İran’la 5+1 Gurubu Nükleer Müzakereleri

A- A A+

Geçen hafta İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi  üyeleri ve Almanya ile İran İslam Cumhuriyeti resmi heyetleri arasındaki görüşmelerde İran’ın Nükleer Programı ele alındı. Müzakereler, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın  (IAEA) hazırladığı raporlar ve İran’ın sunduğu paket çerçevesinde gerçekleştirildi. Toplantıların başladığı  sırasında taraflar arasındaki ilişkiler çeşitli sebeplerden dolayı gerilmişti. İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın B.M. Genel Kurulundaki konuşması, İran-Irak savaşının yıldönümü münasebetiyle İran Devrim Muhafızları’nın ‘Yüce Peygamber’ adlı askeri tatbikat sırasında  kısa ve uzun menzilli füze denemeleri ve bütün bu olup bitene batılı devlet adamları ve özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İngiltere Başbakanı Gordon Brown ve Almanya Başbakanı Angela Merker’in sert tepkileri iplerin gerilmesine neden olmuştu. Pek çok siyasi gözlemci ve strateji uzmanı müzakerelerin başlamadan başarısızlıkla sonuçlanacağına dair öngörüde bulunmuşlardı. Bu gergin ortamda İsrail devlet adamlarının  kışkırtıcı demeçleri ve gazetelerinin tahrik edici  yazıları görüşmeleri olumsuz yönde etkilemeyi hedeflemişti.


Tahminlerin aksine bu gergin ortamda müzakereler sağduyunun hakim olduğu bir ortamda gerçekleştirildi. Taraflar karşının tepkisini çekecek ve diyalog zeminine hasar verecek davranış ve demeçlerden itina ederek en azından birbirilerini dinlemeyi ve anlamayı denediler. Toplantılar sırasında ABD’li temsilci William Burns (ABD Dışişleri Bakan yardımcısı) ile İran’ın Nükleer Baş Müzakerecisi Sait Celili (İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri) arasındaki ikili görüşmeler yeni bir dönemin başladığının müjdecisi gibiydi. Bu görüşme çok önemli olarak değerlendirilmelidir. Uzun yıllardan beri ABD her fırsatta İran’ı, kendi deyimiyle dünyadaki şer eksenin başı ve teröre destek veren ülke olarak nitelendirmektedir. Bundan önce iki ülke arasında resmi veya gizli oturumlar ve görüşmelerin yapıldığını biliyoruz. Ama bildiğimiz kadarıyla bundan önceki buluşmalar genelde ikili ilişkilerden ziyade tali konular; örneğin Irak’ın güvenliği veya Afganistan’ın imarı gibi konular ekseninde cereyan etmiştir. İran tarafının tutumuna gelince, unutmamalıyız ki 1980’de İslam Devrimi’nin ilk yıllarında Cezayir’de yapılan bir uluslararası toplantı sırasında İran Dışişleri Bakanı’nın ABD’li meslektaşıyla görüşmesi İran kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuş, Methi Bazorgan Başkanlığı’ndaki hükümet düşmüş ve ABD’nin Tahran Büyük Elçiliği bir grup devrimci öğrenci tarafından işgal edilerek Amerikalı diplomatlar rehin alınmışlardı. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler o tarihten beri kesilmiş durumdadır.


Cenevre’deki  müzakereler sonunda temel sorunların ve  anlaşmazlık konularının hemen  çözülmesi  düşünülemez. Hatta gündeme alınacak, tartışılacak, çözüm yolu aranacak hunsuların tespiti bile uzun ve yorucu tartışmalar sonunda belirlenecektir. Nükleer faaliyetler gibi karmaşık ve girift bir konunun teknik, siyasi, askeri ve pek çok değişik  yönü bulunmaktadır. Burada en önemli handikap  iki taraf arasında güven ortamının bulunmamasıdır. Bence müzakerelerin bu aşamasında en önemli başarısı her hangi bir yönde imzalanacak  anlaşmadan çok, görüşmelerin devamının  yapılmasına dair taraflar arasında sağlanan görüş birliğidir. UAEA Başkanı Mohamed Elbaradei ve İran Nükleer Baş Müzakereci Sait Celili toplantılar sonunda düzenledikleri basın toplantısında, görüşmeler sırasında ele alınan konular ve yürütülen müzakereler konusunda kamuoyunu bilgilendirdiler. Batılı siyasetçi, gazeteci ve bu konuyla ilgilenen stratejistler ve uzmanlar gelişmeler konusundaki görüş ve düşüncelerini dünya kamuoyuyla paylaştılar. Böylece onların tutum ve yaklaşımlarından bilgi sahibi olduk. İran tarafının fikir ve düşünceleri ise batılı ajanslarda ve özellikle ülkemizde pek yankı bulamadı. Bu yazımda İranlı siyasetçi, uzman ve bilim adamlarının Cenevre görüşmeleri ve  sonrasındaki meydana gelen gelişmeler konusunda düşüncelerini size aktarmaya çalışacağım.


