Türkiye-Makedonya İlişkileri

Şeyma ADIYAMAN
23 Şubat 2012
A- A A+

Türkiye 1990’ların başından itibaren Balkanlar’da yaşanan gelişmeleri ve rejim değişikliklerini, istikrarsızlığa yol açmadığı sürece desteklemiştir. Ankara, bu dönemdeki değişim süreçlerini bölgedeki işbirliği olanaklarını geliştirmeye dönük yönetmeye çalışmış,  SSCB’nin dağılması sonrasında ortaya çıkan güç boşluğunu siyasi ve ekonomik açılardan doldurmaya çalışmıştır. Balkanlar’daki 10 milyona yakın Müslüman nüfus da Türkiye’nin bölgedeki rolünü güçlendiren en büyük etken olmuştur.(1) Yugoslavya’nın dağılması sürecinde Türkiye; önceleri ülkenin bütünlüğünü savunarak dengeli bir politika izlemeyi tercih etmiştir. Bu sırada hem federal yönetim hem de cumhuriyet liderleri Türkiye ile görüşmeler yaparak destek sağlamaya çalışmıştır. (2) 25 Haziran 1991’de Slovenya ve Hırvatistan; Eylül 1991’de Makedonya; Kasım 1991’de Bosna-Hersek bağımsızlığını ilan etmiştir. Böylece Nisan 1992’ye gelindiğinde Yugoslavya, Sırbistan ve Karadağ’dan oluşan bir federasyon haline gelmiştir. (3)


15 Ocak 1992’de Avrupa Birliği’nin (AB) Slovenya ve Hırvatistan’ı tanıması, Bulgaristan’ın ise Slovenya ve Hırvatistan ile birlikte Makedonya ve Bosna-Hersek’i tanıması ile Türkiye 6 Şubat’ta dört cumhuriyeti birden tanıdığını açıklamıştır. 22 Ağustos 1992’de ise bu ülkelerle diplomatik ilişkiler resmen başlamıştır. (4) Türkiye, 18 Mayıs 1992’de Makedonya ile ‘Güvenlik Protokolü’ imzalamış, böylece Ankara’nın Yeni Yugoslavya ile ilişkileri tamamen kopmuştur.(5)


Türkiye yeni dönemde Balkanlar’daki diğer ülkelerle olduğu gibi Makedonya ile de iyi ilişkiler kurmaya çalışmış, bu ülkenin uluslararası düzeyde tanınmasını, batılı kurumlara entegrasyonunu, AB ve NATO üyeliğini desteklemiştir.


Güneydoğu Avrupa’da bulunan Makedonya, 25.713 km² yüzölçümüne ve 2.077.328 (Temmuz, 2011) nüfusa sahiptir. Nüfusunun  %64,2’si Makedonlardan, %25,2’si Arnavutlardan, %3,9’u Türklerden, %2,7’si Romanlardan, %1,8’si Sırplardan ve %2,2’si Boşnak ve Ulah gibi diğer halklardan oluşan çok etnili, çok dinli ve çok kültürlü bir ülke konumundadır. Nüfusun %64,7’si Makedon Ortodoks, %33,3’ü ise Müslüman’dır. (6)


Bu analizde öncelikle uluslararası ilişkilerindeki en önemli mesele olan tanınma ve uluslararası örgütlere üyelik konularında ülkeyi sıkıntıya düşüren Makedonya sorununun geçmişi incelenecektir. İkinci bölümde ise Türkiye-Makedonya arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler ile eğitim alanındaki münasebetler incelenecektir.


I. Makedonya Sorunu


Antik Makedonya, MÖ. 8. Yüzyıldan Roma İmparatorluğu'nun çöküşüne kadar varlığını sürdürmüştür. MÖ. 336-323 tarihleri arasında Büyük İskender, krallığı genişleterek Mısır'dan Kuzey Hindistan'a kadar uzanan Büyük Makedonya İmparatorluğu'nu kurmuştur. İmparatorluk, Antgonosların (Büyük İskender’in komutanlarından Antigonos’un kurduğu sülale), Ahemenilerin, Aitolia Birliğinin (Yunan birliklerinden biri), Roma’nın, Slavların, Bizanslıların egemenliği altında yaşamıştır. İkinci Kosova Savaşı’yla Osmanlı’ya katılan Makedonya’da en uzun süre Türkler egemenlik sürmüştür. 14. yüzyılın ikinci yarısından Balkan Savaşları’na kadar da Osmanlı hâkimiyeti devam etmiştir.(8)


Etnik çeşitliliğinden ötürü Makedonya tarih boyunca birçok çatışmaya sahne olmuştur. Doğal sınırları Pindus Dağları, Rodop Dağları ve Ege Denizi ile çevrili olan Makedonya Bölgesi, Balkan yarımadasında ekonomik ve siyasi açıdan stratejik bir konuma sahiptir.(9)


Balkan Harbi’ne (1912-1913) kadar olan süreçteki en önemli sorunlarından biri Makedonya sorunu olmuştur. Harpten önce Makedonya; eski Selanik, Manastır Merkez ve Serfice sancakları ile Kosova’nın Üsküp sancağını kapsayan bölgeden oluşmaktaydı. Balkan ülkelerinin hepsi çoğunluğun kendi ülkelerinde yaşadığını savunmuş; Makedonya konusunda sorunlar yaşamıştır. Yunanlılar, Büyük İskender’den Bizans İmparatorluğu’nun son dönemine kadar buranın uzun süre kendilerinde bulunduğunu savunmuştur. Diğer taraftan Bulgarlar 9.yy’da Krum, Omurtağ ve o zamanki Simon zamanında; Sırplar ise 14.yy’da Etienne Uroş zamanında Makedonya’ya sahip olduklarını savunmuş ve Makedonya üzerinde hak iddia etmişlerdir.(10)


