlerinde yem yeşil tabiat ortamında binlerce Kırgız’ın çadırlarıyla kamp kurduğu bir alandır. Geleneksel çadırın içinde lezzetli kımızınızı(35) ve kımranınızı(36) içerken gençlerin at üstünde yaptıkları cesur hareketleri zevkle izleyebilirsiniz. Bişkek’ten 230 kilometre uzaklıkta yüksek dağlara, vahşice akan nehre ve ormanların ortasında Çıçkana ulaşırsınız. Tabiat bütün varlığını cömertçe burada göstermektedir. Dinlenmek ve huzuru bulmak için bulunmaz bir ortam mevcuttur. Konaklamak için tesisler nehir boyunca sıralanmıştır. Yolunuz buralara düşerse, dağların vahşi çiçekleriyle beslenen arıların ürettiği baldan, yerel tere yağdan ve olağanüstü lezzetli Farel balığını(37) tatmayı unutmayın. Artık Narın nehri(38) kıyısındasınız. Yüksek dağların zirvesinden kara yolu, bir güzelin gerdanındaki inci gerdanlık misali süzülürken Narın nehri bütün ihtişamıyla, vakur ve usluca akmaktadır.


Narın nehrinin çok özel bir rengi var. Zümrüt ve petrol yeşilinin karışımı bir tonda dar ve derin vadiden usulca akmaktadır. Görmeye değer bir manzarası var. Nehir boyunca tüneller ve barajlar var. Nehir Tokta Gölünü(39) doldurduktan sonra ülkenin en büyük barajlarından birisini oluşturur. Sonra Taş Kömüre(40) ulaşır ve ardından yoluna devam ederek Özbekistan’a girer. Karasuyla birleşir ve Orta Asya’nın en önemli nehirlerinden olan Sır Derya(41) adını alır. Yoluna Tacikistan ve Kazakistan’da devam eder ve bu ülkede Kızıl Orda(42) çölünde kaybolur. Biz ise yolumuza devam ediyoruz. Artık Fergana vadisindeyiz.(43) Tabiat ılımanlaşınca bitki örtüsü ve ağaç çeşitleri fazlalaşmıştır. Küçük, şirin ve sevimli kasabalardan geçerek Celal-Abad’a ulaşıyoruz.


Celal-Abad’ın benim için yeri farklıdır. İki yıldan fazla bir süre bu güzel şehirde yaşadım. Celal-Abad denince benim aklıma huzur, vefa, sevgi, insanlık ve iyiliğe yönelik duyguların bütünü gelir. Burada çok kıymetli ve değerli dostlarım var. Unutulmaz hatıralarım var. Şehir tiyatrosunun sanatçıları ve heykel tıraşlardan oluşan bir arkadaş gurubumuz vardı. Hepsi çok kültürlü ve entelektüel kişilerdi. Saatlerce kültür, sanat, edebiyat veya tarih üzerine konuşurduk. Kültürel sahaların bütün alanlarındaki zengin bilgi birikimlerine şaşırmamak mümkün değildi. Şehir merkezi, Kurort(44), Sputnik(45), Pelevişinka(46), Yeni Dehkan(47), Karasu(48) ve nice güzel yerler ve insanlarla pek çok ulutulmaz hatıralarım vardır.  Sarı Çelek’in(49) güzelliğini burada tarif etmem mümkün değildir. Dünya tabiat varlıkları listesinde yer alan ceviz ormanlarını(50) görmelisiniz. Celal-Abad’ın  tabiatı, çevresi, huzuru ve en önemlisi insanı beni öylesine etkilemiştir ki, mümkün olursa emekli olduğumda yaşlılık günlerimi bu güzel ve iyi insanların arasında geçirmek isterim. Fergana vadisine gelmişken Oş’a gidiyoruz. Üç bin yıllık tarihe sahip olan Oş, Kırgızistan’ın Bişkek’ten sonra ikinci büyük kentidir. Düzgün caddeleri, tarihi binaları ve Süleyman dağıyla kendine özgü bir şehirdir. Oş Devlet Üniversitesi, tiyatro binası, üç katlı Kırgız Çadırı görünecek yerlerdendir. Nehir kıyısınca kurulmuş pazarı kendine özgü karmaşık, kalabalık enteresan bir pazardır. Şehirdeki restoranlarda mastava(51), beşparmak(52) şaşlık(53), mantı(54) , lağman(55), pilav(56) ve pek çok yerel lezzeti afiyetle tadabilirsiniz.


