İran'ın Afganistan Üzerindeki Artan Nüfuzu

Ali Haydar ŞENYURT
10 Haziran 2013
A- A A+

Yakın tarihteki emperyal güç mücadelelerinin yoğun olarak yaşandığı bir coğrafyada bulunan Afganistan, büyük güçlerin işgaline uğramış ve bu durumun sonucunda siyasal ve toplumsal çalkantılarla yüz yüze gelmiştir. Ancak bu işgal ve çalkantılar sadece Afganistan’ı değil, bölgede bulunan diğer ülkeleri de etkisi altına almıştır.Bu ülkelerden birisi de İran’dır. Örneğin; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin 1979 yılında Afganistan’ı işgal etmesi sonucunda yaklaşık 2 milyon Afganistanlı mülteci İran’a göç etmiş ve bu durum İran’ı ekonomik açıdan zor durumda bırakmıştır. Ayrıca, Sovyet ordularının 1989 yılında Afganistan’ı terk etmesi sonrasında, 1990’lar boyunca ülke içinde yaşanan istikrarsızlık ve akabinde başlayan iç savaş, İran’ın güvenlik kaygılarının artmasına neden olmuştur. İran’ın düşman olarak gördüğü Taliban, ülkenin içerisinde bulunduğu bu kargaşa ortamında, 1996 yılında Kabil’de denetimi ele geçirmiş ve bu durum Tahran’ı, Afganistan’daki gelişmeleri teyakkuzla takip etmeye ve bu gelişmelere yönelik proaktif bir politika uygulamaya sevk etmiştir. 

 

2001 yılına gelindiğinde Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül saldırılarından sorumlu tuttuğu El Kaide terör örgütünü bertaraf etmek ve Taliban yönetimini devirmek maksadıyla Afganistan’a müdahale etmiştir. ABD’nin Taliban yönetimini devirmesi, İran açısından bir tehdidin (Taliban) ortadan kalkmasını sağlarken; diğer yandan başka bir tehdidin (ABD’nin bölgedeki varlığı) ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak diğer taraftan ABD’nin Taliban yönetimini devirmesi, işgalin ardından geçen süreçte İran’ın Afganistan’daki etkinliğini artırmasına hizmet etmiştir. İran’ı çevreleyerek bu ülke üzerinde baskı oluşturmaya çalışan ABD, ironik biçimde Irak’ta olduğu gibi Afganistan’da da Tahran’ın nüfuzunu artırabileceği şartları meydana getirmiştir.

 

İran, Taliban sonrası Afganistan’da kurulan yeni iktidarla yakın siyasi münasebetler tesis etmiş, bu ülke ile ekonomik ilişkilerini geliştirmiş ve Afganistan’ın yeniden inşasında rol almıştır. Tahran, Afganistan yönetimine yaptığı resmi yardımlarla, İmam Humeyni Yardım Komitesi ve İran Kızılay’ı gibi kuruluşların Afganistan halkına yaptıkları yardımlar vasıtasıyla Afganistan’daki nüfuzunu pekiştirmiştir. Böylece İran, Kabil üzerindeki nüfuzunu artırmış, Taliban sonrası Afganistan’da en önemli dış aktörlerden birisi olmuştur.

 

Afganistan’daki Hizipler Arası Çekişmeler Karşısında İran’ın Tutumu

 

1979 Sovyet işgali nedeniyle büyük kitleler halinde Pakistan’a göçmek zorunda kalan Afgan kabileler, Pakistan’da barındıkları mülteci kamplarında örgütlenerek “Mücahit Grupları”nı kurmuş ve bu gruplar, Afganistan ordusundan kaçan subayların da katılımıyla Sovyet güçlerine karşı şiddetli bir direniş başlatmıştır.(1) İran, SSCB’yi işgal nedeniyle kınamış ve Sovyet yönetimine Afganistan topraklarını terk etmesi yönünde çağrıda bulunmuştur.(2) Ayrıca, Sovyet işgalinden kaçarak kendi topraklarına sığınan Afgan mültecilere barınma, gıda ve çalışma olanağı sağlamıştır. Fakat Tahran İslamabad’ın aksine, Mücahitlerin kendi topraklarını kullanıp Sovyet birliklerine ve Afgan hükümet güçlerine karşı gerilla savaşı yürütmesine izin vermemiştir. İran, Afgan direniş gruplarını idari ve finansal açıdan destekleyen Pakistan, Suudi Arabistan ve ABD’den farklı bir politika izlemiş ve SSCB’ye karşı cephe almaktan kaçınmıştır. Çünkü Tahran yönetimi kendisini uluslararası ortamdan tecrit etmeye çalışan ABD’ye karşı denge unsuru olarak kullanmak istediği SSCB ile karşı karşıya gelmek istememiştir. Ayrıca, bu dönemde bütün silah, para ve cephane kaynaklarını Irak’la yaptığı savaşa ayıran İran’ın, Mücahitlere gerilla savaşı için destek sağlaması oldukça güçtü. İran, bu sebeplerden ötürü, işgal döneminde Afganistan’da etkin konumda olamamıştır.

