Azerbaycan-İsrail Stratejik Ortaklığı

Dr. Elnur İSMAYIL
05 Ocak 2013
A- A A+

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan’ın İsrail’le kurduğu diplomatik ilişkiler birçok açıdan önem arz etmektedir. İki toplumun kültürel ilişkilerinin geçmişi oldukça eski olsa da Azerbaycan-İsrail arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulması 20 sene önceye dayanmaktadır.Bu analizde Azerbaycan-İsrail arasındaki ilişkilerin siyasi ve güvenlik boyutu incelenmekte, ikili ilişkiler Bakü’nün İsrail-Filistin ihtilafına yaklaşımı ile Türkiye ve İran’la ilişkileri bağlamında ele alınmaktadır. Analizde, Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin 1990’lı yıllardan bugüne bölgedeki diğer aktörlerin etkisinden bağımsız biçimde gelişerek sürdürüldüğü ve stratejik ortaklık düzeyine terfi ettiği öne sürülmektedir.   

 

Azerbaycan, Yahudilerin en eski yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Avrupa’nın en büyük sinagogunun Bakü’de bulunması ve Kuba’daki Yahudilerin yaşadığı Kırmızı Kasaba semti Azerbaycan-İsrail arasındaki kültürel münasebetlerin geçmişe dayandığına işaret etmektedir. Dağ Yahudileri olarak da bilinen Kırmızı Kasaba semtindeki Yahudi nüfusun yaklaşık 2,500 yıldır bu bölgede yaşadığı zannedilmektedir. 1970’lerde Azerbaycan’da Yahudi nüfusunun 50 bin dolayında olabileceği, göçler neticesinde bugün ise ülkedeki Yahudi nüfusunun 10-15 bin civarında olduğu hesap edilmektedir. Azerbaycan’dan İsrail’e göç eden Yahudi nüfus bu ülkede Azerbaycan kökenli bir topluluk meydana getirmiştir. Bugün bu topluluğun 80.000-100.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu topluluğun Azerbaycan-İsrail arasındaki kültürel etkileşime katkı sağladığı ifade edilebilirse de, ikili siyasi münasebetlerin ve stratejik işbirliğinin gelişmesinde etkili olmadığı değerlendirilmektedir.

 

İki halk arasındaki tarihi ve kültürel ilişkiler, Azerbaycan’ın bağımsızlığı sonrasındaki süreçte etkisini göstermiştir. İsrail, Azerbaycan’ın bağımsızlığını kısa süre içinde tanımıştır. İki ülke arasındaki siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerin son yıllarda hızlı gelişmesi ise bölgedeki güçlerin çıkarlarına etki edebilecek dinamikler ihtiva etmektedir. Nitekim ikili ilişkilerin kaydettiği ilerleme başta İran olmak üzere bölgedeki aktörler tarafından dikkatle takip edilmektedir.

 

İkili İlişkilerin Gelişme Süreci

 

Azerbaycan-İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler Tel Aviv’in Azerbaycan’ı 1991’de tanıması ile filizlenmiş, İsrail’in 1994 yılında Bakü’de büyükelçilik açmasıyla gelişme kaydetmeye başlamıştır. İsrail’in telekomünikasyon şirketi Bezeq 1994’te Azerbaycan milli telefon işletim sisteminde büyük bir paya sahip olmuş, Azerbaycan’da yatırım yapan ilk İsrailli şirket sıfatını kazanmıştır. Aynı yıl içinde Azerbaycan’ın ilk cep telefonu operatörü Bakcell, Azerbaycan İletişim Bakanlığı ve İsrailli GTIB şirketi ortaklığında kurulmuş ve faaliyet göstermeye başlamıştır.(1)

 

1996 yılında İsrail Sağlık Bakanı Efraim Sneh, Azerbaycan’a ziyarette bulunan ilk İsrailli üst düzey yetkili olmuştur. 1997 yılında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Bakü’yü ziyareti ile ikili ilişkiler stratejik düzeye terfi etmiş, iki ülke enerji ve savunma sanayi alanlarında işbirliğine karar vermiştir. Netanyahu, Bakü ziyareti sırasında ayrıca Türkiye-Azerbaycan-İsrail arasında üçlü bir işbirliği kurulabileceği doğrultusundaki yaklaşımını Azerbaycan’a iletmiştir. 1998 yılında Knesset üyelerinden oluşan bir heyet Azerbaycan’da temaslarda bulunmuş, 2000’de ise İsrail ikili ticari ilişkilerin geliştirilmesi gündemiyle Bakü’ye bir heyet göndermiştir.

