Türkiye’nin Teknolojik Gelişimi ve Bölgesel İşbirliği İnisiyatifi

A- A A+

Değişim insanlar, kurumlar, devletler için kaçınılmazdır. İnsan doğal olarak daha güzel ve yeni bir yaşam ister. Fert, toplum ve kurum için para, sağlık, konfor, yaşam kolaylığı, yaşam güvencesi, sosyal ve kurumsal adalet, çağdaş bir eğitim ve yaşamsal saygınlık önemlidir. Bu çalışma kapsamında, Türkiye hakkında verilen bilgilerle, Türkiye hakkında geleceğe yönelik bir ufuk turu yapılacaktır.

 

Bu amaçla, Türkiye’nin içinde bulunduğu teknolojik ve sosyo-ekonomik durum incelenecek ve muhtemel işbirliği imkânlarına açık, bölgesel kalkınmayı teşvik eden bir işbirliği potansiyeli ortaya konulacaktır. Bu çalışma 2015 yıllarında Türkiye’nin teknik, sosyal ve ekonomik potansiyeline bir bakış olarak değerlendirilebilir. Türkiye’nin siyasi, ekonomik, teknolojik potansiyeli; bölgesel işbirliğinin yaratacağı potansiyel için esaslı bir yatırım sermayesi olarak kabul edilebilir. Kültürel, teknik ve ekonomik altyapının temerküz ettiği Marmara Bölgesi içinde İstanbul ve Kocaeli şehirleri önemli merkezler olarak işbirliği platformlarına ev sahipliği yapabilir. Kocaeli, İstanbul, Tekirdağ, Edirne sanayi ve kültür hattının uzantıları Atina, Sofya, Tiran, Saraybosna, Kosova, Makedonya, Belgrad, Bükreş olacaktır. Turizmde, üniversiteler arasında, sanayide, kültür faaliyetlerinde işbirliği teşebbüsleriyle yollar yakınlaşacak, dostluklar kuvvetlenecek ve ekonomik refah artacaktır. Taraflar arası sevgi, saygı ve güven, işbirliğine olumlu katkı sağlayacaktır. Bu amaçlara ulaşılmasında tarafların imkânlarını ortaya koymaları, birbirini daha iyi tanımaları ve muhtemel yeni işbirliği alanlarını tespit etmeleri ve geliştirmeleri mümkün olabilecektir. Bu faaliyetlerin geliştirilmesinde ve işbirliği mekanizmalarının kurulmasında akıllı inisiyatifin başlatılması fayda sağlar. Akıllı inisiyatif; faaliyetlerde dinamik, teşebbüste bilimsel, uygulama cesaretine sahip, işbirliğinde uyumlu ve süratli bir girişim olacaktır. Üniversiteler, sanayi ve kalkınma ajansları bu girişimin saç ayağı olarak işlem göreceklerdir. İnternet teknolojileri ve küresel rüzgârdan kaynaklanan yabancı dil birlikteliği girişimin kurulmasını, gelişmesini ve reel refah projelerinin üretilmesini sağlayacaktır.

 

1. Giriş

Öncelikle evin huzuru, sonra mahallenin, şehrin ve ülkenin huzuru önemlidir. Huzurlu komşular arasında sevgi, saygı ve güvene dayalı işbirliği ve dostluklar gelişir. Bölgesel işbirliği küresel birlikteliklere katkı sağladığı gibi, küresel gelişmişliğin getireceği makro risklere karşı da bir savunma güvencesidir. Türkiye’nin kendi içinde huzurlu ve güvenli olması bölgenin güvenli ve huzurlu olmasına katkı sağlar. Bölgesel işbirliği bu açıdan incelendiğinde faydalıdır. Bölgesel işbirliğinin faydalı olabilmesi için amaç birliğinin yanında işbirliği yöntemleri de önemlidir. Bu çalışmada Türkiye hakkında verilen bilgiler işbirliği potansiyelinin nitelik ve niceliğini belirleyebilir.

 

2.Türkiye Hakkında Genel Değerlendirme 

2.1. Güvenlik Meselesi

Uygar toplum, hürriyetini ve güvencelerini sağlamış toplumdur. İnsanoğlunun nerede ne yapacağı pek belli olmuyor. 1900’lü yıllarda iki büyük cihan harbi ve bölgesel harpler geçirdik. İnsanlar acıların yükünü taşımaktan hoşlanmazlar. Geçmişin acılarını taşımak insanları psikolojik olarak yorar. Geleceğe bakmak ve yeni ufuklar aramak faydalıdır. Her gün yeni bir güneş doğuyor. Tarih, devletler veya ittifaklar arası harplerle doludur. Harp, anlaşmazlıklar sonunda taraflar arasında çıkan silahlı kavga demektir. İnsanın veya toplumların kendini koruma amacıyla giriştiği bir mücadele, sonunun nasıl biteceği belli olmayan kontrolsüz bir davranış olarak düşünülebilir. Bilhassa çıkarılan kavgalar aşırı gücün kendini göstermesi olarak kabul edilebilir. Her kavganın taraflara zarar vereceğinden emin olunmalı, ancak ebedi barışın bir garantisinin olmadığı da bilinmelidir.

 

Yarının ne olacağının garantisi, bugünden eğitim ve barıştan yana olmaktır. Uygar toplum güvenceli toplumdur. Gelişmiş ülkelerin ve bu ülkelerin varlıklı vatandaşlarının güvencesi de fizyolojik ve teknolojik olarak ileri düzeydedir. Günümüz yaşantısına elektronik teknolojisi ve uzaktan algılama cihazları girmiştir. Evin hane kapısındaki tokmaklar evrim geçirmiş, çalan zil icat olmuş, dijital bir dünyaya gelinmiş, video görüntüleme ve uzaktan algılama sistemlerine erişilmiştir. Ülkelerin savunma sistemleri de bu teknolojiye ayak uydurmuştur. Savunma sanayii sektörünün teknolojik gelişimde başı çektiği söylenir. Türkiye’de topyekûn sanayinin gelişimine önem verilmiştir.

