Seçim Sonrası İran

A- A A+

Bilindiği gibi komşu İran İslam Cumhuriyeti'nde vatandaşlar onuncu cumhurbaşkanlarını belirlemek üzere geçen Cuma sandık başına gitmişlerdi. 1979 İslam Devrimi’nden bu yana en yüksek katılımla (%85) gerçekleşen seçim, ülkenin geleceği için büyük önem arz etmekle birlikte, uluslararası ilişkiler ve dengeler bakımından da dünya kamuoyu tarafından dikkatle izlenmiştir. Seçim sürecinde ve özellikle kampanyanın son iki haftasında adayların devlet televizyonundaki  tartışmaları sırasında dile getirdikleri safları bu ülkede daha önce hiç rastlanmadığı ve tahmin edilmediği sertlikte belirginleştirdi. Reformuca adayların insan hakları, kişi hak ve özgürlükler, kadın hakları, medeni haklar, dini ve etnik azınlıkların talepleri ve benzeri hususlar toplumda büyük yankı uyandırdı. Özellikle  reformcu cumhurbaşkanı M Hatemi döneminden beri umduklarını bulamayarak sessizliğe bürünen ve genel olarak seçimleri boykot taraftarı olan gençler, kadınlar ve muhalifler büyük bir heyecanla seçimlere iştirak ederek çok renkli bir seçim kampanyasının öncülüğünü yaptılar.

 

Seçim herhangi bir önemli sürtüşme  ve çatışma meydana gelmeden bitti. Sonuçların  devlet televizyonu ve Resmi Haber Ajansı (İrna) tarafında İçişleri Bakanlığı seçim komisyonu verililerine dayanarak ilan edilmesi reformcu adaylar ve taraftarları arasında büyük bir hayal kırıklığı ve infiale yol açtı. Sonuçların açıklanmasala birlikte muhalefet taraftarları sokağa döküldüler. Düzenledikleri miting ve kitlesel eylemlerle açıklanan sonuçlara tepkilerini göstermeye devam ediyorlar. Tarafsız bir gözlemci olarak öncelikle İran İslam Cumhuriyeti Resmi Haber Ajansı’nın seçim sonuçlarını sizinle paylaşmak istiyorum: İran İç İşleri Bakanlığı 10. dönem Cumhurbaşkanlık Seçimlerin sonuçlarıyla ilgili yayınladığı bildiride geçerli oy sayısının 39 milyon 165 bin 191 olduğunu belirtildi. İslami İran İçişleri Bakan’ı Sadık Mahsuli, dün seçim kurulunda yaptığı açıklamada, Mahmut Ahmedinejad'ın 24 milyon 527 bin 516 oy ile toplam %62,63 oranı, Muhsin Rizai'nin 678 bin 240 oy ile %1,73 oranı, Mehdi Kerrubi'nin 333 bin 635 oy ile %0,85 oranı, Mir Hüseyin Musevi Hamene'nin de 13 milyon 216 bin 411 oy ile %33,75 oranını aldıklarını belirtti. Mahsuli geçersiz oy sayısının 409 bin 389 oy yani %1,04 oranı olduğunu açıkladı. İçişleri Bakanı 10. dönem Cumhurbaşkanlık Seçimlerinde seçmen sayısının 46 milyon 200 bin olduğunu, %85 oranında katılım gerçekleştiğini belirtti. (1)

 

İçişleri Bakanı tarafından açıklanan bu sonuçlar, seçime katılan diğer üç aday tarafından kabul edilemez olduğu açıklandı. Özellikle iki reformcu aday yani M.H. Musevi ve Mi Kerrubi seçim sonucunu kabul etmeyeceklerini, bunun bir mizansen, sihirbazlık ve komiklik olduğunu belirtmektedirler. Zaten seçim gecesi M.H. Muesevi İçişleri Bakanlığı’ndan aldığı bilgilere göre kendisinin büyük farkla seçimi kazandığını belirmiş ve galibiyetini açıklamıştır. Buna karşılık resmi sonuçların açıklanmasından sonra M. Ahmedinejad dış basınında hazır bulunduğu ve devlet radyo televizyonundan naklen yayınlanan bir basın toplantısı düzenledi ve seçim sonuçlarına yapılan itirazları önemsemediğini belirti. Daha sonra Tahran’ın Veliye Asr meydanında taraftarlarına hitaben yaptığı konuşmada seçimim galibi olduğunu vurgularken ve Nasrettin Hocadan bir fıkra (2) anlatarak muhalif adayları kendi kendilerine gelin güvey olmakla suçladı. M. Ahmedinejad’ın taraftarları bu mitingde sloganlarıyla ona destek verirken birkaç kilometre ötede İçişleri Bakanlığı’nın önünde, Tahran Üniversitesi’nin bahçesinde ve diğer büyük şehirlerde Musevi taraftalar kahrolsun diktatör diye bağırmaktaydılar. Peki ne oldu da sakin geçen bir seçim sürecinin sonunda seçim sonuçlarının açıklanması içinden çıkılmayacak krize dönüştü ve  İran’ın son otuz yıldaki en önemli siyasal buhranını meydana getirdi.

