İran Seçim Krizinin Tarafları

A- A A+

İran İslam Cumhuriyeti 10.dönem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin üzerinden iki hafta geçmesine rağmen seçim sonuçlarıyla ilgili tartışmalar artarak sürmektedir. Bölgedeki diğer ülkelere göre nispeten istikrarlı bir görünüm sergileyen komşu ülke hızla kargaşa sürüklenmekte ve siyasal krizin eşiğinde bir konum sergilemektedir.  1979 İslam devriminden bu yana Irak’la süren  sekiz yıl savaş dönemi hariç genel olarak İran yönetimi dünya kamuoyunda psikolojik üstünlük sağlayacak hamleler ve girişimler yapmaya çalışmıştır. Kimi uzmanlara göre bu stratejisinde başarılı olmuş ve uluslararası arenada belli bir ağırlık, kitlesel yığınların nezdinde saygınlık kazanmıştır. Bu doğrultuda daha önceleri yalnızca bir ham petrol ihracatçısı olan ülke konumundan nükleer, uzay, nano ve benzeri teknolojilerle uğraşan uzun menzili füze geliştiren ülke konumuna gelmiştir. Bölgedeki kriz ve sorunlarda, örneğin Irak, Afganistan, Lübnan, Pakistan, Filistin gibi konularında doğrudan ve ya dolayı aktif bir aktör olarak yer almıştır. Bunun yanı sıra coğrafi olarak çok uzaktaki solcu yönetimlere sahip Venezüella, Bolivya, Nikaragua ve Afrika’daki pek çok ülkeyle stratejik ilişkilerini pekiştiren aktif bir dış politikası izleyerek başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere batılı güçlerin korkulu rüyası  haline gelmiştir.

 


Seçim süreci ve sonrasında yaşanan olaylar, sonuca itiraz eden protestocuların eylemleri, güvenlik güçlerinin muhaliflere karşı sert tutumu, batı medya ve basın kuruluşlarının olayların tırmanmasındaki rolü, üzerinde durulması gereken önemli konulardır. İran’daki durumu tarafsız gözle inceleyip  sizlere yansıtmaya gayret göstereceğim. Ülke içindeki yönetimin, yönetime yakın siyasilerin, sivil toplum kuruluşların, gazete ve partilerin fikirlerinin yanında başta muhalefet liderleri olmak üzere bu kanadın fikir ve düşüncelerini yansıtan partiler, din adamları, gazeteler ve benzeri kuruluşların söylemlerini sizlerle paylaşarak olup bitene bir ayna tutmaya çalışacağım. Ülkemizde ve batıda kimi uzmanlar bu hareketi kadife devrim  ve hatta yeni bir halk devrimi  nitelendirmesini yaparken bazıları da batı kışkırtmasıyla İran’ın dünyadaki prestijini ve konumunu sarsmaya ve zayıflatmaya yönelik bir provokasyon hareketi olarak değerlendirmektedirler.


İran’da cereyan eden olaylar hızı bir şekilde gelişmektedir. İktidar ve muhalefet daha doğrusu; seçimlerin adil ve dürüst bir ortamda yapıldığında ısrar edenlerle, seçim sonuçlarına inanmayan ve yenilenmesini talep edenler arasında her düzeyde, sokaktan en üst yönetim kademelerine varıncaya kadar ve doğal olarak basın üzerinden müthiş bir mücadele sürmektedir. Her iki tarafın liderleri, sözcüleri ve  yandaşları ellerindeki imkânları kullanarak haklılıklarını anlatmaya ve kitleleri kendi yanlarına çekmeye çalışmaktadırlar.

 

İktidarın düşüncelerini anlamak için son gelişmelere göze atmalıyız. Seçim sonuçlarının açıklandığından bu yana en sert açıklamalar ve nutuklar yönetimin zirvesinde bulunan mercilerden gelmiştir. Yönetimin üst kademesini paylaşanlar genel olarak dini bir rütbeye de  sahip olduklarından dolayı söylediklerinin önemi artmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti’nin yönetim sistemini anlamak ve doğru değerlendirmeler yapmak için idarecilerin yetki ve sorumluluklarına bir göz atalım. Yönetim erkinin  zirvesinde Rehberlik Makamı (Vilayeti Fakih) bulunmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti Anayasası’nın 110. maddesince rehberin yetkileri:


1- Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’ne danıştıktan sonra İran İslâm Cumhuriyeti’nin genel politikasını saptamak.
2- Rejimin saptanan politikasının doğru icra edilmesine nezaret etmek.
3- Geniş soruşturma yetkisi.   
4- Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın atamasını yapmak.
5- Savaş ve barış kararı almak ve genel seferberlik ilan etmek.
6-  Altta yazılan  kurumların başkanları ve yöneticilerinin atamalarını, görevden alınmasını ve istifalarını kabul etmek:
   a.Denetim Şurası’nın (Şûrayı Nigehban) fakihleri,
   b.Yargı Erkinin en yüksek makamları,
   c.İran İslâm Cumhuriyeti Radyo ve Televizyon Kurumu Başkanı,
   d.Genelkurmay Başkanı,
   e.İslâm Devrimi Muhafızları Başkomutanı,
   f. Askeri ve emniyet güçlerinin üst düzey komutanları. 
7- Üç silahlı kuvvet arasındaki olası ihtilafları çözme ve aralarında irtibat sağlamak.
8- Normal yollarla çözülemeyen rejim içindeki problemleri Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi aracılığı ile çözüme kavuşturmak.
9- Cumhurbaşkanı’nın  mazbatasını imzalamak. (1)


