NATO’nun 2012 Chicago Zirvesi Üzerine Değerlendirme

A- A A+

20-21 Mayıs tarihlerinde Chicago’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne 28 üye ülkenin yanı sıra Afganistan konusundaki oturumla birlikte 60 kadar ülke ve kuruluşun da katılması daha en baştan zirvenin kapsamlı gündemi hakkında fikir vermektedir.Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın temsil ettiği Chicago Zirvesi’nde ana gündem maddeleri beklendiği gibi  ''akıllı savunma kavramı, balistik füze savunma sisteminin ara yeteneğinin ilanı, Afganistan, ortaklıklar, açık kapı politikası ve savunma yapısının gözden geçirilmesi'' olmuştur.

Zirve Sonuç Bildirisi

Chicago Zirvesi’nin sonuç bildirisinde(1) öncelikle Afganistan’ın daha istikrarlı ve güvenli bir ülke olma yolunda aşama kaydettiği ifade edilerek, ülkede güvenliği sağlama sorumluluğunun 2014 yılı sonuna kadar ISAF’tan Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri’ne geçeceği belirtilmiştir. Afgan güçlerinin Taliban'a karşı harekâtlarını 2013'ün ortalarına kadar uluslararası birliklerin desteği ile sürdürmesi ve bu süre içinde ülkedeki güvenlik kontrolünün tamamen Afgan güçlerine devredilmesi hedeflenmektedir. Çekilme gerçekleştikten sonra da Afganistan'a eğitim, danışma ve yardım amaçlı birliklerin gönderilmesi planlanmaktadır. Başta Pakistan olmak üzere diğer bölge ülkelerinin Afganistan’da barış, istikrar ve güvenlik ortamının sağlanmasında önemli rolleri olduğu vurgulanmış ve bu bağlamda NATO’nun Pakistan ile ortak çalışmaya devam edeceği ifade edilmiştir.

 

Öte yandan İttifak’ın Balkanlar’da istikrar ve güvenliğin sağlanmasında sorumluluk almaya devam edeceği, bölgedeki KFOR ve AB Hukuk Misyonu’na desteğin süreceği belirtilmiştir. Ayrıca Afrika Boynuzu’ndaki Okyanus Kalkanı,  Akdeniz’deki Aktif Çaba, Afrika Birliği’nin Somali Görev Gücü ve Irak’taki Eğitim Misyonu’na katkının devam edeceği ifade edilmiştir.

 

Bir diğer konu olarak, İttifak’ın BM’nin çatışmalarda kadın haklarının korunmasını öngören 1325 sayılı kararı ile çocuk haklarının korunmasını öngören 1612 sayılı kararına olan bağlılığı yinelenmiş, kapsamlı yaklaşım konseptinin önemi tekrar vurgulanmıştır.

 

Zirve kararlarının Türkiye’yi yakından ilgilendiren NATO-AB işbirliği paragrafında, "NATO, AB üyesi olmayan müttefiklerin süren endişelerini ve ortak güvenlik tehditlerine çözüm bulunması amacıyla AB kapasitesinin güçlendirilmesine olan kayda değer katkılarını göz önünde bulundurmaktadır. NATO ve AB arasında bir stratejik ortaklık için AB üyesi olmayan müttefiklerin bu çabalara tamamen dâhil olmaları elzemdir" denilmektedir.

 

Ayrıca partner ülkelerle olan işbirliğinin önemine vurgu yapılmakta ve genişleme hususunda NATO’nun kapılarının değerlerini paylaşan tüm Avrupa demokrasilerine açık olduğu belirtilmektedir. Belgede Makedonya'nın üyeliğine ilişkin yaklaşım bir önceki Lizbon Zirvesi’ne göre güçlendirilerek bu ülkenin Yunanistan'la yaşadığı isim anlaşmazlığına çözüm bulunur bulunmaz üye olacağı bildirilmiştir. Karabağ’ın üyelik yolunda ilerleyişi ile Bosna-Hersek’in üyelik isteği memnuniyetle karşılanmıştır. Gürcistan’ın NATO üyesi olacağına dair 2008 Bükreş Zirvesi’nde alınan karar teyit edilmiştir.

 

Uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasında NATO-Rusya ile işbirliğinin önemine işaret edilmiş, iki taraf arasında gerçek anlamda bir stratejik ortaklık arzu edildiği vurgulanmıştır. Libya’nın arzu etmesi durumunda bir partner ülke olarak kabul edilebileceği ve bu ülkenin talebi doğrultusunda NATO’nun katkıda bulunabileceği alanlarda gerekli desteği vermeye hazır olduğu ifade edilmiştir. Suriye ile ilgili olarak bu ülkedeki kriz ortamının endişe ile takip edildiği ve BM ile Arap Birliği’nin çabalarının desteklendiği belirtilmiştir.