 

2001 yılında İsrail Başbakan Yardımcısı Navaf Masalhu Azerbaycan’da Başkan Aliyev’le bir görüşme gerçekleştirmiş, 2007’de Likud Partisi grup başkanı Gideon Sa’ar ve Knesset üyelerinden oluşan farklı bir heyet Azerbaycan’ı ziyaret etmiştir. Yine 2007 yılı içinde Başbakan yardımcısı Avigdor Lieberman ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmiştir. 2009 yılında İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez, Azerbaycan’a bir ziyaret gerçekleştirmiş, iki ülke bu ziyaretle birlikte savunma sanayinde ortak projelere yönelmiştir. İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da iki ülke arasındaki ilişkilerin kurulmasının 20. yıldönümünü kutlama amacıyla 23 Nisan 2012 tarihinde Bakü’yü ziyaret etmiştir.(2)

 

İsrail’in Dağlık Karabağ meselesindeki tutumu ikili ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Tel Aviv, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapmakta, Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiği görüşünü savunmaktadır. İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ve Cumhurbaşkanı Şimon Perez 2007 ve 2009’daki Bakü temaslarında Dağlık Karabağ meselesinin Azerbaycan-Ermenistan arasında uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde ve devletlerin toprak bütünlüğü esası temelinde çözülmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. 

 

Azerbaycan Dağlık Karabağ konusunda Ermenistan’a karşı destek bulabilmek amacıyla Avrupa ve ABD’deki Yahudi lobileriyle ilişkilere de önem vermektedir. Bakü, ABD’nin Azerbaycan’a sağlayacağı yardımları sistematik biçimde engelleyen Ermeni lobisine karşı Washington’da etkili olan Yahudi lobisinin desteğini almaya çalışmaktadır. Perez’in 2009’daki Bakü ziyaretinde bu konu gündeme gelmiş, İsrail Cumhurbaşkanı Azerbaycan’a dünyadaki Yahudi lobi kuruluşlarıyla işbirliğini önermiştir. Yahudi diasporasının Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü desteklediğini vurgulayan Perez, Bakü’ye Tel Aviv’de büyükelçilik açma çağrısında bulunmuştur.(3)

 

Ekonomik açıdan bakıldığında da Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin mesafe aldığı gözlemlenmektedir. 1992’de iki ülke arasındaki ticaret hacmi 60-70 bin dolar düzeyinde iken 2011 yılına ait veriler ikili ticaretin 4 milyar dolar civarında olduğunu göstermektedir.(2)  İkili ticaretin başlıca kalemlerini enerji, savunma sanayi, tarım ve sağlık sektörleri ile su tasarrufu alanı oluşturmaktadır. İlk defa 2009 yılında düzenlenen Azerbaycan-İsrail İş Forumu da ikili ticari ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamaktadır. İsrailli şirketler dikkatlerini Azerbaycan enerji sektörüne teksif ederken, Azerbaycan’ın milli petrol şirketi SOCAR İsrail’in Akdeniz kıyısı açıklarındaki sondaj projelerine ilgi göstermektedir.

 

1991’den beri Azerbaycan’dan petrol ithal eden İsrail, hâlihazırda toplam petrol ihtiyacının yaklaşık dörtte birini Azerbaycan’dan tedarik etmektedir. İsrail, gelecekte Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattından gelen petrolü Aşkelon-Eylat boru hattı ile Akabe Körfezi’ne taşımak suretiyle Hazar havzasındaki petrolleri uluslararası pazarlara kendi toprakları üzerinden ulaştırmayı hedeflemektedir. Azerbaycan’dan doğal gaz da ithal etmeyi arzu eden İsrail, Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattının Ceyhan’a uzatılması durumunda bu talebi gerçekleştireceğini beyan etmiştir.

