Gürcistan’ın Yeni Ulusal Güvenlik Konsepti

Dr. Elnur İSMAYIL
13 Şubat 2012
A- A A+

Gürcistan Parlamentosu 2011 yılı sonlarına doğru yaptığı olağanüstü oturumda yeni Ulusal Güvenlik Konsepti’ni (UGK) kabul etti. Bağımsızlık tarihinde ikinci defa kabul edilen UGK, Gürcistan’ın ulusal çıkarlarını anlatan; ülkenin güvenliğine karşı gelişen tehlikeleri ve riskleri ortaya koyan ve güvenlik politikası için ana doğrultuları belirleyen en önemli belgedir.

 

 

Parlamento, altı sene önce kabul edilen eski UGK’nin 23 Aralık 2011 tarihinde yenisiyle değiştirilmesini kabul etti.(1) 18 Şubat 2011 tarihinde yeni UGK parlamentoya Gürcistan Ulusal Güvenlik Konseyi yardımcı sekreteri Batu Kutelia tarafından sunulmuştu. İlk UGK Gürcistan’da 2003 senesinde Gül Devrimi’nin hemen ardından hazırlanmış ve 2005 yılı Temmuz ayında Parlamento’da kabul edilmişti. Aynı dönemde Gürcistan kendi Ulusal Askeri Stratejisi’ni ve güvenliğine karşı oluşan risklerin değerlendirilmesi ile ilgili belgeleri de kabul etmişti. 2008 yılı Ağustos ayında gerçekleşen Rusya-Gürcistan savaşı sonrası Tiflis, adı geçen belgelerin yeniden gözden geçirilmesine gerek duyarak bir takım değişikliklere gitmişti.

 

İkinci konsept birinciden farklı olarak toplumun daha geniş çevrelerinin yorumları değerlendirilerek hazırlanmıştır. Gürcistan Ulusal Güvenlik Konseyi yardımcı sekreteri Batu Kutelia konseptin hazırlanmasında sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin ve yabancı ülkelerin görüşlerine yer verildiği ve tecrübelerinin paylaşıldığını bildirmiştir.(2) Bu analizde birinci ve ikinci konsept arasındaki en önemli farklar analiz edilerek, yeni UGK’in Güney Kafkasya bölgesi için önemi anlatılacaktır.


Belgeye göre, Tiflis yönetimi Avrupa’ya entegrasyon sürecinin genişletilmesini kendi güvenliğinin en önemli unsurlarından saymaktadır. Gürcistan kendini Avrupa ve Avro-Atlantik mekânının bir parçası olarak görmektedir. NATO ve AB’nin doğuya genişlemesi Gürcistan için önemli olduğu belirtilmektedir. Dünyanın demokratik ülkeleri ile işbirliğine önem veren Tiflis, onların yardımının ülkede demokrasinin gelişmesi için önemli olduğunu vurgulamaktadır.


Uluslararası çevrelerde yaşanan gelişmelerle birlikte ülke içerisinde yaşanan gelişmeler de Gürcistan’ın güvenliğine etki eden unsurlardandır. Demokratik kurumların gelişmesinin ve ekonomik alanda reformların desteklenmesi içeride istikrara kavuşmanın başlıca şartlarıdır.


Gürcistan’ın ulusal değerlerine ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğü, özgürlük, demokrasi ve hukukun üstünlüğü, güvenlik ve barış unsurları dâhildir.


Ülkenin ulusal çıkarları, toprak bütünlüğünün sağlanması, demokrasinin güçlendirilmesi, devlet kurumlarının gelişmesi, ulusal güvenlik sisteminin daha etkin hale getirilmesi, Avrupa ve Avro-Atlantik kurumlarıyla entegrasyon, uzun dönemli güvenli ve stabil ekonomik gelişme, enerji güvenliği, bölgesel istikrarın sağlanması, siber güvenliğin gelişmesi, demografik güvenlik ve diasporayla ilişkileri içerir.


2005 senesinde kabul edilen UGK’dan farklı olarak, yeni konseptte Gürcistan’ın kuzey komşusu Rusya düşman devlet olarak gösterilmektedir. Önceki konseptte Rusya sadece ülkenin toprak bütünlüğü için bir tehlike olarak gösteriliyor, ülkedeki Rusya askeri üsleri bu tehlikenin başlıca kaynağı kabul ediliyor, ancak Rusya açık şekilde düşman olarak adlandırılmıyordu. Aynı zamanda Moskova Gürcistan’da ayrılıkçılığı destekleyen taraf olmasına rağmen, ilk belgede Rus askeri üslerinin ülkeye her hangi bir saldırı düzenlemesi düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyordu.