 

Bu aşamaya birden bire gelinmedi. Heyecanlı ve set geçen seçim kampanyası  reformist- muhafazakar ikileminin yanında Ahmedinejad yanlılarıyla karşıtları arasında bir düelloya dönüştü. Ahmedinejad son dört yıl iktidarı döneminde 1979 devrimin mimarların olana birinci nesil İslami  yöneticileri yönetim erkinden uzaklaştırmaya ve ellerindeki gücü pasifleştirmeye çalıştı. İran’ın çok karmaşık siyasal sisteminde, güç odaklarını dengeleyen, birbirlerinden bağımsız genelde Rehber’e (dini lider) bağlı kurumlar, şuralar ve teşkilatlar vardır. Bu teşekküllerin zirvelerini  siyasal ağırlıklarına göre Şii din adamları ve toplumun kanaat önderleri paylaşmaktadırlar. Bu seçime kadar güç paylaşımında, kaynakların kullanımında ve ülke yönetiminde nispi  uyum çerçevesinde, çıkarların örtüştüğü bir konsensüs söz konu idi. Son otuz yılda iktidar odaklarının birbirleriyle olana ihtilaf, keşmekeş ve fikir ayrılıkları genelde kapalı kapılar ardında gerçekleşerek halktan saklanılmaya çalışılırdı. Çoğunlukla yurt dışına faaliyet gösteren, vatandaştan uzak ve marjinal guruplar kendi basın yayın organlarında rejimin olumsuz yönlerini ve kanatlar arasındaki ihtilafları gündeme getirerek İslami iktidar aleyhinde propaganda yapmaya çalışıyorlardı. Seçim süresinde rejime bağlılıklar konusunda hiçbir şüphe bulunmayan adaylar bir birilerini eleştirirken   rakiplerinin arkasındaki kişileri ve güç odakları hedef tahtasına oturtarak seçimi büyük bir referanduma dönüştürmüşlerdir.

 

Eski Cumhurbaşkanlarından, Uzmanlar Meclisi (Meclisi Hübregan) ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konsey’nin (Şurayı Teşhise Maslahatı Nizam) Başkanı A.E.H. Rafsancani seçim süresince ismi  en çok zikir edilen, kendisi ve ailesinin yaptıkları ve varlıkları gündeme getirilmiştir. M. Ahmedinejad televizyondaki  diğer adaylarla tartışmalarında H.Rafsencani’yi, son otuz yılın en güçlü aktörlerinden M. Natege Nopriyi’yi ve ailelerini  yolsuzluk ve hırsızlıkla suçlamıştır. Rafsancani bu suçlamalara karşın devlet radyo televizyonundan (Seda, Sima) cevap hakkı istemişse de bu cevapsız kalmıştır. Rafsancani Rehbere, S.A. Hamene’ye, açık bir mektup yazarak bu sürece müdahale etmesini istemiş, yalnız  yanıt alamamıştır. Bazı uzmanların düşüncesine göre Rehber S. A. Hameney’i bu fırsatta uzun vadede kendi iktidarı için tehlike ve ya rakip gördüğü siyasal önderleri tamamen tasfiyesini planlamış olabilir. Bu uzmanlara göre şimdiki saflaşmanın bir tarafında Rehber S. A. Hameney’le, M. Ahmedinejad diğer tarafta ise, A. E. H. Rafsancani, Eski Cumhurbaşkanlarından M. Hatemi, M. H. Musevi ve diğer reformist önderler yer almaktadırlar. Kimi yorumcular bu olayları hükümet darbesine benzeterek bazı siyasileri Cumhuriyet yerine halifelik ve emirlik benzeri iktidar kurmak peşinde olmakla suçlamaktadırlar.


