Doğu Çin Denizi’nde Gerginlik: Senkaku/Diaoyu Adaları Sorunu

A- A A+

Bilindiği üzere dünyanın farklı bölgelerinde politik, stratejik veya ekonomik gerekçelerle paylaşılamayan adalar hatta kayalıklar iki ya da daha fazla ülkeyi zaman zaman karşı karşıya getirmektedir. 1996’da Türkiye ile Yunanistan’ı çatışmanın eşiğine getiren Kardak Kayalıkları sorununun bir benzeri son zamanlarda Doğu Çin Denizi’nde yaşanmaktadır.

Japonlar tarafından Senkaku, Çinliler tarafından Diaoyu olarak adlandırılan kayalık ve adacıklar iki ülke arasında anlaşmazlık konusudur. 1970’lerin başında bu bölgede zengin petrol, doğalgaz ve maden yatakları bulunduğu iddialarının ortaya çıkmasından itibaren söz konusu adalar meselesi, zaten inişli-çıkışlı bir seyir izleyen Japonya-Çin ilişkilerinde önemli bir sorun teşkil eder hale gelmiştir. Geçen Temmuz ayında Çin devriye botlarının tartışmalı adalar civarında görülmesi neticesinde Japonya’nın adaları satın alacağını açıklamasıyla, akabinde de Eylül başında adalardan üçünü satın almasıyla mesele yeniden alevlenmiştir.


Geçmişten Günümüze Senkaku/Diaoyu Sorunu

Adalar, Japon ana karasının güneyindeki Okinawa Adası'nın 370 kilometre güneybatısında, Çin ana karasının 350 kilometre doğusunda, Tayvan’ın ise 170 km kuzeydoğusunda (Tayvan da adalar üzerinde hak iddia etmektedir) bulunmaktadır. Sorunun tarihsel boyutuna bakıldığında Pekin, elinde adanın 1400'lü yıllardan bu yana kendilerine ait olduğuna dair haritalar bulunduğunu, adaların Çin tarafından keşfedildiğini ve bu dönemde hüküm süren Ming hanedanlığına (1364-1644) bağlı bir toprak parçası olduğunu savunmaktadır.(1) Qing (Mançu) Hanedanlığı (1644-1911) döneminde ise Tayvan idaresine bağlı olan adalar İmparatoriçe Dowager Cixi tarafından, hizmetleri nedeniyle Ulaştırma Bakanı Sheng Xuanhuai’ye verilmiştir. Ancak adalar üzerinde asker veya sivil bulundurulmamıştır.


Japonya ise adaların Tayvan ile birlikte Çin-Japonya Savaşı sonunda 1895’te imzalanan Shimonoseki Antlaşması ile kendilerine geçmeden önce terra nullius (kimseye ait olmayan topraklar) olduğunu öne sürmektedir.(2) 1896 yılında Japon işadamı Tatsushiro Koga adaların kullanım hakkına 30 yıl süreyle sahip olmuştur. Koga’nın ölümünden sonra adaların kullanım hakkı oğlu Zenji Koga’ya geçmiş, ücretsiz kullanım süresi bitince de Zenji adaları Japon hükümetinden satın almıştır. Daha sonra da adalar Kurihara ailesi tarafından satın alınmıştır. Adacıklar üzerindeki Japon egemenliği İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar sürmüş, savaş sonunda Tayvan’ın bağımsızlığı tanınmış ancak Çin tarafından resmi olarak talep edilmeyen söz konusu adalar 1945’ten 1972’ye kadar ABD’nin vesayetinde kalmıştır. 1971’de imzalanan Okinawa Reversion Treaty ile Japonya’ya bırakılmış, Tokyo hükümeti de adaları Kurihara ailesine iade etmiştir. 1951’de imzalanan San Francisco Barış Antlaşması’nda Japonya’nın hangi adalar üzerinde hak talep etmeyeceğinin açıkça belirtilmemiş olması her iki tarafın farklı iddialarda bulunmasına sebep olmaktadır. Çin adaların kendisine ait olması gerektiğini savunurken Japonya, Ryukyu adaları ile birlikte Senkaku adacıklarının da bu dönemde vesayet yönetimine bırakıldığını ve akabinde kendisine iade edildiğini ifade etmektedir.