 

Görülen odur ki, gelişmiş ülkelerde halkın refahı ve güvencesi öncelik taşımaktadır. Türkiye’nin demokratik düzenindeki önemli bir prensip, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamsal bir hedef olarak ortaya koyduğu “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesidir. Türk Milleti bu ilkeyi benimsemiş ve demokratik yaşamın vazgeçilmez ön şartı olarak kabul etmiştir. Birçok konuda, sosyal ve teknolojik teşebbüslerin ivme kazandığı son 50 yıl, aynı zamanda Türkiye’de demokratikleşmenin de hazmedildiği yıllar olarak kabul edilebilir. Bölgede işbirliği yapılacak önemli bir potansiyel ortak olarak; Türkiye’de demokratik, sosyolojik, ekonomik ve teknolojik gelişmelerin hedeflendiği ve bölgesinde farklılık yaratan bir görünümün kazanılmaya başlandığı görülebilir. Türkiye’nin kültürel ve tarihi altyapısı, komşularıyla iyi ilişkilerin geliştirilmesine uygun olup, dış ilişkilerde komşularıyla sorunsuz bir ülke olarak geleceğin planlanmasına ve geliştirilen iyi ilişkilerin bölgenin gelişmesine katkı sağlayacağına inanılmaktadır.

 

2.2. Türkiye ve Siyaset

Ülkelerle ilgili yapılan çalışmalarda siyasi istikrarın önemi vurgulanır. Bu çalışmanın amacı Türkiye’deki politik organizasyonların faaliyetlerinin siyasi bir irdelemesi değildir. Bu çalışma ülkenin 2015 yılındaki teknik havasını nasıl teneffüs edeceğimize dair bir tahmin ve tavsiye dizinidir. Bununla beraber, önümüzdeki yıllarda siyasi istikrarın sağlanmasında; kurumların siyasete karışmamaları kadar, siyasetin de anayasal kurumların anayasal görevlerine karışmaması esastır. Cumhuriyet rejiminin korunması ve kollanmasına ilişkin toplumun ve kurumların hassasiyetlerine duyarlı olunması bir mecburiyet olarak görülmektedir. Türkiye’nin siyasi istikrarının sağlanmış olduğu varsayılarak bu yazı geliştirilmiştir.

 

Küresel ve bölgesel fırsatların yanı sıra, Türkiye’nin kendi dinamikleri ile 2015 yılında teknik bakımdan bulunacağı yer bu çalışmada yorumlanmıştır. Ülkenin dinamiklerinin uyumlu çalışmasında önem arz eden kurumsal tespitler çalışmada yer almıştır. İlgili belge ve dokümantasyon bu çalışmayı meydana getiren dipnotlarda verilmiştir. Türkiye’nin teknik alanlarda bugünkü durumu, geçmişteki ekonomik ve siyasi ortaklık konjonktürüyle ilgilidir. Gelecek beş yıl içinde alınacak mesafe de, yine bölge ülkelerinin konumları, gelişimleri ve yaşam biçimleriyle, ayrıca küresel rüzgâr ve stratejik dostluklar üzerine kurulu olacaktır. Türkiye’nin stratejik ortakları veya onlarla olan müşterek dinamiklerin bağ kuvveti, Türkiye’nin kendi yaratacağı iç dinamiklerle yakından ilgilidir ve kendi dinamiklerine bağımlıdır. Ulusal ve uluslararası platformlarda siyasi ve ekonomik dengeler toplumun emniyetli yaşamı için göz önünde bulundurulacak önemli bir etmendir. Siyasi istikrarın bozulmaması amacıyla toplumca verilen suskunluk tavizlerinin dozu önemlidir. Siyaset ve kurumların dinamikleri arasında hissedilen uyumsuz çalışmanın düzelmesi ve sistemin kendi demokratik ve doğal ritminde çalışması teknik düşünmenin ve gelişmenin önünü açacaktır. Türkiye teknik refleksleri yeterince güçlü olmayan bir ülke durumundan, iyi bir planlama, yatırım teşebbüsü ve sermaye ile kısa sürede bulunduğu seviyeden yükseklere çıkış yapabilecek bir işgücüne sahiptir.

 

Yükselen enerji faaliyetleriyle ivme kazanacak alternatif enerji kaynaklarına yönelik teknik gelişme 2015 yılında önemli bir altyapının oluşturulması şeklinde gerçekleşebilir. Sanayide belirli sektörlerde (otomotiv, makine, elektronik, beyaz eşya, denizcilik) Türkiye’nin uluslararası bir üretim üssüne dönüşmesi mümkün olabilir. Özellikle otomotiv ve gemi sanayiinde son yıllardaki hızlı yükseliş; uluslararası şirketlerin temsilcilik ofislerini, AR-GE faaliyetlerini ve yatırıma tahsis edecekleri sermayelerini Türkiye’ye yönlendirebilir. Türkiye üniversiteleriyle, meslek yüksekokullarıyla teknik ve sosyal konularda eğitim üssü olabilir. Savunma sanayiinde de yerli üretimin toplamdaki payının artırılması mümkün olabilir. Bilişim ve enformasyon sektörlerinde ise şirketlerin üretim ve işletme sistemlerinde teknolojiye daha fazla yatırım yapması beklenirken, e-devlet projesi tamamlanabilir. Uzay teknolojilerine yönelik gelişmeler kapsamında, Türk mühendisler tarafından tasarlanacak Türksat 5A uydusunun 2013-2014’te uzaya gönderilmesi planlanmaktadır. Teknik bakımdan 2015 tarihindeki eğitim, sanayi ve enerji sektörlerine ilişkin bazı tespit ve tavsiyeler aşağıda yer almaktadır.

