NATO’nun 2010 Stratejik Konsepti Üzerine Uzmanlar Grubunun Raporu

A- A A+

NATO'nun 1999 yılında açıkladığı son Stratejik Konsept’in güncelliğini yitirmesi, yeni tehditler ve yürütülen operasyonlara cevap verememesi İttifak’ın yeni bir Stratejik Konsept arayışına girmesine yol açmıştır. NATO’nun 60. kuruluş yıldönümünde, 03-04 Nisan 2009 tarihlerinde düzenlenen Strazburg/Kehl Zirvesi’nde alınan karar çerçevesinde de İttifak’ın yeni “Stratejik Konseptinin” hazırlık çalışmalarına geçtiğimiz Temmuz ayında başlanmış ve bu yeni konseptin Kasım 2010’da Lizbon’da yapılacak zirvede devlet ve hükümet başkanlarının onayına sunulması öngörülmüştür.


Yeni konseptin hazırlanması için aralarında emekli Büyükelçi Ümit Pamir'in de bulunduğu, eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın başkanlığındaki 12 kişilik "Uzmanlar Grubu" görevlendirilmiş ve öneri niteliği taşıyan  "Analizler ve Düşünceler" başlıklı bu raporun Nisan sonuna kadar NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'e sunulması öngörülmüştü. Akabinde Rasmussen bu rapor ışığında hazırlayacağı belgeyi İttifak üyelerine sunacaktır.  Üyelerden gelecek tepkiler çerçevesinde ilk taslak Stratejik Konsept metninin yaz ve sonbahar döneminde üyelere gönderilerek 2010 yılındaki NATO Zirvesi’nde ele alınması sağlanacaktır.


NATO’nun kuruluşundan bu yana kabul edilen ve stratejik vizyonunu ortaya koyan altı belge (1949, 1952, 1957, 1968, 1991, 1999) İttifak’ın operasyonel ve dinamik boyutunu oluşturmaktadır. NATO’nun ilk askeri Stratejik Konsept’i 1949-1962 yılları arasında uygulanan Kitlesel Mukabele Stratejisi’dir. Konsept, SSCB’nin saldırısı durumunda inandırıcı caydırıcılık ilkesine uygun olarak, stratejik ve taktik nükleer silahlarla birlikte konvansiyonel kuvvetlerin derhal kullanılmasını öngörmektedir. 1962-1991 yılları arasında bloklar arası ilişkilerin yumuşama sürecine girmesiyle birlikte NATO Stratejik Konsepti, Esnek Mukabele Stratejisi olarak değiştirilmiştir. Bu konsept, olası bir Sovyet saldırı durumunda ağırlığı konvansiyonel kuvvetlere vermekte, ancak saldırıya karşı aynı nitelikli kuvvetlerle mukabeleyi öngörmektedir. Yani nükleer silah kullanımı geri plana itilmiştir.


SSCB’nin yıkılışı ile somut bir düşman hedefi kalmayan NATO’nun meşruiyeti sorgulanmaya başlanmıştır. Bunun üzerine NATO misyonlarının arttırılması ve eski Sovyet ülkelerini kapsayacak biçimde İttifak’ın genişletilmesine karar verilmiştir. Soğuk Savaş sonrası değişen uluslararası ortamın yeni şartlarına göre Avrupa- Atlantik bölgesinde istikrar ve güvenliği bozucu tehditler ve riskler yeniden tanımlanırken, yeni dönemde bunlarla mücadele edilmesi NATO’nun görevleri arasında kabul edilmiştir. 1991 Roma Zirvesi’nde kabul edilen NATO’nun yeni stratejik kavramı, Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu yeni tehditleri ortaya koyarken, Orta ve Doğu Avrupa’daki krizleri NATO çıkarlarını doğrudan tehdit eden unsurlar olarak belirlemiştir.


1999 yılında kabul edilen Stratejik Konsept’te, güvenliğin askeri boyutunun yanında siyasi boyutuna da ağırlık verilerek istikrarın yaygınlaştırılması için NATO’nun hedeflerini paylaşan, fakat üye olmayan çevre coğrafyadaki ülkelerle yakın işbirliği öngörülmüştür. Ayrıca artık daha karmaşık ve öngörülmesi daha zor hale gelmiş tehditler olarak terörizm, kitle imha silahlarının yayılması, insan ve uyuşturucu ticareti, örgütlü suçlar, göç, etnik ve milliyetçi çatışmalar belirtilmiştir. 1999 yılında açıklanan bu son Stratejik Konseptin, günümüz koşulları, mevcut tehditler ve NATO'nun halen yürüttüğü bazı operasyonlar için yeterli olmaması, özellikle de 11 Eylül olaylarının ardından NATO'nun yeni bir Stratejik Konsept belirlemesini gerekli kılmıştır.


