Şİ֒nün Abhazya ve Güney Osetya ile Sınavı

Doç. Dr. Fatih ÖZBAY
29 Ağustos 2008
A- A A+

Şanghay İşbirliği Örgütü  (ŞİÖ) Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’deki zirve toplantısı dün sona erdi. Toplantının esas gündem maddelerinin örgütün yeni üyelerle genişlemesi ve Kafkaslardaki son gelişmeler olduğu yönünde herkes hemfikirdi. Bu toplantı Rusya Devlet Başkanı D. Medvedyev’in Mayıs ayında görevine başladıktan sonra katıldığı ilk ŞİÖ zirve toplantısıydı. Rusya, ŞİÖ zirvesinde ortaklarından Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarının tanınmasını ve bu konuda yayınlanacak sonuç bildirgesinde açık ifadelerin bulunmasını istiyordu. Ancak, zirve sonrası açıklanan bildiri Gürcistan ile yaşadığı savaşta Rusya’nın ŞİÖ tarafından desteklenmediğini ortaya koydu.

 

Rusya için bu toplantı bir anlamda ŞİÖ içerisindeki ortaklarını ve ŞİÖ’nün bir örgüt olarak gücünü denemesi için çok iyi bir fırsattı. Tanıma kararı sonrası batıda izolasyonla tehdit edilen Rusya doğuda kendisini rahatlatacak bir açılım bekliyordu. Ancak ŞİÖ soruna örgütün politikası olarak değil üye ülkelerin her birinin ikili ilişkilerini ilgilendiren bir konu olarak yaklaştı. ŞİÖ Kafkaslarda yaşanan sorunla ilgili yayınladığı bildiride bölgede sorunun çözümü için ilgili ülkeleri masaya oturmaya davet ederken, Rusya’nın bölgede barışı sağlamaya yönelik aktif rolünü desteklediklerini açıkladı. Zirve sonuç bildirgesinde, Moskova'da onaylanan Güney Osetya ihtilafının çözülmesine ilişkin altı maddelik geçici anlaşmasının desteklendiği açıklandı. Rusya'nın bölgedeki işbirliği ve barışın sağlanmasındaki aktif rolünü desteklediklerini, Güney Osetya’da yaşanan olaylardan derin üzüntü duyduklarını sorunu diyalog yolu ile çözülmesi gerektiğini ve tarafların masaya oturmaya davet ettiklerini açıkladı. Bildiride Gürcistan’a yönelik bir eleştiri de yer almadı.

 

Tanıma kararı ile altı maddelik geçici planın uygulanmasını akim bırakan Rusya açısından ŞİÖ’nün tavrı hayal kırıklığına yol açmıştır diyebiliriz. Rusya daha aktif bir destek bekliyordu ama bir taraftan da destek bulamayacağına dair endişeler taşıyordu. ŞİÖ üyesi ülkeler olayların en şiddetli olduğu günlerde bile sorunun diplomatik yoldan çözülmesi gerektiğini ifade ettiler. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tsin Gan olaylar sırasında kendisine yöneltilen “Pekin’in Moskova’yı destekleyip desteklemediği” şeklindeki soruya “konunun diyalog ve görüşmeler yoluyla halledilmesini ümit ediyoruz” cevabıyla ülkesinin tavrını ortaya koymuştu zaten.

 

Çin de dâhil birçok üyesi ayrılıkçı örgüt ve bölgelerle başı dertte olan ŞİÖ açısından Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlık kararlarını tanımak büyük bir risk almaktan öte bir şey değildi. Rusya’nın Güney Osetya’ya müdahale eden Gürcistan’a sert askeri müdahalesinde ileri sürdüğü vatandaşlarını koruma bahanesi özellikle Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’ı tedirgin etmeye yetmişti. Bu ülkelerde hatırı sayılır oranda bir Rus nüfus yaşıyor ve çifte vatandaşlık sahibi olanlar da bulunmakta. Özellikle Kazakistan en fazla Rus nüfusa sahip BDT ülkesi. Rusya’nın vatandaşlarımı koruyacağım bahanesiyle –ki başka bir ülkenin vatandaşlarına pasaport vererek Rusya vatandaşı olmalarını sağlayan da yine kendisiydi- Gürcistan’ın içişlerine ve toprak bütünlüğüne müdahalesi ister istemez bu ülkeleri tedirgin etti. Üstelik bütün batı dünyasının tepki gösterdiği Rusya’ya tanıma kararına destek çıkarak taraftar olduğunu göstermek, bu ülkelerin ABD, AB ve NATO ile sorunlar yaşamalarına, sonuçta da Rusya’nın daha fazla kontrolüne girmelerine yol açabilirdi. Tarihsel hafızaları bunun ne kadar tehlikeli sonuçları olacağını kulaklarına fısıldamış olmalı ki Rusya’nın tüm çabalarına rağmen tanıma kararı almadılar.

 

Rusya şimdi batıya pirince giderken doğudaki bulgurdan da oldu diyebiliriz. Batıdaki NATO’ya karşı doğudaki ŞİÖ kozunu oynamak istedi ama başarılı olamadı. Bunda ŞİÖ’nün (henüz) NATO gibi askeri-politik bir blok olmaması büyük etken. Rusya açısından ŞİÖ’nün anlamı ABD ve NATO’nun yani Avrupa-Atlantik bloğunun karşısında, tek kutupluluk dayatmalarına karşı dengeleyici bir güç olmasında yatıyor. Bundan sonra Rusya’nın buna odaklanacağını, bölgesel çatışmalarda ŞİÖ’ye bağlı barış güçlerinin kullanılması için bastıracağını söyleyebiliriz. Rusya’nın ŞİÖ içerisinde zayıflayan pozisyonundan Çin’in faydalanacağı açık. Çin’in razı olmadığı bir kararın ŞİÖ’den çıkamayacağını bu gelişme ortaya çıkarttı. Çin’in zaten Doğu Türkistan, Tibet, Tayvan gibi sorunlar yüzünden tanıma kararı almayacağı belliydi. Rusya’da zirve sonrası yapılan yorumlarda Moskova’nın ŞİÖ’de kontrolünün zayıfladığı, ŞİÖ’nün uzak olmayan bir gelecekte Çin’in BDT’si haline geleceği iddia ediliyor. Yani Çin, Güney Osetya sebebiyle Rusya ve Batı arasındaki gerilimi kendi lehine kullanma yolunda. Bunu da stratejik ortağı olarak nitelendirdiği Rusya’yı ne destekleyerek ne eleştirerek yapıyor zaten.

 

Rusya cephesinden bakıldığında büyük ümitler bağladığı ŞİÖ’nün ilk ciddi sınavında başarısız olduğunu söyleyebiliriz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top