Aliyev-Sarkisyan Görüşmesi ve Fransa’nın Arabuluculuk Rolü

Dr. Elnur İSMAYIL
26 Şubat 2012
A- A A+

23 Ocak'ta Rus lider Medvedev’in arabuluculuğuyla Soçi'de gerçekleştirilen Ermenistan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanlarının görüşmesi, beklendiği gibi çözüm istikametinde önemli bir aşama olmadı. Geçen sene Haziran ayında Kazan’da aynı formattaki Aliyev-Sarkisyan-Medvedev görüşmesinden olumlu bir sonuç elde edilmesi beklenirken, bu görüşme formalite sayılabilirdi.

 

Herkesin umutla beklediği Kazan görüşmesinin bile başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Soçi görüşmesine neden gerek duyulduğu merak uyandıran bir durumdu. Kazan görüşmesinin Madrid Prensipleri doğrultusunda çözümlenmesi beklenirken, Azerbaycan’ın görüşme sırasında ön anlaşma metnine 10 yeni düzeltme önermesi nedeniyle bir fiyasko yaşanması hem Batı, hem de Ermeni ve Rus basınında yer almıştı. Genel olarak Azerbaycan tarafı, arabulucu devletlerin önerdiği anlaşma şartlarının tarafsızlıktan uzak, daha çok Ermenilerin çıkarlarına uygun bir şekilde hazırlandığı ve düzeltilmesi gerektiğini Kazan görüşünde savunmuştu.


Soçi görüşmesinin, Fransa’da Ermeni soykırımını inkâr edenlerin cezalandırılması ile ilgili yasanın Senato’da oylandığı gün gerçekleştirilmesi de dikkat çeken bir konuydu. Görüşme sonrasında Azerbaycan tarafı, Paris’in arabuluculuk faaliyetlerini devlet düzeyinde eleştirerek Fransa’nın Minsk Grubu’ndan ayrılması gerektiği yönünde diplomatik girişimler başlattığını bildirdi. Bu, Türkiye’nin de dış politik çıkarlarına uyan bir yaklaşımdı.


Medvedev Arabuluculuğunda Aliyev-Sarkisyan Görüşmesi

Dağlık Karabağ sorununda geçen sene Haziran ayında başarısız sonuçlanan Kazan görüşmesinden itibaren, Soçi görüşmesine kadar bir gelişme yaşanmadı. Bakü ve Erivan, Kazan fiyaskosunun ardından birbirlerini eleştirme ve güç politikalarını devam ettiriyorlardı. Bunlara rağmen, kendisinin Cumhurbaşkanı olarak sonuncu arabuluculuğunda gerçekleştirilecek olan Soçi görüşmesi öncesi Medvedev, Dağlık Karabağ sorununu Sovyet sonrası bölgede çözümü mümkün olan tek arazi çatışması olarak gördüğünü açıkladı.(1) Rus lider, tarafların gerektiğinde karşılıklı olarak bazı çıkarlardan feragat etmelerini önerdi. Nitekim bu iyimser yaklaşım aslında bir arabulucu devlet olarak Rusya’dan beklenenin çok ötesinde bir tavır değildi. Cumhurbaşkanlarının sorunla ilgili yorumları ve bölgedeki son gelişmeler bu kadar iyimser olmamayı gerektiriyordu. İlham Aliyev, Ermenistan Cumhurbaşkanı ile yapılacak görüşmelerin sadece yeni bir savaş başlamasını önlemeyi amaçladığını kabullenmeyeceğini, sorunun savaşla çözümü olasılığının da Bakü’nün başvuracağı yöntemlerden olduğunu Soçi görüşmesinden önce ifade etmişti.


23 Ocak tarihinde gerçekleşen üçlü Aliyev-Sarkisyan-Medvedev görüşmesi ortak bir bildirinin kabulüyle sonuçlandı. Taraflar, Rusya’nın ve diğer Minsk Grubu üyelerinin aktif arabuluculuk çabalarını önemsediklerini ve şimdiye kadar sorunun çözümü ile ilgili önerilen ilkeler doğrultusunda görüşmelere devam edilmesi gerektiğini beyan etti. Barış sürecinin hızlandırılması konusunda da mutabakata varıldı. 2008 yılında kabul edilen Moskova Bildirgesi’ne istinat edilen ve tarafların silahlı kuvvete başvurmaktan kaçınmasını öneren bu bildiri, Soçi görüşmesinin gerçekleşmesine onay veren Aliyev ve Sarkisyan’ın Medvedev’e son yıllardaki aktif arabuluculuk faaliyetinden dolayı son bir teşekkür olarak da değerlendirilebilir.