 

Güvenlik tehditleri bağlamında siber saldırı, nükleer silahların ve atma vasıtalarının yayılması, terörizm, enerji ulaşım yollarına saldırı ve çevreye yönelik tehditlere değinilmiştir.

 

Öte yandan nükleer projesinin barışçıl amaçlara hizmet ettiği hususunda inandırıcılığı sağlanması amacıyla İran, uluslararası toplumla işbirliği içinde olmaya davet edilirken, Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetlerinden duyulan rahatsızlık dile getirilmiştir.

 

Ayrıca balistik füzelerin yaygınlaşmasından duyulan endişe nedeniyle “NATO Balistik Füze Savunma” kapasitesini geliştirme kararı yinelenmiştir. Zirvede, radarı Malatya Kürecik'te konuşlandırılan balistik füze savunma sisteminin ara yeteneğinin hayata geçirilmesi ilan edilmiştir. Yine bu konuda Rusya ile işbirliğinin öneminin altı çizilmiş ve NATO füze savunma sisteminin hiçbir şekilde Rusya’yı hedef almadığı vurgulanmıştır.

 

Lizbon Zirvesi’nde kabul edilen kapsamlı reform programı çerçevesinde;  NATO komuta yapısının daha esnek, etkin ve düşük maliyetli hale getirileceği, karargâhlardaki personel sayısının 2015 yılına kadar önemli oranda azaltılacağı, NATO karargâhlarında yer alan birimlerde değişiklikler yapılacağı,  NATO’ya bağlı, destek, bilgi-iletişim ve tedarik amaçlı kurumların daha etkin şekilde çalışması amacıyla yeni düzenlemeye gidileceği ve programlama, şeffaflık, mali denetime açıklık ve bilgi yönetimi alanlarındaki reformların devam edeceği ifade edilmiştir.

 

Zirve sonuç bildirisinden ayrı olarak yayımlanan “Savunma Yetenekleri: 2020 NATO Kuvvetlerine Doğru” başlıklı sonuç bildirisinde(2) öncelikle, üye ülke vatandaşlarını korumak, kriz yönetimi operasyonları icra etmek ve ortak güvenliği sağlamak amacıyla Lizbon Zirvesi’nden beri NATO’nun savunma kapasitesini artırıcı ilerlemeler kaydettiği vurgulanmıştır. Bunlara ilaveten, balistik füze savunma sisteminin ara yeteneğinin hayata geçirilmesi ilan edilmiştir. Gelişmiş bir satıh gözetleme sistemi oluşturulmaya başlanmış ve bu bağlamda bazı müttefikler ortak istihbarat, gözleme ve keşif alanında İttifak’a ilerleme kaydettirecek önemli inisiyatifler almıştır. Baltık ülkelerindeki NATO hava devriyesi görev gücü faaliyetlerine devam etmektedir ki bu görev gücü Avrupa güvenliğini sağlamak adına müttefikler arasındaki dayanışmanın somut bir işaretidir. Ancak yeni, esnek ve daha etkin bir komuta yapısına gidilmektedir. Daha başarılı operasyonlar gerçekleştirmek amacıyla siber saldırılara karşı savunmayı artırmak, NATO hava kontrol ve komuta sistemini geliştirmek, Afganistan’da istihbarat, gözlem ve keşif veri paylaşımını güçlendirmek ve el yapımı patlayıcılarla mücadele etmek gibi alanlarda da ciddi ilerlemeler sağlanmıştır.

 

Modern, ekipman, eğitim, tatbikat ve komuta anlamında kuvvetli bağlara sahip, dolayısıyla ortak harekatlar gerçekleştirebilen NATO Kuvvet 2020 hedefine ulaşmak için çaba sarf edilmektedir. Akıllı Savunma bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır. Akıllı Savunma, küresel ekonomik sıkıntıların Batı savunma bütçelerini kısıntıya zorladığı mevcut koşullarda askeri kaynakların ortak kullanımı yoluyla tekrar ve israftan kaçınma ve bütçe paylaşımıyla daha küçük, hızlı ve en son teknolojiye sahip askeri birliklerden oluşan yeni bir yapı oluşturma amacını taşımaktadır. Bu çerçevede 28 ittifak üyesi ülke, ulusal portföylerinde yer alan silah sistemlerini diğer üyeler ile gerektiğinde müşterek kullanacak, daha fazla müşterek tatbikat yapacak ve savunma sanayisini geliştirirken önceliği, ittifakın ihtiyaçlarına göre belirleyecek, böylece NATO ihtiyaçları ile ulusal ihtiyaç öncelikleri birbirlerini tamamlayacaktır. Akıllı Savunma kapsamında ittifak üyesi ülkelerden belirli konularda uzmanlaşmaları ve birtakım projelere öncülük etmeleri beklenmektedir. Sonuç bildirisinde askeri kapasitenin bu şekilde artırılmasının transatlantik bağları da kuvvetlendireceği, yükün, sorumlulukların ve kazançların daha dengeli dağılımını sağlayacağı ifade edilmektedir.