Fergana vadisine gelmişken, Batken’i görmek lazım. Batken ülkenin en bakir, temiz ve gizemli ilidir. Tacikistan sınırında bulunan bu ilde Şahı Merdan(57) , Kızılkıya(58) ve nice enteresan ve görünmeye değer yerleşim birimleri var. Burada da Kırgızistan’ın genelinde olduğu gibi mert, cesur ve iyi insanlar yaşamaktadırlar. Sevimli küçük Kırgız çocukları kendi boylarının birkaç katı büyüklüğündeki atları öylesine maharet ve ustalıkla binip dörtnala uçsuz bucaksız ovalarda koşturuyorlar ki, görünce şaşırıp kalıyorsunuz. Boz ev(59) tam bir yaşam ve dinlenme alanıdır. Sert iklim şartlarına göre devenin yününden imal edilmiş kumaşlarla kaplanmış, tavanı havalandırmak için açılıp kapanan sıcağa ve soğuğa dayanıklı çadır biçimidir. İçinde oturmak, dinlenmek, yemek yemek,  uyumak, depo hatta çocuklar odası olarak kullanılabilecek bölümler bulunmaktadır.


Nevruz bayramı(60) bütün bu coğrafyada olduğu gibi Kırgızistan’ın da en önemli bayramıdır. Baharın gelişini ve tabiatın uyanışının müjdecisi olan tarihin en eski bayramı Nevruz, Kırgızistan’da çok renkli ve olağanüstü coşkuyla kutlanmaktadır. Köylerde, kasabalarda ve şehirlerde bütün halkın katılımıyla günlerce süren eğlenceli kutlamalar ve törenler yapılır. Oş ve Celal-Abad’da Nevruz geleneklerinin önemli bir parçası olan Sümölök(61) pişirme törenleri gülerce devam eder. Nevruz bayramını doya doya yaşamanız için 20-21 mart tarihlerinde bu bölgelerde bulunmanız gerekiyor. Buralara gelmişken bu verimli topraklarda yetişen çeşitli lezzetli meyvelerden ve tarım ürünlerinden söz etmek gerekiyor. Mevsimine göre bütün meyveleri pazarda bulabilirsiniz. Kuru kayısı ve çekirdeksiz kuru siyah üzümü mutlaka tadınız. Lezzetini unutamayacaksınız.


Bu güzel ülkenin bütün bölgeleri, bağrında barındırdığı güzelliklerle görmeye değerdir. Talas da bunlardan birdir. Kazakistan Taraz sınırında bulunan bu küçük şehir tabii varlıklarıyla sizi kendine hayran bırakacaktır. Şehrin yakınında bulunan baraja hakim dağlara büyük bir emekle yapılan dev anıtsal heykeller, ihtişamlarıyla izleyenleri etkisi altına alıyor. Bölgede bulunan dağlar, vadiler, şelaleler, nehirler ve yürüyüş parkurları yerel rehberler eşliğinde gezinmelidir. Aslında Kırgızistan’ın geleceği turizm sektörünün gelişmesine bağlıdır. Uluslararası standartlarda inşa edilecek konaklama tesisleri ve bu sahada yapılacak olan yatırımlardan sonra ülkenin doğal tabiat varlıkları ve zenginlikleri pek çok yabancı ziyaretçinin bu ülkeye turist olarak gelmesini sağlayacaktır. Kırgızların geleneksel misafirperverlik, sıcak ve samimi kişilik ve karakterlerini de buna eklersek yabancı turistlerin bu güzel ülkeye hayran kalmamaları mümkün değildir. Kırgızistan’ın herhangi bir bölgesinde, şehirde veya köyde, gece veya gündüz, rastgele bir evin kapısını çalıp tanrı misafiri olduğunuzu söylediğiniz andan itibaren çok sıcak bir karşılamaya ve ilgiye maruz kalacaksınız. Ev sahibiniz büyük bir gönül zenginliğiyle evinde bulunan her imkânı sizin hizmetinize sunacaktır. Bu sıcak karşılama ve yapılan ikramlar büyük bir içtenlik ve saygıyla yapılmaktadır. Uzun süren yemek sofrasında lezzetli yemekler evin yaşlı dede ve ninelerinin büyük bir iştahla anlattıkları tarihi hatıra ve anılarıyla unutulmaz bir ortam sağlayacaktır.

