Moskova’daki Terör Eylemleri: Kremlin’e Mesajlar

A- A A+

Moskova sakinleri 29 Mart sabahına metro istasyonlarında meydana gelen şiddetli patlamalarla uyandı. İlk yapılan açıklamalara göre, “Lubyanka” ve “Park Kulturı” metro istasyonlarında meydana gelen şiddetli patlamalarda hayatını kaybedenlerin sayısı 38, yaralı sayısı ise 100’ü geçmiş durumda. Ölü sayısının daha da artmasından korkuluyor. Resmi kaynaklardan yapılan ilk açıklamalara göre patlamaların intihar eylemcileri tarafından gerçekleştirilmiş olduğu yönünde. Rusya’nın son yıllarda yaşadığı en şiddetli terör saldırılarından olan eylemlerin sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Patlamalar hakkında yetkili savcılar tarafından “terör eylemi” kapsamında soruşturma başlatıldı. 30 Mart 2010 günü Rusya çapında ulusal yas ilan edilmiş durumda.


Moskova metrosu daha önce de terör eylemlerine sahne olmuştu. 11 Temmuz 1996’da “Tulskaya” ile “Nagatinskaya” istasyonları arasında gerçekleşen patlamada 4 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi yaralanmıştı. 1 Ocak 1998’de “Tretyakovskaya” istasyonunda yaşanan küçük çaplı bir patlamada yaralananlar olmuştu. 5 Şubat 2004 2001 tarihinde “Beloruskaya” istasyonunda yaşanan patlamada ise 20 kişi yaralanmıştı. Moskova bu çapta bir terör eylemini en son 2004 yılı Şubat ayında yaşamıştı. 6 Şubat 2004 tarihinde Moskova metrosunun “Avtozavodskaya” ve “Paveletskaya” istasyonları arasında hareket halindeki trende yaşanan şiddetli patlamada 41 kişi hayatını kaybetmiş, 250 kişi ise yaralanmıştı.


Rus basın-yayın organlarında patlamaların intikam amacıyla gerçekleştirildiği iddia ediliyor. Yetkililer her ihtimali değerlendirmekle birlikte, ileri sürülen ilk senaryo patlamaların Kafkasya asıllı kişilerce gerçekleştirildiği yönünde. Kadın intihar bombacılarından hareketle suçluların “kara dullar” olarak tabir edilen Çeçen kadınlar olabileceği yönünde. Çeçenistan’da yaşanan savaşlarda, operasyonlarda kocalarını, oğullarını kaybeden Çeçen kadın bombacılar burada kastedilen. Bu yüzden, daha bombalamaların hemen arkasından önce şüpheli “Kafkas görünüşlü” kadınlardan bahsedildi. Daha sonra ise kamera kayıtlarında bu kadınlara yardım ettiği ileri sürülen “Slav görünüşlü” kadınlardan bahsedilmeye başlandı. Araştırmalar halen devam ediyor.


Patlamalarda ilk etapta dikkati çeken şey patlamaların gerçekleştiği metro istasyonları. Lubyanka ve Park Kulturı, her iki istasyon da aynı hat üzerinde (kırmızı hat) bulunuyor. Aralarında sadece iki istasyon bulunmakta. En dikkat çeken ise Lubyanka istasyonu. İlk patlamanın gerçekleştiği Lubyanka istasyonunun çıkışının hemen yanında eski KGB’nin, şimdiki ismiyle FSB’nin merkezi bulunuyor. Metro hattı neredeyse FSB binasının altından geçiyor bile diyebiliriz. Yuvarlak hattan (koltsovoe) gidildiğinde Park Kulturı istasyonundan bir sonraki istasyon ise “Oktyabrskaya”. Oktyabrskaya istasyonunun yakınında ise Rusya İçişleri Bakanlığı binası bulunuyor. Hatta, aslında hedefin bu istasyon olduğu ama çok karmaşık olan Moskova metro sisteminde teröristlerin yanlış istasyonda bombaları patlatmış olabileceği iddia ediliyor. Yapılan yorumlara göre intihar bombacıları asıl hedef olarak bu iki binayı seçmişlerdi.