İki ülke arasındaki anlaşmazlık esas olarak 1970’lerin başında bölgenin petrol ve doğalgaz kaynakları açısından zengin olduğunun (kaynakların değerinin yaklaşık 6 trilyon dolar olduğu öne sürülmektedir) açıklanmasıyla su yüzüne çıkmıştır.(3) 1978’de Japonya’nın adacıklardan birine deniz feneri inşa edeceğini açıklamasına Çin tepki göstermiştir. Ancak 1990’lara kadar ciddi bir gerilim yaşanmamıştır. 1996 yılında BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin onaylanması aşamasında Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ve kıta sahanlığı hususları yeniden ilişkilerin gerilmesine neden olmuştur. Ayrıca aynı yıl milliyetçi Japon gençlerin adacıklara yeni bir deniz feneri inşa edip bunu hükümetin tanımasını talep etmesiyle birlikte iki ülke aktivistleri arasında adacıklara çıkıp gösteri düzenleme yarışı başlamıştır. Bu durum iki ülkenin de araştırma gemileri göndererek bölgede varlığını artırma yoluna gitmesine yol açmıştır ki bu da devletlerin birbirini MEB ihlalleri nedeniyle eleştirmesini beraberinde getirmiştir.


Son dönemde, özellikle 2007 yılından itibaren, adalar sorununun iki ülke arasında ciddi gerilimlerin yaşanmasına neden olduğu görülmektedir. 2007 yılında Hong Kong’dan gelen aktivistlerin söz konusu adalara çıkma girişimi Japonya’nın sert tepkisine neden olmuştur. 10 Haziran 2008’de Senkaku yakınlarında avlanan Tayvan´a ait bir balıkçı teknesi bir Japon firkateyniyle çarpışmış, kazadan sonra geminin mürettebatı ve kaptanı Japon topraklarında gözaltına alınmıştır. Olaya tepki gösteren Tayvan, 13 Haziran´da Japonya´daki diplomatik temsilcisini geri çektiğini açıklamıştır. Aralık 2008’de Çin’e ait iki araştırma gemisinin adalar yakınında seyretmesi yeni bir gerginliğe yol açmıştır. Çin adaların kendisine ait olduğunu, dolayısıyla egemenlik hakkını kullandığını ifade ederken Japonya bölgeye daha donanımlı bir Sahil Güvenlik ile helikopter taşıyıcı devriye gemi konuşlandırma kararı aldığını açıklamıştır.(4)


7 Eylül 2010’da ihtilaflı adalar yakınlarında bir Çin balıkçı gemisi, 40 dakika arayla iki Japon sahil koruma gemisiyle çarpışmış, akabinde Çinli mürettebat ve kaptan Japonya tarafından gözaltına alınmıştır. Mürettebat serbest bırakılmakla birlikte kaptanın mahkemeye çıkarılarak tutuklanması Çin’de büyük tepkiye yol açmıştır. Çin Dışişleri Bakanlığı “kaptanın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını istiyoruz. Japonya yanlış yolda yürümekte ısrar ederse, Çin sert karşı önlemler alacak ve Japonya bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır” açıklamasında bulunmuştur.(5) Başlangıçta kaptanın tutukluluk süresini uzatan Japonya diplomatik baskı, ticari yaptırım ve Japonya karşıtı gösteriler neticesinde kaptanı 24 Eylül’de serbest bıraktığını açıklamıştır.