Takip ettiğim kadarıyla İran’ın en üst yönetim kademelerinden henüz resmi görüş ve tavır ortaya konmuş değildir. Muhtemelen rejimin kanaat önderleri gelişmeleri yakından takip edip muhtemel gelişmeleri ve tavırları inceleyerek ülkenin milli çıkarlarını da  göz önünde bulundurarak politikalarını oluşturmaya çalışıyorlar. Resmi görüş Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hasan Geşgavi’nin görüşmeleri olumlu olarak değerlendirmesinde tebarüz etmiştir. Devlet adamlarının zımni suskunluğunun yanında uluslararası  ilişkiler ve nükleer stratejistler verdikleri demeçlerinde konuyu enine boyuna ele almış ve fikir beyanında bulunmuşlardı. İran siyasal sistemini yakından takip edenlere göre her hangi bir ulusal meselede, hele nükleer politika gibi çok hassas bir konuda uzmanlar, milletvekilleri ve bilim adamları devletin temel yaklaşım ve siyasal tavrından farklı bir düşünce ortaya koymazlar, koyamazlar. Bu nedenle bu uzmanların fikir ve yaklaşımları aşağı yukarı yönetimin ve ya en azından yönetimdeki en büyük ağırlığa sahip siyasal düşüncenin tavırlarının yansımasıdır.


Cenevre görüşmelerine ve Kum’da ki ortaya çıkan yeni nükleer tesise  yönelik önce birkaç milletvekili ve yöneticinin  düşüncesini aktarmak istiyorum. İslami Şura Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu  Üyesi Muhammet Kerim Abedi’ye göre; Batının tavırları olumlu yönde değişmiştir. Bir zamanlar Batılılar  bizim nükleer  tesislerimizi mühürleyip iki santrifüjümüze bile tahammül göstermiyorlardı. Şimdi ise; bizim binlerce santrifüjümüzü kabullenmişlerdir. Biz binlerce santrifüj yaptık, nükleer yakıt sistemimiz tamamlanmıştır ve bu sahada  yeni fabrikalar yapım aşamasındadır. Bütün bu gelişmelere rağmen İran bu ülkelere güvenmemektedir. İran’ın atom bombası üretimi peşinde olma yalanı İsrail Devleti’nin uydurduğu bir yalandır.  İran bütün dünyanın nükleer silahlardan arındırılmasını talep etmektedir. ABD’nin İsrail devletinin etkisinden kurtulmasını ve bankalarında dondurduğu  100 milyarlara varan İran’ın mal varlığını serbest bırakılmasını istemekteyiz demiştir.(1)  Nükleer baş müzakereci Ve İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Sait Celili ise: Görüşmelerin olumlu bir havada başladığını ve önümüzdeki dönemlerde devam edeceğini belirtmiştir. İran askeri varlığı ve  gücü bölgenin istikrarı ve barışın tesisi için kullanılacaktır. İran UAEA’nın bütün kurallarını uygulamış ve Netenz tesislerini bu çerçevede faaliyete geçirmiştir. Bu tesis şu anda Ajans denetçilerinin gözetiminde ve Ajansın kameraları tesiste faaliyettedir. İran nükleer tesislerini korumak maksadıyla askeri ve savunma gücünü artırmıştır. Kum’daki nükleer tesisin yasal olarak faaliyete başladığını ve İran, zamanından önce bu konuda Ajansa bilgi sunduğunu açıklamıştır.


