Şemdinli'de Ne Oldu?

A- A A+

Eylül ayı içinde Şemdinli’'de çok önemli gelişmeler yaşandı. Olaylar basın yayın organlarında öyle bir verildi ki herkesin aklında bazı sorular oluştu. TSK ve güvenlik güçlerimiz gerçekten Şemdinli’de PKK terör örgütüne karşı başarısız mı oldu? Yoksa tarihine yeni bir destan mı yazdı? Bir de operasyonu uzmanlardan dinleyelim ve değerlendirmelerimizi buna göre yapalım.

1.    Operasyon Öncesi:

Terör örgütünün “final yılı” olarak ilan ettiği 2012 yılında, başta Irak ve Suriye’'de yaşanan olaylar olmak üzere, bölgesel dengelerde oluşan değişimler nedeni ile stratejik hedeflerine ulaşma konusundaki beklentileri artmıştır. Türkiye içerisinde sözde kurtarılmış bölgeler kurabileceğini değerlendiren terör örgütü, halkımız üzerinde duygusal boyutta etki yapacak ve bir güven bunalımı oluşturacak kadar “sansasyonel” eylemlere yönelmiştir.

Bu nedenle terör örgütünün lider kadrosu özellikle Haziran ayı başından itibaren tüm Türkiye'’de, asker ve sivil ayırımı yapmadan eylem yapma ve halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirme konusunda alt kadrolarına kesin bir talimat vermiştir. Terörle mücadele geneli incelendiğinde aslında “tarihi” sayılabilecek gelişmeler yaşandığı böylesine kritik bir dönemde, Türk Silahlı Kuvvetleri, her ne kadar basına fazla yansımasa da, aralıksız ve yoğun bir şekilde operasyonlara devam etmiş, terör örgütünün yükselen beklentilerini boşa çıkartarak ve örgüte beklemediği ölçüde büyük zayiatlar verdirmiştir.

Şemdinli’de terör örgütü oldukça tehlikeli bir planı devreye sokmuştur. Yaklaşık bir senedir büyük bir baskı altında bulunan, özellikle “Tunceli, Bingöl, Diyarbakır, Siirt, Şırnak” kırsalında kesintisiz devam eden operasyonlarla hedeflediği eylemleri yapamayan ve psikolojik olarak yıpranan terör örgütü; kendine çıkış kapısı olarak, hem yurt dışı kamplara yakın olan, hem de amaçları için uygun olduğunu değerlendirdiği Şemdinli bölgesini seçmiştir.

“Şemdinli’nin tamamen ele geçirilmesi ve kurtarılmış bölge oluşturulması” olarak özetlenebilecek stratejik hedefleri doğrultusunda terör örgütü; Temmuz ayı başından itibaren İran'’da bulunan Şehidan, Irak’ta bulunan Hakurk (Cerme,  Kaniraş, Ari) ve Avaşin-Basyan kamplarından eylemlerinde “asıl hedef” olarak seçtiği Şemdinli’ye yoğun bir şekilde terörist aktardığı yönündeki duyumlarda artış kaydedilmiştir.

Mayıs 2012'’de TSK tarafından Irak’taki kamplara yönelik basına yansımayan bir sınır ötesi operasyon icra edilmiştir. Bu operasyonda geçmişten farklı olarak terör örgütü mensupları güvenlik güçleri ile yoğun çatışmaya girmek yerine ısrarla temastan kaçınmış ve bu operasyonlarda hiç çatışma yaşanmamıştır. Bu durum, TSK tarafından “dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gelişme” olarak görülmüş ve Şemdinli’ye yönelik duyumlarla birlikte ele alındığında terör örgütünün “normalden farklı bir faaliyet hazırlığı içinde olabileceği” şeklinde yorumlanmıştır.

Haziran ayı başından itibaren, bölge halkından, İran ve Irak’taki kamplardan Şemdinli kırsalına kalabalık terörist gruplarının geldiğine yönelik alınan duyumların sayısında büyük artış olmuştur. Bu duyumların teyidi maksadıyla teknik istihbarat gayretleri  (telsiz kestirmeleri ve dinlemeleri, İHA ve diğer hedef tespit vasıtaları ile elde edilen görüntülerin analizi vb.)  Şemdinli ve civarına yoğunlaştırılmıştır. Bu nedenle, İHA'’lar(1) ve keşif uçakları ile bu bölge üzerinde Temmuz ayı başından itibaren yoğun olarak gözetleme ve hedef tespiti yapılmaya başlanmıştır.