 

Coğrafi açıdan Müslüman çoğunluklu ülkeler tarafından çevrilmiş İsrail’in Azerbaycan’la tesis etmeye çalıştığı stratejik işbirliği, Tel-Aviv için oldukça önemlidir. Davos ve Mavi Marmara olaylarından sonra İsrail’in Türkiye ile diplomatik ilişkileri asgari düzeye inmiştir. Bu nedenle Azerbaycan hâlihazırda İsrail’in İslam dünyasında stratejik işbirliği yapabildiği tek devlet konumundadır. İsrail, Arap Orta Doğusunun çevresinde Arap olmayan unsurlarla işbirliğini hedeflemekte, bölgede İran’a karşı destek aramakta ve enerji arz güvenliğini sağlamaya çabalamaktadır. Azerbaycan ise Ermenistan’a karşı Yahudi lobilerinin desteğini almaya, milli savunma sanayisini geliştirmeye ve bu doğrultuda İsrail’in askeri sanayi tecrübesinden istifade etmeye çalışmaktadır. Nitekim savunma sanayi alanındaki işbirliğinin son dönemde ikili ilişkilerde en önemli boyut haline geldiği gözlemlenmektedir.

 

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’in 2009’daki Bakü ziyareti sırasında iki ülke, Azerbaycan’da insansız hava araçları üreten bir tesis kurma konusunda mutabakata varmıştır.(4) Bu anlaşmayla, Azerbaycan bölgede insansız hava aracı üreten önemli bir ülke olmayı hedeflemektedir. Aynı yıl içinde İsrailli savunma şirketi Elta Sistemleri’nin Azerbaycan’la TecSAR keşif uydu sistemlerinin ortak üretimi konusunda işbirliği yapacağı basına yansımıştır. Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, TecSAR uydu sistemleri sayesinde yeryüzünde tespit ettiği herhangi bir bölgenin yüksek çözünürlüklü görüntülerini uzaydan belirli aralıklarla temin edebilecek, özellikle dağlık bölgelerde yürüteceği askeri harekâtlar sırasında keşif kabiliyetini artıracaktır.(5)  

 

İki ülkenin aynı dönemde İsrail tarafından geliştirilen Namer zırhlı muharebe araçlarının Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri için ortak üretimini müzakere ettiği de bilinmektedir. 2012 yılında ise İsrail Havacılık ve Uzay Sanayi (IAI) şirketinin Azerbaycan’a insansız hava araçları, hava savunma ve füze savunma sistemlerinden oluşan 1,6 milyar dolar değerinde silah sistemi ve teçhizat ihraç edeceği basına yansımıştır. İki ülke arasındaki bu anlaşma doğrultusunda Azerbaycan’ın İsrail’den Heron insansız hava araçlarının yanı sıra Green Pine hava ve füze savunma radar sistemi, Barak hava savunma sistemleri ve Gabriel gemisavar füze sistemleri satın alacağı belirtilmiştir.(6)

 

Azerbaycan’ı İsrail’le savunma sanayi alanında işbirliğine iten sebepler Bakü’nün öncelikle ABD ve Rusya ile olan ilişkilerinde aranmalıdır. Rusya’nın Azerbaycan’ı Ermenistan aleyhinde modern silah sistemleriyle teçhiz etmesi olası değildir. Aynı şekilde Washington’daki Ermeni lobisinden ötürü Azerbaycan’ın ABD’den silah tedarik etmesi de mümkün değildir. Washington’ın Azerbaycan’a yapabileceği her türlü yardımı engellemeye teşebbüs eden Ermeni lobisi, Dağlık Karabağ meselesini gündeme getirerek Bakü’nün ABD’den silah sistemleri satın alma girişimlerini boşa çıkarabilecektir. Azerbaycan devleti Dağlık Karabağ meselesinden dolayı Avrupa ülkelerinden de silah alamamaktadır. Azerbaycan bu nedenle savunma alanındaki ihtiyaçlarını karşılamak için İsrail’e yönelmektedir.