Uzmanlar Grubu tarafından hazırlanan “NATO 2020 - Uzmanlar Grubunun Yeni NATO Stratejik Konsepti için Analiz ve Düşünceleri ” başlıklı rapor 17 Mayıs 2010 tarihinde yayımlanmıştır. İki bölümden oluşan raporun birinci bölümünde hazırlık çalışmaları süresince varılan sonuçların sentezi yapılmıştır. Günümüz dünyasının halen geçerliliğini koruyan 1999 tarihli Stratejik Konsept’in kabul edildiği dönemden çok farklı olduğu, özellikle 11 Eylül saldırılarının teknoloji ve terör bağlantısını göz önüne serdiği, dolayısıyla NATO’nun da misyonunun, prosedürlerinin ve yapılanmasının değişmesi gerektiği belirtilmiştir. Günümüzde NATO’nun Müttefiklerin sınırlarında patlak veren bölgesel çatışmalar ve siyasi düzensizliklerin önlenmesine çalışırken aynı zamanda terörizm, nükleer silahların yaygınlaşması, iletişim sistemi ağlarına yönelik siber saldırı, başlıca deniz ticaret yollarındaki korsan faaliyetler gibi daha karmaşık ve öngörülemeyen tehditlerle de mücadele ettiği vurgulanmıştır. Genellikle de bu tür konvansiyonel olmayan tehditlere karşı etkin bir mücadelenin İttifak’ın sınırları dışında başlamak zorunda olduğunun altı çizilmiştir. Zira NATO, terörizme karşı Afganistan, deniz haydutluğuna karşı Aden Körfezi, deniz ticareti güvenliği için Akdeniz, barış koruma için Kosova misyonları sırasında bu realitenin farkına varmıştır. Dolayısıyla yeni Stratejik Konsept, İttifak’ı oluşturan kurucu ilkelere bağlı kalarak değişimlere ivedilikle ayak uydurmalıdır.


1999 Stratejik Konsept’inde yer alan ve 2010’daki yeni konseptte de yer alması gerekli görülen temel ilkeler:


1- NATO’nun temel işlevi –siyasi ve askeri araçlarla- üyelerinin güvenliğini ve bağımsızlığını korumaktır.
2- İttifak, Kuzey Amerika’nın güvenliğini Avrupa’nınkine bağlayarak transatlantik bağı oluşturmaktadır.
3- Müttefiklerin güvenliği bölünmezdir: bir üyeye yapılan saldırı herekse yapılmış demektir.
4- İttifak’ın askeri kuvvetleri tüm potansiyel saldırganları caydırmak ve üyelerinin toprak bütünlüğü ile siyasi bağımsızlığını sağlamakla yükümlüdür.
5- İttifak’ın başarısı, görevlerin, risklerin ve sorumlulukların eşit paylaşımından geçmektedir.
6- NATO, krizlerin öngörülebilmesi ve önlenmesine katkıda bulunmak için diğer devlet ve organizasyonlar ile ilişkilerini geliştirecektir.
7- İstikrar, şeffaflık, öngörü, silahların azaltılması ve kontrol, NATO’nun stratejik hedeflerine ulaşmak için ortaya koyduğu siyasi ve askeri çabaları içinde büyük önem taşımaktadırlar.
8- Güvenlik ile ilgili temel fonksiyon ve görevlerini yerine getirirken İttifak, üçüncü tarafların güvenliklerine ilişkin çıkarlarına ve BM Şartı uyarınca anlaşmazlıkların barışçıl yollardan çözümü prensibine riayet etmeye devam edecektir.


