Hırvatistan’ın AB Süreci ve Savaş Suçları

Şeyma ADIYAMAN
21 Mart 2011
A- A A+

Türkiye ile aynı dönemde müzakerelere başlayan Hırvatistan, bugün Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinin son ayağına girmiş bulunmaktadır. 2005 yılından bu yana Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ile ve Slovenya ile yaşadığı sorunlara rağmen 35 fasıldan 28’ini geçici olarak kapatmayı başarmış olan ülkenin 2013 yılının başında AB’nin 28. üyesi olması beklenmektedir.


25 Haziran 1991’de Hırvatistan, bağımsızlığını ilan ederek Yugoslavya’da bir çözülme sürecini başlatmıştır. 15 Ocak 1992’de ise AB Hırvatistan’ı resmi olarak tanımıştır. Fakat daha sonra Sırp ve Hırvatlar arasındaki çekişmenin silahlı saldırıya dönüşmesinin ardından Bosna Savaşı patlak vermiştir. Yaklaşık 4 yıl süren Bosna Savaşı’ında Hırvatlar, ülkenin batısını Hırvatistan ile birleştirmek için mücadele etmiştir. (1) Sonucunda 150 binden fazla insanın öldüğü ve 2 milyondan fazla insanın göç ettiği (2) Bosna Savaşı’nın izlerini silmeye çalışan ve demokrasiye geçen Hırvatistan, daha sonraki dönemlerde uluslararası kurumlarla işbirliği içinde olmuştur. Bu bağlamda 2000’li yılların başından itibaren AB üyeliği gündeme gelmiştir.

 

Bilindiği gibi AB’ye üyeliğin Kopenhag Kriterleri olarak bilinen bir takım koşulları bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri insan hakları, özgürlük, demokrasi, hukuk, adalet ve ekonomi alanlarındadır. Bu bağlamda Hırvatlar’ın, Sırp ve Boşnaklarla girdikleri mücadeleler sonucunda birçok insanın ölümüne, yaralanmasına veya yerlerinden edilmesine neden olması; AB üyelik sürecinde Hırvatistan için bir dezavantaj teşkil etmiştir. Nitekim bu suçlar sorgulanmadan ve suçlular teslim edilmeden müzakerelerin başlayamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla savaş suçları, Hırvatistan tarafından AB üyeliği için çözülmesi gereken bir sorun haline gelmiş ve zaman zaman vatandaşlar ve hükümet arasında bu konuda gerginlikler yaşanmıştır.

 

Müzakerelerin Başlaması

AB’nin Batı Balkan ülkelerine yönelik politikaları kapsamında bu ülkeler ile üyelik perspektifinde yapılan ve AB standartlarının uygulanması için belli başlı sorumluluk alanlarını tanımlayan “Stabilizasyon ve Ortaklık Anlaşması”, Hırvatistan ile 25 Ekim 2001’de imzalanmış, 1 Şubat 2005’te de yürürlüğe girmiştir. 2003 yılında AB’ye üyelik başvurusu yapan Hırvatistan’a Haziran 2004’te resmi adaylık statüsü verilmiş, 3 Ekim 2005’te ise AB ile müzakereler başlamıştır. (3) Fakat AB diplomatları tarafından sık sık gündeme getirilen ve Stabilizasyon ve Ortaklık Anlaşması’nın gecikmesine de neden olan savaş suçları meselesi ve Slovenya ile olan sınır uyuşmazlığı nedeni ile sorunlar yaşanmıştır.