 

1989 yılında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’dan çekilmesi sonrasında İran’ın bu ülkeye yönelik ilgisi artmıştır.(3) Bu durumun ortaya çıkmasındaki en önemli gelişme; İran’ın 1988 yılında Irak’la arasındaki savaşı bitirmesidir. İran, bu sayede, ekonomik bir yükten kurtulmuş ve kendi toprak bütünlüğüne yönelik bir dış müdahaleyi sona erdirerek ulusal güvenliğini pekiştirmiştir. Bu dönemde İran’ın Afganistan’a yönelik ilgisinin artmasına neden olan diğer bir gelişme de; İran’ın, Sovyet güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi sonucu ortaya çıkan güç boşluğunun Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından doldurulmasına yönelik endişeleridir.

 

Moskova ve Washington’un, 1991 yılında, Afganistan’daki müttefiklerine askeri yardım yapmamak konusunda anlaşması, İran, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Afganistan’daki manevra alanını genişletmiş, bu üç ülkenin Afganistan üzerinde nüfuz elde etme mücadelesine girişmesine neden olmuştur. İran, bu gelişmeler karşısında, Afganistan’a yönelik yeni bir dış politika stratejisi geliştirmeye yönelmiştir. Nitekim sadece Şii grupların desteklenmesi üzerine kurulmuş olan dış politika tercihi, İran’ın Afganistan politikalarındaki etki alanını daraltmaktaydı. Tahran, bu sebeple Afganistan’da Darice  (Afgan Farsçası) konuşan ve Peştun olmayan etnik grupların (Tacikler ve Özbekler gibi Sünni unsurları da kapsayan) birliğini savunan bir politika izlemeye başlamıştır. İran, bu strateji kapsamında Peştun olmayan etnik grupları, Peştunlara karşı ortak bir cephe oluşturmak için birleştirmeye çalışmıştır. Böylece, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Peştunlar üzerinde sahip oldukları ağırlık sayesinde Afganistan’daki artan etkinliklerini sınırlandırmaya yönelik bir politika izlemiştir. İran’ın Afganistan’da Peştun karşıtı bir koalisyon kurma çabaları, 1992 yılında Tacikler, Özbekler ve Hazaralar (Şiiler) gibi Peştun olmayan etnik ve mezhepsel toplulukların bir araya gelerek Kuzey İttifakı’nı oluşturmalarıyla meyvesini vermiştir. Kuzey İttifakı, Tahran’ın da desteğini arkasına alarak ülkedeki Sovyet yanlısı komünist rejimi yıkmış ve yerine Afganistan İslam Cumhuriyeti’ni kurmuştur. Ancak, Kuzey İttifak’ı tarafından kurulan yeni rejim, Peştunlar, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından İran yanlısı bir yapı olarak görülmüş ve bu sebeple tanınmamıştır.(4)

 

Kuzey İttifakı liderliğindeki yeni rejimin kurulmasından itibaren rakip mücahit gruplar arasındaki nüfuz sahibi olma mücadelesi sürmüştür. 1994 yılında Peştun ağırlıklı Taliban, Burhaneddin Rabbani liderliğindeki hükümete karşı ciddi bir rakip olarak sahneye çıkmış ve 1996’da Kabil’de denetimi ele geçirmiştir.(5) Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Taliban’ın yönetimi ele geçirmesini memnuniyetle karşılamasına karşın; İran, bu durumu kendi güvenliğine ve stratejik çıkarlarına karşı tehdit olarak görmüştür. Tahran, Taliban’ın ülke içerisinde yaşayan Şii azınlığa baskı yapmasından ve bu durumun sonucunda 1979 Sovyet işgali sonrası süreçtekine benzer bir şekilde Afganistan’daki Şii grupların İran’a göç etmesinden endişe etmiştir.(6) İran’ın Taliban’a yönelik diğer bir güvenlik kaygısı da; Taliban’ın, İran sınırları içerisinde yaşayan Belucileri kendisine karşı kışkırtmaya kalkmasıdır.(7) Tahran Taliban’ı, kendisinin bölgesel gücünü zayıflatmak için ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan tarafından kullanılan bir “maşa” olarak görmüştür. Bu nedenle, 1996 yılında Taliban’ın yönetimi ele geçirmesi sonrasında Taliban ve Kuzey İttifakı arasında 2001 yılına kadar sürecek olan iç savaş sürecinde Taliban’a karşı Kuzey İttifakı’nı desteklemiştir.(8) 

 

