Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi: Fransa Modeli

Vakkas BİLSİN
12 Şubat 2015
A- A A+

Türkiye Tanzimat Devrimi’nden bu yana idari yapılanmasında Fransa’yı model almıştır. Ancak günümüzde Fransız usulü merkeziyetçi yönetim anlayışı giderek artan düzeyde eleştiriye maruz kalmaktadır. Çeşitli etnik ve dini unsurlardan oluşan ülkelerde ısrarla sürdürülen merkeziyetçi yönetimler, toplumun farklı kesimlerinin talep ve isteklerinin etkili şekilde karşılanmasında ve bu kesimlerin yönetimde daha çok söz hakkına sahip olmalarında yetersiz kalmaktadır. Nüfusun hızla artması, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde genişleyen kamu hizmetleri de yetkilerin tek bir organda temerküz ettiği yönetimleri hantallaştırmaktadır. Diğer taraftan merkeziyetçi anlayışa alternatif olarak sunulan bölgesel özerklik, bölgeli veya federal devlet gibi modeller bir asırlık üniter devlet geçmişine sahip, toplumun büyük oranda bütünleştiği Türkiye’ye oldukça yabancı olması nedeniyle, bir çözüm olmaktan çok ülkeyi daha büyük bir sorunlar yumağına dönüştürebilir. İdeal bir çözüm yolu olarak, her ülke sosyo-ekonomik ve siyasal dinamiklerini iyi ölçüp-tartarak kendine özgü adem-i merkeziyet esasına dayalı yönetim modelini geliştirmelidir. Türkiye’nin yerel halkın yönetime daha aktif şekilde katılımının sağlanmasında ve yerel taleplerin karşılanmasında yapması gereken ise, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı çerçevesinde yerel yönetimlere daha geniş yetki vermesi ve güçlü denetim mekanizmaları kurarak bu yönetimleri denetlemesidir.
 

Dünyada süregiden küreselleşmenin ve Avrupa Birliği, Afrika Birliği gibi uluslararası kuruluşların çatısı altında birleşmenin aksine, demokrasinin gelişmesi yerelliğe doğru kaymaktadır.[1] Temsili demokrasinin ideal bir demokratik düzen tesisindeki eksiklikleri, yerel yönetimlerin yetki genişliğinin tanınmasını ve karar aşamalarında halkın reyine daha sık başvurulmasını gerektirmiştir. Napolyon’un kurduğu katı merkeziyetçi yönetimi 170 yıl boyunca önemli bir değişikliğe uğratmadan uygulayan Fransa; üniter yapısını bozmadan Breton, Bask ve Korsika halklarının etnik ve siyasi sorunlarını ve bölgeler arası eşitsizlikleri giderecek reformlar uygulamaya koymuştur.1960’lı yıllardan bu yana yaptığı bu reformlarla yerellik (yerindenlik-subsidiarité) ilkesini benimseyerek yerel demokrasiyi güçlendirmiştir.[2] Fransa’nın yerel yönetim reformunda edindiği tecrübeler, bu ülkenin merkeziyetçi yönetimini iktibas eden Türkiye açısından bir rehber olabilir. Bu analizde, Fransa’nın tecrübeleri ışığında yerel yönetimlerde yetki genişliği ve demokrasinin güçlendirilmesi, mali özerklik ve yerel halkın dil hakları konuları ele alınacaktır. Ayrıca Avrupa ülkelerinde yerel demokrasiyi güçlendirmede başat rol oynayan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na Türkiye’nin koyduğu çekincelere değinilecektir.

 

[1]Alain Delcamp ve John Loughin, La Décentralisation dans les États de l’Union Européenne (Paris, La documentation Française, 2002), 12.

[2] Koraltay Nitas, “Fransa Yönetim Sistemi”, Yirmi Birinci Yüzyılda Yönetim içinde, (Ankara: Türk İdari Araştırmalar Vakfı, 2003), 201.

Back to Top