Avrupa Birliği Konseyi 20 Aralık 2004’deki toplantısında müzakerelere başlama tarihini 17 Mart 2005’e ertelemiştir. Gerekçe olarak da Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ile tam işbirliğinin gerçekleşmemesi ve yakalanması için garanti verdiği savaş suçlusu General Ante Gotovina’nın yakalanmaması gösterilmiştir. Bu dönemde; Gotovina yakalanmadıkça ve teslim edilmedikçe AB ile müzakerelerin başlamayacağı duyurulmuştur. (4)


Birçok Hırvat için Hırvat Bağımsızlık Savaşı’nda ve Bosna Savaşı’nda suç işlemiş olan ve yargılanması beklenen kişiler, savaş kahramanı veya ulusal kahraman olarak görülmektedir. Özellikle milliyetçi kesim ve savaş gazilerinin kurdukları örgütlenmeler tarafından söz konusu teslim edilmeler büyük bir saygısızlık olarak görülmüştür. Bu örgütler, vatandaşlarının Lahey’e gönderilmemeleri için her türlü fiziksel ve manevi mücadeleyi vereceklerini belirtmişlerdir. (5) Fakat AB üyelik sürecinde Hırvatistan, birçok vatandaşını savaş suçlusu olarak Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim etmek durumunda kalmıştır. Bunların başında AB ile ilişkilerindeki en kritik isim olan ve Hırvatların çoğu tarafından ulusal kahraman olarak görülen 150 Sırp’ın ölümünden ve 150 bin Sırp’ın yerlerinden edilmesinden sorumlu savaş suçlusu Ante Gotovina gelmektedir. (6)


Ante Gotovina, Ekim 1992-Mart 1996 tarihleri arasında Ayrık Askeri Bölge (Split Military District) Komutanlığı yapmıştır. Krajina’nın doğusunda yer alan Sırp (Republic of Krajina-RSK) bölgesinde Fırtına Operasyonu (4-8 Ağustos 1995) ve Flash Operasyonu (1-3 Mayıs 1995) sırasında yapılanlar nedeniyle generaller Ivan Cermak ve Mladen Markac ile birlikte suçlu bulunmuştur. Birçok insanın hayatını kaybettiği ve yaklaşık 200 bin Sırp’ın göç etmek zorunda kaldığı her iki olayda da Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından “insanlığa karşı suç” işlendiğine karar verilmiştir.(7)


7 Aralık 2005’te Gotovina, İspanya’nın Tenerife adasında İspanyol polisi ve Hırvat hükümetinin yardımıyla yakalanarak tutuklanmış ve 10 Aralık’ta Lahey’e getirilerek savaş suçlusu olarak yargılanmaya başlamıştır. Gotovina ile birlikte Mart 2004’te yakalanan Cermak ve Markac da yargılanmaya başlamıştır.(8)


Bu gelişmelerden sonra Birleşmiş Milletler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Başsavcısı Carla Del Ponte, Hırvatlar ile tam işbirliğinin şimdi başladığını duyurmuştur. Ardından Brüksel’de yapılan AB Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda Hırvatistan ile müzakerelerin en kısa zamanda başlayacağı belirtilmiştir. (9) Akabinde sürecin kurumsal teşkilatlanmasını belirleyen hükümet, Başmüzakereci Vladimir Drobnjak liderliğinde yürütülecek müzakerelerin 6 organ bünyesinde yapılanmasını kararlaştırmıştır. Bunlar; Devlet Delegasyonu, Koordinasyon Komitesi, Müzakere Heyeti, Çalışma Grupları, Baş Müzakereci Ofisi ve Müzakere Heyeti Sekretaryası’dır. (10)


Ayrıca Hırvatistan Parlamentosu’nun özel çalışma organı olan ve Parlamento üyelerinin yanı sıra akademisyenler, çeşitli vakıf ve sendika temsilcilerinden oluşan “Müzakere İzleme Komitesi”, sürece ilişkin görüşler bildirerek Parlamento adına sağlıklı bir işleyiş için tavsiyelerde bulunmaktadır.