İran’ın özellikle 1991 yılından itibaren ABD-Pakistan-Suudi Arabistan hattı ile Afganistan üzerinden giriştiği rekabetin en önemli boyutu; Orta Asya pazarlarına nüfuz edebilme ve enerji kaynaklarının geçiş güzergâhlarının belirlenmesi meselesidir. İran, 1991 yılında SSCB’nin dağılması sonrasında Orta Asya’da bağımsızlığını kazanan yeni cumhuriyetleri, kendi ekonomik gelişimi için önemli bir pazar olarak görmüştür. Ayrıca, Orta Asya ve Hazar bölgesini Basra Körfezi’ne bağlayan alan içerisinde doğalgaz ve petrol kaynaklarının uluslararası pazarlara taşındığı temel güzergâh olmayı planlamıştır. İran, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın aksine, Türkmenistan’la ortak bir sınıra sahip olması nedeniyle Orta Asya pazarlarına doğrudan ulaşabilme imkânına sahiptir. Sahip olduğu bu coğrafi konum İran’ı, Pakistan ve Suudi Arabistan karşısında daha avantajlı bir konuma getirmektedir. Ancak, Taliban’ın Afganistan’a hâkim olması, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Afganistan ve Orta Asya’ya daha rahat bir şekilde ulaşabilmesine ve bölgedeki etkinliklerini artırmasına imkân tanımıştır. Ayrıca, Taliban yönetimi, İran’ın bölgedeki enerji kaynaklarının uluslararası pazarlara taşınmasında temel güzergâh olma politikasını zorlaştırması konusunda ABD’nin elini güçlendirmiştir. Taliban’ın Türkmenistan doğalgazını Afganistan üzerinden Pakistan’a ulaştıracak bir boru hattı projesini desteklemiş olması ve proje hakkında Amerikan petrol şirketi UNOCAL ile temaslarda bulunmuş olması, bu duruma belirgin bir örnek teşkil etmiştir.(9) Özetle, İran’ın Taliban karşıtlığı üzerine kurulu Afganistan politikası, bu bölgesel ve uluslararası gelişmeler ve stratejik çıkar hesapları ekseninde biçimlenmiştir. 

 

İran ve ABD’nin Örtüşen Çıkarları: Taliban’ın Devrilmesi

 

1996-2001 yılları arasında Taliban yönetimindeki Afganistan, hem İran hem de ABD’yle olan ilişkilerinde gerginlik yaşamıştır. İran’ın Afganistan’da iktidarı ele geçiren Taliban’a karşı isyancı grupları desteklemesi, Taliban’ın da özellikle Mezar-ı Şerif’i ele geçirdikten sonra bu kentteki isyancı unsurlara karşı intikam saikiyle hareket etmesi İran-Afganistan hattındaki gerilimi tırmandırmıştır. Eylül 1998’de Taliban’ın Mezar-ı Şerif’in denetimini ele geçirdikten sonra kentteki İran konsolosluğunda 10 İranlı diplomatın öldürülmesi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir. Tahran, konsolosluktaki diplomatların öldürülmesinden doğrudan Taliban yönetimini sorumlu tutarken, Taliban eylemi gerçekleştiren silahlı unsurların Afgan güvenlik güçlerinden firar eden başıbozuk unsurlar olduğunu ve emir komuta zinciriyle hareket etmediğini beyan etmiştir. Aynı dönemde Taliban’ın İran’ın isyancı grupları örgütlediği Bamyan ve Mezar-ı Şerif şehirlerinde Özbek, Tacik ve özellikle Şii Hazaralara yönelik katliamlar gerçekleştirmesi, iki ülke arasında çatışma olasılığını yükseltmiştir. Ancak, BM’nin devreye girmesiyle muhtemel bir savaş önlenmiştir.(10)

 

Taliban iktidarı döneminde Afganistan’da El Kaide’nin oldukça dar bir dairede de olsa hareket alanı elde etmesi ve Müslüman nüfuslu ülkelerdeki ABD varlığına karşı gerçekleştirdiği eylemler Kabil-Washington hattındaki gerilimin tırmanmasına yol açmıştır. 7 Ağustos 1998 tarihinde Kenya ve Tanzanya’daki Amerikan konsolosluklarına bombalı saldırılar düzenleyen (11) El Kaide, 2000 yılında Aden körfezinde demirli USS Cole isimli Amerikan muhribine yönelik gerçekleştirilen saldırıyı da üstlenmiştir. Bu saldırılarla birlikte ABD’nin geçmişte SSCB’ye karşı savaşması için desteklediği mücahit grupların bir kesiminin, şimdi kendisine karşı savaşmaya başladığı görülmüş, Taliban yönetimindeki Afganistan’ın Washington’la ilişkileri zedelenmiştir. Böylece, Afganistan’daki Taliban yönetiminin devrilmesi için çabalayan İran, Rusya ve Hindistan kampına, ABD de katılmıştır. 11 Eylül saldırıları sonrasında ise ABD’nin bu saldırılardan sorumlu tuttuğu El Kaide’yi bertaraf etmek ve Taliban yönetimini devirmek amacıyla Afganistan’ı işgal etmesi sürecinde İran, Rusya ve Hindistan’ın ABD ile işbirliğinde bulunması, bu durumun en açık göstergesidir.