Yasal olarak İran İslam Cumhuriyeti’nin en yetkili ve etkili konumuna sahip bulunan Rehberlik makamın sistem içinde meydana gelecek anlaşmazlıkların çözümünde alacağı tavır ve benimseyeceği tutum büyük önem araz etmektedir. Yukarda rehberin sınırsız yetki ve sorumluluklarını gördük. Dolaysıyla bu denli gücü elinde bulunduran bir idarecinin kriz dönemlerinde söyleyeceği sözler ve takınacağı tutumun önemi ortadadır. İmam Humeyni’den sonra Uzmanlar Meclisi (Meclisi Hübregan) tarafından bu makama seçilen A.S.Ali Hamaney, takındığı tutum ve ortaya koyacağı iradeyle bu sorunun belirleyici faktörü olmuştur. Rehberin geçen cuma namazında M. Ahmedinejad’tan yana tavır koymasından  sonra iktidara yakın dini otoriteler ve ulema hemen saflarını belirlemiş ve A.S.Ali Hamaney’in tavrını benimsediklerini ve bu sözlerin son nokta (Fesl el hitap) olduğunu belirtmişlerdi. A.S.Ali Hamaney Tahran Üniversitesi’ndeki namazgahta devlet radyo televizyonundan naklen yayınlanan  cuma namazı hutbesinde; seçimlerin adil ve eşit bir ortamda yapıldığını, seçimin galibi büyük farkla M. Ahmedinejad olduğunu, fikren de kendisine yakın olduğunu belirtmiştir. Kanunların uygulanmasını isteyen, hiçbir koşulda baskıları kabul etmeyeceğini, kanunların uygulanmamasının diktatörlük ruhunu ortaya çıkacağını ve işleri içinden çıkılamayacak bir duruma sokacağını beyan etmiştir.(2) 

 

Rehber bu konuşmasında diğer adaylarla ilgili değerlendirmelerde de bulunmuş ve ayrıca “bütün adaylar sistemin içinden kişilerdir, hepsini yakından tanıyorum” demiştir. Seçim propaganda süresince M. Ahmedinejad tarafından haklarında yolsuzluk iddiası ortaya atılan Uzmanlar Meclisi (Meclisi Hübregan) ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (Şurayı Teşhise Maslahatı Nizam) başkanı A.A.H.Rafsancani ve N.Nuriye’ye de sahip çıkmış ve onları uzun zamandan beri tanıdığını vurgulamıştır.(3) Bu konuşmalardan tam bir hafta sonra aynı mekanda Cuma namazını kıldıran Tahran’ın geçici Cuma imamı ve Uzmanlar Meclisi (Meclisi Hübregan) üyesi S.Ahmet Hatemi, Rehber’in sözlerini desteklerken kriz süresince muhalefete yönelik en sert eleştirileri yapmış ve iktidarın bundan sonra uygulayacağı  baskı politikasının habercisi olmuştur. Devlet Radyo ve Televizyonu’ndan da canlı olarak yayınlanın hutbesinde şöyle demiştir: “Rehber yalnız bizim siyasi liderimiz değildir, aynı zamanda dini liderimizdir. İmamı Zaman’ın (Şia inanç sistemindeki 12. imam H.Mehdi) vekilidir. Rehbere karşı gelmek İmamı Zaman’a karşı gelmektir ve rivayet odur ki imamı Zaman’a karşı gelmek Yüce Allah’a karşı gelmek demektir. Bundan önce kim Velayet’e karşı geldi, onların durumuna bir göz attın ve ibret alın. Seçimler yenilenmeyecek. Araştırma komisyonu filan kurmak diye bir uygulama olamaz. Herkes Anayasayı Koruma Şurası’nın  (Şurayı Nigehban) kararlarına saygı göstermelidir. Yetkili merciler seçim sonucunu benimsemiştir. Anayasamızın 99. maddesi gereğince itirazlar Anayasayı Koruma Şurası’na(Şurayı Nigehban) yapılmalıdır. Sorun kanunlar çerçevesinde çözülmelidir. Yargı makamları bu kargaşayı çıkaranların elebaşlarına acımasız davranmalıdır. Bunlar Amerika ve İsrail’in uzantılarıdır. Bunları sert bir şekilde cezalandıralım ki, herkese ibret olsun.”(4)


                
Seçim sonrası meydana gelen olaylara ve muhalefete yönelik en sert tepki Tahran’ın Cuma imamı A. Hatemi’den geldi. Ama hafta içinde toplumun değişik katmanları ve özellikle dini referanslı teşekküllerden de sert tepkiler gelmeye devam etmiştir. Horasan Eyaleti Din Bilimleri Üniversitesi’nin  (Hozeye İlmiyeye Horasan) hocalarından 140 kişi yayınladıkları bildiride, seçimin adil bir ortamda geçtiğini ve 40 milyon vatandaşın oylarıyla rejimi desteklediklerini beyan etmişlerdir.(5) Elzehra Üniversitesi (Cameeye Elzehra) hocaları, talebeleri, misyonerleri ve çalışanları 15 metrelik bir bildiri (Tumar) hazırlayarak Rehberlik Makamı’nın (Vilayeti Fakih) arkasında yer aldıklarını ve memlekete zarar gelmemesi için herkesin bu tutumu takınmasını istemişlerdir.(6) İsfahan, Kum ve Meşhet Üniversiteleri ve din eğitimi ve okulların hocalarından 500 kişi (7) yayınladıkları bildiride; derhal sokaktaki itirazların bitirilmesini, Rehber’in son sözü söylediğini ve yasal yollara başvurularak hak talep edilmesini istemişlerdir.(8) İslami İtilaf Partisi’nin (Hizbe Mütelifeye İslami) Genel Başkanı M. Benihabibi ise, Rehberlik makamının  her kurumun ve kişinin üstünde olduğunu vurgulayarak onun bu konudaki emirlerinden sonra herkesin susması gerektiğini ileri sürmüştür.(9)

 

Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla başlayan kriz döneminde, ülkede yapılan bütün seçimlerin denetimini ve adayların uygunluğunu belirleme yetkisine sahip Anayasayı Koruma Şurası (Şurayı Nigehban) devamlı olarak gündeme gelmiştir. Bu kurumun yetki ve sorumluluğuna bir göz atmakta fayda görüyorum. İran İslâm Cumhuriyeti’nde, İslami Şura Meclisi’nin onayladığı kararların İslam ahkamı ile Anayasa’ya aykırı olmamasını temin ederek İslam ahkamı ile Anayasa’nın korunması amacı ile Koruma Şurası (Şura ye Nigehban) adı altında  bir konsey kurulmuştur. Görev ve yetkileri bakımından bizim Anayasa Mahkemesi’yle benzerlikler taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin işlevine benzer görevler üstlenmektedir. Buradaki, benzerlik çıkarılan yasaların Anayasa’nın ruhuna uyup uymadığı bakımından dikkate alınabilir. Koruma şurası 12 kişiden oluşmaktadır.  Bunların altısı zamanın icaplarına, günün sorunlarına hakim ve adil din adamlarından  Rehberlik Makamı tarafından atanır. Diğer altı üye ise İslamî Şura Meclisi tarafından hukukun çeşitli branşlarında uzman  hukukçular arasından gizli oy ile seçilirler. İslami Şura Meclisince kabul edilen kanunların ve kararların İslam kurallarına  aykırı olmadığının belirlenmesi, Anayasayı Koruma Şurası fakihlerinin çoğunluğunun, Anayasa’ya aykırı olmadığının tespiti ise Anayasayı Koruma Şurası’nın bütün üyelerinin çoğunluğu ile olur. Millî Şura Meclisince kabul edilen kanunlar ve mevzuatının tamamının Anayasayı Koruma Şurası’na gönderilmesi gerekir. Anayasayı Koruma Şurası, kendine ulaştığı tarihten itibaren en fazla on gün içinde bu kanunları İslam esaslarına ve Anayasa’ya uygunluğu yönünden incelemekle ve aykırı gördüğü takdirde tekrar görüşülmek üzere Meclis’e iade etmekle zorunludur. Bu haller dışında mecliste kabul edilen kanun ve mevzuat icra edilebilir. İslamî Şura Meclisi’nin onayladığı kanunları Denetim Şurası Anayasa’ya aykırı olduğuna veya şer’i sınırlara uygunsuzluğuna kanaat getirirse rejimin menfaatleri doğrultusunda Meclis, Denetim Şurası’nı kanun maddesinde belirtilen hususlar ve ödevler ile Rehberin tekrar incelenmesi için geri gönderdiği konularda tatmin edemiyorsa, Rehberin emri ile Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyine gönderilir. Konseyin geçici ve daimî üyeleri Rehberlik makamı tarafından tayin edilir. Konseyin aldığı kararlar Konsey üyeleri tarafından tasvip edilir, hazırlanır ve Rehberlik makamının onayına sunulur. (10)


                   
Muhalefet liderlerince  tarafsızlığını yitirdiği öne sürülen ve hedef tahtası konumuna gelen Anayasayı Koruma Şurası (Şurayı Nigehban) sözcüsü A. Kethudai’ye göre; araştırmalarının sonucunda önemli bir seçim ihlaline rastlanmadığı, sonucu etkilemeyecek münferit ihlallerin olduğunu belirtmiştir. Bütün seçim sürecini dikkatle takip edip incelediklerini, bazı şehirlerde sandıktan çıkan oy sayısı  seçmen sayısından fazla olmasının o yerleşim yerlerinin yazlıkçıların oy kullandıkları yerler olduğundan bu durumu normal olarak değerlendirdiklerini ifade etmiştir.(11) Kurumun bu tutumu başta M.H. Musevi ve M. Kerrubi olmak üzere muhalefet cephesinin tepkisini çekmektedir. Seçimlerden sonra muhalefetin, itiraz ve sonuçların ret cephesinin tartışılmaz liderliğini M. H. Musevi’nin üstlenmiş olduğu görülüyor. Her fırsatta gelişmeler ve olaylarla ilgili açıklamalar yapan ve değerlendirmelerde bulunan Musevi, bütün baskı ve telkinlere rağmen ilk günkü tutumundan yani seçimlerin yenilenmesi gerektiği düşüncesinden vazgeçmeyerek taraftarları nezdinde büyük pirim toplamıştır. Sakin ama karalı  kişiliğiyle tanınan Musevi, taraftarlarını şiddete başvurmadan haklarına sahip çıkmaya çağırmaktadır.


                 
M.H. Musevi verdiği son demecinde; normal zamanlarda Rehber’in Cumhurbaşkanı’nın yanında yer almasını olumlu bir durum olarak gördüğünü ama bugünkü durumda bu davranışın memleketin hayrına olmadığını ifade etmektedir.  Devlet radyo ve televizyonunun   olayları taraflı yansıttığını ileri süren ve eleştiren Musevi, kendine bağlı Yeşil Kelime (Kelimeye Sebz) gazetesinin kapatılmasını, çalışanlarının tutuklanmasını ve diğer muhalif gazetelerinin tehdit ve baskı altında tutulmasını eleştirmiştir.(12) M.H. Musevi yayınladığı 8 numaralı bildirisinde de; devlete bağlı gazeteler ve internet sayfaları bütün olayları halka yanlış aktardığını, bazılarının halkın imkanlarını kullanarak seçimlerde büyük sahtekarlıklar yaptıklarını ileri sürmüştür. Ülkede güvensiz bir ortam yaratıldığını, kendisinin asla ve hiçbir zaman hakkından vaaz geçmeyeceğini, halkın kanını dökenlerle mücadele edeceğini bildirmiştir. İran halkının hakları için ve haksızca dökülen kanlar için tehditlere boyun eğmeyeceğini söyleyen Musevi, halkı da sükunete davet etmiştir.(13)

 

M.H. Musevi’nin seçim merkezi, Oyların Selameti Komitesi (Komiteye Sıyanete Ara) seçim ihlalleriyle ilgili bir bildiri yayınladı. Bu bildiriye göre seçim süresince yapılan hukuksuzluklar saptanarak şu şekilde sıralanmıştır:


1-Seçim kurulları belli bir adayın taraftarlarından oluşturuldu.
2-Seri numarası bulunmayan, akıbeti meçhul sayısız oy pusulası bastırıldı.
3-Seçim merkezlerinde ihtiyaçtan fazla mühür bulunuyordu.
4-Kaymakamların baskısıyla bizim temsilcilerimiz seçim gününe kadar seçim kurullarında yer alamadı.
5-Seçim günü bizim temsilcilere sandık başında gözetmenlik giriş kartı verilmedi, verilen yerlerde çok geç verildi, temsilcilerimizin oy pusulalarının toplandığı ve tasnif edildiği bölümlere sokulmadı.
6-Cep telefonu şebekeleri devre dışı bırakılarak haberleşmemiz engellendi.
7-Genel Merkez ve diğer seçim bürolarımızın sabit telefonları kesilerek irtibat kanallarımız kesildi.
8-Binbir güçlükle sandık başına ulaşan temsilcilerimiz önceden kapağı kapatılmış ve mühürlenmiş oy sandıklarıyla karşılaştılar, itirazları kala alınmadı (14)


                   
Seçim kampanyası süresince pek çok siyasi parti, sivil toplum hareketi ve dini oluşum, reformist diye adlandırdığımız adaylara destek verdiler ve sonuçların açıklandığından bu yana yayınladıkları bildirileri yayınlayarak, kitlesel sokak gösterileri yaparak, ve özellikle geceleri evlerinin damlarında tekbir getirerek tepkilerini dile getirmektedirler. Seçim sonuçlarına itirazın yanı sıra güvenlik güçlerinin göstericilere karşı takındığı sert ve deyim yerindeyse orantısız güç kullanımı, aydınlar, gazeteciler ve göstericilerin tutuklanmasını kitlelerin protestosunun sebepleri olarak gösterilmektedir. Pek çok din otoritesini bünyesinde barındıran Mücadeleci Din Adamları Camiası (Cameye Rohaniyone Mobarez) bu süreçte istikrarlı bir biçimde iktidarın uygulamalarına karşı çıkarak muhalefetin sözcülerinden biri olmuşlardır. Son olarak 3 nolu bildirilerinde milyonlarca insanın bu seçim sonuçlarına inanmadığını, seçim sonucunun önceden planlı bir mühendislik projesi gibi hazırlandığını vurgulamaktadırlar. Milyonlarca vatandaşın bu itirazlarını yürüyüşler ve toplantılarla dile getirme hakları olduğunu ama iktidarın bu haklı hak arayışına karşın yaşlı, genç, kadın, erkek ve çocukların kalplerine hedef alarak toprağa düşürdüğünü öne sürmektedirler. Milyonlarca insanın sandık başına gitmesi rejimin başarısı olarak değerlendiriliyorsa, neden o kitlelerin itirazları yabancıların oyunu olarak vasıflandırılıyor. Milyonlarca insanın inancına göre onların kişilik ve onurlarına ihanet edilmiştir. Haysiyet ve onurları için sokaklara dökülmüşlerdir. Bu halk hareketini yabancılarla ilişkilendirmek, binlercesini sokaklardan, evlerinden toplayarak gözaltına almak ihanettir. Hangi aklı-selim inanır ki, milyonlarca esnaf, işçi, köylü, din adamı, öğrenci ve diğer insanların haklı hareketi yabancı menşeli olsun. Biz kesin olarak Musevi ‘yi destekliyoruz. Ona isnat edilen iftiralara karşı geliyoruz. Halka şiddet uygulayan ve şehirleri askeri kışlaya çeviren bütün sorumluların yargılanmasını talep ediyoruz.(15)


                      
Reformist kanadı destekleyen diğer siyasi partilerin ve örgütlerin de tepkileri sürmektedir. Bunlardan en önemlisi, İslami Devrimin Mücahitleri Örgütüdür (Sazemane Mücahidin İngilabe İslami). Devrimin en eski ve devletin kurucu öğelerinden olan bu örgüt, halka yapılan baskıları kınayarak hükümetin halkın barışçıl istek ve davranışlarına karşın şiddet uygulamasını iktidarın özgüvenden yoksun olduşundan kaynaklandığını söylemektedir. Köhneleşmiş baskıcı yöntemlerle olayları yabancı güçleri ve terör örgütleriyle ilişkilendirmek üzüntü verici olduğunu belirtmektedir. Barışçıl gösterilere izin verilmemesi anayasanın 27. maddesine aykırıdır ve şaibeli ve doğruluğu büyük halk yığınları tarafından kabul edilmeyen bir seçim sonucunda kurulacak olan hükümet yasallıktan uzak olacağı vurgulanmaktadır.(16)

 

Muhalefet partilerin bu tutumu, iktidar daha doğrusu M. Ahmedinejad’ın cephesinde yer alan kimi siyasiler ve teşekküller tarafından sert bir dille eleştirilmektedir. İktidara yakın kimi sivil toplum hareketleri, muhalif partilerin bazılarının anayasayı çiğneyerek yasadışı çizgiye saptıklarını ileri sürülmektedirler. İslami Mühendisler Camiası’nın  (Cameeye İslami’ye Mühendisin) yöneticisi Bahadır Velizade’ye göre, İslami Devrimin Mücahitleri Örgütü (Sazemane Mücahidin İngilabe İslami) ve Mücadeleci Din Adamları Camiası (Cameye Rohaniyone Mobarez)  yabancı güçlerle ilişki halindedirler. Partiler  yabancı güçlerle irtibat kurarlarsa kapatılmalıdırlar. İktidarı destekleyenlerden İslami Memurlar Camiası’nin (Cemeeye islamiye Karmendan) Genel Başkan’ı Kemalettin Seçcadi ise muhalefet partilerini tehdit ederek, derhal tutumlarını gözden geçirerek Rehber’in yanında yer almalarını, aksi halde kapatılacaklarını vurguluyor. Devrimci Güçler Birlikteliği Konseyi’nin  (Şoraye Hemahengiye Niruhaye İngilab) Genel Sekreteri İsfendiyari bütün siyasal oluşumlara, halkı tahrik etmekten vaaz geçmeleri tavsiyesinde bulunarak, tutumlarını devam ettirmeleri halinde, bu tutum sahiplerinin ortaya çıkacak sonuçlara katlanmaları gerekeceklerini söylemektedir. İslami Şura Meclisi (Meclisi Şura ye İslami) üyesi H.R. Fuladger de, İslami sisteme zarar veren partilerin kapatılacağını ifade etmiştir.(17)