                       
Öte yandan, bazı adayların yanı sıra pek çok sivil toplum hareketi  ve reformist lider oyların sayımındaki meydana gelen olayı iktidarın darbesi olarak nitelemektedirler. Bu düşünceye göre iktidarı ellerinde bulunduran derin güçler reformist aday M. H. Musevi’nin kazanacağının kesinleştiğini görünce planlı bir toplum mühendisliği ve ya seçim mühendisliği gerçekleştirerek halkın oylarında iktidar olan adayın lehine değiştirdiklerini öne sürmektedirler.

 

Adaylardan M. Kerrubi’ye ye göre sonuçların bu şekilde tahrif edilmesi, öncelikle rejimin cumhuriyet vasfını kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıya kalması sakıncasını doğuracak, ikinci olarak ülkeyi reform sürecinden uzaklaşacaktır. Kerrubi,  seçimlerin meşru olmadığını ve M.Ahmedinejad’ı Cumhurbaşkanı olarak tanımayacağını ifade ediyor. Kerubi  Anayasayı Koruma Şurası’ndan (Şurayı Nigehban) derhal seçimlerin iptal edilmesini istemektedir.(3) Kerrubi bu vahim hatanın düzeltilmediği takdirde rejimin meşruiyeti tartışılacak duruma gelecektir. Ayrıca mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini belirtmektedir.(4) Bu arada, reformist kanada yakın pek çok sivil toplum hareketi, dini teşekkül ve toplumun kanaat önderi de seçim sonuçlarının şaibeli olduğunu ve buna karşı tepkisiz kalmayacaklarını vurgulamaktadırlar. Örneğin, Mücadeleci Din Adamları Camiası (Cameye Rohaniyone Mobarez) yayınladığı bildiride:  Rejimin Cumhuriyet niteliği,  güvenlik ve toplumsal barışının korunması için seçimlerin iptal edilmesi gerektiğinin üzerinde durmuşlar ve bir kez daha M. H. Musevi’nin yanında olduklarını ve desteklerini kamuoyuna beyan etmişlerdir.(5)


 
Siyasi partilerden ve örgütlerden de tepkiler yükselmektedir. Bunlardan en önemlisi İslami Devrimin Mücahitleri Örgütü’dür. (Sazemane Mücahidin İngilabe İslami) Devrimin en eski ve devletin kurucu örgütlerinden olan bu teşekküle göre: Ülkede yumuşak bir darbe yapılmıştır. Halkın iktidarı ve cumhuriyetin kazanımları darbeyle karşı karşıya kalmışlardır. Siyasi liderlerin tutuklanmasını ve uygulanan baskı rejimini de kınayan örgüt herkesi başta dini otoriteleri tepki göstermeye çağırmaktadırlar.(6) Yine M. Kerrubi’nin genel başkanlığını yaptığı Milli Güven Partisi’nin  (Hizbe İtimadı Milli) merkez komitesi de seçimin sonucunun önceden yazıldığını belirterek iptalini istemiştir.(7) Seçim sonucuna  reformist adayların yanı sıra muhafazakar aday M. Rezai de  tepki göstermiştir. M. Rızai seçim sonuçlarını Anayasayı Koruma Şurası‘na (Şura ye Nigehban) şikayet ettiğini, asla susmayacağını ve halkın hukukunu sonuna kadar savunacağını ifade etmiştir.(8) Seçim sonuçlarını büyük bir oyun, düzen, komplo ve darbe olarak nitelendiren muhalefet seçimin tekrarının yapılmasında ısrar etmektedir. M. H. Musevi’nin seçim kampanyası başkanı Muhsin Eminzade kesinlikle seçimlerin yenilenmesini istediklerini beyan ettiştir.(9)

 