Geçtiğimiz Temmuz ayında Çin devriye botlarının tartışmalı adalar yakınlarında görülmesi konuyu yeniden gündeme taşımıştır. Çin Resmi Haber Ajansı Xinhua, botların bölgede bir tür “balıkçılık koruma görevi” yürüttüklerinin açıklandığını bildirmiştir.(6) Japonya Başbakanı Yoşihiko Noda hükümetinin adayı satın almak için pazarlıklar yürüttüğünü açıklamasının ardından yeni bir tartışma başlamıştır ki ilk defa, Tokyo Valisi Şintaro Işihara Nisan ayında benzer bir girişimde bulunmuş ve adanın satın alınması için bağış hesabı açılmıştır. 1970’lerden beri beş adacık ve üç kayalıktan oluşan Senkaku/Diaoyu adaları Japon işadamı Hiroyuki Kurihara ve kardeşlerine ait durumdadır. Adaların bir vatandaşa ait olması sebebiyle güvenliğin yeteri kadar sağlanamadığını öne süren Şintaro Işihara adanın satın alınması gerektiğini belirtmiştir. Bu amaçla açılan hesapta bugüne kadar 1 milyon dolardan fazla para toplandığı ifade edilmektedir.(7) Yine Tokyo Valiliği, Senkaku Adası için ABD'nin önde gelen gazetelerinden Wall Street Journal gazetesine reklam vermiştir. Çin ile karşı karşıya kalan Japonya'ya destek verilmemesi halinde Amerika'nın Pasifik Okyanusu'nu tamamen kaybedebileceği uyarısının yer aldığı reklamda Senkaku'nun Japonya toprağı olduğu tekrar vurgulanmıştır. Japon hükümetinin adayı satın alacağını açıklaması üzerine Çin Dışişleri Bakanlığı, Tokyo yönetimine adalar sorununa ilişkin tek taraflı eylem ve tavırlardan uzak durması çağrısında bulunarak, "Çin'in kutsal toprakları satılık değildir" karşılığını vermiştir.(8)


Hong Konglu bir grup aktivist adalara Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı sonunda müttefik kuvvetlere teslim olmasının 67. yıldönümünde ulaşmak amacıyla yola çıkmış, 15 Ağustos’ta Uotsuri adacığına çıkan 14 aktivist tutuklanmıştır. Japonya grup üyelerinin sorgulanmak için Okinawa'ya gönderileceğini bildirmiştir. Çin hükümeti ise aktivistlerin derhal ve koşulsuz bir şekilde serbest bırakılması talebinde bulunmuştur. Yeni bir kriz çıkarmak istemeyen Japonya, 17 Ağustos’ta aktivistleri Japonya Göçmenlik Bürosu'na naklettikten sonra Hong Kong'a geri göndermiştir.


Japonya’nın Eylül başında söz konusu adalardan üçünü 26 milyon dolara satın alması Çin’de büyük tepkiye yol açmıştır. Bu alımın yasa dışı ve geçersiz olduğunu savunan Çin devlet başkanı Hu Jintao, Çin’in bu satın alma işlemini hiçbir koşulda tanımayacağını vurgulamıştır.(9) Ayrıca Pekin adalar çevresine 6 devriye gemisi göndermiştir. Japon hükümeti sözcüsü Osamu Fujimura, Çin savaş gemilerinin adalara bu kadar yaklaşmasını “benzeri görülmemiş” bir sınır ihlali olarak değerlendirmiş ve mülk sahibinden satın alınan adaların, Japon toprağı olduğunu, dolayısıyla Çin’in sınır ihlalini şiddetle protesto ettiklerini belirtmiştir.(10) Ayrıca Çin’de 70’in üzerinde şehirde protesto gösterileri düzenlenmiş, başta Japon Büyükelçiliği olmak üzere, Japon firmaları ve diğer kuruluşlar göstericiler tarafından hedef alınmıştır.


17 Eylül tarihinde Çin medyası tarafından Çin’e ait bin adet balıkçı teknesinin adalara doğru yola çıktığı açıklaması üzerine Japon Sahil Güvenlik ekipleri alarma geçirilmiş, ancak balıkçı tekneleriyle ilgili bir gelişme yaşanmamıştır.


Tüm bu gelişmeler yaşanırken, ABD Savunma Bakanı Leon Panetta Asya Pasifik temaslarının ilk durağı olarak Japonya’yı ziyaret etmiş ve adalar sorununun herhangi bir çatışmaya sürüklenmesinden endişe duyduğunu, bu olayın barışçıl bir şekilde Japonya’nın ve Çin’in çıkarlarına uygun olarak çözülmesi gerektiğini belirtmiştir. Washington’ın Senkaku konusunda taraf tutmayı reddettiğini söylerken, ABD-Japon güvenlik anlaşması uyarınca eğer saldırı söz konusu olursa müttefikinin yanında yer alacağını da vurgulamıştır.(11) Öte yandan Panetta, Japonya’yı Kuzey Kore’den gelebilecek füze tehdidine karşı koruyacak yeni bir radar sistemi kurulması konusunda ABD ve Japonya’nın anlaşmaya vardığını açıklamıştır ki Çin’in bu gelişmeden hoşnut olmayacağını belirtmek yanlış olmayacaktır.


