Oman İzlenimleri*

A- A A+

Kökleri 16. yüzyıla dek uzanan Türkiye-Oman ilişkileri, Osmanlıların bu devleti Portekiz ve Suudi Arabistan işgaline karşı koruması ile bir dostluk ve barış zemininde ilerlemiştir. Diplomatik ilişkiler 1985 yılında Oman’ın Ankara’da ve 1986 yılında Türkiye’nin de Maskat’ta büyükelçilik açmasıyla birlikte yeni bir boyut kazanmıştır. Türkiye kadar proaktif şekilde olmasa da, komşuları ile sıfır problem ilkesini benimseyen ve ekonomik açılımlar yolu ile enerji dışındaki sektörleri geliştirmek isteyen Oman, ağır ama emin adımlarla uzun süredir istikrarlı bir profil çizmektedir. Oman’ın da üyesi olduğu Körfez İşbirliği Konseyi ve Türkiye arasında 2008 Eylül ayında tesis edilen Stratejik Diyalog çerçevesindeki ilk Dışişleri Bakanları Toplantısı 26-28 Haziran 2009’de gerçekleşmiştir. Diyalog’un bu yılki olağan toplantısının İstanbul’da yapılmasında ve hatta Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmesinde büyük katkıları olan Oman ve Türkiye arasındaki ilişkiler, TBMM’de AKP Ankara Milletvekili Doç. Dr. Aşkın Asan’ın başkanlığını yürüttüğü Türk-Oman Dostluk Grubu’ndan Türk iş adamlarına kadar geniş bir kitle tarafından desteklenmektedir. Daha çok coğrafi yakınlık sebebiyle ticari ilişkilerini büyük ölçüde Körfez ülkeleri ve enerjiye aç Asya ülkeleri ile derinleştiren, ancak savunma ekipmanı tedariğini İngiltere ve Amerika gibi büyük devletlerden sağlayan bu ülkeye Türkiye pek çok açıdan yol gösterici veya ortak olabilir. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve beraberindeki heyetin 12-14 Nisan’daki Maskat ziyareti, iki ülke arasındaki diyaloğa büyük ivme kazandırmıştır. Dünyanın en temiz ve Körfez’in en güvenli şehri seçilen başkent Maskat, İngilizce iletişim rahatlığı, düzgün şehirleşme ve Maskat Belediyesi’nce ilan edilen “kamusal alanda sigara içme yasağı” ile birlikte ülkenin modern yüzünün bir sembolü durumundadır.

 

Bölgesel dengeleri diplomasi ve diyalog yolu ile korumaya odaklı politikası ile bilinen Oman, 1970 yılında iktidarı ele geçiren Sultan Kabûs bin Said Al Said’in liderliğinde büyük kalkınma hamleleri tecrübe etmiştir. Soğuk Savaş döneminden beri Batı eğilimli bir çizgide seyreden Sultan Kabûs, 1979’da Arap-İsrail barışına yönelik Camp David görüşmelerine destek vermiş ve Mısır’ın attığı radikal fakat yapıcı adımdan ötürü Somali ve Sudan ile birlikte bu ülke ile ilişkileri kesmeyen üçüncü aktör olmuştur. 1980-88 İran-Irak Savaşı’nda BM Güvenlik Konseyi’nin savaşa son çağrılarına destek vermekle birlikte, her iki tarafla da diplomatik ilişkilerini sürdürmüştür. Komşuları ile ilişkileri derinleştirmek için 1981’de kurulan altı üyeli Körfez İşbirliği Konseyi’ne katılmıştır. 1996-2000 yılları arasında Oman ve İsrail’de karşılıklı ticari ofisler kurulmuş, ancak İkinci İntifada’nın başlaması ile kamuoyunda yükselen İsrail karşıtlığı üzerine Ekim 2000’de ofisini kapatmak durumunda kalmıştır. Oman, Türkiye’nin Arap-İsrail meselesindeki ciddi duruşunu oldukça adaletli olarak nitelendirmekte ve desteklemektedir. Bölgedeki güçlü ülkeler olan Çin ve İran ile de iyi geçinmekte, ve özellikle İran’ın nükleer gücü ile ilgili sorunların Türkiye’nin de savunduğu gibi mutlak surette diplomasi ve uzlaşı yolu ile çözülmesi taraftarıdır. Türk heyetinin ziyareti sırasında Maskat’ta düzenlenen 2. Asya Plaj Oyunları’nda, İran ve Oman takımlarının voleybol karşılaşmaları bu tutumun bir göstergesi gibidir.

