Hırvatistan-Sırbistan İlişkilerinde Normalleşme

Şeyma ADIYAMAN
20 Mayıs 2011
A- A A+

Yakın geçmişte etnik çatışma, savaş ve soykırımlarla anılan Balkanlar, son yıllarda bölge istikrarı açısından umut verici gelişmelere sahne olmaktadır. Geçmişteki sorunları geride bırakıp geleceğe yönelik adımlar atmaya başlayan Hırvatistan ve Sırbistan arasında filizlenen normalleşme süreci bu gelişmeler arasındadır.

 

İki ülke arasında tesis edilecek olumlu münasebetler bölge açısından olduğu kadar Zagreb ve Belgrad’ın Avrupa Birliği ile ilişkileri açısından da önem arz etmektedir.


İki Ülke Arasındaki Sorunlar

1918 yılından itibaren Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı, 1929’dan itibaren ise Yugoslavya Federal Cumhuriyeti çatısı altında birlikte yaşayan Sırp ve Hırvatlar arasındaki sorunlar; Soğuk Savaş’ın son döneminde doruk noktasına ulaşmıştır. 25 Haziran 1991’de Hırvatistan bağımsızlığını ilan ederek Yugoslavya’nın çözülme sürecini başlatmış, Sırp ve Hırvatlar arasındaki çekişmenin silahlı saldırıya dönüşmesiyle Yugoslavya İç Savaşı patlak vermiştir. Yaklaşık dört yıl süren savaş, Sırbistan ve Karadağlı Yugoslav ordusu birlikleri tarafından desteklenen Bosnalı Sırplar, savunmada kalan Boşnaklar ve ülkenin Batı kesimini Hırvatistan ile birleştirmek isteyen Hırvatlar arasında gerçekleşmiştir.(1) Hırvat Bağımsızlık Savaşı (1991-1995) ve Bosna Savaşı (1992-1995) sırasında, 150 bin insan yaşamını yitirmiş, 2 milyona yakın insan göç etmek zorunda kalmıştır.(2) Etnisite ve mezhep temelli ayrışmayı beraberinde getiren bu çatışmalar esnasında birçok savaş suçu işlenmiştir.


Sırp ve Hırvatlar, bu çatışmalar sırasında birbirlerinin halklarına karşı soykırım yapıldığı iddialarında bulunmuştur. İlk olarak Hırvatistan 1999’da Uluslararası Adalet Divanı’na Sırbistan aleyhine bu konuyla ilgili olarak başvuruda bulunmuştur. 2010 yılında ise Sırbistan Hırvatistan aleyhinde bir dizi soykırım davası açmış, ikili ilişkilerdeki gerilim tırmanmıştır. Sırbistan’ın yaptığı başvurular yalnızca Yugoslavya’nın parçalanması sonrasında yaşanan çatışmaları değil; II. Dünya Savaşı sırasındaki faşist Ustaşa hareketinin faaliyetlerini de kapsamaktadır.(3) Ayrıca, iki ülkenin bugün Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde halen devam etmekte olan bir dizi savaş suçları davası vardır. Taraflar karşılıklı maddi tazminatların ödenmesi ve zararların giderilmesi konusunda talepte bulunmaktadır. Soykırım müzelerinin açılması, anıtların yapılması ve özür dilenmesi konularının gündeme getirilmesi de ilişkilerde sorun teşkil etmektedir.


Hırvatistan ve Sırbistan arasında Tuna Nehri üzerinde bulunan Vukovar ve Serengrad adaları ile ilgili sorunlar da bulunmaktadır. Eski Yugoslavya döneminde Hırvatistan’ın parçası olan bu adalar, Hırvat Bağımsızlık Savaşı sırasında Yugoslav Halk Ordusu ve Sırp militanları tarafından işgal edilmiştir. 1998 yılında yapılan barış anlaşmaları ile işgal altındaki Hırvatistan toprakları Doğu Slavonya, Baranya ve batı Srem Hırvatistan’a geri verilmiştir. Fakat adalar konusu ile ilgili bir çözüme ulaşılamamıştır. 2004 yılında Sırp askerleri büyük ölçüde Vukovar ve Serengrad adalarından çekilerek yerlerini Sırp polis güçlerine bırakmıştır. Avrupa Ekonomik Topluluğu tarafından 27 Ağustos 1991 tarihinde kurulan Badinter Tahkim Komisyonu kararına göre eski cumhuriyetler arası sınırlar ülkeler arası sınır olarak kabul edilmelidir. Hırvatistan tarafından da desteklenen bu karar Sırbistan tarafından reddedilmektedir. Sırplar bu adaların Tuna Nehri’nin kendi topraklarındaki kıyılarına yakın olduğunu, dolayısıyla adaların Sırbistan’a ait olduğunu savunmaktadır.(4)


