Satır Aralarını Okumak: Medvedev-Obama Görüşmesi

Elif KUTSAL
08 Temmuz 2009
A- A A+

Dünya medyası bu hafta Medvedev-Obama görüşmesinde elde edilen kazançlar ve verilen tavizleri analiz etmekle meşgul. Bazı yorumcular ABD’nin Afganistan’a Rusya üzerinden geçiş yapma hakkı alarak ve START’ın devamı niteliğinde bir anlaşma imzalayarak istediğini elde ettiğini ama Rusya’nın NATO genişlemesi, Avrupa Güvenlik Anlaşması ve füze kalkanı projesi hakkındaki endişelerinin büyük ölçüde cevapsız kaldığını yazdı. Bu argümana göre, Rusya’nın beklentileri karşılanmadığı için iki ülke arasındaki ilişkileri ‘resetlemek’ mümkün değil. Ancak Rusya’nın bu görüşmeden beklentilerini yeniden ve daha gerçekçi anlamda gözden geçirmek gerekiyor. Bunun yanında kazanç ve kayıpların değerlendirilmesi için de satır aralarını okumak çok önemli, çünkü böyle tarihi görüşmelerde en önemli mesajlar ayrıntılarda gizlidir.

 

Rusya’nın bu toplantıdan ne beklediğini anlamak için öncelikle Rusya’nın genel ekonomik ve siyasi stratejisine değinmek gerekli. Rusya’nın artık 1990’lı yıllardaki içe kapanık ‘eski süper güç’ olmadığı görünen bir gerçek. Yeni milenyumla birlikte Rusya, ABD’nin ekonomik ve siyasi hegemonyasını bitirerek çok kutuplu bir dünya yaratmak ve Orta Asya ve Kafkaslarda bağımsız bir güç merkezi olarak yeniden doğmak için çok dinamik bir dış politika izlemeye başladı. Moskova’nın bölgeselleşme çabalarına hız vermesi, DT֒ye alternatif bir ticaret bloğu yapılandırmaya çalışması, enerji tekelini sağlamak için boru hatlarını kontrolü altına alması, Ortak Güvenlik Antlaşması Teşkilatı’nı güçlendirme çabaları bu çok kutuplu dünya yaratma stratejisinin birer yansıması. Rusya’nın kendini geliştirerek küresel ekonomi, siyaset ve güvenlik politikalarını etkileyebilecek kapasiteye sahip olduğu ortada. Rusya’nın şu an en fazla ihtiyaç duyduğu şey, bu kapasitesinin dünya tarafından tanınması; bir küresel güç olarak gerekli itibarı görmek.

 

Bu analizin ışığı altında, Obama-Medvedev görüşmesinin Rus tarafı için önemi Bush döneminde olmayan saygıyı ve kabulü almaktı. Rusya kendisine eşitlik ilkesi bazında davranılmasını istiyor. Yani ABD’nin parmağını sallayıp ne yapması veya ne yapmaması gerektiğini söylediği sıradan bir ülke gibi değil, ABD ile aynı kefeye konulan saygın bir devlet olarak anılmak istiyor. Rusya için böyle bir imaj yaratabilmek, ABD tarafından gücü tanınan ve ihtiyaç duyulan bir devlet haline gelmek çok büyük önem taşıyor. Medvedev’in “…Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu gibi güçlü ülkelerin bu gezegende olup bitenler konusunda özel bir sorumluluğu vardır” sözleri Rusya’nın dünya tarafından nasıl görülmek istendiğini çok güzel özetliyor: ABD kadar güçlü ve dünyadaki diğer devletlerden farklı olarak uluslararası sorunlar hakkında ‘özel’ sorumluluklara sahip bir ülke. Dünyada olup biten her şey hakkında sorumluluk sahibi olmak demek, bu sorunları etkileyebilecek kadar güçlü ve etkili olduğunuz anlamına gelir ki bu da süper güç olmanın alametlerindendir. İşte bu anlamda, Rusya’nın tanınma ve saygı beklentileri Medvedev-Obama görüşmesinde adresini buldu.