18 Ekim 2006’da Hırvatistan için AB tarafından yapılan tarama süreci tamamlanmıştır. 30 Ekim 2008’deki Katılım Konferansı’nda 35 fasıldan 21’i açılmış; 4 tanesi geçici olarak müzakerelere kapanmıştır. (11)


Slovenya ile Yaşanan Sorunlar

2009 yılı sonunda tamamlanması beklenen müzakereler; Slovenya ile 18 yıldır çözülemeyen sınır uyuşmazlığı nedeniyle donma aşamasına gelmiştir. 24 Haziran’da Daimi Temsilciler Komitesi tarafından yapılan açıklamada Slovenya’nın vetosunu kaldırmaması nedeniyle Konsey’in oybirliği ile karar almasının mümkün olmadığı ve Zagreb ile müzakerelerin tıkanma noktasına geldiği belirtilmiştir. (12) Yugoslavya’nın dağılmasından sonra ortaya çıkan bu sorun Adriyatik Denizi’nin kuzeyinde Trieste Körfezi’nin içindeki Piran Körfezi bölgesinin karadan ve denizden paylaşımı problemidir. Her iki taraf da tezini BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 15. Maddesi’ne dayandırmıştır. (13)


Temmuz 2001’de iki ülke başbakanları bir anlaşma yapmış fakat Hırvatistan Parlamentosu onaylamadığı için anlaşmazlık devam etmiştir. Slovenya da her fırsatta Hırvatistan’ın AB üyeliğini bu konuyu öne sürerek engellemeye çalışmıştır. Ancak 4 Kasım 2009’da iki ülke arasında bir mutabakat metni imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre sorunun uluslararası arabulucular vasıtasıyla çözülmesine ve Hırvatistan’ın AB üyeliği önündeki engellerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Hırvatistan Parlamentosu tarafından onaylanan anlaşma; Slovenya hükümeti tarafından halk oylamasına sunulmuştur. 6 Haziran 2010’da yapılan referandumda ise Sloven halkı % 51,5 ile anlaşmayı onaylamıştır. (14)


Hırvatistan aynı zamanda Sırbistan, Bosna-Hersek ve Karadağ ile de sınır problemleri yaşamaktadır. Fakat bu ülkeler AB üyesi olmadığı için üyelik sürecine etki edememektedir.


Slovenya ile sınır probleminin çözülmesinden sonra başka bir sorun yüzünden Hırvatistan’ın üyeliğini tekrar engelleyebileceği konusunda ülkeyi uyarmıştır. Slovenya, en büyük bankası olan Nova Ljublianska Banka (NLB)’nın Hırvatistan’ın finans piyasasına girmesine izin verilmesini istemiştir. Ancak 1994 yılında kurulan NLB’nin öncülü olan batık Ljublianska Banka’nın; Yugoslavya’nın çöküşünden önce bu bankaya para yatırmış olan Hırvat vatandaşlarına 208 milyon dolarlık bir borcu bulunmaktadır. Hırvat Merkez Bankası, Hırvat mudilere olan bu borç ödenmedikçe NLB’nin pazara giremeyeceğini belirtmiştir. (15)


Nitekim Nisan 2010’da Slovenya 31. başlık olan “Dışişleri, Güvenlik ve Savunma Politikası”nın açılmasını engellemiştir. Fakat Temmuz 2010’da iki ülke bu sorunun nasıl çözüleceği konusunda bir uzlaşmaya vardıklarını açıklamıştır. (16) Böylece Hırvatistan, AB ile müzakerelere kaldığı yerden devam etmiştir.

