Gelenek Değişmedi: Moskova-Kiev Arasındaki Doğalgaz Krizi

Mehmet KARABAĞ
12 Ocak 2009
A- A A+

Her yeni yıl başlangıcında Moskova-Kiev arasında yaşanması olağan hale gelen doğalgaz krizi 2009 yılında da beklentileri boşa çıkarmadı. Gazprom’un talep ettiği doğalgaz fiyatı ve borçlar konusunda Ukrayna ile anlaşmanın sağlanamamış olması neticesinde bu ülkeden geçen bütün gaz boru hatlarının vanalarının Rusya tarafından tamamen kesilmesi ile ortaya çıkan kriz Moskova’nın doğalgazı Batı’ya karşı nasıl bir silah olarak kullanabileceğinin yeni bir göstergesi oldu.

 

Diğer taraftan, krizin büyümesinde Ukrayna yönetiminin özel bir çabası olduğu da göz ardı edilmemelidir. Rusya ile sorunlu ilişkilere sahip Ukrayna acaba kapatılan vanalardan dolayı soğukta kalan AB ile Rusya’yı karşı karşıya getirmeyi mi planlıyor?

 

Daha önceki yıllarda Ukrayna-Rusya arasında alışılagelen benzer krizlerde -ki  bu durum Rusya’da artık yeni yıl geleneği olarak isimlendirilmektedir- Moskova Batı tarafından sert bir şekilde ikaz edilmekte, ücretini zamanında ödedikleri gazın ne sebeple olursa olsun kesilemeyeceği yönünde notalar almaktaydı. Pek tabiî ki bu durumdan Moskova’yı zor duruma düşüren Kiev kârlı çıkmaktaydı. Fakat bu sefer böyle bir krizin yaşanacağı hususunda Rusya’nın AB ülkelerini krizden önce ikaz etti. AB ülkelerin bir kısmında büyük yer altı doğalgaz depolama tesislerinin oluşturuldu. Mesela doğalgazın %70’ini Ukrayna üzerinden alan Avusturya depolarındaki gaz 3 ay, Çekoslovakya depolarındaki doğalgaz ise 2 ay yetecek seviyede. Asıl problem Bulgaristan gibi balkan ülkelerinde yaşanmakta.  Tüm bunlar daha önceki yıllara kıyasla Batı’dan gelen sert uyarıları bu sefer oldukça yumuşatırken Ukrayna’yı oldukça zor durumda bıraktı.

 

The Financial Times gibi bir kısım Batı medyası Ukrayna’nın bu şekilde hareket etmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek “…eğer Kiev Moskova’dan tam politik bağımsızlığını ilan ettiğini söylüyorsa bunun fiyatını da tam olarak ödemek zorundadır” şeklinde Ukrayna’yı sorumlu bir devlet olmaya çağırdı. Gerçi The Wall Street Journal gibi çok az bir medya kesiminin Putin’i doğal gazı silah gibi kullanan bir zorbaya benzetmesi ve bu silahla Ukrayna demokrasisini boğmaya çalıştığı şeklindeki görüşleri öyle görünüyor ki ABD’yi ve de AB yöneticilerini fazla etkilemişe benzemiyor. Mesela bu hususta ABD’den gelen açıklamada bu problemin, ticari bir ahlak anlayışı içerisinde ve serbest piyasa koşullarında çözümlenmesi gerektiğinin altı çizilmektedir. Finansal krizin de etkisiyle ortaya çıkan problemlerden kaynaklanan kendi sorunlarıyla uğraşan ABD gelişmelere fazla müdahil olmamaya gayret göstermektedir.

 

AB üyelerinin, 2006 yılında yaşanan krizde olduğu gibi “Turuncu Devrimi boğma”’ şeklinde Moskova’yı sert şekilde suçlayıcı çıkışlardan kaçınmaları kısa vadede Rus gazına muhtaç olduklarını ve yeterince alternatif kaynaklar bulamadıklarını ortaya koyuyor. Bu açıdan Moskova ile ilişkilerinde daha dikkatli olmak zorundalar. Moskova da bu durumu çok iyi kavramış durumdadır. Her ne kadar da Nabucco projesi, biyoenerji gibi alternatifler tartışılıyor olsa da bu kriz göstermiştir ki Gazprom Avrupa’nın alternatifsiz enerji kaynağı olmaya şimdilik devam edecektir.

