İç Politika Dış Politika İlişkisi

Ersin ONULDURAN
16 Mart 2015
A- A A+

Siyaset dünyasını araştıranlar çoğu kez ülkelerin iç politik gelişmelerini incelemekte fakat dış politikanın iç politikaya etkilerini yeterince irdelememektedir.  Aslında günlük kullanımda neredeyse birbirine geçmiş olarak kullanılan dış politika, uluslararası politika ve uluslararası ilişkiler kavramlarını da ayrı ayrı incelemekte büyük yarar vardır.  Politika sözcüğünün anlamı üzerine birçok yazarın değişik yorumlar yaptığı, bu konuda sayfalarca mürekkep akıtıldığı da bir gerçektir.  Bundan uzun yıllar önce girdiğim Mülkiye'de Prof. Bülent Daver'in o vakit teksir halinde olan ders notlarında bu konuya sayfalar ayırdığını dün gibi hatırlamaktayım. Siyaset sözcüğü ile ilgili tanımları ve o konudaki yorumları okuyunca bu konunun bir inceleme alanı olarak bana çekici geldiğini ifade edeyim.  

En temel ve yalın haliyle siyaset, bir iktidarı ele geçirme aracı ve bu yolda yapılan meşru mücadeleyi ifade etmektedir.  İç politikanın enstrümaları çoktur ve çeşitlidir. En başta doğal olarak iktidar ereğine ulaşmak için yapılan örgütlenmeler yani siyasi partiler gelmektedir.  Bunlardan başka çeşitli dernekler, sivil toplum örgütleri, gençlik kuruluşları ve hatta bazen dini yapı ve silahlı kuvvetler bu iktidara ulaşma ereğinin aracı olabilmektedir.  Cumhuriyet tarihimiz boyunca bunun örneklerini biz de kendi ülkemizde yaşadık. Sorulması gereken soru, eğer iç politika ve onunla ilgili gayretler muktedir olma amacına hizmet ediyorsa, dış politika, uluslararası politika ve hatta uluslararası ilişkilerin nasıl birbirinden ayrıldığı ve ne amaçla icra edildiğidir.

Uluslararası politikayı betimlemek için ulus devletlerin içinde bulunduğu ortamı astronomi biliminden örneklerle ele almak mümkündür.  Aynen uzayda yıldızların ve irili ufaklı gezegenlerin var oldukları gibi uluslararası dünyada da yıldızlar ve uydular vardır.  Bizim dünyamızdaki yıldız uluslar güçlerini magma tabakalarından ve hacimlerinden değil, ulusal gücü oluşturan çeşitli unsurlardan almaktadır.  Örneğin bir ulusun silahlı güçlerinin niteliği ve niceliği yani asker sayısı, silah kapasitesi, komuta heyetinin niteliği gibi unsurlar hep silahlı güçlerin ulusal güce nasıl tesir edebileceğini göstermektedir. Aynı şekilde ülkede doğal kaynakların olup olmadığı, ülkenin coğrafi ve topografik durumu, dünyanın neresinde olduğu, halkının eğitim durumu ve girişimcilik ruhu, hatta ülkede var olan siyasi rejimin halkın ne kadarı tarafından desteklendiği hep ulusal güce etki yapan unsurlardır.  Dolayısıyla ülkeler bu ulusal güçlerini kullanarak uluslararası düzeni etkilemeye çalışmaktadır. Uluslararası ortamı ve başka ulusların yönetim sistemlerini kendilerininkine benzetmek istemektedir. Bu çabalar ve diğer ulus devlerlerle etkileşim uluslararası politikanın temel uğraş alanını oluşturmaktadır.

Bir devletin içeride attığı adımlar ve harekete geçirebildiği iç unsurlar sayesinde dış dünyada yaptığı girişimler ve verdiği reaksiyonlar hep dış politikanın uğraş alanıdır.  Devletler dış politikaları ile uluslararası ortamı ne kadar etkileyebilirlerse o derece başarılı addedilmektedir.  Dış politikayı tanımlayan şeyler arasında ülkenin siyasal rejimi, liderlerin pisikolojik yapısı, halkın dış dünya ile ilişkisi önde gelmekte ve bu unsurlar bir arada dış politikayı oluşturmada rol oynamaktadır.
Uluslararası ilişkiler ise bir nevi şemsiye kavramdır.  Bunu içine kültürel ilişkiler, ticari ilişkiler, spor karşılaşmaları, turizm, uluslararası kuruluşlarla güdülen ilişkiler ve alışveriş ve daha nice sınır aşan faaliyet girmektedir.

