NATO'nun Yeni Stratejik Konsepti: Aktif Angajman, Modern Savunma

A- A A+

Değişen uluslararası konjonktür ve güvenlik tehditleri nedeniyle NATO’nun 1999 yılında kabul ettiği stratejik konseptin güncelliğini yitirmesi Müttefikleri yeni bir stratejik konsept arayışına itmiştir. NATO’nun 60. kuruluş yıldönümünde, 3-4 Nisan 2009 tarihlerinde düzenlenen Strazburg/Kehl Zirvesi’nde alınan karar çerçevesinde İttifak’ın yeni “Stratejik Konsepti”nin hazırlık çalışmalarına başlanmıştır.

 

Mayıs 2010’da yeni konseptin hazırlanması için görevlendirilmiş Uzmanlar Grubu’nun raporu yayınlanmış, akabinde de bu rapor ışığında hazırlanan belge İttifak üyelerine sunulmuştur. Son olarak 19-20 Kasım’da Lizbon’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde de İttifak’ın yeni “Stratejik Konsepti” üye devletler tarafından onaylanmıştır.


İttifakın gelecek on yılını şekillendirecek rapor 38 maddeden oluşmaktadır. Temel görev ve prensipler başlıklı ilk bölümde, NATO’nun en temel ve değişmez prensibinin üyelerinin özgürlük ve güvenliklerinin gerek siyasi gerekse askeri araçlarla sağlanması olarak belirtilmiş, günümüzde Atlantik İttifakı’nın öngörü yapılması zor olan dünyamızda istikrarın temel kaynağı olduğu vurgulanmıştır. Bireysel özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti prensiplerine bağlı olan NATO üyelerinin bir değerler topluluğu oluşturduğu; 1949 yılında İttifak’ın kurulmasından itibaren Avrupa ve Amerika arasındaki siyasi ve askeri bağların NATO bünyesinde güçlendirildiği; bu transatlantik bağın, Avro-Atlantik bölgesindeki barış ve güvenliğin sağlanmasında temel teşkil ettiği ifade edilmiştir.


Günümüzdeki güvenlik ortamı, NATO üyesi devletlerin halklarının ve topraklarının güvenliğini etkileyecek unsurları bünyesinde barındırdığından güvenliği sağlamak adına İttifak’ın sorumluluğunda olan ve üstlenmeye devam edeceği üç temel göreve işaret edilmiştir: ortak savunma, kriz yönetimi ve işbirlikçi güvenlik.


Washington Antlaşması’nın 4. maddesinde belirtildiği üzere üye devletlerin toprak bütünlüğünü, siyasi bağımsızlığını ve güvenliğini ilgilendiren tüm konularda NATO’nun tek ve vazgeçilmez istişare forumu niteliğinde olduğu ifade edilmiş; NATO’nun üstleneceği tüm misyonları en etkili şekilde yerine getirmesi için Müttefiklerin sürekli bir reform, modernizasyon ve değişim süreci ortaya koyacakları taahhüt edilmiştir.


Güvenlik ortamı başlıklı ikinci bölümde, günümüzde Avro-Atlantik alanında barışın hakim olduğu ve NATO bölgesine yönelik konvansiyonel saldırı olasılığının düşük olduğu belirtilmiş; bununla birlikte konvansiyonel tehdidin göz ardı edilemeyeceği, zira pek çok ülkenin önemli derecede modern askeri kabiliyete ulaşmasının uluslararası güvenliği etkileyebileceği, özellikle balistik füzelerin yaygınlaşmasının NATO bölgesi için ciddi bir tehdit olduğunun altı çizilmiştir.


Nükleer silahların, diğer kitle imha silahlarının ve bunların fırlatma araçlarının yaygınlaşmasının global istikrar ve refah üzerinde ciddi sonuçlara neden olabileceği; terörizmin NATO ülkelerinin vatandaşlarının güvenliği ve daha geniş olarak uluslararası istikrar ve refah için doğrudan bir tehdit olduğu; NATO’nun sınırları dışında oluşan bir istikrarsızlık ve çatışmanın özellikle aşırıcılık, terörizm ve silah, uyuşturucu, insan ticareti gibi yasadışı uluslararası aktiviteleri beslemesi durumunda doğrudan İttifak’ın güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturacağı; artış gösteren siber saldırın günümüzde daha organize hale geldiği ve idari birimlere, şirketlere ve ekonomilere ciddi maliyette zararlar verdiği belirtilmiştir.


İletişim, ulaşım, transit yollar, uluslararası ticaretin yapıldığı ana arterler, enerji güvenliği ve istikrarın tüm ülkeleri ilgilendirdiği göz önüne alınarak bu alanların zarar görmemesi için aktif uluslararası işbirliğinin gerekli olduğunun; özellikle lazer silahları, elektronik savaş teknikleri ve uzay bağlantısını engelleyen teknolojiler gibi farklı teknolojik unsurların herkes için ciddi sonuçları olabileceğinin; sağlığa yönelik riskler, iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, artan enerji ihtiyacı gibi çevresel tehditlerin İttifak’ı ilgilendiren bölgelerin güvenlik yapısını değiştirebileceğinin altı çizilmiştir.


