Japonya’nın Yeni Güvenlik Yasası: Pasifizmin Sonu mu?

A- A A+

Bölgesel rekabetin son yıllarda daha da arttığı Asya-Pasifik bölgesinin başlıca aktörlerinden Japonya, Başbakan Şinzo Abe liderliğinde, askeri gücünü artıracak adımları birbiri ardına atmaya devam etmektedir.  2012’de görev başına gelen Abe’nin ilk icraatlarından biri savunma gücünün geliştirilmesinin önünde engel teşkil eden kısıtlı savunma bütçesini artırmak olmuştur. Akabinde güvenlik sorunlarının ivedilikle ve bürokratik engellere takılmadan ele alınması için Aralık 2013’te Ulusal Güvenlik Konseyi kurulmuş, Nisan 2014’te İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uygulamaya konan silah ihracatı kısıtlamalarının hafifletilmesi kararı alınmış, 1997 yılından beri yenilenmeyen ABD-Japonya Savunma İşbirliği İlkeleri belgesi yenilenmiştir. Temmuz 2014’te ise kabine, Japonya’nın ülke dışında askeri operasyonları engelleyen anayasa maddesinde yorum değişikliğine gitmiştir. Söz konusu yorum değişikliği gerek yurt içinde gerekse yurt dışında en fazla tepki çeken adım olmuştur. Hükümetin ortak meşru müdafaa kapsamında ülke dışına asker yollanabileceği yorumu, ülkeyle özdeşleşen anayasal pasifizmden giderek uzaklaşılmaya başlandığı yorumlarına sebep olmuştur.

 

İkinci Dünya Savaşı sonrası dış politikasında askeri güç olmama ve nükleer silah üretmeme ilkelerini temel alan Japonya, anayasanın savaştan uzaklaşmayı ve  ordu bulundurmamayı öngören 9. maddesini katı bir şekilde yorumlamış ve ülkeyi sadece dış saldırılardan koruyacak bir askeri güç geliştirmiştir. Ancak zaman içerisinde Öz Savunma Kuvvetleri adı verilen bu gücün Birleşmiş Milletler’in (BM) barış gücü operasyonlarına katılımının önü açılmıştır. Bu yenilik anayasanın nasıl yorumlanacağı hususunda ilk tartışmaları beraberinde getirmiştir. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrası terörle mücadele amacıyla Öz Savunma Kuvvetleri Yasası’nda birtakım düzenlemeler yapılmış ve Japonya’nın Irak’taki yeniden inşa ve insani yardım faaliyetlerine katılımının önü açılmıştır. Yine tartışmalara sebep olan bu düzenleme, Öz Savunma Kuvvetleri’nin BM operasyonları dışındaki operasyonlara müdahil olmasına temel teşkil etmesi bakımından önem taşımaktadır.

 

Abe hükümeti, Temmuz 2014’te anayasanın yorumlanması tartışmalarını yeniden alevlendirecek şekilde Öz Savunma Kuvvetleri’nin ortak meşru müdafaa adına ülke dışındaki askeri operasyonlara katılımına izin verecek şekilde yorumlanmasını önermiştir. Bu kapsamda müttefiklerden birinin saldırıya uğraması halinde Japonya’nın yardım amacıyla ülke dışında askeri güç kullanması mümkün hale gelmektedir. Güç kullanımını yasaklayan anayasanın aynı zamanda halkın barış içinde yaşama hakkını vurguladığının altını çizen Tokyo yönetimi, Japon halkının bu hakkını korumak için ortak meşru müdafaa kapsamında güç kullanımı dahil, gerekli tedbirlerin alınmasının anayasaya uygun olduğunu belirtmektedir.(1)

 

Hükümetin bu yeni yorum önerisinin kabul edilebilmesi için parlamentonun onayına ihtiyaç duyulmaktaydı. Beklendiği üzere 16 Temmuz 2015 tarihinde alt meclisten geçen yasa teklifi, 19 Eylül 2015’te de büyük tartışmaların ardından üst meclisten geçmiştir. Ülkede yüz binlerce kişinin katıldığı dev protestolara ve muhalefetin oylamayı geciktirmeye yönelik tüm çabalarına rağmen, milletvekillerinin toplu kavgalarının dahi yaşandığı oldukça gerilimli oylama sonunda yasanın kabul edilmesi büyük yankı uyandırmıştır.