Büyük bir gizlilik ile yürütülen bu keşif ve hedef tespiti faaliyetlerinde, terör örgütünün Şemdinli ve civarındaki köylere hâkim tepelere doçka ve keskin nişancı tüfek mevzileri tesis ettiği, hazırladığı mevzilerini direnek noktaları şeklinde tahkim ettiği ve bu direnek noktalarına yaklaşma istikametlerini mayın/EYP ile tuzaklayarak engel ve erken ihbar sistemleri tesis ettiği, aslında kendini bir “BÜYÜK MÜCADELE” için hazırladığı görülmüştür. Bu dönemde önemli bir istihbarat başarısı da Şemdinli bölgesi civarındaki terörist grupların telsiz çevrimlerinin başarılı şekilde çözülmesidir. Bölgede yayına çıktığı tespit edilen 70 farklı telsiz kodu tespit edilmiş, bu eyleme katılmak için toplamda 200-350 civarı teröristin bölgeye geldiği değerlendirmesi yapılmıştır.

Ağustos ayı boyunca Türkiye gündemi çok daha başka konularla meşgulken Ankara’da Genelkurmay Karargâhında toplantı üstüne toplantı yapılmakta, “sessiz sedasız” yapılacak Operasyonun detayları planlanmaktadır.

Bölge halkından gelen duyumların teknik istihbarat gayretleri ile teyit edilmesi ile Şemdinli bölgesinde terör örgütünün sansasyonel bir eylem hazırlığında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Genelkurmay Karargâhında büyük resmi elde etmek için yapılan istihbarat analizlerinde, bu terörist grupların Şemdinli İlçe merkezinde büyük çaplı eylemlerde bulunabileceği, yollar üzerinde Mayın, El Yapımı Patlayıcı (EYP) döşeme ve halkı sindirmek için yol kesme gibi faaliyetler yürütebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Yapılan telsiz ve telefon dinlemelerinde, terör örgütünün planlamalarında çatışmaları Şemdinli şehir merkezine taşımayı ve sivil halkı da çatışma ortamının içine çekerek Şemdinli ve Hakkâri bölgesinde halk ile güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyi temel hedef olarak seçtiği öngörülmüştür.

Ayrıca, terör örgütü mensuplarının, Şemdinli’'deki vatandaşlarımızı, içindeki işbirlikçilerini kullanarak silahlandırmaya çalıştığı ve halk ile güvenlik güçlerini silahlı bir çatışma ortamında karşı karşıya getirmeye yönelik hazırlık içinde olduğu da istihbar edilmiştir.

Burada terör örgütünün bu karanlık emellerine, Şemdinli halkının destek vermediğinin bilinmesinde büyük önem vardır. Operasyon aslında sadece TSK’nın değil, Şemdinli halkının da bir başarısıdır. Operasyona katılan üst düzey bir askeri yetkilinin “Şemdinli halkının desteği, başarımızın anahtarıdır.” şeklindeki açıklamaları bu açıdan çarpıcıdır. Çünkü Şemdinli halkı, örgüte tarihi bir tepki göstermiş, baskı altında olmasına rağmen örgüte “HAYIR” demiştir.

Bu tarihlerde terör örgütünün basın-yayın organlarında çıkan “Şemdinli’de kontrol bizde.” şeklindeki haberler ve bunu destekleyici nitelikte yapılan açıklamalar da (“PKK’'nın Irak-Türkiye sınırında 33 km. derinliğinde ve 400 km. uzunluğunda bir alanı kontrol ettiği” açıklamaları) terör örgütünün “fiilen yapamadığı ve oluşturamadığı algıyı propaganda yoluyla oluşturma gayreti” olarak yorumlanmıştır.

 

 

27 adet 3000 metrenin üstünde zirvenin bulunduğu, ortalama rakımı 2000 m olan dağlık bölgede; arazinin sert ve kesikli yapısı, operasyonda kendi kendine yetebilen, profesyonel ve üstün eğitimli küçük unsurlara ihtiyaç göstermiştir. Bu nedenle Özel Kuvvetler Komutanının başında olduğu Özel Kuvvetler Karargâhı, Eylül ayı başında büyük bir gizlilik içinde bölgeye gönderilmiştir.

