İsrail Erken Seçimleri ve Arap Seçmenler

Tuğçe ERSOY ÖZTÜRK
26 Kasım 2012
A- A A+

Geçtiğimiz Ekim ayında İsrail parlamentosu erken seçim kararı aldı. Seçim tarihi 22 Ocak 2013 olarak belirlendi. Bu bağlamda yeni siyasi aktör ve partiler İsrail’de daha fazla seçmenin oyunu alabilmek için yarışa başladılar. Seçimlerin favorisi olarak hâlihazırdaki Başbakan Benjamin Netanyahu gösterilse de, oluşturulacak yeni blokların seçim yarışında az bir oranla da olsa ön plana çıkma olasılığı yapılan anketlerde ortaya çıkıyor.

İsrail’de seçim maratonu devam ederken ülkedeki Arap siyasi partilerin durumu ve İsrail’in Arap vatandaşlarının muhtemel seçim davranışları, üzerinde durulan konulardan bir tanesi. Bu analizde İsrail’deki Arap partilerin İsrail seçim sistemindeki yeri, Arap vatandaşların seçimlere katılım oranları ve oy verme davranışları ile nüfusunun yoğunluğu bakımından ülkedeki en büyük azınlık olan Arapların Knesset’te (İsrail Parlamentosu) temsili üzerinde durulacaktır.  

İsrail Seçim Sistemi

İsrail’de seçim sistemi temel olarak iki yasaya dayanmaktadır: Temel Yasa: Knesset başlığı altında parlamentonun işleyişini belirleyen yasa ve Knesset Seçimleri Yasası olarak 1969 yılında çıkarılan yasa. Son olarak 1992 yılında yapılan düzenleme ile ise sadece yasal başvuru yapmış ve Merkezi Seçim Komitesi tarafından kabul edilmiş olan partiler seçimlere katılabilmektedir. İsrail seçim sistemi nispi temsile dayanmaktadır. Seçim barajı ise %2 olarak belirlenmiştir. (1) Parlamento seçimlerinin dört yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır ancak İsrail kurulduğu günden beri pek çok hükümet dört yılı doldurmadan erken seçime gitmiştir.  İsrail’de çok partili sistem mevcuttur ve seçimlerden genelde koalisyonlar çıkmaktadır; bugüne kadar bir partinin tek başına iktidar olduğu bir dönem yaşanmamıştır.

Başbakan Knesset tarafından seçilmektedir ve parlamento üyesi olması gerekmektedir. Başbakan da dört yıllık bir süre için seçilmektedir. Hükümetin kurulabilmesi için muhtemel başbakanın tüm kabineyi oluşturup parlamentonun onayını alması gerekmektedir. Bunun için belirlenen süre kırk beş gündür.

İsrail seçim sisteminin reforma ihtiyaç duyduğu birçok uzman tarafından dile getirilmektedir. (2) Genelde koalisyon hükümetlerinin kurulduğu İsrail’de seçim barajının %2 olması, birçok küçük partinin hükümete girerek siyaseti orantısız bir şekilde etkilemelerine yol açmaktadır. Bu durumda hükümet marjinal grupların istekleri karşısında kırılgan hale gelmekte ve siyaseti çıkmaza sokmaktadır. Nitekim Netanyahu’nun koalisyonundan Kadima partisinin çekilmesinin ardında dini eğilimli partilerin mecburi askerlik ile ilgili yasal düzenleme konusunda uzlaşmamaları etkili olmuştur. (3) Bunun gibi tıkanmaların üstesinden gelebilmek için önerilen ise seçim barajının yükseltilmesidir.  Ancak, İsrail bugüne değin seçim barajı ile ilgili herhangi bir yeni düzenleme yapmamıştır.

İsrail’in büyük partileri İşçi Partisi, Kadima, Likud, Yisrael Beitenu olarak sıralanabilir. Bu partilerin temsilcileri dışında 18. Hükümette bulunan diğer partiler ise Shas, Haatzma`ut, United Torah Judaism, Ihud Leumi, Habayit Hayehudi (Yeni Ulusal Dini Parti), Meretz ve toplamda on bir temsilcisi ile üç Arap partisi Ra`am-Ta`al ve Balad (Brit Le'umit Demokratit-Ulusal Demokratik Birlik) ve Hadash (Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe). (4)

İsrail’in Arap Partileri

İsrail siyasetinde varlık sürdüren üç ana Arap partisi vardır: Balad (Ulusal Demokratik Birlik), Ra’am (Birleşik Arap Listesi) ve Yahudilerin de bulunduğu Hadash (Barış ve Eşitlik için Demokratik Cephe).