İslami Şura Meclisi Üyesi, Babol kenti milletvekili Mohsen Neriman ise: Dilerim İran nükleer politikasından hiçbir koşulda zarar görmez. Önceki dik duruşumuzdan taviz vermemeliyiz. Eğer ödün vermeye başlarsak uluslararası emperyalist güçler bu ödünle yetinmeyecek ve kendi lehlerine taleplerde bulunacaklardır.(3) Bu ve benzeri politikacılar genel olarak nükleer politikanın yürütülmesinde statükocu bir yapının sözcüleri gibi davranmaktadırlar. İŞM üyesi ve Tahran milletvekili Ğolamrıza Misbahiye Mukaddem’e göre ise: Müzakereler olumlu olmuştur. Bu görüşmelerden sonra B.M. Güvenlik konseyi ülkemize karşı baskıları azaltacaktır. Müzakerelerin devamında bu baskılar tamamıyla bitecektir. Kum’daki Fordu nükleer  tesislerin yer seçimi bakımından her türlü askeri saldırı göz önünde bulundurularak yapılmış ve Netenz tesislerinin saldırıya uğradığı takdirde bir güvence oluşturma konumundadır. Netenz’e saldırı söylentilerini blöf olarak değerlendiren Mukaddem şimdi her zamandan daha güçlü konumda olduklarını ifade etmiştir.(4)


Milletvekillerin düşüncelerini öğrenmeye devam ediyoruz. Tahran milletvekili ve Meclis Enerji Komisyonu Başkanı Muhammet Rıza Katoziyan’a göre Buşehr nükleer santralinin faaliyete geçmesinin önündeki sorunlar Rusya’nın güvenilir bir müttefik olmadığının en belirgin göstergesidir. Cenevre görüşmeleri çok olumlu olmuştur. İran’ın tabi ve yasal haklarından vazgeçmemeliyiz. Ama uluslararası camianın da güvenini kazanmalıyız. İran bu müzakereler sırasında görüşmeleri başarıyla yürütmüştür.(5) Meclis Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Alayettin Burucerdi’ye göre; Bütün müzakereler İran’ın öneri paketi çerçevesinde yapılmıştır. Meclis yüksek güvenlik  konularını içeren konularda bilgilendirilmektedir. Ülkenin en yüksek güvenlik kurulu ‘Yüksek Güvenlik Konseyi’dir, ben bu komisyonun üyesiyim. Ayrıca Nükleer Komisyonunda üyesi olduğumdan dolayı bütün bu hususular tarafımdan meclisimize ve değerli üyelerine aktarılmaktadır.(6) Bu bölümde son olarak İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Akber Salehi’nin sözlerine göz atıyoruz. Salehi şöyle diyor; son aylarda yeni nesil santrifüjlerin üretimi için önemli araştırmalar yaptık. Salehi’ye göre İran’la UAEA ’nın arasındaki protokolde  3.1 başlıklı bir madde bulunmaktadır. Bu maddeye göre, üye devletler tesislerinde  nükleer yakıt pompalamadan 180 gün önce bu konuyu ajansa haber vermelidirler. Ama Irak nükleer tesislerine yapılan saldırıdan sonra bu konu gözden geçirilmiştir. Biz bu kurallara uyarız. Yalnız bizim nükleer dosyamız haksız bir şekilde B.M. Güvenlik Konseyine taşınınca bizde gönüllü olarak uyduğumuz yeni durumdan vazgeçerek 3.1 maddesinin eski durumuna döndük.(7)


