Almanya’nın İran Politikası

Dr. Elnur İSMAYIL
09 Eylül 2015
A- A A+

İran ve P5+1 (ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya artı Almanya) arasında Viyana’da nükleer görüşmelerden olumlu sonuç çıkması, Batılı devletlerin bu ülkeye politik ve ekonomik olarak yeniden açılması için olanak tanımaktadır. Özellikle, uluslararası yaptırımlar uygulanmadan önceki dönemde İran’la politik, ekonomik ve askeri alanda işbirliği içerisinde olan ülkeler görüşmeler sonuçlanmadan Tahran’la yeniden ilişkilerinin çizgilerini belirlemeye çalışmaktadır. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Almanya, Fransa ve İtalya hükümetleri Tahran’a kendi üst düzey temsilcilerini göndermiştir. İspanya ise, Eylül ayında Tahran’da görüşmeler için heyet göndermeyi amaçlamaktadır. Avusturya cumhurbaşkanı da 7-9 Eylül tarihlerinde Tahran’ı ziyaret edecek ilk Batılı devlet başkanı olmak niyetindedir. Bu ülkeler arasında Almanya’ya ayrıca değinmek gerekmektedir. Almanya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi olmamasına rağmen nükleer müzakerelerde taraflardan biri olarak süreç boyunca sorunun çözümüne yönelik aktif politika izlemiştir. Tarihsel olarak Berlin-Tahran ilişkilerindeki işbirliği ve karşılıklı güvenin nükleer anlaşması sonrasında bu ülkede Almanya ekonomik yatırım yapmaya sıcak yaklaşacağını beraberinde getirebilir. Viyana Anlaşması sonrasında Tahran’ı ilk ziyaret eden Batılı bir üst düzey yetkilinin de Almanya Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Sigmar Gabriel olması ileriki dönemlerde Berlin’in bölgedeki ilişkilerinin yeni bir şekil alacağının göstergesidir. Tarihsel planda politik ve ekonomik ilişkilerin kısaca yorumlandığı bu analizde, 14 Temmuz 2015 tarihinde P5+1 ülkeleri ve İran arasında imzalanmış tarihi anlaşma sonrasında Berlin-Tahran ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirilmeler yapılmaktadır. Ayrıca 2015 yılında ikili ilişkilerinin 50. yıldönümünü kutlamaya hazırlanan Almanya ve İsrail’in Berlin-Tahran ilişkilerindeki yaklaşımdan nasıl etkilenebileceğine değinilmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top