1995 yılında Azmi Bishara liderliğinde kurulmuş olan Balad partisi, İsrail’i bir Yahudi devleti olarak kabul etmemekte, Filistin’deki tüm grupları kapsayan bir demokrasi haline getirmek için mücadele etmektedir. Parti 1999 yılındaki seçimlere katılmış ve iki milletvekilini Knesset’e göndermiştir. 2009 yılındaki seçimlerden diskalifiye edilen Balad partisi, seçim sistemine en son eklenen kuraldan da nasibini almıştır. İsrail Merkezi Seçim Komitesi Balad partisini İsrail devletini bir Yahudi devleti olarak tanımadığı gerekçesiyle seçimlere girmekten men etmiştir.(5) Şimdiki mecliste Balad partisinin parti başkanı Cemal Zahalka ile birlikte iki milletvekili bulunmaktadır.

Ra’am partisi 1996 seçimleri arifesinde kurulmuş olan bir Arap partisidir. Bu partiyi 1980’lerde siyaset sahnesinde bulunmuş olan aynı adlı parti ile karıştırmamak gerekir. O yıllardaki Birleşik Arap Listesi, Abdülvahhab Darawsha tarafından 1988 yılında kurulan Arap Demokratik Partisi ve Şeyh Abdullah Nimr Derviş’in liderliğindeki İslami Hareket’in koalisyon kurması ile oluşturulmuştur.(6)

Ra’am partisinin ajandası İsrail içindeki Araplar için eşit muamele ve İsrail’in işgal altındaki topraklardan çekilerek burada başkenti Doğu Kudüs olacak bir Filistin devletinin kurulması çerçevesinde şekillenmektedir. Kurulduğu günden beri farklı Arap partileriyle ittifaklar kurarak Knesset’e milletvekili göndermiştir. Balad partisi gibi 2009 seçimleri sürecinde Merkezi Seçim Komitesi tarafından katılımının engellenme kararı çıktıysa da İsrail Temyiz Mahkemesi kararı bozmuştur ve Ra’am 2009 seçimlerine Ahmet Tibi’nin liderlik ettiği Ta’al (Arap Teceddüt Hareketi) adlı parti ile birlikte katılmıştır. Mevcut Knesset’te ise Ra’am-Ta’al koalisyonu olarak bu partiden dört Arap milletvekili vardır.

Hadash partisi ise 1977 yılında Rakach’ın (Yeni Komünist Parti) ismini değiştirmesiyle oluşturulmuştur. İlk (1977) seçimlerinde Knesset’e beş milletvekili sokmuş olan bu parti 1992 yılındaki seçimler de dâhil olmak üzere Knesset’e hiçbir koalisyon kurmaksızın temsilcilerini gönderebilmiştir. Hadash İsrail’in 1967 yılından beri işgal altındaki topraklarda yürüttüğü yerleşim faaliyetlerine son verilerek, buralardan İsrail’in çekilmesini ve bu topraklarda bir Filistin devletinin kurulmasını savunmaktadır. Ayrıca Filistinli mültecilere de hem geri dönüş hem de tazminat hakkının verilmesini desteklemektedir. Diğer partilerden farklı olarak bu parti sosyal ve çevresel hususlarla da ilgilenmektedir.

Yahudilerin ve Arapların birlikteliğiyle kurulan bu parti, iki topluluğun işbirliği yapabileceğini ve ortak noktalarda buluşabileceklerini göstermesi açısından da önem taşımaktadır. Kendisini anti-Siyonist ve milliyetçiliğe muhalif bir parti olarak konumlandıran Hadash’ın 2009 seçimleri sürecindeki kampanyasını oluşturduğu platform, parti hakkında bir fikir vermesi açısından önem arz etmektedir. Buna göre,

•    İşçilerin hakları korunacaktır
•    Eğitim, sağlık, refah ve kültür gibi sosyal hizmetler geliştirilecektir
•    Her türlü etnik ayrımcılık tüm yaşam alanlarında engellenecektir
•    Demokratik özgürlükler korunacaktır
•    İsrail içerisindeki Araplara eşit hakların verilmesi sağlanacaktır
•    Filistin ve İsrail arasında adil, istikrarlı ve kapsamlı barışın elde edilmesi için çalışılacaktır

Hadash’ın mevcut Knesset’te üçü Arap olmak üzere dört milletvekili bulunmaktadır. 