 

Chicago Zirvesi ve Türkiye

 

Bugüne kadarki en geniş kapsamlı NATO zirvesi olan Chicago Zirvesi, Türkiye özelinde değerlendirildiğinde ilk olarak Malatya Kürecik'te konuşlandırılan balistik füze savunma sistemine değinmek uygun olacaktır. Öncelikle ifade edilmesi gereken Kürecik’e balistik füze rampalarının değil, balistik füzeleri tespit edecek radarın yerleştirileceğidir. Radar kurulduktan sonra önleme füzeleri ile komuta kontrol sistemlerinin yerleştirilmesi ve sistemin operasyonel duruma gelmesiyle füze savunma sistemi 4 adımda tamamlanacaktır. Sistemin ana unsurları; Almanya-Ramstein’daki komuta-kontrol merkezi, İspanya açıklarındaki ABD füze gemileri, Romanya’da ve Polonya’daki füze bataryaları ve Malatya-Kürecik’teki erken uyarı radarıdır. Dolayısıyla sistem tamamlandığında fırlatılan düşman füzesi, Kürecik'teki erken uyarı radarı tarafından tespit edilecek; bu füzeyle ilgili bilgiler aynı anda komuta merkezine iletilecek; füzeyi yok etmek için önleyici füzeler, Polonya ve Romanya'daki üslerden ya da İspanya'da konuşlu bulunan füze kapasitesine sahip ABD gemilerinden gönderilecektir. Sistemin 2020 yılında tam kapasiteyle faaliyete geçmesi öngörülmektedir. Ayrıca Amerikan Başkanı Barack Obama, zirvenin kapanışında yaptığı konuşmada, füze savunma sistemi çerçevesinde Türkiye'de kurulan radarın NATO komutasında olacağını belirtmiştir.(3) ABD’nin kontrolündeki radar sisteminin NATO’ya devri Türkiye için önemli bir gelişmedir.

 

Resmen faaliyete geçen füze savunma sisteminin Türkiye’yi ilgilendiren diğer bir yönü tedarik edilmesi planlanan yüksek irtifa hava savunma sistemini gündeme getirmesidir.  Nike füzelerinin hizmetten çıkartılmasıyla Türkiye’nin yüksek irtifa hava savunmasında meydana gelen zafiyetin giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye, kısa menzilli hava savunma ihtiyacını Rapier ve kaideye monteli Stinger füze bataryalarıyla, orta menzilli hava savunma ihtiyacını ise modernize edilmiş I-Hawk füze sistemleri aracılığıyla karşılamaktadır. Ancak TSK envanterinde halen uzun menzilli füze ve hava savunma sistemi bulunmamaktadır. Yüksek İrtifa Savunma Sistemi ile ilgili olarak Rusya, Ocak 2006’da S-300 füzelerinin müşterek üretimi konusunda Türkiye’ye teklif sunmuştur. İlk başlarda sadece Rusya ortak üretim konusuna sıcak bakmakta iken daha sonra Çin de (HQ füzeleri) bu projeye istekli olduğunu ifade etmiştir. Başlangıçta ortak üretime tavırlı olan ABD de (Patriot PAC-3 füzeleri), bu gelişmeler üzerine esneklik göstererek müşterek üretime yeşil ışık yakmıştır.(4) Dolayısıyla anlaşma sağlanacak ülkenin ilgili firmasının Roketsan veya Alp Havacılık gibi şirketlerle ortak üretim gerçekleştireceği öngörülebilir.

 

NATO’nun Satıh Gözetleme projesi (AGS) kapsamında öne çıkan insansız hava araçları Türkiye açısından önem taşımaktadır. Chicago’da Başkan Obama ile ayrı bir toplantı gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ABD’den silahlı insansız hava araçlarının alımı konusuna değindiği bilinmektedir.(5) Öte yandan Türkiye açısından, İHA’nın askeri alandaki gittikçe artan kullanımı ve sivil alandaki kullanım potansiyeli göz önüne alındığında, milli imkânlarla İHA üretilmesinin vazgeçilmez bir gereklilik olduğu açıktır. Türkiye’nin istihbarat edinme bağımlılığını azaltmak/ortadan kaldırmak için de aynı ihtiyaç geçerlidir. Bu bağlamda ANKA projesi büyük önem arz etmektedir.