Osmanlı yönetiminde idari bir bölge olan Makedonya, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sonrası Bulgaristan’a verilmiştir. Daha sonra 1878 Berlin Kongresi’nde tekrar Osmanlı’ya geri dönmüş ve Bulgaristan bundan böyle dış politikasında Makedonya’yı geri almaya yönelmiştir. İkinci Balkan Harbi sonunda yapılan Bükreş Antlaşması ile bölge Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan arasında paylaşılmıştır. Sırbistan’daki kısmı “Güney Sırbistan” olarak tanımlanmıştır. 1945’te Tito liderliğindeki Yugoslavya’da ise Makedonya Cumhuriyeti kurulmuştur. Fakat Soğuk Savaş’ın son döneminde ekonomik problemlerin de etkisiyle milliyetçilik akımlarından etkilenerek 1991 yılında yapılan bir halk oylaması sonucunda bağımsızlığını ilan etmiştir. Böylece Makedonya, topraklarında tek bir çatışma olmadan eski Yugoslavya’dan ayrılan tek ülke olarak önemli bir yer edinmiştir.(11)


Eski Yugoslavya Cumhuriyetlerinden Makedonya, yayılmacılığın hem öznesi hem nesnesi olan bir ülke olmuştur. Bugünkü Makedonya; tarihi Makedonya topraklarının “Vardar Makedonyası” olarak bilinen coğrafi bölgesidir. Diğer bölümleri ise Yunanistan’daki bölümü olan “Ege Makedonyası”  ve Bulgaristan’daki bölümü olan “Pirin Makedonyası”dır.(12)


Bulgaristan bir Makedon ulusun varlığını tanımamakla birlikte; Makedonya’yı tanımıştır. Yunanistan ise ülkenin tüm varlığına kuruluşundan bu yana karşı çıkmıştır. 1995’te New York’ta yapılan bir anlaşma ile anayasası, isim ve bayrağında Yunanistan’ın istekleri doğrultusunda değişiklikler yapmaya zorlanmıştır. Nihayet ülke 8 Nisan 1993’te Birleşmiş Milletler’e “Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya (Former Yugoslav Republic of Macedonia-FYROM)” adıyla üye olabilmiştir. Türkiye, Bulgaristan ve Rusya dâhil birçok ülke Makedonya Cumhuriyeti’ni tanımıştır.(13)


Makedonya, 1996’da AB’nin Polonya ve Macaristan’a yönelik başlattığı ve daha sonra genişletilerek toplamda on ülkeyi kapsar hâle getirilen katılım öncesi yaptığı finansal yardım PHARE Programı (Polonya ve Macaristan: Ekonomilerini Yapılandırmak İçin Yardım/ Poland and Hungary: Assistance for Restructuring Their Economies) kapsamında yardım almaya başlamıştır. 2001 yılında ise Batı Balkanlar’da yeniden yapılanma, kalkınma ve istikrara yönelik topluluk yardımı PHARE’in yerini alan CARDS kapsamında Makedonya’ya ödenek ayrılmıştır. Ülke, 2007’den itibaren ise Katılım Öncesi Yardım (IPA) almaya başlamıştır. Bu yardımlar kapsamında Makedonya’nın 2007-2012 yıllarında arasında toplam 500 milyon Euro yardım aldığı değerlendirilmektedir.(14)


AB ile İstikrar ve Ortaklık Anlaşması, 9 Nisan 2001’de imzalanmış ve Mart 2004’te Makedonya resmen adaylık için başvuruda bulunmuştur. Nisan 2004’te de anlaşma yürürlüğe girmiştir. Makedonya, Aralık 2005’te İngiltere dönem başkanlığı sırasında AB adaylık statüsü kazanmıştır. Fakat Yunanistan ile arasındaki isim konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle AB ile ilişkiler de büyük ölçüde etkilenmekte; Yunanistan’ın görüşmelere karşı çıkması nedeniyle mesafe alınmamaktadır.(15)


2007 yılında isim konusundaki anlaşmazlık Üsküp Uluslararası Havalimanı’nın isminin “Büyük İskender Havalimanı” olarak değiştirilmesinden sonra iki ülke arasında tekrar bir krize neden olmuştur. Bu olay Atina’nın Makedonya’nın NATO üyeliğine şiddetle karşı çıkması ile sonuçlanmıştır. Nitekim Üsküp, 2-4 Nisan 2008 tarihlerinde yapılan NATO Bükreş Zirvesi’nde üyeliğe davet edilmemiştir.(16) Diğer taraftan Türkiye, Makedonya’nın NATO üyeliğini ABD ile birlikte en çok destekleyen aktör olarak her topluluk belgesinde dipnot olarak Türkiye’nin ülkeyi anayasal ismi olan Makedonya adıyla ve kendi ulusal kimliğiyle tanıdığının belirtilmesi konusunda ısrar etmektedir.(17) Türkiye’nin bu yöndeki politikalarını ilerde de sürdüreceği kuvvetle muhtemeldir.