 

1998’den beri ABD ile Afganistan arasında süren gergin ilişkilere 11 Eylül saldırılarının da eklenmesi sonrasında, İran-ABD-Taliban denklemindeki dengeler değişmiştir. Taliban ve El-Kaide karşıtlığı, 1979 yılından beri birbirine düşman iki ülke olan İran ve ABD’nin, ABD’nin Afganistan işgali sürecinde Washington’la temasa geçmesine ve işbirliği yapmasına zemin hazırlamıştır. Örneğin; İran, ABD’nin, Sonsuz Özgürlük Operasyonu (Operation Enduring Freedom) kapsamında Taliban hükümetini devirmesi sonrasında, Afganistan’da geçici hükümetin başkanını seçmek ve ülkenin işgal sonrası durumu görüşmek üzere 2001 yılının Aralık ayında düzenlediği Bonn Konferansı’na katılmıştır. Tahran ve Washington’un, bu konferans sürecinde üzerinde anlaştıkları en önemli nokta; Taliban ve El-Kaide’nin, Afganistan’da yönetimden uzaklaştırılmasını sağlamak ve yönetimi bir daha ele geçirmesini engellemektir. Bu konferansta, Tahran ve Washington, ayrıca, Afganistan’da yapılacak olan seçimlerin tarihinin belirlenmesi ve Afganistan’da kurulacak olan yeni hükümetle birlikte terörizme ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı mücadele edilmesi konusunda da anlaşmaya varmıştır.(12)  İran, Afganistan’da kurulacak olan geçici hükümetin başına 1992-1996 yılları arasında Afganistan’ın devlet başkanlığını yapmış Burhaneddin Rabbani’nin geçmesini istemiş, ancak ABD’nin Hamid Karzai’nin başkanlığını desteklemesi üzerine, Karzai’nin başkanlığını onaylamıştır.(13)

 

Aslında, İran’ın, ABD ile Afganistan konusunda işbirliği yapmaya yönelmesinin ardında yatan neden, sadece Taliban ve El-Kaide’nin Afganistan’daki etkisini yok etmekle sınırlı değildi. O dönemde, İran’da yönetimde bulunan Hatemi hükümeti, uygulamaya çalıştığı reformist dış politika vizyonu ile İran-ABD arasındaki husumeti giderip, iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmeyi planlıyordu. Afganistan, tam da bu noktada Hatemi yönetimi için çok stratejik bir öneme sahipti. Hatemi hükümeti, Afganistan üzerinden terörizme ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı işbirliği teması üzerinden ABD ile buluşabileceği ortak bir diyalog zemini oluşturmayı amaçlıyordu. Fakat ABD Devlet Başkanı George W. Bush’un 29 Ocak 2002 tarihinde İran’ın, Irak ve Kuzey Kore ile birlikte “Şer Ekseni”nin bir parçası olduğunu ilan etmesi, İran’daki reformist kanadın Washington ile diplomatik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çabalarını sekteye uğratmıştır.(14) Bush’un bu hamlesi, İran ve ABD’nin, Afganistan meselesi üzerinde yapmış oldukları işbirliğini ilerletmesini güçleştirmiştir.

 

İran’ın Afganistan’ın Yeniden İnşasındaki Rolü ve Yardım Politikası

 

ABD’nin Afganistan’ı işgali, İran’ın tehdit algıladığı Taliban yönetiminin devrilmesini sağlarken, diğer yandan başka bir tehdidin (ABD’nin bölgedeki varlığı) ortaya çıkmasına neden olmuştur. Ancak, ABD ve NATO birliklerinin Afganistan’da konuşlu bulunması İran’ın bu ülke üzerindeki nüfuzunu artırmasına mutlak düzeyde bir engel teşkil etmemiştir. Zira Taliban sonrası Afganistan’da tesis edilen iktidar bölgede özellikle Hindistan ve İran’ın Kabil’de etkili olabileceği siyasi şartlara zemin hazırlamış, Tahran’a Afgan coğrafyasında nispi bir serbestlik kazandırmıştır. Böylece İran, Afganistan üzerindeki nüfuzunu artırmak için ikili ticari ilişkileri geliştirmeye ve bu ülkenin yeniden inşasında rol almaya çalışmıştır.

 

İran’ın, Afganistan’ın yeniden inşasında rol almaya çalışmasında iki temel sebebin olduğu söylenebilir. Birinci sebep; İran çıkarları gereği Afganistan’da güvenliğin ve siyasal istikrarın sağlanmasını istemektedir. Tahran Afganistan’da meydana gelecek muhtemel bir siyasi kargaşa ortamı veya güvenlik zafiyeti, kendi güvenliğini de olumsuz yönde etkileyeceğine inanmaktadır. Afganistan’ın istikrarsızlık içerisine düşmesi ayrıca ABD’nin Afganistan’daki mevcudiyetinin pekişmesine ve rolünün güçlenmesine neden olacaktır.(15) İkinci sebep ise; İran, Afganistan’ın savaş sonrasında yıkıma uğramış altyapısını geliştirerek Afganistan pazarındaki payını artırmak istemektedir.(16) İran, bu hedeflerini gerçekleştirebilmek için Afganistan’ın kalkınmasına yardımcı olarak bu ülke üzerinde ilk etapta ekonomik alanda nüfuz sahibi olmaya gayret etmiştir. Nitekim Sovyet işgali, iç savaş ve ABD işgalinin yol açtığı yıkımdan çıkan Afganistan ile İran arasında 2000’li yıllarda İran lehine asimetrik bir ticari ilişkinin geliştiği gözlemlenmiştir.  

