Yunanistan Ekonomik Krizi

Aslı Fatma BURULDAY
20 Ekim 2011
A- A A+

2008 yılının sonlarında başta ABD olmak üzere Yunanistan, Portekiz ve İspanya gibi birçok AB ülkesinde patlak veren ekonomik kriz dünya piyasalarını alt üst etmiş ve bazı AB ülkelerini ekonomik ve siyasal açıdan iflasın eşiğine getirmiştir. 2007 yılının ortasında ABD’de ipotekli konut kredilerinde başlayan kriz 2008 yılının ikinci yarısından itibaren ABD ve Avrupa’da finans krizine yol açmıştır.

 

2008 sonundan itibaren de bütün dünyadaki reel sektör krizden olumsuz etkilenmeye başlamıştır. (1) Toplam talebin gerilemesi ve finans piyasalarındaki gerileme ticaret hacminde daralmalarla sonuçlanmıştır ve güçlü sayılan birçok ekonomi krizde ciddi hasarlar almıştır. Bu durumun son örneği olan AB’de de birçok önlem alınmış ancak krizin bazı etkilerine karşı konulamamıştır. Euro alanı 2009 yılında %4,1 oranında küçülerek tarihindeki en büyük daralmayı yaşamıştır. (2) AB ülkeleri içerisinde ekonomik krizden en çok etkilenen ülkelerden birisi de Yunanistan’dır.

 

 

Yukarıdaki grafik (G1), Yunanistan’ın 1980, 1990 ve 2009 yıllarındaki kamu borcunun GSMH’ye oranını göstermektedir. Grafiğe göre, 1980 yılından sonra Yunanistan’ın kamu borcu sürekli bir artış göstermiştir. 2000 yılında 150 milyar Euro seviyesinde olan Yunanistan’ın kamu borçları, geçtiğimiz on yıl içerisinde % 100 oranında artış göstererek, 2009 sonu itibarıyla 300 milyar Euro seviyesine yükselmiştir. (3) 2009 yılı Dünya Bankası verilerine göre, Yunanistan’ın kamu borcu 384,1 milyar dolar ve toplam dış borcu 594,5 milyar dolar olarak açıklanmıştır. (4)

 



Yukarıdaki grafik ise (G2) Yunanistan’ın 1980, 1990 ve 2000’li yıllarda vergi gelirlerinde kaydettiği artışları göstermektedir. (5)

 


Yukarıdaki tabloda ise (T1) 2006 ile 2010 yılları arasında Yunanistan ekonomisinin kaydettiği büyüme hızı, kamu borcu/GSYİH oranı, bütçe açığı/GSYİH oranı ve faiz oranları görülmektedir. (6) Tablodaki verilere göre Yunanistan ekonomisinde 2006 ve 2010 yılları arasındaki büyüme oranları düşük bir seyir izlemiştir. Kamu borcunda ciddi bir artış görülmektedir. Birçok bankanın batmasına sebep olan faiz oranlarında da yükseliş sürekli bir şekilde tırmanmaya devam etmiştir. Tüm bu olumsuz gelişmelerle birlikte bütçe açığı da ciddi anlamda büyümüştür.


Ekonomik Krizin Nedenleri

Euro Bölgesine dâhil olan devletlerde ortak para birimi olarak kullanılan Euro, krizin derinleşmesinde başat bir unsur olmuştur. Çünkü para birimi olarak Euro’yu kullanan bu ülkeler de para politikasının Avrupa Merkez Bankası aracılığı ile tek bir elden yürütülüyor olması söz konusu ülke ekonomilerinin birbirine sıkı bir şekilde bağlı olmasına yol açmaktadır. O nedenle, bir Euro Bölgesi ülkesinde meydana gelen olumsuz bir gelişme diğer Euro Bölgesi ülkelerinin de kısa sürede bu durumdan etkilenmelerine yol açmaktadır.