 

2.3. Eğitim  

Dokuzuncu Kalkınma Planı çerçevesinde eğitim sektörüne ilişkin amaçlar istihdamın artırılmasına ve eğitim sisteminin geliştirilmesine yöneliktir. İstihdamın artırılması için eğitimin işgücü talebine olan duyarlılığının artırılması gereği vardır. Eğitim sisteminin işgücü piyasasının aradığı nitelikte elemanlar yetiştirememesi ekonomideki ara teknik eleman açığının yanı sıra mesleki ortaöğretim kurumlarından mezun öğrencilerin işsiz kalmasına da yol açmaktadır. (1) Mesleki eğitim veren okullardaki eğitimin niteliğinin iyileştirilmesi, programların ve müfredatın piyasadaki gelişmelere göre güncellenmesi faydalı olabilir. Eğitimin genelinde yaygınlaşmakta olan bilgi ve iletişim teknolojilerinin meslek okullarında üretim teknolojilerindeki ilerlemelere uygun olarak kullanımı mesleki eğitimin kalitesini artırmaktadır. Türkiye’de 100.000 yabancı öğrenci istihdamına yönelik evrensel ve bölgesel eğitim hizmetinin geliştirilmesi ve projenin ekonomik kalkınmada katma değer yaratması makro bir teşebbüs olarak düşünülebilir.

 

Diğer taraftan işgücü içindeki yükseköğretim ve fakülte mezunlarının oranı büyümekte ve yükseköğretime olan talep artmaktadır. Bu gelişme nicelik-nitelik sorusunu gündeme getirmekte ve işgücü piyasasının istediği nitelikte elemanların yetiştirilmesi ihtiyacını daha da zaruri kılmaktadır. Teknolojinin geliştirilmesi ve ekonomik faydalara dönüştürülmesi için üniversite-sanayi işbirliği projelerinde öğrencilerin yer alması genişletilebilir. Teknik bilimler öğrencilerinin ilgili sektörlerde ve teknoparklarda yer alması, sosyal bilimler öğrencilerinin de sosyal ve medya araştırma merkezlerinde yer alması istihdam ve ekonomiye olumlu olarak yansıyabilir. Hem ortaöğretim hem de yükseköğretim için gerekli olan işgücü piyasası-eğitim sitemi uyumu bilim ve teknoloji politikalarının eğitim ayağını yürütmek için bir fırsata dönüştürülebilir. Yazılım mühendisliği alanındaki eğitim hamleleri ile yazılım sektöründeki ileriye dönük atılımların bir eşgüdüm içerisinde düzenlenmesi bu teknolojinin gelişmesinde fayda sağlayabilir. Türkiye’nin 2015 yılındaki teknik gücünün artmasına yönelik eğitim alanında atılacak diğer bir adım da nitelikli eğitimi yurtdışında almayı tercih eden öğrencilerin yurda dönmeleri için uygulanacak teşviklerdir. İkinci adımda da yurtiçi yüksek lisans ve doktora programlarının iyileştirilmesi için eylem planları tasarlanabilir.

 

2.4. Sanayi

Dünya ticaretinde ileri teknolojiye dayalı ürünlerin payının son yıllarda hızla artması, uluslararası rekabetin özellikle bilim ve teknoloji yarışı şeklinde ortaya çıkacağına işaret etmektedir. Bu nedenle teknolojik ilerleme ve yenilikçilik alanında atılacak adımlar Türk imalat sanayinin uluslararası rekabeti için büyük öneme sahiptir. Üstelik Çin ve Hindistan gibi ülkelerin küresel rekabet sahnesine çıkmasıyla birlikte, ucuz işgücüne ve düşük maliyete dayalı bir rekabet yöntemiyle sürdürülebilir büyümenin mümkün olmadığı görülmektedir. (2)

 

AB’ye üyelik sürecinde Birlik’in izlemekte olduğu Lizbon Stratejisi’ndeki hedefleri yakalayabilmek için yenilikçilik ve AR-GE faaliyetlerinin üniversitelerden ekonomilere doğru uygulanmaya konması gerekmektedir. Firmaların teknolojik bakımdan gelişmelerini teşvik edecek politikaların yanı sıra sanayimizin teknoloji yoğun alanlara yönelmesini sağlamak önceliğimiz olmalıdır. Türk imalat sanayinde son yıllarda orta ve yüksek teknolojili sektörlere doğru bir kayma olduğu doğrudur. Ancak bu sektörlerdeki ithal ara girdiler ihraç edilen ürünlerin katma değerlerinde fark edilir bir artış olmasını engellemektedir. (3) Dolayısıyla küresel ekonomiyle her geçen gün daha da bütünleşen Türk ekonomisi ithal girdilere bağlı bir ihracat artışı gerçekleştirebilmektedir. Sanayimizin katma değerinin artırılması için de teknoloji yoğun sektörlere odaklanmak kadar ithal ara girdilerin AR-GE faaliyetleriyle ileriye dönük üretimlerine hazırlık yapılabilir. Önümüzdeki beş yıllık dönemde Türk imalat sanayinin dışarıya bağımlılığının artacağı tahmin edildiğinden, ithal ara girdilerin yerli imkânlarla tedariki verimlilik ekonomisine katkıda bulunacaktır. Diğer taraftan teknoloji yoğun sektörlere dönük AR-GE faaliyetlerinin (4) Türkiye geneline yaygınlaştırılması ve teknoparkların etkinliğinin artırılması 2015 yılına kadar başvurulabilecek adımlar olabilir.