 

Kırgızistan’da bulunduğum süre zarfında, çok sayıda Kırgız’la bir arada bulundum. Kimi resmi görüşmelerde üst düzey yöneticilerle bir araya geldim. Üniversitelerden meslektaşlarımla, öğrencilerimle, çalışanlarımla, pazarcılarla, veya şoförlerle sıcak dostluğum ve arkadaşlıklarım oldu. Bu yakın münasebetlerim sayesinde Kırgız insanının onurlu, zarif, nazik ve sevecen kişiliklerini yakından tanıma fırsatı buldum. Burada bunlardan söz etmek istiyorum. C. Aytmatov’la tanıştığımı yukarıda anlatmıştım. Gerçekten çağımızın en büyük yazarının meclisinde ve huzurunda bulunmak tarifi mümkün olmayan müthiş bir duygudur. Buna benzer bir mutluluğu Yusuf Mamay’ın huzurunda yaşamıştım. 2007 yılında Çin Halk Cumhuriyeti, Sincan özerk bölgesindeki üniversitelerin daveti üzerine Urumçide bulunuyordum. Resmi görüşmelerim bitince ev sahiplerim Çin’in görülecek yerlerinden Pekin’i mi, Çin Seddi’ni mi, yoksa başka bir yerimi görmek istediğimi sordular. Dünyanın yaşayan en büyük manasçısı (Manas Destanını bütününü ezbere bilen) Y. Mamay’ın Taklama kan Çölünün ortasında yaşadığını biliyordum. Onu görmek istedim. Gerekli izinler alındı ve ben Taklama kan Çölünün yolunu tutum. Aksu iline bağlı Akji şehrinde 90 yaşında olan Y.Mamay’ı ziyaret ettim. Türkiye’yi anlattım, dikkatle dinledi ve sorular sordu. Sonra Manas Destanından beyitler okudu. Unutulmaz bir ortamdı. Kendimi Kırgızların şanlı tarihinin tam ortasına hissediyordum. O bölgede yaşayan pek çok Kırgız var. Onlarda ana vatandaki Kırgızlar gibi sıcak, samimi ve çok misafirperverdiler.(62)

 

2007 de Kırgızistan parlamento seçimleri yapılmıştı. Yeni seçilen milletvekillerini kutlamak için meclise gitmiştim. Bu ve benzeri ziyaretlerim sırasında, dönemin   K.C. Başbakan yardımcısı Dosbol Nur Ululu(63), dönemin İçişleri Bakanı Moldomusa Kongantiyev(64) Meclis Eğitim Komisyonu Başkanı İsa Ömür Kuiov, yardımcısı Galina Kulikova, Onbostman Tursunbay Bekir Ululu(65)  ve daha pek çok parlamenterin sıcak, samimi, içten ve alçak gönüllü tutum ve davranışlarına şahit oldum. Ülkenin en meşhur aktiristi Merhum Sabira Kümüşaliyeva’nın evini ziyaret ettiğimde yakınlarının samimiyeti ve içtenlikleri unutulacak gibi değildi.(66) Kırgızistan-KKTC Dostluk grubu başkanı milletvekili Prof Dr. Zeynedin Kurmanov bize karşı dostane ve yakın ilgisi her türlü takdirin üstündedir. İşlerinin yoğunluğuna rağmen beni kırmayarak bir kitabımı basılmadan önce okuyarak rapor yazma nezaketinde bulunmuştu.(67) Bu konuda söz etmem gereken,  Kırgızistan’ın en önemli tarihçilerinden Prof. Dr. Enver Mokayev, ülkenin en büyük sosyoluğu Prof. Dr. Hüseyin İsayev ve tecrübeli devlet adamı, iktisatçı Prof.Dr.Yusuf Pirimbayevdir. Her üç bilim adamıda yoğun bilimsel çalışmalarına rağmen değerli zamanlarını bana ayırma lütfunda bulunmuşlardı. Kocaman cüssesi kadar dev bir yürek ve kalp taşıdığına inandığım Prof. Dr. Kontorabay Toktamamatov Şarapoviç(68), Prof.Dr Sulayman Kayıpov(69), Prof. Dr. Zamira Derbişeva(70), Doç. Dr. Kanatbek Canuzakov(71), Doç.Dr. Talibcan Anatakuıov(72), yönetmen, entelektüel Prof Manasbek Musaev (73) ve onlarca değerli, nazik bilim adamıyla birlikte çalışma şansım olunca Kırgızların üstün kişilik ve sağlam karakterlerini tanımış oldum. Bu sıcakkanlı, mert, dürüst ve onurlu insanlardan çok şey öğrendim. Bilim adamlarının, sokaktaki sıradan insanların alçak gönüllülüğüne, nezaketine ve içtenliklerine hayran oldum. Bügün vatandaşlarımızı o cennet ülkeye gidip görmeye, Kırgızları tanımaya ve iş adamlarımızı o ülkede yatırım yapmaya davet ediyorum. Kuşadası, Nisan 2009.

