Japonya’nın 2013 Savunma Beyaz Kitabı

A- A A+

Japon hükümeti, 9 Temmuz 2013’de savunma politikasını şekillendiren unsurları, ulusal ve uluslararası tehditleri, bunlarla mücadele yöntemlerini ve ulusal savunma stratejisini içeren yeni Beyaz Kitabı yayımlamıştır.Muhafazakâr ve milliyetçi çizgideki Abe hükümeti tarafından yayınlanan bu ilk Beyaz Kitap’ta Çin’in yükselişinin bir tehdit olarak lanse edilmesine ve tartışmalı Dokdo/Takeshima Adası’nın Japon toprağı olduğunun belirtilmesine Çin ve Güney Kore tepki göstermekte gecikmemiştir. Asya-Pasifik bölgesinin temel aktörlerinden biri olması sebebiyle Japonya’nın bölgenin güvenliğine ilişkin bakışını ve izleyeceği savunma politikasını yansıtan Beyaz Kitap’a daha yakından bakmak uygun olacaktır.

 

Genel Hatlar

 

Beyaz Kitap, Japonya’yı çevreleyen güvenlik ortamı; Japon savunma politikası ve Japonya-ABD güvenlik düzenlemeleri; savunma alanındaki önlemler başlıklı üç bölümden oluşmaktadır.(1) Japonya bölge güvenliğini şekillendiren temel unsurlar olarak; Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetlerini, Çin'in savunma politikası ve askeri kuvvetleri gelişme çalışmalarının şeffaf olmamasını, Tayvan ve Güney Çin Denizi sorunlarını,  Rusya’nın ordusunu modernize ederek bölgedeki etkinliğini artırmasını görmektedir. Uluslararası topluma yönelik temel tehditler olarak ise siber saldırıları, kitle imha silahlarının yaygınlaşmasını, uluslararası terörizmi ve bölgesel çatışmaları saymaktadır.

 

Japonya’nın savunma politikasına değinmeden önce ülkenin savaş hakkını reddeden anayasal hükümden söz etmek uygun olacaktır. Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesinin ardından ABD ordusu, müttefik güçler tarafından işgal ordusu olarak Japonya adalarına yerleştirilmiş ve ülke General MacArthur komutasında “Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığı” tarafından yönetilmeye başlamıştır. Bu birim, Japonya’nın ekonomik ve siyasal yapısında bir takım değişikler yapmıştır. Bu değişikliklerin en önemlisi ise yeni bir anayasanın hazırlanarak yürürlüğe konulması olmuştur. Söz konusu anayasanın 9. maddesi savaşın uluslararası sorunları çözmede bir yöntem olarak kullanmasını yasaklamaktadır: “Adalet ve düzen temelindeki bir dünya barışına içtenlikle bağlı olarak, Japon Halkı, ulusun egemenlik hakkı çerçevesinde ve uluslararası çatışmaların çözüme kavuşturulmasında savaşı bir araç olarak görmediğini ifade eder. Yukarıdaki bentte açıklanan amacı yerine getirmek için kara, deniz ve hava kuvvetleri ve savaşta kullanılabilir diğer kaynakları hiçbir zaman geliştirmeyecektir. Devletin savaşçılık hakkı hiçbir zaman tanınmayacaktır.”(2) Bu madde uyarınca Japonya’nın askeri güç bulundurması ve polis kuvvetleri dışında silahsızlandırılmasından sonra, bölgede Japonya’nın güvenliği tamamen ABD tarafından sağlanmaya başlanmıştır. 1954 yılında da ABD ile karşılıklı savunma antlaşması yapılmış ve Japonya’nın meşru müdafaa hakkı kabul edilerek, Jiei-tai (Öz Savunma Kuvvetleri) adıyla yeni savunma kuvvetleri oluşturulmuştur. Ayrıca 1982 yılında çıkarılan yasayla Japonya’nın BM operasyonlarına katılımı mümkün hale gelmiştir.