 

İkili İlişkiler ve Filistin-İsrail İhtilafı

 

Azerbaycan’ın Filistin-İsrail ihtilafına yönelik izlediği uluslararası hukuk prensiplerine dayalı diplomasi Bakü-Tel Aviv ilişkilerinin gelişmesini engellememektedir. Bölgede kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümü savunan, Filistin’in bağımsızlığını destekleyen Azerbaycan’ın Tel Aviv’in Filistin’e yönelik izlediği politikaları eleştirmesi ikili ilişkilere zarar vermemektedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Siyasi İşler Şube Başkanı Ali Hasanov, Bakü’nün bu eleştirel tutumunun iki devlet arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine engel olmadığını ifade etmiştir. Azerbaycan, İsrail’i ulusal çıkarları doğrultusunda önemli bir stratejik ortak olarak kabul etmektedir.

 

1997’de Haydar Aliyev, İslam Konferansı Örgütü’nün Tahran’daki toplantısında Yaser Arafat’la gerçekleştirdiği görüşmede Filistin halkının bağımsızlık mücadelesini savunduğunu ifade etmiştir.(7) Filistin Cumhurbaşkanı Mahmut Abbas’ın 2011 yılındaki Bakü ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan’ın Filistin sorunuyla ilgili tutumunu yinelemiştir. Aliyev, Azerbaycan’ın “bağımsız, egemen ve başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması”ndan yana olduğunu beyan etmiştir.(8) Filistin’in Azerbaycan’daki diplomatik temsili büyükelçilik düzeyindedir. Bakü, uluslararası teşkilatlarda Filistin-İsrail ihtilafı kapsamındaki konularda Filistin’i desteklemektedir. İşgal altındaki Filistin topraklarında hızla çoğalan Yahudi yerleşimlerini eleştiren Azerbaycan, BM’de Filistin’e gözlemci devlet statüsü kazandıran oylamada da Filistin’e destek vermiştir.

 

İsrail’in son yıllarda Gazze’ye yaptığı saldırılar karşısında rahatsızlığını dile getiren Azerbaycan, BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyesi olarak taraflara uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı gösterme çağrısı yapmıştır. Azerbaycan’ın BM’deki daimi temsilcisi Agşin Mehdiyev 24 Ocak 2012 tarihi Güvenlik Konseyi toplantısında Bakü’nün İsrail-Filistin ihtilafında adaletli ve kalıcı çözümden yana olduğunu bildirmiş, taraflar arasında yürütülen müzakerelerin devam etmesi gerektiğini açıklamıştır.(9)

 

İkili İlişkilerde İran Sorunu

 

Azerbaycan-İsrail arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasından itibaren başlayan ve geliştirilerek sürdürülen işbirliğinde mevcut seviyenin yakalanması Bakü açısından kolay olmamıştır. Uzun süre Tel Aviv’de büyükelçilik açmaması için Bakü’ye baskı politikası uygulayan Tahran, bu konuda başarılı olmuştur. Orta Doğu’da bölgesel bir güç olmayı amaçlayan İran, bağımsızlığının ilk yıllarından itibaren Azerbaycan dış politikasına kendi menfaatleri doğrultusunda yön vermeye çalışmıştır. İran etkisi Bakü’nün dış politika tercihlerine yön vermişse de, değişik dönemlerde Azerbaycanlı liderler Tahran yönetiminin baskılarını dikkate almamıştır.

 

Bağımsızlığın ilk yıllarında Cumhurbaşkanı Elçibey, milliyetçi tavırlarıyla ve Güney Azerbaycan’a olan duygusal bağlılığı nedeniyle Tahran’ın açıktan eleştirilerine hedef olmuştur. Haydar Aliyev ise bölge ülkeleriyle dengeli bir politika geliştirmiş, Elçibey’den farklı olarak Güney Azerbaycan konusunda milliyetçi yaklaşımdan uzak durmuş ve Tahran’ın bölgedeki çıkarlarını göz önünde bulundurarak İran’la ekonomik alanda işbirliğine önem vermiştir. Fakat İran’ın itirazlarına rağmen, İsrail’le ikili ilişkiler Haydar Aliyev’in cumhurbaşkanlığı döneminde gelişmiştir.  