 

 

 

Özel Kuvvetler Komutanlığı, aynı gizlilikle arazi keşfi ve hedef tespit faaliyetlerine başlamıştır. Yine Özel Kuvvet unsurlarına, arazi keşfi faaliyetlerinde Hava Kuvvetleri mensubu tecrübeli pilotlardan ve Astsubaylarımızdan oluşan (Taktik Hava Kontrol Ekibi – İHK+HİS) timleri de bilfiil katılmıştır. Hem operasyon öncesi, hem de operasyon sırasında 10’a yakın tecrübeli Hava Kuvvetleri personelinin kara unsurları ile bilfiil arazide kahramanca görev yaptığının bilinmesi önemli bir detaydır.

Öte yandan Jandarma Özel Harekât Taburu (Efeler), Şemdinli Polis Özel Harekât unsurları ve komando taburlarından oluşan 2000’e yakın personel, gizliliğe tam riayet ederek operasyon planlamasını ve yığınaklanma faaliyetini başarı ile icra etmiştir. Yığınaklanma esnasında terör örgütü mensuplarına herhangi bir “emare” verilmemesi de operasyonda başarıyı getiren temel etkenlerdendir.

2.    Operasyonun İcrası:

Şafak Operasyonu; terör örgütünün Şemdinli bölgesindeki vatandaşlarımız üzerindeki son dönemde artan fiziki ve psikolojik baskısını kırmak, terör örgütünün planladığı hedeflere ulaşmasını engellemek ve bölgeyi teröristlerden temizlemek maksadıyla, Şemdinli’nin 4-5 km güneyinde Kırmızı T.-Sandalye T.-Geyrezini T.-Kelek T.Geniş T. Nirkola T.-Gomane T. hattını kapsayan bölgede, 08 Eylül 2012 tarihinden itibaren, Komando, Jandarma Özel Harekât, Özel Kuvvetler ve Polis Özel Harekât timleri gibi tamamı profesyonel yaklaşık 2000 personel ile bölge halkından 100 civarında korucunun katılımıyla 8 Eylül akşamı başlatılmıştır.

 

 

Karadan katılan unsurlara Taarruz Helikopterleri ve F-16 uçakları ile yoğun yakın hava desteği, Skorsky helikopterleri ile lojistik destek sağlanmıştır. Bu desteğe ilişkin krokiler ile açıklayıcı fotoğraflara metnin sonundaki bağlantıdan ulaşılabilir.

Operasyonun bütün aşamaları başlangıçtan itibaren Mülki makamların izni çerçevesinde, yerel ve merkezi istihbarat birimleri ile tam bir koordinasyon içinde yürütülmüş, operasyon ile ilgili olarak sürekli bir şekilde Hükümetin ilgili birimleri bilgilendirilmiştir.

Operasyonun ilk aşamasında; (8-9 Eylül) farklı bir taktik yaklaşım uygulanmıştır. Eskiden bu tarz kritik operasyonlarda Hava Kuvvetleri kullanılamaz, önce operasyon bölgesi çevre emniyet unsurları ile çembere alınmaya çalışılır ve bu unsurların himayesinde diğer unsurlar operasyon bölgesine girerdi. Oldukça yorucu ve zaman kaybettirici olan bu yöntemde çoğunlukla teröristler durumu fark eder ve operasyon bölgesinden kaçarlardı.

Ancak Şafak Operasyonunda baskın etkisi sağlamak maksadıyla bu yaklaşım terk edilmiştir. Yaklaşık 1,5 aydan beri titizlik ve gizlilikle yürütülen arazi ve hedef keşfi faaliyetlerinden elde edilen bilgiler ışığında belirlenen hedefler, arazideki özel birliklerimiz tarafından, LİMÖS (Milli savunma sanayi tarafından geliştirilmiş lazer işaretleyici) ile işaretlenmiş ve F-16’lar tarafından lazer güdümlü mühimmatla tam on ikiden vurulmuştur.

