NATO’nun 2014 Galler Zirvesi Üzerine

A- A A+

NATO üyesi ülkeler 4-5 Eylül 2014 tarihlerinde yoğun bir gündemle Birleşik Krallık’ın ev sahipliğinde Galler’de toplanmıştır. Rusya ile gerilen ilişkiler, IŞİD terör örgütünün eylemleri, İttifak’ın kapasite ve kabiliyetlerinin artırılması ve NATO’nun doğu sınırının güçlendirilmesi beklendiği üzere zirvenin temel konu başlıklarını oluşturmuştur.

 

NATO üyesi ülkelerin ve Afganistan Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü'ne (ISAF) katkıda bulunan ülkelerin devlet başkanlarının katılımıyla 4 Eylül 2014’te düzenlenen toplantıda 2014’ün sonunda sivil bir görev gücünün kurulması kararı alınmıştır.(1) Bilindiği üzere Afganistan’da bulunan NATO güçlerinin 2014 yılı sonuna kadar bu ülkeden çekilmesi kararı alınmıştı. Ancak bu durumun ülkede bir güvenlik boşluğu yaratması tehlikesine karşı NATO üyesi ülkeler, 2014’ten sonra da Afgan güvenlik güçlerini eğitmek ve yardımcı olmak amacıyla yeni bir sivil görev gücünün tesis edilmesine karar vermiştir. ISAF sonrasında başlatılması öngörülen Kararlı Destek (Resolute Support) görev gücü, NATO’nun Afganistan’daki uzun vadeli angajmanının ilk ayağını oluşturmaktadır. Diğer iki ayak ise ulusal Afgan ordusuna uzun süreli destek ve Afganistan ile uzun vadeli siyasal işbirliğidir.

 

Aynı gün gerçekleştirilen bir diğer toplantıda da Ukrayna’daki mevcut durum konu alınmıştır. Bilindiği üzere Ukrayna’da süregiden ekonomik durgunluk ve yolsuzluk, eski Cumhurbaşkanı Yanukoviç’in AB ile işbirliği anlaşmasını imzalamayı reddetmesi ve Rusya yanlısı bir tutum sergilemesi Ukrayna’da iktidar karşıtı protestoların başlamasına neden olmuştur. Protestoların artması sonucu Yanukoviç ülkeyi terk etmek zorunda kalmış ve Batılı ülkelerle yakın ilişkileri destekleyen Arseniy Yatsenyuk iktidara gelmiştir. Ancak Ukrayna’nın AB’nin etki alanına girmesini engellemeye ve Sivastopol’daki deniz üssünü muhafaza etmeye çalışan Rusya, Kiev yönetiminin Rusça konuşan halkın haklarını çiğnediğini öne sürerek Kırım’ı Mart 2014’te ilhak etmiştir. Bu duruma sert tepki gösteren NATO, Rusya ile tüm sivil ve askeri işbirliğinin askıya alındığını açıklamıştır. Nisan 2014’te Rus yanlısı muhaliflerin Donestk ve Luhansk'ta hükümet binalarını ele geçirmesine Kiev sert karşılık vermiş ve kriz devam etmiştir. Silahlı muhaliflerin Rusya tarafından desteklendiğine ilişkin pek çok delilin olduğunu belirten NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Moskova’nın bu tavrında ısrarcı olması halinde yaptırımların artırılacağını ifade etmiştir.

 

Ayrıca Rusya, NATO’nun genişlemesini ve İttifak’ın Avrupa’daki ve Doğu Asya’daki füze kalkanı projelerini milli güvenliğine tehdit olarak algılamış, özellikle Ukrayna’nın olası NATO üyeliğine şiddetle karşı çıkmıştır. NATO, 2008 yılında Rusya’nın tepkileri üzerine Ukrayna ve Gürcistan’ın tam üyelik için son aşama olan “Üyelik Eylem Planı”na dahil edilmesine olumlu cevap vermemiştir. Ancak Ukrayna’da yaşanan kriz nedeniyle Rusya ile ilişkileri donduran NATO, Galler’deki zirveye Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko’yu davet etmiş, Rasmussen gerekli şartların yerine getirilmesi durumunda Ukrayna’nın üyeliğinin mümkün olduğunu vurgulamıştır.