Bu yazının başlığını oluşturan iç politika dış politika ilişkisine bakıldığında, modern zamanlarda yapılan birçok araştırma dış politika olaylarının ve uluslararası politika olgularının geniş halk kitlelerinin ilgisini pek fazla çekmediğini göstermiştir.  Mesela irili ufaklı birçok ülkede çıkan gazetelerin incelenmesi şunu göstermektedir: 30-40 sayfalık bir ulusal veya yerel gazetede uluslararası ilişkilere ayrılan yer 1-1,5 sayfayı geçmemektedir. Amerika'daki televizyon haberlerinde de 40-50 dakikalık haber programlarında dış ilişkilere ayrılan zaman 5-6 dakikayı nadiren geçmektedir. Ancak savaş hali veya büyük kıyama neden olan ve o ülkeyi ilgilendiren terörizm faaliyetleri bu tesbitlerin dışındadır.

Fakat özellikle küçük ve orta boy ülkelerde ne zaman içeride işler karışsa ve gidişat zora girse, o ülkelerin liderleri bir dış düşman, kabahati üzerine yıkabilecekleri bir dış güç veya ilişki aramaktadır.  İşte bu aşamada dış politika olayları birdenbire iç polikanın belirleyici unsuru haline gelivermektedir. Ülkemizin yakın dönem tarihinde bunun örneklerine rastlamak güç değildir.

İç politika dış politika ilişkisine bazı ülkelerden örnekler vermek gerekirse,  1950’li yıllara girildiğinde artık İkinci Dünya Savaşı sırasında var olan Sovyet-Amerikan ittifakı yerini on yıllar sürecek olan bir rekabete ve Soğuk Savaş’a bırakmaya başlamıştır.  Bir zamanların "Uncle Joe" yani Joe Amca diya anılan Sovyet lideri Joseph Stalin, kendisinden kanlı bir diktatör olarak bahsedilir hale gelmiştir.  Sovyetlerin gerek kendi çabaları ve gerekse Ethel ve Julius Rosenberg gibi casusların aktardığı bilgiler sayesinde  (idam tarihleri 19 Haziran 1953) nükleer güç haline gelmeleri ve özellikle aynı yıllarda uzun mesafeli füze kapasitesini geliştirmeleri (bunu Sputnik uydusunu uzaya atarak gösterdiler)  Amerika'yı iç politikada da sert bir Komünist avcısı haline getirmiştir.  O yıllarda ortaya çıkan McCarthycilik ve Wisconsin senatörü Joseph McCarthy'nin  Hollywood'un film dünyasında (Charlie Chaplin olayı)  ve Amerikan bürokrasisinde ( eski Komünist, yeni liberal Whittaker Chambers'in yardımı ile yine Joe McCarthy'in yüksek bürokratları Komünistlikle suçlaması gibi) ve hatta üniversitelerde (mesela atom bombasının babası Prof.  J. Robert Oppeheimer'in görevden alınması)  Komünist avına çıkması ve birçok masum kişinin Komünist damgası yiyerek gadre uğraması, dış politika olaylarının iç politikaya yansımasının güzel örnekleridir.

Amerikan tarihinde bir olay vardır ki burada sert iç politika muhalefeti dış politikaya fazla tesir etmemiştir.  Bu olay da 1960'ların sonlarından başlayarak şiddeti gittikçe artan Vietnam Savaşı karşıtı gösterilerdir.  Bu gösteriler o derece sert olmuştur ki birçok Amerikalı savaşı protesto etmek için kendisini yakmıştır.  Bu yüzden Amerika Başkanı Lyndon Johnson 1968 yılında başkan adaylığından çekilmiştir.  Bütün bu olaylar, Amerikan güçlerinin Vietnam Savaşı’nı kazanamayacağını anlayarak 15 Ağustos 1973’te savaşı durduruncaya kadar devam etmiştir.

Sovyetler Birliği'nde de Glasnost (açıklık) ve Perestroyka (yeniden yapılanma) politikalarının Başkan Gorbaçov tarafından yürürlüğe konulmasıyla gelişen iç politika olayları, Sovyet İmparatorluğu’nun dağılması, uydu devletlerin bağımsızlıklarını ilan etmeleri ve nihayet Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesi sonucunu doğurmuştur.  Bu olaylar zinciri iç politik gelişmelerin dış politika olaylarına etkilerinin güzel örnekleridir. Ancak her ne kadar Komünist rejimden vazgeçilmiş olsa da Rusya-ABD rekabeti günümüzde de olanca hızıyla devam etmektedir. Bunun da sebebi açıktır: bu iki süper güç artık ideolojik olmayan ama stratejik nitelikli bir rekabet ve başatlık savaşı içindedir.

Sonuç olarak dış politika iç politika ilişkisi hakkında ne söyleyebiliriz?  Bu iki süreç tabii ki birbirinden bağımsız değildir, ancak aralarında her zaman bir sebep-sonuç ilişkisi aramak da bizleri yanlış değerlendirmelere götürebilir.  Her vakayı içinde bulunulan tarihi ortamı göz önünde tutarak değerlendirmek herhalde en doğrusu olacaktır.


    
 

Back to Top