Operasyon boyunca bu şoku üzerinden atamayan ve kontrolsüz bir şekilde araziye dağılan terör örgütü mensupları operasyonun müteakip aşamalarında küçük birlik harekâtı icra edilen seçkin birliklerimizce etkisiz hale getirilmiştir.

Operasyonun ikinci aşamasında; (9-10 Eylül) öncelikle büyük bir gizlilik içerisinde içinde tank takviyeli motorlu piyade kolları tarafından operasyon bölgesindeki kritik sıyrılma istikametleri tutulmuş ve bu unsurların gece ve gündüz gözetlemeleri ile operasyon bölgesi tecrit edilmiştir. Yine bu aşamada bölgede keşfe uygun hâkim arazi arızaları Özel Kuvvet unsurları tarafından tutulmuş ve operasyon bölgesinin tamamında karadan bir keşif ve gözetleme ağı kurulmuştur.

İHA’lar tarafından havadan, yerdeki unsurlar tarafından karadan yapılan gözetleme (özellikle gece termal gözetleme) sayesinde Hava Kuvvetleri Uçakları tarafından ağır darbe yiyen, bu nedenle araziye dağılan terörist grupların yerleri bir bir tespit edilmiştir. Bu aşamada, şehit ve yaralı verilmemiştir.

Operasyonun üçüncü aşamasında; (10-15 Eylül)  Yerleri tespit edilen terörist gruplara yönelik Özel Hava Grubu helikopterleri ve özel kuvvet unsurları tarafından gece uçar birlik indirmesi şeklinde görüntü alınan yerlere nokta operasyonu düzenlemiştir. Dünyada çok az ülke ordusu bu tarzda ve bu çapta gece uçar birlik harekâtı kabiliyetine sahiptir.

Müteakiben JÖH (Efeler) unsurları, görüntü alınan bölgelere nokta operasyonu yapmak üzere 11 Eylül sabaha karşı uçar birlik harekâtı ile (Skorsky helikopterle) bölgeye atılmış ve operasyona dâhil olmuştur. Bu aşamada, 11-15 Eylül tarihleri arasında (tam 4 gün) araziye atılan bu unsurlar sürekli temasta kalmıştır.

 

 

Özellikle 13 Eylül günü, Şemdinli’ye hâkim bir arazi olan ve bu aşamadaki çatışmaların yoğunlukla yaşandığı Gomane Tepe, bir komando bölüğü tarafından kontrol altına alınmış, bölüğün girdiği çatışma ve sonrasında, hava kuvvetleri uçakları ve Fırtına Obüslerinin etkili ateşleriyle, Gomane Tepe’de 10 terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Bu çatışmada, Hava Kuvvetleri uçaklarının Ziyaret T., Cami T. Evliyanyayla, Kelketi T bölgelerine, İHA ve karadan lazerle işaretlenen hedefleri tam isabetle vurması ile teröristler ağır kayıp vermiştir. Ayrıca kullanılan teknoloji sayesinde, sivil yerleşim yerlerinin zarar görmesi engellenmiş, nokta atışlar icra edilmiştir. Gomane Tepe’de bulunan bölük personelinin kahramanlığıyla, teröristler beklemedikleri şekilde yakalanmış, direnmek isteyen teröristler ateş altına alınarak etkisiz hale getirilmiştir.

Bu aşamada, 3 personelimiz şehit olmuş, 2 personelimiz ise hafif yaralanmıştır.

Genelkurmay Başkanı, 13 Eylül günü sabah saatlerinde devam eden Şafak Operasyonunu yerinde görmek ve birliklere moral vermek maksadıyla Şemdinli’ye gelmiş, devam eden başarılı operasyonu yerinde izlemiştir.

Operasyonun dördüncü aşamasında; (15-19 Eylül) Bir önceki aşamada, tam dört gün boyunca aralıksız süren çatışmalarda sürekli temastan kaçan terör örgütü mensuplarını, elinden kaçırmamak amacıyla “yapışan” birliklerimizin ısrarlı takibi sonucu operasyon bölgesi yaklaşık 3 km kuzeybatıya doğru kaymıştır (Şemdinli 4 km batısı).

