Rus Dış Politikasında Dış Ruslar Argümanının Kullanımı

Dicle SASAOĞLU
05 Şubat 2015
A- A A+

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte tek kutupluluğa doğru evrilen uluslararası sistem, sisteme müdahil olmaya başlayan aktörler ile uluslararası politikaları yönlendirme gücünü elinde tutmaya çalışan aktörler arasında güç mücadelesine sahne olmuştur. 1990’lardan sonra oluşmaya başlayan yeni dünya düzeninde Rusya Federasyonu, ABD ile yarışabilecek bir konumda olduğunu her fırsatta ispatlamaya çalışmıştır. Bu bağlamda kendini Sovyetler Birliği’nin ardılı olarak görmüş ve bağımsız birer devlete dönüşmüş eski Sovyet Cumhuriyetleri’ne karşı politikalarını bu doğrultuda şekillendirmiştir.

 

Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasına yönelik gerek ekonomik gerek askeri gerekse siyasi nüfuzu Vladimir Putin’in Rus siyasetinde yer aldığı süre boyunca dikkati çekmiştir. 2008 yılında Gürcistan ile savaş yaşanmış, 2013 yılının sonlarına doğru başlayan Ukrayna krizi neticesinde Kırım ilhak edilmiş, Ukrayna’nın doğusu ise de facto olarak kontrol altına alınmıştır. Moskova yönetimi attığı tüm bu adımlarda Rusya’nın dış Rusları korumakla görevli olduğunu ve bu doğrultuda hareket ettiğini vurgulamıştır.

 

Bu analizde günümüz Rus dış politikasında etnik Rusların konumunu gözler önüne sermek hedeflenmektedir. Bu çerçevede Orta Asya’da, Güney Kafkasya’da, Baltıklar’da, Beyaz Rusya’da, Moldova’da ve Ukrayna’da bulunan Rus nüfus oranları 1990’lardaki ve günümüzdeki haliyle aktarılacaktır. Akabinde Rusya’nın eski Sovyet Cumhuriyetleri’ne yönelik politikasında bu nüfusu nasıl araçsallaştırdığı ele alınacaktır. Son olarak Gürcistan ve Ukrayna krizlerinden örnekle Rusya’nın ileride bu nüfusu ne şekilde kullanabileceği değerlendirilecektir.

Back to Top