 

İran konusunun iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir parametre olduğu ifade edilebilir. İranlı yetkililer çeşitli vesilelerle Azerbaycan-İsrail arasındaki ilişkilerden rahatsız olduklarını beyan etmektedir. Tahran, İran’a sınırı olması nedeniyle Azerbaycan’ın İsrail’le yakınlaşmasına tepki göstermekte, iki ülke arasındaki işbirliğini doğrudan kendi güvenliğiyle ilişkilendirmektedir. 1997 yılında İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Bakü ziyareti sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e İran’ın nükleer silahlanma politikasına karşı Türkiye-İsrail-Azerbaycan arasında işbirliği tesis edilmesi yönündeki teklifinin basına yansıması üzerine İran sert tepki vermiştir.

 

Azerbaycan-İsrail ilişkileri stratejik ortaklık düzeyine terfi etmiş olsa da, Bakü’nün İsrail’de büyükelçilik açamaması, diğer Müslüman çoğunluklu ülkelerin muhtemel tepkileri ve İran’ın tutumundan kaynaklanmaktadır. Tel-Aviv’deki diplomatik temsilini büyükelçilik düzeyine çıkarması halinde Bakü, Müslüman çoğunluklu ülkelerin Dağlık Karabağ ihtilafında Ermenistan’a karşı verdiği desteği kaybedebileceğini hesap etmektedir. Azerbaycanlı karar mercileri, böyle bir adım atılması halinde İslam İşbirliği Teşkilatı vasıtasıyla sağlanan yardımların kesilebileceğini değerlendirmektedir. Bakü, İsrail’de büyükelçilik açması durumunda Tahran’ın Azerbaycan aleyhinde gerçekleştirebileceği hamleleri öngörmekte, İran’ın ülkede istikrarsızlığa yol açabilecek girişimlerde bulunmasından kaygı duymaktadır.

 

Azerbaycan, İsrail’le milli menfaatleri doğrultusunda tesis ettiği ilişkileri İran’ın muhalefetine rağmen sürdürmekte, Tel Aviv’le geliştirdiği stratejik ortaklığa İran’ın müdahale etme girişimlerini dikkate almamaktadır. İran’ın iki ülke arasındaki stratejik işbirliğine müdahale girişimleri Bakü’den İsrailli liderlerin Azerbaycan ziyaretlerini iptal etmesini talep etme biçiminde ortaya çıkabilmektedir. İran, 2009 yılında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in davetiyle planlanan İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’in Azerbaycan ziyaretinin iptal edilmesini talep etmiştir.(10) Aliyev bu talebi ciddiye almamış, her ülkenin kendi iç işleriyle meşgul olmasını, Azerbaycan’ın başka bir ülke liderinin tavsiyelerine ihtiyacı olmadığını net bir şekilde bildirmiştir.(11)

 

İran’ın nükleer programı ve İsrail’in bölgesel hegemonya hedefinden kaynaklanan uluslararası kriz, Azerbaycan’la İran’ı Tel Aviv’le ilişkiler konusunda karşı karşıya getirmektedir. İsrail’in İran’a karşı bir saldırı gerçekleştirebileceği iddiaları Azerbaycan’ı iki ülke arasında zor durumda bırakabilmektedir. İranlı üst düzey yetkililer, Azerbaycan-İsrail arasında güvenlik ve savunma sanayi alanındaki işbirliğini aleni biçimde İran’ın güvenliğine tehdit olarak nitelendirmektedir. İsrail’in İran’a saldırması halinde Azerbaycan’ın askeri üslerini ve hava sahasını kullanacağı, Bakü’nün böyle bir saldırı için İsrail’e Sitalçay askeri üssünü önerdiği, Azerbaycan’ın İsrail’e İran aleyhinde istihbarat, keşif ve erken uyarı desteği sağladığı yönündeki iddialar Tahran’ı rahatsız etmektedir. Nitekim Azerbaycan’ın İsrailli hava unsurlarına yakıt ikmal ve arama-kurtarma maksadıyla kendi üslerini açacağı yönündeki duyumlar ve haberler Tahran yönetiminin Bakü’ye nota vermesiyle sonuçlanmıştır.