Son yıllarda AB ile Makedonya arasındaki ilişkilerdeki en büyük gelişme 19 Aralık 2009’dan itibaren Makedonya’nın, Sırbistan ve Karadağ ile beraber Avrupa’nın büyük kısmına vizesiz seyahat edebilme hakkı kazanmış olmasıdır.(18)


2009’da AB Bakanlar Konseyi, Üsküp’ün görüşmelere başlaması tavsiyesinde bulunmuş fakat Yunanistan ile isim konusundaki anlaşmazlıkların çözüme kavuşamaması nedeniyle herhangi bir tarih belirlememiştir. AB yönetimi tarafından isim anlaşmazlığı ikili düzeyde bir sorun olarak nitelendirilmiştir. AB yönetimi bu konunun Üsküp’ün katılım müzakerelerine hazır olup olmaması ile ilgisinin olmadığını belirtmiştir. Ancak Yunanistan’ın Makedonya ile bu anlaşmazlığı nedeniyle öne sürdüğü çekinceleri sonucunda, AB’nin Aralık 2009’da Üsküp ile katılım müzakerelerini başlatma kararı AB liderlerince Mart 2010 Zirvesi’ne ertelenmiştir. (19)


25-26 Mart 2010 tarihinde düzenlenen AB Konseyi Bahar Zirvesi’nde Euro Bölgesi ülkelerinin hükümet ve devlet başkanları tarafından açıklanan bildiride, mali ve ekonomik istikrara ilişkin unsurlar ortaya koyulmuştur. Bu bağlamda, genel olarak Euro Bölgesi ülkelerine ve özelde Yunanistan’a, içerisinde bulunduğu krizden kurtulması amacıyla sağlanacak yardım da belirlenmiştir. Beş temel hedefi istihdam, ar-ge, iklim ve enerji, eğitim, yoksulluk ve sosyal dışlanma ile mücadele olarak özetlenebilecek “Avrupa 2020 Stratejisi”, Zirve sonucunda onaylanmıştır. Ancak bu zirveden de Makedonya ile ilgili bir sonuç çıkmamış olup Üsküp yönetimi, halen AB’den müzakere tarihi beklemektedir. (20)


Yakın geçmişte Makedonya, AB’ye üyelik sürecinde Yunanistan ile uzun süredir devam eden isim sorununu çözmek için, BM’nin, ülkenin ismini değiştirme önerisini değerlendirmeye hazır olduklarını açıklamıştır. Ancak bunun için ülke çapında bir referandum gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Makedonya’nın o dönemki Dışişleri Bakanı Antonio Milososki, Mart 2011’de BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun’a gönderdiği mektupta, ülkenin isminin “Makedonya Cumhuriyeti (Üsküp)” olarak değiştirilmesini değerlendirebileceklerini söylemiştir.(21) 16-17 Ocak 2012 tarihlerinde BM arabuluculuğu ile Makedonya ve Yunanistan ile ayrı ayrı görüşmeler yapılmış ancak bir sonuç alınamamıştır. Yunanistan’ın BM Büyükelçisi Adamantios Vassilakis ve ABD’nin Makedonya Büyükelçisi Zoran Jolevski ile görüşen BM arabulucusu Matthew Nimetz, görüşmeleri “yararlı” olarak nitelendirirken bundan sonra sürecin yapıcı bir şekilde ilerlemesi için en iyi yolu hedeflediklerini belirtmiştir.(22)


II. Türkiye-Makedonya İlişkileri


Türkiye, Eylül 1991’de bağımsızlığını ilan eden Makedonya’yı 6 Şubat 1992’de tanımış ve bu ülkeye büyükelçi gönderen ilk ülke olmuştur.(23)


Yugoslavya, Yunanistan, Bulgaristan ve Arnavutluk ile çevrili olan ülke Yunanistan ve diğer komşularıyla da yaşadığı sorunlar nedeniyle Ankara ile ilişkilerini geliştirme yoluna gitmiş ve Türkiye’ye yakınlaşmıştır. Türkiye ise hem Makedonya’da yaşayan Türk azınlığın güvenliği, hem de Balkanlar’da istikrarın bozulmaması açısından Makedonya’yı desteklemiş ve iyi ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Bu dönemde iki ülke arasında ekonomik, siyasi, askeri birçok alanda ilişkiler gelişmiştir.(24)


Makedonya Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra üst düzey resmi ziyaretlerde de artış görülmüştür. Örneğin; bu dönemde Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin ülkeyi ziyaret etmiş; Şubat 1993’te ise Özal bu bölgeye yaptığı geziye Makedonya’yı da dâhil etmiştir. Daha sonra 1995’te Cumhurbaşkanı Demirel Üsküp’e yaptığı ziyarette “Dostluk ve İşbirliği Anlaşması” imzalamıştır. Ancak ilişkilerde 1995 yılı sonundan itibaren bir duraklama yaşanmıştır. Bunda Bosna-Hersek Savaşı’nın ve Dayton Antlaşması’ndan sonra bölgedeki dengelerin değişmesi etkili olmuştur. Makedonya, 1995’ten itibaren Yunanistan ile ilişkilerini geliştirmiş ve gerek siyasi gerekse ekonomik açıdan Yunanistan’ın ülkedeki etkinliği artmıştır.(25)