 

Yaklaşık 250.000 personelin görev yaptığı Öz Savunma Kuvvetleri’nin sadece savunma amaçlı silahlara sahip olması mümkündür. Kıtalararası balistik füze, yüksek menzilli stratejik bombardıman uçağı ve hücum uçak gemisi gibi saldırıda kullanılabilecek silah ve araçlara sahip olması mümkün değildir. Beyaz Kitap’ta dikkat çeken nokta, Aralık 2012’de göreve gelen Abe’nin anayasanın 9. maddesini değiştirme amacına değinilmemiş olmasıdır.  Seçim kampanyasından beri değindiği anayasa değişikliği için çalışmalara başlayan Abe’ye 454 vekilden yüzde 76'sının destek verdiği belirtilmektedir.(3) Öte yandan önde gelen Japon gazetelerden Asahi ile Tokyo Üniversitesi'nin ortaklaşa gerçekleştirdiği bir kamuoyu yoklamasına göre, halkın yüzde 50'si anayasanın değiştirilmesine destek vermektedir.(4)

 

Savunma politikası

 

Japon savunma politikası temel olarak diğer devletlerle işbirliği içinde BM operasyonlarının desteklenmesine; ulusun güvenliği ve refahı için gerekli ortamın oluşturulmasına, anayasal sınırlar içinde ulusal savunma kabiliyetlerinin geliştirilmesine ve ABD ile Japonya arasındaki güvenlik anlaşmalarına dayanmaktadır. Japonya herhangi bir saldırıya maruz kalmadığı takdirde savunma kuvvetlerini kullanmayacağını, askeri bir güç olmak amacıyla hareket etmeyeceğini, nükleer silah üretmeye çalışmayacağını ve asker üzerinde daima sivil kontrolün sağlanılacağını taahhüt etmektedir.

 

1976 yılından bu yana hükümet; Japonya’nın güvenliği konusundaki temel politikaların, güvenlik ortamının, askeri kapasitelerin geliştirilmesine yönelik rehberlerin, Japon kuvvetlerinin rol ve sorumluluklarının ve Öz Savunma Kuvvetleri’nin organizasyonunun belirlendiği Ulusal Savunma Programı Rehberleri yayımlamaktadır. Uluslararası ortamdaki gelişmeler dikkate alınarak 1976, 1995, 2004 ve 2010 yıllarında Ulusal Savunma Programı Rehberleri oluşturulmuştur. Örneğin Soğuk Savaş zamanında detant döneminin son bulması sonucu oluşturulan 1976 Rehberi’nde iki blok arasında patlak verecek geniş çaplı bir çatışma durumuna, bölgede ABD ile SSCB-Çin dengesi etrafında şekillenen ilişkilere ve Japonya-ABD Güvenlik Antlaşması’nın önemine dikkat çekilmiştir. 1995 Rehberi’nde Soğuk Savaş sonrası değişen uluslararası güvenlik ortamına ve Öz Savunma Kuvvetleri’nin barış koruma operasyonlarına katılımına ilişkin halkın beklentisine yer verilmiştir. 2004 Rehberi’nde kitle imha silahları, uluslararası terörizm gibi yeni güvenlik tehditlerinin ortaya çıkışı ve Japonya’nın bu tehditlerle mücadele amacıyla alması gereken önlemler ele alınmıştır. Son olarak 2010 Rehberi’nde ise bölgede hala yüksek yoğunluklu bir savaşın yaşanma ihtimali, yeni askeri teknolojilerin savaşların şeklini değiştirdiğine, pek çok güvenlik sorununun sınır aşan bir boyut kazandığına ve dolayısıyla devletler arası işbirliğini zaruri kıldığına değinilmiştir. Bu bağlamda Japon kuvvetlerinin daha mobilize ve daha esnek olması, harekatı sürdürebilme yeteneğinin, teknik kabiliyetlerinin ve istihbarat kapasitesinin artırılması gerektiği dile getirilmiştir.