Bütün bu yaşananlar, Rusya açısından yumuşak karnı sayılan Kuzey Kafkasya’da ayrılıkçı güçler probleminin ve bunlarla mücadelenin bitmediğini gösteriyor diyebiliriz. Rusya’nın SSCB’nin dağılması sonrası yaşadığı en büyük iç tehdit Kuzey Kafkasya’daki bağımsızlık taraftarlarının başlattığı ayrılıkçı hareketler oldu. 1990’lı yıllarda Kuzey Kafkasya’da Çeçenistan merkezli iki kanlı savaş yaşandı. 1994-1996 ve 1999 yılında yaşanan savaşlar sonrasında Rusya Federasyonu Kuzey Kafkasya’da merkezi otoriteyi yeniden kurdu. Ancak, Çeçenistan başta olmak üzere bölgede çatışmalar ve terör eylemleri ile hala devam etmekteydi. Rusya, son haftalarda Kuzey Kafkasya’daki ayrılıkçı hareketlere karşı bir dizi operasyon başlatmıştı.  Bölgede bu amaçla İçişleri Bakanlığına bağlı 23.000 kişilik bir güç bulunmakta. İçlerinde 1000’den fazla Çeçen askerin olduğu 248. ve 249. taburlar da bu güce dâhil. Bu gücün 2009 yılında yaptığı operasyonlarda 200 teröristin öldürüldüğü, 600’ünün de tutuklandığı ifade ediliyor.


Moskova’da gerçekleştirilen terör eylemlerinin Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da son haftalarda sürdürdüğü operasyonlarla bağlantılı olduğu yönünde yapılan yorumlarda bombalamaları gerçekleştiren teröristlerin amaçlarının operasyonlarda kaybettikleri liderlerinin intikamını almak olduğu belirtiliyor. Rusya İçişleri Bakanlığı’na bağlı birlikler Kuzey Kafkasya’da son haftalarda bir dizi operasyon gerçekleştirdiler. Bu operasyonlarda ayrılıkçı grupların liderlerinden olduğu duyurulan Said Buryatskiy, Anzor Astemirov, Salambek Ahmatov ve Abu Halid’in de içinde bulunduğu kişiler öldürüldüler. Peki bunlar kim?


15 yaşında Müslümanlığı kabul eden Said Buryatskiy’nin babası Buryat, annesi Rus. Doğum yeri Buryatistan’ın başkenti Ulan-Ude olan Said Buryatskiy’nin gerçek ismi Aleksandr Tihomirov. Said Buryatskiy ayrılıkçı güçlerin ideologlarından kabul ediliyordu. 3 Mart 2010 tarihinde İnguşetya’nın Ekajev-Nazranov bölgesindeki çatışmalarda öldürüldü. Ölümü Rusya Devlet Başkanı Medvedev’e FSB Başkanı Aleksadnr Bartinkov tarafından bizzat haber verilmişti. Buryatskiy aynı zamanda Ekim 2009’da Moskova-S.Peterburg seferini yapan “Nevskiy Ekspres” hızlı trenine yapılan ve 25 kişinin öldüğü, 95 kişinin yaralandığı saldırının sorumlusu olarak açıklanmıştı. Anzor Astemirov ise Kabardino-Balkariya Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren radikal ayrılıkçı güçlerin lideri kabul ediliyordu. 24 Mart 2010 tarihinde çatışmada öldürüldü. Astemirov’un bölgedeki Vahhabistlerin liderlerinden olduğu açıklandı. Astemirov aynı zamanda Ekim 2005’te Nalçik şehrinde gerçekleşen saldırının organizatörü olmakla suçlanıyordu. “Grozniy Emiri” lakaplı Salambek Ahmatov ise 22 Mart 2010 tarihinde Dağıstan Cumhuriyeti’nin Mohaçkale şehrinde gerçekleştirilen operasyonda öldürüldü. Ayrılıkçıların bir diğer ideologu kabul edilen Arap asıllı Abu Halid ise 18 Mart 2010 tarihinde Çeçenistan’ın Bedenks bölgesindeki operasyonda öldürüldü.


