Japonya’da Liberal Demokrat Parti’nin İktidara Dönüşü

A- A A+

Son altı yılda altı başbakan değişimine tanıklık eden ve uzun zamandır siyasal istikrarın sağlanamadığı Japonya’da, Ağustos 2011’de göreve gelen Başbakan Yoşihiko Noda’nın 16 Kasım’da parlamentonun alt kanadını feshetmesi sonucu 16 Aralık’ta erken seçim gerçekleştirilmiştir.

Beklendiği üzere katılım oranının düşük olduğu ve 12 partinin yarıştığı seçimi büyük farkla Liberal Demokratik Parti kazanmıştır. İktidardaki Japon Demokrat Partisi’nin yaşadığı hezimet neticesinde Başbakan Noda parti başkanlığından istifa etmiştir.

Japonya son dönemde Çin ile yaşadığı anlaşmazlık sebebiyle gündem yaratmış ve dikkatlerin Doğu Asya bölgesindeki rekabete çekilmesine sebep olmuştur. Söz konusu anlaşmazlığın halen aşılamamış olması ve bölgede alevlenen rekabet, Japonya’nın geleceğini ve bölgedeki rolünü etkileyecek seçim sonuçlarına ve Şinzo Abe liderliğindeki Liberal Demokratik Parti iktidarının muhtemel politikalarına yakından bakmayı gerektirmektedir.

Japon Siyasal Sistemi ve Son Dönemdeki Siyasi Görünüm

Anayasal monarşiyle yönetilen Japonya’da merkezi yönetimin başında, halkın temsilcisi konumundaki imparator yer almaktadır. Daha çok sembolik yetkilere sahip imparatorun yaptığı tüm işlemler kabinenin önerisi ve onayına tabidir.

Japonya’da iki kabineli meclis sistemi bulunmaktadır. Ulusal Meclis (Diet), anayasada, “en üst devlet kurumu” olarak tanımlanmakta ve 480 sandalyeli Temsilciler Meclisi (Alt Meclis) ile 242 sandalyeli Üst Meclis’ten oluşmaktadır. Başbakanın atanması, Hükümet’in feshedilmesi ve bütçenin onaylanmasında temel belirleyici kurumdur. Temsilciler Meclisi anayasal olarak Üst Meclis’e göre daha güçlü bir konumdadır. Temel konulardaki bazı kararlarda sadece Alt Meclis söz sahibi olup, Üst Meclis tarafından alınan kararları da 2/3 çoğunlukla reddetme yetkisine sahiptir.

12 siyasal partinin faaliyetini sürdürdüğü Japonya’da temelde iki parti siyaset üzerinde etkiye sahiptir: Liberal Demokratik Parti ve Japon Demokrat Partisi. Japonya’nın en büyük partisi olan ve kurulduğu 1955 yılından 2009’a kadar iki yıllık bir kesinti dışında sürekli iktidarda kalan merkez sağ çizgideki Liberal Demokratik Parti (LDP) 2009 yılındaki seçimleri kaybetmesi neticesinde ana muhalefet partisi konumuna gelmişti. Merkez sağ çizgide, muhafazakâr yapıya sahip LDP, ABD ile iyi ilişkiler kurulmasını, ihracat odaklı ekonomiyi ve kamu alanında bürokrasinin azaltılmasını savunmaktadır.

2009 Ağustos ayında yapılan genel seçimlerde oyların % 42’sini alarak LDP’nin 55 yıllık iktidarına son veren merkez sol eğilimli Japonya Demokrat Partisi (JDP) ise 16 Aralık’taki son seçime kadar iktidar partisi görevini yürütmüştü. JDP; “bağımsız diplomasi” söylemiyle ABD-Japonya ilişkilerinin daha eşit bir düzleme getirilmesini, Japonya’nın Asyalı kimliğine vurgu yapıp bölgesel ilişkilerini geliştirmesini ve pasifist yapıdan uzaklaşmasını savunmaktadır.(1)

Günümüzde Japon siyasal sistemi üç ayrı seçim sistemi üzerine kuruludur. Her dört yılda bir yapılan Temsilciler Meclisi seçimleri, her üç yılda bir yapılan ve Senato üyelerinin yarısının yenilendiği Senato seçimleri ve dört yılda bir yapılan yerel seçimlerdir. Seçimler her idari bölgede Merkezi Seçim Komitesince yapılmaktadır.