Savunma ve caydırıcılık başlıklı üçüncü bölümde, İttifak’ın hiçbir ülkeyi düşman olarak görmediği, ancak herhangi bir üyesinin güvenliği tehdit edildiğinde, NATO'nun kararlılığından şüphe edilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Uygun konvansiyonel ve nükleer kapasite etrafında şekillenen caydırıcılığın NATO stratejisinin temel elemanı olduğu, NATO’nun nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya için çalışacağı ancak bu tür silahlar var olduğu sürece İttifak’ın nükleer silaha sahip bir güç olarak kalacağı ifade edilmiştir.


Üye devletlerin halklarının güvenliğine yönelik tüm tehditlere karşı onları savunmak ve caydırıcılığı sağlamak için NATO’nun gereken her türlü kapasiteye sahip olduğundan emin olunacağı ve bu amaçla:

- Konvansiyonel ve nükleer güçlerin birleşiminden oluşan güçlerin bulundurulmaya devam edileceği,
- Büyük çaplı ordular arası operasyonlar ile ortak savunma ve krizlere cevap amaçlı daha küçük çaptaki operasyonları her an gerçekleştirebilme kapasitesinin korunacağı,
- 5. maddeden doğan sorumluluğu yerine getirmek üzere etkin ve hareketli konvansiyonel kuvvetlerin korunup geliştirileceği,
- Eski ve yeni tüm güvenlik tehditlerine karşı savunma için gereken tüm tatbikat, uygulama, planlama ve bilgi paylaşımının sağlanacağı,
- Müttefiklerin nükleer roller hususunda ortak savunma planlamasına, barış zamanı nükleer güçlerin konuşlandırılmasına ve komuta, kontrol ile istişare birimlerine en geniş şekilde katılımının sağlanacağı,
- NATO halklarını ve topraklarını balistik füze saldırısına karşı korumak üzere kabiliyet geliştirileceği ve bu konuda Rusya ve Avro-Atlantik’teki diğer ortaklarla işbirliğine gidileceği,
- NATO’nun kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer kitle imha silahlarına karşı kendini koruma kapasitesinin geliştirileceği,
- Siber saldırıları öngörme ve tespit etme yeteneğinin geliştirileceği,
- Uluslararası terörizmle mücadele etme kapasitesinin arttırılmaya devam edileceği,
- Müttefikler arası dayanışma ve ortaklarla işbirliği halinde enerji altyapılarının, kritik transit yolların ve bölgelerin korunması da dahil olmak üzere enerji güvenliğine katkıda bulunulacağı,
- Gelişen teknolojilerin güvenlik boyutunun geliştirileceği,
- Savunma bütçesinin gereksinimlere uygun olarak artırılacağı,
- Tüm tehdit unsurlarına karşı savunmayı ve caydırıcılığı sağlamak için NATO’nun genel durumunun incelenmeye devam edileceği belirtilmiştir.


Kriz yönetimi vasıtasıyla güvenlik başlıklı bölümde NATO’nun sınırları dışında patlak veren kriz ve çatışmaların, İttifak için doğrudan bir tehdit unsuru oluşturabileceği; bu nedenle NATO’nun krizin önlenmesi ve yönetimi, çatışma öncesi durumun kontrol altına alınması ve yeniden yapılanmaya yardımcı olunması amacıyla üzerine düşeni yapacağı ifade edilmiştir. Afganistan ve Balkanlara yönelik operasyonlar etkin kriz yönetimi için uluslararası işbirliğinin önemini ortaya koymuştur.


En iyi kriz yönetiminin krizin çıkmasını engellemek olduğu, dolayısıyla NATO’nun sürekli uluslararası ortamı izleyeceği ve analiz edeceği belirtilmiştir. Kriz önlenemediği durumlarda da NATO’nun husumetin yönetilmesine katkıda bulunacağı; çatışmanın bitmesinden sonra da NATO’nun istikrar ve yeniden yapılanmanın tahsisine katılacağı dile getirilmiştir.


Kriz yönetiminin etkin şekilde gerçekleştirilmesi için:
- Olası bir krizin öngörülebilmesi amacıyla bilgi paylaşımının artırılacağı,
- Operasyonlara yönelik doktrinlerin ve askeri kapasitelerin geliştirileceği,
- Sivil kriz yönetimi biriminin oluşturulacağı,
- Entegre sivil ve askeri planlamanın güçlendirileceği,
- Kriz bölgelerinde yerel güvenlik güçlerinin oluşturulmasına katkıda bulunulacağı,
- Kriz yönetiminde uzman sivillerin teşvik edileceği,
- Krizlerin tüm aşamasında Müttefikler ve ortaklar arasında siyasi dayanışmanın sağlanacağı belirtilmiştir.