İlişkilerde Normalleşme

1990’ların başından itibaren devam eden gergin ve sorunlu ilişkiler; son yıllarda karşılıklı üst düzey ziyaretler ve sıcak mesajlar ile beraber yerini normalleşmeye bırakmıştır. Bunda, Sırp ve Hırvat liderlerin kuşkusuz büyük rolü bulunmaktadır. Liderler; verdikleri demeçlerle ve bölge liderleri ile bir araya gelerek gerçekleştirdikleri çoklu görüşmeler vasıtasıyla ilişkilerin gelişmesi ve bölge istikrarının sağlanmasında önemli rol oynamaktadır.


Haziran 2009’dan beri görevini sürdüren Hırvatistan Başbakanı Jadranka Kosor, 5 Mart 2010’da Slovenya Başbakanı Borut Pahor and Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç Slovenya’da ilişkileri geliştirmek için biraraya gelmiştir. Bu görüşme sonucunda liderler bu tür toplantıları daha sık yapacakları konusunda karar verdiklerini açıklamışlardır.(5) Hırvatistan Cumhurbaşkanı Josipoviç ise göreve geldiği (Ocak 2010) ilk günlerden itibaren Sırbistan ile ilişkilerin son derece önemli ve stratejik olduğunu belirtmektedir. Bu bağlamda göreve başladığı günlerde ilk fırsatta Sırp muadili ile görüşmek istediğini söylemiştir.(6) Nisan 2010’da Hırvatistan Cumhurbaşkanı Josipoviç, Macaristan Cumhurbaşkanı Laszlo Solyom’un da katıldığı üçlü toplantıda Sırp mevkidaşı Boris Tadiç ile Budapeşte’de biraraya gelmiştir. Josipoviç, bu toplantı sonrasında Sırbistan’ın Voyvodina bölgesinde yaşayan Hırvat azınlığın temsilcileriyle görüşmüştür. Josipoviç her iki ülkenin de barış ve istikrar için çabaladığına dikkat çekmiş ve bu yönde mesajlar vermiştir.(7)


Haziran 2004’te göreve başlayan Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç, göreve geldikten kısa bir süre sonra Boşnaklardan ve ülkesinin neden olduğu diğer tüm savaş suçları mağdurlarından özür dileyen ilk Sırp lider olmuştur. Tadiç, 1991-1995 yılları arasındaki savaşta zarar gören Hırvatlardan da özür dilemiştir.(8) Kasım 2010’da Boris Tadiç Hırvatistan’a yaptığı ziyaret sırasında Vukara bölgesinde 1991 yılında Sırplar tarafından öldürülen 260 Hırvat vatandaşın anısına yapılan anıta bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Tadiç, yaptığı konuşmada Sırplar adına Hırvatlardan özür dileyerek pişmanlığını, Hırvatlara karşı sevgi ve saygısını dile getirmiş, iki halk arasındaki yeni bir sayfa açılması için çalıştığını belirtmiştir.(9)


5 Ocak 2011’de Hırvatistan’da yaşayan Sırpların haklarını korumak için kurulan Sırp Ulusal Konseyi’nin (SNV) verdiği Noel resepsiyonuna katılan Kosor ve Josipoviç, Sırp vatandaşlara yönelik önemli mesajlar iletmiştir. Josipoviç, ülkede yaşayan Sırp vatandaşların kültür, bilim ve eğitim yoluyla ülkeye çok şey kattıklarını belirtmiştir. AB adayı Hırvatistan’ın ülkede yaşayan azınlıkların hak ve özgürlüklerine karşı gösterdiği saygının örnek teşkil etmesi gerektiğini bildirmiştir. Ayrıca komşularıyla gelişen ilişkilerine vurgu yaparak son dönemde Sırbistan ile gelişen ilişkilere işaret etmiştir.(10)


Aynı resepsiyonda Başbakan Kosor, ülkesindeki Sırp politikacıların ve vatandaşların hükümeti desteklediğini söylemiştir. Koalisyon üyelerinden Bağımsız Sırp Demokratik Partisi (SDSS) ve Sırp Ulusal Konseyi’nin (SNV) desteğinden memnuniyetini belirtip teşekkürlerini iletmiştir.(11) Görüldüğü üzere Hırvatistan ile Sırbistan arasındaki ilişkilerde ülke içindeki azınlıklar büyük rol oynamaktadır. Bu bağlamda azınlıkların haklarının korunması ve hayat şartlarının iyileştirilmesi ilişkilerin istikrarı açısından büyük önem arz etmektedir.


