Dünden Bugüne Kürt Sorunu ve PKK

A- A A+

Osmanlı’nın son döneminden itibaren önce kültürel, sonra siyasi anlamda ortaya çıkmaya başlayan Kürtçülük faaliyetleri, Cumhuriyet Dönemi’nde bazı isyanlarla kendini belli etmiş ise de esas itibariyle 1960 Anayasası’nın sağladığı özgürlükçü ortamda daha fazla görünür hale gelmiştir. Bu dönemde başlangıçta sol hareketler içerisinde yer alan ve ondan etkilenen siyasi Kürtçülük hareketleri 12 Mart döneminden sonra silahla tanışmış ve yöntem olarak silahlı mücadeleye başlamıştır. PKK böyle bir altyapı üzerinde doğmuş ve diğer Kürt grupları kanlı eylemlerle sindirerek kısa zamanda baskın bir örgüt haline gelmiştir.

 

Kürt Sorunu ve PKK ile ilgili olarak kamuoyunda farklı görüşler tartışılmaktadır. Bazıları Kürt Sorununu kabul etmemekte ve PKK’nın faaliyetlerini ve eylemlerini bir terör faaliyeti olarak ele almaktadır. Bazıları da Kürt Sorununun varlığını demokratikleşme sorunu olarak kabul etmekte; buna rağmen, PKK’nın dışarıdan destekli Türkiye’yi bölmeye ve zayıflatmaya çalışan bir terör örgütü olduğunu ileri sürmektedir. Özellikle PKK’ya yakın bir diğer grup ise, PKK’nın faaliyetlerini Kürt Sorununun bir parçası ve sonucu olarak görmekte; aslında Kürt Sorunun uzun yıllardan beri çeşitli isyanlar şeklinde var olduğunu, PKK’nın ise son isyan olduğunu dile getirmektedir. Ancak bakış açısı ne olursa olsun, 30 yıldır devam eden PKK terörü Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlarından birisi olmaya devam etmektedir.

 

Bu çalışmanın birçok amacı vardır: Birincisi, hem Kürt hem de PKK sorununun geçmişten günümüze ele alınarak konunun bir bütün olarak değerlendirilmesi ve böylece daha kolay anlaşılması sağlanarak bir sonuca ulaşılabilmesini mümkün kılmaktır. İkincisi, PKK’nın uyguladığı strateji ve taktiklerle buna karşı yürütülen mücadele ve sonuçlarının incelenerek, PKK’nın gücünün ve işlevinin gerçekçi olarak değerlendirilmesine ve özellikle güvenlik boyutundaki mücadele bakımından dersler çıkarılmasına imkân sağlamaktır. Üçüncüsü ise, “Demokratik Açılım” ile “Oslo Süreci” ni kısaca gözden geçirerek ve halen devam etmekte olan “Çözüm Süreci” ni ise biraz daha ayrıntılı olarak inceleyerek sorunun nereye doğru gitmekte olduğunu tespit etmeye çalışmaktır.

 

Bu çalışma, sorunun bir bütünlük içerisinde ve çok yönlü olarak anlaşılmasına imkân sağlaması ve bir zaman eksenindeki akışı ve gelişmeleri kapsaması itibariyle de sorunun geldiği noktadan gitmekte olduğu istikameti ortaya koyması bakımından da önem taşımaktadır. Bu yönüyle Çözüm Sürecinin gerçekçi bir zeminde ilerlemesine sağlayacağı katkıyla, sürecin yönetimine de olumlu ve gerçekçi bir destek niteliğinde olacağı düşünülmektedir.

 

Çalışma tamamen açık kaynaklara dayalı olarak hazırlanmış ve ayrım yapılmaksızın bütün kaynaklardan istifade edilerek özellikle objektif olmaya gayret edilmiştir. Ayrıca provokatif veya propaganda nitelikli haber ve dokümanlara itibar edilmemiş, teyitli olan bilgilerin kullanılmasına özen gösterilmiştir. Çalışma kimseyi hedef almadığı gibi, kimseye yaranma ihtiyacı da duymadan sadece bilimselliği ön plana almış ve objektif bilgilere dayalı gerçekçi analizler yapmayı hedeflemiştir.  