AB üyesi ülkelerin finans ve reel sektörlerinin yüksek entegrasyon düzeyi ülkelerin birbirinden etkilenme seviyesini ve hızını artırmaktadır. (7) Bu sebeple 2010 yılının ortalarında Yunanistan’da ortaya çıkan borç krizi kısa sürede diğer Euro Bölgesi ülkelerini de etkisi altına almıştır. Ortaya çıkan bu krizle beraber AB ülkelerinin ekonomilerinin ve parasal birliklerinin geleceği de büyük bir tehdit altına girmiştir.


Yunanistan’da uzun bir süredir gündemde olan fakat bir türlü hayata geçirilemeyen reformlarla birlikte dış borçlanma ile sağlanan mali kaynaklar etkin bir şekilde kullanılamamıştır. Bunlara bir de küresel krizin yarattığı olumsuz hava eklenince Yunanistan kaçınılmaz olarak bir krizin eşiğine gelmiştir.


Yunanistan’da devam eden ekonomik krizin dış boyutunu ABD ve AB’de ortaya çıkan finansal krizler oluşturmakla birlikte asıl sorun Yunanistan’ın kendi içindeki siyasal, sosyal ve ekonomik dinamiklerinden kaynaklanmaktadır. Yunan ekonomisini çökerten sebeplerin en başında Yunanistan’ın tarihsel geçmişinden günümüze uzanan dönemde bir tehdit unsuru olarak gördüğü Türkiye’den olası saldırı ihtimallerine karşılık savunma harcamalarında görülen ciddi artış gelmektedir. Bu ciddi artış ekonominin krize sürüklenmesine yol açabilecek boyutlara gelmiştir. “Yunanistan’ın Türkiye’nin askeri gücünü dengelemeye dönük savunma kabiliyetleri edinme hedefinin ülke bütçesindeki yansıması oldukça belirgindir. Nitekim savunmaya ayrılan bütçenin GSYH’ye oranı açısından Yunanistan, AB ve NATO üyesi ülkeler içinde en çok silahlanan ülke konumuna yükselmiştir.” (8) Yunanistan’ın savunma harcamalarında görülen bu artış Yunan ekonomisinde kara bir delik oluşturmuştur.


Yunanistan, izlemiş olduğu realist politika gereği askeri gücünü ön plana çıkararak savunma konusunda ciddi yatırımlarda bulunmuştur. 1970’li yıllardan itibaren Türkiye karşısında askeri gücünü arttırmak adına silahlanmaya oldukça yüksek bir bütçe ayırmıştır. (9) 1980’li yıllardan itibaren PKK terör örgütü militanlarına kendi topraklarında bulunan BM denetimindeki Lavrion mülteci kampını açmış, örgütü askeri ve ekonomik açıdan desteklemiştir. (10)


Yunanistan’ı iflasın eşiğine sürükleyen iç nedenlerden biri de kamu harcamalarının yüksek düzeyde olmasıdır. Kamu harcamalarında görülen bu artış, dış ve iç borçlanmayı da beraberinde getirmiştir. “Yunanistan’daki kamu sektörü borç stoku son iki sene içerisinde artarak 2008’de GSMH”nın %100’üne ulaşmıştır.” (11) Kamu borçlanması diğer AB ülkelerinde olduğu gibi Yunanistan’da da önce sermaye krizine sonrasında ise kamu maliyesi krizine yol açmıştır. Kriz, borçlarını ödeyemeyen banka ve sermaye sahiplerini etkilemiş bununla birlikte gelirlerinde ciddi daralma yaşanan halk kitleleri de ayaklanmış ve sonuç itibariyle Yunanistan’da sosyal patlama yaşanmasına sebep olmuştur. Yunanistan’ın borç stokunun artmasının en önemli nedenlerinden biri zayıf sermaye birikimine sahip olmasıdır. Yunan halkının aşırı ve lüks tüketimi gelir-gider dengesini bozan etkenlerden birisi olmuştur. Turizm geliri dışında ciddi gelir kaynakları olmayan Yunanistan, yeterli sermaye birikiminin de olmaması sonucunda diğer AB ülkelerine nazaran ekonomik açıdan daha fazla etki altında kalmıştır. Bu bağlamda Yunanistan, sermaye birikimi ve kapitalist gelişme düzeyi bakımından diğer Avrupa Birliği ülkelerine göre daha geridedir.