 

Son Dönemdeki Gelişmeler

Son dönemde müzakere süreci ile ilgili olarak organize suçlar ve yolsuzlukla mücadele sürecinde yeterince etkin tavır sergilenemediği, yargı ve kamu yönetimi alanındaki reformların yavaş seyrettiği gündeme gelmiştir. Fakat tüm problemlerine rağmen, 22 Aralık 2010’da Brüksel’de düzenlenen 11. Katılım Konferansı’nda 3 müzakere faslının da geçici olarak kapanması ile Hırvatistan, müzakerelerde son döneme girmiştir. Bu fasıllar; “Rekabet Politikası”, “Yargı ve Temel Haklar” ve Slovenya’nın daha önce engellemiş olduğu “Dışişleri, Güvenlik ve Savunma Politikası”dır. Geri kalan “Kurumlar” ve “Diğer” başlıklı fasıllar ise müzakerelerin bitiminde otomatik olarak kapatılmaktadır. Böylelikle 2010 yılı boyunca 11 fasıl kapatarak toplamda 28 başlığın geçici olarak kapatılması sağlanmıştır. (17)


Hırvatistan Başbakanı Jadranka Kosor’a göre 2011 sonunda müzakereler tamamlanarak 2012’ye Hırvatistan 28. üye olarak AB’ye girecektir. (18) Fakat AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle yaptığı açıklamada son aşamanın yargı reformları ve rüşvetle mücadele nedeniyle zorlu geçeceğini belirtmiştir. (19)


Bu dönemde Gotovina ve diğerlerinin davası ile ilgili önemli gelişmeler de yaşanmıştır. 30 Ağustos-1 Eylül 2010 tarihleri arasında davaya yönelik dokümanlar kapatılmış ve savunmalar sonlanmıştır.


11 Mart 2008’de başlayan ve Ante Gotovina’nın 27 yıl, Ivan Cermak’ın 17 yıl, Mladen Markac’ın ise 23 yıl hapis istemiyle yargılandığı dava, 303 dava günü sürmüştür. Bu süre içerisinde 81 tanık iddia makamı tarafından, 57 tanık savunma tarafından, 7 tanık ise Mahkeme Komisyonu tarafından çağırılarak dinlenmiştir. Gotovina ve diğerleri; Krajina Sırplarını öldürmek, yerlerinden etmek, yaralamak gibi birçok suçtan yargılanmaktadır. (20)


AB tarafından Gotovina Davası süresince de Hırvatistan’ın Mahkeme ile tam işbirliği yapması beklenmiştir. Bu mesele sık sık müzakere sürecine etki etmiştir ve etmeye de devam etmektedir.

 

Sonuç

 

2000’li yılların başından itibaren AB üyeliği gündeme gelen Hırvatistan, demokrasiye geçiş ve uluslararası bir aktör olma yolunda önemli gelişmeler kaydetmiştir. Geçmişte işlediği savaş suçları ve insanlık suçlarının izlerini silmeye ve uluslararası toplum ile barışmaya çalışarak işbirliği ekseninde ilerlemeyi hedefleyen Hırvatistan, en büyük sorunu kendi vatandaşları tarafından ulusal kahraman olarak görülen savaş suçlularını mahkemeye teslim etmekte yaşamıştır. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları ve yöneticiler vasıtasıyla bir nevi toplumsal hafızaların yenilenmesine yönelik bir politika izlemek zorunda kalmıştır.


Sonuç olarak; başlangıçta savaş suçları meselesi AB sürecinde Hırvatistan için büyük bir olumsuz etken olmuştur. Fakat hem AB’nin desteği, hem reformları gerçekleştirmedeki hızı ve başarısı, hem de Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ile işbirliği yapması sayesinde bugün Türkiye, İzlanda, Makedonya ve Karadağ’ın da yer aldığı AB aday ülkeleri arasındaki en güçlü aday konumundadır. Türkiye, nedenleri farklı bir tartışma konusu olmakla birlikte, 2005’ten itibaren süren zorlu ve yavaş süreçte yalnızca bir müzakere faslının kapatılmasını sağlamıştır.


Tüm sorunlarına rağmen, AB diplomatları tarafından da dile getirildiği üzere, Hırvatistan 2005 yılının ortalarında başlayan süreçte talep edilen reformları başarıyla ve hızlı bir şekilde gerçekleştirmiştir. Bu bağlamda Hırvatistan’ın önümüzdeki iki sene içerisinde AB’nin 28. üyesi olacağına kesin gözüyle bakılmaktadır.