 

2.5. Enerji

Petrol fiyatlarının son iki yıl zarfında hızla yükselmesine karşın Türkiye dünyanın enerji ihtiyacı en hızlı artan birkaç ülkesi arasındaki konumunu korumaktadır. Dış ticaret açığının yarısından fazlasına sebep olan petrol ve doğalgaz ithali enerji sektöründe alternatif kaynakların kullanımına yönelik teknolojik gelişimi zorunlu kılmaktadır. Başta hidrojen enerjisi olmak üzere hidrolik enerji, rüzgâr ve güneş enerjisi ve nükleer enerji Türkiye’nin 2015 yılına kadar atılım yapması tasarlanan alanlardır. Küresel enerji teknolojilerinde yakın zamanda öncelikli bir konuma sahip olacağı düşünülen hidrojen enerjisinin Kyoto Protokolü ile karbondioksit emisyonuna getirilen kısıtlamalar nedeniyle öneminin artacağı tahmin edilmektedir. (5) Çevre dostu ve ideal bir enerji taşıyıcısı olan hidrojen enerjisinin özellikle yakıt pilleri kapsamında geliştirilmesi ve bu alanda bir altyapının hazırlanması beklenmektedir. Hidrolik enerji alanında Türkiye’deki hidrolik potansiyelin inşa edilecek küçük hidroelektrik santraller ile ilerleme kaydedebileceği tahminler arasındadır. Rüzgâr enerjisinde de verimi yüksek türbinlerin kullanılmaya başlanması ve yurt genelinde rüzgâr alan bölgelere yayılması ve güneş enerjisi alanında ısı üretecek termal sistemlerin geliştirilmesi mümkün gözükmektedir. (6) Nükleer enerji üretimi için mevcut siyasi irade tarafından kurulması planlanan santrallerin inşası önümüzdeki beş yıl içinde devam edecektir. Bu süreçte nükleer enerjinin kullanımı ile ilgili işletme güvenliği ve radyoaktif yakıtların yönetimi konuları ile ilgili kamunun tatmin olacağı teknolojik ilerleme sağlanabilir. (7)

 

TÜBİTAK’ın hazırladığı Stratejik Vizyon 2023 adlı çalışmada 2010 yılından itibaren gelişmiş insan-makine ara yüzleri, biyomekatronik yapılar, biyoelektronik devreler ve yüksek yoğunluklu taşınabilir enerji birimleri ileri teknoloji ürünlerinde yer almaya başlayacaktır. Bu temel özelliklerin ürünlerde uygulanabilmesi için TÜBİTAK biyoteknoloji, mikro elektromekanik sistemler (MEMS) ve nanoteknoloji alanlarına odaklanma gereğini vurgulamaktadır. (8) Bu üç kilit alana yoğunlaşmak için gerekli AR-GE faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde Ulusal Araştırma Programlarının finansmanı olarak bir Ulusal AR-GE Fonu’nun kurulması tavsiye edilmektedir. AR-GE yoğunluğunun (AR-GE harcamaları/GSYİH) 2015 yılında bugünkü % 0,64 değerinden % 2’ye çıkarılması da TÜBİTAK’ın aynı kapsamdaki hedef-tespitleri arasındadır. (9)

 

Stratejik Vizyon 2023 belgesindeki hedefler doğrultusunda atılacak adımlar zorlu bir sürecin Türkiye’yi beklediğini göstermektedir. Siyasi sahiplenmenin sağlanması ve yukarıda bahsedilen muhtemel siyasi krizlerin önlenmesi durumunda belgedeki hedeflere ulaşılması mümkün olabilir.

 

2.6. Türkiye’de Teknoloji Geliştirme Bölgeleri

1970'li yıllarda petrol fiyatlarında meydana gelen ani yükselmeler, bütün ülkelerde büyük maliyet artışlarına yol açmış ve bunun sonunda bütün sanayi dallarında durgunluk ve üretimde azalma baş göstermiştir. 1970–1980 döneminde sanayideki durgunluğu ortadan kaldırmak amacıyla özellikle ABD ve Japonya gibi ülkelerde sanayi yeni AR-GE faaliyetlerine giderek, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla yakın bir işbirliği başlatmıştır. Son 30 yıldır Türkiye’de teknolojinin anlaşılması, uygulanması, geliştirilmesi amacıyla sürdürülen faaliyetler, artık teknolojinin üretimi safhasına gelmiştir. Entelektüel ve teknolojik gelişim bölgenin bir kazanımıdır. Hindistan’dan, Çin’den, Amerika’dan gelen teknolojinin maliyeti bölgede üretilenden pahalı ise bölge teknolojilerinin kullanılması daha akılcı olacaktır. Türkiye’yi tanımak faydalıdır…

 

3. Yeni Teknolojiler

1980’li yıllarda tespit edilen yeni teknolojik gelişim alanları aşağıda verilmiştir. 2011 yılına gelindiğinde nano-teknolojidışında fazla olumlu bir değişiklik bizim aklımızda yok! Bununla beraber, dünya ısınıyor, küresel kuraklık ve kıtlık geliyor. Nefes alamayan bir dünya… İşte bu aşamada yeni teknolojilere ve buluşlara ne kadar çok ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor. Akşamdan sabaha yeni teknoloji bulunmuyor! Dünyayı, çevremizi ve ülkemizi kirletmeyelim!

 

Dünyada konuşulduğu üzere, bu çalışmaya yeni teknolojilerle giriş yapılabilir. Yeni teknolojilerin neler olabildiği aşağıda sıralanmıştır.