Ayrıca Çin’de devam eden son on yıldaki en şiddetli Japonya karşıtı gösterilerin, Japonya’nın Mançurya işgalinin 81’inci yıldönümüne denk gelmesi gerilimi daha da yükseltmiştir.  Çin yönetimi Pekin’in Chaoyang bölgesinde faaliyet gösteren 800 Japon firmasının 18 Eylül günü faaliyetlerine ara vermesini önermiştir. Buna paralel olarak Panasonic, Canon, Nissan, Toyota, Honda ve Mazda gibi büyük Japon firmaları üretime iki gün ara vereceklerini açıklamıştı. Çin’deki bütün Japon okulları da hafta boyunca eğitimlerine ara vermiştir. Çin yönetimi, halkı sağduyulu ve hukuka uygun şekilde tepkilerini dile getirmeleri konusunda uyarırken ülkedeki Japon vatandaşların ve Japon sermayeli firmaların korunacağını belirtmiştir.


Konuyla ilgili olarak Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hong Ley, “Ölümcül yıkıcılıkta sonuçları olabilecek bu tırmanışın müsebbibi, Japonya’nın adaları satın aldığını açıklamasıdır. İlişkilerimizin geleceği Tokyo’nun tavrına bağlı”  açıklamasında bulunmuştur. Çin Ulusal Haber Ajansı Xinhua, Japonya’dan sonra Çin‘e geçen Panetta’nın ziyaretinin başarısının, bir ABD müttefiki tarafından bozulan bölgesel barış ve istikrarın yeniden temin edilmesinde ABD’nin üzerine düşeni yapacağı konusunda Pekin’i ikna etmesine bağlı olduğunu belirtmiştir.(12)


Adaların kamulaştırılmasının Çin’de tepkilere yol açmasını beklediklerini ancak şu anki durumun beklenenin çok üzerinde olduğunu vurgulayan Japonya Başbakanı Noda’nın, ilişkilerin normalleştirilmesi ve sorunun diplomatik yoldan gözümü için Çin’e özel temsilcisini göndermeyi düşündüğü ifade edilmektedir.(13) Pekin de Japonya-Çin ikili ilişkilerinin normalleşmesinin 40. yıl dönümü kutlama etkinliklerinde bir erteleme olmayacağını duyurmuştur. Ancak 23 Eylül’de yapılan açıklamada etkinliklerin ertelendiği belirtilmiştir.


Taraflar gerginliğin tırmanmasıyla birlikte konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşımıştır. Tokyo’nun BM nezdindeki girişimlerine karşılık Çin’in BM Daimi Temsilcisi Li Baodong da geçen hafta BM Genel Sekreteri Ban-ki Mun’a adaların Çin’e ait olduğunu anlatan kapsamlı bir rapor sunmuştur. Ayrıca 26 Eylül’de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Japonya Başbakanı Noda’nın Çin’in ismini vermeden anlaşmazlıkların barışçıl çözümü amacıyla uluslararası hukukun güçlendirilmesine vurgu yapması da dikkat çekicidir.