1994’teki sayıma göre ülkede yaşayan 100 bin Türk azınlığın durumu da bu dönemde ilişkilerde önemli bir nokta olmuştur. 27 Ocak 1991’de cumhurbaşkanı seçilen ılımlı Kiro Gligorov’un da etkisiyle ülkedeki azınlıklara karşı yumuşak bir tutum sergilenmiş ve azınlıkların kendi partilerini kurmalarına ve hükümette yer almalarına izin verilmiştir. Bu bağlamda, 1992’de çok partili hayata geçilmesinden sonra Erdoğan Saraç liderliğinde “Türk Demokratik Birliği” kurulmuştur.(26) Daha sonra “Türk Demokratik Partisi-TDP” (Demokratska Partija na Turcite) ismini alan parti, Makedonya Türklerinin ilk siyasi kuruluşu olma özelliği taşımaktadır. TDP, 5 Temmuz 2006 tarihindeki seçimlerde 120 üyeli Makedonya Cumhuriyeti Parlamentosu’nda 2 milletvekili ile temsil edilmiştir. 1 Haziran 2008 tarihindeki erken seçimlerde ise 1 milletvekili ve hükümette "Daha İyi Makedonya İçin" koalisyon ortağı olarak 1 devlet bakanı tarafından temsil edilmiştir. Son olarak TDP, 5 Haziran 2011 yılındaki erken seçimlerde 123 üyeli parlamentoda 1 milletvekili ve "Daha iyi Makedonya için" koalisyon ortağı olarak 1 devlet bakanı tarafından temsil edilmiştir.(27)


2011 seçimlerinde, Türk azınlığı temsil eden diğer iki partiden biri olan Türk Hareket Partisi (THP), Sosyal Demokratlar Birliği ile 16 partili koalisyonda yer alırken, milletvekili aday listelerinde yer almamıştır. 2006’da kurulan Türk Milli Birlik Hareketi ise aynı koalisyonda yer alarak Genel Başkan Erdoğan Saraç ve Doç. Dr. Nazım İbrahim aday gösterilmiştir.(28)


Türkler Makedonya siyasi hayatında beklenen başarıyı şimdiye kadar gösterememiştir. Her ne kadar Arnavutların tersine Eylül 1991’de bağımsızlık referandumuna katılıp olumlu oy kullanmış da olsalar “devletin kurucu unsurları” arasında sayılmamalarını olumsuz karşılamışlardır. Ayrıca Türk azınlığın sorunları arasında bürokraside yeterli sayıda temsil edilememeleri ve eğitim konuları da yer almaktadır.(29)


Türkiye, Nisan 2008’de Bükreş’te düzenlenen NATO Zirvesi’nde, Arnavutluk ve Hırvatistan’la birlikte Makedonya’nın üyeliğini de desteklemiştir. Makedonya’nın talebi üzerine, Makedonya Dışişleri Bakanı Antonio Miloşoski’nin Kasım 2008 tarihinde Türkiye’yi ziyareti sırasında iki ülke Dışişleri Bakanları tarafından Ankara’da her alanda mevcut işbirliği olanaklarının artırılmasını hedefleyen “İkili İlişkilerin Güçlendirilmesine Yönelik Strateji Belgesi” başlıklı belge imzalanmıştır. Ayrıca parlamenterler düzeyinde yakın ilişkiler, Parlamentolararası Dostluk Grubu’nun çalışmaları ve AGİT, Avrupa Konseyi gibi uluslararası platformlardaki işbirliği çerçevesinde sürdürülmektedir.(30)


• Türkiye-Makedonya Arasındaki Askeri İşbirliği


İki ülke arasındaki askeri ilişkilerin başlangıcı olarak 18 Mayıs 1992’de Ankara’da bir “Güvenlik Protokolü” imzalanmıştır. Askeri ilişkiler, özellikle eğitim yardımları ve Makedonya ordusunun lojistik alanda desteklenmesi kapsamında yapılan hibeler konusunda yoğunlaşmaktadır. Eğitim yardımları, 1994 yılında imzalanan “Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması”na uygun olarak yürütülmektedir. Nisan 1995’te ise iki ülke arasında “Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşması” imzalanmıştır.(31)


1998 yılından bu yana 82 Makedonya ordusu personeli, Harp Akademisi, Harp Okulu, GATA gibi Türkiye’deki çeşitli askeri okullarda uzun süreli eğitimler almıştır. Ayrıca, Barış İçin Ortaklık Merkezi ve Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nde 550 civarında Makedon personel için kısa süreli kurslar düzenlenmiştir.(32)


Askeri ilişkilerdeki diğer bir gelişme de Arnavut gruplarla Makedon hükümeti arasında varılan ateşkesin ardından, 17 Ağustos 2001’den itibaren Arnavut militanları silahsızlandırmak amacıyla NATO tarafından oluşturulan 3 bin 500 kişilik çok uluslu gücün Makedonya’ya gitmesidir. Genelkurmay Başkanlığı tarafından görevlendirilen ve bölgede İngiliz komutanlığa bağlı olarak çalışacak 150 kişilik öncü subay grubu, Üsküp’te İngiliz komutanlık ve Makedon güvenlik birimleriyle görüşmelere başlamıştır. Türk birliğinin görevi, Arnavut militanların gönüllü silah bırakmalarını sağlamak olarak belirlenmiştir.(33)


1998 yılından itibaren, Türkiye’nin Makedonya ordusuna destek içini yaptığı hibe yardımlarının tutarı 16 milyon doları aşmıştır. 14 Ekim 2011’de de Genelkurmay Başkanlığı, Makedon Özel Kuvvetler Taburu’nun ve Lojistik Destek Taburu’nun teçhizi amacıyla yaklaşık 900.000 dolar tutarındaki malzemeyi törenle hibe etmiştir. Törende konuşma yapan Türkiye'nin Üsküp Büyükelçisi Gürol Sökmensüer, Türkiye’nin Makedonya’nın AB ve NATO üyeliklerine olan desteğinin her platformda artarak devam edeceğini belirtmiştir.(34)