2008’de AB’nin Maastricht kriterlerinin tam beş misli yani GSMH’nın yaklaşık % 15’i kadar bir dış ticaret açığı ile karşı karşıya kalan Yunanistan dış kaynak yaratma zorunluluğu yaşamıştır. (12) 1981 yılında AB üyeliğine kabul edilen Yunanistan kendisini AB içerisinde rekabet etmesi gereken etkin bir pazar ekonomisi içerisinde bulmuştur. Bu dönemde Yunanistan AB tarafından ciddi yardımlar almıştır. Yunanistan’ın Birliğe girdiğinde kişi başına düşen geliri 9 bin dolarken 2009 yılına gelindiğinde bu rakam 30 bin dolara çıkmıştır. (13) Yunanistan AB tarafından aldığı yardımlarla topluluk içerisinde rekabet edebilme gücüne sahip olmuştur. 2001 yılına gelindiğinde ise Yunanistan’ın AB’nin ortak para birimi olan Euro’ya geçişi Yunan ekonomisi dengelerini değiştirmiştir. 1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması’nda, Euro bölgesine dâhil olan ülkelerin, ekonomi ve para piyasasına ilişkin yerine getirmesi gereken kriterler belirlenmiştir. Günümüzde Maastricht Kriterleri olarak bilinen bu anlaşmaya göre bugün için toplam 16 AB üyesinin dâhil olduğu Euro bölgesinde geçerli para birimi olarak Euro kullanılmaktadır. Bu kriterlere göre bu ülkelerin bütçe açıklarını, kamu borçları, uzun süreli faiz oranları ve parasal istikrarlarını Maastricht kriterlerine uygun hale getirmeleri gerekmektedir.


Maastricht kriterlerinin getirdiği yükümlülükler Yunanistan ekonomisini içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Yunanistan’ın 2001 yılında Euro Bölgesi’ne geçmeden önce ülkedeki bütçe açığının küçük gösterildiği ve bu uygulamanın ilerleyen yıllarda da devam ettiği bizzat Yunanistan Maliye Bakanı’nın 2004 yılında yaptığı açıklama ile ortaya çıkmıştır. “Yunan hükümeti, 2009 yılında % 12,7 olarak açıkladığı bütçe açığını 2012 yılında % 2,8'e indirmek için 14 Ocak 2010 tarihinde bir istikrar programı açıklamıştır. Ancak, daha sonra Yunanistan'ın 2009 yılındaki bütçe açığının GSYİH’nin % 15,4’ü düzeyinde olduğu ortaya çıkmış, bütçe açığına ilişkin söz konusu rakam, Euro Bölgesi ülkelerinin Maastricht Kriterleri çerçevesinde uyması gereken % 3 sınırının beş katına tekabül etmektedir.” (14) Buna dayanarak Yunanistan’ın AB’nin ulusal para birimi olan Euro’ya geçişi ile birlikte bütçe açıkları şeklinde sinyal vermeye başlayan durumun ekonomik ve finansal krize dönüştüğünü söyleyebiliriz.


Yunan ekonomisinin iç dengelerini sağlamadan ve Maastricht Kriterlerini tam olarak ekonomisine uyumlu hale getirmeden Euro Bölgesi’ne dâhil olması Yunanistan’ın rekabet düzeyini düşürmüş bunun sonucunda ise bütçe açıkları ve borçlanma kaçınılmaz olmuştur. Euro Bölgesi’ne dâhil olması Yunanistan’ı kamu harcamaları ve bütçe açığı konusunda gevşek davranmaya itmiştir. Kamu harcamalarının yüksek düzeyde olması dış borçlanmayı beraberinde getirmiş ve vergi gelirlerinde de bir artış sağlanamaması krizi tetikleyen unsurların başında yer almıştır. “Yunanistan’ın kamu harcamaları 1980’de GSMH’nin % 30’u iken bu rakam 1990’da % 51’e, 2009’da ise % 114’e yükselmiştir. Aynı dönemlere ait vergi gelirleri ise küçük artışlarla, 1980’de GSMH’nin % 27’sinden, 1990’da % 32’sine, 2009’da ise % 37,3’üne çıkmıştır. Bütçe açığı ise 2009’da % 13 olarak açıklanmıştır.” (15)