Silahlı Çatışma İhtimali

Tartışmalı adalar yüzünden iki ülke ilişkilerinde yaşanan krizlerin son dönemde arttığı görülmekle birlikte iki ülkenin sorunun çözümü için girişimde bulunmaması dikkat çekicidir. Tokyo ve Pekin 2008 yılında bir anlaşma yaparak, adaların etrafındaki doğalgazın bir konsorsiyum tarafından çıkarılmasını kararlaştırmış ancak bu ortaklık yalnızca kağıt üstünde kalmıştır. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) öğretim üyesi Taylor Fravel sorunun bu şekilde sürüncemede bırakılmasında üç temel faktörün etkili olduğunu vurgulamaktadır.(14) Birincisi adanın taşıdığı ekonomik, stratejik ve sembolik önemdir. Bu önemi göz önünde bulunduran taraflar en büyük pazarlık marjına sahip olmak için beklemektedir. Adalara sahip taraf Doğu Çin Denizi’nde daha fazla söz hakkı elde edecektir ki bu durum hem ekonomik hem ticari hem de askeri açıdan büyük önem teşkil ettiğinden iki ülke de geri adım atmak istememektedir. İkinci faktör siyasilerin seçmen kaybetmemek için taviz veren taraf olmak istememesidir. İki ülke halkı için oldukça hassas olan adalar meselesinde ödün veren taraf “ülke toprağını satmak” suçlamasıyla karşı karşıya kalabilecektir. Son olarak sorunun çözümünün iki ülke için de aciliyet gerektirmemesi bölgede her anlamda rakip konumda bulunan tarafların taviz verme olasılığını düşürmektedir.


Öte yandan Senkaku/Diaoyu adaları konusunda iki ülke söylemlerinin giderek sertleşmesi krizin gelecekte çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğine ilişkin soruları da beraberinde getirmektedir. Japon Savunma Bakanı Satoşi Morimoto, Senkaku Adası'na ilişkin pozisyonlarının değişmediğini, egemenliklerini korumak için gerekirse güç kullanabileceklerini ifade ederken,  Japonya Başbakanı Noda “ülke topraklarına karşı "yasa dışı adımlara müsamaha göstermeyeceklerini" ve öncelikleri diplomasi olmakla birlikte ülke topraklarına yönelik tehditlere karşı gerekirse askeri güç kullanabileceklerini vurgulamıştır.(15) Kyoto Sangyo Üniversitesi bünyesindeki Dünya Siyaseti Enstitüsü’nün (Institute for World Affairs) Başkanı Kazuhiko Togo, “İşler arzu etmediğimiz bir boyuta geldi ve zaman daralıyor. Kendimizi askeri olarak hazırlamamız gerekli, ancak Tokyo-Pekin arasındaki uçurumları kapatacak her türlü diplomatik çabayı göstermeliyiz. Bu mesele gerçekten de casus belli (savaş nedeni) olma yolunda ilerliyor.” açıklamasıyla durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir.(16)


Doğu Çin Denizi’ndeki bu tür anlaşmazlıkların çatışmaya dahi gidebildiğine 1988 yılında tanık olunmuştur. Çin ile Vietnam'ın Johnson resifinde hâkimiyet sağlama çabaları çatışmaya yol açmış ve 64 Vietnam askeri hayatını kaybetmiştir.  Ancak şüphesiz söz konusu Japonya olduğunda Çin daha temkinli davranmak zorundadır. Bunun en temel sebebi, 1960 yılında imzalanan ABD-Japonya Karşılıklı İşbirliği ve Güvenlik Antlaşması uyarınca ABD’nin anlaşmazlığa müdahil olabileceğidir. Zira anlaşmazlığın silahlı mücadeleye dönüşmesi durumunda ABD söz konusu anlaşmaya dayanarak Japonya’nın yanında yer alacaktır. 1996’da Tayvanlı ve Hong Konglu aktivistlerin adalara çıkmasından itibaren Pentagon ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı bu meselenin 1960 Antlaşması’nın ortak müdafaayı öngören beşinci maddesi kapsamına girdiğini ifade etmektedir.(17) 2010 yılında iki ülke ilişkilerinde büyük gerilime yol açan balıkçı teknesi krizi sırasında da ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton “Senkaku adalarının Karşılıklı İşbirliği ve Güvenlik Antlaşması kapsamında olduğunu ve silahlı saldırı durumunda ABD’nin Japon topraklarını koruyacağını” belirtmiştir.(18) Ancak bu meseleden ötürü Çin ile Japonya arasında çatışma yaşanması durumunda ABD’nin müdahil olup olmayacağı tartışmalı bir konudur. Nicholas Kristof, 10 Eylül 2010’da New York Times’da yayımlanan yazısında “Böyle bir mesele nedeniyle ABD’nin Karşılıklı İşbirliği ve Güvenlik Antlaşması’nı yürürlüğe koyma ihtimalinin sıfır olduğunu” ifade etmektedir.