Ayrıca Yeni Konsept geliştirilirken Uzmanlar Grubu tarafından üzerinde durulan hususlar;


1- NATO’nun temel taahhüdü olan kolektif savunmayı yeniden belirtmek (üyeler sadece askeri kapasiteleri ile değil, kriz planlaması, tatbikatlar, askeri kuvvetlerin hazırlanması ve lojistik hususlarına katılımları ile de ortak savunmaya katkıda bulunmalıdırlar.)
2- Konvansiyonel olmayan tehditlere karşı kendini korumak.
3- İttifakın dış operasyonlarındaki temel prensiplerini belirlemek.
4- Afganistan’da başarıyı getirecek şartlara haiz olmak.
5- Krizlerin öngörülmesi ve önlenmesi için karşılıklı danışmada bulunmak.
6- Ortaklıklarda yeni dönem
7- Karmaşık sorunlara karşı global yaklaşım geliştirmek.
8- Rusya ile işbirliği
9- Kapıyı yeni üyelere açık tutmak.
10- Yeni dönemde yeni kapasiteler geliştirmek.(askeri dönüşüm ve reform)
11- Nükleer politika
12- Füze savunma sistemi
13- Büyüyen siber saldırı tehlikesine cevap vermek.
14- İttifakın esnekliğini arttıracak reformlar yapmak.
15- NATO’yu anlatmak.


Öte yandan raporda, geçmiş yıllara oranla NATO’nun 2010-2020 döneminde uluslar arası arenada daha az görünür olacağının, ancak gerektiğinde lider, gerektiğinde destekçi olarak ortakları ve dostları ile güvenlik yükünü paylaşacağı vurgulanmıştır. 2020’nin NATO’sunun temel önceliklerinin üyelerinin güvenliğini sağlamak ve tehditleri en aza indirmek için alan dışı faaliyetlerde bulunmak olacağı belirtilmiştir.


Raporun ikinci kısmı analiz ve tavsiyelere ayrılmıştır. Güvenlik çevresi başlıklı birinci bölümde günümüzde güvenlik anlamında belirsizlikleri arttıran faktörler olarak kitle imha ve nükleer silahlarının yaygınlaşması; uluslar arası terörist gruplarının emelleri; süregelen bölgesel, ulusal, etnik ve dinsel rekabetlerin aşındırıcı etkisi; kusurlara sahip enformatik sistemlere dünya çapındaki bağımlılığın artması; petrol ve diğer stratejik kaynaklar için rekabet; yoksulluk, açlık, yasadışı göç ve salgınları tetikleyecek nüfus artışı ve iklim değişikliğini de içeren çevresel bozulma etmenlerindeki artış sayılmıştır.


Bölgesel eğilimler bakımından NATO ve AB’nin Avrupa-Atlantik bölgesindeki istikrar ve işbirliğinin temel dayanağı olduğu, bu bölgede silahlı çatışma ihtimali düşük olmakla birlikte Kafkaslar ve Balkanlar’ın kırılgan bölgeler olarak dikkat çektiği vurgulanmıştır. Ayrıca NATO’nun Afganistan operasyonunu desteklemiş, ABD ile stratejik silahların azaltılması anlaşması imzalamış, teröre ve deniz haydutluğuna karşı kesin tavır almış olmakla birlikte Rusya’nın bazı olaylara bakışının (özellikle NATO’nun genişlemesi) NATO ülkelerinden farklı olduğunun altı çizilmiştir.


Orta Doğu’da süregelen aşırılıkçı şiddet, Arap-İsrail gerginliği ve İran hükümetinin tavrı NATO güvenliğini etkilemeye devam etmektedir. Asya-Pasifik Bölgesindeki istikrarsızlığın kaynakları olarak da Hindistan ve Pakistan rekabeti ile Kuzey Kore hükümeti sayılmıştır. Afrika kıtasının ekonomik bakımdan, önemli ilerlemeler kat etmiş olmakla birlikte, halen bazı sıcak noktalara sahip olduğu (Kongo, Somali, Sudan), bu nedenle Afrika Birliği aracılığıyla sorunlarını çözmeye çalışan bölge ülkelerinin NATO’dan yardım talebinden bulunabileceği belirtilmiştir.


Temel görevler başlıklı ikinci bölümde Uzmanlar Grubu, yeni Stratejik Konseptin ışık tutması gereken dört temel görev belirtmiştir:  İttifak caydırıcılık ve üyelerini her türlü saldırıya karşı koruma kapasitesini muhafaza etmelidir. NATO, tüm Atlantik bölgesinin güvenliğine tam anlamıyla katkıda bulunmalıdır. NATO, İttifak’ın karşılaştığı her türlü sorunla ilgili güvenlik dayanışması ve kriz yönetimi araçlarını sağlamakla yükümlüdür. NATO, ortaklık ilişkilerinin kapsamını genişletmelidir.