Milletvekillerinin yanı sıra bütün hafta bilim adamları, uluslararası ilişkiler, nükleer ve strateji uzmanları görüş ve düşüncelerini ortaya koydular. Uluslararası  ilişkiler uzmanı Dr. Ali Hürrem: ABD ile İran arasındaki ilişkilerin gelişmesi İran nükleer dosyasını olumlu yönde etkileyecektir. Cenevre’deki İran 5+1 müzakerelerini olumlu olarak nitelendiren Hürrem, çatışma yerine barış ve müzakere yolunun tercih edilmesi çok önemli bir gelişmedir ve daha önceden gerçekleşmeliydi. ABD Başkanı’nın   değişmesi ve Obama’nın kültürel değerlere işaret etmesini çok pozitif olarak değerlendiriyoruz. İran dışında, İran uranyumunun zenginleştirilmesi konusuna gelince elde edilen platinyum İran’ın elinde bulunması Batı için bir güvence olacaktır. Dışarıda zenginleştirme siyaseti dört yıldan beri gündemde olan bir konudur. İran’ın ikinci adımı ise; Kum’da ki nükleer tesislerini Ajans’ın denetimine açmasıdır. Bu adım müzakerelerdeki havayı olumlu yönde etkileyecektir.(8)  Bir diğer uzman Dr. Mehdi Motehherniya ise; Cenevre görüşmelerini çok olumlu olarak değerlendirdiğini, William Burns’la Sait Celili’nin 45 dakikalık  baş başa görüşmelerini nükleer müzakereleri yeni bir ortam ve dönemin hazırlanmasını sağlamaya yönelik iyi bir girişim olarak nitelendirdi. İranlı uzmana göre Batı baskı unsurunu kullanarak İran’la sorunlarını çözemeyeceğini anlamıştır. Bu kez akıl yolunu kullanarak müzakere yolunu seçmiştir. Ayrıca ABD ile görüşmeler çok olumlu ve yapıcı olmuştur. (9)


Devrim Muhafızları eski Başkomutanı ve nükleer strateji uzmanı Dr. Hüseyin Alai’ye göre, Cenevre görüşmeleri sırasında iki taraf da  olumlu tavır sergilemişlerdir. ABD’nin görüşmeler başlamadan önce  Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ndeki füze kalkanı yapma projesinden vazgeçmesi Rusya’nın takdirini toplamış ve iki süper güç arasında uyumlu bir ortamın oluşmasına sebep olmuştur. Bu uyumlu  ortam müzakereleri olumlu yönde etkilemiştir. Uranyum zenginleştirme konusuna gelince %5 zenginleştirilen uranyum Rusya ve Fransa’da %20 zenginleştirilerek Tahran Araştırma Reaktörü’nde ilaç sanayinde izotop olarak kullanılacaktır.(10)  Konuyla ilgili görüşlerini açıklayan bir diğer nükleer strateji uzmanı Dr. Seyit Celalettin Saadetiyan’a göre bu müzakereler sırasında: 1- ikinci nükleer tesisin ortaya çıkarılmasını fırsat olarak kullanan  Batı,  İran’ı tereddüde bırakmak, 2- İran’a karşı birlik görüntüsü vermek amacıyla Rusya ve Çin’i yanına almak 3- ABD, İran’la doğrudan diyaloga geçmesinden kaynaklanan sorunları hiçe sayarak bu yolu seçmiştir. Buna karşılık İran da katı tutumundan ödün vererek Tahran Nükleer Rektörü’nün uranyumunu ülke dışında zenginleştirilmesine razı olmuştur.(10)

 

İran Atom Enerjisi Kurumu Eski Başkan Yardımcısı Dr. Sadık Rebbani’ye göre; görüşmeler olumlu bir başlangıçtır. Rebbani, her hangi bir santrifüjü de zenginleşmiş uranyumu kalan kısmından ayrıştırma yeteneği onun veriminin iyi derecede olduğunu göstergesidir. İran eski santrifüjlerinin bu yeteneği iki idi, şimdi beş oldu, yakın gelecekte on olacaktır. Bu rakamların büyümesi randımanın yükselmesi anlamına gelir. Buşehr Nükleer Reaktörü’nden başka %20 zenginleştirilmiş uranyumla çalışacak reaktörlere ihtiyacımız var.(11)


Cenevre görüşmeleri konusunda bir siyasi partinin de görüşlerini aktarmak istiyorum. İslami Mütelife Partisi’nin  (Hizbe Mütelifeye İslami) dış politikadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hamit Rıza Tereggi şöyle diyor: Önümüzdeki dönemlerde adım adım hedeflerimizi planlamalıyız. Görüşmelerin olumlu olduğunu ve iki taraf arasında yeni bir hava oluştuğunu belirten Tereggi ülkesinin bu görüşmelerden başarıyla çıktığını kaydetti. Ona göre elde edilen başarılar:
1-  İran’ın başarısı kendi önerdiği paketin müzakerelerin temelini oluşturması,
2-  İran’ın dünyanın en güçlü 6 ülkesinin yanında aynı masanın başında  yer alarak dünya sorunlarıyla ilgilenmesi,
3-  Batı’nın her türlü ambargosu ve baskı siyasetinden geri adım atması,
4-  Batılı ülkelerin İran Nükleer Araştırma Reaktörleri için %19.75 yoğunlukta  zenginleştirilmiş uranyum temin etmeleri,
5-  Batı ve 5+1 devletlerinin İran’ın ikinci uranyum zenginleştirme tesisinin yapımını kabul etmeleri ve yalnızca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimiyle yetinmeleridir.


