Çin’in Hava Savunma ve Tanımlama Bölgesi Hamlesi

A- A A+

Çin, Japonya, Güney Kore ve Tayvan arasında Doğu Çin Denizi’ndeki ada ve Münhasır Ekonomik Bölge konularında yaşanan anlaşmazlıkların zaman zaman siyasi kriz yaratacak boyutlara ulaştığı bilinen bir gerçektir. Bunun en somut örneklerinden biri şüphesiz 2012’de Çin ile Japonya arasında ihtilaflı Senkaku/Diaoyu Adaları sebebiyle ortaya çıkan gerilimdir. Öte yandan Japonya, Güney Kore ve Tayvan’ın müttefiki ABD’nin de Çin ile rekabet içinde bulunması sebebiyle bölgedeki sorunlara müdahil olması gerilimi daha da artırmaktadır. Son olarak Çin’in 23 Kasım 2013 tarihinde ilan ettiği Hava Savunma ve Tanımlama Bölgesi Doğu Çin Denizi’nde suların yeniden ısınmasına sebep olmuş ve anlaşmazlıklara bir yenisi daha eklemiştir.

 

Hava Savunma ve Tanımlama Bölgesi Kavramı

 

Hava Savunma ve Tanımlama Bölgesi/HSTB (Air Defense Identification Zone/ADIZ) uçan cisimlerin ulusal hava sahasına girmeden önce tespit ve kontrol edilebilmesi amacıyla çizilmiş ve ulusal sınırlar dışına uzanan hava bölgesi şeklinde tanımlanabilir. Bu kavram ilk olarak 1950 yılında ABD tarafından kullanılmıştır. Soğuk Savaş sırasında Sovyetler’den gelecek ani bir saldırıya maruz kalmamak adına ABD, ilk HSTB’yi ilan etmiştir. Bugün Amerika’nın açıkladığı beş HSTB bulunmaktadır: Doğu sahili, Batı sahili, Alaska, Hawaii ve Guam. ABD dışında aralarında Güney Kore, Hindistan, İngiltere, Japonya, Norveç, Pakistan ve Tayvan’ın da bulunduğu yaklaşık 20 ülke HSTB ilan etmiş durumdadır.

 

HSTB, ilgili ülkeye muhtemel tehlikeleri önceden saptama ve önleyici tedbirler alma fırsatı sağlamaktadır. Bu bağlamda söz konusu hava sahasına giren herhangi bir uçağın tanımlama kurallarına (uçuş planı, telsiz bağlantısı, logo bilgileri, vs) uyması beklenmektedir. Uçan bir cisim bir ülkenin HSTB’sine yaklaştığında ve talimata uygun bildirimde bulunmadığında savaş uçakları takibe başlamakta ve o cismi kendi hava sahasına girmediği sürece takip etmektedir. Pek çok ülke HSTB’sinden geçen sivil uçaklardan tanımlama talebinde bulunmamaktadır.

 

Güvenlik konusundaki hassasiyetlerin bir sonucu olan HSTB’nin, kaza riskini azaltmak, uyuşturucu ticaretiyle mücadele etmek, arama-kurtarma faaliyetlerini kolaylaştırmak gibi getirileri de mevcuttur. Bununla birlikte hava sahası ve Uçuş Bilgi Bölgesi (Flight Information Region/FIR) kavramlarından farklı olan HSTB’nin uluslararası hukukta yok hükmünde olduğunun altını çizmek gerekir. Yani uluslararası hukuk tarafından yasaklanmamakla birlikte Münhasır Ekonomik Bölge gibi uluslararası antlaşma ve sözleşmelere konu bir kavram da değildir.

 

Çin’in Doğu Çin Denizi Hava Savunma ve Tanımlama Bölgesi ve Gelen Tepkiler

 

23 Kasım 2013 tarihinde Çin Savunma Bakanlığı Doğu Çin Denizi sınırının 200 mil ötesine uzanan bir HSTB ilan etmiş ve bu bölgeye giren herhangi bir uçağın uçuş planı tanımlama, telsiz tanımlama ve logo tanımlama bilgilerini kendisine bildirmesini talep etmiştir. Talimatlara uyulmaması durumunda Çin Silahlı Kuvvetleri’nin gereken acil savunma önlemlerini alacağı ifade edilmiştir. Akabinde Çin Hava Kuvvetleri ilk hava devriyesini başlatmış ve erken uyarı uçakları ile keşif uçaklarını bölgeye göndermiştir.(1) Söz konusu acil savunma önlemleri hakkında detaylı bir bilgi bulunmamakla birlikte Çin Askeri Bilimler Enstitüsü Genel Sekreter Yardımcısı Luo Yuan, gerekli bildirimlerde bulunmayan uçakların önce uyarılacağını, sonuç alınamaması durumunda zorunlu inişe veya Çin Hava Kuvvetleri tarafından hava sahasının dışına çıkmaya zorlanacağını belirtmektedir.(2)