 

ABD ve İsrail basınında muhtemel bir saldırı sırasında Azerbaycan hava sahasının ve askeri üslerinin İsrail tarafından kullanılabileceği iddialarının gündeme gelmesiyle Bakü böyle bir anlaşmanın söz konusu olmadığını açıklamıştır. Batı medyasında İran-Azerbaycan ilişkilerini zora sokacak bu tür haberleri spekülasyon olarak değerlendiren Azerbaycanlı üst düzey yetkililer, bu haberleri bazı Batılı ülkelerin bölgede gerginlik meydana getirmek için kullandığını ifade etmektedir. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, İran’a yapılacak herhangi bir saldırı sırasında kendi askeri üslerinin başka bir devlet tarafından kullanılmayacağını beyan etmiştir.(12)

 

Nitekim Azerbaycan, komşu devletlerin toprak bütünlüğüne karşı gerçekleştirilecek saldırılara hiçbir şekilde olumlu bakmadığını mütemadiyen dile getirmektedir. Azerbaycan Savunma Bakanı Sefer Abiyev, 12 Mart 2012 tarihli Tahran ziyaretinde, kendilerine kardeş ve dost ülke olarak gördükleri İran’a karşı yapılabilecek saldırılar için Azerbaycan topraklarının kullanılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğini tekrar belirtmiştir.(13) Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov 30 Aralık 2012 tarihi basın toplantısında Azerbaycan’ın topraklarının İran’a karşı düzenlenebilecek saldırılarda kullanılmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğini, bu yönde uluslararası basında çıkan haberlerin asılsız olduğunu ve bu haberleri tekzip ettiklerini belirtmiştir.(14)

 

2012 yılının başlarından itibaren İran ve İsrail istihbarat servislerinin karşılıklı operasyonlarının merkezinde yine Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin yer aldığı gündeme gelmiştir. Azerbaycan, İsrail’in İran’ın nükleer programını engellemek amacıyla bu ülkedeki bilim insanlarına suikast girişimlerinden dolayı iki ülke arasında zor durumda kalmıştır. Tahran yönetimi ocak ayında Azerbaycan’a nota vermiş, Bakü’nün İran’ın nükleer enerji programında çalışan bilim adamlarına gerçekleştirilen saldırılara iştirak eden İsrail istihbaratına yardım ettiğini iddia etmiş, (15) Bakü ise bu iddiaları reddetmiştir. Bu hadisenin ardından mart ayında Azerbaycan Ulusal Güvenlik Bakanlığına bağlı istihbarat birimleri, İran Devrim Muhafızları’na casusluk yaptıkları iddiasıyla Azerbaycan uyruklu 22 kişiyi tutuklamıştır. Bu kişiler vatana ihanet, İran’a casusluk ve Bakü’deki ABD, İsrail ve diğer Batılı ülkelerin büyükelçiliklerine saldırılar planlama suçlarıyla itham edilmektedir.(16) Bu süreç neticede Azerbaycan-İran ilişkilerine olumsuz yansımış, iki komşu ülke arasında tekrar gerilim doğurmuştur.

 

Azerbaycan ve Türkiye-İsrail İlişkileri

 

Türkiye-İsrail ilişkilerinde Davos hadisesi ve İsrail’in Mavi Marmara saldırısıyla başlayan süreçte, Azerbaycan Tel Aviv’in İslam dünyasında tek stratejik ortağı statüsünü kazanmıştır. İsrail’in Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine gerçekleştirdiği saldırı ve Palmer Komisyonu raporunu basına sızdırmasıyla dibe vuran Ankara-Tel Aviv ilişkileri Bakü’yü zor bir sınavla karşı karşıya bırakmıştır. İki ülke ile de stratejik ilişkileri bulunan Azerbaycan, Türkiye-İsrail arasındaki problemlerin barışçıl yollardan çözüme kavuşturulması görüşünü savunmuş, tarafsız bir duruş sergilemeyi tercih etmiştir. Azerbaycan Cumhurbaşkanının dışişlerinden sorumlu Müsteşarı Novruz Memmedov, Bakü’nün her iki ülke ile de ilişkilerini devam ettireceğini ve herhangi bir taraf tutmayacaklarını belirtmiştir.