 

Dipnotlar: 
1-http://www.yesevi.edu.tr


2-http://www.manas.kg


3-http://www.turan.org. tr/2009/?part=icerik&gorev=oku&id=59


4-http://www.miras.edu.kz.

 

5-Orta Asya’da bulunduğum on bir yılda karayoluyla en az 100000 kilometre yol kat ederek bu müthiş coğrafyayı dolaştım. Kırgızistan’ın, Kazakistan’ın, Özbekistan’ın, Tacikistan’ın ve Türkmenistan’ın birçok bölgesini gördüm. Başkentlerinden köylerine kadar gezme ve görme şansım oldu.

6-Bişkek: Kırgızistan Cumhuriyetinin başkenti (eski adı Furunze).


7-Oş: Kırgızistan’ın ikinci büyük kenti, Oş ilinin merkezi.


8-Celal-Abad: Kırgızistan’ın üçüncü büyük kenti, Celal-Abad ilinin merkezi.


9-Narin: Kırgızistan’ın Çin hududuna yakın, dağlık Narin ilinin merkezi.


10-Issıkgöl: Kırgızistan’ın en büyük gölü. Kırgızistan’ın bermeti (incisi) diye adlandırılan Issıkgöl aynı zamanda bulunduğu ile de adını vermiştir. İl merkezinin adı Karakoldur. Gölün uzunluğu doğu-batı yönünde 182 km, kuzey-güney genişliği 60 kilometredir. Kıyılarının toplam uzunluğu 988 km olup 6.236 km lik bir alanı kaplar. Gölün ortalama derinliği 278 m. en derin yeri 668 m’. Dir. Yaklaşık 118 ırmak ve akarsu gölü besler. Soğuk ve sıcak kaynak sular ve kar sularıda gölü besleyen diğer kaynaklardır. Gülün suyu biraz tuzludur. Dünyanın en büyük krater gölüdür. Büyük âlim Kaşkarlı Mahmut Divanı-ı Lügati’t-Türk adlı eserinde İsiğ köl diye adlandırmıştır. Sovyetler Birliği döneminde ıssıkgölü etrafındaki birçok sanatoryum, pansiyon ve tatil evleriyle popüler bir dinlenme ve tatil merkezi haline gelmişti. Bağımsızlıktan sonra yeni yatırmalar yapılarak ülkenin turistlik cazibe merkezlerinden biri olmuştur.


11-Talas: Kazakistan sınırındaki bu kent Talas ilinin de merkezidir.


12-Batıken: Tacikistan sınırındaki bu kent aynı zamanda ülkenin en bakir ili olan Batıken’in de merkezidir.


13-Kolhuz: Sovyetler Birliği döneminden kalan ortak tarım ve hayvancılık çitliklerinin adı.


14-http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1rg%C4%B1zistan


15-Manas Destanı: Kırgızlar arasında geniş bir kahramanlık hikâyesi halinde 11. ve 12. yüzyıllarda oluşmaya başlamış, kıssa zamanda büyük bir destan haline gelmiştir. Tamamı 400000 mısradan oluşmaktadır. Türkistan’ın Yedisu bölgesinde doğan destan, Kırgızların müslümanlaşmasıyla şekillenmiştir. Asırlarca yaşayıp gelişerek bütün Orta Asya halkının ortak destanı haline gelmiştir. İslamiyet’in kabulü, yayılması ve onun için yapılan savaşları anlatmakla beraber eski destanlardandın motifler ve karakterler de barındırmaktadır. Başlangıçta en az 10000 mısra civarında büyük bir halk edebiyatı ürünü olan Manas Destan’ın esası, Müslüman Kırgızlarla Müslüman olmayan Kırgızlar arasındaki savaşların anlatımıdır. Manas Destanı ilk kez Velihanoğlu Cokan Töre adlı bilgin tarafından1861 de ilim dünyasına tanıtılmıştır. Ama Manas Destanı’nın asıl büyük bölümü Alman Türkolog Prof. Dr. Radlof tarafından 1885’de yayınlanmıştır. Ayrıca bu destan 1868 yılında dönemin Kırgız beylerinden Ecin Bekin desteğiyle şair Berk Bek Murat tarafından genişletilerek 32000 mısralık büyük bir eser haline geldiği bilinmektedir. Kırgızların şanlı tarihine ışık tutan bu destan günümüzde pek çok araştırma ve bilimsel teze konu olmuştur. Yaşayan en büyük Manas han( Manas Destanının ezbere bilen) Ç.H.C. Taklama kan çölünde Akji kentinde yaşayan Yusuf Mamaydır. Kendisini ziyaret etme şansım oldu ve azda olsa bu efsaneleşmiş Manasçıdan Manas Destanından bazı mısraları dinleme şerefine eriştim.