 

İran-Afganistan Ticaret Hacmi (Milyon Dolar) 2000-2011

 

 

Kaynak: Ekonomik İşbirliği Örgütü

 

İran, 2001 yılında Afganistan’a 52 milyon dolar tutarında ihracat yaparken, bu tutar 2012 yılında 2.18 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.(17) İran’ın Afganistan’a gerçekleştirdiği başlıca ihracat kalemleri petrol ürünleri, beyaz eşya, inşaat malzemeleri, tıbbi ürünler, çimento, deterjan, halı ve demir-çelik ürünlerinden meydana gelmektedir.(18) Afganistan ekonomisinin temel dinamiğini tarım ve hayvancılık sektörleri oluşturmaktadır. Afganistan, bu nedenle; tarım ve hayvancılık sektörlerinin dışındaki ürünleri ithal etmek durumundadır. Görüldüğü üzere İran, Afganistan’a tarım dışı ürünlerini satarak, Afganistan pazarındaki etkinliğini artırmaktadır. Ancak 2001 yılından günümüze kadar geçen süreçte İran’ın, Afganistan pazarındaki etkinliği artmış olsa da; Afganistan’ın 2001-2011 yılları arasında yapmış olduğu toplam ithalat içindeki payı yüzde 7 seviyesinde kalmıştır.(19) 

 

İran’ın Afganistan’daki ekonomik gücünün artmasına katkı sağlayan diğer bir etken de; Afganistan’da faaliyet gösteren 500’den fazla İranlı şirkettir.(20) İran, bu şirketlerin yardımıyla, Afganistan’ın yeniden yapılanmasında ve kalkınmasında rol oynamaktadır. Bu noktada, İran’ın savaş sonrası yıkıma uğramış olan Afganistan ekonomisine en önemli katkısı; Afganistan’daki altyapı projelerinin geliştirilmesine destek vermesidir. Bu altyapı projeleri, eğitim, bilim, kültür ve teknik-mühendislik alanlarını kapsamaktadır.(21) Afganistan’ın Herat ve Nimruz şehirlerine elektrik şebekelerinin kurulması, 122 kilometre uzunluğundaki Dogarun-Herat ve 4 kilometre uzunluğundaki Milek-Zerenc yolunun inşası, Zerenc bölgesinde bir sağlık merkezi ve meslek-teknik okulunun ve Herat Kültür Merkezi’nin inşası bu projelere örnek gösterilebilir.(22) Afganistan Ticaret ve Sanayi Bakanı Enver-ül Hak Avadi’nin 2011 yılında verdiği bilgilere göre İran, Afganistan’da 360 milyon dolar değerinde olan 110 adet mühendislik projesi yürütmektedir.(23) İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi’nin yaptığı açıklamaya göre ise İran, 2001 sonrası Afganistan’a okul, hastane, karayolu ve demiryolu inşa etme projelerine 500 milyon doların üzerinde yatırım yapmıştır. Ayrıca, İran’ın bu yatırımları, su ve elektrik tedarikinin sağlanmasına yönelik projeleri de içermektedir.(24)

 

Afganistan Yatırım Destekleme Ajansı’nın 2012 yılında yayımladığı bir rapora göre İran, Afganistan’a doğrudan yabancı sermaye (DYS) yatırımı yapan ülkeler sıralamasında yedinci sıradadır.(25) İran, Afganistan’da yaptığı yatırımların çok büyük bir kısmını ülkenin batısında (İran-Afganistan sınırında) bulunan Herat şehrine yapmaktadır. Zaten Afganistan’daki İranlı firmaların da büyük çoğunluğu Herat’ta faaliyette bulunmaktadır. Herat, 1857 yılına kadar önce Safevi Devleti’ne ve sonrasında da Kaçar Hanedanlığına bağlı bir eyalet olmuş olması sebebiyle, İran’la tarihsel ve kültürel yakınlığı bulunan bir kenttir. İran, bu tarihsel ve kültürel bağdan yararlanarak Herat’daki ekonomik nüfuzunu artırmayı ve Afganistan’da herhangi bir iç savaşın patlak vermesi veya olası bir ABD saldırısı durumunda güvenliği sağlamak için Herat’ı “tampon bölge” olarak kullanmayı amaçlamaktadır.(26)

 

