Seminer: Kerkük'ün Kültürel Yapısı ve Siyasi Geleceği

BİLGESAM
16 Şubat 2015
A- A A+

16 Şubat 2015 tarihinde Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde (BİLGESAM) Kerkük’ün Kültürel Yapısı ve Siyasi Geleceği konulu bir seminer düzenlenmiştir. Seminere konuşmacı olarak Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nden Prof. Dr. Suphi Saatçi katılmıştır. Seminerde Kerkük’ün toplumsal dinamiklerini açıklayan Prof. Dr. Saatçi, tarihsel bir okuma yaparak Irak’ın mevcut siyasi yapısı ve gelecek dengeleri değerlendirmiştir.

İlk olarak Irak ve Kerkük’de demografik parametrelerin dağılımı hakkında bilgi veren Saatçi, ülkede bir çok etnik ve dini unsurun bulunduğunu ifade etmiştir. Suphi Saatçi 1957 yılında ülkede yapılan sayımdan bu yana güncel bir nüfus sayımı gerçekleştirilmediğini ancak bu sayımın verilerinden hareketle ülkede bulunan Türkmen nüfusunun toplam nüfusun yaklaşık %10’nuna tekabül ettiğinin varsayılmakta olduğunu dile getirmiştir. Prof. Suphi Saatçi, Kerkük kentinin sanat, edebiyat, tarihi, mimari ve nüfus yapısı incelendiğinde Türkmen halkına ait önemli izlere rastlandığına dikkat çekmiştir. Saatçi, Türkmenlerin Irak’ın bir parçası olduğunu dile getirmiştir. Suphi Saatçi, Bağdat kentinde Selçuklu ve Timur döneminden kalma eserlere rastlanmasının ve Fuzuli gibi değerli şairlerin burada yaşamış olmasının da Türkçe dolayısıyla Türkmenlerin bu toprakların önemli bir değeri olduğunun en somut örneklerinden olduğunu kaydetmiştir.

Prof. Dr. Suphi Saatçi, 2003 yılında yaşanan işgalin ardından Irak’taki siyasi ve toplumsal dengelerin dönüştüğünü vurgulamıştır. Saatçi, ulusal ve uluslararası aktörlerin sisteme dâhil olması sonucunda oluşan yeni dengede Türkmenlerin dezavantajlı durumda olduğunu belirtmiştir. Saatçi, yaşanmakta olan bu süreçte bir takım gruplar gücünü artırırken Türkmenlerin güç kaybetmesini özellikle ulusal düzeyde destek alınamamasından kaynaklandığını sözlerine eklemiştir. Suphi Saatçi, bu süreçte Türkmen halkının ancak Türkiye gibi önemli bir bölgesel gücün desteğini almakla aktif rol oynayabileceğini ifade etmiştir.  Saatçi, işgalin ardından ülkede mezhepsel ayrımı da beraberinde getirdiğinin fakat kapsamlı bir okuma yapıldığında bu ayrımın toplum seviyesinde değil siyasi düzeyde kaldığının rahatlıkla anlaşılabileceğini dile getirmiştir. Suphi Saatçi, Türkmenler olarak Türkiye’den daha aktif ve kuşatıcı bir politika beklediklerini ifade etmiştir. Son olarak Saatçi, ülkede devam eden siyasi ve toplumsal krizin son bulması için ilk aşamada mevcut anayasanın ‘Iraklılık’ kavramı üzerinden revize edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Seminer programı, Prof. Dr. Suphi Saatçi’nin konuşmasını takiben soru-cevap bölümü ile son bulmuştur.