 

Kitap beş bölüm ve 10 ekten oluşmaktadır. Birinci bölümde; önce Kürt Beyliklerinin 16. yüzyılda Osmanlı Devleti’ne katılmalarından itibaren günümüze kadar yaşanan süreç kısaca özetlenmekte ve Kürt Sorunun ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı irdelenmektedir.  Sonra PKK’nın kısa tarihçesi, yapısı ve KCK ile ilgili bilgi özet olarak verilmektedir. Ayrıca bu bölümde; PKK’nın stratejisi, uygulamaya çalıştığı taktikler ve son dönemde stratejisinde yaptığı değişiklikler anlatılmaktadır. Bu kapsamda, PKK’nın silahlı eylem ve faaliyetlerinin teorik çerçevesi, operasyonlarda ele geçirilmiş “Özel Genişletilmiş Yönetmelik” isimli örgütsel bir dokümana dayandırılarak açıklanmakta ve bu doküman kitapta ek olarak da yer almaktadır. PKK’nın teorik çerçevede tasarladığı strateji ve taktikleri ne derece hayata geçirebildiğine ilişkin uygulama boyutu ise, alt kademelerden gönderilen raporlara istinaden hazırlanan ve Murat Karayılan’ın imzasıyla yayınlanan “Kürdistan’da Askeri Çizgi” isimli kitaptan yapılan alıntılarla bizzat örgütün değerlendirmeleri bağlamında ele alınmaktadır.

 

İkinci bölümde ise terörle mücadele boyutu incelenmektedir. Bu kapsamda önce dünyadaki birçok ülkede uygulanmış terörle mücadele stratejileri özetlenmekte, sonra Türkiye’de uygulanan mücadele stratejisi kısaca ele alınmaktadır. Ayrıca, güvenlik boyutuyla ilgili olarak taktik düzeydeki mücadele yöntemlerinden iki ana yöntem ayrıntılı olarak irdelenmektedir.

Üçüncü bölümde; Türkiye’de demokratikleşme çabaları ve bu kapsamda hayata geçirilen projeler özet olarak ele alınmakta, müteakiben “Demokratik Açılım” ve “Oslo Süreci” incelenmektedir. Ayrıca bu bölümde çok tartışılan demokratik özerkliğin ne anlama geldiği, PKK’nın yayınlarından yapılan alıntılarla açıklanmaktadır.

 

Dördüncü bölümde ise, “Çözüm Süreci” ayrıntılı olarak incelenmekte ve bu kapsamda yaşanan gelişmeler ele alınmaktadır. Ayrıca, AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda çekince konulan maddeler ile süreçte Kandil’in tutumu gözden geçirilmekte ve sürece halkın bakışı, alan araştırmalarına dayalı olarak ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Müteakiben; Çözüm Süreci esnasında PKK cephesinde yaşanan gelişmeler anlatılmakta, kronolojik olaylar çerçevesinde sürecin analizi yapılmakta ve son dönemde küresel ve bölgesel ortamda meydana gelen gelişmelerin sürece olan muhtemel etkileri incelenmektedir. Bu bölümde son olarak, mevcut veriler ışığında sürecin nereye gidebileceği, trend bu şekilde devam ettiği takdirde Kürt halkının başına ileride neler gelebileceği ve sorunun çözümü konusunda bütün yolların denenip denenmediği konusu ile Türkiye’nin önünde bulunan hareket tarzları analiz edilmektedir.

 

Beşinci bölüm olan son bölümde ise genel bir değerlendirme yapılarak sonuca ulaşılmakta ve önerilerde bulunulmaktadır.

 

Bu çalışmanın, ülkemize çok ciddi maliyetler getiren, 40 bin civarındaki insan kaybı yanında yüz milyar dolarlarla ifade edilen ekonomik kayba neden olan bu sorunun, propagandaların etkisinden uzak olarak bütün yönleriyle daha gerçekçi bir şekilde değerlendirilebilmesine katkı sağlayacağını ümit ediyorum. Ayrıca yürütülmekte olan Çözüm Sürecinin, ülkemizin geleceğine, birlik ve beraberliğimize zarar vermeden başarılı olmasını gönülden temenni ediyor; bu çalışma ile en ufak bir katkı sağlamak mümkün olduğu takdirde bundan büyük memnuniyet duyacağımı belirtmek istiyorum.

 

Kitabın hazırlanmasında bana sabırlarıyla destek olan eşime ve çocuklarıma, kitabın gözden geçirilmesinde ve basıma hazırlanmasında bana yardımcı olan Dr. Salih Akyürek’e, F. Serap Koydemir’e ve M. Ali Yımaz’a teşekkür ediyorum.

 

                                                                                        Dr. M. Sadi Bilgiç

Back to Top