16- Cengiz Ayıtmatov: Dünyaca ünlü bu yazar 12 Aralık 1928 yılında Kırgızistan’ın Talas iline bağlı şeker köyünde dünyaya geldi. On dört yaşında köyündeki köy sekreterliğinde işe başladı. Burada tarım makinelerinin sayımı ve vergi tahsildarlığı gibi işlerde çalıştı. Tahsiline devam etmek için Kazakistan’a giderek Cambul (Taraz) eyaleti Veteriner Teknik Okulunda okumaya devam etti. Daha sonra Bişkek’e giderek burada Furunze Tarım Enstitüsü’ne devam etti. Ardından buradaki Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsünde tahsilini sürdürdü. 1956 yılında Moskova’ya giderek oradaki edebiyat çevreleriyle tanıştı. Bu yıllarda Pravda gazetesinde (S.S. C. B. K. P. Y. O.) yazı yazmaya başladı. Yazdığı eserleriyle üne kavuştu. 1957 yılında Sovyet Yazarlar Birliği üyeliğine kabul edildi. 1963 yılında Sovyetler Birliğinin en prestijli edebiyat ödülü olan Lenin Edebiyat Ödülü’nü alarak edebiyat dünyasının ilgisi haline geldi. Yapıtları bütün dünyada ilgi görerek yüz ellinin üstünde dile çevrildi. Sovyetler Birliğinin dağılması ve Kırgızistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra ülkesine geri döndü. Kırgızistan’ın Lüksemburg büyük elçisi olarak devletini temsil etti. Daha sonra Avrupa Birliği, NATO, UNESCO ve Bene lüks ülkelerinde Kırgızistan’ın temsilciliğini yaptı. C. Ayıtmatov Gün Olur Asra bedel romanından uyarlanan filimin çekimleri için gittiği Rusya’nın Tataristan Cumhuriyeti başkenti kazan’da 16 Mayıs 2008 günü rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştır. Böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya’ya götürülmüştür. Almayanın Nürnberg kentindeki Nord’ da tedavi gören C. Ayıtmatov ağırlaşarak komaya girmiştir.10 Haziran 2008 tarihinde Nürnberg’de yaşamını yitirmiştir. Naşı muazzam bir devlet töreniyle halkın büyük katılımıyla Bişkek’teki ebedi ıstırahatgahına nakl edilerek defnedilmiştir. Eserleri: Dağlar Devrildiğinde, Kızıl Elma, İlk Tumalar, Gün olur Asra Bedel, Cengiz Hana küsen Bulut, Beyaz Gemi, Hiroşimalar Olmasın, Selvi Boylum Al Yazmalım, Çocukluğum, Elveda Gülsara, İlk Öğretmenim, Cemile, Yüz Yüze, Zorlu Geçit ve Toprak Ana.


17-YusufHas. Hacip: Bu büyük bilgin 1017 yılında Karahallılar döneminde Bala sagun şehrinde dünyaya geldi. Eğitimini doğduğu şehirde tamamladıktan sonra Karahanlı devletinin hizmetine girdi. Balasagunlu Yusuf olarak tanındı. Kutadgu Bilig (mutlu kılan bilgi) adlı en meşhur eserini 1067 yılında yazdığı düşünülmektedir. Bu kitap Karahanlı sarayında çok beğenildi. Kendisine Hacib unvanı verilerek Baş vezirin yardımcılığına getirildi. 1077 yılında öldüğü varsayılmaktadır. Bişkek’te onun adını taşıyan saygın bir üniversite vardır. Temsili resimleri ülkenin en yüksek değerli kağıt parası (1000 Sum) ni süslemektedir. Anıt mezarı Çin Halk Cumhuriyetinin tarihi Kaşgar şehrindedir. Büyük bir külliye içinde bulunan zarif mimarisi, nadide mozaikleri ve ihtişamıyla dikkat çekmektedir. Türbeyi ziyaret etme şansım olmuştur. (http://www.manas.kg/icerik.php?hid=73)