 

• Enformasyon teknolojileri ve yazılım
• Yeni malzemeler, nano-teknolojiler
• Biyoteknoloji
• Yeni enerji kaynakları
• Uzay teknolojileri
• Esnek imalat sistemleri, otomasyon ve robotik üretimler

 

Bu alanlarda önemli teknolojik ilerlemeler olmuş, yeni mallar ucuz fiyatlarla daha çok fonksiyonlu ve daha küçük hacimlerde üretilerek pazara sürülmüştür. Bu teknolojilerde insanoğlunun emeği vardır. Gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş beyinleri kiralanmış ve bu teknolojiler kazanılmıştır. Bölge ülkelerinin kendi teknolojilerini yaratmaları akıllı inisiyatifle sağlanabilir…

 

3.1. Türkiye'deki Durum 

Türkiye'de teknopark olgusu çerçevesinde ilk adım 1991 yılından itibaren atılmış, KOSGEB'in girişimi ile ODTÜ ve İTÜ'de birer tane Yenilik Merkezi türünde, Teknoloji Geliştirme Merkezi açılmıştır. Teknopark olgusunun 90'lı yıllarda dünyadaki gelişme trendi, bu konunun ülkemizde de yoğun olarak tartışılmasına neden olmuştur. 26 Haziran 2001 tarihinde çıkartılan 4691 sayılı ''Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'' ile bu konu yasal zemine oturtulmuştur. Dünyadaki, başarılı olmuş teknoparklara bakıldığında, bunların kurulduktan uzun bir süre sonra (5–10 yıl), amaçlanan sonuçları vermeye başladıkları görülmektedir. Son on yılın ürünü olan teknoparkların 2008 içinde sayısının 30 civarında gerçekleştiğini, ancak başlangıçta birkaç tanesinin konumları gereği başarılı olduğu görülmüştür.

 

04.02.2011 tarihi itibarıyla bir değerlendirme yapmak gerekirse, konuya ilişkin görüşlerimiz şöyle özetlenebilir. Teknoloji geliştirme bölgeleri projesi önemlidir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın bu projesi tahminlerin üzerinde başarılı olmuştur. Bilim insanları emeklerini bir proje ile özdeşleştirmeye çalışmışlardır. Reel projelerin gerçekleştirilmesine yönelmişlerdir. Türkiye’de kurulmuş olan teknoloji geliştirme bölgelerinde, sanayi bölgelerinde, organize sanayi bölgelerinde, 40 civarında üniversite teknoparkında öğretim üyelerinin şirket kurması ve üniversite ile sanayi arasındaki işbirliği faaliyeti fütürist, ancak cesur bir yaklaşımla teşvik edilmektedir. Ulusal teknolojik gelişmenin yanında uluslararası işbirliği de gelişmektedir. Petrol, 2002 yılından başlayarak varili 25 dolardan 2008 yılında 150 dolara yükselmiştir. 2011 yılında 75 $ mertebesine inmiş olan petrol, sanki Ocak 2011 Yasemin Buhranı’yla tekrar fırlayacak gibidir… Bu iniş ve çıkışların zararını gelişmemiş ülkeler daha çok çekerler. 2015 yılları nazara alındığında; teklif edilen işbirliği projesinin altyapısı, teknik ve stratejik ilgi alanları itibarıyla ne denli önemli olduğu anlaşılabilir. Bu çalışmanın sonuçlar bölümünde faydalı işbirliği teklifleri vardır. Türkiye’yi tanımak bilhassa faydalı olacaktır… Yeni teknolojilerin her üç, beş yılda yaratılmasının mümkün olmadığı da bilinmektedir.

 

3.2. Ekonomik Yapı Hakkında Göstergeler  

Türkiye’de cirolarına göre sıralanmış ilk 500 firmanın 250 adedi İstanbul’da yerleşiktir. İstanbul’daki endüstrilerin faaliyet alanlarına ve cirolarına göre dağılımı aşağıdaki tabloda görülmektedir.

 

Tablo-1 İstanbul’daki Sektörel Güç*

Sektör

Firma Sayısı

Ciro (Tl.) 

% Dağılım

Enerji-Petrol 

22.663.905.608.664.500 

24,08% 

Otomotiv 

15 

12.480.011.728.545.500 

13,26% 

Elektrik-elektronik 

18 

10.249.726.726.136.700 

10,89% 

Bilişim 

36 

10.034.018.020.094.000 

10,66% 

Ticaret-hizmet 

19 

6.716.988.636.390.340 

7,14% 

Gıda

29

5.869.634.266.768.810

6,24%

Tekstil

45

5.742.006.812.158.950

6,10%

Tütün

3

4.068.831.528.450.550

4,32%

İlaç-kimya

18

3.975.354.223.655.210

4,22%

Demir-Çelik

10

2.739.979.869.045.640

2,91%

Bira

8

1.530.060.162.340.150

1,63%

Metal

7

1.407.883.065.587.660

1,50%

Lastik

2

864.961.225.469.000

0,92%

Ağaç-Orman

6

683.260.849.296.421

0,73%

İnşaat-İnşaat malzemeleri

5

633.259.017.000.000

0,67%

Ambalaj

7

576.155.630.285.395

0,61%

Basın

3

563.303.251.000.000

0,60%

Plastik

5

562.788.298.239.823

0,60%

Makine

4

552.212.048.741.500

0,59%

Çimento

3

521.229.203.228.156

0,55%

Kuyum

2

455.751.954.563.341

0,48%

Madencilik

3

193.315.660.729.171

0,21%

*2005 yılına aittir. Genel fikir vermek için faydalı olabilir. Enerji ve bilişim sektörü artmıştır.

 

3.3. Teknoloji GeliştirmeBölgelerinin Faaliyet Gösterebileceği Teknolojik Alanlar

• Kara, hava, deniz araçlarında gömülü teknolojiler,
• Uzaktan algılama,
• İleri teknoloji yapı elemanları ve malzeme,
• Robotik,
• Savunma ve güvenlik ileri teknoloji alanları,
• Radar ve güdüm teknolojileri,
• Yazılım ve kaynak kodları yazılımları,
• Fiber optik teknolojileri,
• Lazer uygulamaları,
• Uzay teknolojileri,
• Tıbbi mühendislik,
• İleri teknoloji enerji üretimi,
• Bilişim,
• Cam-seramik,
• Elektrik, elektronik, elektro-optik,
• Tekstilde ileri teknoloji uygulamaları,
• Yapay zekâ uygulamaları,
• Gıda teknolojileri,
• Çevre ve koruma teknolojileri.

