Türkiye’nin Nükleer Enerji Stratejisi: Büyük Güç Olma İdeali

Dr. Muharrem EKŞİ
16 Aralık 2014
A- A A+

Arastırmada Türkiye’nin nükleer enerjide geldiği durum dünyadaki gelismelerle karsılastırmalı ve disiplinler arası bir yaklasımla ele alınmıstır. Bu çerçevede genelde enerji sektöründe özelde nükleer enerji alanındaki son gelismeler dikkate alınarak Türkiye’nin enerji ve nükleer konusundaki yol haritasının nasıl çizileceğine katkı sağlamak amaçlanmıstır. Bu arastırmada nükleer enerji konusunun enerji, güvenlik, dıs politika ve toplum, birey faktörleriyle iç içe geçmis yapısı göz önüne alınarak yeni bir vizyon ve söylem gelistirilmistir. Bu amaçla, Türkiye’nin nükleer enerji konusuna kalkınmadan güvenliğe ve çevresel faktörlere kadar bütüncül bir perspektiften bakılması gerektiği vurgulanmıstır.

Bu arastırmada Türkiye’nin nükleer enerjiye geçmesiyle birlikte çok daha bağımsız bir enerji, dıs ve güvenlik politikası izleyebileceğini, bölgesel güç ve küresel aktör konumunu güçlendireceği tezi savunulmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin nükleer enerji stratejisininnükleer enerji santralleri insa ederek enerji çesitliliğini sağlamak suretiyle enerji güvenliğini sağlamanın ötesinde büyük güç olma idealine dayandığı ileri sürülmüstür. Klasik realist açıdan bir ülkenin büyük güç kategorisinde değerlendirilebilmesi, 21.yüzyılda en az iki unsura dayanmaktadır: Birincisi nükleer silah ve ikincisi enerji silahına sahip olmaktır. Nitekim Rusya’nın Putin’in liderliğinde ABD ve AB’ye meydan okuyabilmesi sahip olduğu enerji ve nükleer silah gücüne dayanmaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin Erdoğan liderliğinde Türkiye’yi 2023 hedeflerinde bölgesel süper güç ve küresel güç olma idealinin altını nükleer enerji stratejisi doldurmaktadır.

Back to Top