Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı ve Amerika’daki Türklerin Rolü

A- A A+

Sözde soykırım tasarısı olarak bilinen 252 numaralı tasarı, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi tarafından 4 Mart’ta 23 “evet”e karşı 22 “hayır” oyuyla kabul edilmişti. Tasarının komiteden kılpayı farkla geçmesi nedeniyle Temsilciler Meclisi gündemine alınmayabileceği yorumları yapılırken, ABD Devlet Başkanı Barack Obama’nın 24 Nisan’da “soykırım” ifadesini kullanmaması da Türkiye’ye geçici bir nefes aldırmış vaziyettedir. Tasarının kabul edilmesi için Senato’daki oylamadan da geçmesi ve nihayetinde ABD Başkanı’nca onaylanması gerekmektedir. Peki bu süreç içerisinde Amerika’da yerleşik Türklerin, ve onların kurduğu derneklerin payı nedir?

 

Türkiye’yi tanıtmak, Türk-Amerikan toplumunun siyasi hayata katılımını teşvik etmek ve Türkiye-ABD arasındaki işbirliğini geliştirmek için 2007’de kurulan Amerika Türk Koalisyonu (TCA) Başkanı Lincoln McCurdy’nin Türk Kültür Vakfı’nda gazetecilere verdiği demece göre Ermeni-Amerikan toplumunun başarılı lobicilik faaliyetleri sebebiyle ABD’li siyasetçiler olayları sadece Ermeni bakış açısıyla öğrenmektedir, ve Türk-Amerikan toplumu aktif biçimde siyasette varlık göstermediği müddetçe ABD-Türkiye ilişkileri can çekişmeye devam edecektir. Buradan hareketle, bu yıl soykırım tasarısı bağlamında Amerika’daki Türk vatandaşları nezdinde ilgili yetkililere bilgilendirme veya kınama mektuplarının gönderilmesinden, ortak toplantıları ertelemeye, yürüyüş ve oturma eylemlerinden para yardımına varıncaya dek çeşitli yollar denenmiştir. Geçen yılların aksine, Amerikalı Türklerin bu defa pek çok açıdan organize olduğu gözlenmektedir. Artık Amerikan siyasetinin kurallarına göre oynayan Türkler, Dış İlişkiler Komitesi’ndeki oylamadan önce kendi bölgelerinin Kongre üyelerine yaklaşıp Türk tarafının bakış açısını anlatarak süreci lehlerine çevirmeye çabalamıştır. Öte yandan, Ermeni lobisine oranla çok az da olsa Kongre üyelerine para yardımında bulunmuştur.

 

Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA) Başkanı Günay Evinç’in ifadesiyle, Türkiye ABD’deki lobi faaliyetlerine yıllık sadece 2 milyon dolar harcamaktadır. Ermeni lobisinin yıllık faaliyeti ise 40 milyon doları bulmaktadır. ATAA tarafından başlatılan “Vanguard” (Muhafız) programı ile Ermenilere karşı düzenlenen protesto gösterilerine ilginin her yıl arttığına dikkat çeken Evinç, beş yıl önce sayıları ancak 30’u bulan Türk Amerikalı göstericilerin, geçen yıl 120 kişi ile sürece destek verdiğini belirtmiştir. Gönüllü muhafızlar, bu yıl da özellikle Washington D.C.’deki Türk Büyükelçiliği’nin kaldırımının 24 Nisan’da Ermeni protestocularla işgal edilmemesi için  seferber olmuşlardır. ATAA Dış İlişkiler Komitesi üyelerinden sözde soykırım tasarısına “Hayır” oyu kullananlara teşekkür, başta Komite Başkanı Howard Berman’ın da bulunduğu “Evet” oyu kullananlara ise duyulan hayalkırıklığını ifade eden mektuplar yollanmıştır. Kuruluşun Başkan Obama’ya 24 Nisan konuşmasından önce gönderdiği mektupta ise, tasarının Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’na yansımaması için Başkan’ın elinden gelen insiyatifi kullanması ricasında bulunulmuştur.