İran’ın Afganistan’da nüfuz alanı yaratma politikasının diğer bir ayağını Afganistan’a yaptığı yardımlar oluşturmaktadır. Bu yardımlar Tahran’ın Afganistan yönetimine yapmış olduğu resmi yardımlar ve İmam Humeyni Yardım Komitesi ve İran Kızılayı gibi sivil toplum ve insani yardım kuruluşlarının Afganistan halkına yaptıkları yardımlardır. Örneğin; İran 2002 yılının Ocak ayında Tokyo’da gerçekleşen Afganistan konulu uluslararası toplantıda bu ülkenin yeniden inşası ve kalkınması adına karşılıksız olarak 560 milyon dolar tutarında yardım tahsis etmiştir. Ayrıca, Kabil telekomünikasyon merkezini inşa etme ve çalışanlarını eğitme, 10 meteoroloji istasyonunu teçhiz etme, polis güçlerini eğitme ve donatma, Zerenc’te 25 sınır karakolu inşa etme ve eğitim bakanlığı düzeyinde Afganistan’a son 10 yılda 30 milyon doları aşkın yardımda bulunma; İran’ın Afganistan’a yapmış olduğu resmi düzeydeki yardımlara örnek teşkil etmektedir. Resmi düzeydeki yardımların yanı sıra; İran Kızılayı ve İmam Humeyni Yardım Komitesi de Afganistan’da yardım çalışmaları yürütmektedir. İran Kızılayı, Afganistan Kızılayı’na ve Afgan halkına eğitim, tedavi ve ilaç alanlarında yardımda bulunmaktadır. İran'ın en büyük hayır kurumu olan İmam Humeyni Yardım Komitesi ise gençlere kredi desteği sağlamakta ve Afganistanlı öğrencilere burs vermektedir. Komite, ayrıca, her ay binlerce tonluk gıda ve ihtiyaç malzemesini Afganistanlı ailelere yardım amaçlı dağıtmaktadır.(27) 

 

İran’ın Afganistan’a yaptığı yardımların diğer bir boyutunu ABD’nin Afganistan’daki nüfuzunu dengeleme ve ülke içerisindeki Amerikan karşıtlığını artırma stratejisi oluşturmaktadır. Basra Körfezi, Afganistan, Orta Asya, Hindistan ve Çin’i kapsayan bölgede önemli bir ekonomik ve siyasal bölgesel güç olmayı hedefleyen İran, ABD’nin Afganistan’daki nüfuzunu dengelemek adına Afganistan’daki Şii gruplarla (özellikle Hazaralar ile) bağlarını kuvvetlendirme ve bu gruplar arasında Amerikan karşıtlığını tahrik etme gibi bir strateji izlemeye yönelmiştir. İran, Afganistan’daki Şii gruplarla bağlarını kuvvetlendirmeye çalışarak bu ülkede kendisine kültürel ve ideolojik bir etki alanı oluşturmaya çalışarak, bulunduğu coğrafyada önemli bir bölgesel güç olma hedefi doğrultusunda geleceğe yatırım yapmaktadır. Bu minvalde Tahran, Afganistan’daki Şii gruplara ait dini okulları ve medya kuruluşlarını finanse ederek, bu gruplar üzerindeki siyasi, kültürel ve ideolojik etkisini artırmaya çalışmaktadır. Tahran yönetimi, bu noktada İran’ın Kum şehrindeki ulemalar ile yakın bağları bulunan ve Afganistan’da yaşayan Şii Hazaralar üzerinde nüfuz sahibi olan Ayetullah Muhammed Asif Muhsini’yi önemli bir koz olarak görmektedir.

 

İran’ın Muhsini’ye ait olan Tamadon (Medeniyet) isimli özel televizyon ve radyo kanalına finansal ve teknik destek sağladığı ve kanalın çalışanlarını Tahran’da eğittiği iddia edilmektedir. Ayrıca, İranlı danışmanların kanalın yayın politikasına yoğun bir şekilde müdahale ettikleri öne sürülmektedir. Bu kanalda ABD ve İsrail aleyhinde haberler yapıldığı ve bu haberlerde sıkça ABD’nin, Irak ve Afganistan’da işgalci konumunda bulunduğunu vurgulayarak İsrail ve ABD karşıtı bir kamuoyu algısı oluşturulmaya çalışıldığı belirtilmektedir.(28) Afganistanlı yazar ve eski diplomat Ahmet Saidi’nin Amerika’nın Sesi isimli haber sitesine 2012 yılında verdiği bilgiye göre; Afganistan’da İran yanlısı 6 televizyon kanalı, 21 radyo istasyonu bulunmaktadır. (29) Afganistanlı yetkililerin ve medya gruplarının görüşlerini aktaran Reuters’in analizine göre ise; Afganistan’daki medya kuruluşlarının üçte biri İran tarafından finansal olarak veya içerik sağlanması bakımından desteklenmektedir.(30) Medya sektöründe İran’ın finans desteği sağlayarak kontrol ettiği kuruluş sayısı ile ilgili farklı iddialar bulunsa da, Tahran’ın Afganistan medyası üzerindeki en etkili dış aktör olduğu değerlendirilmektedir.

 

Sonuç

 

İran’ın Taliban yönetiminin devrilmesinden bugüne kadar geçen 12 yıllık süreçte, Afganistan’ın yeniden inşasında önemli bir rol oynaması, bu ülke ile ticari ilişkilerini geliştirmesi, gerek Kabil yönetimine gerekse Şii Hazaralara yaptığı yardımlar sayesinde Afganistan üzerindeki etkinliğini artırmıştır. İran, Afganistan üzerindeki artan nüfuzunun devamlılığını sağlayabilmek için bu ülkede iç savaşın yaşanmadığı istikrarlı bir yapının ve kendisi ile ihtilaf halinde bulunmayacak bir yönetimin varlığına ihtiyaç duymaktadır. Tahran yönetimi, ne Afganistan’daki Amerikan askeri varlığının sürmesini ne de Taliban’ın Kabil’de yönetimi tekrar ele geçirmesini istemektedir. İran, her iki durumu da kendi güvenliğine ve bölgesel çıkarlarına karşı tehdit olarak algılamaktadır.

