Son Dönem Türkiye-Suriye İlişkilerine Bir Bakış

Şeyma ADIYAMAN
17 Aralık 2009
A- A A+

Uluslararası siyaset parametrelerinin hızla yeniden şekillendiği günümüz dünyasında Suriye, soğuk savaş döneminde olduğu gibi, günümüzde ABD ve AB merkezli değişen dengeleri gözetmeye devam etmektedir. Son dönemde izlediği aktif dış politikası ile eksen kayması tartışmalarına özne olan Türkiye ise; diğer birçok ülkenin olduğu gibi Suriye’nin de uluslar arası ilişkiler denklemine dâhil olmuştur.

 

Hatay’ın ilhakı, su sorunu gibi meseleler geçmişte Türkiye ile Suriye’nin birbirinden uzaklaşmasına yol açmıştır. 1998 yılında Suriye’nin PKK terör örgütüne verdiği destek yüzünden Türkiye ve Suriye savaşın eşiğine gelmişlerdir. Neyse ki; Suriye’nin terörist Öcalan’ı sınır dışı etmesi ile ilişkiler normalleşmeye başlamıştır. Bugün Ankara ile Şam arasındaki buzlar eriyerek, geçmişten gelen bu olumsuz tablo, yerini, Türkiyeli ve Suriyeli liderlerin yeniden buluşmasına bırakmıştır.

 

Beşer Esad Suriye’si gerçekleştirmeye çalıştığı politik açılımları kapsamında, Türkiye ile enerji, ticaret, İsrail ile barış ve hatta din kalemlerini içeren işbirliği paketini masaya yatırmış bulunmaktadır. Ekonomik ve siyasal belirsizliğin hüküm sürdüğü Suriye’de Türkiye ile yakınlaşma Suriye’nin geleceği adına ümit vaat etmektedir.

 

NY Times’ta yer alan habere göre; bazıları için Suriye’nin seküler Türkiye ile yakınlığı Suriye’yi İran ile olan tartışmalı ittifakından uzaklaşmasına vesile olacaktır, bazılarına göre ise bu yakınlaşma herkese açık ve kozmopolit Türk toplumunun Suriye’yi kucaklaması olarak yorumlanabilir. Suriye başbakanı Beşer Esad’ın da içinde bulunduğu bir başka grup için ise; Türkiye-Suriye yakınlaşması, Batının yaptırımlarından daha az etkilenecek ve yeniden canlandırılabilecek bölgesel bir ekonomi oluşturma manasına gelmektedir. NY Times’a ikili ilişkileri değerlendiren Uluslararası Çalışmalar Şark Merkezi Direktörü Samir el-Taki; Suriye’nin Batıya karşı kendisini güçlü hissetme, bölgeyi toparlama ve jeopolitik konumunu yeniden tanımlama konusunda çok istekli olduğunu söylüyor.

 

Suriye’nin bu yöndeki isteğine kanıt olarak, başlangıç evresi 2004 yılına dayanan AB ile yıllardır imzalamayı beklediği bir ekonomik anlaşmayı daha iyi şartlar istediği gerekçesi ile ertelemesidir. Suriye bu anlaşmaya, üzerinde ABD’nin tehditlerini toplandığı, kendini ekonomik ve politik alanda çaresiz hissettiği bir dönemde başvurmuştur. Analistler Suriye’nin bu anlaşmayı ertelemesini kendisine olan güvenine bağlıyorlar. Bu güvenin ise; Suriye’nin hasta ekonomisinden ziyade politik duruşundan kaynaklandığını düşünüyorlar. Bu çerçevede, ABD’nin, çok yakın bir zamanda, Şam’a bir büyükelçi göndermesi ve uzun zamandır sükût etmiş bulunan diplomatik ilişkilere yeni bir soluk getirmesi bekleniyor.

 

Yazının başında da değindiğimiz gibi; Suriye’nin Türkiye ile olan ilişkileri karşılıklı üst düzey ziyaretlerin yapıldığı 2003 yılından beri ivme kazanmış, birkaç ay önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun girişimleri sonucu vizenin kaldırılmasıyla ise; Suriye Türk gazeteci ve işadamlarının akınına uğramıştır. Gazeteciler gezi yazılarıyla işadamları ise bölgesel bir ticaret çatısı oluşturma çabaları ile Suriye’ye olan ilgiyi arttırmışlardır. Bu çerçevede Esad da Türkiye’nin doğalgaz hatlarına dayalı bir bölgesel enerji ağı oluşturulmasına dair ümitlerini açık etmiştir. Halep Sanayi Odası’ndan yapılan açıklamaya göre; iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2007-2008 yılları arasında ikiye katlanmış, 2009 yılında da aynı şekilde ikiye katlanarak 4 milyar dolara ulaşmıştır.

 

Türkiye’nin Suriye’nin jeopolitik konumuna yeni anlamlar yüklemesi ve bölgesel bir barış anlaşması imzalanmasına yol açması bir fantezi gibi görünmekle birlikte, Suriye’nin bölgedeki konumuna katkıda bulunduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’nin İsrail ile ittifakı İsrail’in geçen yıl gerçekleştirdiği Gazze saldırısı sonucu gerilmiştir. Bu saldırı bölgede öfkeye neden olmuş ve Suriye’nin Hamas ile bağlantısının yeniden önem kazanmasına sebep olmuştur. İsrail bu ay Suriye ile uzlaşma girişiminde bulunmuşsa da bu girişime şüpheci yaklaşılmaktadır. Suriye, İsrail’e yakınlaşması durumunda radikal kesimden ve İran’dan şiddetli ters tepki alacağından endişelidir. Tam da bu noktada İsrail, İran ve Suriye arasında denge unsuru olarak Türkiye devreye girmektedir. Türkiye 2008 yılında İsrail ile Suriye arasındaki gayri resmi görüşmelerde, muhtemel bir barış anlaşmasına dair ümitleri yeşertecek şekilde, arabuluculuk etmiştir. İsrail Sanayi, Ticaret ve Çalışma Bakanı Binyamin Ben Eliezer yaklaşık bir ay önce gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretinde Suriye ile yeniden başlatılacak olan görüşmeler için Türkiye'yi arabulucu olarak görmek istediğini belirtmiştir.

 

İkili ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında Başbakan Recep Tayip Erdoğan da heyetinde yer alacak on bakanla birlikte Suriye’yi ziyaret edeceğini açıklamıştır. Bu ziyaret kapsamında, Anadolu Haber Ajansı ve Suriye Haber Ajansı (SANA) ile Türkiye ve Suriye televizyon kanalları arasında ve farklı alanlarda işbirliği sözleşmeleri imzalanması bekleniyor.

 

Sonuç olarak; Türkiye, ekonomik ve politik alanda, Suriye’nin kendine güven kazanma, kendini yeniden tanımlama sürecine bir denge unsuru olarak katkıda bulunmaktadır.

Back to Top