Ukrayna Krizi ve İskandinav Ülkelerinin Güvenliği Sorunu

Dr. Elnur İSMAYIL
30 Ekim 2014
A- A A+

Ukrayna’da Yanukoviç’in devrilmesi ile başlayan; Kırım işgali ile tırmanan ve Rus yanlısı ayrılıkçıların Kiev’le yaşadığı iç savaş nedeniyle keskinleşen Kremlin-Batı ilişkilerinde yaşanan kriz Kuzey Avrupa devletleri ve özellikle İskandinav ülkeleri ile Rusya arasında ilişkileri de etkilemektedir. Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler Birliği ile sınır oluşturmalarından dolayı farklı statülere sahip olan ve NATO’ya üyeliklerine sıcak bakılmayan bu devletler son dönemlerde artan Rusya tehlikesinden dolayı hem kendi savunma bütçelerini artırarak hem de NATO’ya üyelikleri ile ilgili beyanlarda bulunarak Kremlin’le ilişkilerinde yeni bir sayfa açmaktadırlar. Özellikle Ukrayna krizi sonrasında Rusya’nın sık aralıklarla İsveç ve Finlandiya’nın hava sınırını ihlal etmesi, her iki ülkenin uzun dönem mevcut olan tarafsızlık statülerini değiştirmesi gerektiği tartışmasına da yol açmaktadır.  

Bu analizde Ukrayna krizi sonrası İsveç ve Finlandiya’nın Rusya ile ilişkileri analiz edilerek, yakın gelecekte baş verebilecek yeni krizler ile ilgili tahminler verilmektedir. İlişkiler çerçevesinde Sovyetlerin yıkılması sonrasında bahsi geçen ülkeler arasında yaşanan sorunlar ele alınarak günümüzde bölgede mevcut olaylara etkileri yorumlanacaktır. Rusya ve Batılı devletlerin yaşanan krizle ilgili olarak gerçekleştirdikleri askeri tatbikatlara yönelik değerlendirmeler de analizde yer almaktadır.

 
Harita 1: Baltık Denizi Ülkelerinin Siyasi Haritası

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya Üyelik Tartışmaları

Baltık Denizi’nin batı ve güney sahillerinde bulunan İskandinavya yarımadası devletleri uzun bir dönem Avrupa ve Atlantik ilişkilerinde kendilerine özgü bağımsızlık politikası yürütmüşlerdir. Örneğin, Finlandiya ve İsveç AB üyesi olsa da NATO’ya üye değildir. Norveç ise NATO üyesi ama AB’ye üye değildir. Danimarka hem AB hem de NATO üyesidir. İsveç ve Finlandiya Soğuk Savaş sonrasında AB’ye üye olmuşlar, fakat savunma ve güvenlik politikalarında son dönemlerde tartışmalı olsa bile tarafsız devletler olarak bilinmektedirler. İzlanda ise sahil koruma dışında kendi ordusu olmamasına rağmen, coğrafi konumundan dolayı NATO için önemli bir üs niteliği taşıdığı teşkilata üye devlettir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyetler Birliği ve Batı arasında bulunan Finlandiya’nın tarafsızlığı için dış politika stratejisini belirleyen Finlandiyalaşma (Finlandization) konsepti Soğuk Savaş sonrasında önemini kaybetmeye başlamış ve Finlandiya AB’ye üye olmuştur. Rusya’nın Kırım’ı işgali ile birlikte İskandinavya devletlerinin bölgesel güvenlik politikalarına yönelik stratejileri farklı mecrada gelişme göstermiştir.  Özellikle Finlandiya ve İsveç uzun süredir amaçladıkları NATO üyeliklerini net bir şekilde gerçekleştirmek istediklerini beyan etmişlerdir. 2001 yılında bu devletlerin NATO’ya stratejik anlamda yakınlaşmaları için ABD çaba göstermiş, fakat o zaman girişim başarısız olmuştur. Ukrayna krizi ve Kırım’ın işgali sonrasında konu tekrar gündeme getirilerek her iki taraf için başarılı bir şekilde ivme kazanmıştır.              