İsrailli Araplar Arasında Oy Verme Süreci: Fırsatlar ve Engeller

Bugün İsrail’de yaklaşık 1,4 milyon Arap yaşamakta ve nüfusun yaklaşık %20’sini oluşturmaktadır. Arap nüfusun %80’i Müslümanlardan oluşurken, yaklaşık %9’luk bir kısım Dürzilerden, %10’luk bir kısım ise Hristiyanlardan oluşmaktadır.

İsrail devletinin kurulmasının akabinde yaşanan ilk Arap-İsrail savaşının sonrasında İsrail hükümeti kendi sınırları içinde kalan Araplara yönelik olarak İngiliz manda döneminden kalma olağanüstü hal kanunlarını uygulamaya sokmuş ve 1966 yılında kaldırılana kadar bu kanununlar Arap liderlerin izole edilmesi suretiyle bir araya gelmelerini ve siyasi bir birlik oluşturmalarını engellemiştir.

Araplar arasında ilk bağımsız siyasi parti 1959 yılında kurulmuş olan el-Ard (Toprak) Hareketidir. El-Ard hareketinin amacı İsrail’deki tüm sınıflar için sosyal adaletin ve eşitliğin sağlanması ve Filistin sorununa adil çözüm bulunması şeklinde deklare edilmiştir. (7) Kurulduğu tarihten itibaren haftalık bir dergi de çıkarmaya başlayan bu grubun eylemleri 1964 yılında İsrail Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına neden olmuştur ve hareketin birçok lideri hapse girmiştir.

Askeri yönetimin 1966 yılında sona ermesi ile İsrail’deki Arapların görece daha özgür bir şekilde siyasi yapılanma imkânı bulduklarını söylemek mümkündür. Her birinin farklı ajandaları olmakla birlikte ülkedeki Arap partilerinin genel olarak üzerinde birleştikleri konular İsrail içinde yaşayan Araplara yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması, İsrail’in 1967 sınırlarına çekilmesi ve bu topraklarda bir Filistin devletinin kurulmasıdır.

İsrail’deki Arapların oyları üç ana siyasi akıma verilen desteğe göre şekillenmektedir. Bu akımları komünist, İslami ve milliyetçi akımlar olarak sınıflandırmak mümkündür. Komünist akım İsrail devleti kurulmadan önce de var olan Hadash partisinde vücut bulmaktadır.

Bu parti İslami ve milliyetçi akımlar 1980’li yıllarda siyaset sahnesine çıkıncaya kadar Siyonist partiler karşısında Araplar için ana alternatif olarak kalmıştır. 1980’lerde bölgede siyasal İslam’ın yükselişine paralel bir şekilde ortaya çıkan İslami Hareket ise dini-seküler ayrımının derinleşmesine neden olarak (8) Arap siyasetinde bölünmenin önünü açmıştır. İslami Hareketin 1988 yılında daha fakir bölgelerdeki seçmenin oylarını toplayarak Nasıra’daki belediye seçimlerinden başarı ile çıkması bu durumun bir göstergesi sayılabilir. El-Ard hareketinin mirasını Abna al-Balad (Ülkenin Evlatları) ve Terakkiperver Liste takip etmiştir. Bugün en başarılı mirasçısı ise Azmi Bişara’nın kurduğu Balad partisidir.

Araplar İsrail’deki seçimlere katılmakla birlikte, bu husustaki dönüm noktasının 1992 ve 1996 seçimleri olduğu söylenebilir. Nitekim Arap seçmenin 1992 seçimlerine katılım oranı %68,3 iken bu oran 1996 seçimlerinde %77 ile o yıla gelene kadar son otuz yılın en yüksek rakamlarına ulaşmıştır. Bu yükselme trendinin arkasında 1993 yılında başlayan Oslo Barış Süreci ve sürecin oluşturduğu iyimser havanın olduğu belirtilebilir.