 

Uluslararası basında yeni Soğuk Savaş olarak nitelendirilen bu durum, kaçınılmaz olarak Galler Zirvesi’nde alınan kararlara da yansımıştır. Ukrayna’nın NATO üyesi olmaması nedeniyle zirve kapsamında ayrıca düzenlenen toplantının sonucunda NATO-Ukrayna Komisyonu’nun yayımladığı ortak bildiride Rusya’nın Ukrayna’nın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlık haklarını ihlal ettiği vurgulanmıştır.(2) Moskova hükümeti bu iddiaları inkar etmekle birlikte Rus silahlı kuvvetlerinin doğrudan askeri operasyonlara dahil olduğu ve Ukrayna’nın doğusundaki ayrılıkçı güçlere silah sağladığının altı çizilmiştir. Bu durumun hem Ukrayna’nın hem de Avrupa’nın güvenliğini tehdit ettiği ifade edilmiştir. Kırım’ın ilhakının uluslararası hukuka aykırı olduğu ve tanınmadığı yinelenmiştir. Öte yandan NATO üyesi ülkelerin kendi güvenliğini sağlamak hususunda Ukrayna’ya destek olacağı, savunma ve güvenlik sektörü alanlarında işbirliğinin genişletileceği, NATO ve Ukrayna güçleri arasındaki müşterek çalışabilirliliğin ve ortak tatbikatların daha da artırılacağı belirtilmiştir. Bağımsız ve istikrarlı bir Ukrayna’nın Avro-Atlantik bölgesinin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceği vurgulanmış ve NATO ile Ukrayna arasındaki özgün ortaklığın geliştirileceği ifade edilmiştir.

 

5 Eylül 2014’teki toplantıda ise Kuzey Atlantik Konseyi günümüzdeki güvenlik ortamı ve başlıca tehditler, NATO’nun kapasite ve kabiliyetlerinin artırılması amacıyla atılması gereken adımlar, Ukrayna krizi, Rusya ile ilişkiler, Orta Doğu’daki mevcut konjonktür, IŞİD sorunu gibi pek çok konuyu ele almıştır. Zirve sonunda yayımlanan bildiride Rusya’nın Ukrayna karşısındaki sert tavrına, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki istikrarsız ortama, ulus aşırı ve çok boyutlu güvenlik tehditlerine değinilmiştir.(3) NATO üyesi ülkeler kolektif savunma, kriz yönetimi ve işbirliğine dayalı güvenliğin İttifak’ın üç temel görevi olduğunun altını çizmiştir. Zirvede tehditlerle daha hızlı ve daha güçlü şekilde mücadele edebilmek amacıyla İttifak’ın kolektif savunma ve kriz yönetimi kabiliyetlerini güçlendiren Teyakkuz Eylem Planı (Readiness Action Plan) onaylanmıştır. Bu plan doğrultusunda NATO’nun doğu sınırında hava, kara ve deniz unsurlarından oluşan bir gücün dönüşümlü olarak bulundurulması ve NATO Mukabele Kuvveti’nin (NATO Response Force) önemli ölçüde güçlendirilmesi kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda NATO üyesi ülkelerin sınırları çevresinde birkaç gün içinde konuşlanabilecek yüksek hazırlık düzeyinde bir müşterek görev gücünün (Very High Readiness Joint Task Force) kurulması da karara bağlanmıştır. Kara, deniz ve hava unsurlarından oluşacak bu güce uygun bir komuta-kontrol yapısı oluşturulacağı da ifade edilmiştir.

 

Öte yandan düşüş trendindeki savunma harcamalarının yeniden yükseltilmesi, öncelikli ihtiyaçlara yatırım yapılması ve NATO operasyonları için personel ve teçhizat verilmesi hususunda gerekli siyasi iradenin sağlanmasının önemine değinilmiştir.

 

Zirve Bildirisi’nde de Rusya’nın hukuka aykırı eylemlerine değinilmiş, bu eylemlerden vazgeçmediği sürece bu ülkenin yaptırımlara maruz kalacağı ifade edilmiştir. Ayrıca Moskova’nın bu tutumunun 20 yılı aşkın süredir NATO-Rusya Ortaklık Konseyi aracılığıyla oluşturulmaya çalışılan ortaklığa zarar verdiği dile getirilmiş ve bu ülkeyle sivil ve askeri tüm işbirliğini askıya alma kararının korunduğu vurgulanmıştır. Rusya, Ukrayna ile yapıcı bir diyalog geliştirmeye ve sorunun çözümü için diplomatik çaba göstermeye davet edilmiştir. Rusya’nın askeri müdahalesinin NATO’nun Doğu Avrupalı ortakları için endişe kaynağı oluşturduğu, ancak İttifak’ın Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Moldova’nın toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunmasını açıkça destekleyeceği dile getirilmiştir.