Japon halkı, 2009 seçimlerinde 55 yıllık LDP iktidarına son verip JDP’yi iktidara taşıyarak ülkenin siyasi yaşamında yeni bir sayfa açmıştır. Ancak yeni yönetim de halkın beklentilerini karşılamakta başarılı olamamıştır. Başkanlık koltuğuna oturan Yukio Hatoyama seçim kampanyası sırasında ABD ile "daha denk" bir ilişki yürütme ve 47 bin Amerikan askerinin görev yaptığı Futenma üssünü Okinava’dan kaldırma sözü vermiş, ayrıca asgari ücrete zam yapılıp petrol vergilerinin düşürüleceğini vaat etmiştir. Ancak ekonomide bir türlü olumlu gelişmeler sağlanamamış, hatta bu dönemde Japon Havayolları iflas başvurusunda bulunmuştur.(2) Öte yandan seçim kampanyası sırasında gelen bazı yardımların kaynağı ile ilgili şüpheler de Hatoyama’nın partisinin eleştirilmesine neden olmuştur. Yine ABD ile anlaşmaya varılamaması neticesinde Okinava’daki üs kapatılamamıştır. Sonuç olarak Hatoyama Haziran 2010’da istifa etmek zorunda kalmıştır.

Hatoyama’nın yerine başbakanlık koltuğuna oturan Naoto Kan da köklü reformlar sözü ile iktidara gelmesine rağmen halkı tatmin edecek uygulamalarda yetersiz kalmıştır. Özellikle parlamentonun üst kanadında yapılacak seçimler öncesi tüketim vergisinin artırılacağını açıklayarak büyük bir zamanlama hatası yapmıştır. Nitekim bu seçimleri ana muhalefetteki LDP’nin kazanması ile Başbakan Kan’ın liderliğini yaptığı JDP, Senato’da mutlak çoğunluğu kaybetmiştir. Senato’da LDP’nin çoğunlukta olması hükümetin istediği yasaları çıkarması önünde engel teşkil etmiştir. Özellikle yaşanan tsunami ve deprem felaketi sonrası yeni bütçe tasarısının ve enerji yasasının onaylanmasının hükümetin gelecek seçimlerdeki başarısı için zaruri olduğu göz önüne alınırsa Senato’nun bu yasaları geciktirmesi önemli bir sorundur. Zira halk ivedilikle çıkarılamayan yasalardan dolayısıyla ülkenin içinde bulunduğu durumdan iktidardaki JDP’yi sorumlu tutmaktadır. Bu durumda istifa etmek Kan için en uygun yol olmuştur.

Kan’ın istifasının ardından Eylül 2011’de iktidara geldiğinde halk desteğinin %60’ına sahip bulunan Yoşihiko Noda’ya olan desteğin bugün %20’ye kadar düştüğü görülmektedir.(3) 2011’de yaşanan deprem ve tsunaminin etkisinden kurtulamayan ekonomi, akabinde gelen deflasyon, satış vergilerindeki artış, Çin ile yaşanan adalar sorunu ve ekonominin yeniden resesyona girme olasılığı Noda’nın halk desteğini kaybetmesindeki başlıca nedenlerdir.

Başbakan Noda muhalefetteki LDP’nin bütçe finansı önündeki engelleri sonlandırmayı ve Diet koltukların sayısını azaltma planına destek vermeyi kabul etmesine karşılık, Ağustos’ta yapılması planlanan seçimleri erken gerçekleştirme kararı almıştır. Nitekim  kamu borçlarını ödemek için tahvil çıkarılmasına olanak veren yasa tasarısı önce meclisten daha sonra da  muhalefetin kontrolündeki senatodan geçerek yasalaşmıştır. Meclis seçim yasasında reform öngören tasarıyı da kabul etmiştir. Buna göre 5 eyaletten bir il alınarak yeni seçim bölgesi oluşturularak şehir ile kırsal kesim arasında temsil eşitliliğinin sağlanması hedeflenmektedir. Bununla birlikte erken seçim beklendiği üzere JDP iktidarının sonu olmuş ve seçimleri büyük bir farkla Şinzo Abe önderliğindeki LDP kazanmıştır.