• Eğitim ve Kültür Alanında İlişkiler


Makedonya ile eğitim alanındaki ilişkiler bağlamında Türkiye’nin “Büyük Öğrenci Projesi” çerçevesinde Makedonya’dan her yıl, Türkiye’deki üniversitelerde lisans ve lisansüstü eğitimini burslu okumak üzere öğrenciler gönderilmektedir. Ayrıca, Türkiye Makedonyalı öğrencilere her yıl sınavsız burs kontenjanı ayırmaktadır. Bu öğrencilerin öğrenim belgelerinin tanınması, Makedonya’da oturum almaları konusunda karşılaşılan bazı sorunları gidermek için Makedonya’nın ilgili makamları nezdinde gerekli girişimlerin yapıldığı belirtilmektedir.(35)


Kültürel ilişkilerdeki gelişmelerden biri Makedonya Kültür Bakanı Elizabeta Kançeska-Milevska’nın, Nisan 2009’da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın resmi konuğu olarak Türkiye’yi ziyareti sırasında imzalanan ve 1 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren “2009-2010 Yıllarına Ait Kültürel İşbirliği Programı” çerçevesinde, iki ülke arasında karşılıklı olarak Kültür Merkezleri açılmasıdır. Bu konuda hazırlanan taslak protokol üzerindeki çalışmalar devam etmektedir. Türkiye tarafından Üsküp’te açılan Yunus Emre Türk Kültür Merkezi de geçici bir statüde faaliyete başlamıştır.(36)


Makedonya’da bulunan 500’e yakın Türk eserinin korunması, bakım ve onarımlarının yapılması da kültürel ilişkilerdeki önemli konulardan biridir. Bu bağlamda Osmanlı eserlerine yönelik Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve TİKA’nın mali ve teknik yardımlarıyla projeler gerçekleştirilmektedir.(37)


• TİKA’nın Makedonya’da Yürüttüğü Faaliyetler


Günümüzde küreselleşme ve değişen diplomasi anlayışı ile birlikte dış ilişkiler, sadece dışişleri bakanlıkları aracılığıyla yürütülemez bir noktaya gelmiştir. Özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde devletler; dış politikada yumuşak güç politikalarına ve kamu diplomasisine ağırlık vermeye başlamıştır.(38)


Başta Türk dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye’nin komşu ülkeleri olmak üzere gelişme yolundaki ülkelerin kalkınmalarına yardımcı olan, bu ülkelerle; ekonomik, ticari, teknik, sosyal, kültürel, eğitim alanlarında işbirliğini projeler ve programlar aracılığıyla geliştirmeyi amaçlayan TİKA, Makedonya’da da faaliyetlerini sürdürmektedir. Bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetler şu şekildedir:


-“Okulların Tadilatı ve Tefrişi Projesi” kapsamında ülkenin farklı bölgelerinde bulunan ve ders yapılamaz durumda olan 10 okulda, bölge belediyeleri ile işbirliği içerisinde bakım ve onarımı gerçekleştirilerek; 3600 öğrencinin sağlıklı koşullarda eğitim alması sağlanmıştır.

-“Latsa ve Ocalı Köyleri İçme Suyu Projeleri” kapsamına Resne Belediyesi Latsa Köyü ve Karbintsi Belediyesi Ocalı Köyü’ndeki su depoları ihtiyacı karşılayacak nitelikte olmadığından, boruların yenilenmesi ve su sistemi kurulması çalışması gerçekleştirilmiştir.

-Ekonomik açıdan ağır şartların hâkim olduğu Doğu Makedonya’nın kırsal kalkınmasına katkıda bulunmak ve sınırlı da olsa bölgede ekonominin canlandırılmasını sağlamak amacıyla “Arıcılığın Geliştirilmesi Projesi” yürütülmektedir. Üç yıl sürecek olan proje sonucunda 76 aileye kovan dağıtımı yapılarak ek gelir sağlamaları amaçlanmıştır.

-Kültürel eserlerin ortaya çıkarılması ve kültür turizmine katkı sağlanması amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı ve Başkanlığı işbirliğinde Üsküp’te bulunan ve 15. yüzyıl Osmanlı Dönemi eserlerinin en önemlilerinden olan Mustafa Paşa Camii’nin restorasyonu sürdürülmektedir.

-“Araçinova Belediyesi Köprü İnşaatı Projesi” kapsamında Üsküp’ün güneydoğusunda bulunan ve 12.000 kişilik nüfusuyla ülkenin en küçük belediyelerinden olan Araçinova Belediyesi’ni Üsküp Büyükşehir Belediyesi’ne bağlayan köprü yeniden yaptırılmıştır.(39)


• Türkiye-Makedonya Ekonomik İlişkileri


Makedonya ile Ticaret ve Ekonomik işbirliği Anlaşması 17 Mart 1994’te; Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması 16 Haziran 1995’te; Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ise 14 Temmuz 1995’te imzalanmıştır. Diğer yandan 7 Eylül 1999’da Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmıştır.(40)