 

Çin’in ilan ettiği HSTB’nin Doğu Çin Denizi’nin büyük bölümünü kapsaması, Senkaku/Diaoyu Adaları’nı içine alması, Japonya ve Güney Kore’nin HSTB’si ile kesişmesi, varış noktası Çin’de olmasa dahi bilgilerin talep edilmesi ve sivil uçaklardan da tanımlama talebinde bulunulması Japonya, Güney Kore ve ABD’nin şiddetli tepkisine neden olmuştur.

 

Doğu Çin Denizi'nde Mevcut HSTB'ler
 

Kaynak: Today Online

 

HSTB’nin ilanından üç gün sonra ABD iki B-52 bombardıman uçağını Çin’e bildirmeden söz konusu bölgeden geçirmiştir. Dışişleri Bakanı John Kerry “ABD söz konusu bölgeyi tanımamakta ve kabul etmemektedir. Çin bu tek taraflı hareketinde ısrar etmemeli ve bunu Güney Çin Denizi’nde de uygulamaya çalışmamalıdır.” açıklamasında bulunmuştur.(3) Yeni durumun Amerika’nın bölgedeki askeri operasyonlarını herhangi bir şekilde değiştirmeyeceği de vurgulanmıştır.  Ayrıca ABD Senkaku Adaları’nın Japonya’nın kontrolünde olduğunu belirterek Japon topraklarının saldırıya uğraması durumunda ABD-Japonya Güvenlik Antlaşması’nın devreye gireceğinin altını çizmiştir.

 

Japonya’nın tepkisine değinmeden önce belirtmek gerekir ki bu ülke 1968 yılında ilan ettiği HSTB’sini 1972’de Senkaku/Diaoyu Adaları’nı, 2010’da da güneydeki Yonaguni-jima Adası’nı kapsayacak şekilde uzatmıştır. Bu yeni bölgenin Tayvan’ın HSTB’si ile çakışması, Japonya’nın başta Çin olmak üzere bölge ülkelerinin tepkisini çekmiştir. Çin’in Doğu Çin Denizi HSTB’sini açıklamasıyla durum tersine dönmüş, bu açıklamadan bir gün sonra Japonya bu hava bölgesini tanımadığını beyan etmiştir. Japon Dışişleri Bakanlığı, Japonya’nın hâkimiyetindeki Senkaku Adaları’nı kapsayacak şekilde belirlenen HSTB’nin kabul edilemez olduğunu vurgulamış ve bu tek taraflı hareketin söz konusu hava sahasında kazaların yaşanmasına sebebiyet verebileceğinin altını çizmiştir. Japonya Başbakanı Şinzo Abe de Çin’i eleştirerek ilan edilen HSTB’nin Japonya’yı bağlamadığını ve Çin’in geri adım atması gerektiğini dile getirmiştir.(4) İfade etmek gerekir ki Tokyo’nun Pekin’den HSTB’sini geri almasına ilişkin talebi makul olmaktan uzaktır. Zira kendisi de bölgede HSTB ilan etmiştir. Ayrıca uluslararası arenada prestij kaybına yol açacak böyle bir adımı Çin’in atması muhtemel görünmemektedir.

 

Çin tarafından ilan edilen HSTB’nin Güney Kore’nin HSTB’si ile çakışması bu ülkenin de tepki göstermesine sebep olmuştur. Güney Kore’ye ait P3C devriye uçağı Çin’in Doğu Çin Denizi HSTB’sini ilan etmesinin ardından iki ülke HSTB’lerinin çakıştığı alanda Çin’e bilgi vermeden devriye uçuşu gerçekleştirmiştir. 15 Aralık 2013 tarihinde de Güney Kore, mevcut HSTB’sini Çin ile ihtilaflı olan Leodo/Suyan Kayalıklarını kapsayacak şekilde genişlettiğini açıklamıştır. Çin bu Hava Savunma Bölgesi’ni tanımadığını açıklarken Japonya bu yeni HSTB’nin herhangi bir sorun oluşturmadığını ifade etmiştir.(5)

 

Ayrıca bölge ülkelerinden Avustralya ve Filipinler de bölgede gerilimi artırabileceği ve Çin’in bununla yetinmeyip Güney Çin Denizi’nde de HSTB ilan edebileceği endişesiyle Çin’in yeni HSTB’sini tanımayacaklarını açıklarken, Vietnam, Tayland, Tayvan, Malezya uçuş bilgilerini paylaşmayı kabul etmiştir.