 

Krizin “politize” hale gelmiş olması esasen Rusya tarafından da inkar edilmemekte ve zaten problemin de özünü teşkil etmektedir. Rusya’nın doğalgaz için Ukrayna’ya teklif ettiği fiyat 450 dolar. Beyaz Rusya’ya satılan fiyattan Ukrayna’nın da talepte bulunması ve bunu da sanki bir hakmış gibi iddia etmesi zaten Moskova’nın beklediği bir hamle idi. Rusya’da dillendirilen haliyle “düşmanla dans eden (aslında kullanılan tabir daha sert), Rus dilinin kullanılmasına adeta sansür uygulayan, Rusya aleyhtarı bütün faaliyetleri adeta resmi olarak destekleyen, uluslararası arenada Rusya’yı rakip olarak gören Ukrayna’yı Beyaz Rusya ile aynı kefede değerlendirip gazı Kiev’e piyasa fiyatının oldukça altında satmak “aptallık”tan başka bir şey değildi. Rusya tarafından, açıkça olmasa da imalı bir şekilde Ukrayna’yı Rusya aleyhine kullanmaya niyetlenmiş yeni dostlarının (AB-ABD) bu tür benzeri problemlerin ileride de yaşanmaması için Kiev’in hibe tarzındaki kredilerle finanse edilmesi gerektiğinin altı çizilmektedir. Zira bunu doğalgazı ucuza satarak dolaylı olarak Moskova’nın yapmayacağı açıkça belirtilmektedir.

 

Ukrayna’nın Rus gazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkiyatının AB gözlemcileri denetiminde yapılmasını öngören protokolü imzaladığı açıklanmıştı. Ancak dün Gazprom imzalanan protokolün orijinali Kiev'den kendilerine ulaşmadığı için vanayı açamayacağını açıkladı. Kiev'in söz konusu protokole ek maddeler ekleyerek kendisini haklı çıkarma ve üstelik Rusya'ya fatura kesme çabası da olduğu anlaşılınca görüşmeler yeniden çıkmaza girdi.

 

Krizin derin bir şekilde vurduğu Rusya’nın altın ve döviz stokları erimek üzere. Düşen enerji hammadde fiyatları Rusya’nın önümüzdeki yıllara dair ekonomik planlarını altüst etmiş durumda. Bu şartlarda, ayakta kalabilmek açısından, finansal kaynaklara çok daha muhtaç hale gelen Rusya’nın en büyük kurtarıcısı şüphesiz bir devlet kurumu olan Gazprom’un gelirleri olacaktır. Şu an itibariyle en düşük meblağların bile hesabını yapmaya başlayan Moskova kimseye bağışta bulunma gibi bir lüks içerisine girmeyi düşünmemektedir ki hele bunu Kiev’e ucuz gaz vererek kesinlikle yapmayacaktır.

 

Diğer taraftan, Ukrayna ile devamlı olarak yaşanan ve AB ülkelerinin zarar gördüğü bu doğalgaz krizlerini Türkiye’nin kendi lehine çevirmesi için müsait bir konjüktür yakalanmış gözükmektedir. H. Manuel Barrosso’nun, ki kendisi Ukrayna dostu olarak bilinmektedir, bu tür anlaşmazlıkların devam etmesi halinde Ukrayna üzerinden geçen doğal gaz hattının değiştirilebileceğini dile getirmesi bu fırsatın zamanının geldiğinin bir işareti olarak görülmelidir. Türkiye Rusya’nın hidrokarbon rezervlerini Avrupa enerji pazarına taşıyabilecek bir diğer alternatif ülke olarak ilerde değerlendirilebilir. Bu kriz Nabucco boru hattı projesinin bir an önce hayata geçirilmesi de bir kez daha ortaya koymuştur. Rusya’ya büyük oranda bağımlı olmak ve bunun taşınması için Ukrayna’ya bağımlı hale gelmek alternatif yolların en kısa zamanda devreye sokulması gerektiğinin altını çizmiştir.

 

Bu tür krizlerin netice itibariyle Rusya’nın işine geldiğini de söylemek yerinde olacaktır. Gürcistan ile olan kriz neticesinde olduğu gibi bu krizin neticesinde de Moskova uluslararası arenada kendi şovunu başarıyla oynadığını ve dış dünyanın gücünü artık gördüğünü düşünmektedir. Dolayısıyla şu anda doğalgaz krizi çözüme gidiyor gibi görünse de değişik bölgelerde farklı konularda bir kısım krizlerin çıkması muhtemeldir. Bu bölgenin BDT sınırları içerisinde ve daha da daraltırsak Orta Asya da olması düşünülmektedir. Rusya’yı bypass edecek Nabucco gibi projeler bu krizlerin çıkmasını tetikleyebilir.

 

 

Back to Top