 

Beyaz Kitap, geçtiğimiz yıla göre 40 milyar yen artırılan savunma bütçesinin 4.73 trilyon yen’e çıkarıldığını vurgulamaktadır. Savunma bütçesi belirlenirken Kuzey Kore’nin bölgeye yönelik tehdidi, Çin’in askeri yükselişi, Büyük Doğu Japonya depremi gibi ciddi doğal afetler göz önünde bulundurulmuştur. Öz Savunma Kuvvetleri’ni güçlendirmek adına 287 yeni personel alınmıştır. İstihbarat, uyarı ve gözlem yeteneğini güçlendirmek amacıyla iki P-1 tipi devriye uçağı, yeni tip bir destroyer, Soryu sınıfı bir denizaltı ve bir mayın tarama gemisinin deniz kuvvetlerine katılması planlanmaktadır.  Hava gücünü artırmak amacıyla da iki yeni tip (F-35A) savaş uçağının alınması ve altı tane F-15 savaş uçağının modernize edilmesi düşünülmektedir. Ayrıca 11 zırhlı personel taşıyıcı, 44 hafif zırhlı araç, çok amaçlı bir helikopter, dört adet karadan denize Type 12 füzesi ve on bir adet orta menzilli çok amaçlı füzenin de alınması planlanmaktadır.

 

Beyaz Kitap ayrıca gelecek yıllarda Japonya’nın insani yardım ve afet yardımı konularında gerek ikili gerekse çok taraflı işbirliği girişimlerinin geliştirilmesine çalışacağını, Öz Savunma Kuvvetleri’nin nükleer silahların önlenmesi, terörle ve deniz haydutluğuyla mücadele amaçlı BM operasyonlarına katılımının artırılacağını belirtmektedir. Japonya, günümüzde çeşitli çok taraflı güvenlik işbirliği platformuna dahildir. Bu platformların en önemlilerinden bir tanesi Brunei, Endonezya, Filipinler, Kamboçya, Laos, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland, Vietnam, Japonya, ABD, Avustralya, Kore, Hindistan, Yeni Zelanda, Çin ve Rusya bakanlarının katılımı ile toplanan ASEAN Savunma Bakanları Toplantısı’dır. Bu toplantının ilki 2012 Ekim ayında gerçekleştirilmiş, toplantıda insani yardım ve afet yardımı, deniz yollarının güvenliği, terörle mücadele, askeri tip, barış koruma operasyonları üzerinde durulmuştur. Bir diğer önemli platform ise ASEAN Bölgesel Forumu’dur. 1994 yılından beri toplanan Forum’a bugün 26 ülke iştirak etmekte olup bölge güvenliğine ilişkin meselelerde görüş alışverişi yapılması ve ortak çözümlerin aranması açısından önemli bir platformdur. Japonya’nın üye olduğu bir diğer platform ise Tokyo Savunma Forumu’dur. Japonya’nın inisiyatifinde 1996’dan beri toplanan Forum, bölge ülkelerinin savunma bakanları arasında fikir paylaşımına ve önemli güvenlik sorunlarının tartışılmasına hizmet etmektedir. Bir başka önemli platform ise Japonya-ASEAN Savunma Bakan Yardımcıları Toplantısı’dır. 2009 yılından beri düzenlenen toplantıların amacı üst düzey iletişim ağlarının oluşturulması ve işbirliğinin geliştirilmesidir.

 

Japonya son 20 yılda Kamboçya, Mozambik, Golan Tepeleri, Doğu Timor, Haiti ve Güney Sudan’a yönelik BM operasyonlarına destek vermiştir. Öte yandan çok uluslu eğitimlere katılıma da özen gösterilmektedir: Nisan 2002’de “Pacific Reach” (Batı Pasifik denizaltı kurtarma tatbikatı), 2005’ten beri “Cobra Gold”, 2010’dan beri Global Barış Operasyonları İnisiyatifi, Mayıs 2011 ASEAN Bölgesel Forum’u Afet Yardım Tatbikatı, Ağustos 2012’de Khaan Quest, Mayıs 2013’te Uluslararası Mayınla Mücadele Tatbikatı, vs.

 

Japonya-ABD İşbirliği

 