İsveç ve Finlandiya, Polonya ve Baltık devletleri ile birlikte Avrupa’da Rusyafobinin olduğu ilk beş ülke sırasında yer almaktadır.(1) Rusya Cumhurbaşkanı Putin’in Baş Danışmanı Sergey Markov, Finlandiya ve İsveç’in NATO ile ilişkilerini geliştirerek üyeliği düşünmelerinin bu ülkelerdeki Rusyafobi ile ilişkili olduğunu savunmaktadır.(2) Fakat, Markov’un bu görüşü hem Helsinki hem de Stockholm tarafından Rusya’nın Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi tehdit etme politikası yürüttüğü için eleştirilmektedir. Markov’a göre Anti-Semitizm İkinci Dünya Savaşı’nı başlattığı gibi Rusyafobi de üçüncü dünya savaşının başlama nedeni olabilir.(3) Rusya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Nikolay Markarov’a göre Finlandiya ve NATO arasındaki işbirliği Rusya güvenliği için tehdit olarak algılanmaktadır.(4) Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Haziran 2014’de Helsinki ziyaretinde de Finlandiya yetkililerine NATO ile ilişkilerini geliştirme politikasından uzak durması gerektiği talebinde bulunduğu, fakat bunun karşılığında olumlu bir cevap alamadığı bilinmektedir. Ayrıca, Lavrov iki ülkenin askeri işbirliğini geliştirmek için Rusya’nın Finlandiya Silahlı Kuvvetleri’nin silah donanımında en önemli ülke olmak istediğini beyan etmiştir.(5)

Aslında, Aralık 2013’de Edward Snowden’in medyaya sızdırdığı bilgiler İsveç’in Soğuk Savaş yıllarında tarafsız olmadığı ve 1954’de ABD, Büyük Britanya, Kanada, Avusturalya ve Yeni Zelanda ile çok gizli istihbarat anlaşması imzaladığını göstermektedir. 2004 yılında anlaşma tasfiye edilmiş ve İsveç’in uzun yıllardır Sovyetler Birliği ve daha sonra Rusya aleyhine casusluk faaliyetinde bulunduğu bilgileri medyaya sızmıştır.(6) Wikileaks belgelerine dayanarak, Amerikan diplomatlarının gizli yazışmaları Soğuk Savaş sonrasında İsveç’in tarafsızlık prensibinden vazgeçerek, askeri teşkilatlara katılmama özgürlüğü stratejisi izlediğini söyleyebiliriz. Sovyetler Birliği’nin tarihe karışması ile İsveç için tehlike ortadan kalkmış ve NATO üyesi olmadan da  teşkilatla ilişkisini geliştirmesinin önünde herhangi bir engel kalmamıştır. 2011’in baharında Libya’ya askeri müdahaleye İsveç’in JAS 39 Gripen jet avcı uçakları ile katılımı ülkenin tarafsızlık statüsünün geçerli olup olmadığı tartışmasına neden olmuştur.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasına kadarki dönemde Rusya’nın Finlandiya ile ilişkileri Nisan 1948’de Moskova’da imzalanmış Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardımlaşma Antlaşması (Treaty of Friendship, Cooperation and Mutual Assistance) ile tanzim edilmiştir. Aslında bu antlaşma İkinci Dünya Savaşı galibi olan Sovyetler Birliği’nin Finlandiya’nın bağımsızlığı ve dış politika stratejisi üzerinde kısıtlayıcı etkisini oluşturmuştur. 20 Ocak 1992 tarihli Helsinki’de Rusya ve Finlandiya arasında imzalanan Dostluk Antlaşması (Treaty of Friendship) 1948 antlaşmasının şartlarını ortadan kaldırmıştır. Finlandiya, Soğuk Savaş yıllarındaki Sovyetlere olan bağımlılık korkusundan nispeten uzaklaşmış, önceden gerçekleştiremediği AB üyeliğini kazanmıştır. Rusya’nın 1990’lı yıllardaki iç sorunlarına odaklanma politikası Putin’in iktidara gelmesiyle ortadan kalkmış ve Kremlin tekrar dünya için tehlike olarak algılanmaya başlamıştır. Bu durum, zaman zaman Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerin Rusya tehlikesine karşı NATO üyeliği tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ülkesinin NATO’ya üyeliği için referanduma gidilmesi gerektiğini ve anayasada tarafsız bir ülke olarak belirlenen Finlandiya’nın bu şekilde karar verebileceğini ifade etmiştir. Ülkede NATO üyeliğini destekleyen önde gelen siyasetçiler eski Başbakan Jyrki Katainen ve Savunma Bakanı Stefan Wallin olarak bilinmektedir. Fakat Haziran 2014’de Finlandiya’nın yeni Başbakanı Alexander Stubb kendisi görevde bulunduğu sürece ülkesinin NATO üyeliği için müracaatta bulunmayacağını belirtmekle Moskova ile ilişkilerinde statükonun devam ettirilmesinden yana olduğu mesajını vermiştir. Stubb’a göre, Sovyetler Birliği’nden ayrılan üç Baltık devletinin NATO üyeliği bölgesel güvenliğin sağlanmasında yeterli olduğu için, kendi ülkesinin teşkilata üyeliğine gerek yoktur.(7) Aynı zamanda Stubb’un ABD ile yakın ilişkilerden yana olduğu ve ülkesinin NATO üyesi olması için çaba gösterdiği de bilinmektedir. Ukrayna krizi sonrasında Nisan 2014’de Finlandiya Moskova’nın Kiev’e karşı yaptıklarını dikkate alarak kendi vatandaşlarının ve toprak bütünlüğünün korunması için memorandum imzalayarak, teşkilatın askeri uçak ve gemilerinin kendi topraklarında yerleşmesine izin vermiştir. Aynı zamanda  bu memorandum Finlandiya hükumetine gerektiği takdirde NATO’ya askeri destek sağlamasının önünü açmıştır.