Türkiye, Makedonya’nın Avrupa Konseyi ve AGİT üyelikleri için her fırsatta destek vermiştir.  Ayrıca Yunanistan’ın bu ülkeye ambargo uyguladığı dönemde petrol ve insani yardım göndererek Makedonya’nın Dünya Bankası’na olan borçlarının ödenmesinde yardımcı olmuştur.(41)


Son yıllardaki ticari ilişkilere bakıldığında 2010 yılında Makedonya’ya yapılan ihracat 2009 yılına göre %7 azalarak 262,7 milyon dolar olmuştur. İthalat ise aynı dönem içinde %31 artarak 52,3 milyon dolara ulaşmıştır. 2010 yılı toplam ticaret hacmi %2 azalarak 315 milyon dolar olmuştur.(42)


Makedonya, Türkiye’nin de yer aldığı “Batı-Doğu Otoyol” projesinde yer almaktadır. Ekim 1995’te başlatılan proje, Arnavutluk’un Draç limanından başlayarak; Üsküp ve Sofya üzerinden Varna ve İstanbul’a ulaşacak 680 km’lik bir otoyol yapımını öngörmektedir. Türkiye’nin Avrupa ile bağlantısında alternatif bir hat oluşturması beklenen projenin Arnavutluk’taki kısmı olan Progonize-Elbistan bölümünün yapımı Türkiye tarafından üstlenilmiştir. Bu otoyol projesi ile İstanbul ile Adriyatik arasında doğrudan bir bağlantı kurulacak ve Türk ihraç ürünleri bu pazarlara daha kolay ulaşacaktır. Ayrıca denize çıkışı olmayan Makedonya bu otoyol sayesinde her iki denize de çıkış olanağı bulabilecektir. Böylece Yunanistan’ın Selanik limanının önemi bir nebze de olsa alacaktır.(43)


Yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip Makedonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler “Türk-Makedon İş Konseyi” kurulmasına rağmen sınırlı kalmıştır. Türk işadamlarının bu ülkedeki faaliyetleri ticaret ağırlıklı kalmıştır.(44) Son yıllarda ise Türk firmaları 3,2 milyar dolar tutması beklenen ve baraj sulama tesislerinin inşasını kapsayan Vardar Vadisi Projesine ilgi göstermektedirler.(45)


Makedonya’da doğrudan yabancı sermaye yatırımı gerçekleştiren Türk şirketlerinin sayısı 100 civarında olup bunların önemli bölümü KOBİ ölçeğinde firmalardır. Türk yatırımlarının tutarı 180 milyon dolar civarındadır.(46)


2008 yılında Makedonya’daki havaalanlarının genişletilmesi ve yeni terminal binaları yapılması ihalesini kazanan TAV, 2011 yılında Makedonya’da cam ambalaj üretimine başlamayı öngören Şişecam ve Üsküp Serbest Bölgesi’nde alüminyum profil üretimi gerçekleştirmek üzere Makedonya Hükümeti ile sözleşme imzalayan Borteknik adlı şirketin planladıkları yatırımları gerçekleştirmeleri sonrasında toplam Türk yatırım tutarının orta vadede 500 milyon dolara ulaşması beklenmektedir. Makedonya’daki en önemli Türk yatırımları arasında; bankacılık sektöründe 1999’dan 2008’e kadar faaliyetlerini şube olarak sürdüren, ancak 2008 yılında Makedonya’da Genel Müdürlük olarak Ziraat Banka AD olarak varlığına devam eden Gostivar ve Kalkandelen şehirlerinde iki yeni şube açan Ziraat Bankası yer almaktadır.(47)


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından belirtildiği üzere ticari ve ekonomik ilişkilerde karşılaşılan sorunlardan en önemlisi ülkede hala uluslararası topluma entegrasyon konusunda alınması gereken ciddi bir mesafe bulunması ve söz konusu intibak çabaları nedeniyle yasaların ve ilgili mevzuatın sık sık değişebilmesidir. İkinci bir sorun olarak siyasal, sosyal ve makroekonomik istikrarın henüz sağlanmaya başladığı ülkede özellikle siyasi iktidar değişikliklerinde kamu bürokrasisindeki kadroların neredeyse tamamının değişmesi nedeniyle devlette devamlılık konusunda sıkıntılar oluşmaktadır. Ayrıca Türkiye'den Makedonya Cumhuriyeti'ne gönderilen personele çalışma ve oturma izni alınması konusunda güçlüklerle karşılaşılmakta ve süreç oldukça uzun sürmektedir. Makedonya Cumhuriyeti'nde Türk vatandaşlarının 2 aydan fazla vizesiz kalamamaları nedeniyle bu durumun zaman zaman firmaların faaliyetlerinde aksamalara sebep olduğu bildirilmektedir.(48)


Son dönem ekonomik ilişkilerdeki önemli gelişme olarak 29 Ocak 2012’de İstanbul’da Türk-Makedon İş Konseyi Toplantısı gerçekleştirilmiştir. 2010 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 311 milyon dolar olarak gerçekleştiğini, 2011 yılında bu rakamın 380 milyon dolar olduğunu belirten Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski, Türk iş adamlarını ülkesinde yatırım yapmaya çağırmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha ileriye taşınması gerektiğini söylemiştir.