Türkiye-Ermenistan İlişkileri ve Ankara ile Bakü’nün Fransa Tepkisi

Azerbaycan, Soçi görüşmesinin ardından Fransa Senatosunda oylanan ve kabul edilen yasa dolayısıyla Ermenistan’la yapılan görüşmelerde bundan sonra Paris’in herhangi bir arabuluculuğunun kabul edilmeyeceğini resmi olarak bildirdi. Fransa, yanlış politikasından dolayı Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı düzeyinde eleştirildi. Fransa Senato’sunun kararına Azerbaycan’ın diğer ülkelerdeki diaspora teşkilatları da tepki gösterdi. Azerbaycan Ulusal Meclis Başkanı Oktay Esedov, Fransa’nın yasal olarak Minsk Grubu üyesi olmasına rağmen, manevi olarak bu yetkiye artık sahip olamayacağını beyan etti. Azerbaycan tarafı, Fransa’nın Minsk Grubu eş başkanlığından uzaklaştırılması için yasal yollara başvuracağını ve Bakü tarafından kardeş ülke Türkiye’nin de çıkarlarının korunması için gerekenlerin yapılacağını üst düzeyde ifade etti.(2)


Fransa’nın Bakü Büyükelçisi Azerbaycan Dışişleri Bakanlığına çağırılarak ülkesinin bu tavrının iki ülke arası ilişkileri menfi etkileyeceği konusunda uyarıldı. Karar ‘insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan ve aynı zamanda demokratik değerlere zıt’ olarak nitelendirildi.(3)


Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı bir bildiri yayınlayarak, Fransa’nın Ermeni iddialarını inkâr yasası ile ilgili aldığı kararın yanlış olduğunu ve bu durumun Bakü-Paris ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini bildirdi. Azerbaycan’ın Fransa Büyükelçisi’ne, Türkiye’nin Paris Büyükelçisi ile birlikte Fransa Senatosu’nda bir görüşmede bulunma talimatı verilmişti. Yasanın onaylanmasının ardından yasa karşıtı olan senatörler, Fransız Parlamentosu’nun Azerbaycan’la işbirliği grubu başkanı Natalie Guli başkanlığında bir girişimde bulunarak yasanın Anayasa Mahkemesine götürülmesini sağladılar. Daha sonra senatörler, Guli başkanlığında Bakü’ye bir ziyaret gerçekleştirerek Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le görüştüler. Aliyev, Fransa Senatosu’nda Ermeni iddialarını inkâr yasasının oylanması sırasında ve daha sonra yapmış oldukları çalışmalardan dolayı senatörlere teşekkürünü ifade etti ve yasanın hiçbir zaman yürürlüğe girmeyeceğine inandığını bildirdi.(4)


Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Fransa Senatosunun Ermeni Yasası ile ilgili malum kararından sonra, Türk diplomatların ABD’de Ermeni diaspora liderleri ile görüşmelerde bulunduğunu söyledi. Bazı basın kuruluşları bunu Ankara-Erivan arasında gizli görüşmelerin yeniden başladığı şeklinde yorumladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan yaptığı açıklamada, iki ülke arasında herhangi bir gizli görüşmenin yapılmadığını ve bunun Türkiye’nin tavrındaki tutumun değişmediği sürece mümkün olamayacağını bildirdi.(5) Nalbandyan, Türkiye’nin protokolleri kendi meclisinde onaylamaya mecbur kalacağı iddiasında da bulundu.