 

Palmer Komisyonu raporunun basına sızdırıldığı ve Türkiye’nin İsrail’e tek taraflı yaptırımlarını açıkladığı dönemde İsrail’de radikal sağ çizgide yayın yapan Yediot Ahronot gazetesinde yayımlanan bir haber Azerbaycan’ın duruşunu gündeme getirmiştir. Yediot Ahronot gazetesinin Farsça yayımlanan ABD merkezli bir internet sitesine dayandırdığı haberde Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi’nin Ankara’nın Azerbaycan’dan İsrail’le ilişkilerini gözden geçirmesini, İsrail’e karşı yürüttüğü diplomatik mücadelede Türkiye’nin yanında yer almasını istediği iddia edilmiştir.(17) Gazete haberinde yer alan bu açıklamaların ardından İsrail’in Bakü Büyükelçisi Michael Lavon Lotem, Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin üçüncü bir devletin çıkarlarından etkilenmemesi gerektiğini ifade eden bir beyanatta bulunmuştur.(18)

 

Her ne kadar Azerbaycan her iki stratejik ortağı ile ilişkilerini sürdürmekte ısrarlıysa da, Ankara-Tel Aviv arasındaki sorunlardan olumsuz etkilenmektedir. Azerbaycan, bu nedenle Türkiye-İsrail arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunmuş, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesi için formül geliştirmeye çalışmıştır.

 

Sonuç

 

Bakü-Tel Aviv arasındaki ilişkilerde “buzdağının görünen kısmı” iki ülkenin stratejik düzeyde bir ortaklık geliştirdiğini tespit etmek için yeterli görünmektedir. Azerbaycan hâlihazırda İsrail’in İslam dünyasında stratejik işbirliği sürdürebildiği tek devlet konumundadır. İsrail, Türkiye ile ilişkilerin bozulması ve Arap baharıyla belirginleşen yalnızlık problemini Arap olmayan unsurlarla işbirliği geliştirerek izale etmeyi, bölgede İran’a karşı destek bulmayı ve enerji arz seçeneklerini çeşitlendirmeyi amaçlamaktadır. Azerbaycan ise Ermeni lobilerine karşı Yahudi lobilerinden istifade etmeyi, İran-Ermenistan işbirliğini dengelemeyi, Ermenistan işgali altındaki topraklarını kurtarma hedefiyle silahlı kuvvetlerini ve yerli savunma sanayisini geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu hedef ve amaçlar çerçevesinde Azerbaycan ve İsrail, ikili ilişkilerini 1990’lı yıllardan bugüne üçüncü aktörlerin etkisinden bağımsız biçimde geliştirerek sürdürmüş, stratejik ortaklık düzeyine taşımıştır.  

 

Azerbaycan’ın İran’la ilişkileri gerginliğini korumaktadır. İran’ın Azerbaycan politikasında “Tahran’ın düşmanıyla düşman, dostuyla dost olma” talebi Bakü’nün ulusal çıkarlarıyla bağdaşmamaktadır. Ancak Bakü-Tahran arasındaki gerginlik sadece Azerbaycan-İsrail arasındaki stratejik işbirliğine hamledilmemeli, İran’ın Azerbaycan’ın bağımsızlığını ve laik devlet düzenini kabul edemeyişi de göz önünde bulundurulmalıdır. İran’ın ayrıca Azerbaycan-Ermenistan hattında nispeten Erivan yanlısı bir politika izlemesi, Bakü’yü bölgede dengeyi korumak amacıyla İsrail’le işbirliğine önem vermek zorunda bırakmaktadır. Bakü-Tel Aviv stratejik işbirliği Ankara ile ilişkiler açısından değerlendirildiğinde ise dost ve kardeş ülke olan Türkiye’nin “düşmanının” Azerbaycan nezdinde dost kalıp kalamayacağı sorusu siyasi çevreleri düşündüren konulardandır. Azerbaycan-İsrail işbirliği herhangi bir üçüncü ülkeye karşı gelişmediğinden, Bakü gerek Türkiye ile gerekse İsrail ile stratejik işbirliğini sürdürebilmelidir.