ABD ile müzakereler yalnız o ülke ile değil, Avrupalılar ve İsrail’inde İran politikalarını etkileyecektir demiştir.(12) Son olarak İran Dışişleri sözcüsü Hasan Gaşgavi’nin uzun basın toplantısından birkaç cümle aktarmak istiyorum. Devletin resmi düşüncesinin göstergesi sayılacak olan Gaşgavi’nin sözlerine şöyle: Görüşmeler olumlu bir havada başlamış olup, uyumlu bir ortamda devam etmektedir. Bütün suçlamalara karşın UAEA Başkanı’nın Kasım raporundan umutluyum. İran Nükleer programından sapmamıştır. Ek protokolü kabul etmiştir.(13) 


Yazımın bitmesine doğru İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın Bakanlar Kurulu sonrasında basına verdiği demeç haber ajanslarının bültenine düştü. Son gelişmelerle ilgili saptamalarını aktarıyorum. Ahmedinejad şöyle diyor: Bizim ABD‘den nükleer yakıt almakta bir sorunumuz yoktur. Biz yakıt alacağız. ABD’de satıcı olabilir. %20 zenginleştirilmiş yakıt reaktörlerimiz için alınacaktır. Bizim bu önerimiz birçok ülkenin ilgisini çekmiştir. Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili uzmanlarımız araştırmalar yapacaklardır. Bu yakıtı İsrail hariç bütün devletlerden satın alabiliriz. Aynı zamanda İran Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı da olan Ahmedinejad’a göre Fransa’da İran’a yakıt satma taraftarıdır. Cenevre görüşmelerini çok olumlu olarak değerlendiren Ahmedinejad bütün uluslararası sorunların görüşmeler yolu ile çözülebileceğini ifade etmiştir. İran’ın öneri paketi çerçevesinde iki tarafın görüşmeleri sürdürmelerini dünyanın diğer sorunlarının da diyalog yolu ile çözüleceğine dair kanaatini ifade etmiştir. ABD Başkanı’nın tutumunun değişmesi konusunda umutlu olduğunu vurgulayan Ahmedinejad, Cenevre görüşmeleri sükûnet içinde olumlu şartlarda, adaletin ve saygının ön planda olduğu uluslararası silahsızlanma ve Tahran Nükleer reaktörünün yakıt ihtiyacının gündeme geldiği, yapıcı bir toplantı olduğunu beyan etmiştir. Ahmedinejad’a göre görüşmeler bu yapıcı toplantıdan sonra bazı devletlerin davranışını mantık ve adalet çerçevesinde olumlu yönde deşmiştir. Kum’da ki Furedu Nükleer tesisleri konusunda ise, bu tesislerin kendi şartlarında faaliyete geçecektir, bizim Atom Enerjisi Kurumumuzla Rus müteahhit konuyu araştırıyorlar, demiştir.(14)