Aslında büyük bir sürprizle başlayan (F-16’ların nokta atışları), küçük birliklerin nokta tarzında operasyonlarıyla devam eden, tankların görerek ve etkili atışları ile de bölgede sıkışıp kalan teröristlerin, teması keserek “kaçma” gayretleri operasyonun kuzey batı istikametine kaymasına neden olmuştur. Bu gelişmeyle 11 Eylül’den beri çatışan ve bölgede bulunan unsurlar yerine, yeni birlikler, teröristlerin muhtemel kaçma istikametlerini kapatacak şekilde pusu icra etmek üzere bırakılmışlardır.

 

Bu aşamada; Hava Kuvvetlerinin nokta atışlarıyla şaşıran, bir önceki safhada unsurların ısrarlı temasları ile iyice afallayan ve ağır kayıplar veren dağılmış terörist gruplar, kaçma istikametlerini kapatacak şekilde araziye havadan indirilen unsurlarımızla kıskaca alınmıştır. Kaçan teröristlerin tamamı Özel Kuvvetler, Şemdinli PÖH ve JÖH unsurlarından oluşan bu ikinci dalganın cenderesi altında sıkıştırılmışlardır.

Bu son darbeyi de yiyen terörist gruplar iyice dağılmış ve panik içinde toplu olarak operasyon bölgesinden kaçma girişiminde bulunmuşlardır. Teması keserek bölgeden kaçmak isteyen teröristler bu sefer, F-16’ların ve Havadan Yere güdümlü füze atma kabiliyetine sahip taarruz helikopterlerinin atışları ile etkisiz hale getirilmiştir. Teröristlerin “bozguna uğraması” olarak adlandırılabilecek bu son aşamada, 3 personelimiz şehit olmuş ve 5 personelimiz yaralanmıştır. Öte yandan 62 terörist etkisiz hale getirilmiş, 1 terörist ise kendi isteği ile güvenlik güçlerine teslim olmuştur.


14 Eylül’de terörist elebaşlarının Kandil’den “Şemdinli’de ağır kayıplar verdikleri, ne pahasına olursa olsun mutlaka bir karakola sansasyonel bir saldırı düzenlenmesi” yönündeki talimatları üzerine, bir grup terörist Güzelkonak Karakoluna intihar sayılabilecek şekilde, gündüz saatlerinde (öğlen 15.00’te) sivil tip bir kamyonla, sivil kıyafetlerle saldırmıştır. (Teröristler gündüz koşullarında normalde karakollara saldırmazlar.)

Araçtan inerek nizamiyeye saldıran bu gruptan 4 terörist nizamiye kapısından atlayarak karakola sızmaya çalışmış, ancak Kulede Nöbet tutan Mehmetçiğin dikkati ve cesareti sayesinde ikisi, karakol personelinin karşılık vermesiyle de diğer iki terörist etkisiz hale getirilmiştir Daha sonra devam eden çatışmalarda 5 terörist daha etkisiz hale getirilmiş, karakoldan şehit verilmemiştir.

Bu saldırıdaki en önemli ayrıntı ise, Güzelkonak Köyü halkının teröristlerin kendilerini “canlı kalkan” olarak kullanma talepleri ve tehditlerine rağmen, teröristlere karşı çıkmaları ve güvenlik güçleri ile birlikte hareket etmeleridir. Bu nedenle teröristlerle köyde yaşayan vatandaşlar arasında çıkan çatışmada, köyünü savunan korucu Abdülaziz MARMARA şehit olmuş, 2 korucu ve bir vatandaşımız da yaralanmıştır. Köye sızmayı başaran teröristlere köy halkının karşı koyması olmasa, karakola yönelik köyün etrafındaki ağıllardan ve karakolun karşısındaki ilköğretim okulundan gelen atışlar pek çok kayıp verilmesine neden olabilirdi. Kısaca Güzelkonak Köyü halkı teröristlere karşı köyünü kahramanca savunmuş, şehit vermiş, ancak köyünü teröristlere teslim etmemiştir.

Yine, 15 Eylül akşamı itibarı ile teröristlerin 18 Ağustos 2012 tarihinde, BDP’li milletvekilleri ile kucaklaştıkları Zorgeçit bölgesi ve bölgedeki en kritik arazi olan Kırmızı T. bölgesi tamamen emniyet altına alınmıştır. Ayrıca Şemdinli-Derecik yolunun da emniyeti sağlanarak yol 24 saat kullanıma açılmıştır.

