Kore Yarımadası’nda Sular Durulmuyor

A- A A+

Kuzey Kore’nin Aralık 2012'de balistik füze, Şubat 2013'te de nükleer deneme gerçekleştirmesi uluslararası kamuoyunun dikkatini 1953’ten beri barışın tam olarak tesis edilemediği Kore Yarımadası’na çekmiştir. Nükleer denemenin ardından BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı yaptırımları sertleştirme kararından sonra ise karşılıklı hamlelerle bölgedeki kriz tırmanmaya devam etmektedir.

Özellikle son bir aydır bu tehlikeli tırmanışın çatışmaya dönüşme ihtimali sorgulanmaya başlanmıştır.


Karşılıklı Hamleler


12 Şubat 2013 tarihinde üçüncü nükleer denemesini gerçekleştiren Kuzey Kore’ye yönelik olarak 7 Mart 2013’de yapılan BM Güvenlik Konseyi oturumunda yaptırımların genişletilmesi kararı alınmıştır.(1) Kuzey Kore’nin başta büyük miktarda nakit transferleri olmak üzere mali işlemlerine uygulanan sınırlamalar daha da güçlendirilmiştir. Böylece nükleer silah denemesi yapmak için gerekli finansal kaynağa sahip Kuzey Korelilerin para transferlerinin engellenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca karar, Kuzey Kore'nin zengin kesimini hedef alan bir önlem olarak tüm ülkelerin Kuzey Kore'ye lüks otomobil, yarış arabası, yat, pahalı mücevherler ihraç etmesini yasaklamaktadır. Buna ilaveten nükleer programlarda ve füze sistemlerinde kullanılan maddelerin teminini önlemek için Kuzey Kore'ye giriş çıkış yapan gemilerde yasaklanan kimyasal madde taşıma ihbarı üzerine arama yapılabilmesi kararı alınmıştır.


Yaptırımın en önemli özelliği ise oy birliğiyle alınmış olması yani Çin hükümetinin de yaptırım kararına destek vermesidir. Bu durum uluslararası toplumun Çin üzerindeki baskısı neticesinde, son dönemde Pekin’in Kuzey Kore’ye koşulsuz destek veren geleneksel tutumunun değişmeye başlaması şeklinde yorumlanabilir.


Yeni yaptırım kararına sert tepki gösteren Pyongyang, BM Güvenlik Konseyi'nin yaptırımlarını sertleştirilmesi kararının “ABD'nin düşmanlık güden siyasetinin biri ürünü” olduğunu ifade etmiştir.(2) Pyongyang, BM kararına tepki olarak 1953’te imzalanan ve Kore Savaşı’nı bitiren ateşkes (saldırmazlık paktı) ile Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılmasıyla ilgili ortak bildirgeyi yürürlükten kaldırdığını ve acil durumlarda liderlere doğrudan görüşme imkânı vermesi için 1971’de kurulan kırmızı hattı iptal ettiğini açıklamıştır. Kuzey Kore ayrıca askerî görüşmelerin yapıldığı tarafsız bölge olan Panmoonjeom’daki temsilcilerini de geri çekmiştir. Ancak BM, Kuzey Kore'nin anlaşmayı tek taraflı iptal edemeyeceğini, anlaşmanın hala geçerli ve yürürlükte olduğunu belirtmiştir. BM Genel Sekreterliği Sözcüsü Martin Nesirky, “60 yıllık anlaşmanın BM Genel Kurulu tarafından kabul edildiğini, Kuzey ya da Güney Kore'nin bu anlaşmayı tek taraflı feshetme hakkının bulunmadığını” ifade etmiştir.(3)


11 Mart tarihinde ABD ile Güney Kore’nin ortak askeri tatbikat (1976’dan beri iki ülke yıllık askeri tatbikatlar düzenlemektedir) başlatması ise Kuzey Kore’nin söylemlerini daha da sertleştirmesine yol açmıştır. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında Kuzey Kore ordusunun “saldırganların kalelerini yıkmak için önleyici nükleer saldırı hakkını kullanacağı” dile getirilmiştir.(4) Ayrıca Kuzey Kore'nin açıklamalarına cevaben ABD'nin Güney Kore semalarında nükleer kapasiteli B-52 bombardıman uçakları uçuracağı bildirilmiştir. Amerikalı yetkililer, Kore Yarımadası’nda tırmanan gerginliğe karşılık bu uçuşların "genişletilmiş caydırıcı kapasite" sergilemek amacıyla yapıldığını ifade etmektedir. Konuyla ilgili olarak Pentagon basın sözcüsü George Little, “Kuzey Kore'nin son dönemlerde geliştirdiği söylemler karşısında caydırıcılık gücümüzü artırdığımızı göstermemiz önemlidir” derken, Güney Kore Savunma Bakanı Kim Min-seok ise “Kuzey Kore Güney Kore'yi nükleer silahlarla saldırmakla tehdit ederken, ABD'nin Kore yarımadasını nükleer şemsiyesi altına alacağını göstermesi açısından B-52 kullanılan tatbikatlar anlamlıdır” açıklamasında bulunmuştur.(5)