 

3.4. TGB Projeleri Özel Amaçları ve Hedeflenen Somut Projeler

• Kara, hava, deniz, uzay araçları, uzaktan algılama, malzeme, yapı elemanları, tıbbi teçhizat, donanım, optik, robotik, elektronik alanlarda yeni teknoloji üretmek,
• Yeni teknolojiyi ve bilgiyi ticarileştirmek,
• Bölgelere ve ülkeye katma değer sağlamak,
• Bilim adamlarının keşif yeteneğini teşvik etmek,
• Üniversiteleri AR-GE projeleri ve endüstriyle buluşturmak,
• AR-GE projelerini somut prototiplere dönüştürmek,
• Patentleri ticarileştirmek,
• Savunma projelerine altyapı oluşturmak ve prototip üretmek,
• Yazılım kaynak kodları üretmek,
• İstihdama ve ekonomiye katkıda bulunmak,
• Bölgenin teknik alanda ve iktisaden kalkınmasını sağlamak,
• Üniversitelerin vizyonunu yeni ve ileri teknoloji üreterek geliştirmek,
• Üniversiteleri dünyadaki emsalleriyle rekabet edebilir bilim ve uygulama gücüne eriştirmek,
• Ülke genelinde, teknoloji geliştirme bölgeleri tasarlamak,
• Bölgenin sosyal refah ve kültür seviyesinin gelişimine katkı sağlamak.

 

3.5. Diğer Amaçlar

• Bölgede ileri teknoloji ile uğraşan şirket sayısını artırmak, bu şirketlerin kuruluş ve gelişimine katkı sağlamak,
• Bu konuda yeni şirketlerin doğmasına katkıda bulunmak,
• İleri teknoloji ile uğraşan şirketlere araştırma ortamı yaratmak,
• Üniversite-Sanayi işbirliği içerisinde öğretim üyelerinin sanayi ile çalışmasını sağlamak,
• Ülkede, özgün ileri teknoloji üretimi fikrinden hareketle, “Üniversite-Kobi” işbirliği ile yatırım uygulamalı endüstriyel projeler yaratmak.

 


4. Sonuçlar

Tekno-entelektüel bir çalışmada teknik önerilerin olması gerekir. Bu sebeple, bu çalışmada İstanbul’da yerleşik sanayi kurumlarının bir tablosu ve teknoloji geliştirme bölgelerinde olabilecek sektörler hakkında genel bir değerlendirme sunulmuştur.

 

Muasır medeniyeti, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” felsefesiyle yakalamak mümkündür. Ülke kalkınmasında; vizyon sahibi, görev ve sorumluluğu benimsemiş, Türkiye’nin uygarlaşma projelerine gönül vermiş, seçkin, uyumlu ve görev bilinci yüksek bir kadro ile çalışmak önemlidir. Bu vasıflar iyi eğitim almış iş gücünün değerleri olduğu takdirde, 2015 TÜRKİYE’Sİ zengin ve bölgenin parlayan yıldızı olacaktır.Bu tespit, Türkiye ile bölgesel işbirliği geliştirmek isteyen ülkeler için önemlidir.

 

2015 yılında Türkiye; “Teknoloji Geliştirme Üssü” olabilir. Çok iyi yetişmiş teknik kadrolarla bu proje gerçekleştirilebilir.Başarı; sabırlı ve kararlı bir çalışmanın, dürüst bir emeğin, çağdaş bilimin ve uygarlığın ürünüdür. Başarıyı hak etmek inancı, vizyonun esasını teşkil edecektir. Böyle bir Türkiye ile ortaklık kurulması akıllı bir inisiyatiftir. Burada inisiyatif, bir girişim ve teşebbüs olarak anlaşılmalıdır.

 

Türkiye’nin AVRASYA köprüsündeki stratejik konumuyla ve demografik yapısıyla bölgesinde “Teknoloji Üssü” olması mümkündür. Bu üsse; bölgeyle ilişkili devletlerin ve Türkiye’nin; moral değerler, teknik, ekonomik, güvenlik ve politik nedenlerle ihtiyacı vardır. Bu proje, Türkiye’nin gelişmesine ve içinde bulunulan koordinatlardaki bölge ülkelerinin uygarlaşarak kalkınmasına, kalıcı bir istikrarın ve barışın sağlanmasına katkı sağlayabilir.

 

Fakirliğe bir çözüm olması amacıyla, “işbirliği platformu projesi”geliştirilmesi bölge ülkelerine önerilmiştir. Projenin önemli niteliği teknolojik ve eğitim işbirliğinin ön plana çıkarılması olarak görülebilir. Siyasetin dışında, bir işbirliği inisiyatifi olarak proje, bölgede 30 ülkeyi ve bir milyar nüfusu ilgilendiren bir idealolarak geliştirilebilir. Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın bu projede yer alması faydalı olabilir.

 

Bilimsel ve teknik araştırmaların, ekonomik kalkınma ihtiyacına cevap verecek şekilde reel sektörle uyumunun Türkiye’de somut projelerle başarılması gerekliliktir. İktisadi politikalar ile bilim ve teknoloji politikalarının birlikte değerlendirilip tasarlanması ve bu süreci yönetecek eğitimli insan kaynağının sağlanması faydalı olabilir. Bu nitelikli insanların (tekno-ekonomistler) yetişeceği ve iktisadi konular ile bilimsel araştırmaların birlikte yürütüldüğü programların ortaya konacağı “Tekno-ekonomi Enstitüleri” gibi eğitim kurumlarının hayata geçirilmesi düşünülebilir. (10) Bu enstitüler dünyadaki teknolojik gelişmelerin yakından izleneceği ve AR-GE faaliyetleri ile ekonomik faydaya dönüştürüleceği teknoparkları destekleyen kurumlar haline getirilebilir. Bu kuruluşların entelektüel altyapısı Türkiye’de mevcuttur.