İkinci bir faktör şüphesiz iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerdir. Çin, Japonya’nın en büyük ticaret ortağı haline gelmiş, 2011’de iki ülke arasındaki ticaret hacmi 345 milyar dolara ulaşmıştır.(19) Çin Japonya’dan motorlu taşıt, bilgisayar, demir-çelik ürünleri ve elektronik eşya; Japonya ise Çin’den akıllı telefon, tekstil ürünleri ve nadir elementler ithal etmektedir. İki ülke, aralarındaki ticareti daha da artırmak amacıyla Haziran ayından itibaren ticarette dolar yerine yen-yuan kullanma kararı almıştır. Ayrıca 2011 yılında Japonya’nın Çin’deki yatırımı geçen yıla oranla % 60 büyüyerek 1 trilyon yene ulaşmıştır. 22.000 civarında Japon firması Çin ile ticari ilişki içerisindedir.(20) Dolayısıyla ekonomik karşılıklı bağımlılık iki ülkeyi krizleri diplomatik yöntemlerle aşma yoluna itmektedir. Zira şu anki gelişmeler iki tarafın da ekonomisine zarar vermektedir. Karşılıklı olarak iptal edilen turlar ve rezervasyonlar göz önüne alındığında ilişkilerdeki gerilimden ilk etkilenen sektör şüphesiz turizmdir. Ayrıca iki ülke vatandaşlarından küçük iş sahipleri birbirleriyle ticaret yapmaktan çekinmektedir.


Tarafların çatışmadan kaçınmasına neden olan bir diğer faktör bölgesel çıkarlardır. İki ülke de bölgede barışçıl ve yapıcı güç unsurları olarak algılanmak istediğinden, dış politikalarını bu yönde geliştirdiğinden bu imaja zarar verecek hareketlerden kaçınmaktadır. Çin “barış içinde birlikte yaşama” stratejisini sürdürmek,  Japonya ise eski “Japon emperyalizmi” söylemlerine maruz kalmamak için silahlı güç kullanımından mümkün olduğunca uzak durmaktadır. Bununla birlikte gerginlik sürerken 23 Eylül’de ilk Çin uçak gemisi Liaoning’in resmen donanmaya katılması da dikkat çeken bir gelişmedir. Çin’in son yıllarda askeri gücünü artırması ve özellikle donanmasını güçlendirmesi, Doğu Çin Denizi’nde hâkimiyet sağlama amacı güden Japonya tarafından bir tehdit unsuru olarak görülmektedir. Stratfor’dan Rodger Baker, Çin’in ekonomik ve politik amaçlarla askeri gücünü artırmasının İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra pasifizme yönelmiş Japonya’yı bu politikadan saptırabileceğine vurgu yapmaktadır.(21)


Sonuç

Senkaku/Diaoyu adaları sorunu kısa vadede çözülecekmiş gibi görünmemekle birlikte iki ülke arasında ortaya çıkacak bir çatışma durumu da bugün için olası gözükmemektedir. Adaları elinde bulunduran ülke olarak Japonya daha avantajlı konumda bulunsa da Çin’in bölgede artan önemi, ekonomik gücüne bağlı olarak gelişen askeri gücü, Japonya’nın özellikle nadir elementlerin ithalatında Çin’e bağımlılığı da göz ardı edilmemelidir. Japonya’nın adaları satın alarak kamulaştırmasındaki amacının adalar üzerinde denetim ve güvenlik sağlamak olduğunu belirtmesine rağmen Çin devriye gemilerinin adalar çevresinde bulunması bu kontrolün sağlanamadığını göstermektedir. Japonya’nın bu duruma göz yumması gerginliği tırmandırmamak istemesinden ileri gelmektedir.