Kamu harcamalarında görülen artışın sonucu ekonomiye dış borç olarak yansımaktadır. Dış borç; bir ülkede kamu ya da özel kesime ait kuruluşların uluslararası mali çevrelerden almış oldukları borçlardır. (16) Bir ülkedeki dış borçlar tespit edilirken o ülkenin ödeme gücü yani GSMH’si dikkate alınmaktadır. Yunanistan’ın dış borçlarının GSMH’ye oranları giderek artış göstermiştir. “GSMH oranları 1980’de % 12, 1990’da % 33, 2009’da ise % 175” (16) olarak seyretmiştir. Dış borç ise  “1980’de 4,4 milyar dolar, 1990’da 22 milyar dolar, 2009 yılında ise büyük bir artışla 594 milyar dolar” olmuştur. (17) “Yunan kamu borç yükü Gayrisafi rakamlarla 403 milyar Euro’ya yani GSMH’nin % 168’e ulaştı.” (18) Yunanistan’ın kamu borçlarının artması, Yunan piyasalarının rekabet gücünün zayıf olması ve siyasi istikrarsızlık ile birleşince Yunanistan’ı dış fonlara bağımlı hale getirmiştir.


Yunanistan’ı borç krizine sürükleyen diğer sebepler; yolsuzluk, rüşvet, erken emeklilikten dolayı kamu sektöründe görülen kadrolaşma ve uygulanamayan sektörel reformlardır. Yunanistan’daki krizin bir sosyal patlamaya dönüşmesinin önde gelen sebeplerinden birisi de yolsuzluk iddiası ile suçlanan politikacılardır. “Yunanistan Başbakanı Papandreou, başbakanlık koltuğuna oturduktan hemen sonra yaptığı açıklamada ülkesindeki asıl problemin ‘sistematik yolsuzluk’ olduğunu açıklamıştır.” (19)


Yolsuzluklarla mücadele ve şeffaflığın geliştirilmesi amacıyla Almanya’da kurulan Trancperancy International adlı sivil toplum örgütü tarafından yapılan bir araştırmaya göre; Yolsuzluğun Yunan devlet kültürünün bir parçası haline geldiği görülmüştür. Araştırmada elde edilen verilere göre; “2008 yılı içerisinde, ehliyet alımını hızlandırmak, inşaat ruhsatları, devlet hastanelerine kabul edilme, vergi iadelerini manipüle etme gibi kamusal işlemler için bir Yunan vatandaşı ortalama 1355 Euro rüşvet vermektedir. Avukat, doktor ya da bankacı gibi özel sektör çalışanlarına ödenen rüşvet miktarları ise daha yüksektir.” (20)


ABD’de faaliyet gösteren Brookings Enstitüsü’nün yaptığı bir başka araştırmaya göre, Yunanistan milli ekonomisinin %8’i yolsuzluk ve rüşvete kaynak olarak aktarılmaktadır. (21) Bu durum devlet ekonomisini zarara uğratmakla beraber en çok da üzerinde vergi yükü fazla olan orta sınıfın ciddi ekonomik kayba uğramasına sebep olmaktadır. Yunan halkı bankalardan kaynak alamaz hale gelmiş, harcamalar ciddi ölçüde durmuş, şirketler faturalarını ödeyemez duruma gelmiş ve işsizlik artmıştır. (22) Devleti zarara uğratmakla suçlanan politikacılara karşı halkın öfkesi, bir devlet bakanının sokak ortasında şiddete maruz kalmasına yol açacak boyuta gelmiştir. Ekonomik krizin sorumlusu olarak yolsuzluğa bulaşmış siyasetçileri ve ‘aşırı karlar’ elde eden bankaları gören halkın siyasetçilere ve sermaye sahiplerine duydukları öfke katlanarak büyümüştür. Yunanistan’da siyaset kurumu iflas etmiş bir görüntü sergilemektedir, sokakta yaşanan durum halkın siyasilere en ufak bir güveninin kalmadığını göstermektedir. (23) Kayıt dışı ekonomi ve bankaların aşırı kar elde etmeleri rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ile birleşince halkı sokaklarda çözüm aramaya yöneltmiştir. Diğer yandan krizin yarattığı ‘işsizler ordusu’ öfkelerini sokaklara taşıyarak her türlü yağmalama ve saldırıyı hak arayışı olarak görmüştür.