 

Akıllı Savunma programına başlangıçtan itibaren destek veren Türkiye, “Dönüşümünden Sorumlu Stratejik Komutanlık” bünyesinde 46 projeden 20’sine katılacağını ve 4’üne de liderlik etmek istediğini NATO’ya bildirmiştir.(6) Türkiye'nin öncülük etmesi beklenen projeler arasında deniz güvenliği ve uçuş sistemleri gibi konular yer almaktadır. Ayrıca Türkiye’nin de parçası olduğu Füze Kalkanı projesi, Akıllı Savunma stratejisinin önemli bir parçasıdır. Akıllı Savunma kapsamında uzmanlaşma konusunda ise Türkiye’de bulunan NATO Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nin İttifak’ın terörle mücadelesi kapsamında etkin ve işlevsel hale gelmesi olasıdır.

 

Öte yandan Türkiye’nin yeni dönemde askeri komuta düzeyinde NATO’da “10 yıldızlık” bir kotaya sahip olacağı ifade edilmiştir.(7) 10 yıldız, Türkiye’nin NATO birimlerinde general düzeyindeki temsiline işaret etmektedir: Tuğgeneraller bir yıldız, tümgeneraller iki yıldız, korgeneraller üç yıldız, orgeneraller dört yıldız sayılmaktadır. Bu yeni kotayla birlikte kadronun operasyonel şekilde dağıtılması durumunda (özellikle Türk komutanlar operasyon, mali kaynak yönetimi ve planlama birimlerinde görev alırsa) Türk generallerin NATO birimlerinde daha fazla rol oynayacağı söylenebilir.

 

Türkiye’yi yakından ilgilendiren Suriye meselesi ise NATO Zirvesi’nin konusu olmakla birlikte temel meselesi haline getirilmemiştir. Daha önce ifade edildiği gibi bu ülkedeki kriz ortamının endişe ile takip edildiği ve BM ile Arap Birliği’nin çabalarının desteklendiği belirtilmiştir. Suriye’ye bir müdahalenin yaşananları daha da karmaşıklaştıracağı gerekçesiyle şimdilik bir müdahalenin olmadığının altı çizilmiştir. ABD’nin NATO Büyükelçisi Ivo Daalder, “Libya’da yaptığımıza benzer bir askeri müdahalenin Suriye’de mevcut durumu daha da militarize hale getireceğine, sivillerin hayatını da korumayacağına karar verdik. Ki Libya’da durum bunun tersiydi” sözleriyle bunu ifade etmiştir.(8)

 

 

Sonnotlar:

 

1. Chicago Summit Declaration, May 20, 2012, bkz.

www.nato.int/cps/en/SID-FE813297-35E64B24/natolive/official_texts_87593.htm (erişim 23 Mayıs 2012)

2. Summit Declaration on Defence Capabilities: Toward NATO Forces 2020, May 20, 2012, bkz. www.nato.int/cps/en/SID-FE813297-35E64B24/natolive/official_texts_87594.htm (erişim 23 Mayıs 2012)

3.Kürecik'teki Radar'ın Kontrolü NATO'da, TRT Haber, 22 Mayıs 2012, bkz.

www.trthaber.com/haber/dunya/kurecikteki-radarin-kontrolu-natoda-41778.html (erişim 25 Mayıs 2012)

4.Türkiye'nin Yüksek İrtifa Hava Kalkanı, bkz. www.haber7.com/haber/20090918/Turkiyenin-yuksek-irtifa-hava-kalkani.php (erişim 28 Mayıs 2012)

5. Gül ve Obama NATO zirvesinde buluştu, BBC, 22 Mayıs 2012, bkz. www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/05/120522_gul_obama.shtml (erişim 28 Mayıs 2012)

6.Türkiye NATO’da Liderliğe Oynuyor, Star Gazetesi, 7 Mayıs 2012, bkz. www.stargazete.com/politika/turkiye-natoda-liderlige-oynuyor/haber-566008 (erişim 30 Mayıs 2012)

7. Türkiye NATO’da 10 Yıldız Kazandı, Hürriyet, 21 Mayıs 2012, bkz. www.hurriyet.com.tr/planet/20595463.asp (erişim 30 Mayıs 2012)

8. ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi'nden Türkiye'yle ilgili üç bomba, Hürriyet, 21 Mayıs 2012,bkz.hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=20598395 (erişim 29 Mayıs 2012)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top