18-Kaşgarlı Mahmut: Bu büyük âlimin 1008 yılında Kaşgarda dünyaya geldiği düşünülmektedir. Adının Mahmut, babasın adı Hüseyin, dedesinin adı ise Mehmet olduğu bilinmektedir. Eserlerinde belirttiğine göre soylu bir aileye mensubudur. Kaşgarlı mahmud dönemin bütün klasik ilimlerini okudu. Arapça ve farsça öğrendi. Saciye ve Hamidiye Medreselerinde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dilinin araştırılmasına vakfetmiştir. Bu amaçla Orta Asya’yı dolaşarak Anadolu’ya oradan da Bağdat ta gitmiştir. Onbeş yıl boyunca Türklerin yaşadığı bütün illeri, şehirleri, obaları, dağları ve çölleri dolaştı. Bu gezileri inceleme ve araştırma amaçlı idi. Türklerin Örf ve adetlerini yerinde araştırdı. Gezileri sırasında Türkçenin Hakaniye, Oğuz, Kıpçak, Çiğil ve Kepenek şivelerini öğrendi. Araştırmaları sonunda günümüze kadar ulaşan başyapıtı Divanü lügati’t-Türk’ü ortaya koydu.1105 yılında öldüğü düşünülmektedir. Türbesi Ç.H. C. nin tarihi Kaşgar şehrine 90 km. uzaklıktaki opal kasabasındadır. Yaşadığı dönemde büyük bir eğitim kompleksi olduğu bilinen bu külliyede ağaçlar arasında mütevazı bir anıt mezarı bulunmaktadır. Tarihi kalıntılar arasındaki bu türbeyi ziyaret etme şansım olmuştur. (http://www.manas.kg/icerik.php?hid=73)


19-Muhtar Avezov: Çağdaş Kazak edebiyatının en önemli ismi olan Muhtar Avezov 1897-1961 yılları arasında yaşamıştır. Kendisi Kazak destanları ve edebiyatı üzerinde ilmi çalışmalar ve araştırmalar yaparak bunları dünyaya tanıtan büyük bir yazardır. En önemli eseri dört ciltlik Abay Yolu adlı devasa romanıdır. M.Avezov’un bu romanından başka pek çok hikâye, deneme, çeviri ve araştırma eserleri bulunmaktadır. Yazarın konusunu doğrudan Kazak halkından aldığı oyunları vardır. Bu oyunlar Kazak tiyatrolarında bugünde sergilenmektedir.


20-Abay Yolu: Muhtar Avezov’un başyapıtı. Yazar bu romanında Kazakların birçoğunun kendilerine rehber olarak kabul ettiği büyük düşünür âlim Abay konanbayevin (1845-1945) hayatını ve fikir yapısını ince ayrıntılara inerek ortaya çıkarmıştır. Denebilir ki Kazak halkının yüzlerce yıllık kültür birikimi Abay’ı. Abay, Muhtar Avezov’u, Avezovda Abay Yolunu meydana getirmiştir.


21-Nobel ödülü: Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği uluslar arası bir ödül. İnsanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli bir ödüldür. İlk Nobel ödülleri 1901 tarihinde verilmeye başlanmıştır. Nobel ödülünün kaynağı dinamit ticaretidir. Alfred Nobel dinamiti icat ettikten sonra Avrupa’da savaşan taraflara satarak milyonlarca dolar kazanmış ve vasiyeti gereği bu ödülü insanlığın hizmetine sunulmuştur. Vasiyetnamesi 30 Aralık 1896 tarihinde Stokholm’da açıklanmıştır. Ödül Fizik, Kimi ya, Fizyoloji, Tıp, iktisat, Edebiyat alanlarında ve Dünya barışına katkı yapanlara verilmektedir.


22-Alatoo Meydanı: Bişkek’inin en büyük en önemli meydanıdır. Bütün milli ve ulusal bayramlar bu alanda kutlanır. Adını ülkenin en önemli sıra dağlarından almıştır.


23-Tarih Müzesi: Sovyetler Birliği döneminde hizmete giren bu muazzam müze Kırgızistan’ın hatta Sovyetler birliği tarihi bakımından çok önemli eserler ve belgelerin sergilendiği bir müzedir. Etnografya bölümü de çok zengindir.


24-Dordoy Pazar: Bişkek’in 10 km. uzaklığında 20000 den fazla mağazadan oluşan bu pazar Orta Aysan ın en Büyük halk pazarıdır.


25-Oş pazarı: Bişkek’te Çu caddesinin üzerinde bulunan bu pazarda giyim, gıda ve ev eşyası dahil her ürünü ucuz fiyata bulabilirsiniz.


26-Ortasay pazarı: Diğer pazarlara göre daha düzenlidir. Kaliteli ürünleri uygun fiyata bulabilirsiniz.


27-Madine pazarı: İpek yolu caddesinin üzerinde bulunan bu pazar çoğunlukla Bişkekli Uygurların yoğunlukta olduğu bir pazar. Kaliteli kumaş, ev tekstili ve benzeri ürünlerin satış yeridir.


28-Bu tip alışveriş merkezleri kentin her noktasında faaliyet göstermektedir. Sovyetler birliği döneminden kalan sum, Vefa senter, Beta, ipek Yolu, Sarı Taş ve Benz.