Yeni konseptte en önemli üç tehdit doğrudan Rusya ile bağlantılıdır. Bu üç tehdit, “Gürcistan topraklarının Rusya Federasyonu tarafından işgali ve işgal olunmuş topraklardan Rusya tarafından düzenlenen terörist saldırılar”, “Rusya tarafından Gürcistan’a yeni bir askeri saldırı yapılması ihtimali” ve “İşgal edilmiş topraklardan mülteci durumuna düşmüş insanların haklarının çiğnenmesi” olarak sıralanmaktadır.(3)


41 sayfadan oluşan yeni UGK’da aynı zamanda Rusya’nın Gürcistan’da demokratik düzeni değiştirmek istediği; Tiflis’i Avrupa ve Avro-Atlantik dış politika hedeflerinden uzaklaştırarak kendi etki alanına dahil etmeyi planladığı belirtilmektedir.


Tehdit oluşturan unsurlara karşı alınacak önlemler ve hedefler “Ulusal Güvenlik Politikasının esas doğrultuları” bölümünde yer almaktadır. Ülke topraklarının işgalinin son bulması, Tiflis’in kendi güvenliği için belgede belirlediği en önemli hedeftir. Tiflis ve Moskova arasında gelecekte öngörülen ilişkilerin direk olarak işgal durumunun ortadan kaldırılmasına bağlı olduğu da belgede vurgulanmaktadır. Rusya Federasyonu ile iyi komşuluk ilişkilerinin eşitlik prensipleri içerisinde kurulmasında istekli olduğunu belirten Tiflis yönetimi, Kremlin’i ana konularda görüşmelere davet etmektedir.


Rusya Federasyonu’na bağlı Kuzey Kafkasya bölgesinde barış ve istikrarın sağlanması da Gürcistan için önem arz eden bir politikadır. Bölge halkları arasında ilişkilerin derinleşmesi Tiflis yönetiminin başlıca politik yönelimlerinin bir parçası kabul edilerek, tüm Kafkasya bölgesinde karşılıklı güven, barış ve istikrarın kurulması hedeflenmektedir.


Yeni konseptte ülkenin güvenliği için sosyo-ekonomik gelişmenin de önemli olduğu vurgulanmaktadır. Ülkenin ulusal güvenliği, istikrarı ve devamlı gelişmesi açısından uygun olmayan sosyo-ekonomik gelişmelerin tehlike kaynağı oluşturabileceği belirtilmektedir. Terörizm, siber saldırılar, enerji güvenliğindeki zafiyetler, ekoloji ve demografik değişimdeki dengesizlikler de ulusal güvenlik için tehlike oluşturan unsurlar olarak gösterilmektedir.

 

Belgede belirlenen ana hedefler içerisinde Gürcistan’da mevcut olan farklı etnik grupların topluma aktif entegrasyonunu desteklemek ve ülkenin sosyo-ekonomik hayatına eşit olarak katılmalarına yardımcı olmak da bulunmaktadır. Farklı etnik grupların kendi kimliklerini, kültür, din ve dillerini korumaları yönünde onlara yardımcı olmak da belgede yer almaktadır. Ayrıca NATO ve AB’ye üyelik Gürcistan’ın dış ve güvenlik politikasının en önemli hedeflerinden biri olarak gösterilmektedir.


Gürcistan’ın Güney Kafkasya Komşularının UGK’da Değerlendirilmesi

Güney Kafkasya komşuları Azerbaycan ve Ermenistan’la ilişkiler konseptin “Gürcistan güvenlik politikasının esas doğrultuları” bölümünde yer almaktadır. Belgede “Azerbaycan ve Gürcistan birbiri ile geleneksel dostluk ilişkileriyle bağlıdır” ifadesi yer almaktadır ve Bakü Tiflis için stratejik ortak olarak tanımlanmaktadır. Ermenistan ise Gürcistan ile sıkı ilişkilerde bulunan komşu ülke olarak nitelendirilmektedir. İki komşu ülkeye farklı yanaşmanın başlıca nedeni Erivan ve Moskova arasında stratejik ortaklığın bulunmasıdır. Bu durum Gürcistan’ın Ermenistan ile olan ilişkilerini Azerbaycan ile olduğu biçimde tanımlamasına engel olmaktadır.