 

NATO kuvvetlerinin 2014 sonuna kadar Afganistan’dan çekileceklerini ve yetkilerini Afgan güvenlik güçlerine devredeceklerini açıklamaları Tahran tarafından olumlu karşılanmıştır. Fakat ABD’nin Afganistan’la 2 Mayıs 2012 tarihinde imzalamış olduğu “ABD-Afganistan Stratejik Ortaklık Anlaşması” gereğince askeri güçlerini ve üslerini Afganistan’da bulundurma yetkisine sahip olması Tahran’ın güvenlik kaygılarının sürmesine neden olmuştur. NATO kuvvetlerinin Afganistan’dan çekilmeleri durumunda, ülke içerisindeki farklı hizipler arasında yaşanması muhtemel olan güç mücadeleleri sonucunda Taliban’ın yönetimi tekrar ele geçirmesi ihtimali de; İran’ın 2014 sonrası güvenlik kaygılarını etkileyen diğer bir etkendir. İran’ın öncelikli hedefi bu nedenle Afganistan’ın istikrarının sağlanması ve bu ülke üzerindeki ekonomik ve kültürel nüfuz alanını genişletmektir.

 

 

Dipnotlar:

 

(1)Kansu Sarman, “Yabancı ordu mezarlığı, Afganistan”, NTV-MSNBC, http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/107824.asp [26.08.2012].

(2)Mohsen Milani, “Iran and Afghanistan”, The Iran Primer, http://iranprimer.usip.org/resource/iran-and-afghanistan [27.08.2012].

(3)Armağan Kuloğlu, Sercan Doğan,  Afganistan ve Pakistan’da Yaşanan Gelişmeler ve Uluslararası Güvenliğe Etkileri, Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM), The Black Sea International Rapor No:7, Mart 2011, 154-155, http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Yazilar/Dosyalar/201258_7tumrapor.pdf [27.08.2012].

(4) Milani, a.g.m. ; Kuloğlu, Doğan, a.g.e. , s.155. 

(5)”Afganistan’ın Yakın Tarihi”, BBC TURKISH, [tarih belirtilmemiş],

http://www.bbc.co.uk/turkish/indepth/story/2004/01/printable/040113_afgan_kronoloji.shtml [29.08.2012].

(6)Kuloğlu, Doğan, a.g.e. , s.158. 

(7)Alireza Nader, Joya Laha, Iran’s Balancing Act in Afghanistan, Santa Monica, California: RAND Corporation, 2011, s.6, http://www.rand.org/content/dam/rand/pubs/occasional_papers/2011/RAND_OP322.pdf [29.08.2012].  

(8)Andreas Wilde, “Continuity and Hiatus: Stractural Patterns of Iran’s Policy in Afghanistan”, Internationales Asienforum, Vol.40, No.1-2, 2009, s.25, http://www.ag-afghanistan.de/files/Wilde.pdf [29.08.2012].

(9)Barnett R. Rubin, Sara Batmanglich, “The U.S. and Iran is Afghanistan: Policy Gone Awry”, MIT Center for International Studies of the Coventional Wisdom, Volume: 8, Issue:15, October 2008, s.2, http://web.mit.edu/cis/pdf/Audit_10_08_Rubin.pdf [29.08.2012].; “Taliban’ın petrol heyeti Teksas’ta”, Hürriyet, [tarih belirtilmemiş], http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-277379 [29.08.2012]. ; Nader, Laha, a.g.e. , 5-6.

(10)Janne  Bjerne Christensen, “Strained Alliances: Iran’s Troubled Relations to Afghanistan and Pakistan”, Danish Institute for International Studies (DISS), s.9,  http://www.diis.dk/graphics/Publications/Reports2011/RP2011-03-Strained-Alliances_web.pdf [16.02.2013];  Robert M. Shelala, Nori Kasting, Sam Khazai,and Sean Mann,  US and Iranian Strategic Competition: The Impact of Afghanistan, Central Asia, and Pakistan, Central for Strategic & International Studies (CSIS), 2012, s.8, http://csis.org/files/publication/120312_Iran_Chapter_X_AfPakCentAsia_AHC.pdf [16.02.2013];  “The Heartbreak of Mezar-e-Sharif”, CBCNEWS, 27.01.2004, http://www.cbc.ca/news/background/afghanistan/mazaresharif.html [16.02.2013].

(11)Kenneth Katzman, Afghanistan: Post-War Governance, Security, and U.S. Policy, Federation of American Scientists, 03. 05.2012, s.6, http://www.fas.org/sgp/crs/row/RL30588.pdf [03.09.2012].

(12) Rubin, Batmanglich, a.g.m., s.2-3.

(13) Milani, a.g.m.

(14)Christensen, a.g.m., s.9.

