Irak Seçimleri (DSA)*

A- A A+

Irak Meclis Seçimleri 7 Mart 2010 tarihinde yapılmıştır. Yaklaşık 20 milyon seçmenin oy kullandığı seçimlerde 325 sandalye için 6 binden fazla aday çeşitli parti ve ittifak grupları içinde yarışmışlardır. Seçimlere katılım oranı %62,5’tir. 2005 yılındaki ilk meclis seçimlerindeki bütün Irak’ın tek bir seçim bölgesi olmasına karşın bu sefer seçimler 18 eyalet esası üzerinden yapılmıştır. Bu son seçimin diğer bir özelliği de geçen seçimleri boykot eden Sünnileri bu sefer seçim arifesinde 500‘ü aşkın Sünni adayın veto edilmiş olmasına rağmen seçimlere katılmalarıdır. Hatta Sünni bölgelerde seçime katılımın Şii vilayetlere nazaran daha yüksek olduğu en yoğun katılımın ise Irak Kürt Bölgesel Yönetiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

 

1-  26 Mart ta açıklanan resmi olmayan kesin sonuçlara göre;

Eski Başbakan Ayad Allawi’nin liderliğindeki Irakkiyye Koalisyonu 91 sandalye kazanarak seçimlerden birinci çıkmıştır. Başbakan Nuri el Maliki’nin önderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ise 89 sandalye kazanmıştır. Şii partilerden oluşan Irak Ulusal İttifakı 70, KDP Ve KYB tarafından kurulan Kürdistan İttifakı (Kİ) 43, KYB’den ayrılan Noşirvan Mustafa tarafından kurulan Goran (Değişim) Grubu ise 8 sandalye elde etmiştir. Diğer Kürt partiler de eklenince Kürtler toplam 57 sandalye elde etmişlerdir.

 

Seçim neticelerine vilayetler bazında bakıldığında seçmenin mezhep ve etnik çatışmalardan şikâyetçi olduğunu ifade etmesine rağmen oyunu gene mezhep ve etnik mülahaza ile kullandığı görülmektedir. Hatırlanacağı üzere Allawi 2004 yılında ABD tarafından Başbakanlığa getirilmiş aslen Şii olmasına rağmen laik davranışları ile Sünniler nezdinde de belirli bir güven yaratmış, ABD, Batı Ülkeleri, Türkiye, Mısır, Suriye ve Suudi Arabistan da olumlu bir imajı olan bir politikacıdır. Kerkük’te Allawi grubu Kürtlerle aynı sayıda milletvekili çıkarmakla 5000 oy daha fazla kazanmayı başarmıştır. Kürtler için bir sürpriz olan bu netice Kerkük’teki hali hazır statüko’nun daha bir süre devam edeceğini düşündürmektedir.

 

2-  Seçim öncesi kampanya dönemindeki Şii iktidarın seçimlere katılacak siyasi gruplara karşı bazı yıldırma yollarına başvurduğu, bu çerçevede Allawi’nin İrakkiye koalisyonunun büyük ortaklarından Salih El Mutlak ve diğer bazı önde gelen milliyetçi ve liberal eğilimli milletvekili adaylarının veto edilmesini, güney vilayetlerinde seçim propagandasına katılmayı planlayan Allawi’nin aldığı ölüm tehditleri nedeni ile bu bölgedeki çalışmalarını iptal etmesini saymak mümkündür.

 

3- Seçimlerin nisbi bir güvenlik içinde uluslar arası standartlara uygun, meşru bir şekilde yapıldığı Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonunca açıklanmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığınca da aynı mealde bir bildiri yayınlamıştır. Dışişleri Bakanlığınca da 27 Martta yapılan açıklamada yeni hükümetin halkın özgür iradesini yansıtacak şekilde biran evvel kurularak ülkenin bekleyen sorunlarını siyasi yöntemlerle çözülmesi dileği vurgulanmıştır. Hatırlanacağı üzere, tartışmalı iç idari sınırlar konusu bu bağlamda Kerkük’ün nihai statüsü, hidrokarbon ve gelirleri paylaşımı yasalarının kabulü, anayasal değişiklik sürecinin tamamlanması bu çerçevede fedaralizmin uygulanma şekli, merkezi hükümet ile IKBY arasındaki yetki paylaşımını saymak mümkündür.

 

4-  Seçim sonuçlarının kesinleşmesini takiben önce Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı seçimleri yapılacak yeni hükümeti kurmakla kimin görevlendirileceğini yeni Cumhurbaşkanı kararlaştıracaktır. Başbakan seçimlerde en fazla oy alan blok’un lideri olabileceği gibi seçim sonrası Mecliste oluşturulacak bir blok un lideri de olabilecektir. Federal Yüksek Mahkeme son olarak yaptığı bir açıklama ile bu iki olasılığında geçerli olduğunu teyit etmiştir. Hali hazırda hiçbir blok’un tek başına hükümet kuracak sayıya ulaşmadığı görülmektedir.