Seçim öncesi Temsilciler Meclisi’ndeki sandalye sayısı 230 olan JDP'de seçim sonrası bu sayı 57’ye düşmüştür. Seçim öncesi 118 koltuğa sahip LDP ise bu sayıyı büyük oranda artırarak 294’e ulaştırmıştır. Ancak bu sonucu LDP’nin başarısından ziyade JDP’nin başarısızlığı sonucu halk tarafından cezalandırılması seklinde yorumlamak daha doğru olacaktır. Zira seçim öncesi yapılan anketler halkın %43’ünün kararsız olduğuna ve Abe’nin halk arasında çok da popüler olmadığına işaret etmekteydi.(4)

Diğer taraftan seçim öncesi Japon siyasal yaşamında LDP ve JDP’nin yanında üçüncü bir yol oluşturma çabaları neticesinde yeni partiler kurulmuş ve parti birleşmeleri yaşanmıştır. Osaka Belediye Başkanı Toru Haşimoto'nun önderliğindeki Diriliş Partisi ile eski Tokyo Valisi Şintaro İşihara'nın eş başkanlığını yaptığı Güneşin Doğuşu Partisi birleşerek 12 Eylül 2012’de Japonya Restorasyon Partisi’ni kurmuşlardır. Parti stratejisi sekiz temel konuda politika değişimi öngörmektedir: daha kararlı ve sorumlu bir yönetim anlayışı, daha şeffaf ve esnek bir hükümet için vergi, yönetim ve siyasal alanlarda reform, bürokrasi alanında reform, Japon eğitim sisteminde revizyon, sürdürülebilir sosyal devlet sisteminin teşkil edilmesi, yeni bir ekonomi ve istihdam politikası, Japonya’nın savunma ve dış politika alanlarında güçlendirilmesi ve anayasanın revizyonu. LDP’ye benzer şekilde Japonya Restorasyon Partisi de anayasanın revize edilerek Japonya’nın savunma harcamalarını artırmasını ve silahlanmasını, bölgede daha aktif bir rol oynamasını, para politikasının gözden geçirilmesini ve Merkez Bankası’nın yapılanmasında reforma gidilmesini savunmaktadır.(5) Nükleer enerji konusunda da 2030’a kadar ülkedeki tüm nükleer reaktörlerin kapatılması hedefindedir. Son seçimde partinin yeni kurulmuş olmasına rağmen Temsilciler Meclisi’nde 54 sandalye elde ettiği göz önünde bulundurulduğunda gelecekte Japonya Restorasyon Partisi’nin siyasette daha etkin rol oynayacağını söylemek mümkündür.

Ayrıca Fukuşima nükleer santralinde yaşanan radyasyon sızıntısı sonucu Japonya’da yükselen nükleer karşıtı atmosfer, yeni bir siyasi partinin doğmasına sebep olmuştur. Şiga Eyaleti Valisi Yukiko Kada liderliğinde üç küçük partinin bir araya gelmesiyle kurulan Gelecek Partisi, nükleer enerjiden 10 yıl içinde kurtulmayı vaat etmektedir.(6) Önde gelen iki partinin bu konudaki söylemlerine bakıldığında: JDP 2030’a kadar nükleer enerjiye son verileceğini duyururken LDP konuyla ilgili kesin bir açıklamada bulunmamıştır. Ancak 2009 seçimlerini kaybetmeden önce nükleer enerjiyi savunan bir tutuma sahip olduğu bilinmektedir ki buna rağmen son seçimleri kazanması, halkın ekonomik durumun düzeltilmesini nükleer enerji konusundan daha ön planda tuttuğunu göstermektedir. Ancak Başbakan Noda'nın erken genel seçimlere gitmeye karar vermesi, üçüncü yolu hazırlıksız yakalamıştır. 

Yeni Başbakan Şinzo Abe ve Muhtemel Politikaları

Parlamenter Kan Abe’nin torunu ve eski Dışişleri Bakanı Şintaro Abe’nin oğlu olan Şinzo Abe 1954 yılında Tokyo’da doğmuş, Seikei Üniversitesi’nde siyasal bilimler eğitimi almıştır. Daha sonra ABD’ye giderek öğrenim hayatına devam etmiştir. Kobe Steel şirketinde çalışma hayatına giren Abe, daha sonra Dışişleri Bakanlığı, LDP özel sekreterliği ve yetkili asistanlığı yapmıştır. Eylül 2006’da başbakan seçilen Abe, Japonya'nın II. Dünya Savaşı sonrasında göreve gelen en genç başbakanı ve savaştan sonra doğmuş ilk Japon başbakandır.