Haziran 2014’de Finlandiya Savunma Bakanı Carl Haglund da ülkesinin NATO üyeliği için referanduma gidilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Finlandiya nüfusunun ülkenin teşkilata üyeliğine karşı olduğu bilinmektedir. Ukrayna krizi sonrasında Finlandiya’da NATO üyeliği ile ilgili olarak yapılan anketlerde ülke nüfusunun %26’sının üyeliğe olumlu yaklaştığı, fakat nüfusun %56’sının karşı olduğu sonucu çıkmıştır.(8) Buna rağmen, Haglund’a göre Rusya’nın agresifliğinin arttığı bir zamanda bu rakamın değişeceği tahmin edilmektedir. Finlandiya’da Nisan 2015’te gerçekleştirilecek parlamento seçimleri halkın NATO üyeliği ve Rusya ile ilgili tavrını da belirlemiş olacaktır.
 

Grafik 1: Finlandiya Kamuoyunun NATO Üyeliğine Bakışı

Kaynak: YLE Anket Araştırması

İsveç vatandaşlarının büyük çoğunluğu ülkenin teşkilata üyeliğine karşıdır. Son beş senede ülkenin NATO’ya üyeliğini destekleyenlerin sayısı artarak nüfusun %30’u civarında  olmuştur. Karşı  olanların oranı ise %50 civarındadır.(9) İsveç’in NATO üyeliği 2013 yılı başlarında Silahlı Kuvvetler Başkumandanı Sverker Göranson tarafından gündeme getirilmiş ve herhangi bir dış saldırı ihtimalinde ülkenin en fazla 1 hafta dayanabileceğini beyan etmiştir.(10) Bu tehdidin Rusya tarafından olabileceği de başkumandan tarafından net şekilde ifade edilmiştir. Ocak 2014’de dönemin İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, NATO üyeliğinin gündemde olmadığını belirterek bunun en önemli nedeni olarak ülkenin parlamentosu olan Riksdag’da buna karşı olanların çoğunluk olmasını göstermiştir.

