Kazakistan'ın Kültürel Zenginliği

A- A A+

Orta Asya Türk Devletleri’nin her biri çeşitli özellikleriyle dikkat çekmektedir. Genel olarak Kazakistan denince akla Orta Asya’nın hatta dünyanın coğrafi olarak en büyük ülkelerinden biri gelmektedir. Kazakistan; uranyum, krom, kurşun, ham petrol gibi zengin yer altı kaynakları ve sanayi alt yapısını tamamlamış dev demir çelik fabrikaları bakımından öne çıkmaktadır.

 

Kazakistan, verimli arazilerinde makineleşmiş tarımıyla dünyanın en önemli tahıl üreticisi ülkelerinden birisidir. Uzay ve uydu fırlatma üssü olan Baykonur’a ev sahipliği yapmaktadır. Almata, Astana, Pavlador gibi gelişmiş modern kentler ve Hoca Ahmet Yesevi’nin türbesinin yer aldığı Türk Dünyası’nın manevi başkenti sayılan Türkistan bu ülkede bulunmaktadır. Kazakistan, bünyesinde pek çok etnik ve dinsel unsuru barındırmasına rağmen Orta Asya’nın istikrar ve güven adası konumunda olması ve nice başka üstün özellikleriyle dikkat çekmektedir.


Yukarıda zikredilen hususlarla ilgili inceleme ve araştırma yazılarım daha önce BİLGESAM'da yayımlanmıştır. Bu yazımda Kazakistan’ın zengin kültürel mirası ve çağdaş Kazakistan’ın önemli edebiyat, sanat ve kültürel çınarlarından söz etmek istiyorum.


Kazakistan edebiyat, müzik, sinema, tiyatro, resim sanatı, mimari, müzecilik ve sanatın diğer dallarında önemli mesafeler almıştır. Başta büyük kentleri olmak üzere ülkenin hemen hemen bütün coğrafyasında pek çok sanatsal ve mimari yapıya, filarmoni orkestrası ve bale salonlarına, müzelere, sanat galerilerine vb. yapıtlara ev sahipliği yapmaktadır. Sözlü edebiyatın en önemli dallarından olan edebi ve hamasi manzumelerden Alpamız, Guplandi, Gember Bahadır, İrtarğın gibi destanlar nesilden nesile nakledilerek günümüze ulaşmıştır. Ayrıca aşk destanlarının en önemlilerinden sayılan Gızcibek, Ayman Şorpan ve Bayan Sulu destanları Kazak halkının en önemli edebi şaheserlerinden sayılmaktadır.


Usta müzisyen S. G. Burosilveveski bu destanlara dayanarak “Gıpçak Guplandi, Yertargın ev Gızzibek” gibi muhteşem operalar hazırlamıştır. Yine bu destanların konu olarak alındığı harika ve kalıcı sinema filmleri çekilmiştir. Örneğin; 1970 yılında Kazak sinema stüdyolarında çekilen “Gızzıbek” filmi o dönem bütün Sovyetler Birliği ve dünya sinemalarında büyük ilgiyle karşılanmıştır. Gızzıbek filmi sayesinde insanlar Kazakların tarihsel süreç içinde yaşam tarzlarını ve geleneklerni tanıma imkânı elde etmiştir. Meşhur Kazak müzisyen Nur İsa Hamtilnetyauf filmin müziğini yapmış, film müziğiyle de çok dikkat çekmiştir. 


Ünlü Kazak araştırmacı ve âlim Şokan Velihanov başyapıtı sayılan Tengri adlı eserinde Kazakların geleneksel savaş oyunu Baksılığı dünyaya tanıtmıştır. Kazakların milli çalgısı kopuzun ahengi ile birlikte gerçekleşen bu sanat, seyyahların ve tarihçilerin dikkatini çekmiştir. Nitekim ünlü Polonyalı seyyah Yano Şekoviç, 19. yy’da Kazakistan’da dolaşmış ve Baksılıkla ilgili eserler ortaya koymuştur.


Ünlü Kazak müzisyen Nurtay Bekecan, 1930’lu yıllardan 1950’li yıllara geçen dönemde milli çalgılar kopuz ve dombırayı kullanarak Bayan Sulu, Şirin, Ferhat ve başka destanları sahneye uyarlayarak bu önemli destanların kitlelere ulaşmasına katkı sağlamıştır. 