Ancak görevinden bir yıl sonra ayrılmak zorunda kalan Abe, bu dönemde anayasanın revizyonu, imparatorun siyasal yaşamdaki rolünün değişimi, ulusal güvenlik kurumlarının reformu, bölgede Japon liderliğinin teşkil edilmesi, yapısal ekonomik reform ve parti içi reformlar konularında başarısızlığa uğramıştır.(7) Bu başarısızlıkların yanı sıra yolsuzluk skandalları ve bakanların gafları Abe’nin halk desteğini yitirmesine neden olmuştur. Bunlardan en önemlileri, milyonlarca kişinin emeklilik ödeme kayıtlarının kaybedilmesi, tarım bakanının kamu fonlarını kötüye kullanma suçlamaları karşısında intihar etmesi, yeni tarım bakanının yolsuzluğa karışması, savunma bakanının ABD'nin 2. Dünya Savaşı'nda atom bombası atmakta haklı olduğunu söyledikten sonra istifa etmek zorunda kalmasıdır. Sonuç olarak bir yıllık görev süresi dolmadan Abe başbakanlık görevinden istifa etmiştir. Fakat Eylül 2012’de gerçekleşen LDP’nin genel başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından Abe için yeniden iktidar şansı doğmuştur.

Seçim kampanyası döneminde Abe, ülkenin en önemli sorunu olan resesyonla mücadele etmek için ciddi ekonomik reformlar gerçekleştirme amacında olduğunu ve öncelikle Merkez Bankası yapısında revizyona gidileceğini belirtmiştir. Deflasyondan kurtulmak için yıllık enflasyon hedefinin %1 ila %3 arasında olması gerektiğini savunan Abe, Merkez Bankası'na enflasyon %2'ye ulaşıncaya kadar sınırsız parasal genişleme çağrısı yapmış ve Merkez Bankası’nın bu seviyeye ulaştıktan sonra para politikasını sınırlayabileceğini belirtmiştir.(8) Öte yandan Abe, Yenin değerinin düşürülerek ihracatın artırılması gerektiğini ve kamu yatırımlarının enflasyon beklentisi yaratarak Yeni zayıflatacağını ve hisseleri destekleyeceğini savunmaktadır.(9)

Diğer taraftan Japonya’nın ordu kurmasına izin vermeyen pasifist anayasanın gözden geçirilmesi ve daha vatansever çizgide bir milli eğitim müfredatı oluşturulması gerektiğini dile getirmektedir.  Abe’nin dikkat çektiği bir diğer nokta yaşlanan ve dinamizmini yitirme sorunu ile karşı karşıya kalan Japon nüfusudur. Ayrıca sosyal açıdan daha muhafazakâr ve gelenekçi bir Japon toplumu (beautiful Japan) oluşumunu desteklemektedir.

Şahin olarak nitelendirilen Abe’nin muhafazakâr ve milliyetçi çizgisi şüphe götürmemekle birlikte Japon halkının bu çizgiye yaklaşımının ne olacağı önemli bir soru işaretidir.  Pek çok Japon’un Çin’le yaşanan sürtüşmenin bölgede oluşturduğu güvensizlik ortamından rahatsızlık duyduğu ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum göz önünde bulundurularak en önemli ticari ortakla ilişkilerin iyi tutulması gerektiğini düşündüğü söylenebilir.(10) Bu durumda Abe’nin özellikle dış politika alanında agresif ve milliyetçi tavırlar içinde bulunması ihtimali düşüktür. Fukuyama Üniversitesi’nden uzman Şusei Tanaka, başbakan olduğu dönemde Abe’nin aldığı en önemli derslerden birinin halkla ters düşmemek olduğunu ifade etmektedir. Abe 2006’da başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz öncelikle selefi Koizumi’nin 20. yüzyılın ilk yarısındaki savaşlarda hayatını kaybeden yaklaşık 2,5 milyon Japon askeri adına yaptırılan Yasukuni Tapınağı ziyareti sonucu Çin’le gerilen ilişkileri düzeltmek amacıyla Pekin’i ziyaret etmiştir.