 

IŞİD konusunda ise bu örgütün Irak ve Suriye halkı dışında bölge ülkeleri ve NATO ülkeleri için de ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtilmiş, bir müttefikin güvenliğinin tehdit edilmesi durumunda gereken önlemlerin alınacağı vurgulanmıştır. IŞİD ile mücadelede Irak’taki tüm grupları temsil eden bir merkezi hükümetin kurulması gerektiği dile getirilmiştir. Irak’tan talep gelmesi durumunda NATO’nun, Irak’ın savunma ve güvenlik kapasitesinin artırılması girişimi çerçevesinde gerekli önlemleri alacağının altı çizilmiştir.

 

Suriye krizi hususunda da müzakereler sonucu oluşturulan bir siyasi geçiş sürecinin bu kanlı çatışmayı sonlandırmada elzem olduğu ifade edilmiş ve Türk halkını ve topraklarını korumak için konuşlandırılan PATRIOT füzelerinin gösterdiği gibi NATO’nun üyelerini her türlü potansiyel tehdide karşı koruyacağı belirtilmiştir. Öte yandan IŞİD’in Suriye için de bir tehdit unsuru olduğu ve bununla mücadele etmek için uluslararası işbirliğinin gerektiği dile getirilmiştir.

 

Avrupa Füze Kalkanı projesi kapsamında Romanya’ya konuşlandırılmaya başlanan Aegis füzelerine de değinilmiş ve bu sistemin NATO’nun balistik füze savunma kabiliyetini artıracağı belirtilmiştir. Fakat Füze Kalkanı projesinin kesinlikle Rusya’yı hedef almadığı vurgulanmıştır. Buna ilaveten sürekli daha kompleks, sofistike ve yaygın hale gelen siber tehditler ve siber saldırılarla mücadelede güçlendirilmiş siber savunma politikasının onaylandığı, bu konuya özel önem atfedildiği ve diğer devletlerle bu alanda işbirliği geliştirildiği dile getirilmiştir.

 

Öte yandan Karadağ, Bosna-Hersek, Gürcistan ve Makedonya’nın NATO’ya üyelik amaçlı girişimlerinin desteklendiği belirtilmiştir.

 

Sonuç

 

Rusya ile gerilen ilişkilerin ve IŞİD sorunun öne çıktığı zirvede NATO’nun, üyelerinin güvenliğini tam anlamıyla garanti altına alabilen güvenilir ve inandırıcı bir örgüt olduğunu teyit etme kaygısı hissedilmektedir. İttifak, Rusya ile sivil ve askeri ilişkilerini askıda tutma ve yaptırımlara devam etme kararı almıştır. Ayrıca Rusya ile sınırı olan üyelerin endişeleri dikkate alınarak Ukrayna’dakine benzer krizlerde caydırıcı rol oynamak amacıyla herhangi bir İttifak ülkesine çok kısa zamanda kaydırılabilecek bir “öncü güç” oluşturma kararı alınması dikkate değerdir. Bir diğer önemli konu da IŞİD terör örgütüyle mücadelenin kararlılıkla yürütüleceğine yapılan vurgudur.

 

Bu iki husus Türkiye-NATO ilişkilerini yakından ilgilendirmektedir. Zira Türkiye’nin Rusya’ya yaptırıma sıcak bakmadığı ve IŞİD ile mücadelede henüz yeterince kararlı adımlar atmadığı bilinmektedir. NATO zirvesinden çıkan sonuçlar göz önüne alındığında İttifak üyesi diğer ülkeler önümüzdeki süreçte Türkiye’den bu konularda daha somut adımlar atmasını bekleyecektir. Güvenilir bir NATO üyesi olduğu imajına zarar gelmemesi Türkiye’nin diğer üyelerle atacağı adımlara bağlıdır.

 

Sonnotlar:

 

1. Bu toplantıda alınan tüm kararlar için bakınız: Walles Summit Declaration on Afghanistan, http://www.nato.int/cps/en/natohq/news_112517.htm (erişim 4 Eylül 2014)

 

2. Ortak bildiri metni için bakınız: Joint Statement of the NATO-Ukraine Commission, http://www.nato.int/cps/en/natohq/news_112695.htm (erişim 4 Eylül 2014)

 

3. Zirve bildirisinin tam metni için bakınız: Wales Summit Declaration, http://www.nato.int/cps/fr/natohq/official_texts_112964.htm?selectedLocale=en (erişim 5 Eylül 2014)

 

4. Yüksek hazırlıklı, çok uluslu, 13.000 civarında askerden oluşan, kara, hava ve deniz bileşenlerine sahip NATO kuvveti.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top