 

5-  İran’ının Şii iktidarın devamı için Maliki grubunun etrafında bir hükümet oluşmasına olumlu baktığı, bu bağlamda Şii liderleri Tahran’a davet edildiği yolunda haberler duyulmaktadır. Hükümetin kurulmasında esas itibariyle Sadr’ın 70 milletvekili çıkaran Irak Ulusal İttifakı ile Kürt Koalisyonunu önemli rol oynayacakları ve kendi şartlarını kabul etmeye çalışacakları açıktır. Halen Tahran da bulunan Sadr’ın kendi taraftarlarına yaptırdığı bir anket/referandumdan ne Maliki ne Allawi çıkmış, Sadr’ın taraftarları müstakbel Başbakan adayı olarak 2005 yılında ABD tarafından Başbakanlığa getirilen Sünni/Şii yakınlaşması taraftarı Jaaferi’yi seçmişlerdir. Sadr’ın 2008 de Maliki’nin Mehdi ordusuna karşı giriştiği harekât sonucu Mehdi ordusunun ağır kayıplara uğraması nedeniyle Maliki’ye olumlu bakmadığı, gene aynı grupta Al-Hâkim’in de Maliki’ye muhalif olduğu ileri sürülmektedir. Kürdistan İttifakının ve diğer Kürt partilerinin ise Maliki’ye hem kuvvetli merkezi hükümet yanlısı olması hem de Kürtlerle ilgili anayasal kazanımlara müsaade etmemesi nedenleri ile destek vermeyecekleri vurgulanmaktadır.

 

6-  Irak’ta bu karmaşa devam ederken ve İran’a karşı ciddi yaptırımlar gündemde iken ABD kuvvetlerinin önceden İlan olunan program gereğince Ağustos itibariyle Irak’tan çekilip çekilmeyeceği sorusu akla gelmektedir. Irak’ta durum istikrara kavuşmadan önce ve güvenlik güçleri belirli bir yeterlilik ve etkinliğe erişmeden ABD’nin Irak’tan önemli ölçüde asker çekmesinin İran’ının bölgede ve Körfezde elini bir hayli serbestleştireceği açıktır.(BKZ.DSA 66 Sayılı Bülten). Buna mukabil Irakta planlanandan daha uzun kalmasından ABD ‘yi giderek daha karmaşık hale gelen Afganistan’da güç durumda bırakacaktır. ABD’yi bu ikilem karşısında nasıl bir tutum takınacağı bölgemiz ve özellikle Türkiye yönünden büyük önem taşımaktadır. Irak’ta İran etkisinin dengelenmesi rolünün sadece ABD tarafından değil, bölge ülkelerinden ve Türkiye’den de istenmesi veya Türkiye’nin bir şekilde bu role imale edilmesi ihtimalinin göz ardı edilmemesi ihtiyatlı bir tutum olacaktır.

 

7.  Irak’ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması, ülkenin istikrarlı bir şekilde komşularıyla dengeli ilişkiler yürütmesi her zaman için Türkiye bakımından hayati önemi haiz olmuştur. Nitekim Türkiye başından itibaren başta merkezi hükümet olmak üzere ülkenin bütün mezhepsel ve etnik grup ve liderleriyle yakın işbirliği ilişkileri geliştirmeye özen göstermiştir. Kuzey Irak ile ilişkiler ise orada PKK’nın mevcudiyeti dolayısıyla daha sorunlu olmuş ve zaman zaman gerginliklere yol açmıştır.  Türkiye özellikle 2007’den itibaren Kuzey Irak ile  de ilişkilerine belirli bir düzeyde normalleştirmeye yönelmiştir. Türkiye’nin İran ile ilişkileri ne kadar iyi olur ise olsun Irak konusunda çıkarlarımızın tamamen örtüştüğünü söylemek güçtür. İran’ın politikası Irak üzerinde en fazla nüfuzlu devlet olmaktır. Bu amaçla hem Şii’ler hem de Kürtler üzerinde etkili olmağa çalışmaktadır. İran’ın Irak’ın toprak bütünlüğüne Türkiye kadar önem verdiği konusunda tereddüt vardır. Bu nedenle Türkiye’nin özellikle Kürtlerin ağırlıklı olarak hem Araplardan hem de Irak’lılardan duydukları endişeyi göz önünde tutarak onlara karşı başlattığı açılım politikasını son seçimlerde varlıklarını hissettiren Sünni’leri de içine alacak şekilde sürdürmesi önem taşımaktadır. Tabiatı ile bu politika Şii’leri ihmal etme anlamında anlaşılmamalıdır. Özetle Türkiye’nin Irak’a karşı dengeli ve nüanslı bir politika takip etmesi zorunlu görülmektedir. Türkiye’nin bu politikalarına en büyük engel şüphesiz İran’ının Irak üzerindeki etkisi ve bunun zaman içinde bunun daha da artmasıdır.

 

 

*Dış politika ve Savunma Araştırmaları Grubu: Başkan: İlter Türkmen, Büyükelçi(E)- Dışişleri Eski Bakanı, Bşk.Yrd. Salim Dervişoğlu Oramiral (E), Üyeler; Fahir Alaçam Büyükelçi (E), Oktar Ataman Orgeneral (E), Cemil Şükrü Bozoğlu Tuğamiral (E), M. Doğan Hacipoğlu Tümamiral(E), Oktay İşcen Büyükelçi (E), Candemir Önhon Büyükelçi (E), Güner Öztek Büyükelçi (E), Seyfettin Seymen Hv. Tümgeneral (E), Turgut Tülümen Büyükelçi (E), Aytaç Yalman Orgeneral(E).

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top