Resmi ağızlardan, devlet adamlarından ve uzmanların beyanatından İran’ın tutum ve düşüncelerini öğrenmiş bulunmaktayız. Uzun bir dönemden sonra bu aşamaya nasıl ulaşıldı.  Değim yerindeyse bin yılda çözülmesi zor görünen konular nasıl oldu bu kadar kısa zamanda aşıldı. Bu mesafenin nasıl alındığı konusu üzerinde durmaya çalışacağım. Tabiatıyla İran’la Batı arasındaki buzların hemen çözülmesi ve 30 yıldan beri süre  gelen sorunların ve biriken problemlerin birkaç görüşme veya toplantıyla giderilmesi ve çözülmesi düşünülemez. Nitekim daha bu günlerde  Amerikan Senatosunda kimi senatörler hala İran’a yönelik sert ve kapsamlı ambargoların uygulanması doğrultusunda yasa tekliflerini ve girişimlerini artırarak devam etmektedirler. Batı’nın, İran’a karşı  davranış kalıplarının değişmesi konusu devamlı olarak uluslararası basında tartışılmaktadır. Konuyla ilgilenen okuyucularımız rahatlıkla bunlara ulaşılabileler. İran’ın tutumuna gelince,   İran’ın karmaşık siyasal sistemi, bir birinden bağımsız ama iç içe geçmiş siyasal kurumları, dini ve teokratik yönleri ile öne çıkan sivil toplum örgütleri, milis kuvvetleri bünyesinde barındıran ulusal çaptaki muhtelif güvenlik güçleri ve pek çok kurum, kuruluş, konsey, meclis ve teşkilattan oluşmaktadır. Bu yapı ülkenin bin yıllara dayanan devlet geleneği, sağlam devletçilik geçmişi ve Şii çimentosuyla   birleşince  İran İslam Cumhuriyeti ortaya çıkıyor. Diplomasinin bütün yöntemlerini, zaman kazanmaktan başlayarak ilgisiz konuları gündeme getirme ve nice taktikler kullanarak önemli bir yol kazası yapmadan nükleer dosyasını bu aşamaya kadar taşımayı başarmış bir yönetim olarak önümüzdeki dönemden umutlu olarak görülmektedir. Ortadoğu bölgesindeki güç dengesini, ABD ve müttefiklerinin askeri üstleri ve filen İran’a komşu Irak ve Afganistan’daki askeri varlıkları, Fars Körfezi’nde cirit atan uçak gemileri ve benzeri konular bağasızlığından taviz vermeye yanaşmayan bütün devletler için hafife alınmayacak tehlikeler oluşturmaktadırlar. Irak’ın nükleer tesislerinin akıbeti henüz zihinlerde tazeliğini korumaktadır. Irak Atom Enerjisi  Eski Başkanı Fazıl Elcennabi, Elcezire haber portalına verdiği demecinde; ABD işgalinden sonra 1500 Iraklı nükleer bilim adamı, ABD’li ve İsraillilerce teröre kurban gittiklerini açıklamıştır. Elcennabi’ye göre savaş öncesi Irak Nükleer sanayinde çalışan 45,000 Iraklıdan çoğu, işgalciler tarafından katledilmiş veya ülkeden kaçırılmışlardır.(15) Bu siyaset Batı’nın ve İsrail’in, bölge ülkelerinin nükleer teknolojiye ulaşmasını engellemeye yönelik genel politikalarının yansımasıdır.