 

Oman, sınırları içinde ve dışında yakaladığı barış ve istikrar ortamına rağmen, bölgesel tansiyonlardan etkilenme olasılığına karşı hatrı sayılır bir savunma kabiliyeti elde etmek istemektedir. Afganistan ve Irak’taki belirsizlikler, ve Yemen’deki köktendinci terör örgütlerinin varlığı, her ne kadar Yemen ile sınır problemleri çözülmüş ve ilişkiler ilerlemişse de Oman için düşündürücüdür. 2006 yılında Oman kamu harcamalarının %33’ten fazlası (3.84 milyar dolar) savunma ve ulusal güvenlik alanlarına ayrılmıştır. Ülkede küçük ama profesyonel ve etkili bir ordu bulunmakta ve askeri mühimmat büyük ölçüde İngiltere ve Amerika’dan sağlanmaktadır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün verdiği demeçlerde belirttiği gibi, NATO üyesi bir ülke olarak savunma sanayisi her geçen gün gelişen Türkiye özellikle zırhlı araç ve sürat botlarında iddialıdır. 2001 yılında başlayan ticari ilişkilerimiz, savunma sektöründe de pekala aşama kaydedebilir.

 

Dünya Ticaret Örgütü ve çeşitli ülkelerle imzalanan Serbest Ticaret Anlaşmaları sayesinde liberal ekonomi ve serbest ticaret kurallarını benimseyen Oman, önemli bir pazar konumundadır. Endüstri bölgesi Sohar’da sanayi limanı inşası projesini alan STFA Grubu’nun başlattığı süreçte, ALKE, ERKO, Enka, Tekfen, TAV, Polat, Fernas, Makyol, MPE, Ünal ve Aytek gibi sayıları 20’ye yaklaşan büyük Türk şirketleri Oman’da iş yapmaktadır. Müteahhitlik firmalarımızın Oman’daki toplam iş hacmi, 2010 itibariyle, 4 milyar dolardır. Ülke gelirlerinin yüzde 75’inin petrol ve doğalgaz gelirlerine dayandığı ve reservlerin 2020 yılına dek ciddi ölçüde azalacağı öngörüsünden yola çıkılarak balıkçılık, turizm ve sanayi gibi alanlarda yeni atılımlar yapmak isteyen Oman’da inşa edilen 5 adet havaalanının en büyüğü, TAV tarafından üstlenilmiştir. Oman’ın en prestijli projelerinden biri olan Blue City adlı kentin inşasında yer alan ENKA,  Yunan ortaklığında Al Madina Al Zarqa’da kurulacak bu kentte 5 yıldızlı üç otel, 4990 konut, 202 villa, 2 golf sahası ve bu projeleri tamamlayıcı alt yapı projelerini yüklenmiştir. Tüketim ürünlerinin %80 kadarını yurtdışından tedarik eden Oman, Türk ihracatçılar için önemli bir pazardır. Özellikle, ülkedeki tarımsal ve gıda üretim potansiyeli hızlı nüfus artışına yetişememektedir. Ekilebilir-sürülebilir arazi, %1’lik bir alanı bile kapsamamaktadır. Nüfusu küçük olmakla beraber rekabetçi bir pazara sahip olan ülke, Dubai gibi önemli bir merkeze karayolu ile sadece 5 saatlik bir uzaklıktadır. Oman’ın Arap Yarımadası, Afrika ve Asya’nın kesişme noktasında olması, ve tarihsel olarak Zanzibar, Kenya ve Hindistan gibi diğer ülkelerle olan yakınlığı da onu jeostratejik açıdan önemli bir aktör haline getirmektedir.

 

Son görüşmelerin ardından iki ülke arasında “Arşiv Alanında Mutabakat Zaptı” ile “Gümrük İşbirliği ve Karşılıklı İdari Yardım Anlaşması” imzalanmıştır. Ancak, belki de en önemli adımlar ticari alanda atılmıştır. Gerçekleştirilen ziyarette, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk Oman İş Konseyi Başkanı ve Tefirom Grup Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Öz, Oman’ın en büyük gruplarından biri olan Zubair Corporation ile 500 milyon dolarlık işbirliği anlaşması imzalamıştır. İki grubun oluşturduğu bu portföy ile doğalgaz dağıtımı, yenilenebilir enerji ve çeşitli sanayi dallarında üretime öncelik verileceği ifade edilmiş, Zubair Group’un Hatay’daki rüzgar santrallerine ortak olacağı ve zaman içerisinde Oman’da da ortak rüzgar enerjisi projesine başlanacağı belirtilmiştir. Eskişehir Cıvata’nın genel müdürü Necmi Dedeoğlu da, kendi tasarımı olan makina ile elde ettiği cıvata üretimi lisansına Oman Sultanı Kabûs’un firmasını ortak etmiştir. 130 milyon dolarlık anlaşmaya göre Türkiye ve Oman’da sıfırdan iki ayrı tesis kurulacaktır. Bu büyük adımların yanısıra, küçük ve orta ölçekli firmaların yaptıkları ikili görüşmelerden de milyar dolara yakın projelerin kısa sürede hayata geçmesi beklenmektedir.