Ortaklıklar başlıklı üçüncü bölümde, NATO’nun ilk olarak genişleme sürecini kolaylaştırmak amacıyla oluşturduğu ortaklıklardan, ikinci olarak da Balkanlar ve Afganistan’daki misyonları nedeniyle kurduğu ortaklıklardan söz edilerek yeni konseptin ortaklıkları daha da geliştirmeyi hedeflediği vurgulanmıştır. Bu amaca hizmet edecek öneriler; yeni bir genel ortaklık antlaşmasının kaleme alınması veya revize edilmesi, ortakların faaliyet alanlarının genişletilmesi, ortakların NATO ile ilişkilerindeki farklılaşmaların arttırılması, belli projelerde operasyonel veya diplomatik işbirliği gibi yeni çalışma alanlarının belirlenmesi, serbest fikir alışverişini teşvik edecek şekilde prosedürlerin değiştirilmesidir. Uzmanlar Grubu, NATO’nun Barış için Ortaklık ve Atlantik Ortaklık Konseyi, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Rusya, Ukrayna ve Gürcistan, Akdeniz Diyaloğu ve Orta Doğu ile olan ilişkilerini ve bu ilişkilerin geliştirilmesine yönelik tavsiyelerini ayrıca ele almıştır.


Politik ve örgütsel sorunlar başlıklı dördüncü bölümde, yeni konsepte yakın geçmişte İttifak’ın karşılaştığı olayların sonuçlarının yansıyacağı ve bu konseptin NATO’nun gelecekteki yönetimini ve yapılanmasını belirleyecek sorunlar üzerinde - özellikle Afganistan’da alınan dersler, İttifak’ın dış operasyonları için öngörülen temel prensipler, yönetimsel reformlar, karar prosedürleri, açık kapı politikası ve NATO’nun silahların azaltılmasındaki rolü - yeni bir konsensüs oluşturacağı vurgulanmıştır.


İttifakın gücü ve kapasitesi başlıklı beşinci bölümde, 1999 Washington Zirvesi’nde, hareket ve konuşlandırabilirlik, destek ve lojistik, devamlılık ve iletişim paylaşımı-kullanımı gibi askeri gereksinimlere cevap vermek amacıyla üyelerin, İttifak’ın savunma kapasitesini arttıran inisiyatiflerine ve sonraki on yıl süresince bu amaçla yapılan çalışmalara atıfta bulunularak, NATO’nun günümüzde daha esnek, konuşlanma ve destek kapasitesi yüksek ve daha düşük maliyetle sorumluluklarını yerine getirebileceği ağlara sahip bir yapıda olması gerektiği belirtilmiştir.


Öte yandan konvansiyonel savunma kapasitesinin arttırılması hususunda Uzmanlar Grubu’nun önerileri: 5. maddenin güvence altına alınması (durum planlaması, kriz yönetimine hazırlık, ekipmanların geliştirilmesi ve tatbikatlar ile bu maddenin yürürlüğe konulabileceği durumlara hazır olmak), konuşlandırabilirlik ve destek kabiliyetlerinin arttırılması, NATO Tepki Gücü’nün rolünün arttırılması, 5. madde kapsamına giren ve girmeyen misyonlar arasındaki ortak noktaların belirlenmesi, Komuta Kontrol Sistemlerine (C4ISR) gereken önemin verilmesi, özel operasyon kuvvetlerinin kapasitelerinin arttırılması, Değişim Komutanlığı’nın güçlendirilmesi, NATO eğitim ve tatbikatlarında değişiklik yapılması, deniz güvenliğinin arttırılmasıdır.


Ayrıca Uzmanlar Grubu, güvenliğe global yaklaşım, nükleer silahlar ve silahların azaltılması, balistik füze savunma sistemi ve konvansiyonel olmayan tehditlerle (terörizm, siber saldırı, enerji güvenliği, iklim değişikliği) mücadele konularında da görüş bildirmiştir.


Raporun altıncı bölümü olan sonuç kısmında NATO’nun bugüne kadarki başarılarına ve üyeleri için taşıdığı öneme vurgu yapılmış ve İttifak’ın gelecekte de uluslar arası barış ve istikrarın korunmasında önemli rol üstleneceği ve üyelerinin ortak çıkarlarını savunmaya devam edeceği belirtilmiştir.

 

KAYNAKLAR
1- 1991 tarihli NATO Stratejik Konsepti Bkz. www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_23847.htm (erişim 19 Mayıs 2010)
2- 1999 tarihli NATO Stratejik Konsepti Bkz.
www.nato.int/cps/en/natolive/official_texts_27433.htm (erişim 19 Mayıs 2010)
3- Report of Group of Experts on NATO's new Strategic Concept Bkz.
www.nato.int/strategic-concept/expertsreport.pdf (erişim 19 Mayıs 2010)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top