Bazı gözlemciler göre seçim sürecinde ve sonucunun açıklanması aşamasında esas çatışma Rehber S. A. Hameney ile  Uzmanlar Meclisi (Meclisi Hübregan) Başkanı A. E. H. Rafsancani’nin arasında cereyan etmektedir. Ama son bir ayda ve özellikle sonuçların açıklanmasından sonra  M. H. Musevi’nin yıldızı iyice parlamış ve şu an İran siyasal hayatında en önemli figür ve halkın umudu haline gelmiştir. Sakin kişiliği ve metanetliyle dikkat çeken M. Musevi her fırsatta taraftarlarının sükûnete davet etmektedir. Musevi seçimlerin iptalini istemektedir. Devletin tutumunun devamı halinde halkın devlete ve iktidara güvenleri kalmayacağını ifade etmektedir. Hiçbir şartta haklarından feragat etmeyeceklerini ve bunun için her türlü faturayı ödemeye hazır olduklarının belirmektedir.(10) Taraftarlarının tepki göstermek için  düzenlediği toplantılara katılan Musevi, seçim sonuçlarını  şaşırtıcı ve sihirbazlık olarak nitelendirmekte ve kimin bu büyük oyunu tezgâhladığını merak ettiğini ve asla kabullenmeyeceğini ifade etmektedir. İktidarı geç olmadan tedbir almaya ve rejimin meşruiyetini sorgulatmamaya davet etmektedir.(11)

 

İran'da dini hassasiyetler ve inanç sistemi  gereği dini otoriteler, ulema ve fetva mercilerinin (Merceğe Taglid) yaşadığı Kum kenti ülkenin siyasal hayatında özel bir konuma sahiptir. Bu nedenle oyların tasnifi ve ilanı sırasında meydana gelen olumsuzluklar M. H. Musevi tarafından açık bir mektupla  Kum ‘daki ulemaya şikâyet edildi ve tavır almaları istendi. Bu doğrultuda devrimin ilk önderlerinden Ayetullah Hüseyin Ali Montezeri yayınladığı bildiride, Hiçbir aklıselim bu sonucu kabul etmez. Eldeki delillere göre halkın oyunda büyük oynamalar olmuştur. Bir an önce bu yanlıştan dönülmelidir aksi takdirde rejimin meşruiyeti sorgulanacaktır demiştir.(12) Bu çerçevede, Kum İlmiler Camiası Müderrisleri ve Muhakkikleri Teşekkülü (Mecmee Muhakkikin ve Müderrisine Hozeye İlmiyeye Gom) seçim sonuçlarını eleştirmiş ve M. H. Musevi’ye  desteklerini beyan etmişlerdir. (13)

 

İran’ın görevdeki Cumhurbaşkanı ve İçişler Bakanlığı seçim komisyonunun açıkladığı rakamlara göre bu seçimlerinde galibi olan M. Ahmedinejad’a ise başta Rehber S. A. Hameni olmak üzere, İslami Şura Meclisi’nin (Meclisi Şura ye İslami) muhafazakâr fraksiyona mensup milletvekillileri (220 kişi), pek çok gazete, köşe yazarı, sivil toplum örgütü ve benzer kuruluşlardan destek gelmektedir. M. Ahmedinejad dört yıllık iktidarı boyunca kendinden önceki iktidarlara oranla çok daha fazla köylere, kasabalara ve ülkenin ücra köşelerine  ilgi göstermiştir. Bakanlarını yanına alarak defalarca bütün eyaletleri ziyaret etmiş, bakanlar kurulunu orada toplamış ve yatırım olanaklarını yerinde değerlendirmiştir. Yoksullara (mehrumin, müstezefan), kasabalı orta sınıfa ve emeklilere yönelik ekonomik iyileştirmeler yaparken yolsuzluk ve kendi değimiyle mali fesatla mücadele etmiştir. Dış politikada uyguladığı radikal ve dik duruş, nükleer faaliyetlerdeki başarılar, uydu, savunma sanayi, uzun menzilli füze denemeleri ve benzeri girişimleri pek çok vatandaşın ulusal gururunu okşamış ve Ahmedinejad’ın başarı hanesine yazılmıştır. M. Ahmedinejad, hükümet ve hükümete bağlı basın yayın kuruluşlar meydana gelen olayları ülkeyi karmaşaya sürüklemek isteyen, toplumun  huzurunu bozmayı hedefleyen karşı devrimci terör örgütlerinin eylemleri olarak nitelendirmektedirler. İstihbarat Bakanı (Vezire İttilaat) M. Ejei olayları karşı devrimci örgütlerin çıkardığını, halkın bunlardan uzak durarak, yasal yolları kullanarak haklarını aramalarını söyledi.(14) Hükümete yakın İslami Mühendisler Camiası’nın  (Camiye islamiye Mühendisin) yönetim kurlu üyesi Murteza Nebevi ise, olayları bir adayın oy alamamasını bahane eden karşı devrimcilerin fitne çıkarmak girişimleri olarak değerlendirdi ve Ahmedinejad‘ı ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak kutladıklarını söyledi.(15)