Aslında Türkiye-Ermenistan arasında devlet yetkilileri düzeyinde görüşmeler yapılmasa da, farklı boyutlarda arabulucular veya diplomat ve diaspora liderleri arasında toplantıların yapıldığı bilinmektedir. 2011 yılı boyunca ve daha önceden hem Türkiye hem de Batı basınında bu görüşmelerle ilgili bilgiler zaman zaman yer almaktaydı. Ankara’nın yapmış olduğu bu görüşmelerin mantıklı bir yorumu bulunmaktadır. Her 24 Nisan öncesi Amerikan Cumhurbaşkanının Ermenilere karşı Osmanlı döneminde gerçekleşmiş olduğu iddia edilen “soykırım”la ilgili yapacağı yorum, Türkiye’nin üzerinde Demokles’in kılıcı misali durmaktadır. Türkiye’deki iktidar partisinin dış ilişkiler Başkan Yardımcısı Suat Kınıklıoğlu’nun yorumuyla, Türkiye Ermenileri ülkenin evlatlarıdır; bu kişilerle herhangi bir uzlaşmaya varılamıyorsa yüz yüze görüşmek gerekmektedir.


Ankara’nın Batı Ermenileri ve Rusya Ermenileri olmak üzere iki farklı Ermeni diaspora kurumu ile temaslarda bulunma politikası başarısız sonuçlanmıştır. Nitekim Fransa Senatosunda yasa onaylandı. Bu gelişme diğer Avrupa devletlerinin meclislerinde de aynı yasanın gündeme gelme ihtimaline yol açmış oldu. Nitekim yasanın onaylanmasından sonra Almanya’da da Ermeni meselesinin müzakereye çıkarılmasıyla ilgili önerilerde bulunuldu.(6) Avrupa Parlamentosu’nda aynı yasanın kabul edilmesi yönünde bazı Fransız parlamenterler girişimlerde bulundular.


Bu süreçte Türkiye’nin Fransa’nın bölgede etkisini azaltmak yönündeki çabalarına, Paris’i Dağlık Karabağ sorununda eş başkanlıktan uzaklaştırma politikası eklendi. Ahmet Davutoğlu, AGİT Minsk Grubu’nda ya Türkiye’nin olması gerektiğini veya Fransa’nın olmaması gerektiğini bildirdi.(7) Çok geçmeden Ermenistan Dışişleri Başkanı’ndan Ankara’nın bu yorumuna cevap geldi. Nalbandyan; Türkiye’nin gerçekten Dağlık Karabağ meselesinin çözüme kavuşmasını istiyorsa, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki görüşmelere müdahale etmemesi gerektiğini ifade etti.


Bu tutum aslında Türkiye ve Azerbaycan istisna olmakla birlikte, Dağlık Karabağ sorununun çözümüne katkıda bulunan devletler ile bölgesel ve uluslararası teşkilatların da yaklaşımıdır. Bu devlet ve teşkilatlar, Türkiye’nin sorunun çözümüne pasif bir yaklaşımda olmasını savunarak, Ermenistan’la diplomatik ilişkiler kurması için Ankara’ya baskı yapmaktadır. Ancak diğer taraftan Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden Ankara-Erivan arasında herhangi bir siyasi ilişkinin kurulması, Bakü ve Ankara arasında ilişkileri soğutacak kadar ciddi bir konudur. Böyle bir gelişme bölgesel nitelikteki bu meselenin çözümünü zorlaştıracak ve iki Türk devleti arasında işbirliğinin zayıflamasına yol açabilecektir.


Sonuç

Dağlık Karabağ sorununun çözümüyle ilgili olarak, bu sene herhangi bir gelişme beklenmemektedir. Bunun nedeni ise, bu sene ve gelecek yıl içerisinde hem Azerbaycan ve Ermenistan’da, hem de Minsk Grubu’nun eş başkanları olan Fransa, Rusya ve ABD’de cumhurbaşkanlığı seçimlerinin olmasıdır. Şimdiye dek geçen dönemde her Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Dağlık Karabağ sorunu dondurulmaktadır. Azerbaycan ve Türkiye’nin Fransa’yı AGİT Minsk Grubu üyeliğinden uzaklaştırma çabaları, Ermenistan’ı Fransa’ya daha fazla yaklaştırmakta, bölgede yeni bir Türkiye-Fransa diplomatik rekabetine neden olmaktadır. Bu durum Güney Kafkasya’daki güçler dengesinde Rusya’nın etkisinin devamını doğurmaktadır. Ermenistan’la Türkiye arasında uzlaşmaya varılmaması ve Türkiye’nin Güney Kafkasya bölgesinde etkin olma rolüne Fransa engeli, Kremlin’in çıkarlarına hizmet etmektedir. Neticede bölgesel düzeydeki bu sorunun çözüm anahtarı eski Azerbaycan cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov’un da ifade ettiği gibi, Rusya’nın cebinde kalmaktadır.(8)


