Enerji Güvenliği Kapsamında Nato’nun Ortadoğu Politikası

A- A A+

Enerji güvenliği; enerjinin sürekli olarak çesitli kaynaklardan uygun miktar ve fiyatlarla sağlanması, tehdit altında olmayan ulasım imkanlarıyla dağıtım çevrelerine ulastırılması demektir. Dünyanın büyük devletleri aynı zamanda önemli enerji ithalatçıları olduğundan enerji kaynaklarına ulasım ve ulasılan kaynakların büyük devletlerin pazarlarına ulastırılması için güvenli hatlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ortadoğu coğrafyası sahip olduğu enerji potansiyeli ile günümüz dünyasının fosil yakıt deposu olarak anılmaktadır. Kullanım alanının çokluğunun yanında yakın gelecekte petrol ve gazın ikamesinin bulunmaması ve enerji tükenme eğiliminin artması enerjinin önemini iki katına çıkarmaktadır. Bu bakımdan askerî bir savunma teskilâtı olan NATO üyelerinin enerji kaynaklarına erisimi noktasında sorun yasamaması adına askeri kimliğiyle ekonomik ve siyasi alan yelpazesine enerji güvenliği baslığı altında daha yoğun bir sekilde müdahil olmaya baslamıs; bu alanda kendini yeniden tanımlamıs; kendi alan güvenliğini sağlayabilmek adına stratejiler, önlemler, tedbirler gelistirmeye baslamıstır. Çünkü Ortadoğu coğrafyasında petrol arzındaki küçük düsüsler bile Kuzey Atlantik bölgesi (Kuzey Amerika, Avrupa) üzerinde önemli derecede etkili olmaktadır. Bunların yanında; terörist saldırıları, doğal afetler, bölgesel çatısma ve gerginlikler istikrar bozucu olup arz kesintisine neden olmaktadır. Bu etkenlerin hepsi olası bir uluslararası krizi doğurabilir. Bu nedenle NATO üyesi ülkeler son yirmi yıldır dıs politikalarında enerji güvenliğine öncelik vermektedirler. Bu çalısmada öncelikli olarak Ortadoğu ile NATO arasındaki iliskiler ele alınarak NATO’nun Ortadoğu’ya yaklasımı incelenmektedir. Bunun yanında günümüzdeki Enerji jeopolitiği ortaya konularak bu enerji jeopolitiği konseptinden NATO’nun Ortadoğu coğrafyasına yönelik yaklasımları analiz edilmektedir.

Back to Top