29-Ata-Beyit: 1936-1937 yıllarında (Stalin döneminde) Kırgız aydınlar büyük bir katliama maruz kalmışlardır. Bağımsızlıktan sonra bu olayın aydınlatılması için araştırmalar yapılmıştır.1993 tarihinde o güne kadar saklı tutulan katliamın yapıldığı yer ortaya çıkarılmıştır. Bişkek’in yakınlardaki metruk bir tuğla fabrikasın kalıntılarında bulunan bu yere Ata-Beyit adı verilerek Katledilen aydınların anısına muhteşem bir anıt yaptırılmıştır. Öldürürlerden birinin C. Ayıtmatovon babası Törekul Ayıtmatov olduğu bulun kemiklilerin üzerende yapılan DNA testiyle kanıtlanmıştır. Burada yatanlar arasında Kırgızistan’ın Milli alfabesinin mimarı alim Kasım Tınıstanov ve  Orta Aysan ın yetiştirdiği büyük alimlerden Bayalı İsakeleyev, Abdulkadır Orazbekov,Erkinbek Esenamanov,A.Jienbayev ve niceleri bulunmaktadır.


30-On İki Şömine: Bişkek’e 30 km. uzaklıkta yüksek dağların ortasında nehir kıyısında egzotik bir dinlenme ve konaklama yeridir.


31-Tokmak: Başkente 80 kilometre uzaklıkta bulunan bu kentte Karahanlılar döneminden kalan Burana burcu tarihe tanıklık etmektedir.


32-Kant: Kesme şeker anlamına gelen bu şehrin adı orada bulunan şeker fabrikasından gelmektedir.


33-Borana: Bknız. Dipnot 29


34-Kara Balta: Bişkek Oş karayolu üzerinde Kazakistan sınırında bulunan küçük bir kent.


35-Kımız: Geleneksel bir Orta Asya içeceği olan kımız, atın sütünden imal edilmektedir. Bazı bitkilerle de zenginleştirilen kımızın pek çok hastalığa şifa olduğuna inanılmaktadır. Orta Asya’nın en seçkin içeceği ve sofraların baş ikramıdır.


36-Kımran: Devenin sütünden imal edilen bu içeceğe şabat da denilmektedir. Kırmanın da pek çok faydaları olduğuna ve şifalı bir içecek olduğuna inanılmaktadır.


37-Farel balığı: Narin nehri ve Toktagöl de bulunan bu balık Orta Aysan ın en lezzetli aynı zamanda en pahalı balığıdır.


38-Narin Nehri: Yüksek Tanrı dağları (Tiyen Şan) dağlarından akan küçük nehir ve akarsuların birleşmesinden oluşur. Bişkek-Oş karayolunun 180 km. de nehire eşlik etmektedir. Kırgızistandan sonra özbekistana girerek Karasu nehri ile birleşerek Maveraülnehir (nehirler ötesi) deyiminin iki ana unsurundan biri olan Siri Derya nehrini oluşturur.


39-Toktagöl Gölü: Narin nehrinin beslediği bir göldür. Toktagöl barajı bu gölün üzerine kurulmuştur. Toktagöl şehri gölün kıyısında kurulmuştur.


40-Taş Kömür: Narin nehri kıyısında, Bişkek-Oş karayolu üzerinde bulunan bu kentin adı yakınında bulunan taş kömürü madenlerinden gelmektedir.


41-Siri Derya Nehri: Bknz. Dipnot 36.


42-Kızıl Orda: Kazakistan’ın batı eyaletlerinden biridir. Merkezi Kızıl Orda kentidir. Dünyaca ünlü Baykonur uzay üstü bu eyalettedir. Büyük âlim Hoca Ahmet Yesevi nin Türbesinin bulunduğu Türkistan şehri buraya 300 km. mesafetedir. Ünlü ozan ve düşünür Dede Korkut’un anıt mezarı burada bulunmaktadır. Korkut Ata (Dede Korkut) adındaki üniversite bulunmaktadır.


43-Fergana: Fergana vadisi Kırgızistan’ın güneyi, Özbekistan’ın doğusu ve Tacikistan’ın kuzey doğusunu kapsayan geniş bir vadinin adıdır. Kırgızistan’ın Oş, Calal-Abad, Özbekistan’ın Andican, Nemengan, Farğane, Merğlan, Tacikistan’ın Hocend (Lenin Abad) şehirleri bu vadi içinde bulunmaktadırlar. Ilıman iklimi, akarsuların bolluğu ve verimli arazisi bu vadiye özel bir konum kazandırmaktadır. Vadide her türlü lezzetli meyve ve sebzenin yanı sıra bol miktarda kaliteli pamuk yetişmektedir.