Sonuç


Bölge ülkelerinin uluslararası teşkilatlara üye olması Balkanlar’ın istikrarının korunması, çatışmaların önlenmesi açısından büyük önem teşkil etmektedir. Uluslararası askeri bir örgütlenme olarak NATO’nun sağladığı güvenlik ve diğer taraftan AB’nin sağladığı ekonomik, siyasi, sosyal bütünleşme ve güvenlik, bölgeyi çatışma ve anlaşmazlıklardan uzak tutabilecek önemli etkenlerdir. Makedonya da bağımsızlığını kazanmasının ardından uluslararası teşkilatlara üye olma isteğini dile getirmiş ve bu yönde politikalar izlemiştir. Fakat Yunanistan ile yaşadığı isim sorunu nedeniyle bu süreci sıkıntılı geçirmektedir. Yunanistan, ülkenin tüm varlığına kuruluşundan bu yana karşı çıkmaktadır.


Türkiye’nin tarih boyunca çatışma ve istikrarsızlıklardan kurtulamamış olan Balkanlar ile tarihi, etnik ve kültürel bağları bulunmaktadır. Bu bağlar Türkiye’ye Balkanlar’da aktif bir rol oynama imkânı vermekte ve stratejik olarak Türkiye’yi önemli bir aktör konumuna getirmektedir. Türkiye’nin Balkan ülkeleriyle ilişkilerinin ve ticaretinin artması; Avrupa’ya giden karayolu ve Avrupa’ya enerji taşıyacak petrol ve doğalgaz boru hatları projesinin Türkiye üzerinden Balkanlar’a ve Orta Avrupa’ya geçişi açısından önem arz etmektedir. Bölgede barış ve istikrarın devamı ve her alandaki işbirliği (ticari, kültürel, askeri) için Balkanlar, Türkiye; Türkiye de Balkanlar için vazgeçilmezdir.


Geçmişte olduğu gibi bugün de bir Balkan ülkesi olarak Türkiye bölge konularıyla yakından ilgilenmekte ve dış politikasını bu yönde belirlemektedir. Türkiye’nin Makedonya ile yakın ilişkiler kurmasının en önemli nedenlerinden biri de Balkanlar’da Yunanistan ile girdiği rekabet olmuştur. Türkiye, bu ülkeyle iyi ilişkiler kurarak Yunanistan karşısında daha güçlü aktör konumunu muhafaza etmiştir. Öte yandan Ankara’nın Makedonya gibi halkının çoğu Ortodoks olan bir ülkeyle iyi ilişkiler sürdürmesi, İslam unsurunu kullandığı eleştirilerini de geçersiz kılmaktadır.(49)


Makedonya, bugün hem toprak bütünlüğünü koruma hem de tarihsel mirasına sahip çıkma çabasındadır. Asırlardır sahip olduğu kimliğini bugün belgelemeye çalışmaktadır. Makedonya sorununda başta AB ve ABD olmak üzere uluslararası aktörler Makedonya’ya destek vererek doğrudan bu ülkeden yana tavır koymuştur. Yakın gelecekte de Türkiye’den önce Hırvatistan’dan sonra Makedonya’nın AB’ye üye olması beklenmektedir.


Sonuç olarak 21.yüzyılda; Balkanlar’da başlayıp Küçük Asya, Mezopotamya, Pers İmparatorluğu, Afganistan ve Hindistan’ın Ganj Nehri’ne kadar uzanan bir imparatorluktan geriye iki milyon nüfusluk bir ülke ve bu ülkenin kendi tarihi adıyla tanınma mücadelesi kalmıştır. Kendine has yaşam standardı, kültür yapısı olan ülke tarih boyunca olduğu gibi bugün de Batıya dönük bir medeniyet olarak Yunanistan’a rağmen uluslararası arenada bu mücadelesine devam etmektedir. Kuşkusuz Türkiye de tarihi bağların etkisiyle ülkenin tanınması, uluslararası teşkilatlara üyeliği ve kalkınması konularında Makedonya’ya destek vermeye devam edecektir.


Sonnotlar:


(1) Baskın Oran, Türk Dış Politikası- Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt 2, İstanbul: İletişim Yayınları, 2001, s. 483.

(2) Tufik Burnazovic, “Bosna Örneğinde ABD’nin Balkan Siyasetini Anlamak”, Çev. Emir Türkoğlu, içinde Balkan Diplomasisi-Balkan Araştırmaları Dizisi 3, Der. Ömer E. Lütem-Birgül Demirtaş Çoşkun, Ankara: Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, 2001, s. 280. 

(3) Baskın Oran, op. cit., s. 491.

(4) İrfan Kaya Ülger, “Balkan Gelişmeleri ve Türkiye: 1990’lı Yıllar”, içinde 21. Yüzyılda Türk Dış Politikası, Ed. İdris Bal, Ankara: Ankara Global Araştırmalar Merkezi Lalezar Kitabevi, 2006, s. 269.

(5) Baskın Oran, op. cit., s. 492.

(6) The World Factbook,

https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/mk.html, (Erişim tarihi: 11 Ocak 2012).

(7) Baskın Oran, op. cit., s. 492.

(8) Pierre Larousse, Genç Larousse Ansiklopedisi, 3. Basım, İstanbul: Gerçek Yayıncılık, 1993, cilt 9, s.2698

(9) M. Murat Hatipoğlu, “Kuruluşundan Günümüze Makedonya Cumhuriyeti’nin Dış Politikası ve Balkan Ülkeleriyle İlişkileri (1991-2000)”,  içinde Balkan Diplomasisi-Balkan Araştırmaları Dizisi 3, Der. Ömer E. Lütem-Birgül Demirtaş Coşkun, Ankara: Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, 2001, s. 165.