 

Bu doğrultuda adı geçen  muhalefet teşekküllerin yanı sıra diğer örgütleri de kapsayan operasyonlarda şu ana kadar pek çok partili, aydın ve gazeteci gözaltına alınmışlardır.(18) Dini otoriteler, siyasi otoriteler ve toplumun kanaat önderlerinden bir kısmı,  seçim sonrası meydana gelen olaylarla ilgili olarak muhalefetin yanında yer alarak yayınladıkları bildirileriyle iktidarın ve dolaysıyla da Ahmedinejad’ın muhaliflere karşı takındığı tutumun İslam kurallarına aykırı olduğunun üzerinde durmuşlardır. 1979 İslam Devriminin iki numaralı lideri ve en önemli teorisyenlerinden Ayetullah Uzma Hüseyinali Montezeri yayınladığı bildiride hükümete şöyle sesleniyor: “Bugünlerde gençlerimiz büyük bir umutla haklar için sokağa dökülmüşlerdir. Hükümet için onları kucaklamak ve iletişim kurmak için büyük bir fırsat doğmuştur. Ama ne yazık ki bu fırsat değerlendirilemedi. Hiçbir aklıselim bu sonuçları kabullenemez. Bu nedenle: a-Öncelikle muhalefet ve diğer fikir sahipleri hakimiyete ortak edilmelidir. b- Hükümet halkla oluşan bu güvensiz ortamı ortadan kaldırmalıdır. c-Halk şiddetten uzak hak aramasını yapmalıdır. d- Güvenlik güçleri halka karşı şiddet uygulamamalıdır.”(19) A.H.Montezeri başka bir demecinde, öğrenci yatakhanelerine saldırıları şiddetle kınıyor, sivil giyimli eli sopalı (çomak bedest) kişilerin üniversitelere sadırılarının şah dönemini hatırlattığını beyan ediyor.(20) Montezeriye göre aydınlar ve öğrenciler ülkenin gözü ve ışığıdırlar. Yabancı güçlerin casusu olarak nitelendirilmemeleri gerekiyor. Hapse atılmaları kabul edilemez bir durumdur, bunlar memleketin sermayeleri ve değerleridir. Hükümet bütün bu yaptıklarından dolayı halktan özür dilemelidir.(21)

 

İran’ın dini başkentinin ileri gelen ulemasından, uzun yıllar yargı erkinin başında bulunan Ayetullah Museviye Erdebili, seçim süresince meydana gelen olayların İslam Nizamı’nı (sistemi) zayıflattığını ifade ederek mantıklı bir yolla sorunun çözülmesini, halkı muhatap alarak onlarla diyalog kurulmasını ve itirazların giderilmesini istemiştir. Devlet Radyo ve Televizyonu bu olayları tarafsız bir şekilde yansıtmalıdır demiştir.(22) Kum İlmiler Camiası Müderrisleri ve Muhakkikleri Teşekkülü (Mecmee Muhakkikin ve Müderrisine Hozeye İlmiyeye Gom) Başkanı ve İran Partiler Evi Partisi’nin (Haneye Ehzab) Genel Başkanı Ayetullah S.Hasan Museviye Tebrizi ye göre: “Seçim sonuçlarına itirazı olanların yürüyüş yapmak için hakları var. Anayasayı Koruma Şurası (Şurayı Nigehban) tarafsızlığını yitirmiştir. Seçimlerle ilgili karar veremez. Şah, devrim zamanında sokaklardaki protestoculara terörist diyordu. Devrim sırasında ben Tebriz’de ve Kum şehirlerindeki devrimcileri yakından görüyordum, Şah ve onun Başbakanı S. Amuzgar bu muhalifler sınırın ötesinden geldiler diyorlardı. Musevi halkın hakkını ve hukukunu koruyor.” Seçim sahtekârlıklarına da değinen Tebrizi, Rey şehrinde sandıktan çıkan oy sayısının seçmen sayısından %201 fazla olduğunu beyan etmiş ve bütün bu konuları açık bir oturumda Anayasayı Koruma Şurası ‘yla (Şurayı Nigehban) tartışmaya hazır olduğunu söylemiştir.(23)

 

Muhalefetin en önemli liderlerinden eski Cumhurbaşkanı reformist M.Hatemi’ye göre: “Halk bu seçim sonuçlarını kabul etmiyor. Halka saygılı olmak gerekiyor. Bu tutumun devlete ve hükümete çok büyük bedeli olacak. Fırsatlar hızla elden gidiyor. Krizden çıkış için hala yollar vardır. Bütün ülkeyi güvenlik alanına çevirmek ve askeri yöntemlere başvurmak yanlıştır. Sorunun çözümü için her kesin güvenini sağlamış adaletli, tarafsız, cesur ve işinin uzmanı kişilerden bir kurul oluşturulmalıdır. Sistemi onarmak ve genel güveni sağlamak için bu hassas dönemde bu çok gereklidir. Tutuklananların hepsi hemen serbest bırakılmalıdır, halkın iletişim kanalları açık tutulmalıdır. Şiddetten, muhalifler için dosyalar hazırlamaktan, hayali düşmanlar yaratmaktan, töhmet ve iftiradan uzak durulması gerekiyor. Saygı ve sevgiye dayanan bir ortam hazırlanmalıdır.”(24) Din adamlarının yanı sıra bazı entelektüel ve aydın kişiler de seçim süresince ve daha sonrasında meydana gelen olaylara karşı seslerini duyurmaya çalışmışlardır. Devletin ve güvenlik güçlerinin tutumuna, devlet tekelindeki radyo televizyonun olayları taraflı ve yanlış yansıtmasına ve benzeri konularda tepkilerini göstermeye çalışmışlardır. İran sanat müziğinin yaşayan en büyük yorumcusu M. Şeceriyan, sinema ve televizyon yönetmenleri, oyuncu ve diğer sanatçılar yayınladıkları bildirilerde olaylardan dolayı tepkilerini bildirmiş ve ilan edilen seçim sonuçlarına ve ardından yaşanan olaylara itirazlarını dile getirmişlerdir.