 

Belirtmek gerekir ki bölge ülkelerinin tepkisine neden olan konu Çin’in Doğu Çin Denizi’nde HSTB ilan etmesi değildir. Bu bölgenin Doğu Çin Denizi’nin üçte ikisini içine alması ve tartışmalı adaları kapsaması asıl tepki sebepleridir. Örneğin Japon HSTB’si ihtilaflı Dokdo/Takeşima ve Kuril Adaları’nı kapsamamaktadır. Pekin yönetiminin bölge ülkelerine danışmadan bu kadar geniş bir alanda HSTB ilan etmesi diğer ülkelerin HSTB’leri ile çakışan bölgeler ortaya çıkararak hava trafiği açısından tehlike yaratmaktadır. Ayrıca Çin’in HSTB’si ABD ve Japon kuvvetlerinin ortak tatbikat gerçekleştirdiği bölgeleri de kapsamakta, buna rağmen herhangi bir yeni duruma alışma dönemi öngörmemektedir. Yani Pekin tüm ilgili devletlerin 23 Kasım 2013’den itibaren taleplerine uymasını beklemektedir ki bu da bir diğer eleştiri konusudur.

 

Çin’in Doğu Çin Denizi HSTB’sinin Amaç ve Hedefleri

 

Tokyo Institute for International Policy Studies araştırmacılarından Jun Osawa, Doğu Çin Denizi Hava Savunma ve Tanımlama Bölgesi’ni Çin tarafından inşa edilen dördüncü “büyük duvar” olarak nitelendirmektedir. İlk duvar M.Ö 220’lerde yapımına başlanan ve 16. yüzyılda Ming hanedanlığı döneminde tamamlanan ünlü Çin Seddi’dir. İkincisi 1950’li yıllarda Mao Zedong tarafından karasularının 12 mile çıkarılması ve donanmanın güçlendirilmesi amaçlı faaliyetler şeklinde tezahür eden deniz üzerindeki büyük duvardır. Üçüncüsü ise bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ivme neticesinde büyük önem kazanan siber dünyada güvenliği sağlamayı ifade eden “güvenlik duvarıdır (firewall)”. Osawa dördüncü duvarın HSTB ile gökyüzüne inşa edildiğini belirtmektedir.(6)

 

Pekin’in bölgede yeni bir gerilime yol açacağını önceden tahmin etmenin zor olmadığı bu Hava Savunma ve Tanıma Bölgesi’ni ilan etmesinin ardında birden çok sebep bulunmaktadır. Her şeyden önce söz konusu HSTB’yi, Çin’in “salam dilimleme”(7) olarak adlandırılan ve doğrudan tehdit unsuru sayılmayan küçük değişikliklerin yavaş yavaş birikerek stratejik anlamda önemli bir değişiklik yaratması olarak tanımlanabilecek stratejisinin parçası olarak görmek mümkündür.

 

Çin’in HSTB’sinin amaçlarından ilki Doğu Çin Denizi’ndeki statükoyu kendi lehine değiştirmektir. Tartışmalı karasuları ve adaları kapsaması bakımından yeni HSTB’nin bu karasuları ve adalar üzerinde Çin’in söz sahibi olduğu algısını yaratmaya hizmet ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Keio Üniversitesi’nden Prof. Tomohiko Taniguchi, Çin’in HSTB’sinin bu ülke tarafından Japon karasularına yollanan gemiler ile aynı amaca hizmet ettiğini, bu amacın da Japonya’nın Senkaku Adaları üzerindeki kontrolünü zayıflatmak olduğunu vurgulamaktadır.(8) Öte yandan Çin’in tartışmalı bölgelerde Japon hava sahasını ihlal ettiğine ilişkin eleştirileri engelleme amacı da bulunmaktadır.

 

Bilindiği üzere ABD Çin’in yükselişine karşı çıkarlarını korumak ve nüfuz alanını genişletmek amacıyla “Asya ekseni stratejisi”ni hayata geçirmiştir. Bu bağlamda bölge ülkeleriyle gerçekleştirdiği ittifaklar ve bölgedeki askeri gücünü önemli oranda artırması, Çin’in kendisini ABD ve müttefikleri ile kuşatılmış hissetmesine ve önleyici tedbir alma yoluna gitmesine sebep olmuştur. Bu tedbirlerden biri de Doğu Çin Denizi HSTB’sidir.