Savaş Suçları Sorununun Tekrar Gündeme Gelmesi

5 Ocak 2011’de Tihomir Purda adlı Hırvatistan vatandaşı eski bir askerin Bosna-Hersek’e geçerken Oraşye Sınır Kapısı’nda savaş suçu işlediği gerekçesiyle Sırp Hükümeti’nin talebiyle tutuklanması ile ilişkilerde savaş suçu sorunu tekrar gündeme gelmiştir. Sırbistan’ın bunun dışında 340 Hırvat vatandaşı için tutuklama kararı çıkardığı da iddia edilmektedir. Hırvatlar bu tutuklamaya büyük tepki göstererek ülkede protestolar gerçekleştirmiştir. Bunun üzerine Başbakan Jadranka Kosor, ülkesini “cesurca savunan” askerlerin koruma altında olduğunu belirten bir konuşma yapmıştır. Ülkede artan tartışmalar ve gerilim üzerine açıklama yapan Adalet Bakanı Snejana Maloviç; iki ülke arasındaki ilişkilerin gayet iyi olduğunu ve zarar görmemesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca iki ülkenin AB yolundaki en önemli görevlerinin savaş suçlularını yargılamak olduğunu belirtmiştir.(12)


Tihomir Purda’nın tutuklanmasıyla beraber Sırbistan Adalet Bakanı Snejana Maloviç, Hırvatistan Adalet Bakanı Drajen Boşnyakoviç, Sırbistan Savaş Suçları Başsavcısı Vladimir Vukçeviç ve Hırvatistan Devlet Savcısı Mladen Bayiç Ocak 2011’de Zagreb’de biraraya gelerek bu konu hakkında bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantıda, eski Hırvat askerleri hakkında Sırbistan Savaş Suçları Savcılığı’nca hazırlanan iddianamelerin Hırvat yetkililerine sunulması kararlaştırılmıştır. Yapılan müzakereler sonucunda 5 Mart 2011’de Sırbistan Savaş Suçları Savcılığı Başsavcısı Yardımcısı Bruno Vekariç, Tihomir Purda'nın yargılanmasından delil yetersizliği nedeniyle vazgeçtiklerini açıklamıştır. Bu gelişmeyle beraber Bosna Hersek'in Zenica kentindeki cezaevinde gözaltında tutulan Purda'nın serbest bırakıldığı bildirilmiştir. Sırbistan Adalet Bakanlığı'nın, Bosna Hersek Adalet Bakanlığı'na, Purda'nın yargılanmasından vazgeçildiği yolundaki resmi yazıyı ulaştırması ile Bosna Hersek mahkemesi tarafından Purda'nın serbest bırakılması kararı alınmıştır. (13)


Tihomir Pudra’nın tutuklanmasıyla iki ülke arasında uzun yıllar devam eden savaş suçları konusu tekrar gündeme geldiyse de sorun karşılıklı müzakereler yoluyla çözüme kavuşturulmuştur. Böylece ikili ilişkilerde son dönemde ortaya çıkan iyileşme süreci sürdürülebilmiştir.


Değerlendirme

Son yıllarda iki ülke de geçmişte insanlığa karşı işledikleri suçlar ve savaş suçları nedeniyle uluslararası toplum önünde büyük sınavlar vermek zorunda kalmıştır.  Hırvatistan bağımsızlığını kazandıktan sonra uluslararası kurumlara üye olma ve demokratikleşme yolunda büyük adımlar atarak 2003 yılında AB’ye başvuruda bulunmuştur. Fakat savaş suçları meselesi, suçluların teslim edilmesi ve Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ile tam işbirliğinin yapılması Hırvatistan’ın müzakere sürecinin temel taşları olmuştur. Bu mesele müzakerelerin zaman zaman aksamasına ve hatta durma noktasına gelmesine neden olmuştur. Sonuç olarak Zagreb Hükümeti, reformları başarıyla gerçekleştirerek son üç faslın açılmasıyla müzakerelerin son dönemine girmiştir. Hırvatistan’ın önümüzdeki yıllarda AB’nin 28. üyesi olması beklenmektedir.


