Türk-Rus İlişkilerine Anıt Katkısı

Doç. Dr. Fatih ÖZBAY
20 Mayıs 2008
A- A A+

Ülkeler arasındaki ilişkiler kötüleştiğinde, bu durumdan tepkisel anlamda ilk olarak etkilenenler elçilik binaları, bayraklar, mezarlıklar, anıtlar ve heykeller gibi sembollerdir. Elçilik binalarına saldırıları, bayrak yakmaları, mezarlıklara zarar  vermeleri, anıt ve heykellere yapılan saldırıları bunlar arasında sayabiliriz.


Nisan 2007’de Rusya-Estonya arasında kopan siyasi krizin sebebi, Estonya hükümetinin başkent Tallin’de Sovyet Rusya döneminde dikilen, 2. Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordu’nun Hitler Almanya’sına karşı kazandığı zaferi sembolize eden “Bronz Asker” heykelini yerinden sökmek istemesiydi. Heykelin sökülmesi üzerine Estonya-Rusya ilişkileri gerilmiş, Rus asıllı Estonya vatandaşlarının karıştığı protesto olaylarında 1 gösterici ölmüş, 57’si ise yaralanmıştı. Rusya, Estonya’nın bu tutumuna oldukça sert açıklamalarla tepki göstermişti.


Bu manada Türkiye-Rusya ilişkileri de istisna sayılmaz. Türk-Rus ilişkilerinin inişli-çıkışlı tarihindeki olumlu veya olumsuz gelişmelerden ilk etkilenenlerin de yine anıt ve heykeller olduğunu söyleyebiliriz. İlk akla gelen Ayastefanos (Yeşilköy) Rus Anıtı’dır. Ayastefanos Rus Anıtı, tarihimizde “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında dikildi. Osmanlı İmparatorluğu’nun ağır bir yenilgiye uğradığı bu savaşta İstanbul yakınlarına kadar gelen Rus ordusu ancak başta İngiltere olmak üzere Batılı güçlerin baskısı üzerine Ayastefanos’ta (Yeşilköy) durdurulabilmişti. Rusya bu anıtı savaşta kaybettiği askerlerinin anısına Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentine en fazla yaklaştıkları yere dikerken aynı zamanda kazandıkları zaferin ve güçlerinin ebedi bir iz bırakmasını istemişlerdi. Oldukça büyük ve gösterişli olan anıt, 1. Dünya Savaşı’nda düşman kamplarda yer alan Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya İmparatorluğu arasında bozulan ilişkiler üzerine, 14 Kasım 1914’te yıktırıldı.


Türk-Rus ilişkilerinde sembolik anlamı büyük olan bir başka anıt ise Taksim meydanındaki Atatürk Anıtı’dır. Milli Mücadele yıllarında ölüm kalım mücadelesi veren Türkiye Cumhuriyeti bu mücadelesinde en büyük desteği kuzey komşusu Sovyet Rusya’dan aldı. Para, silah ve askerî mühimmat şeklinde gerçekleşen Sovyet yardımı 1920’li ve 1930’lu yıllarda zirveyi bulan Türkiye-SSCB dostluk ilişkilerinin temelini oluşturdu. İşte, Taksim meydanında 1928 yılında dikilen anıtta bu yıllardaki dostluk ilişkilerinin etkileri açıkça görülmektedir. Anıtta Atatürk’ün hemen arkasında iki önemli Sovyet Rusya temsilcisinin heykeli bulunmaktadır: Mareşal Kliment Yefremoviç Voroşilov ve General Mihail Vasilyeviç Frunze. Bu anıt hala Türk-Rus ilişkilerinin dostluk yıllarını temsil etmeye devam etmektedir.


Türk-Rus ilişkilerinde akla gelen bir başka anıt ise Gelibolu Rus Anıtı’dır. 1917 Bolşevik devriminden sonra ortaya çıkan iç savaş sonucunda kaçan binlerce Rus gemilerle İstanbul’a gelmişlerdi. Toplam 126 gemide 145.639 kişi 1920 yılının 23 Kasım’ına kadar İstanbul’un çeşitli limanlarına demir attılar. İşgal altında bulunan ve en zor zamanlarını yaşayan İstanbul’a gelen asker ve sivil binlerce Rus vatandaşı şehrin çeşitli yerlerindeki kamplara yerleştirildiler.


Gelenlerden 26.596 kişiden oluşan Rus 1. Tugay’ı Gelibolu’daki Fransız askeri kampına yerleşti. 1. Tugay bu kampta kendi okullarını açıp gazeteler yayınladı, kreşler hastaneler organize etti. 1921 yılına kadar Gelibolu’daki kamplarda yaşayan Rusların büyük bir kısmı, milli mücadele kazanıldıktan ve Sovyet rejiminin artık Rusya’da iyice yerleştiğini anladıktan sonra Gelibolu’yu terkederek Sırbistan, Bulgaristan, Tunus, Arjantin, Çekoslovakya, Fransa ve Almanya gibi çeşitli ülkelere dağıldılar. Ancak, 342 kişi Gelibolu’da çeşitli hastalıklardan dolayı öldüler ve orada kendilerine tahsis edilen mezarlığa gömüldüler. Bu kişiler anısına mezarlık yanında 16 Temmuz 1921’de bir anıt dikildi. Anıt 2. Dünya savaşının sonuna kadar orada durmaktaydı ancak, iki ülke ilişkilerinde başlayan soğuma sonucu ortaya çıkan ilgisizliğe 1948 Çanakkale depreminin etkisi de eklenince büyük oranda yıkıldı ve tahribata uğradı. Zamanla tamamen ortadan kalktı.


Anıtın yeniden yapılması için Rus tarafı 1992 yılında Türk resmi makamlarına başvurdu ancak henüz soğuk savaşın son bulutlarını üstünde taşıyan ilişkiler yüzünden bu talep gerçekleşemedi. Aradan yıllar geçti ve Türkiye-Rusya ilişkileri 21. yüzyıla tarihinde görülmemiş derecede yakınlaşma ve dostluk atmosferinde girdi. Bu olumlu atmosferin etkisiyle, Gelibolu Rus Anıtı’nın yeniden yapılması için Rusya Konsolosluğu 1999 yılında yeniden talepte bulundu. İki ülke yetkili organları arasında yapılan yapıcı müzakereler neticesinde anıt 17 Mayıs 2008 tarihinde Türk ve Rus üst düzey temsilcilerin katılımıyla açıldı.


Bu anıt, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991 yılından sonra Rusya’nın yurt dışında yaptırdığı ilk anıt olarak da tarihe geçti. Bilindiği gibi 2007 yılı Türkiye’de Rusya yılı olarak kutlandı. 2008 yılı ise halen Rusya’da Türkiye yılı olarak kutlanıyor. Gelibolu Anıtı’nın yeniden yapılması bu çerçevede yapılan en anlamlı faaliyetlerden birisi. Bu durum ilişkilerdeki gelişmenin somut bir işareti sayılabilir.


Akıllara ister istemez 20. yüzyılın başlarında Ruslar ile yapılan savaşlarda esir düşen ve trenlerle başta Sibirya olmak üzere, Rusya’nın ücra köşelerindeki esir kamplarına götürülen Türk askerleri geliyor. Nerelere götürüldüler? Acaba kaç askerimiz götürüldükleri bu esir kamplarından dönebildi? Kaç askerimiz oralarda şehit olarak kaldı? Mütekabiliyet esasına göre, bu konunun tam da Rusya’da “Türkiye Yılı” kutlanırken gündeme getirilmesi yerinde olacaktır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top