Son zamanlarda Türkiye’deki bazı basın kuruluşlarında Azerbaycan karşıtı propagandalar yer almaktadır. Amaç iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşliğe gölge düşürmektedir. Genel olarak, Fransa’da malum yasanın onaylanmasına Bakü’nün resmen yeterli tepki göstermemiş olmasını eleştirenler, Azerbaycan verdiği tepkilerden habersiz bir şekilde haber yapmaktadır. Azerbaycan, Senato’nun kararı onaylamasından önce ve sonra Paris’e olan tavrını her alanda beyan etmiştir.


Minsk Grubu’nun yapısının değiştirilmesi hâlihazırda imkânsız görünmektedir. Eş başkanlardan herhangi birinin arabulucu statüsünün alınması, Minsk Grubu’nun kendisinin tarihe karışmasına neden olabilir. Bu nedenle hem AGİT, Avrupa Konseyi ve AB yetkilileri, hem de diğer eş başkanlar ABD ve Rusya Minsk Grubu’nun değiştirilmesinden yana tutum takınmamaktadır.


Ermeni sorunu Türkiye ve Azerbaycan için tarihi bir tehlike oluşturmaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında, Ermeni kartını kullanarak Osmanlı topraklarını işgal etmek isteyen Batılı devletler, bugün aynı kartla Türkiye ve Azerbaycan’ın bölgede güçlenmesine, dolayısıyla bölgede bir Türk ekseninin oluşmasına mani olmak için çaba sarf etmektedir. Bugün bu çaba Batılı devletlerin tarihteki hadiselere karşı seçici bir tavır şeklinde tezahür eden duruşu ile aşikârdır. “Soykırım” mevzusu Ermenilerin bugüne kadar sistematik biçimde uluslararası ölçekte inşa ettiği mesnetsiz bir iddiadan ibarettir. Batılı aktörlerin söylemlerinde, aynı dönemde Ermeni ayaklanmalarının neden olduğu yüz binlerce Müslüman sivilin katledilmesine ilişkin hiçbir referans yer almazken, sadece Ermenilerin “soykırım” iddiaları bugüne kadar taşınmıştır.


Ermenilerin bu iddialarla canlı tuttuğu yüzyıllık hedeflerinin 2015 yılına doğru Türkiye’nin önüne yeni problemler çıkaracağı öngörülebilir. Bunun için Azerbaycan ve Türkiye’nin ortak stratejiler üreterek Ermenilerin bu hedeflere ulaşamaması yönünde politikalar izlemesi gerekmektedir. Türkiye-Azerbaycan ortaklığının kavi tutulması bu açıdan önem arz etmektedir.

 

Dipnotlar:
(1) Interview of the President of Russian Federation to Azerbaijan Television and Broadcasting Company (AzTV), 24 Aralık 2011, http://eng.kremlin.ru/transcripts/3271
(2) ‘Франция потеряла право быть сопредседателем МГ ОБСЕ - спикер парламента Азербайджана’, www.regnum.ru/news/fd-abroad/azeri/1494635.html
(3) Azerbaycan Respublikası Dış İşleri Bakanlığı’nın Beyanatı, 24 Ocak 2012 http://mfa.gov.az/index.php?option=com_content&task=view&id=1277&Itemid=1
(4) ‘Ilham Aliyev received a delegation led by the deputy chairman of the France-Caucasus friendship group’, www.president.az/articles/4202
(5) ‘Армения не ведет ни тайных, ни открытых переговоров с Турцией по нормализации отношений - МИД’, 29 Ocak 2012,
www.regnum.ru/news/fd-abroad/armenia/1493188.html
(6) ‘Germany too is likely to pass a bill criminalizing the Armenian Genocide denial’, 20 January 2012, http://armenpress.am/eng/news/676199/
(7)‘Davutoğlu: Fransa’nın Minsk Grubu eş başkanlığını tartışmamız lazım’, www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1236553
(8) ‘Ключи от карабахского конфликта в руках России - экс-президент Азербайджана’,  2 Şubat 2012, www.regnum.ru/news/fd-abroad/azeri/1495035.html

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top