16 Eylül sabaha karşı kara unsurlarının bildirmesi ve İHA’ların doğrulaması ile, F-16’ların 20 kişilik bir grubun tamamını etkisiz hale getirmeleri operasyonun en büyük başarılarındadır. Bu örnek aynı zamanda terörle mücadelede kara ve hava unsurlarının yakın koordinesinin ve yüksek teknolojiyi etkin kullanmanın güzel bir örneğidir.

16 Eylül, öğlen vakitlerinde Şemdinli-Güzelkonak istikametinde iki kobra aracı ile intikal eden askerlerimizin dikkati neticesinde, teröristlerin yola döşediği EYP fark edilmiş, araçlarda bulunan askerlerimizin müdahalesiyle EYP’yi patlatmak için bekleyen iki terörist etkisiz hale getirilmiştir.

8 gündür devam eden çatışmalar sonunda tükenme noktasına gelen örgüt mensupları, 16 Eylül öğleden sonra, Irak kuzeyindeki kamplardan personel ve mühimmat takviyesi istemişlerdir. Bu istek üzerine, Irak kuzeyinden bölgeye mühimmat getiren terörist grup da (7 terörist ve 12 katır) İHA’larla tespit edilmiş ve Irak kuzeyinde uçaklarımızla etkisiz hale getirilmiştir. Irak’tan gelen takviyeleri vurulan teröristler, bu sefer de İran’da bulunan kamplardaki gruplara yönelmişler ve onların bölgeye takviye getirmelerini istemişlerdir.

3.    Operasyonun Sonuçları:

a.    On bir gün süren Şafak Operasyonu neticesinde 137 terörist ölü, 1 terörist sağ olarak ele geçirilmiş olup terör örgütünden çeşitli cins tüfek, mühimmat ve pek çok malzeme ele geçirilmiştir. Ayrıca, uydu görüntüleri ve hava keşfi neticesinde, Irak kuzeyinde bulunan örgüt mezarlıklarında açılan yeni mezar sayısındaki büyük artışlar, terör örgütünün verdiği kayıpları göstermesi açısından anlamlıdır.

Teröristlerin operasyonda ağır kayıplar verdiğinin bir diğer göstergesi ise operasyon sonrasında Irak’ın kuzeyindeki kamplardan merkez kamplara giden Şemdinli bölgesini gösterir yoklama kayıtlarıdır. Bu kayıtlardan Şemdinli bölgesine gelen teröristlerin yaklaşık %60’nın etkisiz hale getirildiği değerlendirilmektedir.

Operasyonda çıkan çatışmalarda toplam 6 personel ve 2 GKK şehit olmuş, dokuz personel ise hafif şekilde yaralanmıştır.

b.    Şafak Operasyonu hem taktik yaklaşım hem de kullanılan teknoloji açısından öncekilere benzemeyen bir tarzda icra edilmiştir. Bu operasyon pek çok açıdan ilklere sahne olmuştur. Örneğin;

(1) Taktik açıdan eskiden kullanılan “ARA-BUL-YOK ET” olarak özetlenebilecek sadece kara birliklerine ve teröristlerin bir çember içine alınarak bu çember içinde aranıp bulunmasına dayanan eski yaklaşım yerine yoğun istihbarata dayanan, kara ve hava unsurlarının müşterek kullanıldığı ve özel birliklerle hava kuvvetlerinin yakın koordinesiyle icra edilen, hedef tespitinde, haberleşmede ve mühimmatta ileri teknoloji kullanımını öngören  “İZLE-GÖR-YOK ET” yaklaşımı başarı ile uygulanmıştır.

(2) Operasyon boyunca tank ve diğer zırhlı araçların hem ateş gücünden hem de arazi gözetleme (gündüz görüş ve termal) yeteneklerinden azami istifade edilmiştir.

(3) Tecrübeli pilotlar bizzat karadan özel birliklerle harekâta katılarak F-16’'ların yerdeki gözleri olmuşlardır.