 

ATAA’nın bir diğer projesi de, 2010 Nüfus Sayımı için ABD Federal Nüfus Dairesi ile yaptığı işbirliği sonucu başlatılan “ATAA SayTurk” kampanyasıdır. Buna göre vatandaşlar doldurmaları gereken dökümanın 9 nolu bölümünde “Race” (Irk) kısmında “White” (Beyaz) şıkkını işaretleyip, altşıklardaki “Some other race” (Diğer başka ırk) kısmına "TURK" yazarak gerçek sayılarını ortaya koyabileceklerdir. 2010 Nüfus Sayımı sonuçlarına göre eyalet ve yerel projeler için 300 milyar dolar üzerinde federal fon sağlanacak, ve aynı zamanda Meclis üye koltukları belirlenecektir. Çıkan sayıya göre, ABD Nüfus Bürosu’nun bir sonraki nüfus sayımına “Türk” seçeneğini de ekleme ihtimali bulunmaktadır. Sayım sonuçları, Aralık 2010’da Başkan Obama’ya ve Mart 2011’de de ABD Kongresi’ne açıklanacaktır.

 

24 Nisan’da New York kentinde her yıl düzenlenen “Ermeni Yalanlarına Son ve Şehitlerimizi Anma” Mitingi’nin altıncısı gerçekleşmiştir. Times Meydanı’nda “Genç Türkler Derneği” (Young Turks) tarafından yürütülen girişimde, ASALA Ermeni Terör belgeseli dev ekrandan gösterilmiş ve ABD’deki Türk dernekleri ve toplumunun temsilcileri tarafından 1915 olaylarına yönelik Ermeni iddialarının büyük bir yalan olduğu ortaya konulmuştur. ABD’nin eski başkanlarından Ronald Reagan’ın hukuk danışmanı Bruce Fein, mitingdeki konuşmasında Ermeni iddialarının gerçekdışılığını vurgulayarak, ABD Kongresi’nin iç politik kaygılarla hareket etmemesini ve haklının tarafında yer almasını savunmuştur. Demecine  elindeki Türk bayrağıyla ve Türkçe konuşarak başlayan Dr. Robert McKay ise, tehditlerden korkmadan doğruyu söylemeye devam etmenin gerekliliğine işaret etmiştir. Yaklaşık 4 saat süren mitingi, Avustralya Türk Federasyonu üyeleri de bizzat orada hazır bulunarak desteklemişlerdir.

 

İş dünyası temsilcilerinin meseleye yaklaşımına bakılacak olursa, Amerikan Türk Konseyi (ATC) ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu çatısı altındaki Türk-Amerikan İş Konseyi’nin Washington D.C.’de 11-14 Nisan arasında gerçekleşecek 29. yıllık olağan ABD-Türkiye İlişkileri temalı konferansının iptali, tasarının Dış İlişkiler Komitesi’nden geçmesi üzerine ilan edilmiştir. Türk Amerikan İşadamları Derneği ile Genç Yönetici ve İşadamları Derneği (GYİAD) yönetim kurulu üyeleri arasındaki toplantıda ise, Başkan Obama’nın 24 Nisan konuşması değerlendirilmiştir. İş dünyası örgütlerinin ABD’de temsilciliğini yapan İdelire Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Düden Yeğenoğlu’na göre Türk işadamlarının burada yatırımlarını artırması ve hatta Amerika’da krizle birlikte darboğaza sürüklenen şirketlerin ucuza satın alınması ile derinleşecek ekonomik ilişkiler sayesinde Ermeni meselesinde Türkiye’nin argümanlarının duyurulması daha mümkün olabilir. GYİAD Başkanı Pınar Eczacıbaşı da soykırım gibi ağır bir ithamın kabul edilemeyeceğini, ve yeni nesillerin bu mesele çerçevesinde bilinçli bir şekilde eğitilmesinin fark yaratabileceğini savunmuştur.