  
Otuzuncu yılında İran İslam Cumhuriyeti onucu Cumhurbaşkanlığı seçimler sürecinde kuruluşundan bu yana en önemli ve en büyük siyasal kriziyle karşı karşıyadır. Gördüğümüz gibi her iki kanadın da büyük taraftar kitlesi ve  destekçileri var. Nitekim sonuçların açıklanmasından sonra M. Ahmedinejad’ın taraftarları Tahran’daki Veliye Asır meydanında toplandılar ve desteklerini gösterdiler. Bir gün sonra pazartesi Musevi taraftarları Azadlık meydanında (merdane Azadi) tonlanarak Musevi’nin arkasında olduklarını belirtiler. Değişik kanallardan gelen haberlere göre buradaki kalabalık, devrimden buyana toplanan en büyük kitlesel yığını oluşturdular. (tahmini bir milyonla bir buçuk milyon) Bu mitinge Musevi’nin yanı sıra diğer reformist aday M Kerrubi, eski Cumhurbaşkanı M. Hatemi ve pek çok reformist lider katıldı. Musevi bu mitingde: “Biz anayasaya bağlıyız. Rehberliği kabul ediyoruz. Anayasa çerçevesinde itirazlarımızı beyan ediyoruz. Seçimlerin iptalini talep ediyoruz. Mücadelemizi barışçıl yollardan sürdüreceğiz” dedi. Yeni bir seçime hazır olduğunu belirterek,  taraftarlarını şiddetten uzak durmaya, güvenlik güçlerini de vatandaşlara sert davranmamaya çağırdı.(16) Musevi taraftarlar İslam Devrimi sırasındaki gibi seslerini duyurmak ve tepkilerini  ilan etmek için her gece saat 22.00’den itibaren Tahran’da binaların tavanından(17) yüksek sesle tekbir getirerek  yani Allahu Ekber diyerek kitlesel bir eylem yapmaktadırlar.

 

Ülkeden gelen haberlere göre şu anda kriz günden güne tırmanıyor, yaygınlaşıyor ve kitleselleşiyor. Sokaklar, meydanlar ve üniversiteler iki tarafın taraftarlarıyla dolup taşıyor. Karanlık güçler barışçıl eylemleri ve mitingleri sabote ederek teröre dönüştürüyor. Sokaklar ve caddeler çatışma sahnelerine şahit oluyor. Kimliği belirsiz kişiler halkın barışçıl hareketini mecrasından çıkartmak için devlet dairelerine, evlere, iş yerlerine, kamu ve özel araçlara saldırarak, yakarak karmaşık bir ortam meydana getirmeye çalışıyorlar. Resmi makamların verdiği bilgilere göre daha şimdiden 8 kişi hayatını kaybetti. Ülkenin en büyük öğrenci Teşekkülü Birliği Sağlamlaştırma Bürosu (Deftere Tahkime Vahdet) göre bu sekiz kişinin yanı sıra, şu ana kadar yüzü maskeli, elli sopalı (çomak bedest) kişilerin Tahran ve Şiraz  üniversite kampüslerine saldırılarında 7  öğrenci hayatını kaybetmiş durumdadır.(18) Meclis Başkanı Ali Larican’ı bu saldırılardan İçişleri Bakanı’nı sorumlu tutmuş ve konuyu araştırmak için bir komisyon kurmuştur.(19) Tahran Üniversitesi Rektörü Dr. Ferhat Rehber olayları kınarken Şiraz Üniversitesi Rektörü Dr. Muhammet Hadi Sadigi istifa etmiştir.