Yunanistan’a Yapılan Ekonomik Yardımlar

AB ülkeleri Yunanistan’a yardım konusunda çok istekli olmasalar da geçmişten gelen birtakım tarihsel bağlar AB ülkelerini Yunanistan’a yardım konusunda teşvik edici bir unsur olmuştur. Avrupa’nın kültür ve medeniyet temelinin Eski Yunan’a dayandırıldığı da göz önünde tutulursa bu durum Avrupa’nın Yunanistan’a yaklaşımında belli bir esneklik de sağladığı görülecektir.


Yunanistan Hükümeti’nin Avrupa Komisyonu’na sunduğu İstikrar Programı krizle ilgili çeşitli önlemler içermektedir. Buna göre bütçe açığının 2013’e kadar kademeli olarak %2’ye düşürülmesi hedeflenmiş, bu çerçevede kamu harcamalarında kısıntı ile birlikte vergi gelirlerinin arttırılmasına yönelik önlemler öngörülmüştür. AB Yunanistan’ın ortaya koyduğu programa çekinceli destek vermiş ve Komisyon tarafından bütçe açığının öngörülen hedeflere çekilebilmesi için ve sosyal güvenlik ve sağlık reformu ile işgücü piyasasının, bankacılık ve finans piyasalarının istikrara kavuşturulabilmesi için çeşitli önlemlerin alınması tavsiye etmiştir. (24)


Yunanistan, AB ve IMF’den ilk kurtarma paketi 2010 yılının Mayıs ayında verilmek üzere toplam 220 milyar Euro’luk yardım almıştır. Yunanistan’a geçtiğimiz temmuz ayı içerisinde yapılan AB zirvesi sonucunda % 3,5 faizle en az 15 yıl ve en fazla 30 yıl vadeli kredi paketi verilmesi karara bağlanmıştır. (25) Bu pakete dayanarak Yunanistan, bütçe açığını kapatmayı planlayan önlemler aldığını açıklamıştır. Bu önlemler içinde; Kamu çalışanlarının maaşlarının dondurulması, vergilerin ve ülkedeki petrol fiyatlarının arttırılması yer almaktadır. Bunlara ek olarak krizi tetikleyen sebeplerden biri olan emeklilik yaşının yükseltilmesi de hedeflenmektedir.


Yunanistan Krizi ile birlikte AB ülkeleri de hareketli bir döneme girmiştir. Kriz her ne kadar Yunan piyasalarını alt üst etse de Yunanistan Euro Bölgesi’nde olduğu için hiç kuşkusuz krizin sonuçları Euro Bölgesi’ndeki AB ülkelerinin geleceğini de tehdit etmektedir. AB liderleri Yunanistan’a yardım konusunda çok istekli davranmamıştır ancak meydana gelen krizle beraber Euro’nun da itibar kaybetme sorunu karşısında özellikle Yunanistan’a yardım konusunda çok istekli görünmeyen Almanya, yapılan Liderler Zirvesi sonucunda ikna olmuştur. Yapılan bu yardım bir anlamda AB’nin de kendisini garantiye almasını sağlamıştır. AB’nin kendisine üye bir devletin ekonomik bunalımdan çıkamayarak iflasa sürüklenmesi hiç kuşkusuz AB’yi uluslararası arena karşısında “Krizi Yönetemeyen” bir örgüt konumuna getirecektir. Özellikle Yunanistan bankacılık sisteminin çökmesinin bir anlamda Almanya ve Fransa’nın bankacılık sistemlerinin de çökmesi anlamına geleceğinden Yunanistan’ın borç çıkmazından kurtulmasının AB için ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.