 

Yeni yasanın neler getirdiğine bakıldığında, öncelikle Japonya’nın deniz aşırı ülkelere asker göndermesi ve Japon toprakları doğrudan saldırıya uğramasa dahi, ABD veya müttefiklerden birinin saldırıya uğraması durumunda Japonya’nın yardıma gitmesi mümkün hale gelmektedir. Ayrıca ABD-Japonya ittifakı kapsamında Japonya’nın bundan sonra güvenlik anlamında daha fazla sorumluluk alacağı öngörülebilir ki ekonomik sorunların artış gösterdiği ABD’nin uzun süredir bu yönde talebi söz konusudur. Öte yandan yeni yasa Avustralya, Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkeleriyle güvenlik temelli ortaklıklar kurma hususunda Japonya’yı daha inandırıcı bir aktör haline getirmektedir. Dolayısıyla Tokyo’nun daha kapsamlı ve güçlü askeri ortaklıklar kurma girişimlerinde bulunması beklenebilir. Daha az önemli olmakla birlikte, Japonya’nın bundan sonra BM operasyonlarında daha aktif şekilde yer alacağı söylenebilir. Takushoku Üniversitesi’nden Prof. Hideshi Takesada, söz konusu yasayı, Japonya’nın savunma odaklı politikası sebebiyle müdahalede bulunamadığı dönemin bittiğine ilişkin psikolojik bir mesaj olarak yorumlamaktadır.(2)

 

Yeni yasayla birlikte, örneğin, Kuzey ile bir çatışma durumunda Güney Kore’ye lojistik destek vermek, Kuzey Kore’nin ABD’yi hedef alan füzelerini düşürmek (Japonya için tehdit unsuru oluşturmasalar dahi), deniz ticaret yollarının güvenliğini sağlamak (bu yolların kullanımının kısıtlanması Japonya’nın bekası için tehdit oluşturması durumunda)  için askeri operasyon düzenlemek, silah kullanımı içeren rehine kurtarma operasyonları icra etmek mümkün hale gelmektedir.(3)

 

Yasaya karşı çıkanlar ise söz konusu değişikliğin anayasaya aykırı olduğunu belirtmekle birlikte Japonya’nın ABD tarafından Orta Doğu’da başlatılan savaşlara müdahil olma riskini artırdığını vurgulamaktadır.(4) Endişelerden biri de ABD ile çatışan tarafların Japonya’yı da düşman olarak görmesidir ki bu anlamda IŞİD temel referans noktasıdır. IŞİD’in Suriye’de Japon rehineleri infaz etmesinin üzerinden sadece 8 ay geçmiş olması ve Japonya’nın dünya çapında büyükelçiliklerinin güvenliği için ilave önlemler almaya başlaması bu kaygıları kuvvetlendirmektedir.

 