Bu duruma da sessiz kalmayan Kuzey Kore, eğer tahrik edilirse ABD'nin Japonya ve Pasifik adası Guam'daki askeri üslerine (B-52 uçakları Guam adasındaki Andersen Hava Üssü’nde konuşlanmaktadır) saldırıda bulunacağını bildirmiştir. Kuzey Kore Ordusu sözcüsü, "ABD, Guam'daki Anderson Hava Üssü'nün ve nükleer denizaltıların bulunduğu Okinava'daki deniz kuvvetleri üslerinin menzilimiz içerisinde olduğunu unutmasa iyi olur" şeklinde tehditkâr bir açıklama yapmıştır.(6)


Her ne kadar Kuzey Kore’nin topraklarını vurabilecek nükleer kapasiteye sahip olmadığını vurgulasa da ABD, Pyonyang’ın sertleşen tehditlerine yönelik olarak önlem almaya başlamıştır. ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, California ve Alaska'da karada konuşlu 30 füze kalkanının (interceptor) sayılarının 44’e çıkarılması kararının alındığını açıklamıştır. Hagel böylece, ABD’nin hem kendi topraklarında savunmasını güçlendireceğini hem müttefik ve ortaklarına yönelik taahhütlerini devam ettireceğini hem de saldırganlıklara karşı ödün vermeyeceğini açıkça göstereceğini dile getirmiştir.(7) Ek önleyici füze yerleştirilmesinin Eylül 2017'ye kadar bitmesi planlanmaktadır. Hagel, ayrıca, ABD'nin Japonya'ya ek erken uyarı radarı yerleştireceğini de ifade etmiştir.


Öte yandan geçtiğimiz hafta Güney Kore’nin önde gelen TV kanalları ve bankalarındaki bilgisayar sistemlerinin çökmesiyle sonuçlanan siber saldırıların ardında Kuzey Kore’nin olması ihtimalinin değerlendirildiğini ifade eden Güney Kore Savunma Bakanlığı, siber tehdit durumunun seviyesini 4'ten 3’e çıkarmıştır. 2009 ve 2011 yıllarında, Güney Kore hükümet dairelerini ve finans kurumlarını hedef alarak sistemde çöküntüye sebep olan, iki büyük siber saldırının da arkasında da Kuzey Kore’nin olduğuna inanılmaktadır.


Son olarak ABD ve Güney Kore, 25 Mart tarihinde Kuzey'den gelecek muhtemel işgal girişimleri ya da daha küçük saldırılara ortak yanıt verilmesini öngören yeni bir askeri plana imza atmıştır. Daha önce, Güney Kore'de 28 bin askeri bulunan ABD'nin düşük yoğunluklu çatışmalar sırasında Güney'e destek vermesi tercihe bağlıydı, ancak yeni askeri planla topyekûn savaş haricindeki ufak çaplı çatışmalarda da ABD’nin Güney’e destek vermesi planlanmaktadır.(8) Ancak planın detayları konunun hassasiyeti nedeniyle henüz açıklanmamıştır.


Çatışma Olasılığı


Kuzey Kore’nin üçüncü nükleer denemesinin yol açtığı krizin tarafların karşılıklı hamleleri neticesinde tırmandığı gözlemlenmektedir ki bu durum bölgesel barış ve güvenliği ciddi şekilde tehdit etmektedir. Son olarak Kuzey Kore Resmi Ajansı’nın, ordunun, Amerika’nın Havai, Guam ve ABD ana karasındaki üsleri vurmaya hazırlık için savaş vaziyeti aldığını duyurması bölgedeki gerilimi iyice yükseltmiştir.(9)


Kuzey Kore Kara Kuvvetleri’nde 1 milyona yakın askerin görev yaptığı bilinmektedir. Ayrıca 200 bin kişiyle dünyanın en büyük özel kuvvetlerini barındıran ülkedir.(10) Kuzey Kore’nin 3800 tankı, 2270 zırhlı personel taşıyıcısı ve 11 bin 200 topu bulunmaktadır. Deniz Kuvvetleri’nde ise 60 bin personelin yanı sıra 430 muharebe gemisi, 72 denizaltı ve 340 kadar destek gemisi vardır. 110 bin askerin bulunduğu Hava Kuvvetleri’nde ise yaklaşık 1700 hava aracı bulunmaktadır. Bu araçların 780’i savaş uçağı, 80’den fazlasının bombardıman uçağı, 300 kadarının destek ve diğer uçaklar olduğu belirtilmektedir.(11) Ancak bu araç ve ekipmanlar miadını doldurmuş bir teknolojinin ürünü olduğundan, ayrıca Kuzey Kore’nin bu araçlar için gerekli yakıtı temin etmekte sıkıntı yaşadığından kolay kolay savaşa girmeyi göze alamayacağı düşünülmektedir.