(10)  Balkan Harbi (1912-1913), 1.Cilt, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 1970, ss. 34-35.

(11)  İlhan Uzgel, “Makedonya Sorunu”, içinde Türk Dış Politikası-Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt 2, Ed. Baskın Oran, İstanbul: İletişim Yayınları, 2001, s. 504.

(12)  Ibid.

(13)  Hugh Poulton, Who Are The Macedonians, Hong Kong: Indiana University Press, 2000, s. 177-178.

(14)  “EU-Macedonia Relations”,

http://www.euractiv.com/enlargement/eu-macedonia-relations-linksdossier-329923 (Erişim tarihi: 5 Ocak 2012).

(15)  “EU - the former Yugoslav Republic of Macedonia relations”,

http://ec.europa.eu/enlargement/candidate-countries/

the_former_yugoslav_republic_of_macedonia/relation/index_en.htm, (Erişim tarihi: 12 Ocak 2012).

(16) Darko Duridanski, “Macedonia-Turkey: The Ties That Bind”,

http://www.balkaninsight.com/en/article/macedonia-turkey-the-ties-that-bind (Erişim tarihi: 5 Ocak 2012).

(17)  Ibid.

(18) EU-Macedonia Relations, op.cit.

(19)  “Makedonya kamuoyunda isim sorunu AB bütünleşmesinden daha önemli görülüyor”, http://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/

makedonya_kamuoyunda_isim_sorunu_ab_butunlesmesinden_daha_onemli_goruluyor.pdf (Erişim tarihi: 9 Ocak 2012).

(20) İKV Değerlendirme Notu: AB Konseyi Zirvesi Yapıldı”,

http://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/14-ab_konsey_zirvesi_yapildi-can_mindek-nisan_2010.pdf (Erişim tarihi: 15 Şubat 2012).

(21) “Makedonya’da isim değişikliği için referandum”,

http://www.balkangunlugu.com/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=5320:makedonyada-isim-deiiklii-icin-referandum&catid=53:makedonya&Itemid=501, (Erişim tarihi: 9 Ocak 2012).

(22) Sofia Echo, “No Breakthrough in Macedonia Name Talks”,

http://www.balkaninsight.com/en/article/no-breakthrough-in-macedonia-name-talks (Erişim tarihi: 15 Şubat 2012).

(23)  M. Murat Hatipoğlu, op. cit., s. 179.

(24)  Baskın Oran, op.cit., ss. 505-506.

(25)  Ibid., s.506.

(26)  Ibid.

(27) Makedonya Türk Demokratik Partisi,

http://www.tdp.org.mk/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=14&Itemid=29 (Erişim tarihi: 11 Ocak 2012).

(28) “Makedonya’da seçimler öncesi türk partileri iki bloğa ayrıldı”,

http://www.dha.com.tr/haberdetay.asp?Newsid=160502 (Erişim tarihi: 11 Ocak 2012).

(29) Baskın Oran, op.cit, s. 506.

(30) Türkiye-Makedonya Cumhuriyeti Siyasi İlişkileri,

http://www.mfa.gov.tr/turkiye-makedonya-cumhuriyeti-siyasi-iliskileri-.tr.mfa (Erişim tarihi: 11 Ocak 2012).

(31) Baskın Oran, op.cit., ss. 505-506.

(32) “Askeri Hibe Töreni Konuşma Metni”, http://skopje.emb.mfa.gov.tr/ShowSpeech.aspx?ID=1644 (Erişim tarihi: 15 Şubat 2012).

(33) “Türk Askeri Makedonya’da”, http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/100699.asp#BODY, (Erişim tarihi: 15 Şubat 2012).

(34)  “Askeri Hibe Töreni Konuşma Metni”, op. cit.

(35) Türkiye-Makedonya Cumhuriyeti Siyasi İlişkileri, op. cit.

(36) Ibid.

(37) Ibid.

(38) Şeyma Adıyaman, “TİKA: Türkiye’nin Küresel Dış Politika Enstrümanı”,http://www.bilgesam.org/tr/ (Erişim tarihi: 27 Aralık 2011).

(39)  Balkanlar ve Doğu Avrupa Proje ve Faaliyetler,

http://store.tika.gov.tr/yayinlar/kurumsal-yayinlar/balkanlar_tr.pdf (27 Aralık 2011).

(40) Türkiye-Makedonya Ticari ve Ekonomik İlişkileri,

http://www.deik.org.tr/Pages/TR/IK_TicariIliskilerDetay.aspx?tiDetId=46&IKID=70, (Erişim tarihi: 12 Aralık 2011).

(41) Baskın Oran, op.cit., s. 506.

(42) Türkiye-Makedonya Ticari ve Ekonomik İlişkileri, op.cit. .

(43) İlhan Uzgel, “Batı-Doğu Otoyol Projesi”, içinde Türk Dış Politikası-Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt 2, Ed. Baskın Oran, İstanbul: İletişim Yayınları, 2001, s. 505.

(44) “Türk-Makedon Ticari ve Ekonomik İlişkileri”,

http://www.deik.org.tr/Pages/TR/IK_TicariIliskilerDetay.aspx?tiDetId=46&IKID=70, (Erişim tarihi: 27 Aralık 2011).

(45) Baskın Oran, op.cit., s. 506.

(46)  “Türk-Makedon Ticari ve Ekonomik İlişkileri”, op.cit.

(47)  Ibid.

(48)  Ibid.

(49) Baskın Oran, op.cit. , s. 506.

Back to Top