Operasyonlar sürerken Rus basınında yapılan bazı yorumlarda, adı sanı bilinmeyen, kamuoyunun tanımadığı, daha önce bölgede hiç duyulmamış emir, lider, temsilci vs. gibi bazı kişilerin operasyonlarda öldürüldüğü ifade edilerek, şüpheci bir tavırla, acaba birileri yüksek makamlara gelmek, madalya, parasal ödül almak için mi bu tür operasyonları yapıyorlar, bu isimler duyuruluyor şeklinde yaklaşımlar da vardı. Kimilerine göre ise özellikle Çeçenistan’da yapılan operasyonlarla aslında Kremlin’e yakın olan Cumhurbaşkanı makamındaki Ramzan Kadirov’un muhalifleri ortadan kaldırılıyordu.


Moskova metrosunda gerçekleşen terör eylemleri Putin muhaliflerine Kremlin politikalarını suçlamak için yeni bir bahane daha vermiş oldu. Rusya’da özellikle Putin’e muhalif, Kremlin politikalarını şiddetle eleştiren sayıları az da olsa bazı çevreler bulunmakta. Hedef olarak Putin’i iktidardan uzaklaştırmayı seçen bu çevreler zaman zaman eylemler düzenleyip imza topluyorlar. Terör eylemleri gerçekleştikten sonra Kremlin’e muhalif, Putin’i istifaya çağıran bu çevreler eylemlere şüpheyle yaklaştıklarını açık açık ifade ettiler. Muhaliflerin şüpheleri patlamaların arkasında toplum üzerindeki güç ve kontrollerini devam ettirmek isteyen gizli servis ve Kremlin’in olabileceği yönünde. Ağustos-Eylül 1999 yılında Moskova ve Volgadonsk şehirlerinde apartmanların havaya uçurulduğu eylemleri hatırlatan bu çevrelere göre 10 yıl sonra yine aynı şeyler yaşanıyor. İddiaları, patlamaların son zamanlarda Putin’e ve genel olarak Kremlin’in politikalarına yavaş yavaş tepkilerini yüksek sesle dile getirmeye başlayan muhalefetin sesini kısmaya bahane olacağı yönünde. Hatta bu olaylar bahane edilerek Kafkasya’da yeni bir idari bölünme yapılabileceğini, operasyonların daha da şiddetleneceğini iddia ediyorlar.         


Bize göre bu terör saldırıları Kremlin’e üstü kapalı verilen bazı mesajlar içeriyor. Rusya’da son aylarda dikkat çekici olan bir şey vardı. Rusya’nın bölgedeki operasyonlarla alakalı kullandığı terminolojideki değişim gözlemlenmekteydi. Devlet Başkanı Medvedev 2010 yılı başında Kuzey Kafkasya’daki operasyonlarla alakalı olarak “terörist” kelimesi yerine “bandpodpolye” yani “yer altı çeteleri” terimini kullanmaya başlamıştı. Rusya İçişleri Bakanlığı MVD de “terörist” kelimesi yerine “bandit” yani “haydut”, “eşkiya” kelimesini kullanır olmuştu. Basında sıklıkla kullanılan kelime “boyevik” yani “gerilla” ya da “savaşçı” haline gelmişti. Önceki yıllarda Rusya’nın teröristleri “gerilla” ya da “savaşçı” olarak nitelendirenlere karşı verdiği sert tepki düşünülürse bu değişim gerçekten dikkat çekiyordu. Rusya Kuzey Kafkasya’da, özellikle Çeçenistan’da artık düzeni tamamen sağladığından hareketle bölgedeki gruplaşmalar ideolojik veya dinsel değil tamamen kriminal, mafyavari, suça yönelik, silahlı çetelerin oluşturduğu gruplaşmalar olarak kabul etmeye başlamıştı. Rusya açısından Kuzey Kafkasya’daki çatışmalar artık ayrılıkçı terörle değil çıkar için bir araya gelmiş silahlı çetelerle yapılıyordu.  Moskova metrosunda meydana gelen patlamalar soruna dair algıyı çok sert ve ani bir şekilde değiştirdi diyebiliriz.