Japonya-ABD güvenlik düzenlemelerinin güçlendirilmesi başlıklı bölümde, Japon topraklarında bulunan ABD askeri güçlerinin sadece Japonya’nın savunmasına katkı yapmadığı, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesinde barış ve istikrarı tehdit edecek unsurlara yönelik caydırıcı bir etkiye de sahip olduğu belirtilmektedir. Kökeni 1951 yılında imzalanan güvenlik antlaşmasına dayanan düzenlemelerin Japon ulusal savunmasının temel ayaklarından biri olduğu vurgulanmaktadır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı ve kapitalist ekonomi gibi ortak değerleri paylaşan, bölgedeki barış ve istikrarı ortak çıkar addeden ve güçlü ekonomik ilişkilere sahip iki ülke olarak güvenlik alanında ortak çalışmalar düzenlenerek işbirliğini geliştirme yoluna gidilmektedir: deniz haydutluğuna karşı ortak tatbikatlar, ortak eğitimler gibi. Politika alanındaki koordinasyon ise diplomatik kanallar ve Japonya-ABD Güvenlik Danışma Komitesi (2+2 toplantısı), Güvenlik Alt Komitesi ve Savunma İşbirliği Alt Komitesi aracılığıyla sağlanmaktadır.  Sistemler ve Teknoloji Forumu ise askeri ekipmanlar ve teknoloji konusunda fikir alışverişi yapılmasını mümkün kılmaktadır.

 

Bir diğer önemli belge, 1997’de kabul edilen Savunma İşbirliği Rehberi’dir. Bu rehber normal şartlarda iki ülkenin bilgi paylaşımı, politik danışma, BM barış koruma operasyonları ile insani müdahale operasyonları, karşılıklı işbirliği planlaması, ortak tatbikatlar ve ortak kurumlar aracılığıyla işbirliğini güçlendirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Japonya’ya silahlı bir saldırıda bulunulması durumunda ise Öz Savunma Kuvvetleri’nin savunma operasyonunu başlatmasını, ABD silahlı kuvvetlerinin de bu operasyonu destekleyecek ve takviye edecek şekilde konuşlandırılmasını öngörmektedir.

 

Başta Okinawa Adası olmak üzere Japon topraklarındaki ABD varlığı ülkenin güvenliği açısından son derece önemli görülmektedir. Doğu Asya’ya yakınlığı sebebiyle stratejik bir öneme sahip bu adada ABD Deniz Piyade Birliği, askeri havaalanı, manevra bölgesi ve lojistik destek birimleri bulunmaktadır.  Ayrıca müşterek kullanımlı, helikopter ile uçak arasında geçiş formuna sahip, konvansiyonel helikopterlere uygun görevleri daha uzun menzil ve yüksek hızlı seyirle gerçekleştirmek için tasarlanmış MV-22 Osprey hava araçlarının Okinawa’da konuşlandırılması (Okinawa halkının büyük tepkisini çekmesine rağmen) Tokyo tarafından kabul edilmiştir. Böylece ABD Deniz Piyade Birliği’nin güçlendirilmesi ve caydırıcılığının artırılması planlanmaktadır.

 

Çin ve Güney Kore’nin Tepkisi

 

11 yıldır ilk kez Japon savunma bütçesinin artırılarak 46 milyar dolara ulaşması, uzun dönemli savunma politikası rehberinin gözden geçirilerek kabiliyetlerin geliştirilmesinin ve ABD ile askeri işbirliğinin güçlendirilmesinin planlanması komşu ülkelerde endişe yaratmaya başlamıştır. Ancak Abe daha başbakanlık koltuğuna oturmadan askeri yönden Japonya’yı güçlendirme, bu amaçla da öncelikle anayasayı değiştirme amacında olduğunu ifade etmesinden beri bu adımlar beklenmekteydi. Beyaz Kitap’ta, 2013 yılı sonuna kadar yayımlanması beklenen yeni Savunma Rehberi’nin ne yönde şekillendirileceğine dair fazla ipucu bulunmamakla birlikte Öz Savunma Kuvvetleri’nin rolünde değişikliğe gidileceğinden (düşman üslerine ilk saldırı yeteneğine kavuşması) ve ABD Deniz Piyade Birliği benzeri bir amfibik gücün oluşturulacağından söz edilmektedir.