Dipnotlar:


(1) Osman Karatay, “Miloseviç Dönemi Yugoslav Dış Siyaseti: Başarısız Bir Mirasyedilik Olayı”, içinde Balkan Diplomasisi-Balkan Araştırmaları Dizisi 3, Der. Ömer E. Lütem-Birgül Demirtaş Çoşkun, Ankara: Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Yayınları, 2001, s. 134.
(2) Balkanların Dünü-Bugünü-Yarını, İkinci Baskı, İstanbul: Harp Akademileri Basımevi, 1993, s. 182.
(3) http://www.delhrv.ec.europa.eu/?lang=en&content=62, (Erişim tarihi: 16 Şubat 2011).
(4) http://www.delhrv.ec.europa.eu/?lang=en&content=62, (Erişim tarihi: 16 Şubat 2011).
(5) http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/1441771.stm, (Erişim tarihi: 16 Şubat 2011).
(6) http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/4274269.stm, (Erişim tarihi: 21 Şubat 2011).
(7) http://www.b92.net/eng/news/in_focus.php?id=111&start=0&nav_id=35990), (Erişim tarihi: 17 Şubat 2011).
(8) http://www.delhrv.ec.europa.eu/?lang=en&content=62, (Erişim tarihi: 16 Şubat 2011).
(9) http://www.bbc.co.uk/turkish/europe/story/2005/10/051004_croatia_eu.shtml, (Erişim tarihi: 23 Şubat 2011).
(10) http://www.eu-pregovori.hr/default.asp?ru=433&sid=&akcija=&jezik=2, (Erişim tarihi: 21 Şubat 2011).
(11) http://ec.europa.eu/enlargement/candidate-countries/croatia/eu_croatia_relations_en.htm, (Erişim tarihi: 21 Şubat 2011).
(12) http://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/hirvatistanin_ab_muzakere_sureci.pdf, (Erişim tarihi: 16 Şubat 2011).
(13) BM Deniz Hukuku Sözleşmesi Madde 15 : Sahilleri bitişik veya karşı karşıya olan devletler arasında karasularının sınırlandırılması:İki devletin sahilleri bitişik veya karşı karşıya olduğunda, aralarında aksine anlaşma olmadıkça, bu devletlerden ne birinin ne de diğerinin kendi karasularını, bütün noktaları bu iki devletin her birinin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatların en yakın noktalarından eşit uzaklıkta bulunan orta hattın ötesine uzatmaya hakkı yoktur. Bununla beraber bu hüküm, tarihi hakların veya diğer özel durumların varlığı nedeniyle, her iki devletin karasularının başka şekilde sınırlandırılmasını gerekli olduğu durumlarda uygulanmaz.
(14) http://www.euractiv.com/en/enlargement/eu-croatia-relations-linksdossier-188293, (Erişim tarihi: 16 Şubat 2011).
(15)http://www.setimes.com/cocoon/setimes/xhtml/tr/features/setimes/features/2010/07/01/feature-01, (Erişim tarihi: 23 Şubat 2011).
(16) http://www.businessweek.com/news/2010-07-31/slovenia-croatia-to-settle-nlb-bank-dispute-as-eu-entry-nears.html, (Erişim tarihi: 21 Şubat 2011).
(17) http://www.delhrv.ec.europa.eu/?lang=en&content=3009, (Erişim tarihi: 21 Şubat 2011).
(18) http://www.eubusiness.com/news-eu/enlarge-croatia.5du/, (Erişim tarihi: 21 Şubat 2011).
(19) http://www.delhrv.ec.europa.eu/?lang=en&content=3009, (Erişim tarihi: 21 Şubat 2011).
(20) http://www.icty.org/x/cases/Gotovina/cis/en/cis_Gotovina_al_en.pdf, (Erişim tarihi: 23 Şubat 2011).

Back to Top