Grafik 2: İsveç Kamuoyunun NATO Üyeliğine Bakışı

Kaynak: SIFO Araştırma Kurumu

Yaşanan kriz sonrasında İskandinavya ülkeleri kendi savunma kapasitelerini artırmakla mümkün tehlikeyi önlemeyi amaçlamaktadırlar. Ekim 2014’de hazırlanan rapora göre, 2014 yılı için savunma bütçesi 2,75 milyar dolar olan Finlandiya 2016-2024 yılları arasında savunma bütçesini artırmayı planlamaktadır. Bütçenin büyük kısmının savunma alanında modernizasyon programları gerçekleştirme, savaş uçak ve gemilerinin, karadan havaya füzelerin, hava savunma sistemleri ve zırhlı araçların alınması için kullanılması düşünülmektedir.

İsveç de Rusya tehlikesi karşısında savunma gücünün zayıflığının farkındadır ve Ukrayna krizi sonrasında bu nedenle savunmasını 10 yıllık dönemde geliştirmeyi amaçlamaktadır. 2014 yılı için savunma bütçesinin 5,06 milyar avro olduğunu dikkate alırsak, 2024 yılına kadar her yıl 605 milyon avro civarında olmak şartıyla bu rakamın %12 civarında artırılması planlanmaktadır. Bunun dışında 10 tane JAS 39E savaş uçağı, iki adet denizaltı alınması ve Gotland adasında güvenliğin artırılması için mevcut askeri zırhlı araçların modernizasyonu amaçlanmaktadır. Tüm bunların finanse edilmesi için savunma bütçesinin artırılmasıyla birlikte şimdiye kadar İsveç-Rusya arasında mevcut olan nükleer enerji ve çevresel konularda işbirliğine ayrılan paraların kısıtlanması düşünülmektedir.    


Rusya ve NATO’nun Askeri Tatbikatları

Ukrayna krizi ile Baltık bölgesi Rusya ve NATO’nun askeri gücünü sergilediği bir alana çevrilmiştir. Taraflar askeri tatbikatlarını aynı coğrafyada gerçekleştirmekle yetinmeyerek aynı dönemde yapmakla da karşılıklı mesaj vermektedirler. Eylül 2013’de Rusya ve Beyaz Rusya’nın Kaliningrad ve Minsk’te gerçekleştirdikleri “Batı 2013” adlı anti-terör askeri tatbikatları Baltık devletlerini rahatsız etmiştir. Tatbikata önceden 22.500 askerin katılacağı belirtilmişse de, sonradan bu sayı 70 bine çıkmış ve Estonya cumhurbaşkanı Rusya’nın bu tatbikatlarının anti-terörden ziyade bölgenin işgali üzerine amaçlanmış bir eylem olduğunu beyan etmiştir. Litvanya Savunma Bakanı ve diğer Baltık ülkelerinin diplomatları da tatbikata katılan asker sayısının ve tatbikatta gerçekleştirilen manevraların hedefinin bölge devletleri olduğunu beyan etmişlerdir. Rusya bölgede ilk defa İskender füzelerinin denemesini yapmış ve Aralık 2013’de Kaliningrad’a İskender füzelerini konuşlandırmıştır.(11)

Haziran 2014’de Rusya Baltık filosunun katıldığı tatbikatlar NATO’nun Saber Strike 2014 ve BALTOPS 2014 tatbikatları ile eşzamanlı gerçekleşmiştir. Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada bunun NATO tatbikatlarına cevap olarak gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Bu tatbikatlara Rusya’dan Baltık filosuna ait deniz piyadeleri ile aynı zamanda yer hedefine saldıran Su-34 bombardıman savaş uçakları, Mi-24 helikopterleri ve yeni nesil Tu-22M3 bombardıman uçakları katılmıştır.(12)