 

Müslüman ülkelerin ilk ve tek kadın Nobel barış ödülü İranlı avukat Şirin İbadi de Ahmedinejad iktidarını eleştirenler arasında yerini almıştır. İbadi protestolar sırasında tutuklanan 500 kişinin derhal serbest bırakılmalarını ve seçimlerin iptal edilmesini istemektedir. Bundan sonra yapılacak seçimlerde uluslararası gözlemcilerin seçimler sırasında seçimlerde gözetmen olarak yer almasını talep etmiştir.(25) Olayların tırmanması ve sokakta şiddet olaylarının meydana gelmesi hukukçuları da harekete geçirdi. Tahran, Behişti, Allame Tabatebai, Azad Üniversiteleri hukuk profesörleriyle Tahran’ın ünlü avukatlarından 81 kişi yayınladıkları ortak bildiride tepkilerini dile getirdiler. Hukukçular: 1-Halka karşı silah kullanımını 2-Olaylar sırasında yaralananlar hakkında ailelerine bilgi verilmemesini 3-Ailelerine haber vermeden gençlerin gözaltına alınmasını 4-Güvenliğin sağlaması bahanesiyle hakla saldırılmasını 5-Kamu mallarına zarar verilmesini 6-Zorla evlere girilmesini 7-Başta Tahran Üniversitesi olmak üzere üniversite kampüslerine saldırılmasını 8-Üniformasız sivil giyimli kişilerin halka saldırmasını 9- Bütün bu olayların Devlet Radyo Televizyonu’ndan haber olarak verilmemesini 10-Halkın iletişim kanallarının kapatılmasını kınayarak,  halkın isteklerine cevap verilmesini talep etmişlerdir.(26)    

   
       
İşin güvenlik yönüne gelince, hükümet meydana gelen olaylar için başta İngiltere ve Amerika olmak üzere batılı ülkeleri suçlarken muhalefet bu teze  karşı çıkıyor. İran İstihbarat Bakanı (vezire ettelaat) Ğolamhüseyin Mohseniye Ejeyi’ye göre olayları perde arkasından dış güçler yönetiyor ve yönlendiriyor. Ejey,i Siyonistler ve batlı güçlerin seçim sırasında ses getirecek önemli yerlere bomba koyarak patlatmayı hedeflediklerini ama kendilerinin bu planları etkisizleştirdiklerini ifade etmiştir. Ona göre karşı devrimciler, Amerikalılar, Siyonistler ve genel olarak batılı devletler İran’da kargaşa çıkarmak peşindedirler. Bazı adayların yakınlarının seçimler öncesinde İngiltere’ye giderek oradan emirler aldığını söyleyen istihbarat Bakanı, İngiliz yayın kuruluşu B.B.C.‘yi de olayları provoke etmekle suçladı. İngiliz pasaportu taşıyan provakatörlerin yakaladıklarını ve bundan sonra sokaklarda  meydana gelecek olumsuz olaylardan bu eylemleri teşvik edenler sorumlu olacaktır demiştir.(27) Son günlerde İran’ la İngiltere  karşılıklı olarak diplomatlarını sınırdışı ediyorlar. Tahran’da İngiltere elçiliğinde çalışan İran asılı kişilerin yakalanıp sorgulanmaları, ilişkilerin nedenli gerilimli bir rotada olduğunun  işaretidir. Tahran Güvenlik Güçleri Komutanı (Seyidi Şüheda birlikleri) Tuğgeneral (Setip) Ali Fezli olaylarda, şu ana kadar 8 neferlerinin (besici) öldüğünü ve 300 den fazlasının yaralandığını ve bütün bunların sorumlusunun batı basınını olduğunu ifade etmiştir.(28) Seçim sonuçlarının açıklanmasından bu yana İngiliz yayın kuruluşu B.B.C,  birkaç ay önce yayın hayatına başlayan B.B.C.’nin Farsça televizyonu ve Amerika‘nın Sesi Televizyonu’nun(VOA) yayınları frekans karıştırılarak İran da engellenmektedir. İlginç olan bu televizyon yayınlarının Hotbird uydusu üzerindeki yayınları İran‘dan çok uzakta Avrupa’da bile frekans karıştırılarak birileri tarafından engelleniyor.

 

Bu gergin ve sıkıntılı ortamın biran önce normalleşmesi ve çözüm yolları aranarak, toplumsal barışın temini, huzurun ve güvenin sağlanması için fetva mercileri (Müçtehit) ve yüksek mertebeli ulema iki tarafa da sükunet çağrısı yapmaktadırlar. Bu büyük ulemadan Ayetullah Uzma N.Makarem Şirazi’nin konuya yaklaşımı şöyledir: “Sükûnetimizi korumalıyız. Milli barışı sağlamalıyız. Sorunları bugün çözmeliyiz, geleceğe havale etmemeliyiz.” (29) Her hangi bir durumda bugünkü Rehber S.Al.Hamaney’in yerine seçilmesi muhtemel görünen Ayetullah Yusuf Sanei ise herkesi sükunete davet ederek bir hadis anlatıyor: İmam Ziynelabedin’in rivayetine göre, Yüce Allah bütün günahları af eder, biri hariç, oda halkın hukukuna tecavüz suçudur.(30) İran Üniversiteliler İslami Camiası (Cameeye İslami’ye Daneşgahiyane İran) mensupları seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra meydana gelen olaylarla ilgili düşüncelerini şu şeklide açıklamışlardır: 1-Halkın büyük katılımla kendi kaderinin tayinine ortak olduğunu belirtmişlerdir. 2-Olaylardan üzüntü duyduklarını söylemişler ve herkesi sükunete davet ediyorlar. 3- Üniversite kampüslerine saldırıları kınayarak biran önce sorumlularının yakalanmasını talep ediyorlar. 4-Yönetimin şiddetten uzak bir şekilde sorunlara yaklaşmaya davet ediyorlar. 5- Anayasayı Koruma Şurası’nı  (Şurayı Nigehban) adaletli davranıp halkın şüphelerinin giderilmesinin sağlanmasını istiyorlar. 6-Devlet Radyo ve Televizyonu’nun tarafsızlık ilkesine dayanarak olayları yansıtmasını talep ediyorlar. 7-Din adamları ve kanaat önderlerinin sorunun çözümüne yardımcı olmaları gerektiğini belirtiyorlar. 8-Rehber’in sözlerini göz önüne almayı ve yabancı basın kuruluşlarının İran iç işlerine karışmamalarını istiyorlar.(31) Bunlardan başka pek çok kişi, kuruluş, teşekkül ve siyasi parti tarafından sağduyu ve sükunet çağrısı yapılmaktadır.