AB’nin potansiyel aday ülkelerinden Sırbistan ise Aralık 2009’da AB’ye resmen başvurmuştur. Avrupa Parlamentosu, Sırbistan ile Stabilizasyon ve Ortaklık Anlaşması’nı Ocak 2011’de onaylamıştır.(14) Belgrad Hükümeti’nin AB adaylığı önündeki en büyük sorun da savaş suçları konusunda yaşanmaktadır. AB diplomatları, savaş suçlusu Ratko Mladiç ve Goran Haciç’in yakalanarak Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkeme ile işbirliğinin sürdürülmesi şartını öne sürmekte ve sıklıkla dile getirmektedir.


Hırvatistan-Sırbistan arasında ikili düzeyde ve AB ile ilişkilerde savaş suçları konusu, karşılıklı soykırım suçlamaları, devam eden dava süreçleri ve adalar sorunu göz önünde bulundurulduğunda; normalleşme süreci iki ülkenin mutedil adımları ile devam edebilecektir. Son dönemde liderlerin de etkisiyle iki ülke arasında gelişen ilişkiler gerek azınlıkların konumu gerekse bölgenin istikrarı açısından önemlidir. Zagrep-Belgrad arasındaki olumlu münasebetler üç halkın birlikte yaşadığı Bosna-Hersek’in istikrarına da katkı sağlayacaktır. Hırvatistan-Sırbistan arasındaki normalleşme sürecinin devamının, Balkanların sürdürülebilir barış ve istikrara kavuşması ve geçmişteki etnik çatışmaların ve savaşların tekrar yaşanmaması için gerekli olduğu değerlendirilmektedir.

 

 

 

Sonnotlar:

 

(1) Osman Karatay, “Miloseviç Dönemi Yugoslav Dış Siyaseti: Başarısız Bir Mirasyedilik Olayı”,

içinde Balkan Diplomasisi-Balkan Araştırmaları Dizisi 3, Der. Ömer E. Lütem-Birgül Demirtaş Çoşkun, Ankara: Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, 2001, s. 134


(2) Balkanların Dünü-Bugünü-Yarını, İkinci Baskı, İstanbul: Harp Akademileri Basımevi, 1993, s. 182.


(3)

http://www.icj-cij.org/docket/index.php?p1=3&p2=3&code=cry&case=118&k=73. (Erişim tarihi: 28 Şubat 2011).


(4) http://en.wikipedia.org/wiki/Island_of_Vukovar. (Erişim tarihi: 4 Mayıs 2011).


(5)

http://www.vlada.hr/en/naslovnica/novosti_i_najave/2010/ozujak/predsjednici_

vlada_slovenije_hrvatske_i_srbije_dogovorili_buduce_sastanke. (Erişim tarihi: 28 Şubat 2011).


(6)

http://www.b92.net/eng/news/region-article.php?yyyy=

2010&mm=01&dd=12&nav_id=64415. (Erişim tarihi: 1 Mart 2011).


(7)

http://www.setimes.com/cocoon/setimes/xhtml/en_GB/features/setimes/

features/2010/04/19/feature-02. (Erişim tarihi: 1 Mart 2011).


(8)http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/4072949.stm. (Erişim tarihi: 8 Mart 2011).


(9)http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-11689153. (Erişim tarihi: 8 Mart 2011).


(10)

http://daily.tportal.hr/104928/Josipovic-Kosor-Serb-minority-is-important-for-

democracy-in-Croatia.html. (Erişim tarihi: 7 Mart 2011).


(11)

http://daily.tportal.hr/104928/Josipovic-Kosor-Serb-minority-is-important-for-

democracy-in-Croatia.html. (Erişim tarihi: 7 Mart 2011).


(12)http://www.timeturk.com/tr/2011/01/13/hirvatistan-sirbistan-arasinda

-savas-sucu-sorunu.html. (Erişim tarihi: 7 Mart 2011).


(13)http://www.gazete5.com/haber/bosna-da-savas-suclusu-tihomir-purda-

serbest-3-mart-2011-90608.htm. (Erişim tarihi: 7 Mart 2011).


(14) http://www.haberajans.com/sirbistan-ab-ile-anlasti-haberi-389476.html. (Erişim tarihi: 9 Mart 2011).

Back to Top