 

İlk kez Japonya’nın yayımladığı bir Beyaz Kitap’ın “Çin tehdidinden”, Çin’in savunma politikasının ve askeri kuvvetlerinin gelişiminin şeffaf olmadığından ve tehlikeli deniz faaliyetleri gerçekleştirdiğinden bahsetmesi Pekin’in tepkisini çekmekte gecikmemiştir. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Çin tehdidi iddiasının kötü niyetle abartıldığını ve Çin’in bundan büyük kaygı ve hoşnutsuzluk duyduğunu ifade etmiştir.(4) Chunying, Çin’in barışçıl gelişme yolunda ısrar ederek, savunmaya dönük politika izlediğini ve stratejik amacının şeffaf olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca Çin’in uluslararası yasa ve ilgili ulusal yasalar doğrultusunda gerçekleştirdiği olağan deniz faaliyetlerinin de yasal hakkı olduğunu dile getirmiştir.(5)

 

Öte yandan Güney Kore'nin Japonya'dan bağımsızlığını ilan ettiği 1945 yılından beri tartışmalı olan Dokdo/Takeshima Adası’nın Beyaz Kitap’ta Japon toprağı olarak nitelendirilmesi Güney Kore’nin tepkisine neden olmuştur.  Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cho Tae-yeong, "Biz hükümet olarak, bizim toprağımız olduğu kesin ve net olan Dokdo Adası'nın, Japon hükümetinin 2013 Yılı Beyaz Kitap'ta kendi toprağı gibi göstermesine sert bir şekilde karşı çıkıyoruz." açıklamasında bulunmuş ve kitaptan bu söylemin silinmesini istemiştir.(6)

 

Sonuç

 

2013 yılında Japon ekonomisinin birinci çeyrekte hükümetin büyüme beklentilerinin üzerinde çeyrek bazında yüzde 1, yıllık bazda ise yüzde 4,1 büyümesinin,  göreve geldiğinden bu yana ekonomiyi canlandırmak üzere dev hamleler yapan Başbakan Şinzo Abe'ye olan güveni pekiştirdiğini söylemek mümkündür.(6) Zira 21 Temmuz 2013 tarihinde yapılan üst meclis seçimlerinde Başbakan Shinzo Abe'nin liderliğini yürüttüğü koalisyonun 76 sandalye kazanarak meclisin alt kanadından sonra üst kanadında da üstünlüğü ele geçirmesi halkın güvenini kazandığının kanıtı mahiyetindedir. Bu güven Abe’nin savunma ve güvenlik politikasında da önemli kararlar almasına zemin hazırlayacaktır.

 

Seçim kampanyasından bu yana daha güçlü bir Japonya söyleminde bulunan ve bu gücü sınırlayan anayasal hükümlerden kurtulmak için anayasa değişikliği yapılması gerektiğini savunan Abe’nin fikirlerinin yeni Beyaz Kitap’a yansıdığı görülmektedir. “Yumuşak güç” Japonya imajından kayılmaya başlanmasının ardında şüphesiz Çin’in büyüyen ekonomisine paralel olarak gelişen askeri gücü ve Kuzey Kore’nin genç liderinin nükleer programından vazgeçmemesi bulunmaktadır. ABD’nin de desteği ile askeri gücünü artırma yolunda ilerleyen Japonya’nın Asya-Pasifik Bölgesi’ndeki silahlanmayı ve güç mücadelesini daha da artıracağını söylemek mümkündür.

 

 

 

Son notlar:

 

1.Defense of Japan (Annual White Paper), July 9, 2013, http://www.mod.go.jp/e/publ/w_paper/2013.html (erişim 15 Temmuz 2013)

2.The Constitution of Japan, May 1947, http://www.kantei.go.jp/foreign/constitution_and_government_of_japan/constitution_e.html (erişim 16 Temmuz 2013)

3.“Abe’nin anayasayı değiştirme planı netleşti”, CHA, 17 Nisan 2013, http://www.haberler.com/abe-nin-anayasayi-degistirme-plani-netlesti-4533720-haberi/ (erişim 16 Temmuz 2013)

4.Ibid.

5.“Çin’den Japonya’nın Savunma Beyaz Kitabı’na tepki”, CRI, 10 temmuz 2013, http://turkish.cri.cn/781/2013/07/10/1s150108.htm (erişim 17 Temmuz 2013)

6.“Güney Kore’den Japonya’ya ada uyarısı”, Zaman, 9 Temmuz 2013,  http://www.zaman.com.tr/dunya_guney-koreden-japonyaya-ada-uyarisi_2108877.html (erişim 17 Temmuz 2013)

7.“Japonya beklentilerin üzerinde büyüdü”, CNBC-E, 10 Haziran 2013, http://www.cnbce.com/haberler/dis-haber/japonya-beklentilerin-uzerinde-buyudu (erişim 20 Temmuz 2013)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top