 

ABD Asya ekseni stratejisi çerçevesinde Çin’in bölgedeki askeri yükselişine karşı “Müşterek Operasyonel Erişim” adlı yeni bir savunma doktrini ve “Hava-Deniz Savaşı” isimli askeri strateji benimsemiştir. Hava-Deniz Savaşı stratejisi, Kuzey Asya ve Pasifik’te Çin’in güçlenmesinin ve etki alanını artırmasının engellenmesini, Çin’e giden ve Çin’den gelen deniz trafiğinin kontrol edilmesini öngörmektedir. Müşterek Operasyonel Erişim doktrini ise girişimi engelleme (anti-access/A2) ve bölgeye hapsetme (area denial/AD) kapasitesini ve buna bağlı taktiksel kabiliyetleri temel almaktadır. Böylece Çin’in bölgedeki harekat kabiliyetinin sınırlandırılması ve muhtemel bir saldırının sınırlarını daraltarak Çin silahlı kuvvetlerinin operasyonlarının engellenmesi hedeflenmektedir. 

 

Ancak A2/AD doktrinini tek uygulayan taraf ABD değildir. Çin de aynı doktrini yakın çevresindeki sularda operasyon gerçekleştirmesini ve Tayvan’a ilişkin politikalarını engelleyecek hamlelerde bulunmasını engellemek için Amerika’ya karşı uygulamaktadır. Amerika’nın Çin’in harekat kabiliyetini azaltmak amacıyla kullanması muhtemel “ilk ada zinciri”nin (Japonya, Tayvan, Filipinler, Endonezya gibi ABD müttefiklerinin Doğu ve Güney Çin Denizi’nde oluşturduğu coğrafi hat) dışına çıkabilmek Çin için büyük önem taşımaktadır. Bu bölgeyi içine alan yeni HSTB’nin de bu zinciri kırmakta bir araç olarak düşünüldüğü değerlendirilebilir.

 

Doğu ve Güney Çin Denizlerindeki Ada Zincirleri
 

Kaynak: Globalsecurity.org

 

Ayrıca Çin’in HSTB’sinin Tayvan ve Japonya arasındaki bölgeyi kapsamasının önemine değinen The Diplomat’ın Baş Editörü Zachary Keck, bu bölgenin kontrolünün Japonya ve Güney Kore’de bulunan Amerikan güçleri ile Tayvan arasındaki doğrudan bağlantıyı keseceğine dikkat çekmektedir.(9) Bu durumda Çin’in Tayvan’a müdahalesi söz konusu olduğunda ABD’nin hızlı reaksiyon gösterebilme ve karşı müdahalede bulunabilme olanağı azalmaktadır. Bu noktadan hareketle Çin HSTB’sinin ABD ile müttefikleri arasındaki operasyonel bağların zayıflatılmasını ve hızlı şekilde destek verme yeteneğinin azaltılmasını hedeflediği söylenebilir.

 

Son olarak bazı araştırmacılar, Pekin hükümetinin ülkede artan milliyetçiliği göz önünde bulundurarak iç politikada kendisine avantaj sağlayacak bir dış politika hamlesi olarak HSTB’yi ilan etmiş olabileceğini değerlendirmektedir. Bilindiği üzere 2012’de ihtilaflı Senkaku/Diaoyu Adaları’ndan üçünün Japonya tarafından satın alınması Çin toplumunda büyük tepkiye neden olmuş, Çin’de 70’in üzerinde şehirde protesto gösterileri düzenlenmiş, başta Japon Büyükelçiliği olmak üzere, Japon firmaları ve diğer kuruluşlar göstericiler tarafından hedef alınmıştır. Çin toplumunun özellikle Japonya karşısında güçlü duran bir Çin görmek istemesi HSTB’nin ilanında sınırlı da olsa etken olabilir. Singapur Nanyang Teknik Üniversitesi’nden araştırmacı Li Mingjiang, Çin hükümeti için zayıf görünmenin bir seçenek olmadığını ve yeni hükümetin dış politikadaki krizleri iç politika reformlarını gerçekleştirmede kolaylaştırıcı unsur olarak gördüğünü dile getirmektedir.(10)

 

Sonuç

 