44-Kurorut: Geniş ormanlık alanında Celal-Abad kentine hakim tepelere kurulmuş, içinde dinlenme tesisleri, termal moteller ve sına toruyum bulunan bir mesire yeri.


45-Sıptnik: Celal-Abad şehrinin banliyölerinden.


46-Pelevişinka: Celal-Abad’a 5 km. mesafede bulunan güzel bir köy.


47-Yeni Dehgan: Celal-Abad’a 7 km.mesafede bulunan bir köy.


48-Karasu: Karasu nehri kıyısında Özbekistan sınırında bir kasaba. On metrelik bir köprüyle Özbekistan’daki Karasu’ya bağlıdır.


49-Sarı Çelenk: Celal-Abada 120 km. uzaklıkta yüksek dağların ortasında doğal bir cennet köşesi. Etrafı ormanlarla çevrilmiş gölün çevresinde konaklamak için ahşap küçük evler var.


50-Ceviz Ormanları: Asırlık ceviz ağaçlarının meydana getirdiği muhteşem bir orman. Dünya tabiat varlıkları listesinde hakkıyla yer almaktadır.


51-Mastava: Pirinç, yeşillik, et ve yoğurt kullanılarak yapılan mahalli bir yemek çeşidi.


52-Beş Parmak: Kırgızların en önemli milli yemeğinin adıdır. Çok iyi pişmiş büyük et parçaları et suyunda haşlanmış hamurlar üzerinde servis yapılır. Geleneksel olarak çıplak el ve parmaklarla yenildiğinden dolayı Beş Parmak adını aldığı söylenmektedir.


53-Şaşlık: Kebap çeşidi.


54-Mantı: Anadolu’da yapılan mantıdan çok büyüktür. Buharda pişirilir.


55-Lağman: Kırgızistan’da yaygın olsa da, daha çok burada yaşayan Uygur’ların mutfağına ait bir yemek çeşididir. Et ve sebzelerle servis yapılan bir makarna türüdür.


56-Pilav: Pirincin içinde bolca havucun, patatesin, sarımsağın, ayvanın soğanın, baharatların ve etin bulunduğu yöresel lezzetli bir yemek.


57-Şahı Merdan: Batıken ilinde bulunan ve adını Hz. Ali’den alan bu bölge Kırgızistan hudutları içinde Özbekistan’a ait bir kasabadır.


58-Kızılkıya: Oş iline bağlı bir kasaba.


59-Boz ev: Çadır anlamına gelir. Yalnız Boz ev normal bir evde bulunması gereken bütün imkânları ve konforu içinde barındıran çok rahat bir yaşam alınıdır. Yazlık, kışlık ve değişik boyutlarda çeşitleri bulunan Boz ev Kırgız medeniyetinin önemli unsurlarından biridir.


60-Nevruz: Orta Asya, Afganistan, İran, Azerbaycan, Irak ve ülkemizde de kutlanan Nevruz bayramının tarihi bin yıllar önceye dayanmaktadır. Günümüze dek varlığını sürdüren tarihin en eski bayramıdır. Kırgızistan’ın en önemli ve halkın katılımı bakımından en kapsamlı ulusal törenlerinden biridir. Büyük bir coşku ve heyecanla kutlanır.


61-Sümelek: Nevruz bayramının en önemli geleneksel yemeğidir. Köylerde, mahallelerde, kurumlarda, özetle bütün ülkede dev kazanlarda geleneksel törenlerle topluca pişirilir. Daha önceden yeşertilerek öğütülen buğdaya, baklagilleri, yağ ve şeker ilave edilerek bir gece boyunca şarkılar söylenerek, oyunlar oynanarak kaynatılır. Daha sonra folklorik deyimler eşliğinde herkese ikram edilir.


62- http://www.manas.kg/icerik.php?hid=80


63-http://www.manas.kg/icerik.php?hid=163


64-http://www.manas.kg/icerik.php?hid=219


65-http://www.manas.kg/icerik.php?hid=146


66-http://www.manas.kg/icerik.php?hid=230


67-ISBN 978-9967-24-921-0


68-Celal-Abad Girişimcilik Üniversitesi Rektörü.


69-Kırgız-Türk Manas üniversitesi Rektörü.


70-K.T.M.Ü. Y.D. Y.O.M.


71-K.T.M.Ü. S.K.S.B.


72-C.A.G.Ü. R. D.

 
73-K.T.M.Ü. İ.F.Ö.Ü.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top