Son seçimlere (2009) bakıldığında, Arap nüfusun siyasallaşma ediminin devam ettiği gözlenmiştir. Bu seçimler seçim barajı yükseltilmediği ve seçim sistemi aynı kaldığı sürece Arapların Knesset’te temsil edilmesi için, 1990’lardaki birlik söylemlerinin aksine siyasi partilerin koalisyonunu bir ön şart olmaktan çıkarmış gibi görünmektedir; zira Arapların farklı partilere oy vermiş olması bu çeşitliliği kabul etmiş olduklarının göstergesidir. (9) Bu seçimlerden Ra’am Taal Arap oylarının %32,1’ini, Hadash %27,5’ini ve Balad %22,3’ünü alarak (10) Knesset’e 13 temsilci göndermeyi başarmıştır.

İsrailli Arapların seçmen davranışına bakıldığında genel olarak aktif katılımın olduğu, bireysel ve kolektif haklarının farkında oldukları sonuçlarını çıkarmak mümkündür. Ancak, yukarıda çizilmiş olan bu tablo İsrail’de yaşayan Arapların siyasi alanla birlikte toplumsal hayatın daha birçok kademelerinde ayrımcılığa maruz kaldıkları gerçeğini değiştirmemektedir. Konunun çerçevesi dışına çıkmadan sadece siyasi alanda karşılaşılan insan hakları raporları aracılığıyla kayda geçmiş hak ihlallerinden verilen örnekler konuya açıklık getirecektir:

• Polis soruşturması: İsrail otoriteleri tahrik, kışkırtma, işgal altındaki toprakları ziyaret ya da tehdit oluşturan hareketler sebebi ile Arap milletvekilleri hakkında soruşturma açmıştır.
• Fiziksel ve sözlü saldırı: Gösteriler sırasında İsrail polisi tarafından tartaklanma, göz yaşartıcı bombaya maruz bırakılma (Haşim Muhammed ve İssam Makhul), plastik mermi ile vurulma (Azmi Bişara)
• Hareket ve seyahat özgürlüğünün kısıtlanması: Arap milletvekillerinin seyahat özgürlüğünün retorikte güvenlik nedeniyle kısıtlandığı açıklansa da, örtülü sebep Arap liderleri izole etmeyi amaçlayan siyasi bir karardır.(11)

2013 Seçimleri: Arap Pozisyonuna İlişkin Çıkarımlar

Hâlihazırdaki Knesset’te üç partiden 11 milletvekili bulunduran Arap siyasi partilerinin 2013 seçimlerine de birleşmeye gitmeden katılmalarını öngörmek mümkündür. Her ne kadar Dialog adlı araştırma şirketinin yürütmüş olduğu anket Arapların %65’inin ayrı ayrı Ra’am Taal, Hadash ve Balad partilerine oy vermektense birleşmiş bir listeyi tercih edecekleri sonucuna varmışsa da (12) bu düşük bir ihtimaldir. Parti liderleri ve ajandaları arasındaki düşünce ve eylem farklılıkları böyle bir koalisyona mani olacaktır.

Öte yandan kuruluşu henüz resmi olarak tamamlanmamış olsa da Sarhan Bader liderliğindeki İsrail-Arap Milliyetçi Partisi diğer Arap partilerine alternatif olmak üzere seçimlere girmeyi planlamaktadır. Daha önce Likud partisi üyesi olan Sarhan Bader, İsrailli Araplar adına konuşabilecek Siyonist-Arap bir parti kurarak, İsrailli Arapların ülke içindeki durumlarını iyileştirmek için koalisyon hükümetinde yer alabilme amacı güttüğünü açıklamıştır. Diğer Arap partilerinin ana odağının dış politika konularından oluştuğunu ve daha çok Filistin meselesine yoğunlaştığını öne süren Bader, gelecek seçimlerde partisinin 3 temsilciyi Knesset’e gönderebileceğini öngörmektedir.(13)

1999 seçimlerinden beri Arapların seçimlere giderek daha düşük katılım gösterdiği göz önünde bulundurulduğunda, 2013 seçimlerine daha da az katılımın olacağı beklenebilir. Nitekim tıpkı 2009 seçimlerinde olduğu gibi 2013 seçimleri öncesinde de yüzlerce Filistinlinin ölümüne neden olan bir Gazze saldırısı daha yaşanması, Arap seçmenin oy kullanmayı anlamsız bulmasına neden olacaktır. Zira birçok Arap seçimlerde oy kullanmama nedenlerini İsrail seçim sistemine olan güvensizlik ve politika üzerinden siyaseti etkileme konusunda inançlı olmamaları şeklinde açıklamaktadır. Neticede 2009 seçimlerinde %53 olarak açıklanan Arap katılımının gelecek seçimlerde daha da düşük olması beklenebilir.