Yunanistan’ın iflasının AB’ye maliyeti yaklaşık 300 milyar Euro’dur. Eğer Yunanistan, 2012 yılı içerisinde %2’lik büyümeyi tutturabilirse, Maastricht Kriterleri’ni tekrar yakalayabilmesi için ortalama 45 yıla ihtiyacı vardır. (26)


Sonuç

AB ülkelerinin başta Yunanistan olmak üzere içine girdiği ekonomik kriz birçok ekonomist tarafından AB’nin başarısızlığı olarak ortaya konulmaktadır. AB’nin aday ülke konumundaki ülkeleri ekonomik açıdan yeterince değerlendirmeyip sadece geçmişten gelen tarihi ve kültürel mirasa bakarak ya da ‘Avrupalı Olmak’, ‘Aynı Dini ve Kültürü Paylaşmak’ savından hareketle aslında birliğin kuruluş amacına da ters düşerek birliğe yeni ülkeler alındığı gözlemlenmektedir. 1981 yılında Yunanistan’ın da AB’ye katılması günümüz açısından baktığımızda olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Yeterince üretim yapamayan, üretim gücü tüketiminin oldukça altında seyreden Yunanistan, kendisini AB yardımlarına endeksleyerek bir anlamda AB’ye güvenerek yapılması gereken birçok kamusal reformu yapmamış ve ortaya çıkan büyüme rakamlarını sürekli olduğundan yüksek göstermiştir. AB tarafından destek göreceğini düşünerek sürekli yatırımlarını erteleyen Yunanistan, 2008 yılından itibaren iflas boyutuna varacak bir krize sürüklenmiştir. 2011 yılı itibari ile kriz halen ciddiyetini korumaktadır. Yunanistan ekonomisi gerek AB’den gerekse IMF’den gelen yardımlarla biraz rahatlamıştır ama bu Yunan ekonomisinin iyileşme yönünde ilerlediğinin göstergesi değildir.


Yunanistan’ın AB Krizi ile birlikte kendi siyasal, kültürel ve sosyal yapısında da halletmesi gereken birtakım sorunlar olduğu aşikârdır. Yunanistan’daki krizi sosyal patlamaya dönüştüren olaylar zincirinin en başında ortaya atılan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, içi boşaltılan bankalar gibi olaylar gelmektedir. Kamu sektöründeki aşırı şişkinlik ve yeterince vergi kaynağı yaratılamaması da krizi tetikleyen başlıca unsurlardandır.


Yunanistan’ın AB ve IMF’den aldığı kredilerin Yunan ekonomisi için geçici bir rahatlama sağlayacağı şüphesizdir. Ancak Yunanistan’ın sosyal ve kültürel yapısından kaynaklanan sorunları çözüme kavuşturmadan alacağı bütün ekonomik önlemler içinde bulunduğu krizi aşmasına kalıcı bir katkı sağlamayacaktır.


Notlar:

(1)    “Ekonomik Kriz, Uluslar arası İlişkiler ve Küreselleşmenin Geleceği, Davut Ateş, Doğuş Üniversitesi Dergisi, Cilt.12, Sayı.1 Yıl.2011, http://journal.dogus.edu.tr/ojs/index.php/duj/article/view/1/12  Erişim Tarih: 25.07.2011
(2)    Küresel Kriz Bağlamında AB Üye Ülkelerinin Bütçe Açıkları: Genel Bir Değerlendirme, Hakkı Odabaş, Ercan Bahtiyar, Ekonomi Bilimleri Dergisi, Cilt.2 Sayı.1, Yıl.2010
(3)    “AB’nin Yunan Krizi”, Ömer Ersoy, 
http://www.sde.org.tr/tr/haberler/977/abnin-yunan-krizi.aspx, Erişim Tarihi: 28.07.2011
(4)    A.g.e
(5)    “AB’de Küresel Finansal Krize Karşı Alınan Önlemler ve Birliğin Rekabet
Gücünün Arttırılmasına Yönelik Girişimler “Euro Rekabet Paktı”, www.abgs.gov.tr, Erişim Tarihi: 28.07.2011
(6)    A.g.e
(7)    A.g.e
(8)    “Teoriler Işığında Türk-Yunan İlişkilerinde Ege Sorunu”, Doç. Dr. Atilla Sandıklı, Erdem Kaya s.9
(9)    A.g.e, sf.7.
(10)    A.g.e, sf.8.
(11)    “Avrupa’nın Yunan Trajedisi”, Sedat Aybar, 
http://sites.khas.edu.tr/tr/akademik/fakulteler/iktisadi-ve-idari-bilimler-fakultesi/iktisat-bolumu/Working-Paper-Series/AVRUPANIN%20YUNAN%20TRAJEDISI%20duzenlenmis%20hali.doc, Erişim Tarihi: 29.07.2011
(12)    A.g.e
(13)    “AB’nin Yunan Krizi”, Ömer Ersoy, 
http://www.sde.org.tr/tr/haberler/977/abnin-yunan-krizi.aspx, Erişim Tarihi: 28.07.2011
(14)    “AB’de Küresel Finansal Krize Karşı Alınan Önlemler ve Birliğin 
Rekabet Gücünün Arttırılmasına Yönelik Girişimler “Euro Rekabet Paktı”, www.abgs.gov.tr, Erişim Tarihi: 28.07.2011
(15)    “Yunanistan Ayakta Kalabilir mi?”, M.Fatih Tayfur, Analist Dergisi. Sayı.6,6 Ağustos 2011, USAK Yayınları, sf.56.
(16)    “AB’nin Yunan Krizi”, Ömer Ersoy, 
http://www.sde.org.tr/tr/haberler/977/abnin-yunan-krizi.aspx, Erişim Tarihi: 28.07.2011
(17)    Ekonomik Terimler Sözlüğü, Halil Seyidoğlu, Güzem Can Yayınları, İstanbul, 1999, sf. 115.
(18)    “Yunanistan Ayakta Kalabilir mi?”, M.Fatih Tayfur, Analist Dergisi. Sayı.6,6 Ağustos 2011, USAK Yayınları, sf.56.
(19)    “Avrupa’nın Yunan Trajedisi”, Sedat Aybar, 
http://sites.khas.edu.tr/tr/akademik/fakulteler/iktisadi-ve-idari-bilimler-fakultesi/iktisat-bolumu/Working-Paper-Series/AVRUPANIN%20YUNAN%20TRAJEDISI%20duzenlenmis%20hali.doc, Erişim Tarihi: 29.07.2011
(20)    Freedom Legality And Rights in Europe, Greek Corruption Booming Says Transparency International, http://flarenetwork.org/report/top_news_100615/article
/greek_corruption_booming_says_transparency_international.htm, Erişim Tarihi: 15.08.2011
(21)    Freedom Legality And Rights in Europe, Organised Crime in Greece: 
Trends and Countermeasures by Ioannis Michaletos,  http://www.flarenetwork.org/report/analyses/article/organised_crime_in_greece_trends_and_countermeasures.htm, 
Erişim Tarihi: 15.08.2011
(22)    Finacial Times, Alternative Scenarios for Greek Debt Crisis, by Chris Giles, 
http://www.ft.com/intl/cms/s/0/f4b8c97c-9cf6-11e0-8678-00144feabdc0.html#axzz1VaxwpPrH
(23)    “Komşu Ateş Hattında: Yunanistan’ın Derinleşen Ekonomik Krizi”, Mustafa Kutlay, http://www.usakgundem.com/yazar/2111/kom%C5%9Fu-ate%
C5%9F-hatt%C4%B1nda-yunanistan%E2%80%99%C4%B1n-derinle%C5%9Fen-ekonomik-krizi.html, 
Erişim Tarihi: 25.07.2011
(24)    Yunanistan’ın Borç Krizinde Merak Edilenler, 
http://www.stratejikboyut.com/haber/yunanistandaki-kriz-ile-ilgili-merak-edilenler--36850.html
(25)    “Euro Bölgesi Kurtulur mu?”, Mustafa Kutlay, 
http://www.usakgundem.com/yazar/2195/euro-b%C3%B6lgesi-kurtulur-mu.html, Erişim Tarihi: 01.08.2011
(26)    “Türkiye-AB İlişkileri” Konulu Seminer, Dr. Can Baydarol, BİLGESAM Yaz Okulu Programı, 27.07.2011.

Back to Top