Hükümet silahlı kuvvetlerin; Japonya veya Japonya’nın müttefiklerinden biri saldırıya uğradığında ve bunun sonuçları Japonya’nın varlığını ve halkını açıkça tehdit ettiğinde; saldırıyı bertaraf etmenin veya Japon topraklarını ve halkını korumanın başka şekilde sağlanmasının mümkün olmadığı durumlarda kullanılacağını ve güç kullanımının gereken en minimum şekilde olacağını dile getirmektedir.(5)  Ancak bu şartların muğlaklığı konuyu daha tartışmalı hale sokmaktadır. Yeni yasa pek çok soruyu beraberinde getirmektedir. Bu değişiklik Öz Savunma Kuvvetleri’nin rolünü ve görevlerini ne şekilde etkileyecektir? Başbakan Abe, Japonya’nın Körfez Savaşı ya da ABD öncülüğündeki Irak işgali gibi çok milletli askeri operasyonlarda yer almayacağını vurgulamasına rağmen bu konuya açıklık getirmemiştir. Bir çatışma durumunda Japonya’nın Kore Yarımadası’na müdahalesi mümkün olacak mı? Bu durum bölgedeki silahlanmayı artırarak bölgesel güvenliği baltalamayacak mıdır? Bu değişiklik Abe’nin nihai hedefi olan anayasa değişimine giden yolu mu açmaktadır?

 

Bu soruların cevabı henüz bilinmemekle birlikte bu adımın en fazla Çin’i rahatsız edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bilhassa Abe’nin bu yasanın Kore Yarımadası’nda savaş veya deniz yollarının bloke edilmesi gibi Japonya’ya yönelik güvenlik tehditlerine karşı ABD ile olan ittifaklarını pekiştireceğine ilişkin ifadesi, dolaylı olarak Çin’i hedef almaktadır. İktidardaki Liberal Demokrat Parti üyesi Junichi Ishii, “ulusumuzu çevreleyen güvenlik ortamındaki değişimler vakit geçirmeden harekete geçmeyi zorunlu kılmaktadır. ABD’nin dünya polisi olarak nitelendirildiği dönem geride kaldı.”(6) açıklaması da üstü kapalı biçimde Çin’in bölgede artan gücüne atıf yapmaktadır.

 

Diğer taraftan ifade etmek gerekir ki söz konusu yasa Şinzo Abe’nin popülaritesini önemli oranda düşürmüştür. Zira 30 Ağustos 2015’te Japon Parlamentosu önünde gerçekleştirilen protesto gösterileri İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en fazla katılımın olduğu protesto gösterisi olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak 2014 yılında ani biçimde erken seçime giderek 6 yıl daha görev başında kalmayı garanti etmesi Abe’nin bu durumu öngörmüş olduğunu düşündürmektedir. Öte yandan bundan sonra hükümetin ivedilikle yeniden resesyona girme riskiyle karşı karşıya kalan ekonomiyi ele alması beklenmektedir ki ekonomi alanında elde edilecek başarının yeni güvenlik yasasına yönelik tepkileri geri planda bırakması ve Abe hükümetinin popülaritesini yeniden yükseltmesi ihtimal dahilindedir.

 

 

Son notlar:

1.Defense of Japan, Annual White Paper 2014, http://www.mod.go.jp/e/publ/w_paper/pdf/2014/DOJ2014_2-1-2_web_1031.pdf (Erişim: 21 Eylül 2015).
2.“Japanese soldiers could fight abroad again after security bill passed”, The Guardian, September 18, 2015
http://www.theguardian.com/world/2015/sep/18/japanese-soldiers-could-fight-abroad-again-after-security-bill-passed (Erişim: 21 Eylül 2015).
3.“Japan to allow military role overseas in historic move”, BBC News, September 18, 2015
http://www.bbc.com/news/world-asia-34287362 (Erişim: 21 Eylül 2015).
4.“Japan's security bills: Key questions about its impact on Japanese society”, South China Post, September 20, 2015,
http://www.scmp.com/news/asia/east-asia/article/1859933/japans-controversial-security-bills-key-questions-answered (Erişim: 24 Eylül 2015).
5.“Japan to allow military role overseas in historic move”, BBC News, September 18, 2015
http://www.bbc.com/news/world-asia-34287362 (Erişim: 24 Eylül 2015).
6.Japan Parliament Approves Overseas Military Expansion, The Wall Street Journal, September 18, 2015, http://www.wsj.com/articles/japan-parliament-approves-abe-security-bills-1442596867 (Erişim: 24 Eylül 2015).

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Back to Top