 

Sonuç olarak yukarıda da gördüğümüz gibi İran‘da partiler, sivil toplum hareketleri, üniversiteler, aydınlar ve bunların yansıması olarak halkın büyük bir bölümü ülkenin en önemli sorunlarında birinde fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Önemli olan husus fikirlerini yansıttığımız bütün bu muhalif kanadın oluşumları İran İslam Cumhuriyeti Anayasal sisteminin (Nizam) içinde yer almaktadırlar. Marjinal kişi ve hareketler hariç hiçbir kimse bütün bu büyük direniş ve itiraz kampanyası sırasında, rejimin devrilmesini hatta Anayasa’nın değiştirilmesini talep etmemiştir. Hareketin siyasal önderleri zaten 1979 İslam Devrimi’nin kurucu kadrosu ve 30 yıl boyunca değişik iktidarlar döneminde devletin en üst yönetim kademelerinde yer almış ve görev yapmış kişilerdir. Aynı şekilde düşüncelerini yansıttığım dini otoritelerin (Ayetullah Uzmalar) hepsi  İslam devriminin teorisyeni ve fikir babalarıdırlar. Muhalefet kanadından kimse İslam devletini devirip yerine seküler batı yanlısı bir sistem oluşturma peşinde değildir. Sokaktaki binlerce protestocunun da böyle düşündüğü kanaatindeyim. Peki, nedir bu denli şiddetli ve katı taraf tutmanın sebebi. Ülkemizdeki kimi yorumcular,  adaylar arasında temel konularda fikir ayrılığı söz konusu değilse verilen bu mücadelenin ne anlamı var gibi düşünceler öne sürülmektedirler. Seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra meydana gelen olayların temeli İran halkının tarihsel bilinç, direniş ve onurlu karakterlerinde saklıdır. Milyonlarca seçmen aldatıldıklarını ve ihanete uğradıklarını düşünmektedirler. Bu ülkenin beş binlik yıllık tarihine bakarsak coğrafi konumu ve başka nedenlerden dolayı tarih boyunca Büyük İskender’in, Romalıların, Yunanlıların, Arapların, Cengiz Han’ın, Amir Timur’un saldırılarına maruz kalmışlar ama belli bir süreden sonra işgalcileri yenmiş hatta kültürel olarak onlara galip gelmişlerdir. Bir ulus düşünün ki, tarih boyu Firdevsiy’i, Ömer Hayam’ı, Hafızı, Sadi’yi ,Attar’ı ve daha nice alim ve bilgini dünya medeniyetine kazandırmıştır. Bu halk onuru için, haysiyeti için ve en önemlisi hak ve hukuku için mücadele eder. Her iki tarafın taraftarları var. Bugün Anayasayı Koruma Şurası’nın (Şurayı Nigehban) Başkanı Ahmet Cenneti, seçimlerle ilgili araştırmalarının sonunda itirazları geçerli bulmadıklarını ve önceden ilan edilen sonucun doğruluğunu onayladığını ilan etti ve seçim dosyasını kapattığını açıkladı. Prosedür gereği bu aşamada Rehber A.S.Ali Hamaney, onuncu dönem cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığı açıklanan M. Ahmedineljad’ın mazbatasını kabul ederek atamasını yapacak. Daha sonra M. Ahmedinejad  parlamentoda yemin ederek görevine başlayacak. Olayların bundan sonraki seyri, muhalefetin tutumuna bağlıdır. İktidar gücünü ellerine bulunduranlar bir tek seçimin değil ülkenin ve ulusun geleceğini düşünmelidirler. Anayasal kurumlar tahrip edilmemelidir. Bazı marjinal örgütler, bölgede huzurlu ve güvenli bir ortam istemeyen yabancı güçler, kargaşa ortamından faydalanmak niyetinde olan terör hareketleri bu ortamı kullanarak İran’ı ve dolaysıyla bütün bölgeyi istikrasızlığa sürüklemek amacındadırlar. Her iki tarafta bu oyunların ve entrikaların farkında olarak sağduyulu davranmalıdır. Toplumun her kademesindeki kişi, kuruluş ve partiler tarihi sorumluluklarının farkında olarak karar vermeli ve ona göre davranmalıdırlar.  Kesin olan şu ki, İran bugünden sonra seçim öncesindeki İran olmayacak.


 
 
                                                                                                                                                                           Doç.Dr. Abbas Karaağaçlı
                                                                                
                                                                                                                                                                            kara_agacli@yahoo.com
 
 
 
Dipnotlar:
 
1-http://www.bilgesam.net/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=319:iran-cumhurbakanligi-secimleri-&catid=77:ortadogu-analizler&Itemid=137
 
2-http://www.irentekhab.com/Portal/Home/ShowPage.aspx?Object=News&ID=410dccc8-b301-4d8e-a2a3-fffb84aa0903&LayoutID=2d37c360-3c77-4586-9262-3de551b788e3&CategoryID=c70fb58b-a707-4885-a398-8e5ded0d9b16
 
3-http://www.shafaf.ir/fa/pages/?cid=4128
 
4-http://www.kayhannews.ir/880406/3.HTM#other301
 
5-http://rasanews.ir/Nsite/FullStory/?Id=7452
 
6-http://rasanews.ir/Nsite/FullStory/?Id=7429
 
7- Bildiriye imza atanlar arasında ünlü din adamlar: Hamit Parsniya, A.E.İ.Horasani, Mollai, Rıza Mutahhari, Serdar Aslani, Abdül Ali Harezmi, Mehmet Ferahi, Hüseyin Amali, Dr.S.A.Sayibi, Ahmet Abedi ve Hasan Hayri de bulunmaktadır.
 