(4) Halktan gelen duyumların teknik istihbaratla teyidi sonucunda yapılan istihbarat analizleri ile operasyonun planlaması yapılmıştır. Bu kadar kısa sürede bu kadar az sayıdaki birlikle bu kadar büyük çaplı başarı sağlanan operasyonun başarısında istihbarat gayretlerinin payı büyüktür. Terör örgütüne tam da Şemdinli’yi hedef seçtiği planını yürürlüğe koymadan önce bölgede en fazla gücünü topladığı zamanda hiç beklemediği şekilde ilk darbe vurulmuş ve müteakip süreçte de insiyatif sürekli elde tutularak toparlanmasına imkân verilmemiştir. Örgütün en çok kayıplarını 14, 15, 16 Eylül tarihlerinde vermesi de bunu göstermektedir.

c.    Operasyon süresince İnsansız Hava Araçları, termal kameralar ve operasyondaki birliklerce tespit edilen 30 hedefe 11 Hava Harekâtı icra edilmiştir. Bu hava harekâtları sonucunda çok sayıda teröristin etkisiz hale getirildiği, elde edilen görüntülerin değerlendirilmesinden ve birliklerin gözetlemelerinden anlaşılmıştır.

ç.    8-19 Eylül tarihleri arasında 11 gün süren ve her gün gece gündüz çatışmaların yaşandığı operasyonda Skorsky helikopterler 151 sorti personel nakliyesi, 108 sorti ise mühimmat ve kumanya takviyesi yapmış olup bu 259 sortinin toplamında 2372 saat (819’u operatif amaçlı ve gece karanlığında) uçuş yapılmıştır. Operasyon boyunca tüm helikopter ve uçak pilotları büyük bir özveri ile “uçuş saati limitlerini zorlayarak” uçmuşlardır. Uçuş saati limitlerine rağmen hava boyutunda bu kadar yoğun geçen operasyonda bir kaza yaşanmaması da büyük bir başarıdır. Operasyona katılan hava araçlarından sadece bir Skorsky helikoptere 14 Eylül tarihinde teröristlerce ateş açılmış, kuyruk kısmından ve gövdeden 5 isabet almasına rağmen helikopter başarı ile üssüne geri dönebilmiştir.

d.    Operasyonun ilk aşamasına katılan personel 4 gün boyunca, ikinci aşamasına katılan personel 6 gün boyunca bilfiil arazide kalmıştır. Üzerlerinde sırt çantası, çelik başlık, çekil yelek, silah ve mühimmatlarla 30 kg'a yakın yükle operasyona katılan her bir personelimiz insanüstü bir gayretle operasyon boyunca ortalama 40-50 km. yol yürümüştür.

e.    Taktik anlamda, operasyon PKK terör örgütünde tam bir şok yaratmıştır. Öncelikle terör örgütü Şemdinli hakkında planladığı hiçbir amacına ulaşamamış, bırakın Şemdinli’de hâkimiyeti sağlamayı böylesine büyük bir saldırı için hazırlanan güçlerinin büyük bir bölümünü kaybetmiştir. Özellikle telsiz dinlemelerinden saldırıyı planlayan ve saldırıya katılmak üzere bölgede bulunan ancak kaçmayı başarabilen, kurtulan sözde lider kadroların uğradıkları büyük başarısızlığın hesabını vermek üzere (muhtemelen infaz edilecekler) Kandil’e çağrılmışlardır.

Operasyonun son günü itibarı ile teröristlerin bölgede yoğun olarak yuvalandıkları yerler olduğu değerlendirilen Zorgeçit ve Kelketi Dağı bölgeleri temizlenmiş, BTÖ tarafından yerlerinden yurtlarından edilen Zorgeçit köylülerimiz Şemdinli Kaymakamlığı tarafından köylerine davet edilmiştir. 

 



Dipnotlar:

(1)    Kamuoyunda İHA'’larla ilgili yanlış bilinen ve düzeltilmesi gereken önemli bir husus vardır. Bir bölgede havada İHA bulunması bu bölgenin her yerinin gözetlendiği anlamına gelmemektedir. İHA’lar uydudan alınan resimler gibi geniş bir alanı değil, kameralarının özelliği gereği 200mX200m’lik gibi dar bir alanın resmini alabilmektedir. Yani 10kmX10km’lik bir alanda bir hedefin tespit ihtimali 0.004 (onbinde 4)’tür. Bu nedenle geniş coğrafyada devam eden terörist faaliyetlerin tamamını aynı anda izleme imkânları bulunmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top