Müzik sahasında ise 19. yüzyılda büyük gelişme sağlanmıştır. Kazak müziğinin en büyük otoritelerinden sayılan Kurman Gazi (1802-1879), Dina Banu (1861-1955), Devlet Geri (1820-1887), İhlâs Dükenoğlu (1843-1916) ve diğer müzisyenler ortaya koydukları eserleriyle dünya kültür ve sanat mirasına önemli katkılarda bulunmuşlardır.


1500’den fazla söz ve besteyi bir araya getiren A.V. Zatayoviç Kazak kültürüne önemli katkı yapmıştır. Ayrıca müzik sahasında Şuşabay, Nartay, Gali, Konen, Manarbek, Cosepbek, Garibullah ve Gotbay gibi sanatçılar kalıcı eserler ortaya koymuşlardır. Yine daha 33 yaşındayken vefat eden Mayra (1896-1929), kısa yaşamı boyunca “Pertis Bahçesi, Kızıl Gül ve Mayra” gibi unutulmaz besteler yapmıştır. Günümüzde ülkenin en büyük folklorik orkestralarından olan “Ortrar Sazı” orkestrası bu eserlere repertuarında yer vermektedir. 


Kazak halkı, diğer Orta Asya hakları gibi aydın, medeni, edebiyata, kültüre ve bilime önem veren uygar bir halktır. Bu münbit topraklardan tarih boyunca dünya medeniyetine önemli katkılarda bulunan çok sayıda bilgin, âlim, yazar ve sanatçı çıkmıştır. Büyük edebiyatçı Şokan Velihanov (1835-1865), büyük âlim Ibıray Altınsarin (1841-1889), milli şair ve düşünür Abay Kunanbayev (1845-1904), büyük filozof ve şair Şahkerim Hudayberdioğlu (1858-1930), büyük dil bilgini meşhur Yusuf Kopiyev (1857-1931), İstanbul’da eğitimini tamamlayan şair filozof Humar Garaş (1875-1921), bilim adamı ve Milli Alaş Partisinin liderlerinden Alihan Bukeyhan (1869-1932), yazar ve dil bilimci Ahmet Baytursunov (1873-1937), şair Miryakup Devletoğlu (1885-1937), Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’ya destansı bir mektup yazan edebiyatçı Mağcan Cumabayev (1893-1938), siyaset bilimci Mustafa Şokay (1890-1941), şair Muhammed Otmesiyev (1802-1845), Kazak edebiyatının kurucularından Sabit Mukanov (1900-1973) ve yüzlerce fikir ve sanat adamını örnek verebiliriz.


Çağımızın ilk Müslüman astronotu olan Kazak Toktar Ebubekir, halen hayatta olan, 600’den fazla bilimsel eseri bütün dünya dillerine tercüme edilmiş olan usta filozof Prof. Dr. Abdülmalik Nisanbayev, ünlü edebiyatçı Murat Avazov gibi bilim adamları eserleriyle bilim dünyasına ışık tutmaktadır.


Ayrıca şair Devlet Babatayoğlu (1802-1887), halk şairi Agata Müberdi (1675-1768), ünlü Kazak hükümdarlarından Ablayhan’ın danışmanı ve filozof Buhar Ceraufmeşur (1668-1781), düşünür ve âlim Gastuhan Cereuf (1361-1420), ünlü komutan ve düşünür Cereuf Dospambet (1490-1523) ve niceleri Kazak sanat ve düşünce tarihine, eserleri ve fikirleriyle ışık tutmuşlardır.


Tarih, kültür, dil, din ve pek çok başka açıdan Türkiye’ye en yakın dost ve kardeş ülkelerden biri konumunda olan Kazakistan’ı yeteri kadar tanımadığımız kanaatindeyim. Bu ülkenin siyasi, kültürel, tarihi değerleri konusunda bilgilerimizin eksik olduğu düşüncesindeydim.  Büyük Kazak yazar Muhtar Auezov’un başyapıtı olan “Abay Yolu” nu okumadan,  düşünür Abay Kunanbayev’in eserlerini ezberlemeden, fikirlerini öğrenmeden, Şolan Velihan’ın ünlü eseri “Tengri” de dile getirdiği Baksılık felsefesini öğrenmeden ve diğer yüzlerce Kazak düşünürün eserlerini okumadan Kurmanğazı’nın kopuz ve dombırayı kullanarak ortaya koyduğu muhteşem müzikleri dinlemeden, Türkistan’ın manevi havasını solumadan, Kökşetau’ın cennet misali gölünün kıyısında Kımız ve Kımıran (Şubat)  içmeden bu güzel ülkeyi tanımak mümkün değildir.

 

 

*Giresun Üniversitesi, İİBF, Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı
  BİLGESAM Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü Direktörü

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top