Yeni UGK’da ayrıca, Tiflis’in Güney Kafkasya komşu ülkeleri Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan Dağlık Karabağ sorununa da değinilmektedir. Belge, Kuzey Kafkasya’da istikrarsızlığın ve Dağlık Karabağ sorununun yeni bir savaşa dönüşme ihtimalinin,  her üç bölge ülkesinin güvenliğini zayıflatacağını ve bunun sonucunda Rusya’nın bölgede etkisini artırma tehlikesinin bulunduğunu öngörmektedir. Tiflis’in Dağlık Karabağ sorununun barışçıl yollardan uluslararası hukuk prensiplerine uygun bir şekilde çözümlenmesinden yana olduğu belirtilirken; Kafkasya bölgesinde yaşanacak barış ve istikrarın Gürcistan’ın bölge güvenliği açısından da önemli olduğuna değinilmektedir.


Gürcistan ile Azerbaycan arasında mevcut enerji, taşımacılık ve iletişim alanlarındaki ortak projelerin ülkeler arası istikrara ve her iki ülke halkının refahına önemli etkisi olacağı vurgulanmaktadır. Politika ve güvenlik konusunda, aynı zamanda Avro-Atlantik bölgesiyle entegrasyonda sıkı ilişkiler içerisindedirler.


Ermenistan ile ikili ilişkilere önem veren Tiflis, Erivan’ın AB ve NATO ile işbirliğini de dikkate almaktadır. Ermenistan ve Türkiye ilişkilerinin iyileşmesi çizgisinde, her iki komşu ülkenin gayretlerini desteklediği de belgede yer almaktadır.


Dış politika yanında kültürel ve sosyal ilişkilerin güçlendirilmesinin de Gürcistan için önemli olduğu başka bir bölümde belirtilmektedir. Bunu sağlamak için Tiflis uluslararası birliklerle ikili ve çok taraflı formatta işbirliği içerisindedir. ABD, Türkiye ve Ukrayna Gürcistan’ın ilişkilerinde en çok önem verdiği ülkeler olarak gösterilmektedir.


Belgede ABD, Gürcistan’ın bağımsızlığından sonra ülkenin toprak bütünlüğünü ve demokratik kurumlarının gelişmesini destekleyen dost ülke olarak belirtilmektedir. Stratejik ortak olan ABD’nin, Tiflis’in Avrupa ve Avro-Atlantik kurumlarıyla entegrasyonuna yardım ettiğine de değinilmektedir. Aynı zamanda Tiflis’in Abhazya ve Güney Osetya bölgelerinin işgalinin ortadan kaldırılması yönünde Washington’dan politik anlamda destek almasına da önem verilmektedir. Belgede maddi anlamda, özellikle Rusya-Gürcistan savaşından sonra ABD’nin verdiği bir milyar dolarlık yardımın Gürcistan halkı için büyük önem taşıdığı da belirtilmektedir. Gürcistan’ın ABD’nin yardımlarıyla çeşitli programlar aracılığıyla kendi savunma gücünü geliştirdiği de konseptte yer almaktadır.


Belgede Ukrayna ise potansiyel stratejik ortak olarak nitelendirilmektedir. Ukrayna ile dış ilişkilerde ve ulusal güvenlik politikası alanında hem ikili ilişkiler, hem de bölgesel ve uluslararası örgütlerde işbirliği içerisinde olunduğu vurgulanmaktadır.


Türkiye söz konusu belgede bölgesel ortak olarak değerlendirilmektedir. Bölgenin liderlerinden biri olan Türkiye’nin Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü kabul ettiği vurgulanmaktadır. NATO üyesi olarak da Ankara, Tiflis’in önemli bir askeri müttefiki olarak kabul edilmektedir.


Baltık ülkeleri ile aktif ilişkileri olan Gürcistan, onların Avrupa ve Avro-Atlantik kurumlarıyla entegrasyon tecrübelerinden yararlanmaktadır. Aynı zamanda Gürcistan’ın AB ve NATO üyeliği yolunda Baltık ülkelerinin desteğini alması faktörü önemli bulunmaktadır. Moldova ve Beyaz Rusya ile olan ilişkilerin önemi vurgulanmaktadır. Ayrıca Orta ve Güneydoğu Avrupa ve İskandinav ülkeleri ile ilişkiler de önemli kabul edilmektedir.