Diğer taraftan ABD’nin Japonya ile olan bağları ve Çin’in barışçıl dış politika çizgisi de sorunun gidişatında etkilidir. Adaların satın alınma işlemini kesinlikle tanımayacağını açıklamasına karşın Pekin sürekli sorunun masada çözülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

 

 

Dipnotlar:

1. Steven Wei Su, “The Territorial Dispute over the Tiaoyu/Senkaku Islands: An Update”, Ocean Development and International Law, No.36, 2005, s.48
2.Ibid., s.49
3. Martin Lohmeyer, “The Diaoyu/Senkaku Islands Dispute: Questions of Sovereignty and Suggestions for Resolving the Dispute”, Faculty of Law, University of Canterbury, 2008, s.11
4. Taylor Fravel, “Explaining Stability in the Senkaku (Diaoyu) Islands Dispute” in Gerald Curtis et al., Getting the Triangle Straight: Managing China-Japan-US Relations, Tokyo, JCIE, 2010, p.156
5. “Çin Japonya’yla Üst Düzey İlişkilerini Kesti”, BBC, 19 Eylül 2010,
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/09/100919_china_japan_ties.shtml (erişim 10 Ağustos 2012)
6. “Japonya ve Çin arasında adalar gerginliği büyüyor”, BBC, 11 Temmuz 2012,
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/07/120711_japan_china_island_row.shtml (erişim 10 Ağustos 2012)
7.Kirk Spitzer, “Clock Ticks On China-Japan Islands Dispute”, Time US, 24 Mayıs 2012,
http://nation.time.com/2012/05/24/clock-ticks-on-china-japan-islands-dispute/ (erişim 12 Ağustos 2012)
8. “Çin’in Kutsal Toprakları Satılık Değil”, 13 Temmuz 2012, 
http://www.ntvmsnbc.com/id/25366381/ (erişim 12 Ağustos 2012)
9. http://haber.kanald.com.tr/Haber/Dunya-33/Adalar-krizi-36632.aspx
10. “Chinese surveillance ships enter Diaoyu water”, September 15, 2012, http://www.globaltimes.cn/DesktopModules/DnnForge%20%20NewsArticles/Print.aspx?tabid=99&tabmoduleid=94&articleId=733258&moduleId=405&PortalID=0 (erişim 16 Eylül 2012)
11. “Panetta tells China that Senkakus under Japan-U.S. Security Treaty”, September 21, 2012,  http://ajw.asahi.com/article/asia/china/AJ201209210061 (erişim 22 Eylül 2012)
12.“Firms close on anniversary, China Daily”, September 18, 2012, http://www.chinadaily.com.cn/china/2012-09/18/content_15764070.htm (erişim 22 Eylül 2012)
13. “Japan urged to follow path of dialogue, negotiation”, September 21, 2012, http://usa.chinadaily.com.cn/china/2012-09/21/content_15772098.htm (erişim 22 Eylül 2012)
14. Taylor Fravel, “Explaining Stability in the Senkaku (Diaoyu) Islands Dispute” in Gerald Curtis et al., Getting the Triangle Straight: Managing China-Japan-US Relations, Tokyo, JCIE, 2010, p.157-158
15.“Japonya'dan tartışmalı ada için askeri adım”, Zaman, 28 Temmuz 2012,
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1324519 (erişim 14 Ağustos 2012)
16. Kirk Spitzer, “Clock Ticks On China-Japan Islands Dispute”, Time US, 24 Mayıs 2012,
http://nation.time.com/2012/05/24/clock-ticks-on-china-japan-islands-dispute/ (erişim 12 Ağustos 2012)
17. Taylor Fravel, “Explaining Stability in the Senkaku (Diaoyu) Islands Dispute” in Gerald Curtis et al., Getting the Triangle Straight: Managing China-Japan-US Relations, Tokyo, JCIE, 2010, p.157-158
18.Gavan McCormack, “Small Islands-Big Problem: Senkaku/Diaoyu and the Weight of History and Geography in China-Japan Relations”, Asia-Pacific Journal, Vol.9, Issue 1, 2011, http://japanfocus.org/-Gavan-McCormack/3464 (erişim 12 Ağustos 2012)
19.Japan External Trade Organization,
http://www.jetro.go.jp/en/news/releases/20120223142-news (erişim 12 Ağustos 2012)
20. Companies reopen as anger eases in China, The Japan Times, September 21, 2012,  http://www.japantimes.co.jp/text/nb20120920x1.html (erişim 25 Eylül 2012)
21. Rodger Baker, “Understanding the China-Japan Island Conflict”, STRATFOR, September 25, 2012, http://www.stratfor.com/weekly/understanding-china-japan-island-conflict  (erişim 27 Eylül 2012)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top