Ancak buna tezat biçimde, Ekim ayında Abe’nin Yasukuni Tapınağı’nı ziyaret etmesi Güney Kore ve Çin’de tepkilere yol açmıştır. Zira Yasukuni Tapınağı Japonya’nın o dönemki askeri politikasının bir sembolü olarak görülmektedir. Çin'in resmi haber ajansı Şinhua, "Hassas bir dönemde gerçekleşen Abe'nin ziyareti iki ülke arasında kırılgan olan ilişkilere büyük bir darbe daha vurdu. Provokatif ve dar görüşlü adımlar Japonya ve halkının çıkarlarına zarar verir" ifadelerini kullanmıştır.(11)

Abe’nin ikilem yaratan bir diğer davranışı, 2. Dünya Savaşı sırasında Japon askerler için cinsel kölelik yaptırılan Koreli Kadınlar (comfort women) hakkındaki açıklamalarıdır. Başbakan olarak ABD’yi ziyareti sırasında Başkan George W. Bush'a cinsel köle olarak çalıştırılan kadınların sıkıntılarını anladığını belirtmiş ve "düşürüldükleri zor durumdan dolayı" özür dilemiştir. Ancak Mart 2012’de "esir alınan Asyalı kadınların askerî genelevlerde zorla çalıştırılmalarında, ordunun ve hükümetin rolü olduğuna dair kanıt bulunmadığını" ifade etmiş ve bu nedenle Güney Kore ve ABD  dâhil olmak üzere birçok ülke tarafından eleştirilmiştir.(12) Güney Kore'nin 1990'ların başlarından beri Japon Hükümeti'nden resmen  özür dilemesi  doğrultusundaki talepleri ve bunların cevapsız kalması iki ülke ilişkilerini  olumsuz bir şekilde etkilemektedir. 1993 yılında Japonya Devlet Bakanı Yohei Kono, "kadınların zorla çalıştırıldıkları" iddiasını kabul etmiş ve "samimi olarak" özür dilemiştir. Fakat bu özür Japonya Parlamentosu tarafından reddedilmiştir.

Diaoyu/Senkaku sorunu ile ilgili olarak ise Abe, Sahil Koruma güçlerinin satın alınan adalara konuşlandırılması seçeneğinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getirmiştir. Ayrıca Abe Tibet’in kutsal lideri Dalai Lama ile görüşmüş ve Tibet’teki insan haklarına aykırı durumun düzeltilmesi için elinden geleni yapacağını belirtmiştir.(13)

Tüm bunlar Abe’nin başbakanlığı döneminde özellikle Çin’e karşı sert ve taviz vermez bir tavır takınacağına işaret etmektedir. Ancak politikacıların adaylıkları sırasındaki üslupları ile göreve geldikten sonraki üsluplarının genellikle aynı olmadığı göz önünde tutulmalıdır. Eurasia Group’tan uzman Jun Okumura, “Çin Noda’nın göreve yeniden gelmesini istememekte, çünkü adalar konusunda geri adım atmaması Pekin’in onunla çalışmasını güçleştirmektedir” tespitinde bulunmaktadır.(14)  Tokyo Meiji Üniversitesi’nden Profesör Go Ito, “Abe muhafazakar bir çizgide olmasına rağmen konu dış politika olduğunda pragmatik bir yaklaşım sergilemektedir. Çin ile Japonya arasındaki ekonomik karşılıklı bağımlılığı göz ardı etmeyecektir” demektedir.(15)

Bununla birlikte dış politikada Çin ile rekabette elini güçlendirecek ve bölgedeki dengeleri kendi lehine değiştirecek bir strateji izleyeceği söylenebilir. Öncelikle, bölgede hızla güçlenen Çin’e karşı Hindistan ile stratejik ortaklık geliştirmek yoluna gidecektir. Akabinde Asya’da liberalizmin ve evrensel değerlerin üstünlüğünün teşkil edilmesi için Japonya, Hindistan, Avustralya ve ABD’yi içeren bir dörtlü diyalog oluşumunu destekleyecektir. Son olarak ABD ile askeri ittifakın geliştirilmesi ve Japon Özgüvenlik Gücü'nü askeri bir güç olarak yeniden oluşturma amaçlı adımlar atılması muhtemeldir.

Sonuç

Son altı yıldır Japonya’da göreve gelen yönetimlerin halkın taleplerine cevap vermede başarısız olması, ülkede siyasi istikrarsızlığa sebep olmaktadır. Eylül 2011’de göreve gelen Başbakan Noda da benzer şekilde bir yıl içerisinde halk desteğini önemli oranda kaybetmiş, akabinde de LDP’nin kamu borçlarını ödemek için gerekli olan yasa tasarısına onay vermesi karşılığında erken seçim kararı almıştır.