Bugüne kadar otuz bir hükümetin kurulduğu İsrail’de henüz bir Arap hükümette yer alabilmiş değildir. Seçimlere katılımın giderek düşmesine neden olan bu durum İsrailli Arapların beklentisini düşürüp ilgisizliği arttırırken diğer yandan Al-Aksa İntifadası ile Arapların daha karamsar hale geldiğini söylemek mümkündür. 1987 yılındaki Birinci İntifada Oslo Süreci’nin başlamasına yol açarak, geleceğe dair umudu ve beklentiyi yükseltmişken; Oslo Süreci’nin çökmesi neticesinde patlak veren İkinci İntifada’nın ise gerek işgal altındaki topraklardaki gerekse de İsrail içindeki Arapları eskisinden daha kötü bir umutsuzluğa sürüklemiş olduğu da bir gerçektir.

Sonuç

Şu anki haliyle İsrail barındırdığı tüm unsurların haklarını koruyan bir devletten ziyade, hem yasal hem de siyasal zeminde sadece Yahudilerin haklarını gözeten etnik bir demokrasi haline gelmiştir. Bu haliyle İsrail demokrasisi kusurludur.  

Tablo karamsar görünse de, Arap partilerinin bünyesine katacağı daha genç temsilciler ile Arapları oy vermek için teşvik edebileceğini öne sürmek mümkündür. Aynı seçenek Yahudi partiler için de geçerlidir. Daha vizyoner ve nefret söyleminden değil, adalet ve eşitlik söyleminden beslenen genç siyasetçiler ile karşılıklı güven geliştirilebilir. Bu gerçekleştiğinde İsrailli Araplar da hükümette yer edinebilecek, İsrail de gerçek bir demokrasi olabilecektir.



Notlar:


(1) 13. Parlamento seçimlerine kadar (1982) seçim barajı %1 idi. 16. Parlamento (1993) yasada değişiklik yaparak seçim barajını önce %1,5’e sonra %2’ye çıkarmıştır.


(2) Bkz. Bernard Lewis, “Israel's Election System Is No Good”, Wall Street Journal, 1 Nisan 2009, http://online.wsj.com/article/SB123854102203575623.html


(3) “Kadima MKs ponder split”, Haaretz, 22 Temmuz 2012, http://www.haaretz.com/news/national/kadima-mks-ponder-split-1.452624


(4)Current Knesset Members of the Eighteenth Knesset, http://www.knesset.gov.il/mk/eng/MKIndex_Current_eng.asp?view=1


(5) “Arab parties disqualified from elections”, Yedioth Ahronoth, 1 Aralık 2009, http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-3654866,00.html


(6) Hillel Frisch, “Israel’s Arab Parties” in Contemporary Israel: Domestic Politics, Foreign Policy and Secuirty Challenges,( ed. Robert O. Friedman, Westview: Westview Press, 2009), pp. 115,116


(7)  David Mac Dovall, Palestine and Israel: The Uprising and Beyond, (London: I.B. Tauris, 1990), s. 150


(8)  Frisch, op.cit., p. 125


(9) 2009 seçimleri ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için bkz. Ephraim Lavie and Arik Rudnitzky, “Arab Politics in Israel and 18th Knesset Elections”, The Konrad Adenauer Stiftung Special Issue, No.2, Mart 2009 


(10)18. Knesset Merkezi Seçim Komitesi yayını temel alınmıştır: http://www.knesset.gov.il/elections18/results/main_results.aspx  


(11) Arap milletvekillerinin maruz kaldığı ayrımcılık hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Jonathan Cook and Alexander Key, “Silencing Dissent: A Report on the Violation of Political Rights of the Arab Parties in Israel”, Arab Association for Human Rights Special Report, October 2002


(12)“Arab party voters would prefer united list headed by Tibi, poll finds”, The Times of Israel, 4 Kasım 2012, http://www.timesofisrael.com/arab-party-voters-want-united-list-in-election-poll-finds/  


(13) “Israeli Arab to form new pro-Israel party”, Jerusalem Post, 27 Nisan 2012, http://www.jpost.com/DiplomacyAndPolitics/Article.aspx?id=267707

Back to Top