Sonuç olarak İranlıların  müzakerelere yönelik olumlu tutum ve tepkilerine şahit olduk. Bu tepkileri değerlendiren kimi İran uzmanlarına göre İran yönetimi Cumhurbaşkanlığı seçimlerden bu yana içerdeki otoritesinin zayıfladığından ve muhalefetin iktidarın meşruiyetini sorgulamaya devam etmesinden dolayı İran yönetimi Batı karşısındaki katı tutumundan taviz vermiş ve dik duruşundan feragat etmiştir. Bu düşünceyi öne süren çoğu sürgündeki İranlı düşünürlere göre yönetim nükleer ve benzeri konularda Batıya ödün vererek onların karşısında kendi meşruiyetini sağlamlaştırmayı ve Batıdan alacak destekle içerideki baskısını attırarak sürdüreceği tezini ileri sürmektedirler. Başka yorumlara göre ise yönetimin Batıyla temel konularda anlaşma sağladığı takdirde ambargolar hafifleyecek, yabancı sermaye girişi fazlalaşacak, yabancı yatımcıların desteğiyle üretim artacak, işsizlik azalacak, ekonomi gelişince  refah artacak vatandaşlar rahatlayıp demokratik haklar peşinde koşmaktansa huzurlu bir ortamda yaşamayı yeğleyecek. Böle bir  olasılık, bu gibi uzmanları tedirgin etmekte ve kendilerince önemli mesafe aldıkları demokratik hakların kazanımına yönelik hareketi sekteye uğratma korkusu doğurmuştur. Bence de, Cenevre görüşmeleri İran Nükleer dosyasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Sorunların ve problemlerin diyalog ve görüşmeler yoluyla çözüme kavuşturulması en mantıklı ve rasyonel yöntemdir. Atılan bu adımlarla ülkede teknolojik gelişme sağlanacak ve bağımsızlık pekişecektir. Sürtüşme ve çatışma, istikrasızlık ve daha sert yaptırımların önünü açacaktır. Başta ABD olmak üzere İsrail ve bu ülkenin gelişmesini, istikrara kavuşmasını istemeyenler şimdiye kadar başvurdukları yöntemlerin yanı sıra yeni taktikler kullanacaklardır. Bütün dünyada başvurdukları dini, etnik ve kültürel farklılıkları öne sürerek ülkenin zenginliği sayılan unsurları ayrılık ve istikrasızlık aleti olarak kullanmaya çalışacaklardır. Öte yandan İran’da iktidarı ellerinde bulunduranlar bilmelidirler ki halkını yanına alan, onların desteğini arkasında his eden, aydınlarının, entelektüellerinin fikir ve düşüncelerine değer veren ve önemseyen iktidarların uluslararası arenada sesi daha gür ve yüksek çıkacaktır. Bu gelişme sürecinde kat edilecek uzun mesafede, sağduyu ve ön yargıdan uzak durma temel sorumluluğu her iki tarafa aittir. Görüşmeler hiçbir ön yargıya mahal vermeden sürdürülmelidir. Dünyada ve bölgemizde yeteri kadar sorun ve anlaşmazlık varlığını sürdürmektedir. Ülkemiz Türkiye ise bütün komşularıyla ilişkilerini geliştirmektedir. Uzun yıllardan beri üzerine gidilmeyen kangrenleşmiş problemler bir biri ardına çözülme yoluna girmiştir. Dostane münasebetler, ticari, ekonomik, diplomatik, turizm ve kültürel ilişkiler çatışmanın ve sürtüşmenin yerine geçince Türkiye’nin yıldızı her zamankinden daha fazla parlak bir şekilde tezahür emiştir. Gelişmiş ekonomisi, yetişmiş insan gücü, modern ve güçlü ordusu, aktif dış politikası ve istikrarıyla Türkiye bölgenin en önemli devletlerinden birisi olduğunu kanıtlamaktadır.      

                                                                                                                                                                             kara_agacli@yahoo.com
                                                   
                                                                                       
 
Dipnotlar:
 
 1-http://www.isna.ir/ISNA/NewsView.aspx?ID=News-1414468&Lang=P
 
 2-http://www.mehrnews.com/fa/NewsDetail.aspx?NewsID=956560- P
 
 3-http://www.isna.ir/ISNA/NewsView.aspx?ID=News-1414141&Lang=P
 
 4--http://www.mehrnews.com/fa/NewsDetail.aspx?NewsID=957260
 
 5--http://www.aryanews.com/Lct/fa-ir/News/20091006/20091006111349452.htm
 
 6- http://www.farsnews.net/newstext.php?nn=8807140784
 
 7- http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/10/091006_op_nuke_salehi_centrifuges.shtml
 
 8-http://www.isna.ir/ISNA/NewsView.aspx?ID=News-1412948&Lang=
 
 9- http://www.isna.ir/ISNA/NewsView.aspx?ID=News-1414417&Lang=P
 
10- http://irdiplomacy.ir/index.php?Lang=fa&Page=24&TypeId=1&ArticleId=5869&BranchId=2&Action=ArticleBodyView
 
11- http://irdiplomacy.ir/index.php?Lang=fa&Page=24&TypeId=1&ArticleId=5783& BranchId=5&Action=ArticleBodyView
 
12- http://www.mehrnews.com/fa/NewsDetail.aspx?NewsID=957664
 
13- -http://ilna.ir/newsText.aspx?ID=81360
 
14-- a: http://www.mehrnews.com/fa/newsdetail.aspx?NewsID=960422
       b: http://www.irna.ir/View/FullStory/?NewsId=720829
 
15- http://www.mehrnews.com/fa/newsdetail.aspx?NewsID=961265
 
14-http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/10/091006_wkf-senate-sanctions.shtml
 
15-http://irdiplomacy.ir/index.php?Lang=fa&Page=24&TypeId=1&ArticleId=5871& BranchId=10&Action=ArticleBodyView

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top