 

 

 

Dipnotlar:

 

(1) Shahin Abbasov, Azerbaijan: Peres Baku Visit Highlights Possibilities of Israeli-Azerbaijani Cooperation, 28 June, 2009,  www.eurasianet.org/departments/insightb/articles/eav062909.shtml

(2) Lieberman Travels to Azerbaijan Amid Diplomatic Speculation, 23 Nisan, 2012, www.israelnationalnews.com/News/News.aspx/155032#.UJJahW_QekI

(3) Shahin Abbasov, Azerbaijan: Peres Baku Visit Highlights Possibilities of Israeli-Azerbaijani Cooperation, 28 June, 2009,  www.eurasianet.org/departments/insightb/articles/eav062909.shtml

(4) Anna Zamejc, The Blooming Friendship Between Azerbaijan and Israel, 09 Mart 2010, www.rferl.org/content/The_Blooming_Friendship_Between_Azerbaijan_And_Israel/1978312.html

(5) Shahin Abbasov, Azerbaijani Mum about Israely Spy Plane, satellite projects, 17 Ağustos 2009, www.unhcr.org/refworld/country,,EURASIANET,,ISR,,4ac62c2fa,0.html

(6) Mark Perry, Israel’s Secret Staging Ground, 28 Mart, 2012, www.foreignpolicy.com/articles/2012/03/28/israel_s_secret_staging_ground?page=full

(7)  Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Filistin lideri Yasser Arafat ile görüşmesinden, Tahran, 8 Aralık 1997, http://library.aliyev-heritage.org/tk/7786071.html

(8) Presidents of Azerbaijan and Palestine Made Statements for the Press, 28 June, 2011, http://en.president.az/articles/2550

(9) Azerbaycan Filistin’in BM’ye üyeliğini destekliyor, 25 Ocak 2012,

www.1news.com.tr/azerbaycan/siyaset/20120125053815895.html

(10) Anna Zamejc, The Blooming Friendship Between Azerbaijan and Israel, 09 Mart 2010, www.rferl.org/content/The_Blooming_Friendship_Between_Azerbaijan_And_Israel/1978312.html

(11) A.g.e.

(12) Upset with Iran, Baku moves closer to Israel, 08 Ekim, 2012, http://www.hurriyetdailynews.com/upset-with-iran-baku-moves-closer-to-israel.aspx?pageID=238&nID=31876&NewsCatID=359

(13) Richard Weitz, Azerbaijan breaks Iranian-linked Spy Network, 20 Mart 2012, www.jamestown.org/single/?no_cache=1&tx_ttnews%5Btt_news%5D=39158

(14) Elmar Memmedyarov: Azerbaycan, Topraklarının İran'a Yönelik Saldırılarda Kullanılmasına İzin Vermeyecek, 30.12.2012, http://www.1news.com.tr/azerbaycan/siyaset/20121230010920326.html

(15) İran Azerbaycana ittiham ve tehdid yağdırdı, 21 Şubat 2012,   http://azadliq.az/index.php?option=com_content&view=article&id=13670:ran-azrbaycana-ittiham-v-thdid-yadrd&catid=293:syas&Itemid=457

(16) Azerbaijan Arrests 22 Suspects in Alleged Iran Spy Plot, 14 Mart 2012, www.bbc.co.uk/news/world-europe-17368576

(17) Dudi Cohen, Turkey to Azerbaijan: Stand with us against Israel,  25 Eylül, 2011, http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-4127332,00.html

(18) Mina Muradova, Azerbaijan struggles to Remain Neutral in Turkey-Israel Spat, 19 Ekim, 2011, http://cacianalyst.org/?q=node/5648

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top