 

İşbirliği inisiyatifininbu projeyi gerçekleştirmesi, küresel politikalar ile bağdaşmayabilir. Bölge kendi mayası dışındaki magnetik güçlerin çekim alanına tabi olabilmektedir. Son 100 yıllık geçmişin nostalji olarak anımsanması insani ve tarihi bir hoşgörüyü gerektirmektedir.

 

Üniversite-sanayi işbirliğinin artırılması için sayıları Türkiye genelinde 40’a yaklaşan teknoparkların katkıları ile bilimsel çalışmalar teknolojik ilerlemede daha verimli uygulanacağı gibi, tekno-ekonomi enstitüleri de makroekonomik iklimin elverişli olmasını sağlayabilir. Bu tekno-entelektüel yapının faydalı hale getirilmesi işbirliği inisiyatifiiçin de faydalı olacaktır.

 

Gelişmekte olan ülkeler gelişmelerinin önünde önemli bir enerji tedariki sorunu ile karşılaşmışlardır. Bugünlerde Orta Doğu Bölgesi’nde meydana gelen gelişmeler petrol fiyatını olumsuz olarak etkileyebilir. Türkiye’nin 40 milyar dolar olan petrol harcamalarının beklenmedik şekilde yükselmesi ülkenin ve bölgenin kalkınmasının önünde önemli engel olacaktır. Bu çıkmazdan kurtuluş için, enerji ihtiyacının ekonomik yöntemlerle tedariki ön plana çıkacaktır. Bölgede “Eğitim ve Teknoloji Üssü” olabilmek amacıyla Avrasya koordinatında “İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi” projelerininbaşlatılması mümkün olabilir. Teknoloji Üslerinin yaratılması, bugünden yarına olabilecek bir mesele değildir. Kalkınma ajansları vasıtasıyla bu projeler desteklenebilir. Türkiye’nin son yıllarda dünya bilimsel makale atıf endeksi sıralamasında kayda değer yükselişine rağmen uluslararası patent edinmede hala çok gerilerde olması da aynı sorunun sonucudur. Bilimsel bulguların sadece sayfalar arasında kalmasının engellenmesi için ekonomik sektörlerdeki teşebbüs ile bilimsel kurumlardaki çalışmaların uyumu önem arz etmektedir.

 

Nitekim bilgi ekonomisine dönüşüm sürecinde Türkiye’nin atmak zorunda olduğu adımlarda (nanoteknoloji, biyoteknoloji, MEMS) bilimsel araştırma-teknoloji geliştirme eşgüdümü kadar makroekonomik değerlendirmelerle kilit sektörlerde üretime yönelmek de gerekmektedir. Türkiye’nin önümüzdeki beş yıl süresince beklenen yüksek büyüme potansiyelinin süreklilik arz etmesi için teknoloji yoğun sektörlerle desteklenen bir ekonominin yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Türk ekonomisinde bu yapılanmanın kurulacak Ulusal Yenilik Sistemi ile yenilikçiliğin ve artarak devam etmesi gereken AR-GE teşvikleri ile yaygınlaşacak teknoloji tabanlı üretimin gerçekleşmesi beklenmektedir.

 

Dünya ekonomisindeki yapısal değişikliklerin erken fark edilmesiyle alınacak kararlar yenilikçilik ve AR-GE çalışmalarının Türk ekonomisinin dinamik bir uzvu olması için gereklidir. Böylece ekonomisindeki Toplam Faktör Verimliliğini (TFV) artıran Türkiye uluslararası rekabette de belirgin bir sıçrama gerçekleştirebilir. (11) Ülkenin petrol ve petrol ürünleri gideri bugün kırk milyar dolardır. 2015 yılında bugünkü petrol fiyatlarıyla giderin 70 milyar doları geçmesi beklenir. Petrol fiyatlarında artış devam ettiği takdirde Türkiye’nin 2015 yılında petrole yüz milyar dolar ayırması gerekebilir. Bugünkü sanayileşme hızıyla devam edildiği takdirde, Türkiye’nin 2015 yılında yurtdışından satın aldığı mamul ve yarı mamul ürünlerin yıllık tutarı iki yüz elli milyar dolar olabilir. Bu günlerde 160 milyar dolar civarında olan bu rakam, beş yıl içerisinde Türkiye’nin ithal ikameyi artırması fırsatını doğurabilir. İleri teknoloji alanlarında bugün yapılacak yatırımlar sonucunu beş yıl sonra verebilir. Ülkenin topyekûn sanayisinin her alanda geliştirilmesi için; gömülü teknolojilere, bilgi teknolojilerine, eğitim ve enerji sektörlerinde yeni kuvvet çarpanlarına ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Türkiye’nin yetişmiş insan gücü Türkiye’yi bölgede bir çekim merkezi olarak geliştirebilir. Gelişmiş ulaşım, telekomünikasyon, internet ve bilgi teknolojileri imkânlarının kullanımıyla; bölgesel ve küresel bazda ham bilginin alınması, işlenmesi ve ihracatı ülkeye büyük katma değer kazandırabilir. Son 20 yıllık bir perspektifte 200 milyar dolar potansiyele erişmiş olan; otomotiv sanayii, kimya sanayii, gemi sanayii, uçak sanayii, savunma sanayii yatırımları, ülkede teşvik edilecek öncelikli sektörler olarak seçilerek bu sektörlerde gelinmiş olan platformlardan süratle yükselme imkânları bulunabilir.