 

Bu görüşler ve çabalara karşın, 21 Nisan’da ABD Temsilciler Meclisi’nde sözde Ermeni soykırımı için  bir anma töreni düzenlenmiştir. Ermeni din adamları tarafından yapılan dua ile başlayan törende, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin “Bu gece hepimiz Ermeniyiz” ifadesi dikkat çekmiştir. Katılımcılar arasında yaklaşık 200 Ermeni asıllı ABD vatandaşı ile Temsilciler Meclisi’nde Demokrat çoğunluğun lideri Steny Hoyer ve Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Howard Berman da bulunmaktaydı. Pelosi, tören boyunca yaptığı açıklamalarda Ermeni tasarısının Genel Kurul’da da tartışılması gerektiğini belirterek Ermeni iddiaları ABD hükümeti tarafından kabul görünceye dek çabalarını sürdüreceklerini beyan etmiştir. Berman ise Yahudi soykırımı, kölelik ve diktatörlerin işlediği suçları örnek göstererek, 1915 olaylarının tüm insanlık dışı eylemlere ilham kaynağı olduğunu iddia edecek denli ileri gitmiştir. Temsilciler Meclisi’nde öne çıkan isimlere göre, Türk-Amerikan ilişkileri tasarının onaylanmasından çok etkilenmeyecek ve ABD, Türkiye ile ilişkilerin gerilmesinden ötürü politik, askeri veya ekonomik bir zarara uğramayacaktır. Örneğin, Dış İlişkiler Komitesi üyesi Demokrat milletvekili Brad Sherman Fransız Meclisi’nin Ermeni iddialarını tanıdığını hatırlatarak, Türkiye’nin Fransız mallarını boykot edeceği gibi tehditlerin gerçekleşmediğine ve hatta ikili ticari ilişkilerin katlandığına işaret etmiştir. Komite Başkanı Berman da, Sherman’ın bu görüşünü doğrulayarak, Türkiye’nin Amerikan yatırımları, ürünleri ve istihbaratı gibi avantajlarından vazgeçecek lüksü olmadığını vurgulamıştır.

 

Başkan Obama’nın 24 Nisan konuşmasında soykırım ifadesini kullanmaması, Temsilciler Meclisi’ne hakim görüşü olumlar nitelikte değildir. Türkiye’nin Amerika ile olan ilişkilerindeki kazanımlarının yanında bu devlete sağladığı çok çeşitli faydaların göz ardı edilmemesi gerekir. İran’a yönelik ambargo, Irak’ta Amerika’nın çekilmesiyle oluşabilecek güç boşluğunun yaratacağı istikrarsızlık, ABD-İslam Dünyası arasındaki yakınlaşma, Kırgızistan’daki darbeden etkilenen Manas üssü karşısında İncirlik’in artan önemi gibi konularda, Türkiye’nin önemli bir aktör olduğu gerçeği ortadadır. Ancak tüm bu değerleri gözümüzde büyütmek yerine, Amerikan kamuoyunu her seviyeden etkilemek için daha etkin eylemlerde bulunmak gerekmektedir.

 

6 yıl için seçilen, ve alanlarında geniş bilgi ve deneyim sahibi olan Senatörlerin aksine Temsilciler Meclisi üyeleri 2 yıl için seçilmektedir. Temsilciler Meclisi üyeleri genelde iç politika kaygıları ile hareket ederken, Senatörler daha çok uzun vadeli stratejik planlar üzerinden gündem ve önceliklerini belirlerler. Bu gerçekten yola çıkılarak, Türk-Amerikan ilişkilerinin zedelenmesi olasılığı Senatörlerin soykırım tasarısına destek vermemelerini sağlayabilir. Amerika’da yerleşik Türk vatandaşlarının, tasarının yasalaşmaması için Senatörlere odaklanması daha verimli bir metod olabilir. Bununla birlikte, sıradan vatandaşları da bilgilendirmek gerekir. Pek çok Amerikalı 24 Nisan’ın ne anlama geldiğini, Başkan Obama’nın neden her yıl bu konu hakkında demeç verdiğini anlamlandıramamaktadır. Dolayısıyla buradaki vatandaşlarımız, siyasi aktörlerin yanısıra sokaktaki insanı da mümkün olduğunca etkilemeye çalışarak sözde soykırım yasasını gündemden düşürmeye gayret göstermelidir.

Back to Top