İşbirliği aracılığıyla uluslararası güvenliği geliştirme başlıklı bölüm, silahların azaltılması, silahsızlanma ve silahların yayılmasının önlenmesi;  açık kapı; ortaklıklar alt başlıklarından oluşmaktadır. Bu bölümde gerek konvansiyonel gerekse kitle imha silahlarına yönelik silahlanmanın azaltılması ve silahsızlanma çalışmalarında NATO’nun etkin rol oynayacağı kaydedilmiş; NATO’nun kapılarının İttifak’ın değerlerini paylaşan, üyelik statüsünün gerektirdiği yükümlülük ve sorumlulukları yerine getirme istek ve kapasitesinde olan tüm Avrupalı demokrasilere sonuna kadar açık olduğu vurgulanmıştır.

 

NATO’nun barışçıl uluslararası ilişkiler isteği taşıyan tüm örgüt ve devletlerle siyasi diyalog ve işbirliği geliştireceği, ortak güvenlik çıkarları konusunda tüm dost ülkelerle dayanışmada bulunulacağı;  NATO operasyonlarına katılan ortakların stratejinin oluşturulması ve karar alma sürecine katılımının sağlanılacağı; ortaklıkların daha da geliştirileceği ifade edilmiştir.


2008 yılında imzalanan deklarasyon uyarınca BM ile özellikle iki örgütün birimleri arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi, düzenli siyasi istişare, kriz yönetimi için işbirliğinin geliştirilmesi hususlarında siyasi diyalogun artırılacağı kaydedilmiştir.


AB ile ortaklığın NATO için temel teşkil ettiği; güvenlik tehditleri ile mücadelede AB’nin kapasitesini artıracak bir çerçeve sunan Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinin tebrik edildiği; AB üyesi olmayan İttifak üyelerinin tehditlerle mücadele çalışmalarına önemli katkı sağladığı, dolayısıyla AB ve NATO arasındaki stratejik ortaklık için AB üyesi olmayan Müttefiklerin bu çalışmalara tam katılımının önem taşıdığı vurgulanmıştır.


Ayrıca NATO-Rusya işbirliğinin ortak barış, istikrar ve güvenlik ortamı oluşturulmasına yaptığı katkı nedeniyle stratejik bir önem arz ettiği; bu nedenle özellikle füze savunması, terör karşıtı operasyonlar, uyuşturucu maddelerle ve korsanlara karşı mücadele ile uluslararası güvenliğin desteklenmesi gibi ortak güvenlik çıkarlarının olduğu konularda Rusya ile siyasi istişare ve işbirliğinin geliştirileceği; diyalog ve ortak hareket hususlarında Rusya-NATO Ortaklık Konseyi’nde yararlanılacağı da belgede yer almıştır.


Avro-Atlantik Ortaklık Konseyi ve Barış için Ortaklık Programı’nın, özgür ve barışçıl Avrupa anlayışının merkezinde yer aldığı; Akdeniz ülkeleri ile dostluk ve işbirliğine dayalı ilişkilerin geliştirilmeye devam edileceği; NATO-Ukrayna ve NATO-Gürcistan Komisyonları bünyesinde iki ülke ile ortaklığın ilerletileceği; Akdeniz Diyalogu’nun devam ettirileceği; Körfez ülkeleri ile güvenlik bazlı ortaklığın geliştirileceği belirtilmiştir.


Reform ve değişim başlıklı bölümde İttifak’ın güvenliğini sağlamak amacıyla NATO’nun her türlü kaynağa sahip olması gerektiği, bu nedenle de kuvvetlerinin konuşlanma ve operasyon bölgesinde kalma kapasitesinin artırılacağı, savunma planlama konusunda maksimum tutarlılığın sağlanılacağı, dayanışma ve rantabilite hususunda kapasitenin artırılacağı, kapasitelerin, normların, yapıların ve finansmanın geliştirileceği, çalışma metotlarının iyileştirilmesi ve maksimum fayda sağlamak için sürekli bir reform süreci içinde olunacağı dile getirilmiştir.


21. Yüzyıl için İttifak başlıklı son bölümde ise bireysel özgürlük, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti gibi ortak değerlere dayanması, üyelerinin özgürlük ve güvenliğini korumanın ortak amaç olması nedeniyle İttifak’ın umut kaynağı olacak şekilde başarıyla ilerlediğinin altı çizilmiştir.

 

 


Kaynak : “Strategic Concept For the Defence and Security of The Members of the North Atlantic Treaty Organisation”, Lisbon Summit, November 2010, Bkz. www.nato.int/lisbon2010/strategic-concept-2010-eng.pdf (erişim 22 Kasım 2010)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top