 
Harita 2: Baltık Denizinde NATO ve Rusya’nın Askeri Güçleri


Mart 2014’de NATO, Rusya-Norveç sınırı yakınlarında önceden planlanan ve 16 müttefik ülkeden 16 bin civarında askerin katıldığı ortak tatbikat gerçekleştirmiştir.“Cold Response Operation” olarak bilinen tatbikat Rusya sınırına yakın gerçekleştiğinden Kremlin’in tepkisine neden olmuştur. Tatbikata 1400 askeriyle katılan İsveç, Ukrayna’da yaşanan kriz sonrasında savunma bütçesini artıracağını beyan etmiştir. 30 Nisan 2014’de İsveç kendi hava sahasını NATO’ya ait Boeing E-3 AWACS uçaklarına açtı. 19.yüzyıl başlarından beri tarafsız ülke olarak bilinen İsveç’in bu kararı ülkenin NATO’ya üyelik için çalıştığı fikirlerini gündeme getirmiştir. Bu haber İsveç Başbakan Yardımcısı Jan Björklund tarafından beyan edildiyse de, ülkenin genelkurmay başkanı tarafından yalanlanmıştır. Genelkurmay Başkanı Sverker Göransson, ülkesinin savunma doktrinini değiştirmeyeceklerini beyan etmiştir. İsveç, Rusya’nın Baltık ülkelerine saldırma ihtimalinden rahatsızlık duymaktadır ve Rusya’nın Baltık Denizi’nde İsveç’e ait stratejik önemi olan Gotland adasına da saldırmasından endişe etmektedir.

Haziran 2014’de NATO üç Baltık devletini (Estonya, Letonya ve Litvanya) kapsayan Saber Strike 2014 askeri tatbikatını gerçekleştirmiştir. Geleneksel olarak her sene gerçekleşen ve dördüncüsü düzenlenen tatbikata üç Baltık devleti dışında Kanada, Danimarka, Finlandiya, Norveç, Büyük Britanya ve ABD de katılmıştır. Tatbikatın amacı NATO askeri güçlerinin hücum ve savunma harekatları zamanında karşılıklı işbirliğinin geliştirilmesi olarak belirtilmiştir.

Aynı dönemde yapılan BALTOPS 2014 (Baltık Harekatı 2014) tatbikatları da NATO’nun geleneksel olarak düzenlediği uluslararası bir askeri tatbikat niteliği taşımaktadır. 42’ncisi düzenlenen bu tatbikat Baltık Denizi’ndeki İsveç’e ait Gotland adası ile Danimarka arasındaki bölgede yapılmış ve 13 devlet (Büyük Britanya, ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, Danimarka, Finlandiya, Estonya, Litvanya, Letonya, Polonya, İsveç ve Gürcistan)katılmıştır. ABD Deniz Kuvvetleri’nin 6.Filosu komutasında gerçekleştirilen tatbikatlarda Blue Ridge sınıfına ait USS Mount Whitney (LCC 20) komuta gemisi ve Arleigh Burke sınıfına ait Oscar Austin (DDG 79) muhribi katılmıştır. Rusya’yla 196 km’lik sınırı bulunan Norveç de Ukrayna krizi sonrasında kendi güvenliği için askeri faaliyetler bakımından hareketli günler geçirmiştir. Ağustos 2014’de NATO’ya ait M1A1 Abrams tankları, LAV-25 zırhlı araçları, AAV-7 sınıfı Amfibi taarruz araçları ve ABD’ye ait Dewayne T. Williams gemisi Norveç limanına yerleşmiştir.  

Gotland Adası Sorunu  

Baltık Denizi’nde en büyük ada olan Gotland, Rusya’nın askeri üssü bulunan Kaliningrad bölgesinden 250 km mesafede bulunmaktadır. Kırım krizi olayları sırasında Rusya’nın Baltık Denizi’nde gerçekleştirdiği tatbikatlara karşılık olarak, Mart 2014’de İsveç adaya ek olarak hava savunma uçakları göndermiştir. Eylül 2013’de Rusya’nın Batı 2013 adlı tatbikatı sırasında ada çevresinde gerçekleştirdiği  eylemleri İsveç Savunma Bakanlığı’nın itirazıyla karşılanmış ve bakanlığın basın sekreterliğinden ülkesinin de hava ve denizde askeri gücünü artırması gerektiği mesajını vermiştir.