Güney Kore ile Japonya toprakları dışında ABD’nin, Alaska ve Havai eyaletlerinin Pyongyang’ın geliştirmiş olduğu füzelerin menzili içerisinde olduğu bilinmekle birlikte böyle bir saldırının cevapsız kalmayacağı Kuzey Kore yönetimi tarafından şüphesiz hesaplanmaktadır. Nitekim “Maalesef bu tarz aşırı söylemler Kuzey Kore yönetimi için alışılmadık sayılmaz.” diyen ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland, ABD’nin olası bir durumda hem kendini hem de müttefiklerini savunacağının altını çizmiştir.(12)


Amerika’nın Kuzey Kore konusundaki temel önceliği bölgenin nükleer silahtan arındırılmasıdır. Son dönemde Pyongyang’ın ABD’ye yönelik nükleer silah kullanma tehdidi Washington’ın daha sert bir tavır sergilemesini, Japonya ve Güney Kore ile askeri bağlarını güçlendirmesini beraberinde getirmiştir. Ayrıca ABD Seul’ün kontrolünde birleşmiş bir Kore’yi desteklemektedir.(13)


Güney Kore diplomatik görüşme yolunu ön planda tutmakla birlikte kendisine yönelik bir saldırıya karşılık vereceğinin altını çizmektedir. Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye, 2010 yılında Kuzey Kore torpidosu ile battığına inanılan Cheonan savaş gemisine benzer bir askeri provokasyonun yaşanması halinde, “ikinci bir Kore Savaşı’nın çıkabileceği” uyarısında bulunmuştur.(14)


ABD ve Güney Kore’nin bu açıklamaları Kuzey Kore’nin askeri güç kullanması durumunda sessiz kalmayacaklarına işaret etmektedir ki bu da bölgede çatışma yaşanması anlamına gelecektir. Bölgede yaşanacak bir çatışmanın sonuçları şüphesiz sadece Kuzey ve Güney Kore’yi değil, tüm bölge ülkelerini etkileyecektir. Bölgesel barış ve istikrarın Çin ekonomisi açısından önemi ve bölge ülkeleri ile olan ekonomik ilişkileri göz önüne alındığında olası bir çatışma durumundan Çin de büyük zarar görecektir. Kuzey Kore’nin nükleer silaha sahip olması Çin için doğrudan bir tehdit unsuru oluşturmasa da bu durumun Güney Kore, Japonya ve hatta Tayvan’ı da nükleer silahlanmaya itmesi Pekin için ciddi bir endişe kaynağıdır. Zira Kuzey Kore’ye karşı Güney Kore ve Japonya şimdiden savunma alanında işbirliği geliştirme ve füze savunma sistemlerini güçlendirme yoluna gitmişlerdir. Üstelik Kuzey Kore tehdidinin sürekli gündemde olması Amerika’nın bu bölgeye daha fazla müdahil olması anlamına geldiğinden Çin’de hoşnutsuzluk yaratacaktır. Tüm bunlar Çin’in Kuzey Kore’ye her koşulda destek veren geleneksel politikasını yumuşatmaya başlamasına neden olmuştur. Kuzey Kore’nin gerçekleştirdiği füze ve nükleer deneme sonrası hoşnutsuzluğunu dile getiren Pekin, BM Güvenlik Konseyi’nin son olarak aldığı yaptırım kararında da olumlu oy kullanmıştır.


Bununla birlikte yıllardır ciddi yaptırımlara maruz kalmasına rağmen Pyongyang’ın nükleer silah geliştirme çalışmalarından vazgeçmemesi söz konusu yaptırımların etkinliği konusunu gündeme getirmiştir. Zira Kuzey Kore dışa kapalı bir ülke olduğundan diğer devletlerle sınırlı ilişkilere sahiptir. Ticaretinin çok büyük bir kısmını Çin ile gerçekleştirdiğinden yaptırımlardan etkilenmemektedir. Ayrıca yaptırımlar baskıcı yönetim altındaki yoksul halkı etkilemekte, devlet otoriter bir rejimle idare edildiğinden halkın memnuniyetsizliği yönetime yansımamaktadır. Üstelik Kuzey Kore’nin uluslararası arenada yalnızlaştırılması nükleer silahın belli bir saygınlık ve konum elde etmek için gerekli olduğuna ilişkin düşünceleri desteklemektedir. Öte yandan son haftalarda da görüldüğü gibi Pyongyang yaptırım kararları karşısında güçlü ve dik duran bir Kuzey Kore imajı vermek adına söylemlerini sertleştirmektedir.


