Amerika’nın Yeni Savunma Stratejisi

A- A A+

ABD Savunma Bakanlığı 1 Şubat’ta yeni Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme raporunu yayınlamıştır (Quadrennial Defense Review). Bu raporlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin karşı karşıya kaldığı güncel tehdit ve sorunları değerlendirerek ulusal savunma stratejisi, modernizasyon ve bütçe planları gibi konularda Savunma Bakanlığı’na uzun soluklu bir yol haritası sunmaktadır. 2010 raporu, gerek siyasi ve askeri gerekse ekonomik anlamda Devlet Başkanı Barack Obama’nın öncülüğünü yaptığı “değişim” hareketi ile yakından ilişkili bir metindir. Soğuk Savaş sonrası düzenin gerçeklerine yönelik büyük bir farkındalığa işaret eden rapor, yaşanan küresel krizde Pentagon’un eldeki kaynakları çevre sorunlarından terörizme dek sınıraşan tehditleri caydırmak ve elimine etmek için en etkin biçimde nasıl idare edeceği sorunsalına bir ışık tutmaya çalışmaktadır.

 

Yeni raporda üç temel sorundan kaynaklanan karmaşık bir güvenlik manzarasından bahsedilmektedir. Bunlar Irak, Afganistan ve El Kaide gibi daha uzun süre güvenlik gündemini işgal edecek öncelikli güncel sorunlar; yükselen yeni devlet ve devletdışı aktörlerin niyet ve eylemleri, tehlikeli teknolojilere erişim kolaylığının artması, kaynak kıtlığı, çevresel problemler gibi devam eden meseleler; ve çok boyutlu (“hibrit”) tehditler, siber alem ve hatta uzaya dek yayılan suç şebekeleri ve kırılgan devletler (fragile states) gibi operasyonel zorluklar olarak tanımlanmaktadır. Bu sorunların ışığında rapor, şu faktörler çerçevesinde bir strateji ve politika çerçevesi çizmektedir: Rusya ve Çin ile stratejik dengeleri sarsmayacak şekilde anavatanı sınırlı balistik füze saldırılarına karşı korumak; Amerikan ordusunu, müttefiklerini ve partnerlerini bölgesel saldırılara karşı korumak ve bunları gerçekleştirirken uluslararası işbirliğini ve etkin, güvenilir, esnek ve mali açıdan sürdürülebilir yeni sistemlerin geliştirilmesini esas almak.

 

Yeni Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme raporunun temelleri, 2010 Mali Yılı bütçesine de damgasını vuran “yeniden dengelemek ve reforme etmek” (rebalance and reform) prensibi, ve  Savunma Bakanlığı’nın 2008 Yılı Ulusal Savunma Stratejisi’ne (National Defence Strategy) dayanmaktadır. Halen Savunma Bakanı olarak görevini sürdüren Robert Gates’in 2008’de deklare ettiği USS’de de ABD’ye ve müttefiklerine yönelik kitlesel imha silahları ve terörizm gibi tehditlerin bertaraf edilebilmesi için ilgili ülkeleri güçlendirmek veya siber alemde etkin varlık göstermek gibi eylemler öngörülmekteydi. Genel anlamda 2010 Raporu, 2010 bütçesi ve 2008 USS programlarının rafine edilmiş halidir denebilir. Pentagon’un artık Soğuk Savaş zihniyetinden tamamiyle uzaklaşıp, dört bir yandan kaynaklanan yeni ve sınıraşan çeşitli tehditlerin boyutlarının farkına vararak çoktaraflı çözümleri benimsediğinin bir göstergesidir. Her ne kadar 2008 USS dökümanında olduğu gibi Amerika’nın dünyanın lider askeri gücü olduğu vurgusu yinelense de, küresel istikrar için çoğulcu bir yaklaşımın gerekliliği 2010 metnine hakimdir. Küresel krizin de bir yansıması olarak, Soğuk Savaş döneminden kalan ve günümüz misyonları için bütçeyi zorlayacak derecede pahalı ve gerekli performansı gösteremeyen silah ve programlardan vazgeçilmesi raporda yer almaktadır. Amerikan güçlerinin eş zamanlı olarak birkaç yeni görevi üstlenebilecek şekilde yetiştirilmesi ve donatılması, gündemin öncelikli maddelerindendir. Bazı uzmanlar, bu süreci geçen yıl F-22 savaş uçaklarına yol vererek başlatan Bakan Gates’den, aynı adımı örneğin elde fazlasıyla bulunan C-17 tipi stratejik nakliye uçağı için atmasını beklemektedir. Önceki Savunma Gözden Geçirme raporlarından farklı olarak, Amerikan ordusunun renovasyonu ve güçlendirilmesi için endüstriyel sektör ile yeniden bir yakınlaşma içine girilmesinin gerekliliğinden bahsedilmektedir. 21. yüzyılda ordu ve savunma sanayisi arasındaki bağların zayıfladığına işaret eden raporda, bu sektörün ordunun değişen ihtiyaçlarına uygun şekilde hizmet edebilecek şekilde geniş ve esnek bir portfolyo geliştirmesi gerektiği vurgulanmaktadır.