8-http://rasanews.ir/Nsite/FullStory/?Id=7467
 
9-http://yjc.ir/news/NewsDesc.aspx?newsid=189357
 
 
10- Dipnot 1 de adı geçen eser
 
11-http://ilna.ir/newsText.aspx?ID=61955
 
12-http://www.kalemeh.ir/vdca.wnok49nau5k14.txt
 
13-http://www.kalemeh.ir/vdcc.xqoa2bq40la82.txt
 
14-http://hammihannews.com/news/4818
 
15-http://www.rouhanioon.com/news/detail.php?ID=648
 
16-http://www.mojahedin-enghelab.net/ShowItem.aspx?ID=1526&p=1-
 
17-http://yjc.ir/news/NewsDesc.aspx?newsid=190872
 
18- Olayların başlamasından bu yana gözaltına alınan ve tutuklananların listesi:
      1-Dr.Musen Mirdamadi, İran Ortaklık Cephesi’nin  (Cepheye Müşarekete İran) Genel  Başkanı, 6.dönem milletvekili
      2-Dr.Abdullah Ramazanzadeh, Ortaklık Cephesinin Genel Başkan Yardımcısı, M. Hatemi Hükümetinin sözcüsü
      3-Dr.Sait Mustafa Taczadeh, Ortaklık Cephesi M.K.Ü. Devrimin Mücahitleri Örgütü M.K.Ü., M.Hatemi hükümetinin İçişleri Bakan Yardımcısı
      4-Dr Sait Heccariyan, Ortaklık Cephesi M.K.Ü. .1.dönem milletvekili, M.Hatemi’nin Danışmanı
      5-Musen Safai, Ortaklık Cephesi M.K.Ü
      6-Dr,Muhsen Eminzade, Ortaklık Cephesi,M. Hatemi hükümeti Dışişleri Bakan    Yardımcısı
      7-Dr.Ali Tacerniya, Ortaklık Cephesi, 6.dönem milletvekili
      8-Dr.Sait Şirkond, ortaklık Cephesi, M. Hatemi Ekonomi Bakan Yardımcısı
      9-Şahabettin Tabatabai, Ortaklık Cephesi
     10-Dr. Ali Asger Hodayari, Ortaklık Cephesi, öğretim üyesi
     11-Ali Neftipor
     12-Sait Normuhammedi
     13-Şahin Norbeheş
     14-Muhemmet Rıza Emsadi
     15-Behzat Nebevi, Devrimin Mücahitleri Örgütü, Eski Bakan
     16-Muhemet Otranfer Yapımcılar işyapanlar partisi (Hezbe Kargozarane Sazendegi)
     17-Muhemet Ali Eptehi, Mücadeleci Din Adamları Camiası (Cameye Rohaniyone Mobarez), M.Hateminin yardımcısı
     18-Abdülfettah Sultani, İnsan Hakları Koruma Merkezi(Kanone Modafeane Hukuke Beşer)
     19-Muhemmet Rıza Celilpor,M.H.Musevi’nin seçim propaganda sözcüsü
     20-Ahmet Ziydabadi, Sağlamlaştırma merkezi (Deftere Tehkim) Genel Başkanı
     21-Hadi Saber, Milliyetçi Dinciler (Milli Mezhebi)
     22-Rıza Alihani, Milliyetçi Dinciler( Milli Mezhebi)
     23-Sait leylar, gazeteci
     24-Semiye Nohidi
     25-Muhemet Guçani, Milli Güven (İtimadı Milli) gazetesini Genel Yayın Müdürü
     26-Abdullah Momeni, insan haklar savunucusu
     27-Jale Beniyegub, gazeteci
     28-Behmen Ahmedi Emani,gazeteci
     29-Keyvan Samimi, gazeteci
     30-Abdürrıza Tacik,gazeteci
     31-Mehsa Bastani
     32-Adel Dehdeşti
     33-Mehrdad Balefkeni
     34-Mehmet İbrahimi
     35-Behram Kardan
     36-Mustafa Gacar    
     37-Mecit Ensari ,Gazeteciler derneği hukuk sorumlusu
     38-Kambiz Hazali, Hayat Yayınları Müdürü ((6-http://norooznews.ir/)
 
 
19-20-http://www.snn.ir/NewsContent.aspx?NewsID=102088
 
20-http://www.mellimazhabi.org/news/062009news/2606montazri.htm
 
21-http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/06/090625_maf_election_montazeri.shtml
 
22-http://www.ilna.ir/newsText.aspx?ID=62007
 
23- http://emruz.net/ShowItem.aspx?ID=23225&p=1
 
24- http://ghalamnews.ir/news-21182.asp
 
25-34-http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/06/090618_ba-ir88-ebadi-election.shtml
 
26-http://ghalamnews.ir/news-21187.aspx
 
27-16-http://www.isna.ir/ISNA/ANewsView.aspx?ID=News-1361140&Lang=P
 
28-29-http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/06/090625_nm_fazli.shtml
 
29-http://www.irentekhab.com/Portal/Home/ShowPage.aspx?Object=News&ID=52fd0d78-43ec-4b81-bd80-218440d7f2d4&LayoutID=2d37c360-3c77-4586-9262-3de551b788e3&CategoryID=c70fb58b-a707-4885-a398-8e5ded0d9b16
 
 
30-http://saanei.org/page.php?pg=showistifta&id=562&lang=fa
 
31-http://www.iscanews.ir/fa/ShowNewsItem.aspx?NewsItemID=311333

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top