Doğu Çin Denizi üzerinde çakışan HSTB’ler salt siyasi kriz unsuru olmaktan öte ciddi kazalara yol açabilecek bir tehlike unsurudur. Mayıs 2014’te Doğu Çin Denizi üzerinde Çin savaş uçakları ile Japon devriye uçaklarının aralarında 50 metre kalacak şekilde yakınlaşmaları olası tehlikenin boyutlarını gözler önüne sermiştir. 20-26 Mayıs 2014 tarihlerinde Çin ile Rusya arasında gerçekleştirilen Joint-Sea deniz tatbikatı sırasında Çin tarafından tatbikat boyunca uçuşa kapatıldığı ilan edilen bölgeye giren Japon uçaklarının yarattığı tehdit provokatif nitelikte olsa da tehlikenin varlığı yadsınamaz. Bölgede farklı devletlere ait gemilerin sınır anlaşmazlığı sebebiyle çarpıştığı kazalara sık rastlanmaktadır. Ancak aynı kazaların havada yaşanması trajik sonuçlar doğuracaktır. Bu sebeple ihtilaflı ve çakışan alanlarda trajik kazaların oluşumunu engellemek adına alınması gereken tedbire ilişkin diplomatik görüşmelerin bölge ülkeleri arasında yürütülmesi gerekmektedir.

 

ABD ve Güney Kore’ye ait sivil hava yolları Çin’in taleplerini yerine getirme kararı alırken Japonya bunu reddetmiştir.  Çin henüz bununla ilgili bir önlem veya yaptırım geliştirme yoluna başvurmamıştır. Ancak ileride Çin’in Japon havayollarının topraklarına inmesine izin vermemesi durumunda aynı kararı Japonya da alacaktır. Bu durum dünyanın ikinci ve üçüncü büyük ekonomileri arasındaki doğrudan bağlantı yolunun kesilmesi anlamına gelir ki iki ülke arasındaki karşılıklı bağımlılık göz önünde tutulduğunda böyle bir kararın kolay alınamayacağı görülecektir. Ayrıca Pekin hükümeti izlenen dış politika uyarınca çatışmaya yol açacak barış ve istikrarı tehdit edecek adımlar atmaktan özellikle kaçınmaktadır. Bu sebeple bilgi talebine yanıt vermeyen uçakları zorla indirme veya düşürme gibi bir yola başvurmayacağını söylemek mümkündür. Dolayısıyla Çin’in HSTB’ye uyulmaması durumunda göstereceği tepki ve alacağı kararlar hâlâ belirsizliğini korumaktadır.

 

25 Kasım 2013’de Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Qin Gang’ın Pekin’in Güney Çin Denizi üzerinde ikinci bir HSTB ilan etmeye hazır olunduğuna ve Savunma Bakanlığı Sözcüsü Yang Yujun’un Çin’in zamanı geldiğinde ve gerekli hazırlıklar yapıldığında ikinci bir HSTB ilan edeceğine ilişkin açıklamalarına dayanarak böyle bir durumda gerilimin daha da artacağı söylenebilir. Zira bu bölgedeki sınır anlaşmazlıkları daha fazla ülkeyi (Endonezya, Filipinler, Vietnam, Brunei, Malezya, Tayvan) sorunun muhatabı haline getirmektedir.

 

 

 

 

Sonnotlar:

 

1.Erkin Ekrem, “Asya Pasifikte Gerginlik”, Stratejik Düşünce 50, (Ocak 2014):58.

2.A.g.m.

3. “Statement on the East China Sea Air Defense Identification Zone”, US Department of State, November 23, 2013, http://www.state.gov/secretary/remarks/2013/11/218013.htm (erişim: 25.06.2014)

4. “Shinzo Abe Is Not Welcome In China, And Never Will Be”, The Diplomat, January 7, 2014, http://www.state.gov/secretary/remarks/2013/11/218013.htm (erişim: 25.06.2014)

5. Alex Calvo, “China’s Air Defense Identification Zone: Concept, Issues at Stake and Regional Impact”, Nawal War College Press, Working Paper 1, (December 2013): 36.

6. Jun Osawa, “China’s ADIZ over the East China Sea: A Great Wall in the Sky?”, Brookings Institution,  (December 2013).

7. Robert Haddick, “America Has No Answer to China’s Salami-Slicing”, War on the Rocks, (February 2014), http://warontherocks.com/2014/02/america-has-no-answer-to-chinas-salami-slicing/ (erişim: 29.06.2014)

8. Alex Calvo, a.g.m., 27.

9. Zachary Keck, Forget Japan: China’s ADIZ threatens Taiwan, The Diplomat, December 5, 2013

10. Bradley Perrett, “China Uses ADIZ As Part Of Buffer-Building Strategy”, Aviation Week, (December 2013), http://aviationweek.com/awin/china-uses-adiz-part-buffer-building-strategy (erişim: 29.06.2014)

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top