Hindistan’ın Orta Asya Politikası

Türkan BUDAK
26 Haziran 2015
A- A A+

Hindistan’ın Orta Asya’da bulunan ülkeler ile doğrudan kara bağlantısı olmamasına karşın, bölge ülkeleriyle tarihsel ve kültürel olmak üzere farklı boyutlarda yakınlığı vardır. Aynı zamanda bölgesinde etkin bir güç olmak isteyen Yeni Delhi hükümeti, Orta Asya cumhuriyetleri ile başta ekonomik olmak üzere birçok alanda stratejik ilişkiler geliştirmek istemektedir. Tarihsel bir okuma yapılacak olursa, Hindistan’ın kuzeybatısında kalan bölgenin -Timur ve Babür gibi- “Orta Asyalı” önemli liderler tarafından uzun yıllar yönetildiği görülecektir. Bu durum Orta Asya ve Hint kültürlerinin bütünleşmesini sağlamıştır.

 

Tarihi bağların gelişmesinde etkili olan bir diğer önemli sürecin ise Soğuk Savaş dönemine denk geldiği görülmektedir. Soğuk Savaş yılları Orta Asya için, sahip olduğu coğrafi özelliklerden dolayı, dış dünyaya kapalı geçmiştir. Bu dışa kapalı geçen yıllarda bölgeyi sadece kendisinin etki alanı olarak gören SSCB’nin tesiri ise yadsınamayacak seviyede idi. Ancak Hindistan’ın bağımsızlığından itibaren SSCB yönetimi ile iyi ilişkiler geliştirmiş olması, bölgenin tüm dünya için kapalı kutu iken bu ülkeye açık olması avantajını da beraberinde getirmiştir. Soğuk Savaş döneminde Hindistan lideri Nehru, 1955 ve 1962 yılında Orta Asya’ya, Almatı ve Taşkent’e olmak üzere, iki ziyaret gerçekleştirmiştir. Yapılan temaslar her iki tarafın kültürlerinin kaynaşmasını sağlamıştır.

 

Hindistan’ın Orta Asya ile olan ikili ilişkilerini sadece kültürel boyut ile sınırlamak yanlış olacaktır.  Bölge, Yeni Delhi için aynı zamanda stratejik olarak büyük öneme sahiptir. Pakistan, Afganistan ve Çin ile komşu olması, Orta Asya’yı özellikle güvenlik bakımından vazgeçilmez bir noktaya ulaştırmıştır. SSCB sonrasında ortaya çıkan istikrarsızlık, Hindistan’ın güvenlik endişelerini artırmıştır. Buna bağlı olarak Hindistan, güvenlik perspektifli bir dış politika izlemiş ve Orta Asya’ya olan yönelimini artırmıştır. Tüm bunlara ek olarak; hızla büyüyen Hindistan’ın gelişen sanayisine paralel olarak enerji ihtiyacının yıldan yıla arttığı görülmektedir. Bu durum, Orta Doğu’dan sonra enerji zenginliği bakımından ikinci sırada olan Orta Asya’yı bir cazibe merkezi haline getirmiştir.

 

Back to Top