 

Sonuç olarak komşu ülke İran’ın bu kriz ve siyasi buhrandan çıkmak için önünde pek çok seçenek bulunmuyor. Liderler, güç odaklarının başkanları, dini merciler ve toplumun saygın ve kanat önderleri bir araya gelip her türlü ön yargı ve grupsal taassübden uzak çözüm yollarını araştırıp çözüm bulmalıdırlar. Tarihsel tecrübeleri, büyük medeniyet geçmişi ve entelektüel birikimiyle İranlılar bunun üstesinden geleceklerdir. Dışarıdan girişimler  ülkenin içişlerine müdahale gibi algılanacağından, faydadan çok zarar getirecektir. Batılı devletler özelikle Amerika Birleşik Devletleri‘nin söylem ve açıklamaları çok dengeli ve emel edicilikten uzak olmalıdır. İsrail Devleti’nin her hangi bir açıklaması ve ya en küçük bir karışması İran’da büyük tepkiyle karşılanır ve en azından Musevi yanlılarının demokrasi taleplerine en büyük olumsuz darbeyi vurur. Devrimden sonra yurt dışına kaçmış, halktan uzak monarşi yanlılarının, marjinal örgütlerin ve terör örgütlerinin bu hareketi sahiplenmeleri, halkı kışkırtmaları ve  olayları yönlendirmeye yönelik girişimleri ters teper ve harekete onarılmayacak zararlar verir. M. H. Musevi, M. Kerrubi, M. Hatemi ve bu hareketin diğer önder kadrosunun aklıselim, sükûnet ve mantık çerçevesindeki yaklaşımları memlekete, halka, devrimin kazanımlarına ve en önemlisi ülkenin birlik ve beraberliğine zarar vermeyeceğini tahmin ediyorum. İktidarın ise vatandaşa karşı şiddet kullanmadan karanlık güçlerin faaliyetlerini önleyerek,  huzur ve güven ortamını sağlaması gerekmektedir. İran İslam Cumhuriyeti Anayasasına göre seçimin yapılması İçişleri Bakanlığı’na, denetim görevi ise Anayasayı Koruma Şurası’na  (Şura ye Nigehban) aittir. Önümüzdeki günlerde bu Şuranın yapılan itirazları nasıl değerlendireceğini ve hangi yönde karar alacağına şahit olacağız. Olayların ne yönde gelişeceğinin en önemli göstergelerinden biride önümüzdeki cuma günü Rehber (dini lider) S. A. Hamenei’nin Tahran’da cuma namazında halka hitaben vereceği vaazdaki mesajına bağlıdır.

 



Dipnotlar:
 
 
1-http://www2.irna.ir/tr/news/view/menu-444/0906146429194301.htm
 
2-Fıkra şöyledir: Nasrettin hoca birini başından savmak için pazarın o tarafında bedava yemek dağıtıyorlar dedimiş. Birazdan bu söz kulaktan kulağa yayıldı ve her kes pazarın o tarafına hücum etmeye başladı,  O yöne giden  kalabalığı  görünce hoca kendi uydurduğu yalana inanarak  o da bedava yemek için yola koyuldu.
 
3-http://www.jomhoriyat.com/news:2723
 
4-http://www.aftabnews.ir/vdcf1ed1.w6dxyagiiw.html
 
5-http://www.aftabnews.ir/vdcdk50n.yt0zs6a22y.html
 
6-http://news.iransarfaraz.com/news/6714.html

7-http://www.etemademelli.ir/published/0/00/45/4536/
 
8-http://www.rezaee.ir/fa/pages/?cid=8513
 
9-http://mowj.ir/ShowNews.php?7235

10-http://new.yaarinews.ir/default.aspx/n/201/میرحسین-موسوی-ابطال-این-انتخابات-کمترین-هزینه-را-برای-ملت-خواهد-داشت-نیروهای-دولتی-دست-ازخشونت-بردارند

11-http://www.khordadeno.com/ShowNews.php?5585

12-http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/06/090616_op_ir88_montazeri.shtml

13-http://www.jomhoriyat.com/tag/module/viewnews/news/2728/حمایت-مجمع-محققین-و-مدرسین-حوزه-علمیه-قم-از-راهپیمایی-حامیان-موسوی/#mynews

14- http://yjc.ir/news/NewsDesc.aspx?newsid=188336

15- http://yjc.ir/news/NewsDesc.aspx?newsid=188339

16-http://kalemeh.ir/vdcf.td1iw6demgiaw.html

17- Tahranda da hiçbir binanın ve ya apartmanın çatı katı kapalı değildir. Dümdüz düzenlenmiş bir teras gibi kullanılmakta hatta yazın sıcak gecelerde uymak için istifade edilen bir mekândır.

18-http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/06/090616_si_ir88_tahkim_students.shtml

19- http://www.bbc.co.uk/persian/iran/2009/06/090617_he_ir88_majlis_probe.shtml

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top