2010 Savunma Gözden Geçirme Raporu, öncüllerinden farklı olarak iklim değişikliğinin ulusal güvenlik için önemine de değinmektedir. Bu anlayışa göre iklim değişikliği, enerji güvenliği ve ekonomik istikrar ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. İklime bağlı değişimlerin sadece dünyanın çeşitli bölgelerini değil, aynı zamanda Amerika’nın özellikle kıyı kesimlerini de olumsuz etkilediği belirtilerek, yükselen sıcaklık ve deniz seviyelerinin, buzul ve kar erimelerinin ve nehir akışlarındaki düzensizliklerin herkesi ilgilendiren bir problem olduğu ifade edilmiştir. İklim değişikliği dolaylı ve dolaysız yoldan fakirlik, kıtlık ve türlü çevresel sorunlara yol açarak kırılgan devletleri daha da savunmasız hale getirmektedir. Uzun vadede hastalıkların yayılması ve kitlesel göçü tetiklediği için istikrarsızlık ve çatışmaya zemin oluşturduğuna inanılan iklim değişikliğinin doğa felaketlerine yol açması ile, Amerikan sınırları içinde ve dışında insani yardıma yönelik taleplerde artış gözlenebileceği raporda yer almaktadır. Yeni bir çevresel mesele olarak gündeme gelen Arktik sularda ileriki onyıllarda mevsimsel ulaşım ve ticareti değerlendiren rapor, Pentagon’un yeni hedeflerinden birinin de çoğulcu bir platform çerçevesinde diğer devletlerle bu bölgede insan ve çevre güvenliğini sağlamak olduğunu beyan etmektedir. Savunma Bakanlığı, Arktik bölgede işbirlikçi bir angajmanı sürdürülebilir kılmak için, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin Washington tarafından onaylanması taraftarı olduğunu da belirtmektedir. Benzer şekilde, Bakanlık bünyesinde enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan korunulması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması ve sera gazı emisyonunun azaltılması gibi başlıklar gündemde yer edinmektedir. Döküman, askeri yerleşkeler ve araçların bir bölümü için güneş, rüzgar, jeotermal, biyoyakıt ve elektrik kaynaklarına yönelik mevcut yatırımlardan söz etmektedir. Ordunun 70.000 adet taktik olmayan aracının alternatif yahut hibrit enerji ile çalışır duruma dönüştürülmesine yönelik süregiden proje ile önemli bir değişimin ortasında olduğu ifade edilmiştir.

 

Amerika’nın yeni savunma stratejisi, terörizm, gayrınizami harp ve asimetrik direnişle birlikte iklim değişikliği ve kıt kaynakların verimli değerlendirilmesi gibi sorunları da gündemine alan, çoğulcu ve esnek bir program üzerine yapılandırılmıştır. Pentagon’un ve Amerikan ordusunun güncel gerçeklikler uyarınca kurumsallaşmasını öngören bu strateji, ABD iç ve dış siyasetinde Başkan Obama ile başlayan köklü reform programının askeri ayağı olarak yorumlanabilir. 2010 raporu, bazı çevrelere göre değişimi kabul eden ama belirli ve detaylı bir şablon sunmayan bir metin olarak beklentileri karşılamaktan uzaktır. Ancak yine de, 2006 raporundaki büyük konvansiyonel savaşlar ve Çin’e odaklı tehdit anlayışının genişletilip güncelleştirildiği bu yeni rapor çağı yakalaması açısından önem taşımaktadır.

Back to Top