16 Aralık’ta gerçekleşen seçimler LDP’nin üç yıl aradan sonra yeniden iktidara gelmesiyle sonuçlanmıştır. Muhafazakâr ve milliyetçi çizgideki Abe’nin seçim öncesi açıklamaları dış politikada sert ve taviz vermez bir tutum sergileyeceği izlenimi verse de ekonomik çıkarlar komşularla ilişkilerin (özellikle Çin) iyi tutulmasını gerektirmektedir. Zira halkın yeni yönetimden birinci beklentisi ekonominin iyileştirilmesi ve ülkenin resesyondan kurtarılmasıdır. Bu beklentinin karşılanıp karşılanamamasının Abe’nin politik geleceğini belirleyeceğini ifade etmek mümkündür.


Dipnotlar:

1.Leif-Eric Easley, Tetsuo Kotani and Aki Mori, “Electing a New Japanese Security Policy? Examining Foreign Policy Visions within the Democratic Party of Japan,” Asian Policy, No. 9, January 2010, s. 45-66)
2. “Japon Havayolları iflas başvurusunda bulundu”, Bkz. www.ntvmsnbc.com/id/25046141/  (erişim 10 Aralık 2012)
3. “What Japanese general elections could mean for the yen?”, Investopedia, November 17, 2012,Bkz.
www.investopedia.com/forex/news/babypips/
whatjapansgeneralelectionscouldmeanfortheyen.aspx#axzz2EfWwt6JL  (erişim 10 Aralık 2012)
4.“Japonya son 6 yılda 7. başbakanını seçiyor”, Radikal, 16 Aralık 2012, Bkz. www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1112240&CategoryID=81
5. “Japan's New Restoration Party Seeks More Defense Spending”, Reuters, November 29, 2012,
Bkz.www.reuters.com/article/2012/11/29/us-japan-election-idUSBRE8AS04H20121129 (erişim 12 Aralık 2012)
6. “Shiga’s Kada Readies Party; Ozawa Joins”, The Japan Times, November 28, 2012, Bkz. www.japantimes.co.jp/text/nn20121128a1.html (erişim 12 Aralık 2012)
7. “Shinzo Abe and the Dream of a Conservative Asia”, EastAsia Forum, October 2, 2012, Bkz. www.eastasiaforum.org/2012/10/02/shinzo-abe-and-the-dream-of-a-conservative-asia/ (erişim 13 Aralık 2012)
8. “What Japanese General Elections Could Mean for the Yen?”, Investopedia, November 17, 2012, Bkz.www.investopedia.com/forex/news/babypips/
whatjapansgeneralelectionscouldmeanfortheyen.aspx#axzz2EfWwt6JL (erişim 10 Aralık 2012)
9. A.g.e.
10. Martin FACKLER, Japanese Politician’s Visit to Shrine Raises Worries, The New York Times, October 17, 2012, Bkz.
www.nytimes.com/2012/10/18/world/asia/japan-opposition-leader-shinzo-
abe-visits-war-shrine-a-possible-message-to-neighbors.html?_r=0 (erişim 14 Aralık 2012
11. “Çin ve Güney Kore’den Japonya’ya Tapınak Ziyareti Tepkisi”, Zaman, 18 Ekim 2012, Bkz.www.zaman.com.tr/dis-haberler/cin-ve-guney-koreden-japonyaya-tapinak-ziyareti-tepkisi/2004204.html (erişim 14 Aralık 2012)
12.“Abe’nin ABD Ziyareti”, Hürriyet, Bkz.
www.hurriyet.com.tr/strateji/6481143.asp?gid=202 (erişim 14 Aralık 2012)
13. “Lama Urges Japanese MPs to Visit Tibet”, The Telegraph, November 13, 2012, Bkz. http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/asia/tibet/9674407/
Dalai-Lama-urges-Japanese-MPs-to-visit-Tibet.html (erişim 14 Aralık 2012)
14. “Liberal Democratic Party Win in Japan Elections May Help Rebuild China Ties”, South China Morning Post, November 18, 2012, Bkz.
http://www.scmp.com/news/china/article/1084993/liberal-democratic-
party-win-japan-elections-may-help-rebuild-china-ties (erişim 14 Aralık 2012)
15. A.g.e.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top