Ancak bu söylemlerin çatışmaya dönüşme ihtimali yüksek görünmemektedir. Zira Kuzey Kore’nin askeri kapasitesi göz önüne alındığında patlak verecek bir savaşı kazanması mümkün değildir. Ayrıca Güney’e saldırması durumunda Kuzey Kore karşısında ABD’yi bulacağının bilincindedir ki geçtiğimiz günlerde imzalanan yeni askeri plan da buna işaret etmektedir. Diğer taraftan olası bir çatışma durumunda Çin’in Kuzey’e koşulsuz destek vereceğini söylemek yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı mümkün gözükmemektedir.


Buna ilaveten Kuzey Kore’nin son dönemdeki sert çıkışları, genç lider Kim Cong-ın’ın rüştünü ispat etme çabasına bağlanmaktadır. Askeri rejimle yönetilen ülkede askeri kesimin desteği olmadan uzun süre başta kalabilmenin güç olması Kim Cong-ın’ı bu kesimin takdirini kazanacak şekilde güçlü ve başı dik bir lider imajı vermeye itmektedir. Öte yandan pek çok uzman, Kuzey Kore’nin krizi tırmandırmasını bu ülkenin “önce asker” politikasının bir parçası olarak görmekte ve askeri açıdan bir tehdit olarak algılanarak ABD’yi kendisi ile barış anlaşması yapmaya itmek amaçlı olabileceğini değerlendirmektedir.(15)


Özetle Pyongyang, krizi tırmandırarak ciddiye alınmak ve taleplerinin dinlenmesi gereken bir aktör olduğunu ABD ve diğer bölge ülkelerine kanıtlamak amacındadır. Buna paralel olarak Kim Cong-ın da genç yaşına rağmen ciddiye alınması gereken, yetkin ve kararlı bir lider olduğu imajını vermeye çalışmaktadır.



Sonnotlar:


1.Resolution 2094 (2013), UN Security Council,

http://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=S/RES/2094(2013) (erişim 26 Mart 2013)

2.“Kuzey Kore’den Misilleme”, Deutsche Welle, 9 Mart 2013, http://www.dw.de/kuzey-koreden-misilleme/a-16660646 (erişim 16 Mart 2013)

3.“Kuzey Kore, Kore Savaşı Ateşkesini Bozdu”, Aktifhaber, 11 Mart 2013, http://www.aktifhaber.com/kuzey-kore-kore-savasi-ateskesini-bozdu-749554h.htm (erişim 16 Mart 2013)

4.“BM’den Kuzey Kore’ye Yaptırım Darbesi”, 7 Mart 2013, http://www.hurriyet.com.tr/planet/22762020.asp (erişim 10 Mart 2013)

5.“ABD’den Kuzey Kore’ye nükleer uçuşlu cevap”, BBC, 19 Mart 2013, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/03/130319_kore_abd.shtml (erişim 16 Mart 2013)

6.“Kuzey Kore’den Bir Tehdit Daha”, Akşam, 21 Mart 2013, http://www.aksam.com.tr/dunya/kuzey-koreden-bir-tehdit-daha/haber-179304 (erişim 23 Mart 2013)

7.“ABD’den Füze Önlemi”, Haber Türk, 16 Mart 2013, http://www.haberturk.com/dunya/haber/827956-abdden-fuze-onlemi (erişim 23 Mart 2013)

8. “US and South Korea Sign Plan to Counter North”, New York Times, March 25, 2013, http://www.nytimes.com/2013/03/26/world/asia/us-and-south-korea-sign-plan-to-counter-north.html?_r=0  (erişim 23 Mart 2013)

9. “N.  Korea Says Military to Enter Combat Ready Posture”, Korea Times, March 26, 2013, http://www.koreatimes.co.kr/www/news/nation/2013/03/116_132772.html (erişim 27 Mart 2013)

10. “Chapter Six: Asia”, The Military Balance, Vol.112, No.1, March 2012, p.256-257

11. A.g.e.

12. “North Korea Bluster, A Record of Troubling Actions”, Reuters, March 7, 2013, http://www.reuters.com/article/2013/03/08/us-usa-korea-threat-idUSBRE92700920130308

13. Joint Vision for the Alliance of the United States of America and the Republic of Korea, White House, Office of Press Secretary, June 16, 2009

14 “Kuzey Kore’ye karşı nükleer silahlarımız hazır”, NTVMSNBC, 19 Mart 2013, http://www.ntvmsnbc.com/id/25429723 (erişim 23 Mart 2013)

15. How Potent Are North Korea’s Threats?, BBC, March 8, 2013, http://www.bbc.co.uk/news/world-asia-21710644 (erişim 23 Mart 2013)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top