Patlamaların arkasında kimlerin olduğu henüz belli değil. Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev terör saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, "teröristlerin kökü kazınacak" dedi. Başbakanı Vladimir Putin, saldırıyı organize eden teröristlerin bulunup imha edileceğini söyledi. Eğer patlamaların arkasında Kafkas izleri ortaya çıkarsa bu Kuzey Kafkasya’daki sorununun bitmediğinin Kremlin’e bizzat Moskova’da hem de çok kanlı bir şekilde hatırlatılmasıdır. Enerji hammaddelerinin satışından kazandığı milyar dolarlarla küresel güç mücadelesinde kendini rahat ve daha özgüvenli hisseden Rusya’ya birileri yumuşak karnını hatırlatırcasına çok sert ve acımasız bir mesaj vermiş oldu diyebiliriz. Rusya yeniden süper güç olma yönünde küresel planlar yapmaya devam ettikçe bu eylemlerin devamı gelebilir. Rusya ya içine kapanıp askeri tedbirlerle aynı sertlikte cevap verecek ya da mesajı aldım deyip bu sefer farklı bir yol izleyecek. İlk durumda Rusya aynen 1990’lardaki psikolojiye girerek durumdan zararla çıkacaktır. İkinci durumda ise politik-demokratik tedbirleri devreye sokarak daha az zararla atlatabilir. Ancak, izlenecek yol Rusya’nın ilk şıkkı izleyeceğinin işaretleriyle dolu. Bu ise Rusya’yı daha zor günler bekliyor anlamına gelir.


100’den fazla etnik grubu, farklı inanışı bünyesinde barındıran gerçek bir mozaik olan Rusya’nın hassas olduğu noktaların başında etnik ve dinsel yapısı geliyor. Çeçenistan’da yaşanan savaşlar Rusya toplumunda Kafkas asıllı kişilere ve İslam dinine karşı önyargı oluşmasına sebep oldu. Bu durum aşırı milliyetçilere, yabancı düşmanlığına ve ırkçı saldırılara tutunabilecekleri uygun bir zemin hazırladı. Etnik ve dini yapıdaki sorunların artmasının ülke bütünlüğüne ne kadar zarar vereceğini çok iyi bilen yönetim son yıllarda daha dikkatli olmaya çalışıyordu. Rusya İslam ülkeleriyle ilişkilerini arttırıyor. İK֒de gözlemci üye statüdü aldı. Kuzey Kafkasya’da Vahhabilerin faaliyetlerine rağmen tarihte ilk defa bir Rus lider (Viladimir Putin) Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. Rusya, Çeçenistan’da yaşananlardan dolayı İslam dünyasında azalan prestijini yeniden kurmak istiyor. Karikatür krizinde en sert ve hızlı tepki gösteren ülkelerden birisiydi Rusya. Söz konusu karikatürleri yayınlayan gazete ertesi gün kapatılmıştı. Moskova'nın merkezinde büyük bir cami inşaatı devam ediyor. ABD’nin İslam dünyası nezdinde azalan prestijini kendi lehine çevirme planları yapan bir Rusya var karşımızda. Bu son terör eylemi Rusya’nın işte bu hassas etnik ve dini yapısına darbe sayılabilir. Hassas dengeleri bilen birileri Rusya'nın yeniden etnik-dini sorunlarla meşgul olması için çaba harcıyor. Patlamalardan sonraki daha ilk dakikalarda henüz ortada delil vs yokken Kafkas görünüşlü kişilerin suçlanması, metrolarda başörtülü kadınlara diğer yolcular tarafından yapılan saldırılar amaçlarına ulaşmalarının zor olmayacağının işaretleri. Yani korkulan oluyor. Rusya’da yaklaşık 25 milyon Müslüman yaşadığı düşünüldüğünde terör eylemlerini gerçekleştirenler her kimse nereye, ne zaman ve nasıl darbe vuracaklarını çok iyi hesap etmiş olmalılar.  

   
Yaşanan terör eylemi zaten diken üstünde duran Rusya’yı daha da sert tedbirler almaya ve dolayısıyla daha fazla içine kapanmaya götürebilir. Bunun ilk sonuçları vize kuyruklarıyla, havaalanlarında bekletmelerle, kontrol ve denetimlerdeki artışla, göçmenlere yapılan baskılarla, esmerlere yönelik saldırılarla kendisini gösterecektir. Olayın faillerini bulmak için başlatılan çalışmalar Kafkaslar'ı  gösterir ya da ayrılıkçı gruplardan birisi bu eylemleri üstlenirse aralarında Türkiye’nin bulunduğu Müslüman ve Kafkas diasporasına sahip ülkeler bundan olumsuz etkilenecektir. Bu yüzden, gerçekleşmesine zaten çok zor gözüyle bakılan Türkiye ile Rusya arasında vizelerin kaldırılması konusu başka bir bahara kalabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top