(15)Ebrahim Abbasi, “Iran and the Reconstruction of Afghanistan”, Iranian Review of Foreign Affairs, Vol.2, No.3, Fall 2011, 179, http://isrjournals.ir/images/pdf/abbasi-irfa7.pdf [04.09.2012]. ; Amir M. Haji-Yousefi, “Iran’s Foreign Policy in Afghanistan: The Current Situation and Future Prospects”, Journal of South Asian Studies, Vol.27, No.1, January-June 2012, s.73,  http://pu.edu.pk/images/journal/csas/PDF/4.%20Dr.%20Amir%20M.%20Haji%20Yousefi_January-June%202012.pdf [16.01.2013].

(16) Wilde, a.g.m., s.28.

(17) “Official: Iran-Afghanistan Bilateral Ties Unaffected by Western Sanctions”, Fars News Agency, 13.02.2013, http://english.farsnews.com/newstext.php?nn=9107144322   [15.02.2013]. 

(18) “Tehran-Kabul trade close to $2billion”, Tehran Times, 25.12.2011, http://www.tehrantimes.com/economy-and-business/93886-tehran-kabul-trade-close-to-2-billion [04.09.2012].;"Iran, Afghanistan sign economic MoU”, Food and Agricultural Organization of the United Nations, http://neareast.fao.org/Pages/NewsDetails.aspx?ID=2403051&lang=EN&I=0&DId=0&CId=0&CMSId=5000912  [04.09.2012]. 

(19) Central Statistics Organization of Islamic Republic of Afghanistan, Afghanistan Statistical Yearbook (2008-2009 /2011-2012), http://cso.gov.af/en/page/7108 [15.02.2013].

(20) “500 Companies Active in Afghanistan”, Moj News, Agency, 12.11.2010, http://www.mojnews.com/en/Miscellaneous/ViewContents.aspx?Contract=cms_Contents_I_News&r=647899 [15.02.2013]. Afganistan Uluslararası Ticaret Odası eski Başkanı Hamidullah Faruki’nin 2006 yılında vermiş olduğu bilgiye göre ise; Afganistan’da 2000 civarında İranlı şirket bulunmaktadır. Hafizullah Gardesh, “Afghans Fear Fallout from Iran Sanctions”, Institute for War and Peace [IWPR], 03.10.2006, http://iwpr.net/report-news/afghans-fear-fallout-iran-sanctions [15.02.2013].   

(21) Abbasi, a.g.m., s.184.

(22) “İran İslam Cumhuriyeti’nin Afganistan’a Yardımları”, Islamic Republic of Iran Broadcasting (IRIB), 15.01.2013,  http://turkish.irib.ir/makaleler/siyasi-makaleler/item/273545-iran-islam-cumhuriyetinin-afganistan-a-yard%C4%B1mlar%C4%B1 [21.01.2013].

(23) “Tehran-Kabul trade close to $2billion”, Tehran Times, 25.12.2011, http://www.tehrantimes.com/economy-and-business/93886-tehran-kabul-trade-close-to-2-billion [04.09.2012].

(24)” Iran-Afghanistan Joint Economic Commission to meet in Kabul”, PressTV, 02.09.2012,  http://www.presstv.ir/detail/2012/09/02/259499/iranoafghan-council-to-meet-in-kabul/?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter [04.05.2012].

(25) Afghanistan Investment Support Agency (AISA), Essential Facts on Economic Performance and Investment in Afghanistan, 2012, s.13,

http://www.aisa.org.af/files/publications/brochures/AISA/economy-fact-english.pdf [15.02.2013].

(26) Nader, Laha, a.g.e., s.8,; Christensen, a.g.m., s.20. ; Milani,a.g.m.

(27)“İran İslam Cumhuriyeti’nin Afganistan’a Yardımları”, Islamic Republic of Iran Broadcasting (IRIB), 15.01.2013,  http://turkish.irib.ir/makaleler/siyasi-makaleler/item/273545-iran-islam-cumhuriyetinin-afganistan-a-yard%C4%B1mlar%C4%B1 [21.01.2013]. 

(28) Frederick W. Kagan, Ahmad K. Majidyar, Danielle Pletka, Marisa Cochrane Sullivan, Iranian Influence in the Levant, Egypt, Iraq, and Afghanistan, The American Enterprise Institute and The Institute fort he Study of War,  May 2012, s. 81,  http://www.aei.org/files/2012/05/22/-iranian-influence-in-the-levant-egypt-iraq-and-afghanistan_171235465754.pdf [06.09.2012]. ; Leela Jacinto, “The Struggle for Shi’ite Hearts and Minds (Part II)”, France24, http://www.france24.com/en/20090506-struggle-shia-shiite-hearts-afghanistan-Mohaqiq-Mohseni-second-part-schools [15.02.2013].

(29) Sharon Behn, “Afghans Worry About Iran’s Growing Influence”, Voice of America, 27.11.2012, http://www.voanews.com/content/afghan-worry-about-iran-growing-incluence/1553651.html [16.02.2013].

(30) Amie Ferris-Rotman, “Insight: Iran’s ‘Great Game’ in Afghanistan”, Reuters, 24.05.2012, http://www.reuters.com/article/2012/05/24/us-afghanistan-iran-media-idUSBRE84N0CB20120524 [16.02.2013]. 

Back to Top