Konseptte eski Sovyet cumhuriyetleri olan Orta Asya ülkeleri ile ekonomi, taşımacılık ve enerji alanlarında çok sıkı ilişkilerde bulunulduğu vurgulanmaktadır. Gürcistan’da gerçekleştirilen reformlarla ilgili ve dış politika çıkarları konusunda bu ülkeler ile devamlı bilgi paylaşımında bulunmanın önemi belirtilmektedir.


Belgede Çin, Japonya, Güney Kore, İsrail, Kanada, Brezilya, Hindistan, Avustralya, Afrika ve Latin Amerikan ülkeleriyle politik diyalogun ve ekonomik ilişkilerin devam ettirilmesinin önemi vurgulanmaktadır.


Yeni UGK’da son olarak Gürcistan’ın BM, AGİT ve Avrupa Konseyi ile olan ilişkileri değerlendirilmekte ve bu ilişkilerin önemi vurgulanmaktadır.


Sonuç

Gürcistan Parlamentosu’nun kabul ettiği yeni UGK, öncekiyle kıyaslandığında daha detaylı bilgiler içermektedir. 41 sayfalık belgede Rusya doğrudan düşman ülke olarak nitelendirilmekte, kuzey komşusundan kaynaklanabilecek tehditlere yer verilmekte ve bu tehditlerin engellenmesi amacıyla atılacak adımlar yer almaktadır. Özellikle, Ağustos 2008’de yaşanan savaştan sonra Rusya, Gürcistan’ın kabul etmiş olduğu 2010-2013 yıllarını kapsayan “Tehlikelerin Değerlendirilmesi” belgesinde de Tiflis’in güvenliğine en büyük tehlike olarak gösterilmektedir.(4)


Geniş bir coğrafi alandaki birçok ülke ile ilişkilere önem veren Gürcistan’ın yeni UGK’da, Batı Avrupa’nın Almanya, Fransa ve İngiltere gibi lider ülkelerine yer vermemesi de çok ilginç sayılabilir.


NATO üyeliği Tiflis’in politik ajandasında hala önemli bir yere sahiptir. Belgede NATO ile ilgili olarak 2012 yılında Chicago’da gerçekleştirilecek olan zirvede, Gürcistan’ın örgüte üyeliği konusunda önemli bir karar verileceğinin umut edildiği vurgulanmaktadır. UGK’nın kabulünden kısa süre önce Cumhurbaşkanı Saakaşvilinin önergesiyle Parlamento’nun onayından geçen yasa ile Gürcistan, Afganistan’a Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) dâhilinde daha fazla askeri birlik göndermeyi karara bağlamıştır. Bu gelişme bir anlamda NATO’ya verilen bir mesaj olarak kabul edilebilir. Güney Kafkasya’nın diğer iki devleti Azerbaycan ve Ermenistan’dan farklı olarak Tiflis, askeri müttefik arayışı içerisindedir. Azerbaycan, Türkiye ile; Ermenistan ise Rusya ile tarihi ve kültürel bağlara dayalı bir askeri müttefiklik ilişkisi içerisindedir. Gürcistan’ın NATO’ya üye olmasıyla ilgili yorumlarda da farklılıklar gözlenmektedir. NATO üyeliği 2008 yılında Rusya’nın saldırılarını önleyebilirdi tezine karşılık olarak, bir kısım yorumcular, aksine Tiflis’in NATO’ya üyelik çabalarının Rusya’nın saldırılarına sebep olduğu görüşünü savunmaktadırlar.


Dipnotlar:

(1) “Parliament of Georgia approved Georgia’s New National Security Concept”, 23 December 2011,
www.nsc.gov.ge/eng/news.php?id=6152

(2)”Georgia’s New National Security Concept: Continuity or Change?,  
www.georgiatoday.ge/article_details.php?id=9791

(3) National Security Concept of Georgia, www.nsc.gov.ge/files/files/National%20Security%20Concept.pdf

(4)”Georgia’s New Threat Assessment Document Identifies Russia as a Main Threat”, 25 October 2010,
www.jamestown.org/programs/edm/single/?tx_ttnews%5Btt_news%5D=37077&cHash=b5f134057b

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top