 

Medvedev Obama ile yaptığı basın konferansında “Daha önce (Bush dönemini kastederek) duyduğumuz tek şey şuydu: ‘Bütün kararlar alındı. Bu kararlar sizi ilgilendirmiyor. Bunlar sizin için bir tehdit teşkil etmiyor’” sözlerinin  ardından artık Amerikalı ortaklarının Rusya’nın menfaat ve endişeleri konu olduğunda durup düşündüklerini ekledi. Bu söylem ABD’nin geçmişteki Rusya anlayışıyla şimdiki anlayışı arasında keskin bir kırılma olduğunu ve Rusya’nın artık küresel politikalar denkleminde bir oyuncu olarak tanındığının göstergesi.

 

Rusya, ABD’nin NATO’nun genişlemesi ve Gürcistan konularındaki tutumunda geri adım atmayacağını biliyordu. Bu nedenle Rusya’nın bu problemler hakkındaki beklentilerinin karşılanmadığını söyleyebiliriz. Füze kalkanı konusunda liderlerin bir mutabakata varamadıkları doğru ancak Obama bu savunma sisteminin muazzam bir Rus silahına karşı koruma amaçlı planlanmadığı konusunda Medvedev’e açıklama yaptı ki böyle açıklamalar daha önce yapılmamıştı. Ayrıca “Rus hükümetine bu konuda nasıl ilerlememiz gerektiğini belirten bir değerlendirmeyi göndereceğiz ve bu kapsamlı müzakerelerin konusu olacak” diyen Obama, ABD’nin tek başına karar alma politikasının bittiğini gösterdi. Böyle önemli konularda danışma ve bilgi paylaşımı, Rusya’ya bakış açısının köklü bir değişime uğradığını simgeliyor.

 

Afganistan konusuna gelince, Rusya’nın ABD’nin askeri donanım ve asker geçişi için hava sahasını açması ABD için çok büyük bir kazanç ama bu nokta kesinlikle Rusya’nın taviz vermesi olarak yorumlanmamalı. Afganistan’daki durum Rusya’nın güvenliği açısından da bir tehdit oluşturuyor ve bölgedeki istikrar Rusya’nın da yararına olacak. Özellikle Taliban’ın Çeçenistan’daki ayrılıkçı gruplarla olan ilişkisi, Özbekistan ve Kırgızistan’da faaliyet gösteren Özbekistan İslam Hareketi ve Hizbut Tahrir gibi radikal İslamcı örgütlere olan desteği Rusya’yı korkutuyor. Bir zamanlar Çeçenler bağımsızlık ilan ettiklerinde  tek tanıyan Afganistan’daki Taliban yönetimi olmuştu. Taliban’ın Afganistan’da güçlenmesi ve ülkeyi kontrolü altına alması, Rusya’da Çeçen sendromunun yeniden doğmasına yol açabilir. Bunun yanı sıra, ABD’nin Afganistan’da başarısız olup geri çekilmesi durumunda bölgenin Çin’in nüfuz alanı içine kayması olasılığı da söz konusu. Dolayısıyla, Rusya’nın Taliban’ı yok etmeye yönelik ABD teşebbüslerini desteklemesi ve geçiş izni vermesi Rus milli menfaatleri doğrultusunda atılmış bir adımdır.

 

ABD’nin Rusya’ya bölgesel güvenliği sağlama konusunda ihtiyaç duyması ve yardım için kapısını çalması, Rusya için bir prestij kaynağı ve bölgede etkisini arttırmak için bir fırsat niteliğindedir. ABD’nin Rusya’dan yardım talep ettiği diğer bir alan ise nükleer silahsızlanma konusunda. Bu konuda Obama’nın “Bu Birleşik Devletler ve Rusya’nın liderlik üstlenmesi gereken ve aciliyeti yüksek bir konudur” derken bahsettiği ortak liderlik kavramı, ABD’nin küresel siyasi düzende Rusya’nın değişen rolünü tanıdığını göstermektedir. Ortak liderlik iki ülke arasında benzer güç, sorumluluk, etki alanı ve müşterek menfaat ve tehditleri gerekli kılar. Ortak anlamına gelen ‘partner’ sözcüğü yerine liderlik ifadesinin kullanılması Rusya ile ABD’nin küresel barışı sağlama konusunda aynı kefede kabul edildiğinin göstergesidir. Üzerinde konuşulan diğer konular ve alınan kararların kısa ve uzun vadede Moskova-Washington arasındaki ikili ilişkileri ve dünyanın geri kalanını etkileyeceği su götürmez bir gerçek. Bu ziyaret Rusya’nın gerçekçi beklentilerinin karşılandığına ve dolayısıyla Rus-Amerikan ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılabileceğine işaret etmektedir.

Back to Top