 

İstihdamın ve gelir adaletinin sağlanmasında, yabancı sermayenin ülkeye akışının teşvikinde, bu sektörlerin idari mekanizmalarla kurumsal uyumun sağlanması, siyasi istikrarın ülkede sağlamlaştırılması, rasyonel ve verimli çalışma imkânlarınınyeni teknolojilerle geliştirilmesi önemli görülmektedir. Bu çalışmada; Türkiye’nin siyasi, kurumsal, teknolojik ve bilimsel potansiyeli genel bir üslupla yorumlanırken, Türkiye’yi ve bölgeyi idare eden mekanizmalar için işbirliği girişiminin önemi, tekno-entelektüel bir yaklaşımla vurgulanmıştır. Gerekli notların alınması ilgililerin takdirine bağlıdır…

 


Kaynakça

  

Kaynakça Notu: Bu çalışma aşağıdaki kaynakların kullanılmasıyla hazırlanmış bir derleme çalışmasıdır. Geniş bir dokümantasyon taraması yapılmış, siyasi ve sosyal konulardan ziyade, teknik bir konsept ile işbu raporun hazırlanmasına özen gösterilmiştir. Ülkemizin geleneksel devlet yönetimi tecrübesi ve adabı düşünüldüğünde, ülkenin siyaseten idaresi yanı sıra, bürokratik bir yönetim sisteminin ve gücünün olduğu görülür. Bu gerçekten hareketle, DPT, TOBB, TÜBİTAK, TÜSİAD gibi kurumsal yapıların kadrolarında bulunan değerli bilim insanlarının kurumlara olan katkısı önemli görülmektedir. Bu çalışmanın yapılmasında söz konusu kurumların çalışmalarını dikkate almanın akılcı bir yaklaşım olacağı düşünülmüştür. Bu fikirden hareketle, adı geçen kurumların güncel ve süreli çalışmaları derleyici grupça gözden geçirilerek bu çalışmada yararlanılmıştır.

 

(1) Devlet Planlama Teşkilatı, (2006), Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), Ankara: DPT.  

 

(2) Devlet Planlama Teşkilatı, (2007), Sanayi Politikaları Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara:  Komisyon Üyeleri.

 

(3) A.g.e., s. 43.

 

(4) Genel anlamda mevcut teşvikler kast edilmektedir. Örneğin: Ar-Ge faaliyetlerinin vergiden muaf tutulması.

 

(5) TÜBİTAK (2004), Enerji ve Çevre Teknolojileri Stratejisi, Ankara: Vizyon 2023 Projesi Enerji ve Çevre Teknolojileri Strateji Grubu.

 

(6) A.g.e., s. 13.

 

(7) A.g.e., s. 17.

 

(8) TÜBİTAK (2004), s. 32.

 

(9) TÜBİTAK (2004), s. 29.

 

(10)  Soyak, Alkan, (2007), Ulusal Yenilik Sistemi ve Kurumsal Arayışlar: ‘Teknoekonomi Enstitüleri’, Bilim ve Ütopya, 154.

 

(11)  Soyak, a.g.e.

 

Devlet Planlama Teşkilatı, (2001), Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı-Ortaöğretim: Genel Eğitim, Meslek Eğitimi, Teknik Eğitim Özel İhtisas Komisyonu (ÖİK) Raporu, Ankara: Komisyon Üyeleri. 

 

Devlet Planlama Teşkilatı (2003),  Bilgi Ekonomisine Geçiş Sürecinde Türkiye Ekonomisinin Dünyadaki Konumu. Ankara: Saygılı, Şeref.

 

Devlet Planlama Teşkilatı (2003), Bilgi Ekonomisi ve İşgücü Piyasası: Eğilimler, Fırsatlar ve Riskler. Ankara:  Kelleci, Mehmet Ali.

 

Devlet Planlama Teşkilatı (2007), Bilgi ve İletişim Teknolojileri Özel İhtisas Komisyonu (Bilgi Teknolojileri Alt Komisyon Raporu). Ankara:  Komisyon Üyeleri.

 

Devlet Planlama Teşkilatı (2007), Dış Ekonomik İlişkiler Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Ankara:  Komisyon Üyeleri.

 

Işık, Yusuf (2005), Lizbon Stratejisi Işığında Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Bilgi Ekonomisi Doğrultusunda Gelişme Perspektifleri. İstanbul: 14. Ulusal Kalite Kongresi 

 

Soyak, Alkan, (2008), Tekno-ekonomi Politikalarının Işığında “Ulusal Yenilik Sistemi ve İnsan Faktörü. Bilim ve Ütopya, 165.

 

Şahinkaya, Serdar (2008), Türkiye Ekonomisinin Seyir Defterinden Kolaj: 2007’den 2008’e. Stratejik Analiz, 93, 74-76.

 

TÜBİTAK (2004), Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları 2003-2023 Strateji Belgesi. Ankara: Vizyon 2023 Strateji Grubu.

 

Alnıak, M. Oktay (2009), “Değerlerimiz ve Türkiye”, Yüzüncü yıl Yayınevi 2009

 

Teşekkür: Grup çalışması kültürü ile BİLGESAM Stratejik Araştırma Merkezi’nce basılmış M. Oktay ALNIAK çalışması “Türkiye’nin 2013 yılındaki Teknik Gücü” Raporu’na katkı sağlayan İbrahim Güneş, Erdem Kaya, Duygu Beker’e teşekkür ederim. Söz konusu rapora ilave olarak, çalışmalarımızda stratejik bir bakış açısı geliştirmemiz için emek veren Pelin Yılmaz ve Reyyan Kavak’a ayrıca teşekkür ederim. Takdirlerimi sunarım.

Back to Top