 

Eğitime önem veren Oman ve yabancı işgücüne karşı halkın yurtiçi veya yurtdışında yükseköğrenim görerek ülke kalkınmasına katkıda bulunmasını hedefleyen “Omanizasyon” politikasına Türkiye de dolaylı katkıda bulunabilir. Sultan Kabûs’un Ekonomi Danışmanı ve Zubair Şirketler Grubu Başkanı Mohammed Al Zubair’in Türk heyeti için verdiği özel yemekteki davetliler arasında yer alan Malezya Büyükelçisi Dato Muhammed Zamri Muhammed Kasım, kendi ülkesinin Oman ve Türkiye gibi komşuları ile iyi geçinen bir ülke olduğunu ve hatta bölgesel dev Çin ile de gayet iyi anlaştıklarını belirtmiştir. Oman ile geniş ticaret hacmine sahip olduklarını ve doğalgaz arama ve işletme konusunda teknik destek sağladıklarını belirten Kasım, Oman Tribune’de yer alan demecinde ise bu ülkedeki öğrencileri Malezya’ya çağırmıştır. UNESCO tarafından dünyada yüksekokul ve üniversite için en çok tercih edilen 11. ülke olan Malezya gibi, Türkiye’deki kaliteli okullar da Oman’daki öğrencileri çekebilir. Bu bağlamda, bu yıl Maskat’ta 11.cisi gerçekleştirilecek GHEDEX Uluslararası Yükseköğrenim Fuarı gibi girişimler yararlı olabilir. The Week ve Times of Oman gazetelerinde yer alan haberlere göre 20-22 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek fuara Kuzey Kıbrıs’tan 6 üniversite de katılacaktır. Doha ve Abu Dabi ile birlikte KKTC’nin Körfez’de temsilciliğinin bulunduğu 3. yer olan Maskat ofisinden Rıza Çinkılıç, verdiği demeçte Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelerden mezun 50 Oman’lı öğrenciden duyduğu gururu dile getirmiştir. Oman’da yerleşik Türk halkı da çocuklarını bu ülkede veya İngiltere’de okutmaktan ziyade Türkiye’ye yönlendirmek istediklerini belirtmiş, ancak çocukların ÖSS/ALES gibi sınavlara adaptasyon zorlukları sebebiyle sıkıntı çektiklerini ifade etmişlerdir. Bu vatandaşlarımızın eğitim sistemimize kazandırılması için bazı kolaylıkların hayata geçirilmesi faydalı olacaktır.

 

Görüldüğü üzere, Oman ve Türkiye arasındaki ilişkiler sadece beğenilen Türk dizileri ile sınırlı kalmamakta ve giderek derinleşen ve çeşitlenen bir yelpazede seyretmektedir. Resmi ziyaret sırasında Hükümet ve Belediye yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, Türk kalkınma modelinin gelenek ve moderniteyi uyumlaştıran ideal bir örnek olduğu şeklindeki beyanlar oldukça gurur vericidir. Bu tespitler ışığında diyaloğun geliştirilmesi için oldukça uygun bir zemin oluştuğu ortadadır. Yukarıda anılan ortak projelere, e-devlet ve tüm Körfez’i kaplayacak hızlı tren gibi insiyatifler eklenebilir. 2006-2010 kalkınma planı içerisinde e-devlet projesini hayata geçirme taraftarı olan Oman, belirli bir aşama kaydetmesine rağmen bu alanda Türkiye’nin gerçekleştirdiği büyük hamleleri örnek alabilir. Körfez İşbirliği Konseyi üyelerini birbirlerine bağlayacak hızlı tren projesinin Oman ayağı ise henüz fizibilite aşamasındadır. Bu projenin tamamlanması halinde, zaman içerisinde Körfez’i İstanbul üzerinden Avrupa’ya bağlayabilecek bir güzergah yaratılmasından bahsedilmektedir. Türkiye’nin bu ve benzeri dev projelerde yer alması, sadece Oman değil tüm Körfez nezdinde itibarını ve kazanımlarını artıracaktır.

 


*Yazar, 12-14 Nisan tarihleri arasında Oman Sultanlığı’na gerçekleşen resmi ziyarette Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün heyetinde yer almıştır.

Back to Top